Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
Kadın ve Erkek tarafından Sosyal Bilimler'de yazılan bir grup blogu
  • Konu

    58
  • Yorum

    0
  • görüntüleme

    6.139

Bu bloğa katkıda bulunanlar

Bu Blog Hakkında

Kadın ve Erkek üzerine tartışmalar ve bilimsel konular...

Entries in this blog

SEN ONA ANNE DİYECEKSİN

Doğacak bebek doğumdan bir gün önce Allah ile görüşür :

“Allah’ım dünyaya gideceğim ve orada ne yapacağımı bilmiyorum.”
* Ben senin için bir melek yarattım ve o seninle ilgilenecek.
“Allah’ım onların dilini bilmiyorum.Onlarla nasıl anlaşacağım, nasıl iletişim kuracağım?”
* Senin için yarattığım melek, sana onların dilini öğretecektir.
“Allah’ım duyduğum kadarıyla dünyada çok kötülükler varmış. Onlarla nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum.”
* Senin için yarattığım melek, seni canı pahasına kötülüklerden koruyacaktır. Merak etme sen…
“Allah’ım peki sana tekrar nasıl döneceğim?”
* Senin için yarattığım melek , bana nasıl döneceğini sana anlatacaktır.
O sırada cennette bir sessizlik olur ve dünyanın sesleri cennete kadar ulasır.Derken melekler gelir ve dünyaya gitme zamanının geldiğini söylerler. Bebek gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar:
“Allah’ım benim için yarattığın meleğin adı ne?”
* Adının önemi yok ; ama, sen ona “ANNE ” diyeceksin...

AŞK İTİRAFIM

Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç düşünememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim.

Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları açılıverdi önümde... Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp kendime geldiğimde okulda onu aramaya başladım. Gerçeği öğrenmem hiç zor olmadı tabii ki! Suratıma tokat gibi çarpan gerçeği...

O okulumuzda yeni görev yapmaya başlamış bir öğretmendi çok genç olduğu için öğrencilerden ayırt etmek mümkün değildi. Böyle şeyler yalnız filmler de olur sanırdım. Oysa ben sırılsıklam aşık olmuştum. Gözleri başımı döndürecek kadar güzel olan yalnızca adını ve öğretmen olduğunu bildiğim biri, kısacık bir zamanda hayatımı değiştirivermişti.

Ona aşık olmam benim suçum muydu? İnsan hesap kitap yaparak aşık olmazdı ki? Tamam itiraf etmeliyim, ben pek normal biri değilim. Başkalarına göre farklı yanlarım çok., özellikle de aşk söz konusuysa hiçbir zaman sıradan biri olmadım ama bu kez tamamen kaderdi. Sonunda ona söylemeye karar verdim. Madem aşık olacak kadar cesaretliydim, söyleyecek kadar da cesaretli olmalıydım.

Söyledim. Şaşkınlığımı ifade edecek sözleri şu an ben bulamıyorum. Düşün bir kez, çat kapı bir öğrenci geliyor ve ben sizi gördüğüm ilk andan beri seviyorum diyor. Ne hissedersiniz bilemem ancak o bana karşı çok olgun, anlayışlı davrandı. Yaptığım çocukluklarla hayatını cehenneme çevirdiğim halde sevgiyle yaklaştı.. incitmemek için çok uğraş verdiğini şimdi anlıyorum oysa o zamanlar çok incitmiştim. Bir gün bana hak vereceksin demişti evet onu anlıyorum ve hak veriyorum. En doğrusunu yaptı. Zaman belki çılgın aşkımı bitirdi. Ama ona olan saygım ve sevgim sonsuza kadar sürecek.

Eğer çapkınlık yapmak istiyorsanız bu uyarılarımızı mutlaka not alın. Mutlaka İşinize Yarayacaktır.

Kadınları ve Erkekleri Etkilemenin Püf Noktaları

Boğa burcunu iyi bir restoran etkiler. Koç'u parfümler. İşte astrolog Claire Petulengro'ya göre, insanı burcuna göre aşık etme yolları...

Koç Burcu: Önce güzel kokup kokmadığınıza özen gösterin. Lüks ve pahalı kokuları severler. Ucuz giyinmeyin.

Boğa Burcu: Hayatları yemek, seks ve para üzerine kurulduğundan iyi bir restoran, gece kulübünden daha etkili olur.

İkizler Burcu: Onu yeni açılmış bir yere götürün. Çok zor elde edilen rolü de oynamaya kalkmayın.

Yengeç Burcu: Biraz uzak durun. Onlar sırlarını koruyanlardan hoşlanırlar. Size güvenmesi zaman alacaktır.

Aslan Burcu: Ne kadar para kazandığınızı, başarınızın göstergesi olarak algılayacağı için kazancınızı bilmek ister.

Başak Burcu: Detaya çok dikkat ettiklerinden giyiminize ve saçınıza özen gösterin.

Terazi Burcu: Gülmeyi pek severler. Komik fıkralar ve hikayeler anlatın. Ama şarkı söylediklerinde sakın gülmeyin. Müziğe karşı kabiliyetleri olduğunu sanırlar.

Akrep Burcu: Kendiniz olun. Farklı görünmeye çalışanlardan hoşlanmazlar.

Yay Burcu: Onlarlayken alışılmış ve denenmiş metotlar kullanmayın. Yenilik severler.

Oğlak Burcu: Onun için ne kadar kazandığınız, hangi ülkeleri gördüğünüz, kimleri tanıdığınız önemlidir. iltifatı sever.

Kova Burcu: Kendilerini beğenmiş gibi görünürler ama aslında değildirler. Aptal hiç değildir. Romantiktirler.

Balık Burcu: Denizle ilgili her şeyi severler. İnsanlar hakkındaki kararlarında genelde yanılmazlar.

Eğer çapkınlık yapmak istiyorsanız bu uyarılarımızı mutlaka not alın. Mutlaka İşinize Yarayacaktır.

Kadınları ve Erkekleri Etkilemenin Püf Noktaları

Boğa burcunu iyi bir restoran etkiler. Koç'u parfümler. İşte astrolog Claire Petulengro'ya göre, insanı burcuna göre aşık etme yolları...

Koç Burcu: Önce güzel kokup kokmadığınıza özen gösterin. Lüks ve pahalı kokuları severler. Ucuz giyinmeyin.

Boğa Burcu: Hayatları yemek, seks ve para üzerine kurulduğundan iyi bir restoran, gece kulübünden daha etkili olur.

İkizler Burcu: Onu yeni açılmış bir yere götürün. Çok zor elde edilen rolü de oynamaya kalkmayın.

Yengeç Burcu: Biraz uzak durun. Onlar sırlarını koruyanlardan hoşlanırlar. Size güvenmesi zaman alacaktır.

Aslan Burcu: Ne kadar para kazandığınızı, başarınızın göstergesi olarak algılayacağı için kazancınızı bilmek ister.

Başak Burcu: Detaya çok dikkat ettiklerinden giyiminize ve saçınıza özen gösterin.

Terazi Burcu: Gülmeyi pek severler. Komik fıkralar ve hikayeler anlatın. Ama şarkı söylediklerinde sakın gülmeyin. Müziğe karşı kabiliyetleri olduğunu sanırlar.

Akrep Burcu: Kendiniz olun. Farklı görünmeye çalışanlardan hoşlanmazlar.

Yay Burcu: Onlarlayken alışılmış ve denenmiş metotlar kullanmayın. Yenilik severler.

Oğlak Burcu: Onun için ne kadar kazandığınız, hangi ülkeleri gördüğünüz, kimleri tanıdığınız önemlidir. iltifatı sever.

Kova Burcu: Kendilerini beğenmiş gibi görünürler ama aslında değildirler. Aptal hiç değildir. Romantiktirler.

Balık Burcu: Denizle ilgili her şeyi severler. İnsanlar hakkındaki kararlarında genelde yanılmazlar.

Aşk doğa eczanesinde nasıl elde edilir?

İlacın Adı: Aşk

Familya: Sevdaca

Bitki Adı: Aşkus Tadarus

Elde Edilişi: Aşkı elde etmek için türlü yöntemler vardır. Birinci yöntem için ilkel maddeler,para,bir çift söz ve bir çift kesici gözdür. Fakat bu yöntem pahalı olduğu için, endüstride başka yollarla elde edilir. Özellikle orta insanlar arasında aşk, parasız-pulsuz, belirli bir süre "gözleme" yardımı ile elde edilir. Bu şekilde elde edilen aşk saf değildir. Çeşitli randevularla kristalleştirilir ve daha sonra saf olarak elde edilir.

Fiziki Özellikleri: Pembe renkli kristallerden olusur. Kalpte yerleşir. Keskin lezzetlidir. Özellikle iç organlarda hissedilir. İlk resmi tanımı Adem ile Havva tarafından yapılmış, sonra insanlar tarafından geliştirilmiştir.

Kimyasal Özellikleri: Kaba sözlerden alınır. Formülü hemen değişir. Aslında aşk dayanıklı bir madde değildir. Parasızlık, sefillik, yalancılıkla "geçimsiz" bir ilaçtır.

Saflık Muayenesi: Aşkın ne ölçüde "saf" olduğunu anlamak için ihanet, aldatma, matrak geçmeyle ne ölçüde dayanıklı olduğu anlaşılır.

Miktar Tayini: Aşk enjekte edilmiş ve hassas tartılmış bir insan, bir haftada kilo kaybederse bu uluslararası ölçülere göre en az Romeo-Juliet, Türk ölçülerine göre Leyla Mecnun aşkına eşittir.

Kullanışı: Nisan ve nikahta az dozlarla alınmalı, fazla miktarı, magandalardan para kopartmada kullanIılır. Aşk çeşitli biçimlerde görülebilir. Bilim aşkı, sanat aşkı, doğa aşkı gibi..

Teşhisi: Kalp çarpıntısı. Uçma hissi, gözlerde kararma, sevdiğinden başkasını görememe şeklinde özel bir körlük. Mantık kaybı. Uykusuzluk, iştahsızlık, terleme..

Kullanışı: Kalbi hızlandırmak için, alçak dozda.Sinir sistemini uyarmak için yüksek dozda. Moral ve cesaret verici neşelendirici. Ancak belli dozu yoktur. Hiç alınmazsa kişide kompleks yaratır.Yüksek dozda öldürücü, alçak dozda guldurucu etkisi vardIr.

İlacın Reklamı İçin Uygun Slogan: Karanfilim ez beni, çift kanatlı tülbentten süz beni, sen kalem ol ben divit, reçeteye yaz beni..

AŞK NEDİR?

Aşk, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. Beklentidir.

Aşk, delicesine flört ederken yanındakinin hiçbir şey yapmama hakkini teslim etmektir. Saygıdır.

Aşk, zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.

Aşk, şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.

Aşk, saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir

Aşk, Sevişelim demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir. Anlaşmaktır.

Aşk, bağlandığını sandığında, karşındakine hayır deme şansını tanımaktır. İnceliktir.

Aşk, korumaktır. Sorumluluktur.

Aşk, ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtır.

Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafını duymaktır. Şehvettir.

Aşk, evinizdeki her şeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.

Aşk, sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir. Gerçektir.

Aşk, saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Neşedir.

Aşk, sizi kucaklayan kolların, gittikçe daha çok sarılmasıdır. Mutluluktur.

Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediğinizde, uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabını almaktır. Sıcaklıktır.

Aşk, tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir. Tazeliktir.

Aşk, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır.

Aşk, kocaman yatağın üçte birine sıkışmaktır. Yakınlıktır.

Aşk, evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir. Yatağın üçte birine sıkışmaktır. Yakınlıktır.

Aşk, hoşçakal dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir. Kaderdir.

Aşk, gerindiğinde sızlayan vücut lifinin anlamını bilmektir. Derstir.

Aşk, ecza dolabını açtığında, diş macunu kapağını kapatılmamış bulmaktır. Uyumdur.

Aşk, pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır. Düşüncedir.

Aşk, rüzgârın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır. Yalnızlıktır.

Aşk, asla anlatılmayacak hikayelerdir.

Dünyada üzerinde en çok konuşulan ve hakkında en çok kafa yorulan konu ikili ilişkiler... Oysa aşk hayatınızı yoluna sokmak için sihirli değneğe gerek yok!

İdeal bir ilişki için çiftlerin kişisel tercihleri ön plana çıkarken, kötü bir ilişki dünyanın neresinde olursa olsun kötüdür... Kavgalar, yüksek sesle yapılan tartışmalar, fikirlerin ve tercihlerin çakışması, ev yaşamında ortalama kararlar verilememesi, kıskançlıklar, çiftlerin birbirlerine karşı duydukları hislerin zamanla etkisini yitirmesi ve bunun sonucunda da bir arada olamama... Bu liste daha da uzayıp gider... Bütün bunlar kötü giden ilişkinin temel göstergeleridir.

Oysa ki bir ilişkinin başrol oyuncuları, birbirine karşı temelde güçlü duygular besliyorsa, hiçbir şey size filmlerdeki gibi imkansız gelmez. En azından daha ılımlı olmalısınız. Çünkü paylaştığınız ilişkinizi yok etmek de, güçlendirmek ve sağlıklı bir ilişki haline getirmek de sizin elinizde.

İyi bir ilişkinin en gerekli unsuru her konuda paylaşım içinde olmaktır. Sevmek ve sevilmek yeterli değildir. İki ayrı insan, birbirini ne kadar severse sevsin, farklı ailelerin, farklı kurallarıyla yetişip kendilerini buna göre şekillendiriyor.

Bundan sonra da iki insanın sorunsuz bir şekilde bir arada yaşaması elbette o kadar da mümkün bir şey değil.

Bunun için iki tarafın da bazı zamanlar alttan alması, ayrıntılara fazla takılmaması ve birbirlerinin fikirlerine saygılı olması gerekir.

Yapacak bir şey yoksa oyun oynayın

İki kişilik oyunlar, ikili ilişkilerde her iki tarafın da deşarj olmasını sağlar ve romantizmden boğulmasını engeller. Her dakika mum ışığında oturup, birbirinize şiirler okuyarak vakit geçiremezsiniz. Bu durumda başka kurtarıcılara gerek olabilir. Örneğin birbirinizi bir süre için de olsa, aynı safta değil de rakip olarak görmek keyifli olacaktır. Tavla, satranç, play station gibi oyunlar oynayabilirsiniz.

Birlikte oturup televizyon izleyin

Her çift kumanda kavgasını yaşıyordur... Siz onun izlediği spor programlarından, o da sizin izlediğiniz dizilerden nefretle kaçmak isteyebilir. Ne yaparsanız yapın, ayrı odalarda televizyon seyretmekten kaçının. Bunu alışkanlık haline getirirseniz, birbirinizden uzaklaşacaksınız. İkinizin de ilgisini çekecek bir film mutlaka vardır...

Yemek yapmak bir kişinin görevi değil!

Bu sadece kadının görevi değil ya! Her zaman olmasa da haftada birkaç gün mutfağa mutlaka birlikte girin. Taraflardan biri bunu beceremiyor da olsa (!) en azından eğleneceksiniz...

Küçük sürprizler yapın

Her iki tarafın da yapacağı küçük sürprizler, monotonluğu kırmak için iyi bir yoldur. Çünkü sürprizlerle başlayan gece, zaten keyifli devam edecektir. Evde sık sık kullandığı dolapların kapak içlerine, buzdolabının raflarına, ekmek bıçağının üzerine, kıyafetlerinin arasına onun için küçük notlar bırakabilirsiniz. Erkeklerin, eşine ya da sevgilisine çiçek alması, hatta bunu bir neden olmaksızın yapması, olumlu sonuçlar doğuracaktır. Çiçek bir ilk yardım çantası gibidir, her zaman işe yarar çünkü...

Kabul, hep siz haklısınız, sizin dediğiniz doğru ve hep sizin sözünüz geçerli olmalı! Siz insanın kalbinden geçeni bile okuyabilirsiniz! Yok canım o kadar da değil diyorsanız, önerilerimize göz atınız.

1. EŞİNİN KİŞİLİĞİNE KARŞI AĞIR ELEŞTİRİDE BULUNMA

Eşinin kişiliğini küçük düşürücü, onur kırıcı sözler sarf etmek sevgiyi zedeler. ;;Sen hep böylesin, hep beceriksizsin.;; suçlamalarına sitemkar ve biraz da hakaret içeren ;;Hep kendi bildiğini okudun. Beni dinlemedin.;; sözleri suçlayıcı eleştirilerdir.

2. İŞİ YOKUŞA SÜRME

Günün birinde eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir. Diğer eş ;;On yıldır sana söyledim; ama beni dinlemedin, başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?;; biçimindeki konuşmalar eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır.

3. GEÇMİŞİ HATIRLATMA

Evlilik hayatı boyunca insanların olumsuz hatıraları olmuştur. Kavgalar, tartışmalar, atışmalar ya da unutulan anlar, yapılan yanlış davranışlar olagelmiştir. Evlilik hayatı boyunca bu kötü hatıraların eşler tarafından tekrak tekrar ısıtılarak ortaya konulması ilişkileri zedeler.

4. GENELLEMEDE BULUNMA

Eşinize bir kalıp biçerek o kalıba sokan ifadeler kullanmak, onu kötü bir fiille damgalamak da büyük hatalardan biridir. ;;Ben senin için değiştim, sen benim için hiçbir şeyden vazgeçmedin. Çok bencilsin...;; sözleri evliliği yıpratır.

5. EŞİNİN AKLINI OKUMA

Çiftler arasında diyalog tek taraflı olmaya başladığında eşler birbirlerine mesafe koymaya başlarlar. Sürekli iğnelemeler, kavgalar, atışmalar artık kadın ve erkeği kendi dünyasına itmiştir. Erkek de kadın da kendi dünyasında eşiyle konuşmaya başlar. Kafalarında kurdukları şeyler zaman zaman birbirlerinin hareketlerine yorumlar çıkarmaya neden olur. ;;Senin ne demek istediğini biliyorum. Ben senin bakışından anlarım.;; gibi sözlerle eşinin mimik ve hareketlerinden anlamlar çıkarılmaya başlanılır.

6. KENDİNİ HEP HAKLI GÖRME

Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde kim daha haklı, adeta ;;mahkeme;; kuruluyor.

7. KONUŞURKEN SÖZLERİN KESİLMESİ VE SES TONUNU YÜKSELTMESİ

İletişimde en önemli husus konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralara girmektir. Dinlemek, anlamak ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek, ses tonunu yükseltmemektir.

8. EŞLERDEN BİRİNİN KENDİSİNİ TERAPİST YERİNE KOYMASI

;;Senin hasta olduğunu biliyorum, nedenlerini de biliyorum. Senin ne zayıflıkların var hepsini keşfettim, ne yapman gerektiğini söylüyorum, beni dinlesen doktora filan da ihtiyacın olmaz;; gibi sözler doğru değildir. Eş ne kadar bilgili, tecrübeli olursa olsun kendini doktor yerine koymamalıdır.

AŞK TESTİ

1- "Seni seviyorum" demeye doymuyorsanız.

2- En bakımsız halinizi bile görmesine aldırmıyorsanız.

3- En bakımsız halinize bile bayılıyorsa.

4- En sarhoş olduğu zamanlarda bile, asla size eski sevgilisinin adıyla hitap etmiyorsa.

5- Eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyorsa.

6- İş seyahatine çıktığında ondan haber alamadığınızda, sinirlenmek yerine, başına birşey gelmesinden endişe ediyorsanız.

7- Gazetenin 3. sayfasını okurken gördüğünüz kötü haberler sizi çok etkiliyorsa ve "ya o da böyle bir kaza geçirirse" diye düşünüp telaşa kapılıyorsanız.

8- Başınız çok ağrıdığında, uyumanıza yardım etmek için, bütün gece size Sindrella'yı ve Robin Hood'u anlatıyorsa

9- Birlikte tatlı yaparken çok eğleniyorsanız.

10- Alışverişten sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi kartı borcunuzu öğrenmek için değil, aldığınız şeyleri görmek için.

11- Yedekte adam tutmak huyunuz, esrarengiz bir şekilde sizi huzursuz etmeye başladıysa.

12- Sizin için çok önemli bir toplantıda, yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere dalıyorsanız.

13- En aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyorsa.

14- Eski Türk filmleri sizi ağlatmaya başladıysa.

15- Çevrenizdekiler, sizin çok daha anlayışlı ve pozitif biri haline geldiğinizi söylemeye başladılarsa.

16- Daha telefon çalarken, onun aradığını anlıyorsanız.

17- Siz seyahatteyken, hergün çiçeklerinizi sulamak için size uğruyorsa.

18- Size araba kullanmayı öğretirken, sabrını sonuna kadar muhafaza edebiliyorsa.

19- Saçınızın rengini bir ton bile değiştirseniz, loş ışıkta dahi farkı anlıyorsa.

20- Birbirinizin kredi kartı şifresini biliyorsanız.

21- Annenizle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsa.

22- Annesiyle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsanız.

23- Henüz evlenmeden çocuk isimlerinden bahsetmeye başladıysanız.

24- Onsuz tatile çıktınız ve bütün vaktinizi telefon başında onu ne kadar çok özlediğinizi anlatarak geçirdiniz.

25- Canınız işe gitmek istemediğinde sizin için patronunuzu arayıp hasta olduğunuzu söylüyorsa.

26- Siz kilo aldıkça, tombul kadınları sevdiğinden bahsediyorsa.

27- Üzerinde son derece eski moda giysiler olsa bile, onunla en yakın arkadaşlarınızın uğrak mekanı olan bara gitmekten rahatsız olmuyorsanız.

28- Size durup dururken çiçek alıyorsa.

29- Size hala oyuncak ayılar ve tüylü köpekler alıyorsa.

30- Ne kadar saklamaya çalışsanız da, bugün sizin için kötü giden birşeyler olduğunu farkediyorsa.

31- Yorgun olduğunda bile size seve seve masaj yapıyorsa.

32- Onun yüzünden eğitiminizi yarım bırakmanın veya kariyerinize zarar verecek bir adım atmanın "fedakarlık" olduğunun farkındaysa.

33- Başınız sıkıştığında ilk aklınıza gelen onun koruyucu omuzlarına ihtiyacınız olduğuysa.

34- Sizin için yemek, temizlik hatta ütü yapıyorsa.

35- Arkadaşlarınızla vakit geçirmeniz ve onun dışında da bir hayatınız olması konusunda sizi>destekliyorsa.

36- Özel günleri asla unutmuyor ve ufakta olsa mutlaka bir hediye alıyorsa.

37- Sizin için ağlamaktan utanmıyor hatta bunun için gurur duyuyorsa.

38- Çok paraya ihtiyacınız olduğu bir dönemde hiç düşünmeden bilgisayarını satabilecek kadar düşünceliyse.

39- Bir sorunu olduğunda ima yoluna gitmek yerine açık açık konuşmayı tercih ediyorsa.

40- Aynı bir şarj makinesi gibi enerjinizi tazeliyorsa.

41- Gecenin bir yarısı, sadece sizi sevdiğini söylemek için telefon ediyorsa.

42- Nasıl olsa birlikte yaşıyorsunuz diye kendini boşvermiyorsa. İlişkinizi taze tutmak için çaba sarfediyorsa. Mesela en sevdiğiniz restoranda rezervasyon yaptırıp size sürpriz ve romantik bir gece hazırlıyorsa.

43- Size ayak uydurmak için tenis dersleri alıyorsa.

44- Birlikte dans dersleri almayı teklif ediyorsa.

45- Gece kulüplerinde piyasa yapmaktansa, sizinle evde video seyretmeyi tercih ediyorsa.

46- Pijamalı halinizi gece kulüplerindeki çarpıcı kadınlara tercih ediyorsa.

47- Kendisi acılı sevdiği halde, sizin için yemeği acısız ısmarlıyorsa.

48- Sizin için dünyanın öbür ucuna giderse.

49- Size gözü gibi bakıyorsa ve gözleri 6 numara bozuk değilse.

50- Size her gün "Sevgililer Günü"yse.

Eşinizle aranızdaki sorunlar çözümsüz değil. Herşeyin bir formülü olduğu gibi evlilikteki sorunların da bir çözümü var.

Balayında siz keyifle üzüm yerken, eşiniz size yan yan bakıp nasıl üzüm yeneceği hakkında bir söyleve başlarsa ne hissedersiniz? Ya da akşam yemeğine misafir beklerken, eşiniz aniden yemek odasının duvar kâğıdını yenilemeye girişirse ne olur?

Kişilik farkları

Floptence Littauer, Sistem Yayıncılık'tan çıkan "Çift Bulmacası" kitabında eşler arasındaki kişilik farklarından kaynaklanan sorunlara çözüm sunuyor. Ayrıca kitaptaki testle, güçlü kolerik, melankolik, popüler optimist ve barışcıl soğukkanlı kişiliklerinizden hangisi olduğunuza ve partnerinizle birbirinizi neden cezbettiğinizi anlamanıza ayna tutuyor.

Eşlenen kişilikler

Popüler optimist ve güçlü kolerik doğal harmandır. Çünkü her iki tip de dışa dönük, iyimser ve açık sözlüdür. Bu harman heyecan verici insanlar yaratır.

Barışcıl soğukkanlı ve melankolikler uyuşur çünkü her iki kişilik de içe dönük, karamsar ve tatlı dillidir. Fazla heyecan verici değillerdir.

Güçlü kolerik ve melankolik tamamen işe yönelik insanları yaratır.

Popüler optimist ve barışcıl soğukkanlı kişiler kolaylıkla bir araya gelir. Eğlenmeyi severler. Sorumluluklarını kolayca unutuverirler ancak gene de bir şeyleri yapar gibi görünerek karşılarındakileri büyülerler.

İlişki için kişilik testi

(Her sıradaki dört kelimeden size en çok uyan bir tanesinin yanına X işareti koyun)

Kişilik profili

Güçlü yönler

1- Maceraperest uyum sağlayan hareketli analitik

2- Israrcı neşeli ikna edici huzurlu

3- Uysal fedakâr sosyal iradesi güçlü

4- İnsaflı denetimli rekabetçi inandırıcı

5- Ferahlatıcı saygılı çekingen becerikli

6- Hoşnut duyarlı kendine güvenen canlı

7- Planlı sabırlı olumlu teşvik edici

8- Emin doğal programlı utangaç

9- Düzenli nazik dobra iyimser

10- Arkadaş canlısı bağlı komik baskıcı

Zayıf yönler

1- İfadesiz çekingen yüzsüz zorba

2- Disiplinsiz sevimsiz donuk affetmez

3- Suskun kinci dirençli tekrarlayan

4- Titiz korkak unutkan açık sözlü

5- Sabırsız güvensiz kararsız laf kesen

6- Sevilmeyen işe karışmayan tutarsız şefkatsiz

7- Dik kafalı gelişigüzel müşkülpesent tereddütlü

8- Renksiz karamsar kibirli göz yuman

9- Kolay öfkelenen amaçsız tartışmacı soğuk

10- Saf olumsuz tavırlı sinirli kayıtsız

Kişilik puan cetveli

(Kişilik profilinde X'lerinizi aşağıdaki uygun yerlere işaretleyin. Mesela eğer profilde 'maceraperest'i işaretlediyseniz puan cetvelinde de işaretleyin)

Güçlü yönler

Popüler optimist güçlü kolerik melankolik barışçıl soğukkanlı

1- Hareketli maceraperest analitik uyum sağlayan

2- Neşeli ikna edici ısrarcı huzurlu

3- Sosyal iradesi güçlü fedakar uysal

4- İnandırıcı rekabetçi insaflı denetimli

5- Ferahlatıcı becerikli saygılı çekingen

6- Canlı kendine güvenen duyarlı hoşnut

7- Teşvik edici olumlu planlı sabırlı

8- Doğal emin programlı utangaç

9- İyimser dobra düzenli nazik

10- Komik baskıcı bağlı arkadaş canlısı

Zayıf yönler

Popüler optimist güçlü kolerik melankolik barışçıl soğukkanlı

1- Yüzsüz zorba çekingen ifadesiz

2- Disiplinsiz sevimsiz affetmez donuk

3- Tekrarlayan dirençli kinci suskun

4- Unutkan açık sözlü titiz korkak

5- Laf kesen sabırsız güvensiz kararsız

6- Tutarsız şefkatsiz sevilmeyen karışmayan

7- Gelişigüzel dikkafalı müşkülpesent tereddütlü

8- Göz yuman kibirli karamsar renksiz

9- Kolay öfkelenen tartışmacı soğuk Amaçsız

10- Saf sinirli olumsuz tavırlı kayıtsız

Kişilik analizleri

Şimdi X'ler hangi başlık altında daha çoksa siz o kişiliksiniz.

Popüler optimist: Eğlenmek ister. Duygusal ihtiyaçları şefkat ve kabul görmektir. Esprilidir. Düzensizdir. Hayat eğlenceli olmadığında ve sevilmediğini hissetiğinde depresyona girer. Değer veren insanları sever. Strese girdiğinde olay yerini terk eder, çıkar.

Güçlü kolerik: Liderdir. Doğru ve çabuk hüküm verir. Patronluk taslamaları, sabırsız ve duygusuz olmaları zayıf yönleridir. Uysal insanları sever. Strese girdiğinde daha çok çalışır.

Melankolikler: Doğru olanı yapmak ister. İstikrar, sessizlik ve hassasiyet duygusal ihtiyaçlarıdır. İyi organizatördür. Ancak kolay bunalıma girer. Ciddi, entelektüel insanları beğenir. Strese girdiğinde bir kenara çekilip sorunları yeniden gözden geçirir.

Barışcıl soğukkanlılar: Çatışmadan kaçınır. Dikkat çekmeyi ve takdir edilmeyi sever. Sessiz ama esprilidir. Kararsız ve enerji noksanlığı zayıf yönleridir. Çatışmalarla karşılaştığında depresyona girer. Onlara saygı gösteren insanları sever. Strese girdiğinde yemek yer, televizyon izler.

İLK BULUŞMA HEYECANI

Beklediğiniz gün nihayet geldi, onunla ilk kez buluşacaksınız... Peki ama nerede?

Sinema: İlk buluşma için pek uygun sayılmaz. Ne de olsa film başlar başlamaz ağzınızı kapamak zorunda kalırsınız. Ancak uzun süre yan yana oturacağınızdan, olumlu elektrik alıp almadığını anlaman için iyi bir fırsat olabilir. Bu arada filmin türüne göre birbirinize dokunma şansını da elde edebilirsiniz. Eğer bu bir korku filmiyse, ona sarılmanı hiç de ters karşılamayacak aksine hoşuna gidecektir. Ama sakın durumu abartayım deme!

Nelere dikkat etmelisin? Filmden hoşlanmasan bile bunu belli etmemen yerinde olur.

Yemek: İşte birbirinizi daha iyi tanımak ve bir dahaki buluşmayı garantileyecek bir ortam. Eğer onu gerçekten etkilemek ve senden başka bir şey düşünmesini istemiyorsan, mutlaka sakin ama romantik bir yere gitmenizde fayda var. Sınıf arkadaşlarının akınına uğrayan, gürültülü patırtılı yerler, ilk buluşma için hiç de uygun sayılmaz. Gelelim yemek anında yapman gerekenlere... Garson mönüyü getirdiğinde, uzun uzun inceleyip, bütün listeyi tek tek anlatmasını istersen, baştan şansının kaybolduğunu söyleyelim. Senin kararsız ve sıkıcı biri olduğunu düşünmesini istemezsin öyle değil mi? Göz ucuyla mönüye şöyle bir bakıp, kendinden emin ve cool bir tavırla, daha önce hiç tatmamış bile olsan bir yemek iste. Ne kadar aç olursan ol, yemeğini ağır ağır yemeye özen göster. Bu arada havadan sudan konuşmayı da ihmal etme. Yemek boyunca sakın hayat hikayeni anlatma. Bırak o seni çözmeye çalışsın. Unutmadan, ne kadar yakınlaşırsanız yakınlaşın ona dokunma girişiminde bulunma. Bunu, daha sonraki buluşmalara bırakman daha yerinde olur.

Nelere dikkat etmelisin? Ağzını sık sık peçeteyle sil. Yemek artıkları eşliğinde konuşmak pek hoş olmaz öyle değil mi?

Cafe: En uygun buluşma ortamlarından sayılır. Bol bol sohbet edebilir, birbirinizi yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz. Seçme şansın varsa, deniz veya yeşilliğe bakan bir masayı seç ki, daha romantik olsun. Böylece ona duygularını daha rahat ifade etme fırsatı tanımış olursun.

Oturma pozisyonunu da es geçmemek gerek! Tam karşısına oturursan, onu etkileme şansın azalabilir. Çünkü bu oturuş biçimi beden dilinde rakiplik anlamına gelir ve karşısındaki kişi seninle rahat iletişim kuramaz. Bu nedenle mümkünse, yanına otur ve onunla sadece göz teması kur.

Sohbet sırasında sakın peçete, telefon, çanta sapı gibi şeylerle oynama. Böyle yaparsan senin onu dinlemekten sıkıldığını düşünebilir. Anlattığı şey, önemsiz bile olsa, çok ilginç bir şey dinliyormuş gibi bedenini ona doğru yönelt ve can kulağıyla dinle.

Nelere dikkat etmelisin? Onu etkilemek için olmadık komplimanlar yapmaya kalkma, doğal ol ve bol bol gülümse

Konser: Her ne kadar sohbet şansı sıfır olsa da konser mekanı ilişkinizin ilk tohumlarını atmak için uygun bir yer olabilir. Özellikle bu, ikinizin de sevdiği bir sanatçının konseriyse... Üstelik burada cafe veya yemekte olduğu gibi birbirinize dokunmamak için kasmanıza gerek yok. İlk buluşmanız bile olsa, konser boyunca birbirinize sarılabilir, dans edebilir, birlikte sevdiğiniz sanatçının şarkılarına eşlik edebilirsiniz. Çıkışta yaptığınız nefis bir sandviç ziyafeti ve kısa bir yürüyüş, güzel bir aşkın başlangıcı olabilir.

Nelere dikkat etmelisin? Sesin iyi değilse kendini fazla kaptırıp, bağırmaya kalkma! Bütün hayallerini suya düşürebilirsin.

Parti: İlk buluşma için pek uygun sayılmaz ama birçok avantajı olduğu da bir gerçek. Her ne kadar koyu bir sohbete dalma fırsatı bulamasanız da, kalabalık sayesinde sıkılmadan vakit geçirebilirsin. En önemlisi, ortak arkadaşların sayesinde hakkında bir sürü tüyo kapabilirsin. Böylece bir dahaki buluşmanızda elinde ciddi anlamda veri olmuş olur.

Nelere dikkat etmelisin? Bir partide başına gelebilecek her türlü aksiliğe karşı önlem almayı unutma! Üzerine yemek dökülmesi, elbisenin askısının kopması veya çorabının kaçması karizmanı bir anda yerle bir edebilir.

Eskiden yeni evlenenlere "bir yastıkta kocayın" denirken şimdiler de "5 yılı geçirdiler mi tamamdır" deniliyor. Çünkü günümüzde boşanmak da evlenmek kadar hızlı gerçekleşiyor ve çiftler en kolay yolu seçmeyi tercih ediyor.

Modern çağın gerekliliklerinden biri olan flört etmek bir süre sonra nikâh masasında sonlansa da her nedense eskiden görücü usulü evlenen çiftlerin evlilikleri bir ömür boyu sürerken, severek evlenenlerin mutluluğu bazen bir yıl hatta bazen birkaç ay sürüyor. Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilginç sonuç ise boşanmaların en çok evliliklerin ilk 5 yılında olması. Yani evliliğinizde 5 yılı atlattıktan sonra boşanma riskiniz yarıya inmiş oluyor. Peki, ne oluyor da birbirini tanımadan evlenenler bir ömür boyu aynı yastığa baş koyarken, birbirlerini yıllarca tanıyanlar nikâh masasına oturduktan hemen sonra boşanıyor? Aslında bu sorunun altında birçok neden yatıyor fakat genel olarak bakıldığında sebepleri görmek çok da zor olmuyor.

Ekonomik güç

Eskiden evlilikler sadece aşk üzerine kurulu değildi. Aslında bu hiç romantik görünmese de gerçek bundan ibaretti. Kadınların kendi ayakları üzerinde durma imkânı yok denecek kadar azdı ve finansal olarak eşlerine bağımlıydılar. Bir eş, birkaç çocuk; bir kadın başka ne isteyebilirdi ki? Fakat zamanla her şey değişmeye başladı. Kadınlar eğitimle birlikte güçlenmeye ve finansal bakımdan özgürleşmeye başladılar. Kendi parasını kazanan bir kadının erkek egemenliği altında yaşaması söz konusu olamazdı. Artık durum eşitlenmişti. Aslında bu durum kötü değil aksine iyi bir gelişme oldu çünkü artık kadınlar da eşit haklara sahip oldular fakat bazen erkeklerin bunu kabul edememesi, bazen karşılıklı fedakârlıkların yapılmaması evlilikleri çıkmaza soktu.

Birlikte bir yaşam

Evliliklerin kısa süreli olmasının bir diğer nedeni ise çiftlerin uzun süreli birliktelikler yaşaması oldu. Birbirlerini uzun süre tanımak isteyen çiftler, hemen evlenmek yerine uzun süre flört etmeyi tercih etmeye başladı. Böylece birbirlerini tamamen tanıyan, her şeyi birlikte yapmaya başlayan çiftlerin evlendikten sonra keşfedecek çok da fazla bir şeyi kalmadı. Çoğu çift evlendiğinde birbirinden sıkılmış duruma geldiler. Böylece 5 yılı atlatmak için zamanları bile olmadan, birbirlerine karşı olan sevginin bittiğini söyleyerek boşanmayı tercih etmeye başladılar.

Modern yaşam

Çiftlerin birbirleri için yaratıldıkları düşünceleri çok eskilerde kaldı çünkü artık gelişen teknoloji ve modernleşen yaşam sayesinde iletişim teknikleri de gelişmeye başladı. Eskiden evden işe, işten eve giden erkek ya da kadın şimdiler de sadece iş ve ev arasında değil aynı zamanda internette ya da gittiği yerlerde başka insanlarla tanışma fırsatı yakalıyor. Bu nedenle de aldatma olayları giderek daha da artmaya başlıyor. Kendisine ilgi gösteren başka birini gören çiftlerden biri kendini daha iyi hissediyor ve o kişiye kayarak evliliğini bitirme kararı bile alabiliyor.

Fedakârlık

Eskiden evliliklerde iyi ve kötü günde birlikte olmak varken şimdilerde çiftler zorlukları beraber aşmak yerine zorluğu fırlatıp, atmayı tercih edebiliyor. Her şeyin kolaylaştığı günümüzde kimse başkasının sorunlarıyla başa çıkmak ya da mücadele etmek istemiyor. Aslında sorunlarla birlikte başa çıkmak kabul edilse evlilikler bir ömür boyu sürebilecek güce ulaşabilir.

İlk 5 yılı atlatmak için neler yapabilirsiniz?

Yapılan araştırmalar ilk 5 yılı atlatan çiftlerin evliliklerinin daha sonraki yıllarında mutlu olduklarını ortaya çıkarıyor. Bunun için yapmanız gereken bazı şeyler var:

Değişikliği kabul edin

Evlendiğiniz adamın ve kendinizin zaman içinde değişeceğini kabul ederek işe başlayabilirsiniz. Sadece siz değil herkes zaman içinde değişir. Önemli olan bu değişimi sindirebilmek ve kabul edebilmektir. Eğer güçlü bir aile olmak istiyorsanız değişimlerden korkmamalı ve karşınızdakine ayak uydurmaya çalışmalısınız.

Zor günler olacak

Çiftlerin evlenirken düştükleri en büyük hata evlendikleri halde neden zorluklarla baş etmek zorunda kalmaları gerektiğini anlamamalarıdır. Fakat evlilik inişleri, çıkışları olan bir kurumdur ve evlendiniz diye her şeyin mükemmel olmasını beklemek kesinlikle yanlıştır.

Kavga etmeyi öğrenin

Her evlilikte kavgalar olabilir fakat önemli olan kavga nedeni değil nasıl kavga edildiğidir. Eğer karşınızdakine o anki sinirinizle kırıcı sözler söyler ya da kötü davranışlarda bulursanız kalıcı yaralar açabilirsiniz. Bunun yerine öfkenize hâkim olmayı öğrenmeli ve uzlaşmacı olmalısınız. Evlilik bir güç gösterisi değil, ortak bir paylaşım alanıdır.

Affetmeyi bilin

Her şeye sinirlenmek ya da kestirip atmak yerine karşınızdakini dinlemeyi öğrenin. Yaptığı kötü bir davranış için açıklayıcı bir sebebi olabilir ve siz onu affetmeyi bilirseniz aynı şeyi ondan da bekleyebilirsiniz.

Hatırlayın

Kendinize sürekli olarak neden eşinizle evlendiğinizi hatırlatın. Nasıl karşılaştığınızı, ilk buluşmanızı hafızanızda canlı tutun. Eski günlerin heyecanını unutmazsanız bugüne daha kolay adapte olabilirsiniz.

İstekler aynı sonuç farklı. Bir ömür boyu sürsün isteniyor

46 ülkede 25 bin kişinin katılımıyla yapılan bir araştırma, Asya'da Müslüman ve Katoliklerin, ömür boyu evliliği tercih etme konusunda başı çektiğini gösterdi. Yüzde 97 ile ömür boyu evlilik fikrine inanan Endonezyalıları, yüzde 92 ile Türkler izlerken, Filipinliler ve Malezyalıların yüzde 89'unun evliliğin ömür boyu sürmesi gerektiğini düşündüğü görüldü. Batı'da ömür boyu evliliğe inanların en fazla olduğu ülkenin ABD olduğu, Amerikalı kadınlara oranla daha fazla Amerikalı erkeğin bu fikri savunduğu belirtiliyor.

Araştırmada ayrıca, Asya'daki Müslüman ülkeler arasında Endonezya ve Malezya'nın, evliliği "yaşam gayesi" olarak görme konusunda başı çektiği, Avrupalıların yarısından daha azının evliliği "yaşam gayesi" olarak gördüğü, Yunanlıların yüzde 74'ünün evliliği "yaşam gayesi" olarak görmeyenler arasında ilk sırada yer aldığı belirtiliyor.

Avrupalıların yüzde 77'si, uzun ve istikrarlı bir ilişkinin evlilik kadar iyi olduğunu söylerken, Batı Avrupa'da kadınlar tarihte ilk kez eş yerine kariyer peşinde koştuğu ve ömür boyu süren bir ilişki yerine bağımsızlığa değer verdiği ortaya çıktı.

Devir tasarruf devri olduğuna göre siz de işe zamandan tasarruf ederek başlayabilir çocuklardan ve eşinizden arta kalan zamanı kendinize ayırabilirsiniz. Böylece uzun zamandır yapmak istediğiniz şeylerin tadını çıkaracak vakti de bulmuş olursunuz.

Ev işi, çocukların bakımı, eşinizin istekleri derken kendinize hiç vakit ayıramamaktan şikâyet ediyorsanız zamandan çalma vaktiniz geldi demektir. Gün içinde yapacağınız birkaç pratik işlemle siz kendinize boş zaman yaratırken işleriniz de aynı şekilde yürümeye devam edecektir.

Teknolojiden yararlanın

Ev işleri yüzünden gazeteleri okuyamamaktan ya da haberleri izleyememekten yakınıyorsanız ilk olarak yapmanız gereken cep telefonunuza haberlerin gelmesi için bir komut göndermek olmalıdır. Böylece sıcak gelişmelerden teknolojinin nimetlerinden faydalanarak haberdar olabilirsiniz.

Günlük eşyalar

Her gün evden çıkarken yanınıza aldığınız bazı eşyalarınız olmalı. Örneğin anahtar, makyaj malzemeleri, cep telefonu, cüzdan gibi eşyalarınızı dışarıdan geldiğinizde kapının önünde bir torbaya koyun. Böylece bir daha dışarı çıkmanız gerektiğiniz bir çantadan diğerine boşaltarak ya da eşyalarınızı arayarak zaman kaybetmemiş olursunuz.

Randevular

Gün içinde doktora, kuaföre gidecekseniz randevunuzu erken saatlere almaya çalışın böylece gününüzü daha fazla değerlendirebilirsiniz. Sabah işinizi bitirir ve öğlen vaktinizi kendinize ayırmış olursunuz.

Misafirler

Eve arkadaşlarınızı çağırdıysanız bütün gün mutfakta yemek yapmak zorunda hissedebilirsiniz. Fakat sonuçta siz ünlü bir aşçı değilsiniz bu nedenle bir kerelik de olsa yemek yapmak yerine evin yakınındaki pastaneye uğrayarak ev yapımı ürünlerden alabilirsiniz. Siz söylemediğiniz sürece kimse sizin bir şey hazırlamadığınızı bilmeyecektir.

Yemek derdi

Her akşam için bütün gün evde yemek yapmak yerine bir günü yemeğe ayırıp, pişirdiklerinizi derin dondurucuya atabilir böylece diğer birkaç gün boyunca yemek derdinden kurtularak kendinize vakit yaratabilirsiniz. Eğer isterseniz donmuş yiyeceklerden alarak yemek zamanı kolay bir yemek de hazırlayabilirsiniz.

İnternet

Zamandan kazanmak için ilk yapmanız gereken teknolojik gelişmelere ayak uydurmak olmalıdır. Eğer internetle aranız iyiyse bilgisayar başına geçerek alışveriş yapabilir, saatlerce kuyruk beklemeden faturalarınızı ödeyebilirsiniz. Eğer bilgisayar kullanamıyorsanız birinden yardım isteyerek işlerinizi kolay yoldan halledebilirsiniz.

Planlı olun

Kendinize vakit ayırmak için planlı olmanız gerekir. Ne yapacağınızı bilmeden oradan oraya koşturmak yerine kendinize günlük bir plan oluşturmalı ve bu plana uyarak hareket etmelisiniz. Böylece zaman kaybetmemiş olursunuz.

Gardırop

Gardırobunuzu düzenlemelisiniz. Her şeyi rengine ve türüne göre ayırırsanız ne giyeceğim diye saatlerce düşünmek derdinden kurtulur ve o saatleri başka şeyler yaparak değerlendirebilirsiniz.

Ev işleri

Ev işini de planlı şekilde yapmalısınız. Her güne bir odanın temizliğini ayırabilir ya da her oda için bir saat belirleyebilirsiniz. Evdeki gereksiz eşyaları ortadan kaldırırsanız temizlikle çok da fazla vakit harcamamış olursunuz.

Liste

Evde biten şeylerin listesini buzdolabının üstüne yerleştirirseniz eksikleri teker teker almakla vakit kaybetmezsiniz. Markete gittiğinizde hepsini alır ve uzun süre kullanabilirsiniz. Böylece her gün markete gitmek yerine haftada iki kez gidebilirsiniz.

Alışveriş saatleri

Alışverişe çıkarken gideceğiniz saat de çok önemlidir. Trafiğin ya da, gideceğiniz yerin kalabalık olmaması için sabahın erken saatlerini ya da öğlen vaktini seçebilirsiniz. Böylece daha hızlı ve rahat bir alışveriş yapmış olursunuz.

Yeme düzeni

Yeme düzeninize dikkat ederseniz enerjiniz de yerinde olur böylece işlerinizi çabuk halledersiniz. Kahvaltı öğününü atlamazsanız sürekli acıkmaz ve bir şeyler yemek için sürekli yemek hazırlamak zorunda da kalmazsınız.

Yardımcı

Eğer imkânınız varsa çocuklar için bir bakıcı tutabilirsiniz. O çocuklarla ilgilenirken siz de dinlenebilirsiniz. Ayrıca ev temizliği için de bir yardımcı tutabilirsiniz haftada bir ya da on beş günde bir temizlik konusunda size yardımcı olacak birinin olması daha düzenli olmanızı sağlar.

Hayatınızdan memnunsunuz, çekicisiniz ve kendinizden eminsiniz. Öyleyse hangi yaşta olduğunuzun hiçbir önemi yok.

1) Aşk gençliği aramaz

Erkeklerin sadece genç kadınları sevdiğini mi düşünüyorsunuz?

Öyleyse bir hayli yanılıyorsunuz. Eşiniz genç bir kadının kapris ve iniş çıkışlarla dolu hayat beklentileri ile ne kadar mutlu olabilir ki?

Günümüzde erkekler de mutluluğun yaşla bağlantılı olmadığının farkında.

2) Başkalarını kandırmak oldukça yorucu

Niçin herkesi kandırmaya çalışalım ki? Kendinizi yaşınızdan daha genç göstermek olağanüstü bir performans sergilemenizi gerektirecek. Örneğin kızınızın yaşını bilen biri onu kandırmaya çalıştığında size şunu sorabilir: "Ne!!! Daha 39 yaşında mısın? Ama kızın 25 yaşında değil mi?" Asla gerçeği söyleyememek uzun vaadede çok yorucu olabilir.

3) Hissettiğiniz yaştasınız

Sağlıklı beslenme ve tıbbın ilerlemesi sayesinde bugün 30'unda olan bir kadın büyükannesinin bu yaştaki halinden çok daha genç gösteriyor. Çeyrek yüzyıl öncesine göre kadınların hayattan beklentileri ve gerçekleştirdikleri büyük bir değişim geçirdi. Artık büyükanne olsanız bile kot pantolon giyebiliyorsunuz.

4) Hayatı tanıyorsunuz

Sokakta yürürken karşılaştığınız daha genç bir kadını gördüğünüzde herhangi bir rekabet duygusuna kapılmamak harika bir duygu. Çünkü olgun kadınlar beraberinde birçok tecrübeyi de getiriyor.

5) Bilinçli baştan çıkarıcı

Bir rakam bir insan hakkında çok az şeyi belirtir. Oysa sinyaller çok daha fazlasını verir. Artık eşinizi etkilemek için ne yapacağınızı kara kara düşünmüyorsunuz. Hangi bakışın onu kalbinden vurduğunu, hangi mimiğin onu baştan çıkardığını 30'lu yaşlardaki bir kadın olarak daha iyi biliyorsunuz. Bunun nedeni ise çok basit: Erkek ve kadın arasındaki ebedi oyunu 20 yaşındaki bir kadından daha iyi analiz edebiliyorsunuz.

6) Ünlüler bile yaşını gizlemiyor

En iyi örneklerden biri ünlü şarkıcı Madonna. Kısa bir süre önce 45 yaşına bastı. Baştan çıkarıcı vamp bir kadın, iki çocuk annesi, çocuk kitabı yazarı ve üstelik üçüncü bir çocuk daha arzuluyor. Önemli olan yaşınızdan değil, hayattan vazgeçmemeniz.

7) Tecrübenin son kullanma tarihi yok

Bir yoğurdun son kullanma tarihi olabilir, ama olgun bir kadının asla. Ne olmuş artık 25'i aştıysanız? Biraz daha büyük olan kadınların çocukları çoktan büyümüştür, ayrıca mesleklerinde de kariyerlerinin başlangıcında değillerdir. Hayatta nerede durduğunuzu, nereye ait olduğunuzu biliyorsunuz. Bundan daha güzel bir duygu olabilir mi?

Erkek arkadaşınızı ya da kocanızı sürekli kızdırıyor fakat bunun sebebini bir türlü anlamıyor musunuz? İşte size birkaç ipucu...

  • Arkadaşlarının yanında azarlıyor tonda konuşmanızdan hoşlanmazlar.

  • Vitrinlere bakmanızdan, bakmakla da kalmayıp almayacağınız şeyi denemenizden hoşlanmazlar.

  • Onun yarattığı romantizme aynı dozda bir romantizm anlayışıyla cevap vermemenizden hoşlanmazlar.

  • Sizi yemeğe çıkarttıklarında "Diyet yapıyorum" demenizden hoşlanmazlar. "Para gitti" diye düşünürler.

  • Gündüz saatlerinde ağır makyaj yapmanızdan hoşlanmazlar.

  • Chat yapmanızdan hoşlanmazlar. Aynı paranoyak erkek kimliği burada da devreye girer.

  • Kahkaha atarken eliyle ağzını kapatan kızlardan hoşlanmazlar. Bir erkek için bir kadının ağız güzelliği önemlidir ama özgüven yüksekliği daha da önemlidir.

  • Gerçekten de sadece arkadaşlarınız olan erkeklerden bile hoşlanmazlar.

  • Gününüzün 10 saatini arkadaşlarınızla cepten mesajlaşarak geçirmenizden hoşlanmazlar. Dikkat edin, yüklü bir fatura gelirse en çok alay eden onlar olacaktır.

Erkekler Marstan kadınlar da Venüstense, her iki cinsin de birbirini anlamak için bu kadar çok vakit harcamasında şaşılacak bir şey yok.

Erkeklerle ilgili en çok sorulan soruların yanıtlarını sizin için araştırdık:

1- Zor kadını oynamak erkeklerin hoşuna gider mi?

İşe yaramakla kalmaz, doğru biçimde oynandığı takdirde ilişkiye sıcak bir başlangıç da sağlayabilir. İşin sırrı erkeklerin, kovalamacanın verdiği heyecanı sevmelerinde yatar. İnsan ele geçiremediğini ister. Bir şekilde ilgilendiğinizi belli etmekle birlikte biraz mesafeli davranırsanız, işi kaptınız demektir. Öte yandan, bu kovalamacayı onu teşvik edici küçük hareketlerle de renklendirmelisiniz. Ona göz süzercesine yukarıdan bakmanızın ve kararsız davranmanızın hayal kırıklığı yarattığını sezerseniz, ona göz kırpın. Bildik bir senaryo gibi gelse de, erkekler kovalamayı en az bizim kovalanmayı sevdiğimiz kadar severler. Erkeğinize doğru oltayı atın. Tünelin ucunda ışık olduğunu bilsin yeter.

2- Erkekler neden berbat dinleyicilerdir?

Erkekler aslında berbat dinleyiciler değillerdir. Sadece kötü birer editördürler. Onlara özellikle spor, seks ya da kendilerine yakın buldukları başka bir konuyla ilgili önemli veya ilginç bir şey söylediğinizde, şayet basketbol maçı izlemiyor ya da gazete okumuyorlarsa, kulaklarını dört açarlar. Ne var ki daha az ilgilerini çeken konulara gelindiğinde (moda, diyet furyaları, en iyi arkadaşınızın erkek arkadaşı), başlarını salladıkları, mırıldandıkları ya da dinliyormuş gibi yaptıklarında da değişen bir şey olmaz. Aslında sohbetten koptuklarının farkına bile varamazsınız. Fark ettiğiniz takdirde, öfkenizin birkaç saat boyunca dinmeyeceğini bilirler. İnandırıcı gelmedi mi? Belki de... Ama gerçek bu. Bir şeyleri değiştirmeye çalışmak istiyorsanız, önünüzde iki seçenek var: Ya erkeğiniz sizin hiç de ilginizi çekmeyen bir konudan bahsederken onunla ilgilenmiyor görünün (bunun farkına bile varmazsa hiç şaşırmayın) ya da konuşmalarınızın konularını daha büyük bir dikkatle seçin. Moda sohbetlerini arkadaşlarınıza saklayabilirsiniz.

3- Erkeğimin daha sevgi dolu olması için ne yapabilirim?

Erkek-kadın ilişkilerinde sürekli gündeme gelen sorulardan biri daha... Muhtemelen kimsenin işe yarar bir çözüm üretememiş olmasından kaynaklanıyor. Sevdiğiniz erkeğin size karşı daha sevgi dolu olmasını istiyorsanız erkekler köpeğe benzer teorisinden yararlanarak, ona gelmiş geçmiş en bilimsel köpek olan Pavlovun köpeği gibi davranın. Baş başa kaldığınızda erkeğinize küçük sevgi gösterilerinde bulunun. Örneğin arkasından yaklaşarak ona sarılın. Ona sarılırken gülümsemesini sağlayın. Kulağına size özel küçük esprilerden birini fısıldayın ya da pazar günü boyunca, sizden en ufak bir şikayet belirtisi duymadan, bütün gün spor kanalı izleyebileceğine söz verin. O da zaman içinde sevgi gösterilerini iyi şeylerle ilişkilendirecek, bu zevk verici davranışın karşılığını verme fikrine ısınacaktır. Ne kadar karşı koyamasanız da, ona bu konudan söz etmeyin. Sağlıklı bir ilişkide iletişimin yeri tartışılmaz ama ona ne kadar sevgi dolu olmasını istediğinizden söz ederseniz, gerçekte öyle olmasa da ağlayıp sızlanıyor izlenimi vermiş olursunuz. Böylece, hiçbir yere varamazsınız. Bazı şeyleri konuşmak yerine davranışlarınızla ortaya koyun. Sabırlı olun, bu iş biraz zaman alabilir.

4- Erkekler kadınların yatakta ne istediklerini dile getirmelerinden hoşlanırlar mı?

Bu isteklerinizin nasıl olduğuna bağlı. Bir erkekten daha geç boşalmasını veya daha güzel kokmasını isterseniz, alacağınız cevabın olumlu olma olasılığı düşüktür. Özel konuları konuşmaktan utanıyor ya da onu incitmek istemiyorsanız, oturup baş başa konuşmaktansa, yatakta bazı yeni hareketleri kendiniz uygulamayı deneyin. Tepkisini ölçün. Daha sonra, ondan bu konudaki düşüncelerini öğrenebilirsiniz. Yüzü kızarabilir, geçiştirmeye bile çalışabilir. Ama en azından, ona da yatakta yaratıcı olması için yeşil ışık yakmış olursunuz.

Bir gün insan virgülü kaybetti,

o zaman zor cümlelerden korkar oldu ve

basit ifadeler kullanmaya başladı;

cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti.

Sonra ünlem işaretini kaybetti;

alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı.

Artık ne bir şeye kızıyor, ne bir şeye seviniyordu.

Hiç bir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.

Bir süre sonra soru işaretini kaybetti ve soru sormaz oldu,

hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu.

Ne evren, ne dünya, ne de kendi apartmanı umurundaydı.

Birkaç yıl sonra iki nokta üst üste işaretini kaybetti ve

davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.

Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız tırnak işareti kalmıştı.

Kendine özgü tek düşüncesi yoktu,

yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.

Düşünmeyi unuttu ve böylece son noktaya erişti.

* Bir kadın aynı zamanda hem sevdalı, hem anne olamaz. Andre Maurois

* Kadın psikolojisini otuz yıldır incelememe rağmen büyük soruya

cevap bulamadım. Gerçekte kadınlar ne istiyor? Sigmund Freud

* Zengin dullar bir gözleriyle ağlarlar, öbürünü kırparlar. Miguel

De Cervantes

* Kadına inanan, kendini aldatır. İnanmayan da kadını aldatır. Çin

Atasözü

* Bir sürü erkek başarısını ilk karısına borçludur. İkinci karısını

da başarısına. Jim Backus

* Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur. Zararı veren onları

yakalamaktır. Jack Davies

* Erkek hissettiği, kadın göründüğü yaştadır. Moltimer Collins

* Bir erkek ölürken kıpırdayan son yeri, kalbidir. Bir kadın

ölürken, dili. George Chapman

* Bir kadın kısık sesle konuşuyorsa birşey istiyor demektir. Sesini

yükseltiyorsa bilin ki istediğini elde edememiştir. Anonim

* Kesinlikle evlen! Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun.

Sokrates

* Bütün dünyada bir tek güzel çocuk vardır. Bütün annelerde ona

sahiptir. Çin atasözü

* Her başarılı erkeğin arkasında, onunla gurur duyan bir karısı ve

bu işe şaşakalmış bir kayınvalidesi vardır. Brooks Hays

* Erkekler yaşlanır, kadınlarsa değişir. Goethe

* Niye evlenecekmişim ki? Evlenirsem başıma gelecek en iyi şey

boynuzlanmamaktır ki evlenmezsem bunu çok daha emin yollardan elde

edebilirim. Sebastian Chamfort

* Erkekler kendilerini yorgun hissettikleri için, kadınlar ise

meraktan evlenirler. İkisi de hayal kırıklığına uğrar. Oscar Wilde

* Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektır. Bir

çok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir,ya da evli

olmadığı için acı çekiyordur. Simone De Beauvoir

* Bir erkek karınızı elinizden aldığı zaman karınızı ona bırakmaktan

daha büyük bir intikam yoktur.Sacha Guıtry

* Bekar erkekler kadınlar hakkında evli erkeklerden daha çok şey

bilirler. Eğer bilmeselerdi onlar da evlenmiş olurdu. H.L.Mencken

* Erkek evlenene kadar eksik bir erkektir. Ve evlendiğinde artık

bitmiştir. Zsa Zsa Gabor

* Kadınlara büyük saygı duyan ve onları herşeyin üstünde tutan

erkekler, kadınlar arasında popüler olmayı nadiren başarabilirler.

J.Addıson

* Kadınlar güçsüz olana kendini bir ödül, güçlü olana bir eşya gibi

sunar. Cesare Pavese

* Bir erkeğe göre 'erkeğin iyisi' ile , bir kadına göre 'erkeğin

iyisi' aynı şeyler değildir. Ortega Y Gasset

* Erkekler, hayatlarının bir devresinde evlerinin tam hakimidirler.

O da doğdukları günden üç yaşına kadar oldukları zamandır. Gaston

Paces

* Erkekler şaraba benzer. Geçen yıllar kötülerini ekşitir, iyilerini

olgunlaştırır. Cicero

* Cömertlik, erkeğe yakışan erdemdir. Goethe

* Erkeği evinden kaçıran damın akması, bacanın tütmesi ve kadının

çenesidir. Chauger

* Evli erkekler her yeni damadı sevinçle seyrederler. Tıpkı ormanda

yeni yakalanıp getirilen genç bir aslanı seyreden kıdemli sirk

aslanı gibi. Mark Twain

* Erkeklerin aklı, ev kadını arar, ama kalbi ve hayal gücü başka

özellikler peşindedir. Goethe

* En mükemmel kadın, çocuklarına babalarının yokluğunda baba

olabilecek kadındır. Goethe

* Kadın öyle bir konudur ki, onu ne kadar incelersen incele her

zaman yepyenidir. Tolstoy

* Bir kadın ya sever, ya da nefret eder; ortası yoktur. Pubillius Syrus

* Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar. Alexandre Dumas Files

* Kadınlarda feci olan şey, ne onlarla ne de onlarsız

yaşanabilmesidir. Byron

* Kadınların gözleri keskin, zekaları uyanık, düşünceleri vesveseli

olur. Guy de Maupassant

* Kadın, insanın gölgesi gibidir; kovalarsanız kaçar, kaçarsanız

kovalar. Chamfort

* Kadın kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken. Koklamasını

bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur. Refik Halid Karay

* İyi bir kadın bir erkeği etkiler, zeki bir kadın onda ilgi

uyandırır, güzel bir kadın büyüler, anlayışlı bir kadın ise ona

sahip olur. Helen Rowland

* En güvenilir dost, anne baba ve sadık eştir.

Yürekleriyle Konuşan, Gözleriyle Gülen Kadınlar...

Bir kadın tanımak...

Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak...

Bir kadını sevmekle baslar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra' da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...

Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın

sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha

fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı... Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar. Hem yaman bir aşk avcısı, hem de

engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle baslar her şey ama bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla tanık olunur

tutkuların gücüne. Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi...

Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi... Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi bugüne değin? ? ?

Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti, kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.

Yaşlı erkek ve genç kız... Uyumsuz bir birliktelik gibi gözükse de onlar aslında çok mutlu... Peki ama neden? Genç kız acaba o yaşlı erkekte neler buluyor olabilir?

İşin magazinsel boyutunu bir kenara bırakıp biraz da espritüel bir şekilde genç kızlar neden yaşlı erkeklerle birlikte olmak ister sorusuna birlikte cevap aramaya ne dersiniz?

1. Askerlik, iş bulma gibi nedenlerle uğraşmazsınız. O artık hayatını kurmuş bir erkektir.

2. Para durumları işleri güçleri oturduğundan daha iyidir.

3. Onu ailenizle tanıştırırken göğsünüzü gere gere tanıştırırsınız. Ne de olsa adam gibi adamdır artık.

4. Arkadaşlarıyla güç gösterisine girmezler.

5. Onunla bir bara ya da restorana gittiğinizde etrafını kesmezler.

6. "Beni aldatıyor mu?" düşüncesine daha az kapılırsınız. Eh 20'lik ateş değil ne de olsa.

7. "Şimdi nerede ve ne yapıyor?" diye düşünmezsiniz. Çünkü o artık bar, disko ve gece hayatını bırakmıştır. Sakin sakin evinde oturuyordur.

8. Çoğu şeye doymuştur artık o, siz onun gerçek "bir tanesi"sinizdir.

9. Eski defterleri fazla karıştırmazlar. Geçmiş geçmişte kalmıştır.

10. Onlar yalnız geleceğe bakarlar.

11. Giydiğiniz dekoltelere, minilere daha az takılırlar.

12. Onlar "olayları" artık "aşmış"lardır. Ufak tefek detaylarla uğraşmazlar.

13. Eski hatalarını tekrarlamazlar. Ne de olsa bunlardan yeterince ders almışlardır.

14. Eski kız arkadaşlarının fotoğraflarını odalarının bir köşesinde ya da cüzdanlarında taşımazlar.

15. "Eski kız arkadaşım da şöyleydi" cümleleriyle söze başlamazlar.

16. Geleceğe yönelik planları daha kolay kurarlar.

17. Daha çok özen gösterirler. Arada babacanlığa da geçerler.

18. Göğsüne başınızı dayadığınızda kendinizi kelimenin tam anlamıyla "güçlü" ve "güvenli" kollarda hissedersiniz.

19. Her an hissettikleri şeyleri daha rahat söylerler ve duygularını daha sık dile getirirler.

20. "Seni seviyorum" cümlesini kurmakta o kadar zorlanmazlar.

21. "Kadın" dilini daha iyi anlarlar.

22. Kıyafet, eşya vb. seçimlerde sizi yanlarından ayırmazlar. Onlar artık kadınların daha zevkli ve daha iyi alışverişçiler olduğunu kabul etmişlerdir.

23. Ne istediklerini daha iyi bilirler ve hedefe yönelmek için anında harekete geçerler.

24. Size kendilerini beğendirmek için daha çok çaba sarf ederler. Aslında daha oturmuş olduklarından kendilerine neyin, ne kadar yakıştığını daha iyi bilirler.

25. Sizi kaybetmekten gerçekten korkarlar. Sizin gibi çıtırı bulmuştur bir kere... Size keyfini çıkarmak kalır.

26. Sizinle konuşurken kelimeleri daha özenli seçerler.

27. Sohbetleri daha keyifli ve doludur. Kadınlarla da sohbet edilebildiğini anlamışlardır.

28. Zaman kavramı onlar için önemlidir. Her anı artık dolu dolu yaşamak isterler.

29. Onlar size kendinizi gerçek bir "kadın" gibi hissettirirler. Ne de olsa tecrübe!

30. Ve en önemlisi "ön sevişmenin" kadınlar için ne kadar önemli olduğunu artık bilirler ve ön sevişmeyi mümkün olduğu kadar uzatırlar. Böylece sizi daha mutlu ederler.

Onu tanıyorsunuz, ya kendinizi? Bir ilişkide nasıl davrandığınız aslında kişiliğinizin de ipuçlarını veriyor.

Antrenör

Geleceğinizin güvende olmasını mı istiyorsunuz? Çevrenizdeki insanların sizinle aynı düzeyde olmasını mı istiyorsunuz? Bu durumda siz ilişkinizi 'birtakım' olarak görüyorsunuz. Aşka aslında çok da inanmıyorsunuz. Aşkı ve ilişkiyi çıkarların uyumu olarak niteliyorsunuz. Sevgilinize sürekli taktikler veriyorsunuz. Gerektiğinde iş değiştirmesi için baskı yapıyorsunuz. Ama onu biraz rahat bırakmalı ve siz de rahatlamalısınız.

Sahiplenen

Onu kıskanıyor musunuz? Sürekli sevgisini kanıtlamasını mı istiyorsunuz? Sık sık onsuz bir hayatın nasıl olacağını düşünüyor ve onun odak noktası olmak için çabalıyorsunuz. Sorunlar da bu noktada başlıyor. Onun sizsiz bir şeyler yapması sorun oluyor. Onun adına yaşamaktan, iki vücutta tek ruh olmaktan vazgeçmeniz gerekiyor.

Bağımlı

Onu deli gibi seviyorsunuz. Bu sevgi adına her şeyi yapmaya hazırsınız. Onun için yapamayacağınız fedakarlık yok. Peki bu ilişkide siz neredesiniz? Biraz kendiniz için yaşamayı öğrenmelisiniz. Başkası için yaşadığınız taktirde siz yok olursunuz.

Dost

Kavgaları çocukça mı buluyorsunuz? Siz sevgiliden çok, dost olmayı istiyorsunuz. Aşk her şeyden önce güven sizin için. Değişiklik, uçarılık size göre değil. İlişkileriniz hep uzun soluklu. Sevgilinizle her şeyi yapmayı, onunla tüm hayatı paylaşmayı istiyorsunuz. Ancak dostça tavırlarınızın yanında bir sevgilinin şefkatini de ondan esirgemeyin.

Tutkulu

Onu çok çekici buluyorsunuz. Siz aşka aşık bir insansınız. Partnerinizin de öyle olmasını tercih ediyorsunuz. Onsuz bir dakika bile ıstırap içinde geçiyor. Çevrenizdekiler sizden 'Romeo ve Juliet' diye söz ediyor. Ancak siz aşkta acı olması gerektiğine inanıyorsunuz. Hep imkansız aşkların peşinde koşuyorsunuz. Onun için şiirler yazıyorsunuz. Doğru insanı bulursanız bir sorun yok ancak, kendinize acı çektirmekten vazgeçmelisiniz.

Seks ve cinsellikle ilgili bilginize ne kadar güveniyorsunuz? Doğru bildikleriniz gerçekten doğru mu?

Seks ve cinsellik Türkiye'de hala bir tabu Yanlış inanışlar doğrulardan çok daha fazla. Hâlâ yaşlanınca, menopoza girince ya da kalp krizi geçirince cinsel yaşamın bittiğini düşünüyor, sertleşme sorununda panik oluyoruz!

Tabular ve yanlış bilgiler cinsel hayata küstürüyor. Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD); cinsel hayata küstüren mitleri açıkladı. Prof. Dr. Engin Eker, Prof. Dr. Erdoğan Ertüngealp ve Prof. Dr. Arşaluys Kayır'ın hazırladığı rapora göre; orta yaş ve yaşlılık döneminde sekse dair doğru bilinen yanlışlar:

1- Hem erkekler hem de kadınlar için yaşlanınca cinselliğin kalitesi azalır

Cinsellikte yaşananlar 50 yaşından sonra farklılaşır, kötüleşmez. Yaşlandıklarında kadınların cinsellik açısından kendilerine güvenleri artar. Cinsel birleşmeden daha fazla zevk alırlar. Kadınların çoğu 30'lu yaşları biraz geçinceye dek cinselliği başlatmaktan hoşlanmaz.

2- Menopozda cinsel istek azalır

50 yaş üzerindeki kadınların yüzde 72'den fazlasının cinsel arzu azalması dahil, cinsel yaşamları ile ilgili herhangi bir şikayetleri bulunmuyor. Menopoz sonrasında seks ile daha az ilgilenen kadınları, hormonal dengesizlik ve olumsuz düşünceler de etkileyebilir.

3- Sertleşme sorunu tıbbi müdahale olmadıkça düzelmez

40 yaş civarına kadar hemen hemen her erkek sertleşme sorunu yaşayabilir ama daha sonra fiziksel ve cinsel açıdan tıbbi müdahale olmadan hayatlarını sürdürebilirler.

4- Erkekler cinsellikte 15-20 yaşında en üst noktadadır

Daha geniş sözcüklerle ifade edilen cinsellikte; bir erkek, iyi bir aşık olma ve farklı yollarla partnerini memnun etme yeteneğini yaş ilerledikçe kazanır.

5- Kadınlar cinsellikte en üst noktaya 30'unda ulaşır

Kadınların vücutları ile artan uyumları ve sekste kendilerine olan güvenleri 30 yaşından sonra artmaya devam eder. Bir kadının orgazm kapasitesi yaşla birlikte azalmaz.

6- Gençlik dönemlerinde orgazm daha yoğun olur

Kadınların çoğu orgazmı 40 yaşından sonra daha yoğun yaşadıklarını ifade ediyor. Erkekler ise orgazmı daha yaygın hisseder. Orta yaşta erkekler orgazmı gençlik dönemlerindeki gibi tüm bedenlerinde hissetmeye devam eder.

7- Kalp hastaları cinsel yaşamdan sakınmalı

Boston Hastanesi'nde yapılan araştırmada; sabah yataktan kalktığımız zamanla, cinsel ilişki sırasındaki kalp krizi geçirme riskinin aynı olduğu belirlendi. Cinsel aktivite herkes için yararlı bir aktivitedir; stresi azaltmaktan depresyonu önlemeye kadar etkileri bulunur.

8- Cinsel birleşme, hedeflenmesi beklenen tek davranış çeşididir

Batı kültüründe cinsel ilişki eşittir cinsel birleşmedir. Oysa orta yaşı geçmiş erkekler tıpkı kadınların istekleri gibi dokunulmayı, öpüşmeyi ve okşanmayı ister. Ön sevişmeler erkek ve kadının birbirlerine cinsel zevk vermek için yaptıkları her türlü davranışla eşdeğerdir.

Aşk doğa eczanesinde nasıl elde edilir?

İlacın Adı: Aşk

Familya: Sevdaca

Bitki Adı: Aşkus Tadarus

Elde Edilişi: Aşkı elde etmek için türlü yöntemler vardır. Birinci yöntem için ilkel maddeler, para, bir çift söz ve bir çift kesici gözdür. Fakat bu yöntem pahalı olduğu için, endüstride başka yollarla elde edilir. Özellikle orta insanlar arasında aşk, parasız-pulsuz, belirli bir süre "gözleme" yardımı ile elde edilir. Bu şekilde elde edilen aşk saf değildir. Çeşitli randevularla kristalleştirilir ve daha sonra saf olarak elde edilir.

Fiziki Özellikleri: Pembe renkli kristallerden oluşur. Kalpte yerleşir. Keskin lezzetlidir. Özellikle iç organlarda hissedilir. İlk resmi tanımı Adem ile Havva tarafından yapılmış, sonra insanlar tarafından geliştirilmiştir.

Kimyasal Özellikleri: Kaba sözlerden alınır. Formülü hemen değişir. Aslında aşk dayanıklı bir madde değildir. Parasızlık, sefillik, yalancılıkla "geçimsiz" bir ilaçtır.

Saflık Muayenesi: Aşkın ne ölçüde "saf" olduğunu anlamak için ihanet, aldatma, matrak geçmeyle ne ölçüde dayanıklı olduğu anlaşılır.

Miktar Tayini: Aşk enjekte edilmiş ve hassas tartılmış bir insan, bir haftada kilo kaybederse bu uluslararası ölçülere göre en az Romeo-Juliet, Türk ölçülerine göre Leyla Mecnun aşkına eşittir.

Kullanışı: Nisan ve nikahta az dozlarla alınmalı, fazla miktarı, magandalardan para kopartmada kullanılır. Aşk çeşitli biçimlerde görülebilir. Bilim aşkı, sanat aşkı, doğa aşkı gibi..

Teşhisi: Kalp çarpıntısı. Uçma hissi, gözlerde kararma, sevdiğinden başkasını görememe şeklinde özel bir körlük. Mantık kaybı. Uykusuzluk, iştahsızlık, terleme..

Kullanışı: Kalbi hızlandırmak için, alçak dozda. Sinir sistemini uyarmak için yüksek dozda. Moral ve cesaret verici neşelendirici. Ancak belli dozu yoktur. Hiç alınmazsa kişide kompleks yaratır. Yüksek dozda öldürücü, alçak dozda güldürücü etkisi vardır.

İlacın Reklamı İçin Uygun Slogan: Karanfilim ez beni, çift kanatlı tülbentten süz beni, sen kalem ol ben divit, reçeteye yaz beni..

KISKANILIYOR MUSUNUZ?

Birlikte olduğunuz erkeğin kıskançlığından bıktınız ve artık ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Peki, sizi hiç kıskanmasaydı daha mı mutlu olacaktınız?

Sevgilinizin ya da eşinizin kıskançlığından durmadan şikayet ediyor, size koyduğu yasak ve kısıtlamalardan yakınıyor, özgürlüğünüzü elinizden aldığım düşünüyorsunuz. Keşke her şey çok farklı olsa. Size hiç karışmasa, giydiklerinize müdahale etmese, akşam kimlerle nereye gideceğinizi sormasa, sizi restoranlarda gözleriyle yiyen erkeklere aldırmasa... Kendinizi ne kadar rahat hissederdiniz. Öyle değil mi? Hayır, hiç de öyle değil.

Sevme ve sahiplenme

Aşkın doğasında sahiplenmenin de olduğunu hangimiz inkar edebiliriz ki? Birlikte olduğu kadının bir yönden kendisine ait olduğunu düşünmeyen erkek sayısı herhalde parmakla gösterilecek kadar azdır. İşte bütün o kıskançlık gösterilerinin, çıkan tatsızlıkların, koyulan kısıtlamaların, surat asmaların temelinde yatan da bu sahiplenme duygusu. Üstelik biz kadınlar aksini iddia etsek de bu duygudan hoşlanıyor, hatta zaman zaman birlikte olduğumuz erkeği kışkırtacak hareketler yapmaktan çekinmiyoruz.

İlişkinin heyecanını kaybetmeye başladığı zamanlarda ufak ve masum numaralarla onların kendilerini tehlikede hissetmelerini, dikkatlerini yeniden ve tamamen bizim üzerimizde toplamalarını sağlıyoruz.

Ya hiç kıskanmasaydı?

Sevdiğiniz insanın kıskançlığından bunaldığınız zaman gözünüzün önüne bir erkek tipi getirin. Bu öyle bir erkek ki sizi hiçbir şekilde kıskanmıyor. "Akşam beş tane erkekle yemeğe, oradan da bara gidiyorum, üzerimde ise süper mini bir etek ve bir büstiyer var" deseniz de, onun önünde başka erkeklerle son derece sıcak diyaloglar kursanız da sizinle hiç ilgilenmiyor. Her ilişkinizi doğal karşılıyor, hiçbir zaman hesap sormuyor, asla açıklama istemiyor, nerede olduğunuzu bile merak etmiyor. Böyle bir erkekle birlikte olsaydınız mutsuz olur, üstelik kendinizi onun bir parçası gibi de hissedemezdiniz. Serbest ilişki adı altında birlikte olan insanlar için bu ilişkinin bir süre sonra son derece saçma sapan ve yıpratıcı hale gelmesinin nedeni de bu zaten.

Dozu iyi ayarlamalı

Sahiplenme ve kıskançlık hepimizin doğasında var. Önemli olan dozu iyi ayarlayabilmek. Kıskançlığı rahatsız edici bir unsur haline getirmek yapılabilecek en büyük hata. En iyisi hem ortada bir sahiplenmenin, düşkünlüğün ve büyük bir aşkın olduğunu gösteren, hem de karşı tarafın özgürlüğünü kısıtlamayan, yaşam alanını işgal etmeyen, kişiliğini hiçe saymayan, tatlı bir kıskançlık. Aksi takdirde ilişki iki taraf için de bir kabusa dönüşebilir. Kıskançlığın temelinde güvensizlik olduğunda çiftler birbirlerine gittikçe yabancılaşıyor, büyük kavgalar ediyor ve bir süre sonra ilişki bitiyor. Oysa birbirini hoş bir şekilde kıskanan çiftlerde bu duygu ilişkiye renk katan hoş bir ayrıntı haline geliyor. Yani aslında önemli olan kıskançlığın dozunu iyi ayarlayabilmek. Bunu becerebilen erkeklerin birlikte olduğu kadınlar bir yandan sahiplenilme ihtiyaçlarını tatmin ediyor, bir yandan da özgürlüklerinin tadını çıkarıyorlar. İnanın, bunu becerebilen erkekler var.

Aşık olunca yüzünüz aydınlanır, gözlerinizin içi güler. İşten güçten de hayır gelmez. Aşık olduğunuz 1 kilometre uzaktan anlaşılır. Zira aşk, varlığını açıkça belli eder. Nasıl mı?

  • Güne her zamankinden daha erken başlarsınız. Sanki kendinizi günler boyu uyumuş gibi hisseder ve gayet formda olursunuz..

  • Patlamış mısır, cips ve kola. Bir anda hayatınızın vazgeçilmezleri arasına girer çünkü aşk sayesinde atıştırmalarınız had safhaya çıkmıştır.

  • Gözlerinizin içi gülmeye başlar, yanaklarınız pembeleşir, güzelleşirsiniz. Sizi gören "şıp" diye aşık olduğunuzu anlar. Unutmayın ki, müzik kadar aşk da ruhun gıdasıdır.

  • Bir anda alış-veriş delisi oluverirsiniz. Ama bu tam bir çılgınlık aşamasındadır. Yepyeni giysiler, kokular ve makyaj malzemeleri alınır. Farklı bir tarzın deneme çalışmaları da başlamıştır. Dolaptakilerin ise pabucu çoktan dama atılır.

  • Önceleri gözünüze çarpmayan ya da çarptığı halde aldırış etmediğiniz kilolarınız ve can düşmanınız selülitler, baş derdiniz olur çıkar. Her daim ayna karşısında, onlardan nasıl kurtulacağınızı düşünürsünüz. Ve paranızın büyük bir kısmını kremlere ve spor merkezlerine bağışlarsınız.

  • İş güç hak getire! Sorumluluklar kendini bir anda "top on" listesinin alt sıralarında bulur. Patronunuzun imalı lafları bile dikkatinizi çekmez. Varsa yoksa "O" dur. Ee, ne de olsa listenin başına yerleşmiştir.

  • Sizi görenler nedensiz sırıtmalarınıza ve ağzınızın artık kulaklarınıza yapışmasına, herkese hatta hoşlanmadığınız insanlara bile sevgi dolu davranmanıza bir mana veremezler. Hâlbuki siz yeni aşkınız sayesinde dünyanın en mutlu insanısınızdır. Varsın sizi anlamasınlar.

  • Paranoyak olup çıkarsınız. Yemeden içmeden ha bire, onun hakkında sürekli ya beni aldatıyorsa, bugün hiç aramadı, ya başına bir şey geldiyse gibi paranoyalar üretir, sizin yanınızda olmadığı zamanları kendinize işkence saatleri haline getirirsiniz.

  • Onunla geçen süre, nedense su gibi akıp geçer. Onu her gün görmek için bilumum yalanlara başvurup, en yakın arkadaşınızı bile ekebilirsiniz.

  • Kalp atışlarınız bir türlü normale dönmez. Hele onu görünce, adrenalin miktarınız maksimum noktalara sıçrar. Elleriniz titrer, midenize kramplar girer.