Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Son Sesleniş
-III-
Ve gün teslim ederken yerini gecenin sinsi karanlığına,
senli saatlerim başlamakta..
Seni sana anlatıyorum dedim ya sevgili..
ne zor bilemezsin içinde çağlayan olmuş duyguları
birkaç kelime ile anlatabilmek..
ne zor kelimelerin yetmediği durumlarda
seni sana anlatabilmek.. bilmezsin...
Sorular kurcalarken beynimi,
uzanırken düne bakarken bugüne..
yarınımız heba olmakta
soru işaretinin takılı kaldığı kuyruğunda...
Sonu gelmez akşamların
aşifte nazlanmalarında demlenmekte yine acılar..
Ötelerden gelen seslerin yankılarını dinlemekte bu yürek..
Kadim sanrılarıma eşlik eden körpe bir duygunun eşliğinde
adımlarken kalan zamanımı,
düşünüyorum da benden alacak neyin kaldı artık...
acının ana yurdu olan kalbime dokunmak bile korkutmuyor beni.
Sen kalbime doğru gittikçe artan bir med-cezirsin..
Gel-gitlerinle sarsılmakta bu beden..
Karanlık içinde üşürken güneşi kucaklamak gibi bir şey seni sevmek..
Ve bir kez daha acı ve gözyaşını unutarak,
umutlarımın ellerinden tutarak geldim.
Bir baharı ve sonraki bilmem kaç baharı
seninle birlikte yaşamak istedim.
Ve maviyi, aşkın mavisini yalancı kırmızıya inat
hayatının rengi yapmak istedim.
Sen git dedin, ben sana geldim...
Yüreğinde kopan feryatları dindirmek istedim..
Acı çeken ruhuna huzur vermek istedim.
Kimliklerinden kaçarak, saklanmak istediğinde seni arayıp bulmak istedim.
Gözlerinin daldığı noktaları yakalayıp,
beynindeki her bir hücreye kendimi koymak istedim.
Bazen acıtsa da cümlelerini tekrar tekrar duymak istedim.
Ben geldim sen gittin.
Gittiğin zamanlarca bittim,
bittiğim mesafelerce tükendim.
Bu tükenişlerin ardından bilmem ki
sen gel desen de yaşayabilir miyim artık bu sevdayı seninle..
Her zaman acıtacak bir sözün oldu bana..
Şu anda da var biliyorum..
Şimdi sus ve başını göğsüme yasla..
artık sen de yüreğini sevda ile dağla..
?Gecenin kokusu sindi üzerime.. Kelimelerim kanıyor..?