Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

temptation

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

temptation tarafından gönderilen her şey

  1. Ne dersin bu akşam, sen garip kişi, sen biçare, Ya sen kalbim, sen ki vaktiyle çiğnendin ey kalbim, Ne dersin en güzel, en iyi, en sevgili yâre, İlâhi bakışıyla nasıl şenlendin ey kalbim? -Feda olsun gururumuz onu övmek yolunda! Dünyaya değer emreden sesindeki tatlılık Meleklerin kokusu var o latif vücudunda; O gözler bize esvap giydirir sâfi ışık. İsterse geceleyin ıssızlık içinde olsun, İsterse sokakta kalabalık içinde olsun, O hayâl havada rakseden bir meşâle her dem! Bazan da konuşur: ?Ben güzelim emrediyorum, Hatırım için yalnız güzel sevmeni istiyorum; Baş koruyan meleğim ben, ilham perisi Meryem!? Charles BAUDELAIRE Çeviren: Cahit Sıtkı Tarancı
  2. "Sılaya dön" diye mektubun geldi; Sılayı sılada yitirdim anam. Biten takvimlere sattım gençliği, Uykuyu rüyada yitirdim anam. Özü bulmak için indim derine; Geç değdi ellerim dost ellerine. Salınca gönlümü mahşer yerine, Dünyayı dünyada yitirdim anam. Öteyi ötede, burayı burda, Güneşin nurunu bir başka nurda, İsa?yı çarmıhta, Musa?yı Tur?da, Adem?i Havva?da yitirdim anam. Kapattım kapımı "of" ile ah?a, Açtım penceremi sonsuz sabaha... Ağrımı, sızımı sorma bir daha, Onları orada yitirdim anam. Bu hiç, o herşeyden verince müjde, Silindi hayâller kalmadı gözde. Aşkım çiçek açtı yandığım közde, Aklımı, sevdada yitirdim anam. Ölçtüm ve düşündüm inceden ince; Sıyrıldı kılıftan "son" ile "önce" Mânâlar zihnimde şekillenince, Ben beni aynada yitirdim anam. Önce kökü dalda, dalı çiçekte; Çiçeği meyvede, meyveyi renkte; Var olan herşeyi bir çekirdekte, Onu da Mevla?da yitirdim anam
  3. Ben avcı olurum, o ceylan olur Kovalar dururum kendi gölgemi. Umut toprak olur, dert zaman olur İp takar sürürüm kendi gölgemi. Her kuşluk vaktine, her ikindiye Bölerim gölgemi üçe, ikiye Eli boş bebekler oynasın diye Armağan veririm kendi gölgemi. Gölgemde bir değil bin yara kanar Gölgeme değerse gölgeler yanar Geceleri gölgem yollarda donar Kar gibi kürürüm kendi gölgemi. Soyunur aynalar ışıktan, renkten Bazen akşamüstü, bazen çok erken Kuşlar gökten yuvasına dönerken Güneşte görürüm kendi gölgemi. Sevgi, dağ zirvesi; kin, dipsiz kuyu Karıştan kısadır hayatın boyu Kirletirse şayet toprağı, suyu Göğsünden vururum kendi gölgemi.
  4. Elimde demin Küçük bir saksı vardı Boş bir saksı Nasıl ağırmış meğer Nasıl kolum ağrıyor Boş Bomboş Çiçeksiz bir saksı
  5. İnsanları sevmek kolay değil, bir hürriyet bu çetindir memleketimde. Ben ille varım dersen bir gün pusuya düşersen, insanları sevmek büyük hüner. Bu dünyada yaşadığın şu kadar yıl, gerçekten, güzellikten, yiğitlikten payına düşeni alabilmişsen, vermişsen payına düşeni gerçek için, güzellik için, korkusuz direnirsin. Bilirsin, bir kere korku düşerse adamın içine, bir kere koparsa sevdiklerinden, mümkünü yok gitti gider. Söner gözlerinde güzelim ışık kararır, çirkinleşir yüzü önceleri utanır belki sonra vızgelir umurunda olmaz dünya. İnsanları sevmek büyük hüner insanlarla beraber.
  6. Kime ne desem Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Düünmeden biliyordum deniz ılıdı Dökülen çelik katı Yürüyenler yan yana Yüzümü günete dinlendirsem Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç Kurtulurdum Çok köprülü sular gibi git git bitmedi Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Saat sekizi geç vurdu Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna Düşünmeden biliyordum
  7. Yazdan kalma günler getirirsin kara kış içinde Bir serçe dala konar gibi güzel her söylediğin Don vurur kırağı çalar evrenimi Yüz güvercin pırr demiş gibi ürkerim her gidişinde Kulağımı çınlatan aşımı kotaran söküğümü diken Od düşer su serpersin içime Şaşırsam sesini duyarım Deniz kıyılarısın ağustos güneşinde
  8. Unuttum, nasıldı annemin yüzü Unuttum, sesi nasıldı annemin. Gece bir örtü olsun anılardan Kara yüreğime örtüneyim. Unuttum, nasıldı annemin gülüşü Unuttum, nasıldı ağlarken annem. Yaşam sallasın kollarında beni Küçücük oğluyum onun ben. Unuttum, elleri nasıldı annemin Unuttum, gözleri nasıldı bakarken. Kuru ot kokusu getirsin rüzgar Yağmur usulcacık yağarken.
  9. Bırak herşeyi bırak gülmeyi bırak sevgilim beni de bırak. Ayrılık neymiş gözlerden ırak sözlerden ırak güllerden ırak. Bir kuş olsa dağlar kanatlarında aklar saçlarında karalar uçur onları uçur onları belki yüreğin beni aralar. Bırak herşeyi bırak sevmeyi bırak sevgilim. Gözlerden ırak sözlerden ırak. Bu keder bu kasvet bana da sana da bir kara tuzak. Sema Sabuncu Terzi
  10. Garip bir duygu Seni sürekli arzu etmek Sarılıp bırakmamayi düşlemek Düşlerimde görmeyi istemek Garip bir duygu Bir taraftan seni sevmek Ama hayatima nasil katacağımı bilememek Gelecek planları edememek Garip bir duygu Kavuşacağımız anı beklemek Sana olan sevgimi göstermek Ve hepsinin bos bir hayal olabilecegini bilmek Burhan Altintop
  11. Gitme vakti Elveda tekrar kavuşmamak için. Elveda tekrar sevmemek için. Elveda tüm yaşananlar için. Gitme vakti Ne anlatırım ne acındırırım kendimi. Bir varmış bir yokmuş Her şey bir masalmış. Üzülmek yalanmış Cevahir Kul
  12. Siyah saçına kurban olduğum Nedir senin bu sitemin nazın Seni kendime helalim bildiğim Nedir senin bu sitemin nazın Değildin böyle ne oldu sana Sihirli bir elmi değdi sevdana Yaptıkların zor geliyor bana Nedir senin bu sitemin nazın Konuşalım desem bahane bulursun Bir anlam veremiyorum sen bilirsin Bilmeden seven bir aşığın ahını alırsın Nedir senin nedir bu sitemin nazın Avcıoğlu'nu yıprattın bıraktın yorgun Bu garip gönlüm artık sana dargın Kaprislerin inşallah geçer birgün Nedir senin bu sitemin nazın Fatih Avcı
  13. yağmurlar yağdı şehirlerine; ....................önce; acele acele, ................... sonra; yavaş yavaş. adımlarımla bende sokağındaydım; ................... önce; acele acele, ................... sonra; yavaş yavaş. ıslandım sevgilim bende yağmurlarında; ................... önce; sırılsıklam, ................... sonra; şimdi çekiliyor suların yavaş yavaş. dalgaların vardı ya hani sevgili; ................... önce; sıcak, yakıcı, ................... sonra; dingin bir liman gibi. ışıkları yandı-söndü şehirlerinin; ................... önce; sıra sıra, ................... sonra; bir karanlık, karmakarışık. gözgözü görmüyür artık; .................... önce; sen neredesin ki? .................... sonra; şimdi kiminlesin ki? Eyüp Demirci
  14. Hiçbir filiz kendi gölgesinden öte bir yerde ölümü tatmamıştır..? Ey gözlerime bahşedilmiş mucize, Ey yüreğime hediye edilmiş Cennet kokusu, Ey nefesime serpiştirilmiş bir yudum taze hayat, Kan ter içinde susuz dudaklarıyla ve semâya dönen dualarıyla ? bir avuç deryâ?yı ? dileyen bir Haziran Cumartesi vaktinden düşüyorum sen kokan bu satırları..Vaveylâ eden bir öğle saatinde bulunduğun yerin deli rüzgarlarında düşlüyorum seni..Deli esen rüzgara inat başını eğmeyen gözlerine baka baka seni sevdiğimi haykırıyorum dua dua.... Kulağımda yankılan Cennet şarkılarıyla yeniden huzuru doldururken seni çekiyorum içime.. Toprak kokan benliğimle deniz kokan türkülerin söylendiği yüreğine akıyorum.. Sen mavi bir deryâ, ben sana kavuşmayı arzulayan - ruhi haliyle- Leylâ.. Sana gelen yollarıma sunulmuş tüm engelleri teker teker aşarak sana koşuyorum. Yüreğimde toprak kokusu, yüreğimde sana bir an evvel kavuşma çoşkusu..Hadi sevgiliKapılarını, perdelerini sonuna kadar arala.. Mevcudiyetinin ve geleceğinin tek idamesi / gayesi koca yürekli ? umut ? sayfalarına bir ? Elif ? miktarı ?gül?ümse olmaya geliyorum.. Heybemde yetiştirirken her nefesine bir ? Elif ? miktarı huzuru kattığım birkaç sevda gülü ve nefesimde Cennet tahayyülü ile sana koşmaktayım..Yıllarca sana sakladığım yüreğimi benden emin olana ? sana ? katmaya geliyorum.. Yollarım sana, menzilim sana..Kan ter içinde kalan Haziran ayının aksine ben ? senin gözlerinde ? yaşlanmayı diliyorum.Senin mevcudiyetine idrakim tamamdır artık.. Gayri benliğim senin varlığında sonlansın sevgilim?Çünkü biz bir mucizenin gerçeğe en yakın halinde sevdik birbirimizi.. Biz ki; dallarında bir ? Elif ? miktarı huzur, köklerindeki taze umutları taşıyan gül-i râna?nın sevdaya sunulan bir avuç mutluluğuyuz.. Tedavülü çoktan kalkmış bir ömrün peyderpey yeniden yaşatılması değil bizim sevdamız. Bitkisel hayatta yaşayan bir bedene yeniden ömür biçmek degil yaşadıklarımız.. Ayrı gökyüzüne aynı gözle bakan bir sevdanın en yalın haliyiz.. Tümceleri sevda ile nakış edilmiş cümlenin içinde yüreği Cennet kokan bir özneyle ile bir yüklemiz.. Biz ki toprağın suya hasret kaldığı zaman diliminde gökten düşen - bir ? Elif ? miktarı ?gül?ümse?yiz.. Şimdi sevme zamanı.. Şimdi kavuşma zamanı..Gökten inen nurun toprakla kavuşmasında temaşa edilen mucizenin kelimelere dökülen haliyiz biz.. Sen ve ben bir?iz..Sen ve ben hep biziz.. Biz ki ;bir ? Elif ? miktarı huzuruz yetim ceylanlara hediye edilen.. Biz ki; taze gülüz nadasa bırakılmış topraklarda yeniden yeşeren.. Ve biz ki, birbirimizin kaderine yazılmış bir ömürlük sevdayız yıllarca kıyıda köşede delice beklenilen? Nefesindeki hayatla soluklandığım saklı sevdam, Sevda mucizesinin yeniden tezahür ettiği gözlerine yaşat beni.. Sonra da yeşil Cennetindeki gonca güllerinle sar beni?Hadi sevgili durma öyle.. Mavi bilyelerin cam soğukluğunda üşüyen yüreğimi sıcak şefkatinle kundakla. Üzerinde ütüsüz gömleği bir de yamalı pantolonu ile sana koşan bu adamı ilkokul cağındaki örgülü saçlarıyla siyah- beyaz fotoğraflara bile renk katan yaşı küçük ama yüreği büyük o kahve gözlü kızın yüreğine al..Gözlerinde her gün tekrarlanan bayram sabahlarının güzelliğine kat beni.. Baktığın her gökyüzünde benim gülen yüzümü görebilecek kadar benimse beni..Bir an tıkanan hayatın içinde anlamını idrak edemediğimiz ama onsuz mevcudiyetimizi idame ettiremediğimiz nefesinle sev beni.. İçine çek beni.. Taaa ciğerlerine doldur beni. Uzaklığımı unut, nefesime sokul.. Şah damarlarımdan bir an bile ayrılma sevgili.. Yoğunluktan bitap düşen yüreğimi nefesinle tazelendir.. Hadi el gibi sevgili durma yanımda . Ne olursa olsun yaşat beni yaşadığın sevdanın en yalın zamanında.. Kapı zile basan kişinin aşikâr olmasına inat sen hep benden başka her şeyi unutacak kadar sev beni.. Hadi sevgili.. Bu Cumartesi bana memleketinden güneşler topla heybene..Biraz da deli esen rüzgardan doldur eteklerine..Bana gelirken toz toprak koksun yüreğin? Ellerin ise huzur? Şimdi seni bekliyorum aynı gökyüzünün altında. Sana kanatlanmak üzereyim.. Hicretim sana.. Yollarım sana? Menzilim sanadır.. Unutmadan sevgili.. Gözlerimi kapattım.. Hani her zaman sana dediğim gibi? bir gün gözlerine bir şey olur da bir göz gerekirse karanlıklarına.. İşte bak yine gözlerimi sana verdim.. Kapattım ışıklarımı.. Annemin tülbentiyle perdeledim güneşi.. Sağım- solum karanlık mı sanıyorsun şimdi.. Tut ellerimi şimdi.. Gözlerin ışığım, adımların adımlarım olsun?Hadi gözlerimi kapattım ve kulağımda Cennet şarkılarıyla çoşarken kulağına fısıldıyorum sevgili? ? Senden başka her şeyi unutacak kadar seviyorum seni ..." ???... Hep bir ? Elif ? miktarı ?gül?ümse ne olur? Çünkü; gülmek sana yakışıyor..... Gülümse ne olur? Gülümsediğin, Bende yaşadığın, Beni ? sende ? yaşattığın için ? Eyvallah sevgili eyvallah?.? İsmail SARIGENE
  15. Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek. Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek. Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun? Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek... Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun? Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak. Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun? Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek. Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun? Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak. Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun? Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime. Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun? Nereden bileceksin? Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım. Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım. Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni.. Ama sen hiç benimle olmadın ki... YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN... Can YÜCEL
  16. Sevda yolu aşka gider Aşk yolcusu sevilmez mi? Gülistanda açar güller, Koklamaya gidilmez mi? Tul-ı emel Çalab''adır. Mezar taşı kalabadır. Gördüm ölmüş yatanların, Ahretinde dirilmez mi? Uçan kuşa kanat gerdim, Karıncaya yolum verdim. Çiçeğe suyun gönderdim. Kuru toprağın bilmez mi? Dervişi kul hakkı yakar, Terazide tartmaz satar. Günahtan sakınan bir er, Cennetine verilmez mi? Ademi saldın dünyaya. Gece ışık koydun aya. Hallac ile geldik yaya, Hak babından girilmez mi? Ne Yunus''um ne Mevlana, Benim işim aşktan yana. Leyla ile Mecnun''una, Sevda veren bilinmez mi? İlhan oldum unutuldum. Sevda nehrinde yutuldum. Dost meclisine katıldım, Bir söz hakkı verilmez mi? NOT: Tul-ı emel: Sonsuz istek, dilek Çalap: Allah. Bab: Kapı İlhan Büyükyörük
  17. En tepede Ulu Cami, asırlık çınar, Yanında saat kulesi her saat çalar. Pazarında bol desenli kilim halılar, Ümmü''sü çayda, Yolları yayla, Serenler, Oynar efem, bu ne güzel diyar yarenler. Şehir girişinde sağda, Asri Mezarlık. Seccade''nin bayır düzü eski Maşatlık, Tepesinde ay-yıldızlı desen nazarlık, Ümmü''sü çayda, Yolları yayla, Serenler, Oynar efem, bu ne güzel diyar yarenler. Gölden yana düz ovada ekin ekilir. Susamlık''ın yamacına çamlar dikilir. İki tepe arrasından çaylar dökülür. Ümmü''sü çayda, Yolları yayla, Serenler, Oynar efem, bu ne güzel diyar yarenler. Karaburun Tepesi''ne çöker bulutlar, Bulut şehre yağmur olur yağar umutlar. Şekerden, baldan tatlıdır baharda dutlar. Ümmü''sü çayda, Yolları yayla, Serenler, Oynar efem, bu ne güzel diyar yarenler. Ceviz ezmesinden almış kızların huyu. Çeşmeleri berrak akar pek serin suyu. Antalya''nın yol üstünde durur İnsuyu. Ümmü''sü çayda, Yolları yayla, Serenler, Oynar efem, bu ne güzel diyar yarenler. Yeşil Tepe etekleri badem ağacı. Güneşte, son çiseltinin kubbeli tacı, Yedi renge kucak açar ruhun ilacı. Ümmü''sü çayda, Yolları yayla, Serenler, Oynar efem, bu ne güzel BURDUR yarenler. Not: Yaren=Arkadaş Maşatlık= Gayri müslim (Yahudi) mezarlığı. Ümmü''sü çayda, Yayla Yolları, Serenler=Burdur''a ait Folklorik müzikler İlhan Büyükyörük
  18. martıların ayak sesleri olur mu ben duydum, hemde tıpır tıpır yürüyorlardı denizin üzerinde sular fışkırtıyorlardı birbirlerinin üstüne oynuyorlardı,keyifliydiler bugün kuğu gibi süzülüyorlar, hasrete kanat çırpıyorlardı bir dansları vardı ki muhteşem, seyre doyum olmuyordu martı olasım geçiyordu içimden, engin, bucaksız denizlerde kanat çırpmak hayata ve özgürlüğe hesapsız, kitapsız yaşamak hürce özgürce yaşamak! kim martı olmak istemez ki sorarım size! Gülce Şeren
  19. Ayrı duran kalpleri bağladık dost bağıyla, Sevda yeline saldık,bir örümcek ağıyla. Mavi sümbül, menekşe, isterim benim olsun. Izdırap gülleri mi? Bırak dalında solsun. Anlatılmaz bir duygu selindeyim bu akşam. Seni görür gibiyim hangi tarafa baksam. Tatlı rüya, ey hayal, aslın nerde? O gelsin. Sen ne derde bir çare, ne vakitsiz ecelsin. Sen aklıma geldikçe; derin bir of çekerim. İçimi sızı kaplar, yaralanır yüreğim. Sevdamı bindirip martı kanatlarına, Ümidimi bağlarım mahşer atlılarına. Sinemdeki küllü kor, şimdi artık volkandır. Yanağımdan süzülen gözyaş değil al kandır. Ruhumdaki hicrana kim verir bu hiddeti, Esrarlı ney sesinde belki durur şiddeti. Lüle lüle saçların koşuşurken sehere, Işık ol gel güzelim, çıkmadan son sefere. Yedi renkte buluşup bir demet nur olalım, İsrafil''in nefesi, çaldığı sur olalım. Akşamın duyguları gömülürken şafağa, Dökülüyor insanlar evlerinden sokağa. Izdırap içinde gün, yükselirken ufuktan, Her yer çok sıcak ama, sevdam üşür soğuktan. Sevdaları sararım şafağın tüllerine, Hergün lanet okurum, gurubun güllerine. Ne şafağın sevabı, ne gurubun günahı Yoktur, bilirim amma, bunlar gönlümün ahı. İlhan Büyükyörük
  20. Ancak; gelir bilirim, ayrılığın zamanı. Sanma! Dostlar gidince, unutur hatıranı. Fakat emin değilim? ! .. Unutulmaksa kader. Itır kokan saçımdan, bir tel anmana yeter. Ömrün adaleti yok, belki biter bu gece. Gel beraber olalım söylenmeden son hece. Sonsuza dek dolalım mutluluğun nuruyla, Çalarken uyanalım İsrafil''in sur''uyla. Şu sevdalı gönlüme çok aradım bir çare. Tam buldum dediğimde yine gönül biçare. Gün batarken başlar hep, sevdaların azabı. Ben sevdalı bir gönül, sense Tanrı gazabı. Seni gördüm rüyamda coştu hayal dağlarım. Volkan oldu gönlümde, viranedir bağlarım. Sevdaları sarmışken şafağın tüllerine, Lanet ettim yeniden gurubun güllerine. Gece,ay, bir kitabe, yıldızlar mısra mısra. Gökyüzünde dolaştım ulaştım binbir asra. Güzellikler getirdim asırlardan çekerek, Aç ruhumu kandırdım, karanlığı içerek. Sevdam seni görmedim, hasret kaç asır oldu. Dolunayı aradım, bilmem nasıl sır oldu? Uzandım yıldızlara, mısraları yazarken, Gün doğdu üzerime, kitabeyi kazarken. Bu nedenle yazdığım şiirler yarım kaldı. Sevdaları üstümden, hep doğan günler aldı. Gece doğan hüzünleri gündüzlere bağlarım, Gündüzleri hep dolup, geceleri ağlarım. İlhan Büyükyörük
  21. Ağlayan güller ile, yandı, kül oldu yürek. Hicranın denizinde, çekilmez oldu kürek. Leylakların altında sarhoş olmak var iken, Issız bir adadayım, ne gül biter, ne diken. Karanlık bir gecede, bilmezsin ne haldeyim, Işıksız, rutubetli, derin bir mahzendeyim. Zararı yok, yüzünü biraz sıkça görseydim, Izdırap kuyusunda, ümitsizce ölseydim. Bülbülün hasretini gizliyorum her gece. Çaresizlik içinde söyleyemem tek hece. Hani? ! . Çeşmende su yok, yüreği soğutmaya, Ancak bazen gelirsin, şu gönlü avutmaya. En güzel duyguları derleyip sunsam sana, Lakin anlayamazsın, belki kızarsın bana. İnan başka kastım yok, uzanıyorsa elim, Kırmak değil sevmektir, seni bir tek emelim. İntizarın rüzgarları, insanları savurur. Lahde gireni günah ateşleri kavurur. Niçin gün doğarken sen bulunmazsın yanımda? Son baharın sabahı donar kalır kanımda. Sana bunu yazarken, gece boyu kağıda, Erken battı mehtabım, şafak söktü doğuda. Çobanın türküsünde, ben yolunu gözledim. Yalnızlığa garkolan, geceleri özledim. Viran olmuş gönlümde, duydum baykuş sesini. İstemedim alayım, sabahın nefesini. Mısralarla ulaştım, geceleri ben sana, Umutsuz değil gönlüm, dallarıma konsana. İlhan Büyükyörük
  22. Çıldırmak üzereyim, sen yine aksini san, Kuzuların sesizliğinde, bilsen can ne perişan, ne çıldırması gülüm, ya delirmişim çoktan, ya delirmek üzereyim, Sana da yakın mıyım? Yoksa bir yabancı mı? Unuttum bu sualleri, cevapları anlamını yitirdi, Böyle deli bir sevdanın, yıkıntısı altında, dudaklarım suskun, yüreğim kuytularda, çığlık çığlığa sensiz, sen yine de duyma... Bilmem sende böyle, boşlukta yürür müsün? Yoksa dünya derdiyle, Kelepçeli, hürmüsün? Ben de abdala eşdeğer, sevdam için yaşamış, onun için şimdi can veriyorum, Yine de bunları boşver, sen dünya gailesiyle, yeni bir araba, yeni bir ev, küçülsün gözümde, büyüttüğüm dev, Belki anlarsın bir gün, yada anlar, anlamazsın, düzenin bozulmasın, yaşayamaz ölürsün, Ben ise canım, Aşkımla yaşar, Aşkımla ölürüm, Anlayamazsın... Belgin Turan
  23. geçen gün menekşe aldım pazardan ıssız bir koya düştü yolum kumsalında dolaştım yalınayak denizkestaneleri topladım kıyıdan midye kabuğu doldurdum ceplerime kimi sedefli kimi çizgili yarı gömülü olanlara gitti elim hep var mıdır sence bir sebebi güneş sen gibi yakmadı yine de denizin tuzu değildi yanaklarımdan dudağıma süzülen neden menekşeydi bilmiyorum Hanife nine seni sordu sabah kara gözlü yiğidim nerede dedi, diyemedim desem de anlayabilir miydi? yaz güze döndü de soframda hala eksik tabağın o günden beri yatağın sen tarafında yatmıyorum çektiğimiz zulüm yetmedi mi adamım neden menekşe aldım bilmiyorum kedimizin yavruladığını söylemiş miydim hepsini dağıttım komşulara biri hariç ona kıyamadım o kadar ben ki dünden beri menekşenin dibinde uyuyor seversin diye sütlaç yapıyorum kaşık dönüyor da dönüyor yüreğimin yanık kokusu burnumda gözlerim dalgın, sözlerim düğüm arada telefona bakıyorum ekranı kapkara menekşeye su verdim mi acaba unuttum bak saçlarımı istediğin gibi boyattım sevdiğin bluzum var üstümde kolyeni de hiç çıkarmıyorum boynumdan her sabah gelişine hazırlanıyorum kapıyı açtığımda beni istediğin gibi gör diye ilaçlarımı da almıyorum ne zamandır kulaklarımı da tıkadım duymuyorum hiçbir şey gözlerim yolda, bir de bahçede ki kuru dallarda durgunluğumu soranlara hiç diyorum hiç menekşe güneşsiz kaldı RENGİN ALACAATLI
  24. Lacivert akşamlara düşerken yolum Seni belleğimin ortasına çiziyorum Ömrümün doğusunda uzak bir ülke gibi Gece gündüz seni düşünüyorum Issız bozkırlarda yorgun kardelenim Yeni bir bahara demir atıyor kalbim Gözlerin yağmurlu bir akşam sanki Islanıyor sana baktıkça düşlerim... Dokunduğun yerlerde kokun kalmış Sevenlerin kapısını yalnızlık çalarmış Seni sevmek güzel şey sevgilim Aşk dediğin şey deli bir rüzgarmış Adını mırıldandıkça susuyor mısralar Yetmiyor gülüşüne bulduğum anlamlar Sesini koy sesimin yanına sevgilim Seni anlatmalı bu akşam tüm şarkılar.. Karahan Yılmaz
  25. yol bitti aklım karanlık bir deniz derin soğuk ve sessiz aklım sahile vuran bir dalga parça parça aklım yakamozu yitmiş bir liman derinlerde ölü aşklar saklayan Zati Erbaş