Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
Kadın ve Erkek tarafından Sosyal Bilimler'de yazılan bir grup blogu
  • Konu

    58
  • Yorum

    0
  • görüntüleme

    5.116

Bu bloğa katkıda bulunanlar

Bu Blog Hakkında

Kadın ve Erkek üzerine tartışmalar ve bilimsel konular...

Entries in this blog

Eskiden yeni evlenenlere "bir yastıkta kocayın" denirken şimdiler de "5 yılı geçirdiler mi tamamdır" deniliyor. Çünkü günümüzde boşanmak da evlenmek kadar hızlı gerçekleşiyor ve çiftler en kolay yolu seçmeyi tercih ediyor.

Modern çağın gerekliliklerinden biri olan flört etmek bir süre sonra nikâh masasında sonlansa da her nedense eskiden görücü usulü evlenen çiftlerin evlilikleri bir ömür boyu sürerken, severek evlenenlerin mutluluğu bazen bir yıl hatta bazen birkaç ay sürüyor. Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilginç sonuç ise boşanmaların en çok evliliklerin ilk 5 yılında olması. Yani evliliğinizde 5 yılı atlattıktan sonra boşanma riskiniz yarıya inmiş oluyor. Peki, ne oluyor da birbirini tanımadan evlenenler bir ömür boyu aynı yastığa baş koyarken, birbirlerini yıllarca tanıyanlar nikâh masasına oturduktan hemen sonra boşanıyor? Aslında bu sorunun altında birçok neden yatıyor fakat genel olarak bakıldığında sebepleri görmek çok da zor olmuyor.

Ekonomik güç

Eskiden evlilikler sadece aşk üzerine kurulu değildi. Aslında bu hiç romantik görünmese de gerçek bundan ibaretti. Kadınların kendi ayakları üzerinde durma imkânı yok denecek kadar azdı ve finansal olarak eşlerine bağımlıydılar. Bir eş, birkaç çocuk; bir kadın başka ne isteyebilirdi ki? Fakat zamanla her şey değişmeye başladı. Kadınlar eğitimle birlikte güçlenmeye ve finansal bakımdan özgürleşmeye başladılar. Kendi parasını kazanan bir kadının erkek egemenliği altında yaşaması söz konusu olamazdı. Artık durum eşitlenmişti. Aslında bu durum kötü değil aksine iyi bir gelişme oldu çünkü artık kadınlar da eşit haklara sahip oldular fakat bazen erkeklerin bunu kabul edememesi, bazen karşılıklı fedakârlıkların yapılmaması evlilikleri çıkmaza soktu.

Birlikte bir yaşam

Evliliklerin kısa süreli olmasının bir diğer nedeni ise çiftlerin uzun süreli birliktelikler yaşaması oldu. Birbirlerini uzun süre tanımak isteyen çiftler, hemen evlenmek yerine uzun süre flört etmeyi tercih etmeye başladı. Böylece birbirlerini tamamen tanıyan, her şeyi birlikte yapmaya başlayan çiftlerin evlendikten sonra keşfedecek çok da fazla bir şeyi kalmadı. Çoğu çift evlendiğinde birbirinden sıkılmış duruma geldiler. Böylece 5 yılı atlatmak için zamanları bile olmadan, birbirlerine karşı olan sevginin bittiğini söyleyerek boşanmayı tercih etmeye başladılar.

Modern yaşam

Çiftlerin birbirleri için yaratıldıkları düşünceleri çok eskilerde kaldı çünkü artık gelişen teknoloji ve modernleşen yaşam sayesinde iletişim teknikleri de gelişmeye başladı. Eskiden evden işe, işten eve giden erkek ya da kadın şimdiler de sadece iş ve ev arasında değil aynı zamanda internette ya da gittiği yerlerde başka insanlarla tanışma fırsatı yakalıyor. Bu nedenle de aldatma olayları giderek daha da artmaya başlıyor. Kendisine ilgi gösteren başka birini gören çiftlerden biri kendini daha iyi hissediyor ve o kişiye kayarak evliliğini bitirme kararı bile alabiliyor.

Fedakârlık

Eskiden evliliklerde iyi ve kötü günde birlikte olmak varken şimdilerde çiftler zorlukları beraber aşmak yerine zorluğu fırlatıp, atmayı tercih edebiliyor. Her şeyin kolaylaştığı günümüzde kimse başkasının sorunlarıyla başa çıkmak ya da mücadele etmek istemiyor. Aslında sorunlarla birlikte başa çıkmak kabul edilse evlilikler bir ömür boyu sürebilecek güce ulaşabilir.

İlk 5 yılı atlatmak için neler yapabilirsiniz?

Yapılan araştırmalar ilk 5 yılı atlatan çiftlerin evliliklerinin daha sonraki yıllarında mutlu olduklarını ortaya çıkarıyor. Bunun için yapmanız gereken bazı şeyler var:

Değişikliği kabul edin

Evlendiğiniz adamın ve kendinizin zaman içinde değişeceğini kabul ederek işe başlayabilirsiniz. Sadece siz değil herkes zaman içinde değişir. Önemli olan bu değişimi sindirebilmek ve kabul edebilmektir. Eğer güçlü bir aile olmak istiyorsanız değişimlerden korkmamalı ve karşınızdakine ayak uydurmaya çalışmalısınız.

Zor günler olacak

Çiftlerin evlenirken düştükleri en büyük hata evlendikleri halde neden zorluklarla baş etmek zorunda kalmaları gerektiğini anlamamalarıdır. Fakat evlilik inişleri, çıkışları olan bir kurumdur ve evlendiniz diye her şeyin mükemmel olmasını beklemek kesinlikle yanlıştır.

Kavga etmeyi öğrenin

Her evlilikte kavgalar olabilir fakat önemli olan kavga nedeni değil nasıl kavga edildiğidir. Eğer karşınızdakine o anki sinirinizle kırıcı sözler söyler ya da kötü davranışlarda bulursanız kalıcı yaralar açabilirsiniz. Bunun yerine öfkenize hâkim olmayı öğrenmeli ve uzlaşmacı olmalısınız. Evlilik bir güç gösterisi değil, ortak bir paylaşım alanıdır.

Affetmeyi bilin

Her şeye sinirlenmek ya da kestirip atmak yerine karşınızdakini dinlemeyi öğrenin. Yaptığı kötü bir davranış için açıklayıcı bir sebebi olabilir ve siz onu affetmeyi bilirseniz aynı şeyi ondan da bekleyebilirsiniz.

Hatırlayın

Kendinize sürekli olarak neden eşinizle evlendiğinizi hatırlatın. Nasıl karşılaştığınızı, ilk buluşmanızı hafızanızda canlı tutun. Eski günlerin heyecanını unutmazsanız bugüne daha kolay adapte olabilirsiniz.

İstekler aynı sonuç farklı. Bir ömür boyu sürsün isteniyor

46 ülkede 25 bin kişinin katılımıyla yapılan bir araştırma, Asya'da Müslüman ve Katoliklerin, ömür boyu evliliği tercih etme konusunda başı çektiğini gösterdi. Yüzde 97 ile ömür boyu evlilik fikrine inanan Endonezyalıları, yüzde 92 ile Türkler izlerken, Filipinliler ve Malezyalıların yüzde 89'unun evliliğin ömür boyu sürmesi gerektiğini düşündüğü görüldü. Batı'da ömür boyu evliliğe inanların en fazla olduğu ülkenin ABD olduğu, Amerikalı kadınlara oranla daha fazla Amerikalı erkeğin bu fikri savunduğu belirtiliyor.

Araştırmada ayrıca, Asya'daki Müslüman ülkeler arasında Endonezya ve Malezya'nın, evliliği "yaşam gayesi" olarak görme konusunda başı çektiği, Avrupalıların yarısından daha azının evliliği "yaşam gayesi" olarak gördüğü, Yunanlıların yüzde 74'ünün evliliği "yaşam gayesi" olarak görmeyenler arasında ilk sırada yer aldığı belirtiliyor.

Avrupalıların yüzde 77'si, uzun ve istikrarlı bir ilişkinin evlilik kadar iyi olduğunu söylerken, Batı Avrupa'da kadınlar tarihte ilk kez eş yerine kariyer peşinde koştuğu ve ömür boyu süren bir ilişki yerine bağımsızlığa değer verdiği ortaya çıktı.

* Kadinlar aglar. Ancak tek basina bir köseye çekilip de yalniz-aglamaz. Kadinlar sadece sevdigi erkek duyabilecekse aglar.

* Bütün kadinlar kesin bir cevabi olmayan konularda soru sormakta müthis ustadir. Maksat, siz kendinizi sürekli suçlu hissedin.

* Kadinlar asla sir saklayamaz. Daha dogrusu, kadinlar için bir sirri en yakin üç arkadaslarina söylemek, sirri açik etmek kapsamina girmez. Bu

mantikla hepsi en yakin arkadaslarina söylediklerinden sonunda sirri bilmeyen kalmaz.

* Kadinlar telefona cevap vermeyi sevmez, uzun uzun çalsa dahi rahatsiz olmadan açmayabilirler. Lakin telefonda en uzun konusmalari yapanlar yine onlardir.

* Kadin yataga yatmadan "evvel" saçini tarayan tek yaratiktir.

* Kestirme yola sapildiginda her kadina bir "kaybolacagiz" korkusu gelir.

* Istinasiz her kadin vermesi gereken bir-iki kilo oldugunu düsünür.

* Kadinlar durup dururken eve bir buket çiçekle gelen kocadan süphelenir.

* Kadinlar tuvaletin kapagini küçük bir hareketle indirmek yerine tuvaletten salona kadar yürür, kocasina söylenir ve tuvalete geri döner.

* Erkek konusurken kadin lafin ortasindan konusmaya dalar ve devameder.Ayni seyi erkek yapacak olsa kiyamet kopar.

* Dügünlerde kadin kadina dans edenleri görünce kimsenin aklina birsey gelmez. Erkekler için durum ayni degildir.

* Karisinin gözucuyla bir baska adama baktigini yakalayabilmis erkek yoktur.Oysa kadinlar erkeklerini baska kadina baktigi an saniyesinde yakalarlar.

* Kadinin dondurmayi nasil yedigine bakarak karakter testi yapabilirsiniz.

* Evde saatlerce kendi giyimiyle ilgilenen kadin, sokaga çiktiginda saatlerce baska kadinlarin elbiseleriyle ilgilenir.

* Kadinlar asla haksiz degildir... En haksiz oldugu konuda bile "Kendime göre nedenlerim var" der.

* Tabiatta kadinlara karsi son sözü söyleyebilecek tek bir dogal yapi vardir:Yanki!

* Kadinlar kendilerine neler verildigine degil, onlar için nelerden vazgeçildigine bakar.

* Kritiklere baslayan kadin, kritik bir yasa gelmis demektir.

* Dünyanin en güzel kadini olduklarini bütün erkeklerin idrak etmesini isterler. Kendileri henüz üç dört yaslarindayken bunu idrak etmislerdir.

* Bütün erkekleri bastan çikarmak isterler.Çevrelerinde bastan çikmamis tek erkek kalmayincaya kadar harekata devam ederler. Ha, karsilik verirler vermezler, o baska mesele.

* Kendilerinden baska bütün kadinlarin yeryüzünden yok olmasini isterler.Hadi fazla abartmis olmayayim, anneleri ve Feristah'a benzemesi sartiyla bir arkadaslari kalabilir.

* Her daim kavga etmek isterler. E haklilar, insan havasiz susuz yasayabilir mi?

* Kocalarinin zengin, yakisikli, kültürlü, basarili, dürüst, güvenilir, sadik ve kilibik olmasini isterler.Bu kadar meziyet kafi. Adamin kafasina kakilacak birkaç eksiklik olmali.

* Anlasilmaz olmayi, ayni zamanda da anlasilmayi isterler. Anlayan varsa beri gelsin!

* Bütün kadinlar tarafindan kiskanilmak isterler.Zaten bütün kadinlar bütün kadinlari kiskandiklarindan lüzumsuz bir istek.

* Eger iliski bitecekse bitiren tarafin kendileri olmasini isterler. Olurlar da. Aksi durumda ne yapar ne eder tekrar bir araya gelir, ''terk etme''eylemini gerçeklestirirler.

* 24 saat alisveris etmek isterler. Aslinda bu çok önemli bir husus.Kadinlarin yarisi yokluktan, öteki yarisi dükkanlar 24 saat açik olmadigindan bu istegini gerçeklestiremez. Hal böyle olunca, gelsin bunalim..

* Dünyanin merkezi olmak isterler. Cesareti olan erkek varsa baska merkezler icat etsin. Hiç olmazsa ''Pisman olma'' duygusunu tatmis olur.

* Otuzlu yaslarda kalmak isterler. Nitekim kalmak isterler nitekimde kalirlar...

Amerika Birleşik Devletlerinde patlayan obezite kasırgası, önce Avrupaya, sonra Avustralyaya ulaştı. Şimdi de Asyayı tehdit ediyor.

Son birkaç ay içinde her beş Çinli ve her üç Taylandlı çocuktan birini obezitenin tehdit ettiği açıklandı. Sağlık Bakanlığımız ağustos sonlarında Türkiyenin de ciddi bir obezite tehdidi yaşadığını duyurdu. Bakanlığa göre özellikle Türk kadınları ciddi bir obezite sorunu ile karşı karşıya. Kadınlarımızın neredeyse yüzde 42si obezite sınırında!

GEÇEN hafta Avustralyada yapılan Uluslararası Obezite Konferansının kapanış konuşmasında kongre başkanı Prof. Dr. Paul Zimmet, obezite tehdidinin "en az kuş gribi kadar ciddi ve global bir sorun" olduğuna dikkati çekti. Dr. Zimmete göre artık bir "obezite epidemisi" (salgını) yerine bir "obezite pandemisi"nden (bulaşıcı bir hastalık hızıyla yayılan ve tüm dünyayı tehdit eden sağlık sorunu) bahsetmek gerekiyor.

AÇTAN ÇOK OBEZ VAR

Kısacası obezite artık bir dünya problemidir: Bu nedenle "globelizite" olarak da adlandırılıyor. Kongrede sunulan tebliğlerde dünyadaki obez sayısının aç insan sayısından daha fazla olduğu belirtildi. Uzmanlar dünyada 1 milyar 400 milyon kadar fazla kilolu ve obez bulunduğunu, açlık sorunu çekenlerin sayısının 800 milyon civarında olduğunu belirtiyor ve obezite sorununun en az açlık sorunu kadar önemli olduğunda ısrar ediyor.

ÇOCUKLAR TEHLİKEDE

Kilo fazlalığı ve obezitenin insanlığın geleceğini tehdit eden en önemli sağlık sorunlarından biri haline geldiğinden hiç kuşkunuz olmasın. Uluslararası Obezite Çalışması Grubunun Başkanı Dr. Claude Bouchard, özellikle çocuk obezitesi tehdidine dikkati çekiyor. Dr. Boucharda göre salgın, çocuk obezitesinde daha belirgin. Bugünün fazla kilolu veya obez çocuklarının yarının şeker, kalp, hipertansiyon ve romatizma hastaları oldukları düşünülürse bu salgının insanlığın geleceğini tehdit edebileceği kötümser bir tahmin olmaz. 20-30 yıl önce elli-altmış yaş kuşağını tehdit eden ve orta yaş diyabeti olarak bilinen sağlık sorunu, on yaşındaki obez çocuklarda bile görülebiliyor. Bu nedenle hastalığın isminin bile değiştirilmesi düşünülüyor! Orta yaş diyabeti yerine yalnızca "Tip 2 Diyabet" deyimi öneriliyor.

ERKEN YAŞLANDIRIR

Yaşlanma sürecinde ortaya çıkan kronik hastalıkların tümü obeziteyle bağlantılıdır. Kilo fazlalığı veya obezite sorunu olanlarda şeker hastalığı, hipertansiyon, artroz, safra kesesi taşı, kolesterol yüksekliği, kalp-damar hastalığı gibi yaşlılık sorunlarına yakalanma olasılığı yükseliyor. Bu sorunlar 60-65 yaş yerine 45-50 yaş civarında ortaya çıkabiliyor. Fazla kilolu olanlarda ve obezlerde meme, kalın bağırsak ve prostat kanseri gibi bazı kanserlere yakalanma olasılığı da artıyor. Yeni bir çalışma orta yaşlarda alınan birkaç kilonun bile ortalama yaşam beklentisini düşürdüğünü gösterdi. Özellikle kadınlarda ellili yaşlarda kazanılan 3-5 kilonun bile yaşam süresini kısalttığı belirlendi.

Unutmayın! Daha az kalorili besinler tüketip, daha çok kalori harcamak, "yediklerimizi yarıya indirip yaptıklarımızı ikiye katlamak" fazla kilolardan kurtulmanın en etkili çözümüdür. Obezite ve kilo fazlalığı sorununa en az kuş gribi kadar önem vermek gerekiyor.

OKULLARA DİKKAT

Kilo fazlalığı ve obezite sorununun çözümünde sağlık çalışanlarına özellikle doktor ve beslenme uzmanlarına önemli görevler düşüyor. Okullarda sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin yararlarını konu alan derslerin, konferans ve seminerlerin verilmesi gerekiyor. Okul çocuklarının beslenme alışkanlıklarının, yeme-içme davranışlarının iyileştirilmesi zorunlu gibi gözükmektedir. Okullarda satılan yiyecek ve içeceklerin enerji ve besin değerlerinin dikkate alınması, yüksek enerjili, besin değeri düşük fast-food ürünlerle kolalı içeceklerin ve meyve suyu konsantrelerinin satışına sınırlamalar getirilmesi zorunlu bir önlem gibi görünüyor.

EV YEMEĞİNE DÖN KİLONU KONTROL ET

Beslenme alışkanlıklarının ev ortamında edinildiği, hatalı veya doğru davranışların ilk önce aile ortamında öğrenildiği unutulmamalıdır. Yemeklerin çocuklar ve aile büyükleriyle birlikte tüketildiği geleneksel ev sofraları yeniden kurulmalıdır. Ev yemeklerine yeniden dönmenin günlük kalori tüketimini azaltıcı bir etkisi olduğu bilinmektedir. Anne-babaların, çocuklarının beslenme alışkanlıklarını ve fiziksel aktivite düzeylerini dikkatle izlemeleri gerekiyor. Kilo fazlalığı ve obezite sorununun modern yaşamın ve yeni hayat tarzlarının kötü bir sonucu olduğundan hiç kuşkunuz olmasın. Hızlanan hayat daha hızlı ve daha çok kalori tüketimini de beraberinde getirmiştir. Hayat hızlanmıştır ama bedenleriniz doğal aktivitelerini bile kaybetmiştir. Bu global salgının çözümü için hepimizin daha duyarlı olmasında yarar var!

Mehmet Ali BİRAND tarafından yazılan bu makale daha önce 07 Eylül 2006 Perşembe günü Hürriyet Gazetesinde yayınlanmıştır.