Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
"Şehit, kanıyla akmış bu nehirler".
Nemleriyle, bulanmış kara göller.
Sesleriyle dağı, taşı inleten yerler.
Şehidin kanıyla, şehidimin kanıyla sulanmış.
"Bir, ırmak gibi olmuş kanları".
Dökülmüş, boşaldıkça boşalırcasına sırtları.
Dere olmuş, çağlamış koyları.
Düşman, şehidime acımamış.
"Kanları, aktı bu cennet vatana".
Bacakları, kafaları koptu bu cennet toprağa.
Gerekirse,ölümü göze alarak korkmadılar.
Hep savaştılar, âmâ pes etmediler.
"Bir, efsanedir bu vatan toprağı".
Atalarımızdan, kalan bayrağı.
Taşımışız, sancağı.
Şehit, kanıyla sulanmış şu yataklarda.
"Bir değil, bin can feda bu vatana".
On değil, yüz can feda bu vatana.
Dökülen, kanlar helaldir bu vatana.
Şehit, kanı helaldir bu vatana.
"Düşmandan, korkmadık".
Hep, savaştık.
Yıkılmadık, yorulmadık.
Yıkılmamaya da, devam etmekteyiz.
"Bir değil, bin kan verdik."
Yüz değil, yüz bin kan verdik.
Kanımız, doymadı.
Bu vatana, yalnız bu vatana.
"Bayraktan, almışız kanımızı".
Kanımız, kanımızın son damlamızı.
Vermiş, olsak da kahpe kurşuna canımızı.
Savaşmışız, ölümüne siperine.
"Dar, etmişiz gerekirse düşmanı".
Bucak, bucak her yanı.
Bayrağımızı, sancağı.
Şehidimin, yatan kanı.
"Helaldir, kanımız sonuna kadar".
Taşırız, ölümüne kadar.
Korksak da, korku nedir bilmeyiz.
Gerekirse, canımız bu vatana feda.
Yazan: Oğuz Aktaş