Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

admin

Administrators
  • Katıldı

  • Son Giriş

Blog Gönderileri tarafından gönderilen admin

  1. Konularına Göre Şiir Türleri

    Konularına Göre Şiir Türleri
    1. Lirik Şiir
    Duygu ve düşüncelerin coşkulu bir dille anlatan şiire lirik şiir denir. Eski Yunan edebiyatında şairler şiirlerini Lyra (lir) denilen bir sazla söyledikleri için bu tür şiirlere lirik denilmiştir. Lirik şiir, dünya edebiyatında en çok işlenen ve sevilen şiir türüdür. Lirik şiirler insan yüreğine seslenen, okunduğunda insanı duygulandıran, coşkulandıran şiirlerdir. Batı edebiyatında Rönesans devrim şairlerinin (Petrerca, Ronsard) daha sonra da ilke olarak içe dönüklüğü benimseyen romantik şairlerin (Lamartine, Hugo, Goethe, Schiller) duygusal ve öznel bir nitelik gösteren şiirlerin bu türün başarılı örnekleridir.
    Ne zaman seni düşünsem
    Bir ceylan su içmeye iner
    Çayırları büyürken görürüm
    Her akşam seninle
    Yeşil bir zeytin tanesi
    Bir parça mavi deniz
    Alır beni
    Seni düşündükçe
    Gül dikiyorum elimin değdiği yere
    Atlara su veriyorum
    Daha bir seviyorum dağları (İlhan BERK)
    Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak,
    Ben aşkımla bahar getirdim sana;
    Tozlu yollarından geçtiğim uzak
    İklimden şarkılar getirdim sana. Ahmet Muhip Dıranas
    Kara dutum, çatal karam, çingenem
    Nar tanem, nur tanem, bir tanem,
    Ağaç isem dalımsın salkım saçak
    Petek isem balımsın oğulum
    Günahımsın vebalimsin.
    Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
    Yoluna bir can koyduğum,
    Gökte ararken yerde bulduğum
    Karadutum, çatal karam çingenem
    Daha nem olacaktın bir tanem? (Bedri Rahmi EYÜBOĞLU)
    ENDÜLÜSTE RAKS
    Zil, şal ve gül. Bu bahcede raksın bütün hızı…
    Şevk akşamında endülüs üc defa kırmızı.
    Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir
    İspanya neş'esi ile bu akşam bu zildedir.
    Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,
    İşveyle devriliş, örtünüşleri…
    Her rengi istemez, gözümüz şimdi aldadır.
    İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır..
    Alnında halka halka aşüfte kakülü
    Gögsünde yosma gırnatanın en güzel gülü…
    Yahya Kemal BEYATLI
    **************************************
    Gönül gurbet ele çıkma
    Ya gelinir ya gelinmez
    Her dilbere meyil verme
    Ya sevilir ya sevilmez Erzurumlu Emrah
    Hani, o bırakıp giderken seni
    Bu öksüz tavrını takmayacaktın
    Alnına koyarken veda buseni
    Yüzüme bu türlü bakmayacaktın
    Orhan Seyfi Orhon
    ***********************************
    2. Pastoral Şiir
    Çoban ve kır yaşamını, doğa güzelliklerini anlatan şiirlere pastoral şiir denir. Pastoral şiirlerin her türlü süsten, yapmacıktan, gösteriş ve söz oyunlarından uzak bir yapısı vardır. Bunlara bukolik şiir (çoban şiiri) de denir.
    Pastoral şiirin iki biçimi vardır:
    İDİL: Bir ozanın ya da çobanın ağzından yazılıp kır yaşamının çekiciliğini, güzelliğini anlatan çobanın aşkı yansıtan kısa şiirlere denir.
    EGLOG: BİR kaç çobanın karşılıklı konuşmaları yoluyla oluşturulan, aşk, kır yaşamı üzerine duygu ve düşüncelerini yansıtan pastoral şiirlere denir.

    Avludan geçtiğini gördü gelinin
    Suya gidiyordu öğle güneşinde
    Ardında bebesi yalınayak
    Geride Karabaş
    Tozlu yoldan
    Söğütlerin oradaki çeşmeye
    Yalağında bulutlar yıkanan çeşmeye
    Oktay RIFAT
    **************************************
    Gümüş bir dumanla kapandı her yer
    Yer ve gök bu akşam yayla dumanı
    Sürüler, çeşmeler, sarı çiçekler
    Beyaz kar, yeşil çam, yayla dumanı
    Ömer Bedrettin UŞAKLI
    ******************************************
    BİNGÖL ÇOBANLARI
    Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
    Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.
    Bekçileri gibiyiz ebenced buraların,
    Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
    Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
    Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,
    Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
    Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
    Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına.
    Kemalettin Kamu
    ************************************
    ÇOBAN ÇEŞMESİ
    Derinden derine ırmaklar ağlar,
    Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
    Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
    Ne söyler su dağa çoban çeşmesi.
    Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
    Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
    Tarihe karıştı eski sevdalar.
    Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
    Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi…
    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
    ********************************************
    3. Epik Şiir
    Epik sözcüğü, Yunancada destan anlamındaki epope den gelmektedir. Yazının bulunuşundan önceki dönemlerde ulusların hayatında derin izler bırakan tarihsel olayları dile getiren destanlar epik şiir sayılır. Epik şiirlerde yiğitlik, kahramanlık, savaş. temaları işlenir. Her epope ( destan) ya da epik şiirlerde tarihsel bir gerçek vardır. Epik şiir bu gerçekten kaynaklanır. Epik şiirlerin çoğu, okuyucuyu coşkulandırdığı için lirik özellikler de taşır.

    Durduk, süngü takmış kafir ayakta
    Bizde süngü yok
    Bir hayret kızıllığı akardı üstümüzden
    Dehşetten daha çok
    Durduk, süngüsü düşmanın pırıl pırıl,
    Önümüze çıktı bir gündüz,bir gece
    Korku değil haşa
    Bir büyük düşünce.
    F.Hüsnü DAĞLARCA
    *************************************************
    Kalktı göç eyledi Avşar elleri,
    Ağır ağır giden eller bizimdir.
    Arap atlar yakın eder ırağı,
    Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
    Belimizde kılıcımız Kirmani,
    Taşı deler mızrağımın temreni.
    Hakkımızda devlet etmiş fermanı,
    Ferman padişahın, dağlar bizimdir.
    Dadaloğlu'm bir gün kavga kurulur,
    Öter tüfek davlumbazlar vurulur.
    Nice Koçyiğitler yere serilir,
    Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.
    Dadaloğlu
    *******************************************
    4. Didaktik Şiir
    Belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü zayıf şiir türüdür. Eski çağlarda ozanların eğitici öğretici bir kişi olduğu kabul ediliyordu. Eski Yunan edebiyatında Hesiodos bu türün ilk örneklerini vermiştir. Türk edebiyatında "ta'limî" terimi de aynı anlamda kullanılmıştır. Manzum hikâyeler ve fabllar da bu gruba girer.
     
    KARGA İLE TİLKİ
    Bir dala konmuştu karga cenapları;
    Ağzında bir parça peynir vardı.
    Sayın tilki kokuyu almış olmalı;
    Ona nağme yapmaya başladı:
    "Ooooo! Karga cenapları, merhaba!
    "Ne kadar güzelsiniz; ne kadar şirinsiniz
    "Gözüm kör olsun yalanım varsa
    "Tüyleriniz gibiyse sesiniz
    "Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın."
    Keyfinden aklı başından gitti bay karganın;
    Göstermek için güzel sesini
    Açınca ağzını düşürdü nevâlesini.
    Tilki kapıp onu dedi ki: "Efendiciğim,
    Size küçük bir ders vereceğim;
    Alıklar olmasa iş kalmaz açık gözlere;
    Böyle bir ders de değer sanırım bir peynire"
    Karga şaşkın, mahcup biraz da geç ama,
    Yemin etti gayrı faka basmayacağına.
    Çev: Orhan Veli
    ******************************************
    Şunlar ki çoktur malları
    Gör nice oldu halleri
    Sonucu bir gömlek imiş
    Anında yoktur yenleri
    Yunus EMRE
    **************************************
    Tembellikten vazgeçelim,
    Okumayı yol seçelim,
    Okumak, bilmektir derim,
    Daha çok okumak gerek…
    Bülent Özcan
    ***************************************
    Kitap en iyi arkadaş
    Bana neyi sorsam söyler.
    Ne anlatsa en sonunda
    Çalış, iyi, doğru ol der Fazıl Hüsnü Dağlarca
    Güzel dil, Türkçe bize,
    Başka dil, gece bize.
    İstanbul konuşması
    En saf, en ince bize
    Ziya Gökalp
    ******************************************
    5. Satirik Şiir
    Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru olur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.
    KUYRUKLU ŞİİR
    Uyuşamayız, yollarımız ayrı;
    Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
    Senin yiyeceğin kalaylı kapta;
    Benimki arslan ağzında,
    Sen aşk rüyası görürsün, bense kemik.
    Ama seninki de kolay değil kardeşim,
    Kolay değil hani,
    Böyle kuyruk sallamak Tanrının günü.
    Orhan Veli KANIK
    ********************************
    Pek rengine aldanma felek eski felektir
    Zira feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönektir
    Allaha sığın şahs-ı halimin gazabından
    Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir
    Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
    Şirin dahi kasdetmesi cana gülerektir
    Bed asla necabet mi verir hiç üniforma
    Zerdüz palan ursan eşek yine eşektir
    Bed mâye olan anlaşılır meclis-i meyde
    İşret, güher-i âdemi temyize mihenktir
    Nush ile yola gelmeyeni etmeli tektir
    Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
    Nâdânlar eder sohbet-i nâdânla telezzüz
    Divânelerin hemdemi divâne gerektir
    Aff ile mübeşşer midir eshâb-ı meratip
    Kanun-i ceza âcize mi hâs demektir
    Milyonla çalan mesned-i izzetde serefrâz
    Bir kaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir
    İman ile din, akçadır erbâb-ı gınâda
    Namus ü hamiyyet sözü kaldı fukarada (Ziya Paşa)
    Benim bu gidişe aklım ermiyor
    Fukara halini kimse sormuyor
    Padişah sikkesi selam vermiyor
    Kefensiz kalacak ölümüz bizim
    6. Dramatik Şiir
    Tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu durum dram tiyatro türünün (19. yy.) çıkışına kadar sürer. Bundan sonra tiyatro metinleri düz yazıyla yazılmaya başlanır.
    Dramatik şiir harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedi ve komedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üç kere çıkmıştır.
    Bizde dramatik şiir türüne örnek verilmemiştir. Çünkü bizim Batı'ya açıldığımız dönemde (Tanzimat) Batı'da da bu tür şiirler yazılmıyordu; nesir kullanılıyordu. Bizim tiyatrocularımız da tiyatro eserlerini bundan dolayı nesirle yazmışlardır. Ancak nadirde olsa nazımla tiyatro yazan da olmuştur. Abdülhak Hamit Tarhan gibi…
    Batı edebiyatında Corneille, Racine, Shakespeare;Türk edebiyatında Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan, Faruk Nafiz Çamlıbel dramatik şiirin en güzel örneklerini vermişlerdir.

    Halketsem esirlerle leşker,
    Mahveylesem ordularla asker,
    Olsa bana hep mülûk çâker;
    Cinsince o iktidar münker,
    Fevkimde uçar tuyûr-u kemter!
    Âvâze-i dehr iken tanînim,
    Gördüm ana değmiyor enînim;
    Milletlere karşı âhenînim;
    Bir âfete karşı nazenînim.
    Afetse de ey ilâh göster!
    Bilmem bana ân mı, şân mı lâzım?
    Gülbün mü ya kehkeşân mı lâzım?
    Âguuş-u vefâ-nişân mı lâzım?
    Bir pençe-i hun-feşân mı lâzım?
    Canan mı güzel, cihan mı hoş-ter?
    Abdülhak Hâmit TARHAN
  2. DÜZCE KÖFTESİ

    Püreyi hazırlamak için patatesleri haşlayıp,kabuklarını soyarak rendeleyin.
    Zeytinyağı,tuz ve limon suyunu ekleyerek iyice ezin.Pürüzsüz kıvama gelince kaşıkla şekil vererek servis tabağına alın.
    Köfteler için kıymaya yumurta,mısır unu rendelenmiş soğan,yenibahar,karabiber,kimyon tuz ve tereyağını ilave ederek yoğurun. İyice yoğuduktan sonra yuvarlak ve yassı köfteler hazırlayın.Önceden kızdırmış olduğunuz yağda arkalı önlü kızartarak patates püresiyle servis yapın.
    NOT: isterseniz püre yerine kızarmış patates ile servis yapabilirsiniz.
    AFİYET OLSUN...