Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

ersendevrim

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

ersendevrim tarafından gönderilen her şey

  1. Sarı veriyor iliklerime kadar ansızın Saman alevi gibi, feryatsız yanıyorum ne çare Girdabında boğulurken çöpçatan bakışların Saf ve mahcup halini özledim, bilmem kaç kere Yarını düne ekledim, ayları saatlere Yolunu gözledim her gün, bilmem kaç kere Gitmek istedim sorgusuzca, kendimden de ötelere Koştum, yoruluncaya kadar, bilmem kaç kere Üstümü örten simsiyah bir bahardı, yalnızlık Karanlık sabahlara uyandım, bilmem kaç kere Daha ne kadar sürer, bu kendimi kandırmışlık Hüzünlerin ardına saklandım, bilmem kaç kere Yokluğunun ağır sessizliği, sızladı durdu hep içimde Her nefeste dinledim kalp atışımı, bilmem kaç kere Yaşıyorken mehtapları, yakamoz gelgitlerinde Ansızın uzanacak ellerini bekledim, bilmem kaç kere
  2. Ve gidiyorsun Dağlar gibi umutlarımı yıkarak Ve gidiyorsun Deli dolu bir sevdayı ardında bırakarak Telaşlı, derinden solurken nefesi Sildim diyorsun, bir kalemde her şeyi Zoru severdin ya, hani Ve ardına bakmadan, Gidiyorsun Şubat soğuklarıyla, esiyor içime rüzgar Yağıyor gönlüme, çisil çisil yağmurlar Hep aynı mı, bu ayrılıklar Sonu bekler gibi, yaşananlar Ve Sen umutlarımı çalarak, Gidiyorsun Unutulacak üç, beş an gibi mi geldi hatıralar Nedir bu, yüreğime yağan damlalar Tazelenmez mi, her aklıma geldiğinde içimdeki yaralar Ve yalnızlar rıhtımında bırakıp beni, Gidiyorsun Gün gelir hatırına düşerim belki Bir temmuz akşamı veya bir kış günü Pencerene konmuş, kanadı kırık bir kuş gibi O gün anlayacaksın belki Senin için, sana beslediklerimi Ve sen, gardan, son trenin kalkışı gibi Hiç bilmediğim bir meçhule, Gidiyor olacaksın
  3. Günümde sen, gecem de sen, her uyandığımda karşımda sen, sen olmasan, ne yapardım bilmem ki ben, böyle mecnun olur muydum ben... bir elmanın iki yarısı, sen ve ben güneş ile ay; sen ve ben, Ne uzaklaşır, ne kavuşuruz, hem dargın, hem barışığız sen ve ben? Gece rüyalarda, gündüz hayalimde sen, Mavi gözlerinle, mehtaplı denizlerde sen, Ellerimde kan kırmızı güllerle ben, Bir aşk rıhtımında, bir nefes; sen ve ben?
  4. Ey yüreklere sevda eken nazlı dilber Baharın ılık esen samyeli ile, gel Her yanda açıversin laleler, menekşeler, güller Yalnızlık sinemi daraltmadan, gel İnce ince bir ah ile geçerken zaman Gecenin karanlığı ufka uzanmadan, gel Sevdanın kor ateşi bağrımı dağladığı zaman Buzlu soğuk sular ile, toroslardan akar gibi, gel Fuzuli gibi, aşk-ı mecnun istidadından Gönül kendini çöllere vurmadan, gel İlahi sur ile, can bedenden ayrılmadan Fani ömrüme ab-ı hayat gibi, gel Çare bulmaz ki bu gönül, tabip ile, merhem ile Bir seni arzuhal eder, gel Mutmain olmaz bu gönül, mal ile, servet ile Bir aşk-ı sevda ile dolu, gel
  5. Sen koparmıştın, beni benden Unutmaya çalışmadım...sanma Ellerin elimden sebepsiz koparken Olmadı, senin yerin dolmadı Hep bir şeyler yarım kaldı Dudağımda buruk sevdanın tadı Hayat böyle anlamsız olmazdı Olmadı, senin yerin dolmadı Gökyüzünü hüzün bulutları kaplamış Bir matem havası var, üstümde Gönlüme usul usul yağarken ayrılık Olmadı, senin yerin dolmadı Gönlümde isyanım kendi kendime Yıkıldım, kahroldum inan gidişinle Nerdesin Bilmem, şimdi nerelerde Olmadı, senin yerin dolmadı
  6. Karanlık uzanırken şehre ansızın Bir hayaldin sen Yollar aldı götürdü seni Sonsuz bir karanlık ardında Çocukça feryadım yankılandı sokaklarda Söyle yalnız birkaç satır için mi? Geçti bunca sene Senden habersizce Masum gülüşünle Hala aklımda çocuksun Çok zor değildi duyabilmek sesini Ufuklar kadar uzak olsa da düşümde
  7. Saatler yalnızlığa vurunca Bir hayalsin artık sen Ne ellerini uzatabilir Ne gözlerime bakabilirsin Her saniyesi isyandan isyana Sürüklenen anları sezemezsin Durma Git uzaklara Bilemezsin Ben ne haldeyim
  8. Koparırken daldan gülü Bir türkü hep hüzünlü Yaşamak nefes almak değilmiş Ağlamakmış gülmeden önce Arama aradıklarını Kaybolan mazilerden Umutsuz çıkılmazmış Dipsiz kuyular içinden Bir sevda olsun yaşamak Masallar gibi derinden Yürekler kurtulsun artık Canlar Pazar yerinden
  9. Arıyorum seni Ne gecem, ne gündüzüm kaldı Bekliyorum seni Ne umut, ne mutluluk kaldı Hiç olmazsa, bir selam yolla Sevginden Ne bir söz, ne bir haber kaldı Her mektupta yolladığın birkaç selam Bir yüzünü göster, et birkaç kelâm Yetmedi mi bu hasretlik sevdam Yine mi bir tanem, Özleme Devam Yüreğimde açıyor, aşkın gülünü Hasretin kaplıyor, sarhoş gönlümü Yalnızlık paylaşır, bütün hüznümü Yine mi bir tanem, Özleme Devam Hep böyle mi olacak aşkım Baharı görmeden solacak yazım Kim duyar, anlar kendime isyanım Yine mi bir tanem, Özleme Devam
  10. İşte biraz sonra geleceksin Uykusuz gözlerimden habersizce Karanlıktan kurtulmuş boş sokaklardan Geçip gideceksin Biraz Sonra Güneş haber salmış geceye Karanlık uzanmış Sararcasına gökyüzüne İşte o an geleceksin Yorgunluktan yıkılmışcasına Biraz Sonra Biraz Sonra Ben yine hasret doluyum Seni anıpta bedbahtça Uykumdan uyanacağım Sen yine habersiz ıssız yollarda Umutlara uzanırcasına dalıp gideceksin Biraz Sonra
  11. Ümitle yeşerttiğim aşkım Denizde bir kum tanesi Boğulurken tane tane baharım Gönlümün sevdalısı gel, ol Dudağımda kilitlenir İsminin ilk hecesi Aşkın bir kandamlası misali Sarar büsbütün içimi Yakıp kavurur sanki Yok hiç insafı Bir damla su gibi, ol Gel, dol içime Dileğim benden başka Hiç kimse görmesin seni Aşkın bana lütfedilmiş Sevmesin başka hiç kimse seni Duyayım her seferinde O heyecanlandıran sesini İçimi öyle yak Öyle ürpert ki bedenimi Ne bir ah çekeyim Ne de bir intizar Duman duman sindireyim hep seni Gel, Ey gönlümün zalim güzeli
  12. Gözyaşlarımı, senin için saklayacağım Belki görürsün diye, damla damla Gözlerimden yüreğime doğru, bir akışla Hep seni bekleyeceğim Karanlık gecelerin sonunda Belki mutlu olacağım Belki de yokluğun ile bedbaht Ölümsüz sevdalara nispet Son noktayı, hep aşk adına koyacağım
  13. Sen, daha önceki sevdalar gibi değilsin Seninde gözlerin kara Kaşların simsiyah, ok misali Ama, sende yüzü güldüren başka bir hava var, Bir şarkı, söyler gibi bakışların Hiç yazılmamış, bir beste gibisin Sen, eski sevdalar gibi değilsin Bırak, tutuşsun göz bebeklerin Bırak, umutların sonbahar rüzgarıyla serinlesin Derdin varmış eskiden; Sana yapılanlar haksızlıkmış Bırak, söyleyen ne isterse söylesin Bir tek sensin, sen olan Sen cama yansıyan buğulu suretlerden Daha gerçeksin Sen, eski sevdalar gibi değilsin Bir resim çizilir, duvarlara Taze umutlardan Bir güneş ışığı sızar Karanlıklara, sırdaş bulutlardan Her şey bir vesile arar Dile, sende vesile-i muhabbeti Sen, hiç karanlıklara doğmamış şafaklar gibisin Sen, eski sevdalar gibi değilsin
  14. Canımın özüne hapsetmişim, seni Nereden bileceksin ki, Gün boyu aklımdasın, kelime kelime Hece hece, gönlüme vurulmuş, bir bilmece Gözyaşı ile akarsın, katmer katmer gecelerime Hüzünle bir şarkı mırıldanır dururum, sessizlikte Her gün yaşanıyor içimi dağlayan, bu vesvese Kavuşmak ile kaybetmek arasında, bir bilmece
  15. Açmadı ki yüreğimde güller Her mevsim bana güz Bir heyecan ver Biraz ümit Aydınlanır bahtında gönlümün Karanlıkların ardında saklıdır Hep gündüz
  16. Bir sevinç doluyor içime, Gözbebeklerim büyüyor ansızın, Ayaklarıma doğru, bir heyecan kıpırtısı İvmeli bir kalp ritmi izliyor, ardından Adrenalin bombardımanı altında, tüm hücrelerim Tüm dengelerim alt üst oluyor, Seni düşündükçe Enginlerin en huzurlu hali, deniz gözlerin İnci tanesi sanki, dizilmiş sıra sıra dişlerin Ya o, ateşlere düşüren endamlı halin Tansiyonum alt üst oluyor, Seni düşündükçe Ilık rüzgar ile, tel tel olan saçların Kan kırmızı, tane tane konuşan dudakların Al al olmuş, hafif makyajlı yanakların Kendimden geçiyorum, Seni düşündükçe Dalarken hasretinle, ansızın uykulara Dolaşırız hayalinle, gideriz uzak diyarlara Doyumsuz sevdan ile, zamansız mekanlara Hep seni düşlüyorum, Seni düşündükçe
  17. Gözlerinde, bir bakış olsam bu gece, Adını tasvir etsem bilmeyenlere, hece hece Bir mahkum olsam, gözbebeklerine prangalı Kazısam adını sahillere, denizler gibi dalgalı Bir buse olup dolaşsam, gamzeli yanaklarında, Ufka salınan akşamın, bitmeyen mısralarında, Süslerken hayalin, semada yakamoz geceleri An vursun zamana, bütün perçinlerini Mutluluğun adı, raks ederken dudaklarında, Mehtabın parıltısını, koysam avuçlarına, Aynadan yansırken ahu yüzün, uzak diyarlara Gözlerinin mavisini çalsam, donuk tablolara Tutuşsun köz gibi duygular, avuçlarında Gecenin hiç sönmeyen, ışıklarında Var mı, yanında olmak gibi, bir hülya Uzasın sonsuza, seninle başlayan, bu rüya
  18. Bir mutluluğa hasret, bu yürek Umutsuzluğa kürek çeker gibi zaman, zaman Günden güne biraz daha tükenerek Kanser gibi hücrelerinde her an Sonbahar, dökülür dalından yaprak, yaprak Umut Fakiri yüreğim; saklanır köşe bucak Nisan yağmurlarıyla ıslanmış çiçekleri, Avuçlarında saklayarak İsterdi bu gönül, sevebilmek her şeyi Hiçbir şeyi sevmediği kadar Bir sürgün, sevdasız yaşar gibi; yaşamak Gönül mahkumu; hasret prangalarına vurularak Gün gelir, göçer gider, bu Deli yürek Tarih sahnesinden, tozlu sayfalara bürünerek Masal gibi sevdalara iç geçirerek?.
  19. Gözlerin eskisi gibi bakmıyor Bu suçlayıcı ifade neden Çıkar gözbebeklerinden isyanı Sevginin her damlası kaybolup gitmeden Bir hata deyiveriyorsan adına Masum bir gülücük düşsün ellerinden Ne yazsam belli edemez içimdeki buhranı Hiç farkı yok kahroluşumun Sırtından vurulmuş bir askerden Andıkça gülümsersin sanma Hep isyan edeceksin olanlara Sıyrılıp çıkınca ruhum bedenden Bir o vardı anılarda gülümseyen Gizli kalmış köşelerde Ağlayan bir çocuk Ezik kalmış sevgilerin hayali içinde Umutların girmediği kapalı bir penceredir Silinen her hayaldedir gözleri Nasıl olsa oda mazinin adıdır Resimlerde kalan Haykırışların sancısıdır...!
  20. Seninle elele kol kola dolaşırdık Üzgünüm bir daha olmayacak Her akşam yıldızları sayardık O günler, bir daha olmayacak Seni arayacak bomboş kollarım Bir şafak vakti Seni beklemek olmayacak Yasa bürünecek büsbütün yüreğim Sevdamız duasız kalacak İkimize yalvarışlar Bir daha olmayacak Deli deli esmeyecek rüzgar Son anda bir kuytuda buluşmalar Söyle, değdi mi bize yaptıklarına Yürekten gelen gülüşler, kayboldular Bir dahası yok Son bulmuş bu sevda Kaybolmuş mazide, kopan yapraklarla Tatlı anılarda, yerini alanlarla Bu sevda, bir daha yaşanmayacak
  21. Ellerimde, hicran gülleri Ve yosun tutmuş, yalnızlığım Canlandırırken, buğulu camlar hayalini Ah, benim vefasızlığım Ellerimde, Hicran Gülleri Ve onun, içimi acıtan dikenleri Hüzünle aşındırıyor dalgalar, sahili Ve yüzüme vuran, yağmur taneleri Ah o, saçlarının ilmek ilmek olmuş hali Ey yalnızlığımın, en kuytu köşesi, Bir ses vermiyorsunuz artık, değil mi? İçimi acıtıyor sunuz hâla, Hicran Gülleri Nisan rüzgarlarının, eşsiz melodisi Vapurun kalabalık içinde, ağır ağır limanı terk edişi Beynimi kemiriyor, şimdi Motorunun, ürpertici sesi Bir ben ve kırılan umutlar, Ve hatıraların, insan beynine kazınışı Hiç bu kadar bedbaht olmamıştı Otobüs yolculukları, Ve hâla, yokluğunun içimi burkuşu Ah şu ayrılıkların, hazin buseleri Sizde mi soldunuz, yalnızlığımı perçinler gibi Hicran Gülleri Yarım kalmış sigara ve kahve kokusu, Ve yolların, uzayıp giden gamsızlığı, Ey gecenin simsiyah boşlukları, Sende mi kaybettin, mehtabın o eski ışıltısını Yollar ve uzayıp giden zifiri geceler Yalnızlık ve yarım kalmış sevgiler Ve balkonda yaprakları solmuş, Hicran Gülleri
  22. Bir bahar düşle? Kupkuru dallarda açan, Bir tomurcuk misali, olsun umutlar Soğuk odalarda, özlemle tutuştuğun zaman Tutmak için elini, uzanan eller gibi, Vefakâr... Bir bahar düşle? Kasvet hayallerini üşüttüğü an, Hüzün boşalır ya, her bir yandan, Bir göz arar gibi, boşluğa baktığın zaman Belirir dalgalar arasında o an, yeşil kanatlı kuşlar? Düşle, bir bahar olsun? En demine vurduğu anda yalnızlıklar, Sızınca belleğinden, en can yakıcı hatıralar Haydi düşle, martı çığlıkları arkasında, yakamozlar Bir son gibi midir, yeni başlangıçlar Hiç umudum kalmadı, dediğin zaman Görünür, gecenin sonunda, parlayan ışıklar? Bir bahar düşle? Hayallerin ötesinde, Gökkuşağı ile, yedi renk canlandığı zaman, Bir tan ağartısı, hüzme hüzme karanlığı boğduğu zaman, Ruhtan bedene, umutlar ekildiği zaman, Ne güzeldir o, hayalleri süsleyen, baharları düşlemesi?
  23. Bir garip hüzünlerdeyim Ara bul beni, Sevdiğim Gülümsemiyor artık, yüzüm Sesimi duy, Sevdiğim Dilimde, bir acı intizar Kulağımda hala, kahkahanın sesi var Her köşede, seninle hatıralar Biraz neşe, biraz hüzün var Kırık dökük kalmışım, Sevdiğim Rüzgarlarla eserdi, baharın sam yeli Her nefeste doldururdu, sevdan yüreğimi Bir sonbahar günüydü, bıraktın ya ellerimi Bom boş kaldı gönül, Sevdiğim Bir garip hüzünlerdeyim Ara bul beni, Sevdiğim Gülümsemiyor artık, yüzüm Sesimi duy, Sevdiğim
  24. Günümde sen, gecem de sen, her uyandığımda karşımda sen, sen olmasan, ne yapardım bilmem ki ben, böyle mecnun olur muydum ben... bir elmanın iki yarısı, sen ve ben güneş ile ay; sen ve ben, Ne uzaklaşır, ne kavuşuruz, hem dargın, hem barışığız sen ve ben? Gece rüyalarda, gündüz hayalimde sen, Mavi gözlerinle, mehtaplı denizlerde sen, Ellerimde kan kırmızı güllerle ben, Bir aşk rıhtımında, bir nefes; sen ve ben?
  25. Nereye gittin, kayboldun bir anda Aradım bulamadım, seni dünyada Sihir miydin, yok oldun son anda Beni dünyamda, yalnız bıraktın