Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
Yetişkin tarafından Sosyal Bilimler'de yazılan bir grup blogu
  • Konu

    20
  • Yorum

    0
  • görüntüleme

    2.467

Bu bloğa katkıda bulunanlar

Bu Blog Hakkında

Yetişkin (+18) Konuları

Entries in this blog

ÇIKMAYAN MANA

Mehmet Akif, Baytar Mektebinde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendiyi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar :

-"Salih Efendi İki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim" cevabını verince, Akif dayanamaz ve:

-Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da.

AÇ MAYMUN

Adamın biri evcil maymunu ile bir bara gitmiş. Bir içki ısmarlamış, o sırada da maymun sürekli ortalıkda dolaşıp eline ne geçirirse ağzına atıyormuş. Son olarak bilardo masasındaki bir topu mideye indirince barmen bağırmaya başlamış.

-"Ya napıyo bu hayvan bilardo topumu yedi".

Adam da

-"O sürekli yer, parası neyse veririm." demiş. Parayı verip çıkmışlar. Aradan bir hafta geçtikten sonra maymunlu eleman yine gelmiş. Yine bir içki ısmarlamış. Bu arada maymun da barda duran eriklere elini uzatmış. Barmende bi yandan seyrediyomuş. Maymun önce erigi dötüne sokmuş sonra çıkarıp ağzına atmış. Barmen adama dönüp :

-"Bu ne yaptı şimdi" demiş. Adam:

-"Senin şu bilardo topu olayından sonra her şeyi ölçüp de yiyor."

ŞAHİT

Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çağırırlar. Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır.

- Bayan Jones. Beni tanıyor musunuz? Yaşlı teyze cevap verir:

- Ah evet Bay Williams sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum. Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız. Sürekli yalan söylüyorsunuz,

karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz ve en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz. İki dolar fazla kazanmak için herkesi satarsınız...` Davalının

avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur.. Adam ne yapacağını bilemez bir halde kadına tekrar sorar:

- Peki Bayan Williams, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz?

Kadın yine cevaplar:

- Elbette tanıyorum. Çocukluğunda ona dadılık yapmıştım. Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir. Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri

altına kaçırdığını söylüyor. Yine herkes şokta. Bütün salonu bir uğultu kaplar. Hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını

da kürsüye çağırır. Ve ikisine de eğilmelerini söylerek kulaklarına şunu fısıldar...

- Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız ikinizi de harcarım.

PASAPORT

Amerika`da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş.

Tam da Türkiye`ye tatile gideceği gün.

Aksilik bu ya... uçağı kaçıracak, kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı?

hemen almış yerden, bir bakmış Leanardo di Caprio`nun pasaportu..

ne olursa olsun demiş ve şansını denemeye karar vermiş.

çıkarmış leonardo`nun fotoğrafını, kendi fotoğrafını yapıştırmış.

Uçmuş Türkiye`ye.

Atatürk hava limanında görevli gümrük memurunun karşısına geçmiş.

Kim olabilir memur. Tabi ki temel... Smile

Temel almış pasaportu eline.

adamın ismine bakmış:

``Leonardo di Caprio`,

fotoğrafa bakmış, bir beyaz.

Adama bakmış zenci...

Bir kaç şaşkın bakıştan sonra temel öbür masaya seslenmiş,

`Ula Cemal, bu titanik batmış mıydı, yanmış mıydı??????

RAHİBELER

İki rahibe varmış biri matematikçi biri mantıklı. Bunlar bir aksam karanlıkta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantıklıya dönerek ;

-"Yaklaşık 20 dakikadır bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklaşıyor su anda aradaki mesafe 50 metre" der.

Bunun üzerine mantıklı rahibe bunun tek mantıklı açıklaması olabileceğini ve adamın kendilerine tecavüz edeceğini ve daha hızlı yürümeleri gerektiğini belirtir. Rahibeler daha hızlı yürümeye başlarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:

-"Adam da hızlandı ve aradaki mesafeyi kapatıyor, su anda 30 metre arkamızda O zaman mantık olarak koşmamız gerekir."

Rahibeler koşmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe

-"O da koşuyor ve arayı kapatıyor su anda mesafe 10 metre. O zaman mantık olarak bizi yakalayacak birimiz sağa diğerimiz sola saparak kiliseye ulaşmaya çalışalım en az birimiz kurtulur.".

CÜZDAN

Cemal kahvede cüzdanını kaybetmiş.

Kahve ahalisine dönerek :

-İçinde on milyon vardı. Bulup bana getirene beş yüz bin vereceğim.

Temel atılmış:

-Bulup bana getirene beş milyon vereceğim.

HASTA FENERLİ

Hasta fenerli gerçektende hasta olur ölüm döşeğine düşer.

Her zaman maçlara gittiği fanatik arkadaşları ziyaretine gelirler.

Son defa görelim derler.

- Allah'ın takdiri, elden bir şey gelmez ama bir son istediğin varsa bari onu yerine getirelim,

- O zaman beni Galatasaray'a üye yapın!

Herkes birbirine bakar:

-Yaav sen doğuştan fenerli değil misin? Ne yapıyorsun sen?

Hasta fenerlinin birden yüzü güler:

-Ulen bu sene burada çok çektiler ya, burada çok çekenler ahirette direk cennete gideceklermiş" ondan benimde çok günahım var...

YOL VERIN

Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti.. Gazetesine iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri çemberleri aşamayınca

"Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı.

Arabanın önünde bir eşek yatıyordu.

CEP TELEFONU

Temel otobüste cep telefonuyla konuşuyormuş, yolcular uyarmış:

-Otobüste cep telefonuyla konuşmak yasaktır! Temel telefonun öbür ucundaki arkadaşını uyarır:

-Ula Cemal, otobüsün içinde konuşmam yasakmış, sen konuş ben tinleyeyum!

AKŞAM GİDECEZ

Bir mecliste konuşulurken,

Amerikalı :

-Biz mars'a gideceğiz, demiş.

Alman :

-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.

Fransız :

-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.

Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için :

-Biz de güneşe gideceğiz, demiş.

-Güneşe gidemezsiniz, demişler. güneş yakar.

Karadenizli gülümsemiş :

-O kadar da enayi değiliz tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz...

DELİLER

İki deli havuzun başına gelirler. Biri hemen havuza atlar. Havuzdan biraz su içer ve hemen tükürür. Bunu gören öbür deli :

- Ne yaptın lan sen, der.

Havuzdaki deli :

- Geçen gün iki şeker atmıştım tatlı oldu mu diye bakıyordum ama olmamış, der.

Dışardaki deli :

- Ulen sen delimisin nesin karıştırsana...

HİTLER

Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.

- "Size soru soracağım, bilirseniz sizi bırakacağım" demis.

İngiliz'e sormuş

- "Titanik kaç yılında battı?"

İngiliz hemen cevap vermiş

- "1912" diye.

Hitler göndermiş İngiliz'i. Fransız'a sormuş bu kez:

- "Tiftik'te kaç kişi öldü?"

Fransız cevap vermiş

- "1050".

- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür bırakmış.

Ve Yahudi'ye dönmüş;

- "Say lan isimlerini!"

DAĞINIK KALSIN

Adamın birinin üç tel saçı varmış.Berbere gitmiş.

Berber :

"hangi tarafa tarayayım efendim"demiş.

Adam:

"sağ tarafa tara."demiş.

Saçının bir teli gitmiş iki tel kalmış.

Berber :

"hangi tarafa tarayayımefendim"demiş.

Adam:

"sol tarafa tara."demiş.

saçının bir teli daha gitmiş. Bir tel kalmış

Berber :

"hangi tarafa tarayayım efendim" demiş.

Adam :

"bırak o da dağınık kalsın demiş.

ZATEN İNECEKTİM

Hoca eşeğine binmiş. Alımlı, çalımlı dolaşıyormuş. Tam bir köylüsünün yanından geçiyormuş ki dengesini kaybedip düşmüş. Adam başlamış gülmeye. Çalımı bozulan Hoca fena öfkelenmiş.

- Ne gülersin be adam diye bağırmış. Düşmesem de inecektim zaten.

YEMEK

Birgün bir fakir bir adam elinde sadece kuru bir ekmekle yürürken bir lokanta görmüş çok güzel yemekler pişiyormuş. Adam dayanamayıp ekmeğini yemeğin buharına tutup tutup yiyormuş bunu aşçı görmüş demişki;

AŞÇI:

-Burda ne yapıyorsun.

ADAM:

-Yemekler çok güzeldi bende ekmeğimi buharına tutuyordum.

AŞÇI:

-O zaman parasını ver!!!

ADAM:

-Ben birşey yapmadımki sadece ekmeğimi buharına tutup yedim.

AŞÇI:

-O zaman kadıya gideceğiz. demiş.

Adamla aşçı gitmişler kadıya. Aşçı kadıya durumu anlatmış. Kadı aşçıya:

-Yaklaş, demiş.

Aşçı hemen yanına gitmiş. Kadı içi para dolu kese çıkarmış. Kadı aşçıya kulağını yaklaştır demiş. Aşçı yaklaştırmış. Kadı keseyi biraz sallamış, aşçı sormuş: -Hocam siz bana vermedinizki, demiş.

Kadı:

-Eeee o senin yemeğinin buharını almış sende paranın sesini alırsın, demiş...

İDDİA

Nasreddin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Hava da cok sıcak olduğundan hem kendisi hem eseği kan ter içinde kalırlar. Hoca odunları indirir, yerleştirir. Karısına:

- Hatun, eşek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.

Karısıda o gün yorgun olduğundan:

- Efendi, benim işim var, sen yemleyiver, der.

Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar.

- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der.

Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Epeyce tartışırlar. En sonunda Hoca:

- Pekala! Öyleyse aramızda bahse tutuşalım. Kim önce konuşursa eşeğe o yem versin. Anlaştık mı? der.

Karısı teklifi kabul eder. İkisi de birer köşeye çekilirler. Az sonra kadın, el işini alarak komşuya gider. Hoca birşey diyemez. Aradan biraz zaman geçer. Eve bir hırsız girer. Hoca'yı görünce kaçacak olur. Ama Hoca'dan hiç ses ve tepki gelmediğini anlayınca kaçmaktan vazgeçer. Ortalıkta ne var ne yoksa koca bir çuvala doldurur. Hoca'nın gözleri önünde çuvalı yüklenerek evden çıkar. Karısı epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Eşyaların yerinde yeller esmektedir. Telaşla:

- Bu ne hal? Efendi! diye çiğlik atar.

Hoca yattığı yerden doğrularak:

- Haydi bakalım Hatun, bahsi kaybettin. Eşeğin yemini sen vereceksin! der.

GÖNÜL

Abdülhak Hâmid'in evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamid'e döner ve:

-Efendim, gönül kocamaz! der.

Hamid cevap verir:

-Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.