Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Öyle özledim ki çocukluğumu
Oynadığımız o eski sokak oyunlarını
Güneş elveda deyip
etrafa karanlık çökene kadar eve girmezdim
Her akşam annemden azar işitir
işten geç gelen babama şikayet edilirdim
Tekme yemiş dizimin uyutmadığı anlarda
Babamın
bugün de ne yaptın
diye başlayan cümlesi ulaşırdı odama kadar
Özledim hepsini
Özledim çocukluğumu ben..
Bahar yağmurlarının yumuşattığı toprakta
çivi oynadık
İyi oynardım çiviyi ben
Merkeze ulaşmak için öyle bir sallardım ki çiviyi
Bazen dar yerden geçmek zorunda kalırdım
Geçemezdim
O zaman öğrendik
Sınırlarımızdan öteye geçmemeyi
geçememeyi..
Gazoz kapağı oynardık
Yürümekten aşınmış
bir o kadar da kayganlaşmış sokak taşı üzerinde
Kapağın içini killi toprakla
öyle güzel doldururdum ki
Kemik gibi olurdu
Kolay kolay kırılmazdı tüm darbelere rağmen
O zamandan öğrendik
darbelerle kırılmamayı
dayanıklı olmayı gazoz kapağı gibi
Özledim çocukluğumu
Özledim o eski sokak oyunlarını ben..
Bir de tüf tüf oyunu vardı
Benim borum dürbünlüydü
Hani deriz ya daha cantiydi
En güzel tüf tüf benimkiydi sokakta
En uzağa ben üflerdim kağıt ruloyu
Bazen arkadaşım çitlembik getirirdi köyünden
Çitlembik daha uzağa giderdi
Daha fazla can acıtırdı
O zamandan öğrendik
uzağa üfürmeyi
arkadaşımızın canını daha çok acıtmayı..
Telli araba kullanmayı çok severdim
Opel marka bir plastik arabam vardı
Fiyakalı
Ucuna kalın bir tel takmıştım
Telden bir de direksiyon
Nasıl da kullanırdım arabamı
Geçerdim herkesi
En hızlımız bendim sokakta
O zamandan öğrendik
sokaklarda yarışmayı
Şimdi
hayat sokaklarında yarıştığımız gibi
Öyle özledim ki çocukluğumu
Oynadığımız o eski sokak oyunlarını
Keşke o günler geri gelse
Tekrar oynasam
Tekrar öğrensem aynı şeyleri
Sil baştan?
(2007, İzmir)