Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
elde var avuçta yok akşamlardayız.
rakı şişesinde kaybolan.
bu zulüm niye?
bu ihtiras...
bu yaşayamazlık.
kan kusan sevişlerin
koynundan çıkabilme umudumuz
sıfırın altında kuzey kutpu.
aişkar sefaletimiz
ve riyakarlığa mecburi kalma zaruretimiz
artık yüzümüzü allaştırmıyor.
yırtılan bir pankart gibi suratlarımız.
utanmaz arlanmaz.
oy benim ömrüm.
geceler ayaz.
yaz da nereye kadar
kapkara yüzle apak kağıtlara.
rezilliğimizi
YAZ KALEMİM KEPAZELİĞİMİZİ YAZ.
artık utanmaktan bile geçtik ya.
hiç bir durakta durmaz bu vasıta.
yok olsa ne olur sanki eylül akşamları,
yok olsa dört mevsim yedi kıta.
elde var avuçta yok akşamlardayız.
kimse sormaz, bilmez,yaralım.
adı var kendi yok ihtişamlardayız.
bu gecelere
bu gecelere mecbur edenlere.
gece yarısı koyup gidenlere
bin kere
lanet olsun......
İrfan Bakırcı