Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
Dekorasyon tarafından Hobi & Sanat'de yazılan bir grup blogu
  • Konu

    43
  • Yorum

    0
  • görüntüleme

    3.349

Bu bloğa katkıda bulunanlar

Bu Blog Hakkında

Dekorasyon Konuları

Entries in this blog

Kimileri yoğun iş temposunun altında ezilirken kimileri de bahçesindeki şezlonga uzanıp keyif yapıyor. Bu keyfi daha da doyumsuz kılmak için bahçeleri dekore ederken her detayı gözden geçirmek gerekiyor. Önce bahçenizde nasıl bir ortam oluşturmak istediğinize karar verin. Örneğin dinlenmek için evinizin sakin ve fazla güneş almayan bir bölümüne hamak kurabilirsiniz.

Ekim alanı yaratın

Bahçenizi ekip biçmeye meraklıysanız sebzelerinizi yetiştirmek için kendinize bir alan belirleyebilirsiniz. Ayrıca küçük çocuklarınız varsa, bahçenin bir bölümüne minik bir oyun parkı kurabilirsiniz. Bu arada rahat ve dayanıklı bahçe mobilyaları ve renkli bir görüntü oluşturmak için bahçe aksesuarları seçmeyi de unutmamak gerekiyor.

Bu sezon pek çok markanın koleksiyonunda yer alan rengârenk yemek takımları, çiçekli çatal-bıçak takımları, cıvıl cıvıl masa örtüleri ve meyve kaseleri bu iş için birebir. Ayrıca yemek sırasında servis arabaları da işinizi kolaylaştırır.

Ağaç kavuğundan mum

Özellikle hava karardıktan sonra meşale, kandil, hasır lambalar ve dekoratif mumlarla bahçenize romantik bir hava katabilirsiniz. Bu arada doğal ağaç kavuğundan yapılan mumlar bahçesine egzotik bir hava katmak isteyenler için iyi bir alternatif. Bahçede gündüz saatleri vakit geçirmeyi en sevdiğiniz köşelere, şemsiye ya da tenteler yerleştirin.

Ayrıca taşınabilen şemsiyeler de işinizi görebilir. Tentelerin de yağmurlu yaz günlerinde en büyük kurtarıcınız olacağını aklınızdan çıkarmayın. Bu arada kuş kafesleri de bahçelerin dekorasyonuna farklı bir hava katıyor. Bu kafeslerde kuş beslemeniz de gerekmiyor. İsterseniz kafesin içine mum ya da çiçek koyarak dekoratif bir obje olarak kullanabilirsiniz

Yaz geldi ve siz hala şehirdesiniz. Üstelik bir bahçeniz bile yok! Üzülmeyin, balkonunuz için hazırladığımız önerilerimizi uygulayın yeter.

Bahçe mi, balkon mu?

Yazın renklerini taşıyan çiçek desenli iki masa örtüsünden yararlanarak balkonunuzda sıcak bir hava oluşturabilirsiniz. Örtünün birini balkon demiri üzerine örtün.

Böylece sokağın karmaşasından ya da komşu evin çatısını görmekten kurtulun.Yere, kalınca bir iki minder atın. Üzerine de diğer örtüyü serin. Birkaç yastık, biraz çiçekle balkonunuzu bahçeye dönüştürün.

Çiçek sepette yetişir mi?

Eski sepetlerinizi sprey akrilik boyalarla renklendirin. İçlerine saksıları oturtun. Böylece masanız için çok hoş bir kompozisyon yaratmış olursunuz.

Çiçekleri kafesleyin

İki kafes edinin. İçlerine minik saksılarda çiçekler koyun. Çevresini de yapay çiçeklerle süsleyin. Yan yana asın. Komşularınız bu fikre bayılacak.

Zil çaldı...

Balkondaki çiçeklerinizi kuşlar rahat bırakmıyorsa; masa zillerini, çiçeklerinize yakın bir bölgeye asın. Mudo Concept mağazalarında satışa sunulan ziller, sekiz renk ve her biri farklı nota sesi çıkartıyor. Böylece sekiz zil bir oktav nota içeriyor.

Çantada keklik

Eski bir çanta içine ufak bir vazo yerleştirin ve çiçekleri içine koyun. Çok şık duracak.

Saksım çok, yerim yok

Eğer yeriniz küçük ise saksılarınızı metal kaplara oturtun. Metal kapları kurdelelerle bağlayın ve duvarlarınıza asın. Hem şık gözükecekler, hem de size yer kazandıracaklar. Kullanacağınız kurdelenin, ağırlık taşımaya dayanıklı olduğundan emin olun. Zaman zaman da kurdeleleri değiştirmeği unutmayın.

Kozalaktan sepet mi olur?

Kozalakları sepetinizin dış bölümlerine yapıştırın. Tele geçirip sap yapın. Balkon zararlılarından kurtulmak için bir kaba bira koyun ya da kesilmiş greyfurt kabuğu.

Bitkilerle oynamak

Bitkileri ekin, toprağını değiştirin, kısaca bol bol toprakla uğraşıp, yeşilliklerle içinizi neşe ile doldurun. Kullandığınız çapa, tırmık gibi malzemelerinizi de saplarına kurdele geçirip balkon duvarına asın. Hem yer kaplamaz, hem de dekoratif olur.

Çimlendirin

Balkonunuzu çimlendirebilirsiniz. Nasıl mı? İyi bir su izolasyonu ve yeterince yüksek bir kapı eşiği yaptırarak balkonunuzu bahçeye dönüştürebilirsiniz. Önce topraklandırın, üzerine çim tohumları atın, en üst kata da toprak dökün.

Bir buçuk ay bekleyin. İsterseniz çim rulo edinerek, toprağın üzerine serin ve keyfini çıkarın. Ayrıca, gece lamba görevi gören saksılardan da edinmeyi unutmayın.

Masada geçen yaz

Bu iş için eski bir tabağa soğuk seramik boyalarıyla birkaç çiçek motifi boyayın. Kuruttuktan sonra içine tealight'ları yerleştirin. Etrafına renkli boncuklar serpin. Kullanmadığınız yağ-sirke şişelerini de vazo gibi kullanın.

Feng Suiye göre oda oda dekorasyon anlatımı;

Feng shuide bahsedilen yöntemler ile yapılan dekorasyon türüdür.. bu dekorasyona göre;

Giriş Kapısı :

Evin giriş kapısının yönünü belirlemek için, kapıdan dışarıya çıkış pozisyonu esas alarak yüzünüzün baktığı yön sokak kapınızın yönü olacaktır. eğer apartmanda yaşıyorsanız, kendi oturduğunuz dairenin giriş kapısının sizin yönünüzdür.

Giriş kapısının karşısında tuvalet olmamalı. eğer varsa evinize giren herhangi bir şans, tuvaletin sifonunu kullanışınız gibi akıp gidecektir. bu durumda en doğru çözüm tuvaleti kullanmamaktır. eğer tuvalet giriş kapısının tam karşısında değilse en doğru çözüm tuvaletin kapısını dışardan ayna ile kaplamak. böylece sembolik bir şekilde tuvaletin olmadığını varsayarız.

İki katlı müstakil evlerde giriş kapısının üzerinde tuvalet olmamalı. eğer varsa; giriş kapısının yeri değiştirilmeli veya yukarı kattaki tuvalet kullanılmamalı. giriş kapısının karşısında merdiven olmamalı. en iyi çözüm merdivenin görüntüsünü bloke etmektir. bunu da bitki veya paravanla yapabiliriz.

Giriş kapısı karşısında başka kapı olmamalı. çünkü enerjinin akışı hızlı, dik olarak gelir ve diğer kapıdan çıkar. böyle durumlarda kapı devamlı kapalı tutulmalı veya iki kapı arasına rüzgar çanı asılmalı.

Giriş kapısının karşısında ayna olmamalı. içeri giren enerji aynadan yansıyarak tekrar dışarı çıkacaktır. bunu önlemek için ayna yan duvarlarda kullanılmalıdır. giriş kapısı ile aynı hat üzerinde üç veya daha fazla kapının olmaması gerekir.

Bu kural koridorlar içinde geçerlidir. enerjinin dik ve hızlı giden akışını önlemek için iki kapı arasını paravan ile bloke edip akışı yumuşatmak gerekir. rüzgar çanı veya bambu flüt asmakta bir çözüm ama paravan gibi etkili bir çözüm değildir. eğer üç tane kapı birbiri üzerine açılıyorsa o mekanda her zaman kavga, münakaşa problemi olacaktır. çözüm için üçgenin ortasına tavandan rüzgar çanı asarak negatif enerjiyi önlemiş oluruz.

Sokak kapısı karşısında sivri köşe, kolon olmamalı. bunun çözümü bitki ile köşe veya kolonu kamufle etmektir. giriş kapısı karşısında cam olmamalı. içeri giren enerjinin evin içinde yayılma şansı olmayacaktır, tekrar dışarı çıkacaktır.

Çalışma Odası :ı

-merdiven veya asansör giriş/çıkış karşısında olmamalı

-enerji akışı dik(negatif), önlemek için canlı bitki/yapay bitki veya paravanla bloke edilmeli. koridor sonunda olmamalı.

-negatif enerji akışını önlemek için koridor üzerinde canlı veya yapay bitkiler kullanılmalı.

Koridor :

-yeterli derecede aydınlatılıp enerjinin yukarı yönde hareket etmesi sağlanmalı.

-koridor duvarlarına enerji akışını yavaşlatmak için resimler asılmalı.

-negatif enerjiyi bastırmak için 5 çubuklu rüzgar çanı asılmalı. çalışma odası kapısının direk olarak karşısında başka bir çalışma odası kapısı varsa kapı üzerine rüzgar çanı veya kırmızı renk kurdela ile bağlanmış bambu fülütler asılarak negatif enerji akışı önlenebilir.

Kapı üzerinde rüzgar çanı

-kapı üzerinde 2 adet bambu fülüt kapı karşısında dik konumda olmamalıdır. dik hareket eden enerji hızlı ve kuvvetli olduğu için oturan kişide negatif etki yaratacaktır. koridor karşısında yerleştirilmiş çalışma masası koridor karşısında ise kapı devamlı kapalı tutulmalı ve masanın üzerinde doğal kristal taş kullanılmalı. böylece negatif enerji akışının hızı engellenmiş olur veya masanın konumu değiştirilmelidir.

-sivri köşe (çıkıntılı duvar), kolon, açık raf karşısında veya arkasında oturulmamalıdır. önlemek için masanızın üzerinde taze çiçek kullanabilirsiniz. sivri köşeleri doğal veya yapay bitkilerle bloke etmelisiniz. 5 çubuklu rüzgar çanı asabilirsiniz. 2 adet bambu fülüt sivri köşelerden asabilirsiniz.

-tavan kirişleri veya direk spot ışıkları altında oturulmamalı. arkanızı kapıya dönük pozisyonda oturmayın. arkamız duvara, yüzünüz kapıyı görecek pozisyonda oturmalısınız. arkamızda pencere olmamalı. eğer varsa kalın perde veya jaluzi ile devamlı kapalı tutmalısınız. tuvalet kapısı karşısında oturulmamalı. ftuvaletten gelecek negatif enerji akımı şansınızı olumsuz yönde etkileyecektir.

Mutfak :

-mutfak insanların şansını doğrudan etkileyen bir mekandır. bu mekanı düzenlerken dikkat edilecek en önemli noktalardan biri elementlerin dengesidir.

-ateş elementini temsil eden ocak veya fırın; su elementini temsil eden lavabo, buzdolabı ve bulaşık makinaları ile yanyana veya karşılıklı olmamalıdır.

-ateş ve su kesinlikle karşı karşıya gelmemelidir. lavabo (su) ve ocak (ateş) yanyana yokedici döngüdür.

-mutfak kapısı tuvalet kapısı karşısında olmamalı.

-ocağın bulunduğu duvarın üzerinde pencere olmamalı.

-yemek pişirirken arkanız mutfak kapısına dönük pozisyonda olmamalı.

-mutfak salon veya yemek odasından aşağı seviyede olmamalı.

-yemek, yiyecek bereketi sembolize eder. mutfak giriş kapısı (evin ön cephesi) yönünde olmamalı. bereketiniz kolayca kaybolacaktır.

-mutfak evin arka cephesinde olmalı.

-ocak, tuvalet ile aynı duvarda olmamalı. tuvalet sifonunu her çekişinizde bereketiniz kalmayacaktır.

-mutfak kapısı veya ocak karşısında merdiven olmamalı.

Yemek Odası :

yemek masası

-giriş kapısından görülebilen konumda veya karşısında olmamalıdır.

-tuvalet kapısı karşısında olmamalı.

-iki kapı arasında olmamalı. dik olarak hareket eden chi (enerji) bereket şansımızı yokedecektir. mekanda dolaşma şansı olmadan bir kapıdan girip diğer kapıdan çıkacaktır. önlemek için kapı ile masa arasında paravan veya rüzgar çanı kullanılmalıdır.

-yemek odası oturma odasından alçak seviyede olmamalıdır. merdiven veya basamak ile inilmeli.

-eğer oturma grubu ile yemek masasının konumunu değiştirme imkanımız yoksa, yemek masası üzerindeki tavanı ayna ile kaplayıp enerjinin hareketi yukarı çekilmelidir.

-tavan kirişi veya sivri köşe olmamalı. kiriş altına bambu fülüt veya rüzgar çanı asılmalı. sivri köşe, karşısında bitki kullanılarak bloke edilmeli.

-sandalye sayısı 6, 8 veya 12 adet olmalıdır. 4 adet sandalye çin geleneklerine ve feng shui esaslarına göre olumsuzdur.

-yemek masasının bulunduğu duvara asılan ayna bereketinizi arttıracaktır. dar bir köşede yerleştirilmiş yemek masası feng shui bakımından olumlu değildir. bereketiniz azalacaktır. bunu önlemek için köşe duvarı ayna ile kaplayarak mekanı genişletip denge sağlanır.

-iki kolon arasında olmamalıdır. kazancınız iki arada sıkışıp kalacaktır. kolonların üzerine ikişer adet bambu fülüt asarak negatif enerjiyi bastırabilirsiniz.

Oturma Odası :

-sivri köşeleri, duvar çıkıntılarını ayna, yapay/doğal bitkiler, paravan veya dolaplarla kamufle etmelisiniz.

-tavan veya yerlerde kullanılan dekoratif süslemeler sivri köşeli şekiller olmamalı.

-mobilyalarda düz hatlar tercih edilmeli.

-koltukların arkası yüksek olmalı, böylece arkanıza destek sağlamış olursunuz.

-büyük dolaplar kapaklı olmalı, açık raflar tercih edilmemelidir. yüksek dolaplar duvara dayalı pozisyonda yerleştirilmelidir.

-mobilyalar, salona girişi, enerji akışını engelleyici pozisyonda yerleştirilmemelidir.

-oturma grubu ve sehpalar kare veya dikdörtgen olacak şekilde yerleştirilmeli, en iyi yerleştirme bagu (pa kua), sekizgen şeklidir. l şeklinde yerleştirme feng shui açısından olumlu değildir. elementleri pusula yönlerine göre tespit edip, enerjiyi doğru yönlerde doğru objelerle arttırmalıyız.

Tuvalet ve banyo:

-tuvalet ve banyolar enerjinin negatif olduğu yerlerdir. yanlış konumda olan wc ve banyolar o mekanda yaşayan insanların hayatında olumsuzluk yaratır.

-giriş kapısı karşısında olmamalı. paravan veya bitkilerle bloke edilmeli.

-tuvalet, yatak ile aynı duvarı paylaşmamalı, negatif enerji duvardan geçecek ve uyuyan kişiyi olumsuz etkileyecektir.

-müstakil veya dublex mekanlarda tuvalet altında uyumak, oturmak ve çalışmak size kötü şans getirecektir.

-akvaryumlar tuvalet yanına yerleştirilmemeli, sifonu çektiğiniz zaman bütün bereketiniz gidecektir.

-oturma odası karşısında olmamalıdır. dostluklarınız ve arkadaşlıklarınız uzun süreli olmayacaktır.

-yemek odası karşısında olmamalıdır. maddi kazancınız ve iş imkanlarınız olumsuz gelişecektir.

-tuvalet kapısı yatağın karşısında olmamalıdır. negatif enerji, akışı burun ve akciğer enfeksiyonlarına sebep olacaktır.

Yatak Odası :

-hayatımızın üçte birini uyuyarak geçirdiğimizden dolayı, enerjimizi tekrar şarj etmemiz ve iyi dinlenmemiz için yatak odasını yerleştirme düzeni çok önemlidir.

-ayaklarımız kapıya doğru uyumamalıyız.

-yatak odasında kullanılan çarşaf ve örtüler düz renklerde seçilmeli, eğer desenli ise geometrik şekiller tercih edilmemeli. çünkü bu şekiller negatif enerji yayarlar ve dinlenmenizi rahatsız ederler.

-yatak başınız pencereye dayalı veya pencerenin altında olmasın. eğer böyleyse, pencereyi bloke edecek şekilde perde, jaluzi veya yatak başı kullanın.

-kiriş altında uyumayın. kirişler ayrılığı sembolize eder ve bunların altında uyuyan kişilerin sağlık problemleri olur. bu kural oturma mekanları içinde geçerlidir. böyle bir durumda, kumaştan sembolik bir tavan yapın veya yatağınızın üzerine gelen kısmın krişlerini kapayın. rüzgar çanı, bambu flütler veya kırmızı püskül de asabilirsiniz.

-evli çiftlerde tek kişilik iki ayrı yatağı yanyana koyup çift kişilik yatak olarak kullanmayın. bu tip yerleştirme çiftlerde ayrılığı sembolize eder.

-yatağınızın başını, eğer varsa; tuvalet duvarı ile aynı duvara koymayın.

-evli çiftlerde ebeveyn yatak odasının güneybatı (evlilik ilişkileri ve mutluluk) yönünde olması çok iyi.

-yatak odanızda mümkün olduğu kadar yang renkleri, kırmızı, altın renklerini kullanmayın, çünkü uyku yin (-) bir aktivitedir ve bu renkler enerjinizi uyararak uyku ve dinlenmenizi önler.

-yatak odanızda tv, müzik seti, bilgisayar gibi elektronik aletleri bulundurmayın. çünkü bu tip aletler elektromanyetik enerjiyi yansıtır ve sağlığınız için zararlıdır.

-mümkün olduğu kadar az mobilya kullanın ve temiz, düzenli tutun ki enerjinin akışı bütün odada yumuşak olsun.

-bitki ve çiçekleri sadece hasta olan kişilerin yatak odalarında yang (+) enerji yaymak için kullanın.

-yatağınıza dik gelecek şekilde dolap, duvar ve diğer mobilya köşelerinin olmamasına dikkat edin.

-yatağınızı görecek pozisyonda ayna kullanmayın.

-yatak odanızın içinde tuvalet veya banyo varsa kapılarını ve klozet kapaklarını her zaman kapalı tutun.

-elektrikli battaniye ve su yatağı kullanmayın.

-canlı bitki kullanmayın. bunlarda özellikle kaktüs, sivri uçlu ve dikenli bitkiler olmamalı.

-su ile ilgili hiçbir şey kullanmayın, özellikle akvaryum.

DEKORASYONDA HALININ ÖNEMİ

Temel doğruları bildiğiniz takdirde halıyla mekanı dekore etme kolaylaşır. Halınızın zarif bir arka plan öğesi mi yoksa mekanın dikkat merkezi mi olmasını istersiniz? Yazımızdaki ipuçları size bu konuda rehber olacaktı...

Temel doğruları bildiğiniz takdirde halıyla mekanı dekore etme kolaylaşır. Halınızın zarif bir arka plan öğesi mi yoksa mekanın dikkat merkezi mi olmasını istersiniz? Bu aslında işe başlamanın ilk adımı olacaktır. Eğer tercihiniz zarif bir arka plandan yanaysa, o zaman doğal renk gruplarından yana bir tercih yapmanız yeterlidir. Toprak tonları, bej ve griler bu isteğinize uygun seçimler olacaktır.

Eğer halınızın dikkat çekmesini ya da mekanda baskın ve belli bir etki yaratmasını istiyorsanız, o zaman da nefti yeşil ya da hoş bir bordo gibi göze çarpan renkler işinize yarayacaktır. Mobilyalarınız ister eski ister yeni olsunlar, renk seçiminizde önemli rol oynar. Eğer mobilyalarınız koyu renkteyse, örneğin siyah deri, kahve süet, koyu meşe ya da kiraz ağacındansa, mobilyanızın kendini çok daha güzel göstermesi adına daha açık renkleri tercih etmeniz yerinde olacaktır.

Eğer koyu renkte bir halıyı koyu bir mobilya takımıyla kullanırsanız, bu pek doğru olmaz. Çünkü herhangi bir görsel tezatlık sergilemeyecektir. Sözkonusu kontrastı oluşturmak için açık renkli mobilya takımları koyu renkteki bir halıyla daha uyumludur. Aynı şekilde halının rengi de ortadan koyuya değişen tonlarda seçilmelidir.

Yaşam stiliniz de seçimizdeki diğer önemli bir unsurdur. Örneğin çocuklarınız ya da evde beslediğiniz hayvanlarınızın olması tüm bu dekorasyon kararlarınızı yakından etkileyecektir. Çocuklu ve evcil hayvan besliyorsanız muhtemelen açık renkli halılardan uzak durmayı tercih edeceksinizdir. Bu yaşam koşullarıyla, halınızın temizliği kesinlikle zorlaşacaktır. Buna rağmen hala açık renkli halı kullanmakta ısrar ediyor ya da kullanmak zorundaysanız, o zaman daha karmaşık desenli bir halı ya da berber bukleli halıları tercih etmeniz yerinde olacaktır.

Bazı durumlarda, halı renginizi ev ya da odada bulunan bir başka dekoratif nokta ya da cisme dayanarak da seçmek isteyebilirsiniz. Bu dekoratif obje pencere süsü, mobilya üzerinde yer alan kumaş ya da bir yatak örtüsü olabilir. Buna rağmen bir şeyi akıldan çıkarmayın; eğer halınızın rengini evdeki demirbaş olmayan, bir diğer deyişle süreklilik taşımayan başka bir objeye dayandırırsanız, ileride mekan genelinde uyum ve düzenleme yapmakta zorlanabileceğiniz bir halı rengine bağlı kalarak idare etmek zorunda kalabilirsiniz. Halı bir tür yatırım aracıdır. Halı yatak örtüsü ya da diğer elden çıkarılabilir objeler kadar kolay ve hızla değiştirilebilecek ya da ikame edilebilecek bir öğe değildir.

Güzel bir halı her odanın havasını değiştirir

Herhangi bir odanın genel görünümünde halının çok büyük bir etkisi vardır. Bu açıdan doğru halının seçimi oldukça önemli bir karardır. Dünyada bulunan ilk el dokuması halının geçmişi M.Ö. 1480lere dayanır. O tarihten bu yana, halılar zevkle dekore edilen mekan ve evlerde kendilerine has damgalarını vururlar. Halılar aynı zamanda mekana belli ölçüde sıcaklık katarken aşırı sıcak ve soğuklara karşı izolatör görevi yapar.

Ayrıca halı genelde dekorasyonun temelini oluşturduğundan ve mekanda oldukça geniş alanları kapladığından, genel renk ve kumaş düzenlemesinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Halı bir mekanda sadelik, rahatlık, yumuşaklık ve yaşanabilirlik sağlayabilir ve o ortamı kişiselleştirmenin en kolay yollarından biri olabilir. Tercihe göre doğal bir renk seçimi ile arka plan yaratılabileceği gibi canlı bir odak noktası da yaratılabilir. Böylelikle, yaşam tarzınız ve evinize en uygun halıyı bulmak için nasıl yaşadığınızı ve evin genelinde nasıl bir his yaratmak istediğinizi etraflıca bir düşünün.

Halı alırken nelere dikkat edilmeli?

Bir halı mekanın genel görünümünde oldukça büyük bir etkiye sahiptir. Bu noktada sizin için en doğru halıyı seçerken bazı noktaları gözönünde bulundurmanız yararlı olacaktır. Halı satın alırken bu önemli noktaları bir ölçüde değerlendirmeniz makul ve uzun vadede işinize yarayacak bir halı seçmenizi kolaylaştıracaktır.

Halı satın alırken oldukça fazla seçeneğiniz bulunur. Aynı şekilde size sunulan oldukça fazla fiyat aralığı mevcuttur. Aslında tüm bu seçeneklerin varlığı ilk bakışta karar vermenizi zorlaştırabilir. Ancak bazı önemli noktalar istediğiniz mekanda muhteşem bir görüntü oluşturmanıza yardımcı olacaktır. Öncelikle var olan halı stillerini ve bunları hangi oda ya da odalarda kullanacağınız konusunu etraflıca değerlendirmeniz gerekecektir. Örneğin odanız geleneksel mi yoksa modern çizgilere mi sahip? Yoksa antikalarla dolu bir odanız mı var?

Eğer odanız güzel antikalarla doluysa, o zaman klasik bir el halısı kullanmanız uygun olacaktır. Halı seçimindeki önemli faktörlerden biri de halının yerleştirileceği alan ve etrafında bulunan renklerdir. Renk odadaki havayı doğrudan etkiler. Örneğin açık renkler mekanda olduğundan daha geniş bir hava yaratacaktır. Seçilen renkler koyulaştıkça oda daha küçük ama daha sıcak bir görünüm sergiler. Çoğunlukla halıların bakımlar diğer zemin kaplamalarına nazaran çok daha ekonomiktir.

Halılar aynı zamanda bazı akustik değerlere de sahiptir, çünkü sesleri emer ve böylelikle ev veya ofisinizdeki ortamın kalitesini arttırır. Günümüzde artan taşıt ve ağır iş makinelerinden ötürü adeta gürültü kirliliği yaşadığımızı, buna ek olarak iç mekanlarda telefon, fax, bilgisayar ve klimalardan kaynaklanan sesleri de gözönünde bulundurursak, halının bu akustik özelliklerinin zemin kaplaması seçerken ne denli önemli rol oynadığını rahatlıkla anlayabiliriz.

Bir halının değeri de havının yüksekliğine bağlı olarak, bukle ya da kesik havlı olarak gereken kurulum yöntemiyle saptanır. Halının kalitesi arttıkça odada sıcak ve samimi bir hava yaratan izolasyon özelliklerinin sağladığı enerji tasarrufu de artar. Kaygan olan diğer sert zemin ve linolyum kaplamalara karşın, halı hem kaymaz özellikler sunarken aynı zamanda amortisör özelliği gösterir.

Kısa havlı halılar özellikle tekerlekli koltuklar için oldukça uygun bir yüzey hazırlar. Bunun yanında fiziksel rahatsızlarından ötürü koltuk değneği ya da baston kullananlar için de oldukça güvenli ve kaymayan düz bir zemin sunar. Halıda birçok insana çekici gelen onun genel görünüm, renk ve estetik özellikleridir. Seçim yapmakta zorlanacağınız çok büyük bir renk, desen, model ve şekil çeşitliliği bulunur.

Hangi stili seçeceğiniz büyük ölçüde odanın boyutları ve genel dekoruna göre değişecektir. Bu açıdan halıyı ister odanın en dikkat çeken öğesi veya odanın genel görünümü içinde uyum sergileyen ve fazla göze çarpmayan bir türde şeçebilirsiniz. Bu tamamıyla size kalmış bir seçim olmakla birlikte unutulmaması gereken önemli bir nokta vardır; o da bir odanın genel görünümünü baskın, yanlış seçilmiş renkteki ve mekanın genel görünümüyle oldukça uyumsuz olan bir halıdan daha hızlı yokedebilecek birşey olmadığıdır.

Dayanıklılık halının görünümü için çok önemlidir. Eski görünmeye başlaması ve yenisiyle ikame edilmesinden önce ne kadar hoyratça ya da düzgün kullanıldığı önemlidir. Leke tutacak mı, kirlenmeye karşı dirençli mi ya da küflenmeyen yapıda mı? Renkleri soluyor mu? Veya halı yanmaz yapıda mı? Yeni bir halı satın alırken satış görevlisine halıya ilişkin tüm bu soruları mutlaka sorun.

Fiyat da önemli bir diğer konudur. Öncelikle halının size ne kadara mal olacağını öğrenin. Halı için altlık kullanmanız gerekecek mi? Ek yerlerine yönelik sorun yaşanacak mı? Halının döşeme ücreti ne olacak? Satın aldığınız halının bakımına ilişkin tüm bu ayrıntıları öğrenin. Ayrıca örneğin halınız zarar gördüğünde ve tamir edilmesi gerektiğinde tüm bu harcamaların maliyetinin ne olacağını sormaktan kaçınmayın.

Düşünülmesi gereken diğer nokta ise seçtiğiniz halının ne kadar süre ilk günkü şeklini koruyacak olmasıdır. Birkaç yıl içerisinde renklerin solduğunu göz önünde bulundurursanız, özellikle duvardan duvara halınızın rengiyle yeni döşenecek halınızın renklerini birbirine uydurmanız bu açıdan da zor olacaktır.

Bu nedenle eğer daha sonra aynı halıyla diğer odaları döşemek istiyorsanız, bu işlemi bir seferde birçok odaya yapmanız ilerleyen zamanda sorun yaşamamanız adına doğru bir karar olacaktır. Son olarak, halı alırken bu denli çok seçeneğin olduğu bir alanda tek bir marka ya da firmaya bağlı kalmayın. Birden fazla firmanın ürünlerini inceleyerek seçim yapmanız tüm ürünlerin avantaj ve dezavantajlarını rahatlıkla değerlendirmeniz açısından faydalı olacak ve size en uygun halıyı seçmeniz konusunda daha geniş bir bakış açısına sahip olmanızı sağlayacaktır.

SAKSI BİTKİLERİ

Çocukluk hatıralarımızda yer alan fesleğen,ıtır,küpe çiçekleri, pencerelerden salkım salkım sarkan karanfiller veya sakız sardunyalarını artık pek göremiyoruz ama geniş bir kullanım alanı bulması yüzünden saksı bitkileri günümüzde de rağbet görüyor.

Balkon, teras veya pencere önünde yetiştirdiğimiz çiçekler bahçe hasretini bir nebze azalttığı gibi evimizin güzelliğine katkıda bulunuyor. Tercihimiz ister hevesle aldığımız bir saksı fesleğen isterse teras dolusu kalıcı bitkiler olsun hayatımıza bir renk getirerek bizi tabiata yaklaştırıyor.

Saksı bitkileri deyince aklımıza hep klasik çiçekler gelir. Oysa saksıda yetişebilen bitkiler tahmin edemiyeceğimiz çeşitliliktedir. Her geçen gün bahçe bitkilerinin saksıda yetiştirmeye uygun boyutta olanları üretiliyor. Doğru saksı,uygun toprak seçimi ve uygun bir ortam ve bakım sağlamak kaydıyla meyve,sebze, herdem yeşil veya yaprak döken birçok çalı ve sarmaşık cinsini balkonumuzda yetiştirmek mümkün.

Saksı bitkileri bahçe düzenlemesinde de hatırı sayılır bir yere sahiptir. Bahçemizin toprağı bazı bitkilere uygun olmayabilir. Bu türleri uygun toprak kullanarak saksıda yetiştirebiliriz. Hassas çiçekleri veya kışın kapalı yerde korunması gereken kalıcı bitkileri bahçe olsa bile saksıda yetiştirmek daha iyi olur.

Saksı seçimi

Saksı seçimi önemlidir. Toprak saksıların iyi özellikleri tabii manzarası ve gözenekli olması sebebiyle toprağın aşırı su tutmasını önlemesidir. Sukulent ve kaktüs türleri için çok iyidir. Ancak hafif ve kolay kırılmayan plastik saksıları şahsen daha kullanışlı buluyorum.

Pencere önü veya balkon demirlerine monte edilecek saksılar emniyetli olmalı, sulama sırasında da problem çıkarmamalıdır. Duvarlara takılabilecek çiçeklikler ve askılı saksılar yer kazandırması açısından iyidir. Büyük ve kalıcı bitki dikilecek saksıların plastik olması daha uygundur. Böylece yer değiştirme gerektiğinde fazla zorluk çıkmaz.

Saksı seçilirken büyüklüğünün dikilecek bitkiye uygun olmasına dikkat edilmelidir. Sığ olanlar daha çok kısa köklü mevsimlik çiçeklere uygundur. Özellikle çalı türü kalıcı bitkilerde büyük saksı kullanmak gerekir.

Toprak seçimi

Saksılarda bahçe toprağı kullanılmamalıdır. Hazır dış mekan toprak karışımları steril ve hafif olmaları açısından çok uygundur. İyice çürümüş bahçe kompostu da biraz iyi toprak ve kum karıştırılarak saksılarda kullanılabilir. Kaktüs cinsleri fazla kumlu, asitli toprak seven bitkiler ise humuslu toprağa dikilir.

Saksı bitkileri topraktaki besin maddelerini kısa sürede tüketirler. Bu yüzden dikimden 6-8 hafta sonra besin verilmeye başlanmalıdır. Kalıcı bitkilerde uzun etkili granül veya çubuk gübreler ayda bir verilir. Mevsimlik türleri ise 2 haftada bir suda eriyen bir gübre ile sulamak daha uygundur. Bu besinler bitkinin cinsine göre seçilir. Özellikle mevsimlik çiçeklerde aşırı besin vermemeğe dikkat edilir.

Kalıcı bitkilerde saksı değiştirilmiyorsa ilkbaharda gübre takviyesi yapılır. Üst toprak köklere zarar vermeden 2-3 cm. kazınarak alınır. Yerine eski gübre ile karıştırılmış taze toprak ilave edilir. Hazır bio gübreler de bu iş için uygundur.

Hindistan cevizi torfu

Bahçe merkezlerinde tuğla gibi sıkıştırılmış hindistan cevizi lifleri satılıyor. Her kalıbı derin bir kapta 4 litre suyla ıslatıp bekletiyorsunuz. Bir müddet sonra çözülerek hacmi 7-8 kat büyüyor. Gayet hafif ve mükemmel bir torf haline geliyor. Bu torf ekilecek bitkinin cinsine göre sıvı besin takviyesi yapılarak bir çok bitkide kullanılabilir. Tohum ekiminde veya fidelerin şaşırtılmasında hafif oluşu ile çabucak filizlenmeyi ve köklenmeyi sağlar.

Topraksız torf gerektiren bromeliad ve orkide çeşitlerinde kullanılabilir. Diğer iç ve dış mekan bitkilerinde tek başına veya topraklı torflarla karıştırılarak kullanılabilir. Yalnız böyle hafif torfların çok iyi drene oldukları için daha sık sulama ve dolayısı ile besin takviyesi gerektirdiği unutulmamalıdır.

Sulama

Sulama saksı bitkileri için önemlidir. Her bitki su ihtiyacına göre düzenli sulanır. Yalnız aşırı sulama topraktaki besin maddelerinin akıp gitmesine sebep olur. Su verildiği zaman alttaki drenaj deliğinden hafifçe sızması yeterlidir.

Sardunya, sukulent denilen yaprakları etli bitkiler ve kaktüs cinslerine toprakları hafifçe kurumadan su verilmemelidir.

Dikim sırasında saksı diplerine 1 cm kalınlığında çakıl veya kırık tuğla parçaları konarak drenaj sağlanmalıdır. Sulama sabah güneş çıkmadan veya akşam üstü yapılır. Çok soğuk su iyi değildir.

Bitki problemleri ve çareleri

Bitkiler ışık isteklerine göre doğru yerleştirilmelidir. Güneş seven çiçekler gölgede açmaz. Gölge sevenler ise güneşli yerde kavrulur ve çabucak ölür.

Fazla rüzgâr da bitkileri rahatsız eder. Saksı bitkilerinde aşırı sulama sebebiyle çürüme problemi sık görülür. Mantar ve böcekler saksı bitkilerinde de görülür. Hastalık fark edildiği anda ilaç yapılmalıdır.

Tırtıl ve salyangozlar elle toplanıp yokedilir. Karıncalar bitkilere çok zarar verir. Görüldüğü zaman granül şeklinde satılan karınca ilacı az miktarda saksı toprağına serpilir.

Beyaz sinek özellikle sardunya, cam güzeli, begonya ve küpe çiçeklerine musallat olur. Mücadelesi zordur. Görüldüğü anda ilaç yapılır ve kurtulana kadar üç günde bir tekrarlanır. Yaprak bitleri (aphid),kabuklu(scale) ve unlu bitler(mealybug) için ev yapımı karışımlar da çok etkilidir.

Alınacak tedbirler

Steril toprak kullanmalı, eski saksılara dikim yapılmadan önce sıcak suyla iyice yıkamalıdır. Satın alırken sağlam bitkiler seçilmeli,güvenilir yerlerden alışveriş edilmelidir.

Hastalığa zemin hazırlamaması için bitkilerin solmuş çiçekleri, kuru yaprakları düzenli temizlenir. Saksılarda çıkan otlar derhal temizlenmeli, toprakta kuru yaprak vs. bırakılmamalıdır.

Hastalıklı bitkiler sağlam olanlardan uzaklaştırılır ve ilaçlanır. Düzelmezse yokedilir. Toprağı yeniden kullanılmaz. Havadar mekan, düzenli bakım ve besleme hastalıkları azaltır.

Bir zamanlar şömineler Noel Baba'nm yıllık ziyaretine kolay geçiş sağlamasından öte bir gereklilikti; soğuk evi ısıtan bir ihtiyaçtı. Artık modern konutlarda merkezi ısıtma sistemleriyle daha çağdaş bir ısınma sağlansa da, şömineler teknolojik gelişmelerle yerini korumayı başardı.

Ayna

Şömine üzerine ayna asmak çok klasik bir uygulama. Klasik çözümlerden şaşmam diyorsanız, eski bir Venedik aynasınıya da kıvrımlı çerçevesini parlak kırmızıya boyadığınız 1940'lara ait bi aynayı tercih edin Şimdi onlar konuşuyor...

Antika parçalar

Modem bir mimari kahuk içinde az sayıda antika obje kullanımı günümüz dekorasyon tarzları arasında listebaşı seçeneklerden biri. Bu çizgide bir düzenleme, yine modern bir şömine tasarımını kabul eder. Böylece antika parçalar ön planda kalır. Yalın şömine duvarına mekâna uyan antika hir parça asabilir ya da tezat yaratan teknolojik bir cihaz yerleştirebilirsiniz. Az sayıda çerçeve ve aplikler de çözümün bir parçası olabilir.

Nişin içindeki raflar

Evinizde doğal doku ve malzemeler ön plandaysa ve hatta bu evin konumu da Güney'de, bahçe içindeyse, çeşitli köşelerde toprakaltı koleksiyonları, midyeler, anısı onlan objeler vardır. Peki onlar için, tam da şöminenizin iki yanında, simetrik tasarlanmış, ham ahşap raflı, sakin bir sergileme alanı yaptırmaya ne dersiniz?

Beton farkı

Taş zeminler, sıva duvarlar ve içi ateş tuğlası eski bir şömine... Burada önemli olan ilgiyi şömine formuna vermek olmalı. Kalabalık olmayan, yalın form ve doğal renklerdeki az sayıda objeyle şöminenizin çevresi ve üzerini düzenleyebilirsiniz.

Romantik ışık

Şöminenizin üst rafı, burada sergileyeceğiniz ürünleri seçerken adet belirlemek açısından önemli. Kısıtlı bir alanda az sayıda ürünle istediğiniz etkiyi vermenizde mümkün. Hoş ışık veren bir abajur, kara kalem tablo, beyaz bir ayna ve çiçeklerle, huzurlu bir şömine köşesine kavuşursunuz. Renklerde aşırıya kaçmamak şartıyla.

Mum ışıklar

Evde verdiğiniz özel davetlerde size önerimiz, şöminenizin üzerindeki tüm objeleri kaldırıp, bu alanı aldığı kadar çok mumla doldurmak. Şömineyi yakmasanız bile, bu ışıl ışıl görüntü göz alacaktır.

Çarpıcı bir fikir

Bu uygulama oldukça yaratıcı ve farklı bır fikir olsa da yapcak cesur yürekler zor bulunabilir. Yüksek tavanlı, süprizli bir eviniz varsa, kendi çizdiginiz bir formu alçıpan firmasına uygulatarak bu tarz bir şömineye sahip olabilirsiniz. Ya da sevdiginiz bir heykeltraşla anlaşabilirsiniz.

Mevsimsel değişim

Şöminenin üzerindeki rafta yaptığınız kompozisyonu mevsime göre değiştirin. Yazın doğal pastel renkli ürünlere, kışınsa toprak tonlarını koyabilirsiniz. Böylece evinizin dinamik yapısını dekorasyona da yansıtmış olursunuz.

Mutfağınız küçükse, birkaç basit değişiklikle, daha kullanışlı hale getirmek mümkün. İşte size pratik çözümler:

 image.png

-    Çöp kovasını, tezgah altındaki dolap kapaklarından birine monte ederek yer kazanabilirsiniz.

-    Köşe dolaplarınız varsa, içine döner sepet mekanizması yerleştirerek daha çok eşyayı alan ve kullanışlı bir dolap elde edebilirsiniz.

-    Kapaktan sürgü sistemli boy kiler dolaplar, kuru bakliyat, makarna ve kavanozlar için çok iyi depolama sistemi oluştururlar. Üstelik kullanımları da çok rahattır.

-    Eviye seçiminizi, içinde bir buçuk göz olanlardan yana kullanın. Ne kadar işe yaradığını göreceksiniz.

-    Tek raflı dolaplar yerine, içi bölünebilen çekmeceleri tercih edin. Hem sizi dağınıklıktan kurtarırlar, hem de fazla alan elde etmiş olursunuz.

-    Çelik ya da beyaz lake gibi ışığı yansıtan malzemeler, mutfağınızı olduğundan daha büyük gösterecektir.

-    Canlı renk ve desenlerde duvar kağıtları mutfağınıza hareket getirecektir. Seçtiğiniz duvar kağıdının silinebilir olmasına özen gösterin.

-    Çekmeceler, dolaplardan daha fazla yer kapladığı için, küçük mutfaklarda son derece kullanışlı olurlar. Üstelik derin çekmeceler, çok ağır eşyaları kaldırabilecek şekilde yapılmaktadır.

-    Tavanınız yüksekse, yukarıdan sarkan sepetler çok işe yarayacaktır.

-    Açık raf sistemleri, kullanım kolaylığı sağlamasının yanı sıra ferahlık duygusu da yaratacaktır.

-    Kupa ve fincanları dolap içlerinden çıkarın. Duvara asacağınız demir boru üzerine çengeller yerleştirin. Tüm kulplu bardakları bu çengellere yerleştirin. Renk ve boy sırasına göre asacağınız bardaklar, hem dolaplarınızdaki yerleri boşaltacak, hem de şık ve güzel bir görüntü elde etmenizi sağlayacaktır.

-    Erzakları saklayacağınız kavanoz ve kutuları, kare ve dikdörtgen olanlardan seçerseniz, daha az kullanılanları alt sıraya, sık kullanılanları üste koyarak hem yerden tasarruf edersiniz, hem de düzenli bir görünüş elde ederseniz.

-    Dolaplarınız çok kalabalık ise tabaklıklı bir raf edinin. Bu raflar hem modern hem de klasikmobilyalara uyum sağlamaktadır.

-    Tezgah üstüne oturan panjur kapak sistemli dolaplar, küçük ev aletlerini saklamak için ideal bir çözüm oluşturacaktır.

-    Meyve ve sebzeleri saklamak için, hava sirkülasyonu olan çekmeceleri tercih edebilirsiniz.

-    Mutfakta tekdüzeliği kırmanın yollarından biri de farklı malzemeleri bir arada kullanmaktır. Tezat yaratmak için ahşap ile el boyaması ürünleri bir arada kullanabilirsiniz

MUM YAPIMI

Kalıplı mumlar istenilen şekilde ve boyda yapılabilir. Kap içi mumu da yapabilirsiniz; bu durumda mum kalıp içinde kalmaktadır ve kalıp mumun bir parçası haline gelmektedir.

Kap olarak güzel bir teneke kutu, bir deniz kabuğu, içi oyulmuş bir ağaç dalı, bir yumurta kabuğu veya cam bir kase vb. kullanabilirsiniz. Bu tariften 7x2 inç (yaklaşık 18x5 cm) boyutlarında bir mum elde edilmektedir.

Malzemeler:

9 inç (yaklaşık 23cm) boyunda #1 fitil. Eğer önceden hazırlanmış fitil almadıysanız mum yapma işine başlamadan önce fitili hazırlamalısınız. Bunu, fitili yaklaşık 20 saniye boyunca erimiş parafin mumuna daldırarak yapabilirsiniz. Daha sonra fitili kuruması için parafinli kağıt ve mutfak folyosunun üzerine bırakınız

1/2 pound luk balmumu veya 1/2 poundluk parafin. Eğer balmumu yerine parafin kullanırsanız 0.8 onsluk stearine de ihtiyaç duyacaksınız.

Muma renk veya koku vermeyi planlıyorsanız parafini kullanınız ve parafini eklemeden önce eritilmiş stearine koku (sadece birkaç damla) ve renk ekleyiniz.

7 x 2 inçlik (yaklaşık 18x5 cm) bir kalıp. Kalıbı hazırlamak için temiz ve kuru olduğundan emin olunuz. Mumu kalıptan kolayca çıkarabilmek için kalıbın içine bir parça silikon sprey sıkınız. Kalıbın altındaki delikten fitili geçiriniz ve yukarıya doğru çekiniz. Fitilin üst kısmını bir fitil iğnesine geçiriniz ve kalıbın üzerine bırakınız. Bu, "gergi çubuğu " görevi görecektir. Kalıbı ters çeviriniz, fitili ortalayınız, gergin bir biçimde çekiniz ve bir parça kalıp mührü ile sabitleyiniz. Kalıptaki çatlakları kalıp mührü ile kapatınız.

İki katlı tencerenin üst kısmında ve orta ateşte balmumunu eritiniz ve 160° F dereceye getiriniz.Parafin mumu kullanıyorsanız ilkönce stearin ekleyiniz ve sonra sıcaklığı 190° F a çıkarınız. Farklı kalıp malzemelerinin farklı mum ısıları gerektirdiğini unutmayınız. Kullandığınız kalıp için farklı bir ısı derecesine çıkmanız gerekiyorsa, o ısı derecesine çıkınız. Mum doğru ısı derecesine ulaştığında onu dökme kabına aktarınız.

Mumu içine dökmeden önce kalıp ısısının oda sıcaklığına eşit olmasına (veya biraz daha sıcak olabilir) dikkat ediniz. Eğer kalıp soğuksa mum her noktada eşit olarak donmayacaktır.

Mumu kalıba dökmek için kalıbı açılı (eğri) tutunuz (bu hava kabarcıklarının oluşmasını önleyecektir) ve içi doldukça kalıbı yavaş yavaş düz konuma getiriniz. Kalıbın ağzından yaklaşık 1/2 inç

(yaklaşık 1,27 cm) (aşağıda olan bir noktaya gelene dek doldurmaya devam ediniz. Dar bir çubukla ve fitil iğnesi ile kalıbın içindeki mumu yavaşça karıştırınız ve kalıbın kenarlarını sıyırınız. Bu sayede içeride sıkışmış hava kabarcıkları çıkacak ve mum her noktada aynı şekilde donacaktır. Mumu yaklaşık bir saat soğutunuz.

Mum soğurken küçülebilir ve fitilin etrafında hafif bir çentik oluşabilir. Bu durumu düzeltmek için bir fitil iğnesi alınız ve çentiğe birkaç defa batırınız. Mumu daha önceki ısıtma derecenizde yeniden ısıtınız ve çentiği yeniden doldurunuz. Buna "çentik doldurma" adı verilmektedir. Mumu, bir saatin ardından yarım saat daha soğumaya bırakınız. Eğer gerekirse, düz bir seviye elde eden dek mumun çentiklerini tekrar doldurunuz.

Mum 6 veya 8 saat boyunca soğuduktan sonra ve kalıbın kenarlarından ayrılmaya başladığında onu kalıptan çıkarabilirsiniz. Küçülmesi için mumu yaklaşık 20 dakika boyunca buzdolabında tutunuz. Kalıp mührünü kalıbın altından çıkarınız ve gergi çubuğunu kullanarak mumu kalıptan çıkarınız. Gergi çubuğunu çıkarınız ve mumu ters çeviriniz. Fitili mumun alt kısmındaki yüzeyden kesiniz. Mumun alt kısmını düzeltmek için, içine folyo konmuş bir tepsiyi iyice ısıtınız Mumu sıcak folyonun üzerine koyunuz ve tabanı düzleşene dek birkaç saniye boyunca döndürünüz.Son olarak fitili üste 1/4 inç (yaklaşık 0,6 cm) kalacak şekilde kesiniz ve artık mumunuzu yakmaya hazırsınız.

NOT: Eğer kap içinde bir mum yapıyorsanız bir tel göbek ve fitil desteği kullanınız. Kabın ½ inçini (yaklaşık 1,27 cm) dolduracak kadar mum dökerek onu kabın alt kısmına sabitleyiniz. Mum kuruduğunda fitilin ucunu bir gergi çubuğunun etrafına sarınız ve çubuğu kabın üzerine bırakınız. Fitili gergin hale getiriniz ve ortalayınız. Kabı mumla doldurunuz ve yukarıda belirtildiği şekilde çentikleri gideriniz.

Daldırma Mumlar Yapmak

Bu tarifle 10 x 3/4 inçlik (yaklaşık 25x1,9 cm) altı tane ince mum yapılmaktadır.

İhtiyaç duyacağınız malzemeler:

4 poundluk (yaklaşık 1.8kg) balmumu.

Üç tane 24 inç (yaklaşık 61 cm) boyunda düz örgülü 2/0 fitil

Bir kuruma rafı. Bir panoya ikişer çivi çakarak veya iki sandalye arasına bir geçme veya çıta koyarak bir kurutma rafı yapabilirsiniz.

İki katlı tencerenin alt kısmına 12-inçlik (yaklaşık 30,5 cm) bir daldırma kutusu koyunuz ve orta ateşte ısıtınız. Mumu 160° F e kadar ısıtınız.

Mumlarınızı çifter çifter daldırmaya başlamak için bir fitili üç parmağınızın üzerine sarınız ve yanlarının eşit şekilde ve serbest bir biçimde sarkmasını sağlayınız. 10 1/2 inçlik (yaklaşık 27 cm) fitili mumun içine daldırınız ve 10 saniye boyunca böyle tutunuz. Fitili çıkarınız ve bir kurutma rafının üzerine koyunuz. Bu, fitili hazırlayacaktır ve muma ilk tabakayı ekleyecektir. Diğer iki fitili tıpkı birinci gibi daldırınız. 160° F lık sabit ısıyı korumak için termometreyi sık sık kontrol ediniz. Yeniden ilk çiftle başlayınız ve 10 inçlik (yaklaşık 25 cm) bir mum yapmak için sadece 10 inçlik fitili (yaklaşık 25 cm) daldırınız. Aynı işlemi diğer iki çift için de tekrarlayınız ve her seferinde kuruma rafının üzerine koyunuz.

Daldırmalar arasındaki ideal kuruma süresi çalıştığınız odanın sıcaklığına bağlı olarak değişmektedir. Oda ne kadar soğuksa kuruma süresi de o kadar kısadır. En iyi sonucu almak için, mumları, bir önceki tabaka hala yapışkanken daldırınız. Çapları 3/4 inç (yaklaşık 1,9 cm) olana dek mumları daldırmaya devam ediniz (yaklaşık 30 daldırma) ve sonra bir kez daha daldırınız.

Muma pürüzsüz, temiz bir son kat vermek için mum sıcaklığını 180° F a çıkarınız. Her mum çiftini yaklaşık 3 saniye boyunca daldırınız. Mumların 4 dakika kurumasına izin veriniz. Parmak izi bırakmamak için mumu parafinli kağıtla tutunuz. Keskin bir bıçakla mumların altını düzleyiniz. Mumları kuruma rafına geri koyunuz ve birkaç saat veya gece boyunca kurumaya bırakınız. Fitilleri 1/4 inç (yaklaşık 0,6 cm) kalacak şekilde kesiniz ve mumlarınız yanmaya hazır.

Yuvarlak Mumlar Yapmak

Yuvarlak mumların yapılışı çok kolaydır. Aşağıdaki tarifle 8 x 7/8 inçlik (yaklaşık 20x2,2 cm) iki yuvarlak mum yapılabilir.

İhtiyaç duyacağınız malzemeler:

8 x 16 inçlik (yaklaşık 20x40 cm) bir balmumu tabakası.

10 inçlik (yaklaşık 25 cm) örgülü bir 2/0 fitil.

Fitili hazırlamak için 1 ila 2 ons (yaklaşık 28-56gr) parafin mumu Fitili, kalıplı mumlar için açıklandığı şekilde hazırlayabilirsiniz.

Bir cetvel ve bir bıçak kullanarak balmumu tabakasını, 8 inlik (yaklaşık 20 cm) parçalar oluşturacak şekilde ikiye kesiniz. Mumu hafifçe yumuşatmak için bir saç kurutma makinesi kullanınız. Mumu çok fazla yumuşatmayınız.

Fitili mumun kenarlarında birine bastırınız; her iki uçtan da 1 inçlik (yaklaşık 2,54 cm) fitil sarkmalıdır. Balmumunun ve parmaklarınızın arasına parafinli kağıt koyarak mumu sıkıca sarınız. Parafinli kağıdın araya sıkışmaması için onu da hareket ettiriniz.

Mum tamamen sarıldığında, mumun kenarını muma bastırınız ve yapıştırınız. Mumu saç kurutma makinesi ile kurutmanız gerekebilir. Aynı işlemleri ikinci mum tabakası için de tekrarlayınız. Fitilleri 1/4 inç (yaklaşık 0,6 cm) kalacak şekilde kesiniz ve mumlarınız yanmaya hazır.

Ne şekilde olursa olsun gündelik kullanım esnasında halılarda çeşitli lekelerin oluşması doğaldır. Önemli olan hangi lekenin nasıl temizleneceği konusunda yeterli bilgiye sahip olmaktır. İşte 12 zorlu lekeye karşı 12 farklı temizleme yöntemi...

Halınız ilk günkü görünümünü zaman içinde kaybeder. Bu gündelik kullanımdan kaynaklanan geçici bir kirlenme veya doğru yöntemlerin uygulanmamasından kaynaklanan kalıcı bir hasardan ötürü olabilir.

Ne şekilde olursa olsun gündelik kullanım içerisinde halılarda çeşitli lekelerin oluşması doğaldır. Önemli olan hangi lekeyi nasıl temizleyeceğiniz konusunda yeterli bilgiye sahip olmanızdır. İşte 12 zorlu lekenin temizlenmesine yönelik 12 farklı temizleme yöntemi.

Halı temizliğinde birtakım leke yok etme önerilerinde bulunmadan önce şunu belirtmek gerekir; halınızın ömrünü uzatmak istiyorsanız halı kesinlikle düzenli olarak vakumlanmalıdır. Düzenli vakumlama halınızın yüzeyindeki kir taneciklerinin zaman içinde derinlere nüfuz ederek kalıcı ve derin lekeler oluşturmasını önleyerek zamanında yok edilmesini sağlayacaktır. Böylelikle ciddi paralar harcayarak satın aldığınız değerli halılarınız ilk günkü görünümlerini korumayı sürdürecektir. Vakumlama işleminde önemli bir diğer konu ise halı yüzeyini zedelemeden yalnızca kirlerin alınmasını sağlayacak uygun aparatın kullanılması olacaktır. Bunun yanında bazen fırça aparatıyla ulaşılamayacak kirler her ne kadar görünürde bir kir bırakmamış gibi görünse de halının derinlerine nüfuz ederek kalıcı kir ve leke oluşumuna neden olur. Bu açıdan daha derinlere temas edebilecek aparatları kullanın. Halının püskülleri varsa, buna dikkat ederek ona göre bir vakumlama yapın. Her ne şekilde olursa olsun vakumlama işlemini dikkatli yapmayı unutmayın. Halınız kalın dokuluysa ve vakumlamadan kaynaklanan izleri bir diğer deyişle gölgelenmeyi yok etmek istiyorsanız, o zaman tek bir yönde vakumlama işlemini gerçekleştirmeniz doğru olacaktır. Daha sonra halı yüzeyini elinizle düzleştirmeyi unutmayın. Böylelikle halı yüzeyinde herhangi bir gölgelenme olmayacaktır.

Halınızı yüzeyinde beliren sandalye, masa, sehpa ve koltuk ayaklarından kaynaklanan iz ve çukurlaşmaları da mobilyalarınızı yerlerini zaman zaman değiştirerek yok edebilirsiniz. Böylelikle halının yıpranma oranını azaltır her parçanın daha eşit şekilde eskimesini sağlamış olursunuz. Ayrıca halının kirlenme oranı fazla olan alanlarını da mümkün olduğunca sık temizlemenizde fayda vardır.

Kir ve lekeye karşı koruma;

İlk yardım:

Hiç kimse değerli boş zamanlarını halı temizliğiyle geçirmek istemez. Halıdaki leke ve kirleri temizlemek için geçirilen zaman kaybını önlemek kadar yıpranma ve kirlenmeye karşı önemli bir yöntem de dışarıda giyilen ayakkabıların mümkün olduğunca ev içerisinde giyilmemesini sağlamaktır. Eve girişte ayakkabıların çıkarılması veya kapı önü paspaslarının kullanılması bu anlamda önlem olarak alınabilir. Kapı girişlerinde kullanılacak paspaslar hem kirlenmeyi azaltacak hem de hijyen sağlayacaktır. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da girişlerde kullanılan bu paspasların mümkün olduğunca yıkanabilir özellikte olmaları gerektiğidir.

Güzelim halınızın üzerine herhangi bir sıvının dökülmesi durumunda öncelikle yapmanız gereken şey, dökülen sıvı fazlalığını birkaç kat havlu peçete yardımıyla almak olacaktır.

İlk yardım niteliğindeki bu işlemin ardından bir miktar seyreltilmiş sıvı el deterjanı ve temiz bir bez yardımıyla lekenin üzerini leke yok olana dek tamponlayın.

Peki, hangi lekeye ne tür bir temizleme yöntemi uygulanmalıdır? İşte bir dizi leke ve uygun temizleme metodları.

12 FARKLI LEKE TEMİZLİĞİ

Domates ve sos lekelerinin temizlenmesi:

Spagetti sosu veya domates çorbası gibi domates bazlı halı lekelerini temizlerken %3 hidrojen peroksit veya oksijen içeren sıvı ferment deterjan kullanabilirsiniz. Halıdaki lekeleri yok etmeye çalışırken, her zaman halının çok fazla gözle görülmeyen bir kısmında bu uygulamayı yapmayı akıldan çıkarmayın. Temizleyiciyi uyguladıktan sonra, birkaç dakika lekenin üzerinde bırakın, ardından temiz suyla durulayın. Her zaman bir kurutma kağıdı ile kurutarak lekeleri halıdan alın, ama asla sürtmeyin. Böylelikle halı elyafı zarar görmemiş olur. Lekeye yönelik uygulamalarda daima dışardan içeri doğru hareket edin. Böylelikle lekenin daha fazla alana dağılmasını önlemiş olursunuz.

Sakız lekesinin temizlenmesi:

Sakız halı yüzeyinde yapışkan bir kir bırakır. Sakızdan kaynaklanan bu tip lekeler konusunda endişe etmeyin. Çünkü temizlenmesi ve halı yüzeyinden yok edilmesi aslında oldukça kolaydır. Bu tip yapışkan kirler ya belli firmaların sprey temizleyicileri veya herhangi bir yağlı temizleyicilerle kolaylıkla yok edilir. Önemli olan halının yüzeyine yapışmış ve kurumuş bu sakız taneciklerinin yumuşamasını sağlamaktır. Ardından sodalı su yardımıyla temiz bir bezi lekenin üzerine bastırmak ve birkaç dakika bekletmek yeterli olacaktır. Bu işlemin ardından leke yok edildiğinde hiç kimse bu yüzeyde önceden sakız lekesi bulunduğuna inanmayacaktır.

Yağ lekesinin temizlenmesi:

Yağ lekeleri de ayrı bir derttir. Halıdaki yağ lekelerini temizlemek için şu yöntemi uygulamayı deneyin; yağlı leke ya da lekelerin üzerine bir gece öncesinden soda veya mısır nişastası uygulayın. Vakumlamanın ardından, yağın emilimi sağlanır. Eğer bu uygulamanın ardından hala leke ve kalıntı yok edilmediyse, leke yok olana kadar lekenin üzerine bir bez yardımıyla sirke uygulayın. Yağ lekelerini çözmek üzere özel olarak formüle edilmiş bir sıvı bulaşık deterjanı halıdaki yağ lekelerini yok edecektir. Bunun için de yarısı deterjan yarısı su dolu bir solüsyonu lekenin üzerine direkt spreyleme yöntemiyle uygulayabilirsiniz. Ardından havlu peçete veya temiz bir bez yardımıyla leke kaybolana dek silebilirsiniz. Daha sonra durulamak için nemli bir sünger yardımıyla lekenin üzerini silin.

Şurup ve benzeri yapışkan lekelerin temizlenmesi:

Herhangi bir pasta, kek şurubu veya reçelin halıya dökülmesi tam bir kabustur. Bu yapışkan döküntü daha da derinlere halı elyafının içine nüfuz ederse daha da büyük felaket olur. Bu tarz şekerli ve yapışkan sıvı lekelerin temizliğinde, bir çay kaşığı bulaşık deterjanını bir çay kaşığı ılık suyla karıştırarak bir solüsyon elde edin. Bu sıvıyı lekenin üzerine spreyleyerek uygulayacabileceğiniz bir şişeye koyun. Sıvıyı lekenin üzerine döktükten sonra kağıt havlu veya temiz bir bez yardımıyla lekenin üstünü silin. Bu uygulamanın da ardından lekenin üzerini yapışkan ve sabunlu kalıntıyı halıdan yok etmek amacıyla temiz suyla silin.

Şarap lekesinin temizlenmesi:

Şarabın tanen içermesi nedeniyle şarap lekelerinin yok edilmesi bazen çok zordur. Halıdaki kırmızı ve beyaz şarap lekelerini yok etmek için bazı basit solüsyonlar vardır. Örneğin, eğer halıya kırmızı şarap döküldüyse, lekenin üzerine derhal bir bardak beyaz şarap dökün. Beyaz şarap kırmızı şarabı etkisiz kılacak, böylelikle leke kaybolacaktır. Beyaz şaraptan kaynaklanan lekeleri ise bir miktar sirkeyle bastırmanız yeterli olacaktır. Her iki lekeyi yok etme metotları da beş dakikadan az bir zamanı alır.

Üzüm suyu lekesinin temizlenmesi:

Şarapta olduğu gibi üzüm suyundaki tanenler lekenin halıdan çıkarılmasını zorlaştırır. Koyu bir mor lekenin verdiği görünüm oldukça ürkütücü bir o kadar da zordur. Ancak sodalı su bu konuda imdadınıza yetişir. Bir miktar sodayı halının üzerine dökün ve kağıt havlu yardımıyla tamponlama işlemi yapın. Aynı şekilde halıdaki bu lekenin yok edilmesi için bir miktar sirke ve yumuşak bir el deterjanı karışımı da işinizi görür. Bu karışımı lekenin üzerine hafifçe bastırarak ve bir süre bu işlemi tekrar ederek halıdaki lekenin yok edilmesini sağlayabilirsiniz. Eğer hala lekeden iz varsa bu defa nemli temiz bir bezi kalıntının üzerine tamponlayarak uygulayın.

Yağlı boya lekesinin temizlenmesi:

Halıda yağlı boyadan kaynaklanan lekelerin yok edilmesine ilişkin herhangi bir kimyasal malzeme kullanmadan önce halının ilk etapta görünmeyen bir kısmında deneme yapmanız faydalıdır. Halının bu gizli kısmı dolap veya mobilyalarınızın altında kalan bir kısmı olabilir. Böyle bir uygulama halıya olduğundan daha fazla vermenizi önleyecektir. Halıdaki bu tip lekeleri yok etmek için ilk etapta inceltilmiş ve az miktarda boya sökücü tiner kullanın. Ardından nazikçe leke kaybolana dek tamponlamayı sürdürün. Eğer bu işlem işe yaramıyor veya tiner bulunmuyorsa o zaman kuru temizleme çözücüleri kullanmayı deneyin. Eğer boya derinlere nüfuz etmediyse fark edilmeyecektir, yüzeyin hafifçe çırpılması boyanın yok edilmesinde yeterlidir. Eğer tüm bunların hiçbiri işe yaramıyorsa, o zaman profesyonel halı temizliği yapan şirketlerle irtibata geçmeniz gerekecektir.

Yağlı lekelerin temizlenmesi:

Yağ içeren lekelerin halıdan çıkarıl-ması için yapmanız gereken ilk şey öncelikle yağın bir şekilde halıdan emilimini sağlamanız olacaktır. Kabartma tozu veya mısır nişastası bu noktada iyi sonuç verir. Öncelikle pudrayı lekenin üzerine bol miktarda serpin ve bir gece lekenin üzerinde bırakın. Ardından pudrayı vakumlayın. Vakumlanan alandaki renklerde bir solma söz konusu ise lekenin üzerini yumuşak bir el deterjanı veya yağlara karşı etkili bir sıvı çamaşır deterjanı ile silmeye çalışın. Leke yok olduğunda bu defa da temiz nemli bir bez veya sünger yardımıyla lekenin üzerini silmeyi deneyin.

Oje lekesinin temizlenmesi:

Ojeden kaynaklanan lekelerin yok edilmesinde yalnızca aseton kullanmanız işe yarar. Bir miktar pamuk veya temiz bir bez üzerine bir miktar aseton dökün ve leke kaybolana kadar lekenin üzerine uygulayın. Tüm kalıntıları yok etmek adına lekenin üzerine bu kez temiz su uygulayın. Halı lekelerini temizlerken özelikle ojeden kaynaklanan lekelerin temizliğinde unutmayın ki uygulamanın tamponlama şeklinde yapılması son derece önemlidir. Sakın sürtmeye kalmayın, bu işlem ojenin dağılarak lekenin daha da geniş bir alana yayılmasına neden olur.

Çikolata lekesinin temizlenmesi:

Halıda çikolata veya kahve lekesi meydana geldiyse, lekeli kısma sirke uygulaması yapmanız yeterli olacaktır. Tamponlama işlemini leke yok olana kadar tekrarladıktan sonra nemli bir sünger veya bez yardımıyla lekenin üzerini durulayın. Eğer sirkenin kokusu sizi rahatsız ediyorsa, halınızı temizlemek için yumuşak bir sıvı el deterjanını da leke temizliğinde kullanabilirsiniz. Temiz bir bez üzerine sıvı bir el deterjanını dökün ve hafifçe bastırarak lekenin yok olmasını bekleyin.

Uhu lekesinin temizlenmesi:

Evinde çeşitli tamiratlar yapmayı sevenlerdenseniz, ufak kaza ve aksilikleri hiç beklemediğiniz bir anda ortaya çıkabileceğine de tanık olmuşsunuzdur. Eğer böyle bir tamirat yaparken en sevdiğiniz halının üzerine yapışkan veya uhu döküldüğünde ne yaparsınız? Öncelikle bu gibi durumlarda asla paniğe kapılmayın. Aslında halı üzerinde oluşan uhu lekelerini temizlemek göründüğünden çok daha kolaydır ve sanıldığının aksine çok az zamanınızı alacaktır. Öncelikle bu tip lekelerde uhunun dökülmesinin hemen ardından müdahale yapılması önem taşır. Uhu ne kadar ıslak ve yeni oluştuysa, halı üzerinden çıkarılması da o denli kolay olur. Öncelikle lekenin üzerini ılık bir süngerlerle bastırın. Bu şekilde daha fazla uhu kalıntısı çıkarılamayıncaya kadar bu işlemi sürdürün. Ardından ılık sirkeye bastırılmış bir bezi lekenin üzerine yerleştirin ve lekenin üzerinde yaklaşık yarım saat bekletin. Bu işlemden sonra uhu bezle silindiğinde kolaylıkla yok olacaktır. Ancak eğer uhu çoktan kurumuşsa, o zaman bir bıçak veya spatula yardımıyla halının lekeli kısmını hafifçe kazıyın. Bu işlemi daha fazla sertleşmiş herhangi bir uhu kalıntısı çıkarılamayıncaya kadar sürdürün, o andan sonra sirkeye batırılmış havluyu lekenin üzerine uygulayın. Eğer tüm bu metotların hiçbiri de lekenin yok edilmesini sağlamazsa, bu kez kuru temizleme çözücülerinden birini kullanın. Ancak bu uygulamadan önce hem kullanılacak maddenin hem de halınızın ürün ve kullanım kılavuzunu iyice gözden geçirdikten sonra uygulamaya başlayın. Söz konusu malzeme halınızda kullanıma uygun ise o zaman leke yok olana kadar lekenin üzerine uygulayın.

Kahve lekesinin temizlenmesi:

Halının üzerindeki kahve lekelerinin yok edilmesi aslında zor değildir. Bu lekelerin yok edilmesinde lekeye mümkün olduğunca çabuk müdahale edilmesi önemlidir. Halının üzerinde lekeleri etkili bir şekilde yok edin. Önemli olan lekenin olabildiğince çabuk müdahale edilerek yok edilmesidir. Eğer bu şekilde davranmazsanız, kalıcı zararların oluşumunu önleyemezsiniz. Soda veya sirke ile leke yok olana kadar silin. Eğer gereğinden fazla bekler ve lekenin yerleşmesine neden olursanız lekenin çıkarılması zorlaşır. Bu aşamada lekeyi yok etmek için kuru temizleme solüsyonu kullanmanız gerekir. Leke yok olana kadar tamponlamayı sürdürün.

Dinlenmenin ve romantizmin ayrı bir anlam kazandığı yatak odaları, evde belki de en fazla bireye özel yerlerden biri. Bu mekanı şık ve kullanışlı tasarımlarla buluşturan Bellona, yeni ürün grubu Lidya ile klasik akımın tüm özelliklerini gözler önüne seriyor.

Ev modasına yönelik çalışmaları ile dikkat çeken Bellona, iç dekorasyona ait her çeşit ürünü şık bir uyum içinde ve tek çatı altında sunmaya devam ediyor. Koleksiyonlarını yeni modellerle zenginleştiren markanın son çalışmalarından biri de Lidya ürün grubu. Klasik tarzın büyüsünü zarif biçimde yansıtan Lidya, günümüzün değişen yaşam şekillerine ve beklentilere de tatminkar yanıtlar üretiyor.

Klasik akım, iç dekorasyonun da vazgeçilmez yaklaşımları arasında yer alıyor. Lidya yatak odası takımı da tarz olarak klasiği benimseyenlerin beğenilerine seslenecek şekilde yapılandırılmış. Seçilen renkler, dizayn anlayışı ve formlarda yakalanan detaylarla; günümüzde klasik kavramının nasıl yorumlandığına güzel bir örnek oluşturmuş.

Kendine özgü sade ve zarif çizgilerin hakim olduğu Lidya yatak odası, işte bu zarif ve abartısız gösterişin incelikleri ile donatılmış bir ürün olarak mekanlarla buluşuyor. Modeli meydana getiren üniteler karyola, gardırop, komodin, şifoniyer, tuvalet aynası ve puf

Takımın gardırobunda bulunan boy aynası, yatak odalarının olmazsa olmazlarından birine çözüm üretiyor. Geniş iç hacmi ile günümüz beklentilerini de rahatlıkla yakalayan modül, takıma güç katan bir hava sergiliyor. Gardıropta olduğu gibi, diğer ünitelerde de rastlanan klasik kulp, takımın estetik etkisini artırıyor. Komodinlerde, şifoniyerde ve tuvalet masasında yer alan çekmeceler, depolama alanını artırıyor. Modelde yer alan puf ise tasarımı ile dikkat çekiyor.

AYNALARDA SÜSLENMEK İSTER

Evinizin havasını değiştirmek istiyor fakat ne yapacağınızı bilmiyor musunuz? İşe aynalardan başlayabilirsiniz.

Romantik izler

Banyoya her girdiğinizde çiçeklerle bezeli romantik bir aynada kendinizi seyretmek isterseniz önerimize kulak verin. Bu iş için birkaç yapışkanlı çiçek tüpü ve bir demet çiçek alırsanız gönlünüzce aynanızı düzenleyebilirsiniz.

Çeşitli renklerdeki yapışkanlı çiçek tüplerini Tahtakale ya da Euroflora'da kolaylıkla bulabilirsiniz.

Etnik esinti

Evinizin bir odasını etnik izlerle yenilemek istiyor, fakat çok da abartıya kaçmaktan çekiniyorsanız; abartısız ve fazla aksesuara gerek duymaksızın kullanabileceğiniz ve etnik izleri odanızda taşıyabileceğiniz tek aksesuar aynadır.

Hal böyle olunca biz de sizlere etnik izler taşıyan bir ayna hazırlamaya karar verdik. Maskeleme bandı kullanarak ayna çerçevesinin kenarlarını arzu ettiğiniz bölümlere ayırın.

Her bölümü ayrı ayrı cam boyaları ile boyayın. Boyanın kurumasına izin vermeden bantları çıkartın. Boyanın kuruması için bir gün bekletin. Kırtasiyelerden, hobi marketlerden kolaylıkla sağlayabileceğiniz boyutlu boyalarla, çeşitli noktalar koyarak desenleri oluşturun. Son olarak kuvvetli bir boncuk yapıştırıcısı kullanarak taş, kristal, boncuk ya da pulları zevkinize göre istediğiniz bölümlere yapıştırın.

Akvaryum gibi

Evinizde hep bir akvaryum istediniz ama balıklara bakmak size zor geldi. Her seferinde almaktan vazgeçtiniz. Kolayı var. Aynanıza yeşil, beyaz ve sarı renk cam boyalarını kullanarak yosunlarla boyayın. Aralara dekupaj kağıtlardan keseceğiniz birkaç balığı dekupaj tutkalı ile yapıştırın.

Şimdi birkaç yosunu da balıkların üzerinden geçerek boyayın. Kuruduktan sonra boyalı kısımlarını verniklerseniz silinirken zarar görmesini engellemiş olursunuz. Birkaç dakikada hazırladığınız akvaryumunuz gerçeğinden hiç de farklı değil

Koç: İç mekán onun tercihine göre daha çok işlevsel olmalı. Engellerden hoşlanmayarak mekánda hıza öncelik verir. Favori renkleri parlak kırmızı ya da pembe tonlarıdır.

Boğa: Evinde vakit geçirmekten çok keyif alır. Onu çevreleyen atmosfer tamamıyla doğal materyallerden meydana gelmeli. Kokulara, renklere, estetik detaylara önem verir.

İkizler: İkizler evde pek oturmaz, oturduğunda ise işe yarayan, fonksiyonel aksesuvarlara bayılır. Farklılıklara öncelik verir, yeniliklere açıktır. Değişik tarzlar, kontrast oyunlar çok hoşuna gider.

Yengeç: Küçük dokunuşlarla evin her yerinde kendini hissettirir. Yaşadığı yerin her tarafında mumlara, mutfağında ise en az birkaç farklı sofra takımına rastlayabilirsiniz. El yapımı her türlü objeye ilgisi vardır.

Aslan: Onun ideal mekanı Versay Sarayıdır! Misafir ağırlama sanatındaki mükemmeliyetçi tavrı, ve cömertliği, onun kendisini ifade şeklidir. Çevresine ışık saçacak kadar etkili olmak amacıyla gösterişli ve iddialı bir stil yaratır.

Başak: Evde elleriyle çalışmaktan zevk alır. Çizgilerde mükemmeliyet, sadelik ve saflık arayışı içindedir. Onun için asıl önemli olan şey tasarımdır. Temel ile form, estetik ile gereklilik arasındaki uyumu sağlayan tasarım...

Terazi: Doğası gereği kültür ve uygarlık dünyasını birleştirir. Onlarda var olan bu incelik ve zarafet boyutu, geniş bir renk uyumunu da içinde barındırır. Evinde her şey dengede sayılır.

Akrep: Mahremiyetine çok düşkün ve bireysel olan akrebin farklı atmosferlere, özellikle de bilinmeyene karşı ilgisi vardır. İlginç olanı ve herkesçe fark edilemeyeni uygular. Gizemi ve abartıyı sever. Modalar yerine, uzun süre kullanabileceği kaliteli ve klasik şeyleri tercih eder.

Yay: Mekan ne kadar egzotik olursa, yaylara o kadar uygun olur. Etnik özellikleri, renklerdeki göz alıcı etkileri sever; davetkar atmosferleri tercih eder; mutluluğun çevresinde parıldamasını ister. Yeniliklere açık, ama aynı zamanda geçmişine bağlıdır.

Oğlak: Düz çizgiler, sadelik ve boş duvarlar onlara göredir. Dekorasyon tarzlarında mimariye yakın dururlar. Rahat ettikleri atmosfer ise Zen olarak tanımlanabilir. Antikaya karşı da özel ilgisi vardır.

Kova: Mekán ne kadar az klasik olursa, onun için o kadar uygun olur. Geleceğin sembolü high-tech ürünler favori tercihidir. Çağdaş bir mekán, ona bugün içinde yarını yaşama fırsatı sunar.

Balık: Çevresini saran pek çok zıt karakterli elemandan uyumlu birliktelikler yaratır. Farklı obje ve renklerden yola çıkarak eşsiz olanı yakalar ve hoş bir ambiyans oluşturmayı başarır. Onun evine gelenler, kendilerini en az kendi evlerindeki kadar rahat hissederler.

HALI ÇEŞİTLERİ

Halı elyaflarını birbirlerinden ayıran ve her birini özel kılan, sıcak bir atmosfer yaratması, temizlenebilirliği, alev almazlık veya fiyatı gibi bir takım özellikleri bulunur.

Seçtiğiniz elyafa ve bu elyafın halıda ne kadar kullanılmış olduğuna bağlı olarak halınız hem daha uzun süreli performans gösterecektir hem de görünümünü daha uzun süre koruyacaktır.

Hangi elyafın sizin için uygun olduğunu seçerken dikkat etmeniz gereken bir takım bilgiler vardır. Örneğin her elyafın farklı derecede özellikleri bulunur. Bazen iyi bazen ise kötü dereceli bir tercihte bulunabilirsiniz. Derece derken kastedilen şey elyafın yoğunluğu ve büküm ölçüsüdür. Genel olarak, elyaf yoğun ise bu her inçte çok daha fazla ilmek olduğu anlamına gelir ve eğer büküm ölçüsü sıkı ise halınız daha kaliteli ve daha uzun ömürlü olacaktır.

Elyaflar kimi zaman en uygun fiyatla en iyi performansı verebilsinler diye birbirleriyle karıştırılırlar.

Elyaflar kendi içlerinde ikiye ayrılırlar:

Doğal Elyaflar

İnsan yapımı Elyaflar

Doğal Elyaflar:

- Yün

- İpek

- Hindistancevizi Lifi

- Hint Keneviri

İnsan Yapımı Elyaflar:

- Polyamid (Naylon)

- Polyester

- Polipropilen

- Akrilik

Yün:

Yün muhtemelen en eski halı elyafıdır. Konforlu bir his uyandırdıkları gibi mükemmel bir kullanım kapasitesi bulunur. Ancak yün, kir ve lekeler göz önüne alındığında pek kullanışlı değildir. Ayrıca yün elyaftan yapılan halıların çoğunluğunun pahalı olması gibi bir durum da söz konusudur. Tüm bunlar yün elyaf kullanımının gün geçtikçe azalmasının nedenlerindendir.

Yün ayrıca görünümü en iyi seviyede tutabilmesi ile de bilinir. Bu da demektir ki yün, diğer elyaflara kıyasla, uzun bir süre boyunca orjinal görünümünü koruyacaktır. Yün doğal olarak anti-statik özelliğe sahiptir.

Birçok avantajı ile yün en uzun ömürlü elyaf olarak bilinir.

Ancak tüm bu avantajlar yünü diğer elyaflardan çok daha pahalı olmasına neden olur.

İpek:

İyi kalite el dokuma halıları dışında kullanımı pek fazla değildir.

Hindistancevizi Lifi:

Genellikle arka kaplama malzemesi olarak kullanılan hindistancevizi lizi bazen de düz dokuma kilimlerin yüzeyinde kullanılır.

Hint Keneviri:

Hindistancevizi kabuğu olduk.a sert ve esnek elyafktan oluşur. Bu kabuklar kırılıp, yıkanıp ve kurutulmadan önce aylarca toplanır ve ıslatılır. Soluk sarı elyaflar daha sonra düz dokuma halıları ve kilimlerde kullanılmak üzere iplik haline getirilir.

Polyamid (Naylon):

En çok kullanılan ve en çok bilinen halı elyafı polyamid (naylon) dir. Polyamid (naylon) elyaflar oldukça uzun ömürlü ve aşınmaya dayanıklıdır. Sert yapısı ve lekeye karşı dirençli olması nedeniyle kirlenmeye karşı eğilimi çok azdır. Bu nedenle yoğun trafik olan bölgeler için çok uygun bir seçimdir. Naylon fiyatı da düşünüldüğünde oldukça iyi bir malzemedir.

Ancak yün ile kıyaslandığında alev alma riski daha fazladır. Naylon elyaf, aşınmaya karşı direncini daha da arttırmak için sıklıkla yün ile karıştırılır.

Naylon olarak da bilinen Polyamid tamamen insan yapımı olan bir elyaf çeşitidir. İlk defa 1938 yılında üretilmiş olup zemin kaplama malzemelerinde sıklıkla kullanılır. Yün ile harmanlanarak kullanılır. %80 naylon %20 yün en en iyi karışımdır.

Polyamidin yünle karşılaştırıldığında sağladığı avantaj boyanabilir oluşudur. Polyamid halılar yün halılara nazaran çok daha canlı renkler sunduğu gibi boyanabilirliği sayesinde üretimde maliyetlerin azalmasına neden olur. Ancak polyamid aslında bir avantaj gibi görülen boyanma özelliği lekenmeye karşı direncini azaltmaktadır. Polyamid bir halı seçerken üzerinde lekelenmeye karşı işlem yapılmış bir tane seçmeye özen göstermelisiniz.

İnsan yapımı elyalar arasında polyamid görünümünü en iyi şekilde koruyan olması nedeniyle çoğunlukla ticari kurulumlarda tercih edilir.

Polyamid yapısındaki 1700 karbon atomu, nitrojen, hidrojen ve oksijen ile güçlü ve aşınma dirençlidir. Güneş ışığına ve küflenmeye karşı da mükemmel direnç gösterir. Polyamid polimer elyaflar arasında en iyi rutubeti emme oranına sahiptir.

Düz mikro yüzeyi sayesinde naylon bir çok kire direnç gösterdiği gibi temizlenmesi de oldukça kolaydır. Ancak boya malzemelerine olan yakınlığı nedeniyle de boyanmaya oldukça açıktır.

Polyamid uzun ömürlülüğü ve rutubete olan direnci ile trafik yoğunluğuna sahip bölgeler için mükemmel bir seçim olacaktır.

POLYESTER:

Polyester bir başka yaygın elyaftır. Son 5 yıl içerisinde gelişmiş ve polyester halılar çok daha iyi üretilmektedir.

Polyester halılar lekelere karşı olağanüstü bir direnç gösterirler. Çoğunlukla leke garantisinin naylon halılara oranla çok daha uzun olduğunu görebilirsiniz.

Polyester etilen gazlardan oluşmuştur. Polyester de naylon gibi aynı şekilde üretilir ancak aşınma direnci sıralamasından Naylondan aşağıda yer alır. Polyester fazla esnek olamayan bir elyaftır. Güneş ışığına karşı mükemmel bir direnç gösterir ve ayrıca ıslandığı zaman da sertliği bozulmaz. Polyesterin rutubeti emme oranı diğer elyaf çeşitlerine oranla çok daha düşüktür. Polyester, polipropilen gibi, boyanması oldukça zor bir elyaftır ve yine tıpkı polipropilende olduğu gibi naylonun aksine yağı hemen çeker. Polyesterin oldukça iyi ısı direnci bulunur.

Polyester çarpıcı renkleriyle bilinen bir elyaf çeşididir ve ayrıca solmaya karşı doğal bir direnci bulunur. Temizlemesi kolaydır ve su bazlı boyalara karşı da dayanıklıdır.

POLIPROPILEN:

Polipropilen, diğer adıyla olefin, bir başka elyaf çeşitidir. Bu elyaf daha çok ticari halılarda ve berber halılarında kullanılır.

Lekelenme göz önüne alındığında polipropilen en iyilerden biridir. Polipropilen çözelti boyalı bir elyaftır ve bu da rengin doğrudan elyafın içine gittiği anlamına gelir. Bir çok durumda polipropilen halılar beyazlatıcı gibi kuvvetli kimyasallara direnç gösterebilir.

Diğer üç elyafa kıyasla çok daha ucuz olan Polipropilen boyanmaya karşı dirençli olması nedeniyle de diğer halılara nazaran çok daha mat renklere sahiptir. Ayrıca orjinal görüntüsünü koruma süresi açısından da diğerlerine göre daha yetersizdir. Doğal olarak anti - statik olması ise polipropilenin bir avantajıdır.

Isıya dayanıklılığı az olan bu elyafın düşük ısılarda biçimi bozulabilmektedir. Yüksek ısılarda ise çekmektedir. Sudan etkilenmeyen Polipropilen alkali ve asitlere, beyazlatıcı ve incelticilere karşı

Ilımlıdır. Ancak kimyasallara uzun süre maruz kalması durumunda elyafın kalitesi bozulabilir. Polipropilen bir çok eritkene karşı dirençlidir. Güneş ışığına karşı ise dayanıksızdır.

Kolay temizlenebilir olması, rutubet ve küfe direnci polipropilenin iç ve dış mekanlarda yaygın olarak kullanılma nedenlerindendir. Yapay spor saha çimi olarak da kullanılır.

AKRİLİK:

Naylon kadar aşınma dirençli olmayan Akrilik yün kadar da ateş dirençli değildir. Bu elyaf iyi hacimli ve esnektir.

Akriklik elyaflar metandan üretilirler. Yün yerini tutacak sentetik bir ürün olan akrilik orta sertliktedir. Aşınma ve güneş ışığı direnci oldukça iyidir ancak akriliğin çok az esnekliği vardır. Polipropilen ve polyestere kıyasla su seven bir yapısı vardır. Isıya ve mineral asitlere dirençli olduğu kadar soğuk alkali çözeltilere karşı da dayanıklıdır. Sıcak alkali çözeltileri elyafın rengini soldururken beyazlatıcılar ve incelticiler çok az etkisi olur.

Akrilik yapısı ile yün görünümü ve hissi verebilen bir elyaf çeşitidir.

Akriliğin tek zayıf noktası yoğun trafik olan alanlarda pek fazla dayanamamasıdır bu nedenle her alanda kullanılamazlar.

Karışımlar:

Yukarıda belirtilen 4 elyaf çeşiti değişik oranlarda birbirleriyle karıştırılarak en iyi kalitede yeni halı üretimlerinde kullanılırlar.

Yün ve naylon beraber kullanıldığında çok daha güzel bir görünüm elde ettikleri gibi yünün konforu ile naylonun uzun ömürlülüğü birleştirilmiş olur.

Akrilik ve Polipropilen ya da naylon ve polipropilen de oldukça yaygın kombinasyonlardır. Ancak bu bileşimlerin ortak özelliği lekelenmeye dirençsiz oluşlarıdır.

Vücudumuzu, ruhumuzu ve sağlığımızı yogaya, ayurvedaya, reikiye teslim ettikten sonra, şimdi de evlerimizi dekorasyondaki son trend Vastu Vidya'ya emanet ediyoruz.

Yoga, ayurveda, feng shui, reiki derken, hayatımıza yeni bir Uzakdoğu felsefesi daha giriyor: Vastu Vidya. Mimariyi daha yakından ilgilendiren bir felsefe olan Vastu Vidya'nın temeli, yine pozitif enerjiye dayanıyor. Vastu Vidya, evdeki sağlıklı yaşamın kapılarını açan bir uygulama. Amaç yaşadığımız mekanlardaki enerjiyi en doğru şekilde kullanabilmek. Evinizde seçtiğiniz renklerden, mobilyaların konumlandırılmasına kadar titiz bir çalışma gerektiren Vastu Vidya'nın Türkiye'deki ilk uygulayıcılarından biri Yara Ulcay. Brezilyalı Ulcay, MacKenzie Üniversitesinde mimarlık okurken yoga ile ilgilenmeye başlamış.

Yoga ve mimarlık

Ardından mesleğiyle bağlantılı olarak Vastu Vidya'yı keşfetmiş. Yara Ulcay, mimaride Vastu'nun öğretilerinden faydalanarak, evler, ofisler ve çocuk yuvalarında enerjiyi en doğru şekilde kullanılmasını ve insanların daha mutlu olmasını sağlıyor. Yara Ulcay, yoga ve mimarlığı neden birleştirdiğini ise şöyle anlatıyor: Yoga vücudunuzda enerji akışını kolaylaştırıyor. Vastu Vidya'yı da evimizin yogası olarak tanımlayabiliriz. Evimizdeki eşyaların ve konumlarının da enerjiyi artırıcı ve dolaşmasını kolaylaştırıcı olması gerekiyor. Vastu'da beş element var: Hava, su, ateş, toprak, metal. Bu elementlerle evde enerji dengesini sağlıyoruz. Yara Ulcay işe, kişilerin ne istediğinden, hangi elementi taşıdıklarından başlıyor ve Vastu'da, tarzınız, zevkleriniz, vücudunuzdaki elementler, psikolojiniz ve yaydığınız enerjiye kadar pek çok faktör göz önüne alınıyor diyor. Vastu'yu herhangi bir mekanda uygulamak için öncelikle Vastu haritasını yere koyarak işe başlamak gerekiyor. Vastu'yu simgeleyen fotoğrafların baş kısmı kuzeydoğu yönüne getiriliyor.

Bırakın enerji aksın

Vastu'nun boyun, göğüs ve karın bölgesinin olduğu alan ise boş bırakılıyor. Avlu ya da hol olarak adlandırılan bölgenin boş olmasının sebebi ise Vastunun nefes aldığı bölgeyi temsil ediyor olması. Ulcay buraya özellikle ağır eşyalar konulmamasını öneriyor. Aksi durumda enerji girişini engellemiş oluyorsunuz. Baş bölgesi fazla ağırlığı kaldırmayacağı için hafif bir bölge olarak kullanılmalı. Yara Hanım, oturma odası için uygun olabileceğini söylüyor. Evin kuzey ve doğu kısımları Vastunun kollarını temsil ediyormuş. Gene ağırlığın bu bölgede fazla olmamasına özen göstermek gerekiyor. Mesela, çalışma ve çamaşır odası, bu bölgeler için ideal. Kuzey soğuk bir bölge, bu nedenle mutfak güneş görecek şekilde, doğuda ve evin en sıcak yeri olmalı bu felsefeye göre.

Evdeki huzursuzluğu vastu ile çözün

Vastu Vidya'nın, ev içerisindeki enerjiyi, içinde yaşayan insanların enerjileriyle en doğru şekilde kullanma sanatı olduğu düşünülürse, evin enerji noktalarının kapanmasından doğan huzursuzlukları çözmek mümkün. Eviniz için seçtiğiniz renkler ya da yatağınızı koyduğunuz köşe, size huzursuzluk verebilir. Yara Ulcay'ın söylediğine göre Vastu'nun bu konuda önerileri şöyle: Mesela çocuk odasında çalışma masasının yönü Vastu'ya göre, kuzey ya da doğu olmalı. Bu ufak ayrıntı çocuğun bilgiyi daha iyi almasını ve daha yaratıcı olmasını sağlar. Eğer evde odaların yerini değiştiremiyorsanız, dekorasyon, aydınlatma ve kullanılan renkleri değiştirerek istenilen sonuca ulaşabilirsiniz. Mesela, enerjisi çok olan kişilerin evlerinde beyaz rengin kullanılması gerekiyor. Eğer enerjisi az biriyse, objeler çok ve renkli olmalı ve kişiye enerji katmalı. İyi bir uyku uyuyabilmek için yatağın yönünün doğuda olmaması gerekiyor. Ya tamamen batıya ya da kuzeydoğuya dönmeli. Evdeki huzursuzluğu vastu ile çözün

Vastu Vidya'nın, ev içerisindeki enerjiyi, içinde yaşayan insanların enerjileriyle en doğru şekilde kullanma sanatı olduğu düşünülürse, evin enerji noktalarının kapanmasından doğan huzursuzlukları çözmek mümkün. Eviniz için seçtiğiniz renkler ya da yatağınızı koyduğunuz köşe, size huzursuzluk verebilir. Yara Ulcay'ın söylediğine göre Vastu'nun bu konuda önerileri şöyle: Mesela çocuk odasında çalışma masasının yönü Vastu'ya göre, kuzey ya da doğu olmalı. Bu ufak ayrıntı çocuğun bilgiyi daha iyi almasını ve daha yaratıcı olmasını sağlar. Eğer evde odaların yerini değiştiremiyorsanız, dekorasyon, aydınlatma ve kullanılan renkleri değiştirerek istenilen sonuca ulaşabilirsiniz. Mesela, enerjisi çok olan kişilerin evlerinde beyaz rengin kullanılması gerekiyor. Eğer enerjisi az biriyse, objeler çok ve renkli olmalı ve kişiye enerji katmalı. İyi bir uyku uyuyabilmek için yatağın yönünün doğuda olmaması gerekiyor. Ya tamamen batıya ya da kuzeydoğuya dönmeli.

Kenarda köşede sakladığınız o koca sandığı çıkarın. İşe yarama vakti geldi.

Malzemeler

Ahşap kasa sandık. (50x50x140 cm)

1 Çamaşır suyu.

Ahşap boyalar. (İskandinav grisi, eski Çin kırmızısı, uyuyan mor)

Baskı ruloları.

Burgulu ahşap matkabı.

Sote testere. (oyma işlemi için yuvarlak kesme ağızlı)

Zımpara kağıdı. (orta sertlikte)

Çok yönlü 4 tekerlek.

Vida.

Yapılışı

Sandığı temizleyin. Silin ve zımpara kağıdı ile pürüzsüz hale getirin. İçini ve dışını çamaşır suyuyla silin ve kurumaya bırakın.

Sandık kapısını çıkartarak orta kısmına motifinizi kurşun kalemle çizin. Kesme işlemi için burgulu ahşap matkap ile ortasını delin.

Testere ağzını deliğe sokun ve kalem izlerini takip ederek ahşabı kesin. Orta sertlikteki zımpara kağıdı ile kestiğiniz yeri zımparalayın.

Sandığın dış kısımlarına iki kat gri boya, iç kısımlarına iki kat kırmızı boya, kapının iç kısmına da iki kat mor boya sürerek, boya işlemini yapın.

Baskı rulolarını yerleştirin ve boyaya batırın. Tasarımda kırmızı zemin üzerine mor, mor zemin üzerine de kırmızı boya ile baskı yapılıyor.

Ruloyu düzenli ve yavaş hareketlerle zemin üzerinde gezdirin. Üst yüzeylerde dikey, yan taraflarda yatay baskılar yapabilirsiniz.

Bir önceki aşamada yaptığınız işlemin aynısını renkleri değiştirerek raflar için de yapın. Ardından rafları yerlerine yerleştirin.

Sandığı kurumaya bırakın ve uygun vidalar kullanarak alt kısmının 4 köşesine gelecek şekilde tekerlekleri monte edip yerleştirin.

Öneri: Kapının açma çengeline kartonpiyer kağıt, ponpon veya aynı tonlarda şeritler tutturabilirsiniz.

Budist tapınaklarının kum, çakıl, kaya ve bazen çimen gibi doğal unsurlar kullanılarak düzenlenen Japon kayalık bahçelerine, zen deniyor. Dinginlik ve huzur verdiğine inanılıyor. Dar alanları daha ferah gösteriyor. Evinizin geniş terasını veya odanızın küçük bir bölümünü zen bahçesine çevirebiliyorsunuz. Üstelik su gerektirmiyor, bakımı da kolay.

Kore ve özellikle Çin bahçe sanatıyla önemli benzerlikler gösteren Japon bahçeleri, zaman içinde kültür, sanat ve halkın yaşayışıyla özdeşleşti. Zen bahçeleri, Japon bahçe tarihindeki en büyük gelişmelerden biri oldu. Geleneksel zen bahçesinin, hat sanatı ve peyzaj resimciliği gibi zen uygulamalarının Japon sanatına etkisinin arttığı dönemde ortaya çıktığı biliniyor.

Zen bahçesi terimiyle ilk karşılaşmamız, 1935 yılında Loraine Kuck'un "100 Kyoto bahçesi" kitabına dayanıyor. Bahçeler, ilk olarak Japon kültüründe, zamanla kendine özgü ilkeleri ve insana huzur veren tasarımlarıyla dünyada yaygınlaşıyor.

Zen bahçelerinin amacı ve çıkışıyla ilgili uzun yıllardır farklı fikirler ortaya atılıyor. Örneğin; bazı Japon bahçıvan ve Budizm uzmanları, kavramın bir mit olduğunu, 20. yüzyılda batılılar tarafından bulunduğunu, Japon bahçeciliğiyle ilgisi olmadığını iddia ediyor.

Japon bilgelerinin, "zen bahçesi" kavramını yabancılar tarafından kullanıldığı için onaylamış olabilecekleri de düşünülüyor. Yorumlarda zen rahiplerinin bu bahçelerde meditasyon yapmadığı da söyleniyor.

Ekonomik uygulaması kolay

Amaçları ve ortaya çıkışları ne olursa olsun görünüş olarak fakir ama içerik bakımından zengin olan zen bahçelerini tercih etmeniz için pek çok sebep var.

Öncelikle bu bahçeler dar alanların daha geniş ve ferah görünmesini sağlıyor. Esas elemanlarını oluşturan kayalar ve taşlar, hem ekonomik hem de bakımları kolay.

Örneğin; bahçenize dere şeklinde akan bir su yolu koymak istiyorsunuz. Normalde bu işlem için su kanalı açıp altyapı çalışmaları yapmanız lazım. Zen bahçesinde ise suyun yerini çakıllarla doldurarak simgesel bir kanal oluşturabilirsiniz.

Bir yeri çim alan olarak düzenlemek isterseniz, iyi çalışan bir drenaj sistemine ve kaliteli geçirgen toprağa ihtiyacınız var. Yazın her gün sulama işlemi yapmanız da şart. Oysa zen bahçeleri sizi bu ek masraflardan ve sıkıntılardan kurtarıyor.

Peyzaj Yüksek Mimarı Gökçen Yücel, özellikle günümüzde metropollerdeki insanların doğayla iç içe yaşamaya ihtiyaç duyduklarını belirterek "Zen bahçeleri çarpıcı sadeliği ve sahip olduğu simgesel anlatımıyla ruhlarınızı dinlendirme fırsatı sunuyor.

Beyaz kumun içindeki suyun sesini algılamak zen ruhuna hitap eden mistik bir anlam taşıyor. Kaya, çakıl veya tırmıklanmış kumla güçlü bir su ifadesi yaratılıyor. Tarihsel süreç içindeki devamlılıklarını düşündüğümüzde, bahçelerimiz daha etkili bir anlam kazanıyor" diyor.

Materyalleri doğru seçin

Zen bahçesinde alan kısıtlaması yok. Geniş bir bahçe ya da balkondaki küçük bir yer farketmiyor. Peyzaj Yüksek Mimarı Serap Aslan, istediğiniz alanda doğru materyalleri seçmenin uygulamaya başlamak için yeterli olduğunu söylüyor: "Daha küçük boyutta kayalar, daha az ağaç ve çalılar kullanılıp çakılın yerini kuma bırakırsanız çok küçük alanlarda bile uygulama yapabilirsiniz".

Mesela; yapay yeşillendirmeyle topraksız ve güneş almayan alanları değerlendirebilirsiniz. Pencerenizden baktığınızda karşılaştığınız boş avlunuz veya üstü kapalı terasınız, yapay bitkiler, çakıl ve kayaların da katılımıyla bir zen bahçesine dönüşebilir.

Kayalar ağırlıkları nedeniyle problem yaratacaksa gerçeğinden ayırt edilemeyen strafor malzemeden hazırlanan hafif kayaları kullanabilirsiniz. Terasınızın bir köşesinde renkli çakıl üzerine polyester dökülerek hazırlanan döşemelerden yararlanarak dere etkisi de yaratabilirsiniz.

Zen bahçesinin uygulaması, yapacağınız alanın büyüklüğüne göre en fazla dört gün sürüyor. İşe öncelikle proje oluşturarak başlanıyor. Malzemelerin seçimi ve plan üzerindeki yerleşimleri belirleniyor. Bahçenin güneş görme oranı, toprak yapısı gibi özellikleri göz önüne alınarak kullanılacak bitki türlerine karar veriliyor.

Kayaların şekli ve konumunda karar, size ait. Yalnız bitkileri, kum, çakıl ve kayaları yalın bir kompozisyon oluşturacak şekilde düzenlemeye dikkat etmek lazım.

Uygulamanın ana malzemeleri hepsi ayrı anlamlar taşıyan kum, çakıl, taş, kaya, kütük, bazen çim, parlak taşlar, tırmık ve Japon bitkileri. Kayalar Japon adalarını, bir ejdere doğru yüzmekte olan anne kaplanla yavrularını ve zihne karşılık gelen kanji karakterinin bir parçasını oluşturuyor. Çakıllar da okyanusu simgeliyor.

Bahçeye isteğe bağlı olarak ahşap yer döşemeleri, köprüler veya Japon taş bahçe fenerleri de ilave edilebiliyor. Tasarımda kullanılan bitki türlerinin çoğu uzun süre bozulmadan kullanılabiliyor ve fazla bakım gerektirmiyor. Çim tercih etmezseniz bahçenin bakımı için zaman harcamanıza bile gerek kalmıyor. Yaz, kış her mevsim canlı ve yaşayan bir bahçe hissi uyandırılıyor.

Zen bahçesi kuralları

Gökçen Yücel Peyzaj Yüksek Mimarı

Düzenlemede beş temel kaya şekli kullanılıyor. Kayalar ikili, üçlü, 5li gruplar halinde ağaç, çakıl ve kum kompozisyonları içerisine yerleştiriliyor. Kayaların gruplamalarında çeşit kenar üçgen örnek alınıyor. Ana kaya, üçgenin merkezi doruk noktasına yerleştiriliyor. Diğer iki kaya üçgenin tabanını oluşturuyor.

Doğadaki taşlardan farklı olarak, bahçede kullanılan taşların bir bölümü toprağa gömülüyor. Kumun derinliğinin en az beş santim olmasına özen göstermek lazım. Malzeme yerleşiminde yeşil elemanların daha çok kenar veya köşe noktalarda konumlanmasına dikkat etmek gerekiyor. Eğer yeşil alan merkezde kullanılacaksa ortaya bir kaya koyabilirsiniz. Kalan alana çakıl serip kayaları da üzerinde konumlandırmanız mümkün.

Kuma tırmıkla verilen şekiller, kayalar çevresinde halkalar şeklinde yayılırken diğer alanlarda düz şeritler oluşturuyor. Tırmıkla oluşturulan bu farklı desenlerin de değişik anlamları bulunuyor. Kayaları çevreleyen halkalar dalgalar olarak yorumlandığı gibi evreni temsil ettiği de söyleniyor. Yeni tırmıklama modelleri kullanmaktan, bahçeye yeni elemanlar eklemekten veya uzaklaştırmaktan kaçınmamak gerekiyor. Bahçe içerisinde çok fazla peyzaj elemanı kullanarak karmaşık bir görünüm oluşturulmasından da uzak durmak lazım.

Zen bahçesinin bitkileri

Serap Aslan Peyzaj Yüksek Mimarı

Ağaç olarak Japon akçaağacı tercih edilebilir, bu ağaç bahçenize renk ve eğlence katar. Çalı gruplarındaysa pittosporum ve şimşir gibi Japon bahçelerinde sıklıkla kullanılan türler ideal. Çünkü bu çalılar yaprak dökmedikleri için yaz kış bahçenizin yeşil olmasını sağlar.

Minyatörleri satılıyor

Mağazalarda ve internette satılan minyatür zen bahçeleri Japonların büyülü ve dingin ortamını evlerinize dekorasyon objesi olarak taşıyor. Sizi şehrin gürültülü ortamından ve iş stresinizden uzaklaştırarak iç dünyanızda bir yolculuğa çıkarmayı vaadediyor.

Günün stresinden uzaklaşmak için tek yapmanız gereken küçük tırmığı elinize alıp kuma şekil vermek. Minyatür avlu içinde, ahşap su kuyusunun muhafazası canlıların yaradılışını, çakıl taşlarıysa yansımaları ve gerçeğin aranışını temsil ediyor. Minyatür bahçelerin fiyatı 70-80 YTL arasında.

Lezzetli bir yemek şık bir sofrayla daha keyifli hale gelir. Estetik, özenli ve incelikli bir masa düzenlemesi için, önemli ayrıntıları gözden kaçırmamalısınız.

Evimizde vereceğimiz özel davetlerde, sofra düzeni ve servis konularında bazı endişeler yaşarız. Bu davetten yüzümüzün akıyla çıkmak için dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Ön hazırlık aşamasında davet edeceğimiz kişiler resmiyet derecesine göre en az üç hafta öncesinden davetiye ya da telefonla çağrılmalıdır. Kişi adının davetiyeye el yazısıyla yazılması davet edilen kişiye verilen değeri gösterir. Davet eden kişinin bu nezaketli davranışına, karşı cevap verilmesi gerekir. Davete katılıp katılamayacağınızı bildirmek bir görgü kuralıdır. Bunu davet eden kişiye telefon açarak yapmanız doğru olur.

ZİYAFET MASASI

Ziyafet masası hazırlamak zevk işidir. Herkes imkanlarına ve gönlüne göre hazırlar. Ancak; aşağıdaki noktalara da dikkat etmek gerekir. Öncelikle masa örtüsü titizlikle seçilmelidir.

Masaya pastel rengi keten, beyaz keten, nakışlı keten veya dantel örtü konmalıdır. Çok renkli alacalı örtü seçimleri ağır davetler için uygun değildir. Masaya konan örtü 30.cm.'den fazla sarkmamalıdır. Oturan kişilerin ayaklarına dolanacak şekilde abartılı bir uzunlukta olmamasına dikkat etmek gerekir. Masa'da "uyum" çok önemlidir. Yemek takımları, bardaklar, örtü ve diğer gereçler "uyum" içinde olmalıdır. Uyum sofranın ortasına yerleştirilecek bir tanzimle daha da çarpıcı bir hale getirilir. Burada, seçilecek çiçekler bile mümkünse yemek takımlarınızla ve masa örtüsüyle uyum içinde olmalıdır. Bir renk armonisi yaratmak özenle hazırladığınız bu daveti daha da hatırda kalıcı yapacaktır.

Vereceğiniz menüye uygun olarak tabakları yerleştirmelisiniz. Şayet; menüde çorba yer alıyorsa, o takdirde düz yemek tabaklarının üzerinde çorba tabakları yer almalıdır. Eğer çorba menüde yer almıyorsa o takdirde ordövr servisi için düz ve büyük tabaklar yerleştirilmelidir. Tabakların yerleştirilmesi menüdeki düzenlemeyle paraleldir.

Sofranızı hazırlarken "peçeteler" özenle katlanmalı ve yerleştirilmelidir. Değişik şekillerde katlanan peçeteler, isteğinize göre yine yemek takımlarınıza uygun halka biçimde bir peçetelik arasına konarak da sofralarda yerini alabilir.

Peçete katlama stilleri:

Kare:

Peçete her yönde bir kere katlanır. Sonra "kare" şekline getirilir.

Üçgen:

Peçete önce "kare" şekline getirilir. Sonra, aksi köşeler birleştirilerek "üçgen" şekli verilir.

Koni:

Peçete önce "kare", sonra da "üçgen" şeklinde katlanır. Dışarıda kalan uç "dik" duracak şekilde olmalıdır.

Çatal, kaşık ve bıçaklar:

Kullanış amaçlarına göre, dıştan başlayıp içe doğru gelecek şekilde yerleştirilir. Tabağın sağına kaşık ve bıçak, soluna ise çatal konur. Bıçağın ağzı tabağa dönük olmalıdır.

Tabaklar:

Servis tabağı, yemek tabağı, salata tabağı ve ekmek tabağı kullanılmalıdır. Ancak yukarda da bahsedildiği gibi yemek menüsünde yer alan yiyeceklere göre uygun tabaklar ilave edilebilir.

MASAYA KONAN TAKIMLARIN YERLERİ

Yemek çatalı: Tabağın solunda.

Yemek bıçağı: Tabağın sağında.

Yemek kaşığı: Tabağın sağında, bıçağın dışında.

Balık çatalı: Tabağın solunda, çatalın dışında.

Balık bıçağı: Tabağın sağında, yemek bıçağı dışında.

Meze çatalı: Tabağın solunda, diğer çatalların dışında.

Meze kaşığı: Tabağın ön kısmında.

Çerez ve pasta çatalı: Tabağın ön kısmında, sapı sola doğru.

Çerez ve pasta bıçağı: Tabağın ön kısmında, keskin tarafı tabağa, sapı sağa doğru. Çatalın yanında.

Su bardağı: Tabağın sol ön kısmında

Şarap bardağı: Su bardağının sağında.

Rakı bardağı: Su bardağının yanında.

Tuz, biberlik: İki servis tabağı arasında.

Yağ, sirke: Sofranın ortasına yakın.

Hardal ve diğer soslar: Yağ ile sirkeye yakın.

Yağ tabağı: Servis tabağının sol ilerisinde.

Salata tabağı: Servis tabağının sol ilerisinde.

Meyva tabağı: Ortada.

Ekmek tabağı: Ortada.

Çiçek tanzimleri: Masanın ortasında.

Peçete: Servis tabağının solunda.

YEMEKLERDE UNUTULMAMASI GEREKENLER

Yemek süresince dikkat edilmesi gereken bazı davranışlar vardır; bunlardan bazıları...

Tabakta yemek bırakmak pek hoş bir davranış değildir. Ekmeğin ufalanarak yenmesi, yemeğin koklanarak adeta "test" edilmesi, masada saç taramak, makyaj tazelemek, elleri masanın altında tutmak, masada şampanya patlatmak, kürdansız ve aleni bir şekilde diş karıştırmak, sesli bir biçimde burun temizlemek, ev sahibinden önce yemeğe başlamak ve masada kültablası konmamışsa ısrarla sigara içmeye çalışmak, puro vb. herkesce hoşlanılmayacak tütünleri müsaadesiz içmek ve yemek devam ederken izinsizce sofrayı terk etmek, abartılı gülmek veya uzun sıkıcı konuşmalar yaparak diğer konukları rahatsız etmek yapılmaması gereken davranışlardandır.

SERVİS KURALLARI

# Servisi evin hanımı yapıyorsa, sağında oturan bayandan başlanır.

# Servisi garson yapıyorsa, servise ev sahibinin sağında oturan bayandan başlar, soldan devam eder, en son ev sahibine servis yapar.

# Garsonun elinden hiç bir şey alınmaz. Garsondan bir şey istenecekse alçak sesle istenir.

# Tatlı servisinden önce masa temizlenir.

# İçki istenmediği zaman açıkça söylenmelidir. Kadeh el ile veya ters kapatılmaz.

# Servisler yapılırken ısrarcı olunmamalıdır. Ancak; yemeğin niteliğine göre serviste 2. kez istenip istenmediği kişilere sorulabilinir.

YEMEKTE GÖRGÜ KURALLARI

# Bıçak kullanmak gerekince, çatal sol elle tutulur. Bu durumda bıçak sağ elle tutulur ve işaret parmağı bıçağın keskin olmayan tarafına bastırılarak "kesme" işlemi yapılır.

# Bıçak kullanıldıktan sonra masaya bırakılmaz. Tabağın üst yarısına, kendinize doğru yanlamasına ve keskin tarafı içe gelecek şekilde konur.

# Çatal da kullanıldıktan sonra masaya bırakılmaz. Bıçağa paralel şekilde soluna ve sapı sağda, ağzı yukarı doğru konur.

# Çorba kaşığı, çorba tabağının sağına konur.

# Kaşık da bıçak gibi kullanılır. Salata ve çerez çatalı, yemek çatalından daha kısadır. Yemekle birlikte salata da verilecekse, salata çatalı yemek tabağının soluna, yemek çatalının iç tarafına konur.

# Balık çatalı ise daha kısa ve düzdür. Kaşığın sağına konur.

# Tatlı kaşığı, tatlı tabağının içine konur.

# Servis çatal ve kaşıkları, servis yapılacak yemeklerin tabaklarına konur. Kişi rahatça alabilmelidir.

# Ancak; konukların önüne 3'den fazla çatal, kaşık ve bıçak koymamaya dikkat edilmelidir. Gerekirse yemek esnasında bu servisler kaldırılır ve gerekli olanlar düzenlenir.

# Peçeteler resmi olmayan yemeklerde çatalların soluna, resmi yemeklerde ise servis tabağının içine konur. Ancak; bahsettiğimiz gibi eğer dekoratif bir peçetelik söz konusuysa tabağın sol tarafına veya önüne gelecek şekilde yerleştirilebilir.

# Peçete, sağ üst köşesinden tutularak açılır. Dizlerin üzerine yerleştirilir. İşi bittikten sonra yemek tabağının sağına katlanarak konur. Buruşturarak koymamaya özen gösterilmelidir. Kağıt peçete kullanılmışsa "top" yapılıp tabağa konmaz. Özel davetlerde her ne kadar kullanılmıyorsa da kumaş peçeteleri aratmayacak güzellikte kağıt peçeteler eğer sofraya uyum sağlıyorsa kullanılabilir.

# Davet bitiminde ev sahibine teşekkür etmek unutulmamalıdır. Hatta bir gün sonrasında tekrar telefon edilmeli ve bu nazik davet ve güzel yemek için bir kez daha iltifat edilmelidir.

Pek çok Hollywood yıldızının evini kendi mobilya, kumaş ve aksesuvar tasarımlarıyla döşeyen Amerikalı Jan Showers, iç mekanlarda stilleri ve dönemleri karıştırarak sürprizler yaratmaktan yana. Özellikle kendi koleksiyonu ile orijinal antika parçaları birlikte kullanmayı seven Showers, düzenlemelerini yaparken yararlandığı 10 altın sırrı paylaşıyor bizimle.

Desenden korkuyorsanız, çizgilileri tercih edin

Eğer bu sezon moda olan büyük desenlerin yaratacağı etkiden emin olamıyorsanız, çizgili kumaşları kullanabilirsiniz. Böylece çok karışık bir görüntüye neden olmadan farklı renkleri yan yana getirmiş olursunuz. Bronz, beyaz ve bej gibi birbirinin türevi tonları seçerseniz, etkisi daha yumuşak olur. Çizgi temasını abajur şapkası ya da vazo gibi diğer objelere sıçratarak daha güçlü kılmanız da mümkün.

Yaşama alanınıza bir bank ekleyin

Çoğu insan bankların antre ya da mutfak için uygun olduğunu düşünür ama onları salon dahil, oturma yeri kısıtlı olan her alanda rahatça kullanabilirsiniz. Yerinize tam uygun ölçülerde yaptırabilir; ipek ya da kadife kumaşla kaplayarak şık bir hava verebilirsiniz.

Evinizin girişi etkileyici olmalı

Evinize gelen misafirlerin ilk karşılaştıkları yer kapı girişiniz, yani antrenizdir, dolayısıyla bu alanın sizi ve tarzınızı ifade etmesi çok önemlidir. Eğer yeriniz müsaitse, küçük bir oturma bölümü yaratmak yararlı olacaktır. Duvara astıklarınız ve zemin kaplamanız da ilk bakışta dikkat çekecektir; seçimlerinizde sıradışı ve beklenmedik detaylar olmasına çalışın. Yarattığınız farklılık, evin geri kalanı için de ipucu verecektir.

Aydınlatmaları göz hizasına yerleştirin

Göz hizasında, yani yerden ortalama 160 cm yükseklikte yerleştirilen abajurlar en doğru sonucu verir; daha yüksekte kalırlarsa istenmeyen gölgeler oluşabilir. İstediğimiz atmosferi yaratmak için ihtiyaç duyduğumuz abajurlar, daha fazla aydınlatma gücüne sahip olan tavandan aydınlatmalar ve vurgulayıcı özelliğe sahip aplikler ile de desteklenmelidir.

Duvarlar ve perdeler aynı renkte olsun

Duvarlar için seçtiğiniz renk ile perde kumaşınızın rengini birbirlerine yakın tonlarda belirlerseniz, daha modern ve sakin bir tarz yakalarsınız. Pencerelerinizden memnun değilseniz, perdenizin kornişini ya da demirini tavandan sadece 10 cm aşağı takmanız işe yarayabilir. Örneğin yemek odası için seçeceğiniz nil yeşili duvar boyası ve aynı tonda perdeler, sofrada oturanların kendilerini taptaze bir havayla çevrelenmiş hissetmelerini sağlayacaktır.

Benzer tonlarda cam objeler dikkat çeker

Aynı renk tonlarında, farklı cam objelerin birlikte kullanılması, masanızın ortası için mükemmel bir düzenleme oluşturur. Örneğin amber ve açık yeşil tonlarında, farklı yükseklikte cam vazo, kase ve tabaklar etkileyici bir silüet yaratır. Cam grubunuzun kapladığı toplam alanın, yerleştirdiğiniz masa ya da dresuarın yüzey alanıyla orantılı olmasına dikkat edin.

Kaliteli olanla kitsch olanı karıştırın

Bir koleksiyon yapıyorsanız, içindeki her parçanın çok değerli olması gerekiyor diye bir kural yoktur. Koleksiyon yapmanın zevki, sadece sevdiğiniz için alabilme özgürlüğüdür. Çok ender rastlanan bir antika ya da her yerde görülen sıradan bir obje koleksiyonunuzda birleşebilir; eğer sevdiyseniz değerinin önemi yoktur. Ve sadece gerçekten tutkunu olduğunuz bir şeyin koleksiyonunu yapmanız doğru olur. Örneğin ben, çok hoşlandığım Fransa yolculuklarımda topladığım hatıra eşyalarını aynalı bir tepsi üzerinde bir araya topladım. Antikacı arkadaşımın hediyesi olan bir vazo da var, nehir kenarındaki sokak satıcısından aldığım bir kar küresi de...

Doğadan ilham alın

Dışarıyı içeriye taşıyın. Doğanın muhteşem güzelliği her iç mekanda mucize yaratacaktır. Çakıl taşlarına, kuru yapraklara, çiçeklere yer vermek için her fırsatı değerlendirin. Orta sehpanıza koyacağınız midye kabukları ya da raflarınızın birinde sergileyeceğiniz mercan, mutlaka pozitif enerji yayacaktır. Sadece kum ve taş renklerini değil, doğada bulacağınız kızılları, yeşilleri ve mavileri de taşıyın evinize. Ancak hiçbirinde aşırıya kaçmayın, yoksa bir tema odasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Yatak odanızda renk katmanları yaratın

Yatak, özellikle küçük alanlı yatak odalarının odak noktasıdır. Tavanlarınız yüksekse, cibinlikli bir yatak, kumaştan tasarlanmış yatakbaşı ve kat kat keten örtüler mükemmel seçimler olacaktır. Hepsinin kumaşlarının farklı olması ilginç ve davetkar bir etkiye sahip olur. Farklı kumaşları karmaşa yaratmadan yan yana ve üst üste kullanmanın kuralı ise, ana renk paletini kısıtlı tutarak tonlarda oynamalar yapmaktır.

Perdelerinizde abartıya kaçmayın

Perde uygulamalarının mobilyaların önüne geçmesine izin vermeyin. Drapeler ve balonlar yerine, katlamalı ve düz sistemlerden yana kullanın tercihinizi. Seçtiğiniz sistem sadeleştikçe, perdenizin kumaş kalitesi de artmalıdır. Pamuklu, keten, ipek ya da saten kumaşlar uygundur. Perde ölçünüzün pencereleri tamamen örtecek ve yumuşak dalgalarla yere inecek şekilde ayarlanması önemlidir.

Su ve mum

Deniz ve mehtap kadar güçlü olmasa da, su ve mum da üzerinizde mutluluk etkisi yapacaktır. Hele de yorucu bir günün sonunda. Banyonuzdaki sıkıcı aydınlatmadan kurtulun ve içine kalın mumlar yerleştirdiğiniz cam fanusları tavandan sarkıtın. İçeriden çıkmak istemeyeceksiniz!

Aynalarla oynamaya devam. Duvardaki alanınıza uygun tasarımı bulamıyorsanız, kendi tasarımınızı kendiniz yaratın ve istediğiniz boyut ve ölçülerde aynalar kestirerek istediğiniz düzenlemeyle asın. Ve mucizeyi seyredin.

Aydınlatma konusundaki seçeneklerden biri de duvara monte edilen aplikler. Özellikle loş bir ortam arayanların tercih edebileceği bu aydınlatma tarzında modeller oldukça fazla.

Evin dekorasyonunda en önemli ayrıntılardan biri aydınlatma şüphesiz. Bu konuda farklı alternatifler var. Özellikle son yıllarda duvara monte edilen apliklerle aydınlatma giderek yaygınlaşıyor. Evinde loş ve huzurlu bir ortam yaratmak isteyenler için çok değişik aplik modelleri bulmak mümkün.

Doğal esintiler: Büyük yapı marketlerinden biri olan Praktiker'de aplik konusunda oldukça fazla seçenek var. Modelin sadeliğine göre 9.99 YTL'ye de 99.99 YTL'ye de bir aplik satın alabilirsiniz.

Klasik tarzlar için uygun: Klasik tarzda döşenmiş bir eviniz varsa Home Life koleksiyonunda yer alan aplikleri tercih edebilirsiniz. Konik aynalı Home Life aplik 785 YTL'ye satılıyor.

Renkli isterseniz: Aydınlatma konusunda farklı alternatifler sunan Bakara Collection marka apliklerde seçenek oldukça fazla. La luce firmasına ait yeşil renkli modern aplik 220 avro, diğer model ise 385 avro.

Tam takım olsun: Koçtaş yapı marketlerinde evinizin tarzına göre aradığınız aplik modelini bulabilirsiniz. Avizesiyle takım olarak sunulan Colette modeli apliklerin satış fiyatı 24.90 YTL.

Çiçek desenli: IKEA mağazalarının aydınlatma reyonlarında her eve uygun aplikler bulunuyor. Üzeri çiçek desenli, buzlu camdan aplik 22.95 YTL, metal gövdeli ve beyaz şapkalı model ise 32.95 YTL'ye satılıyor.

Hareketli model: Şıkır şıkır, kristal taşlı, hareketli bir aplik arıyorsanız, Tepe Home mağazalarında satılan bu modeli tercih edebilirsiniz. 107 YTL'ye satılan model, evinize hareket getirebilir.

Sade sevenlere: Evinizi dekore ederken uğrayabileceğiniz adreslerden biri olan Bauhaus'un aydınlatma ürünleri arasında seçim yapmakta zorlanabilirsiniz. Krom gövdeli aplikler 52.90 YTL'den satılıyor.

Kristal taşlar: Ev dekorasyonu konusunda çeşitli aksesuarları bir arada sunan Pabetland mağazalarında aplik konusunda çeşitli alternatifler var. Metal ağırlıklı, taşlı süslemeli aplik 136 YTL'ye satılıyor.

SIĞMAMA PROBLEMİ

Ev ne kadar büyük olursa olsun pek çoğumuzun yaşadığı bir gerçek. Bu sığmayan eşyaların bir kısmından kurtulmayı başarabiliyor muyuz? Hayır. Peki dar alanlarda çok eşya ile bize rahat kullanımlar sunacak ufak ipuçları var mı? Var!

Özellikle büyük kentlerdeki apartman dairelerinde belirli sınırlar içine bir düzen kurmaya çalışmak, mimar ve tasarımcıların her konuda akıllı çözümler geliştirmelerine neden oluyor.

Multifonksiyonel aynı anda birden fazla işleve sahip tasarımlar, bu ihtiyaç sonucunda ortaya çıkan eğilimlerden biri. Sırtı kitaplık görevi gören kanepeler, bazalı yataklar, aydınlatma özelliği olan oturma birimleri gibi.

Bir diğer çözüm ise, mobilyaları hareketlendirerek aynı birim ile farklı alanlarda farklı ihtiyaçları karşılamak. Tekerlekli sehpalar ve açılıp kapanan sandalyeler, buna en iyi örnek. Peki yer kazanmak için, daha doğrusu mevcut yerden optimum şekilde yararlanmak için neler yapılabilir?

İşte size tam on fikir

Pencere altlarında ve kapı üstlerinde raf veya dolap imkanı yaratın.

Sürgülü kapıları tercih edin.

Gömme dolapları mimari detaylarla birleştirerek bütünlük yaratın.

Renkleri doğru kullanmak ve etkilerinden faydalanmak çok önemlidir, bu konuda muhakkak bir uzmandan yardım alın; sadece açık renkler büyük gösterir kuralıyla sınırlı kalmak yeterli değildir.

Dar bir odayı geniş göstermenin bir yolu da, parkeleri enlemesine döşemektir.

Koltuk kolları çok yer kaplarlar, mümkünse seçiminizi bunu bertaraf edecek şekilde yapın.

Işığı tüm alana yaymak için eşyalarınızda reflektif malzemeler kullanın, ışıklandırılarak aydınlatılmaya ihtiyacı olan her yere ayna koyun.

Alçak mobilyaları tercih edin.

Küçük mekanları transparan ayırıcılar ile bölmek hem ayrı bölümler oluşturur, hem de genel ışığı ve bütünlüğü bölmez.

Mekanın büyük algılanması için seçilen yer, duvar ve mobilya döşemesinin küçük ebatlı ve küçük desenli olmasına dikkat edin.

DUVAR DEKORASYONU

Çerçeve içinde asacağımız bir poster veya bir reprodüksiyon bile olsa, önemli olan onu nasıl, nerede sergilediğimizdir. Birkaç püf noktaya dikkat ederek bu işin üstesinden gelebilirsiniz. Dededen kalma çok değerli tabloları asla bir posterin yanına asmaya kalkmayın. Bütün değerini yok etmiş olursunuz.

Salonunuzda oturma grubunuzun en büyük kanepesini ortalayarak asarsanız istediğiniz etkiyi vermiş olursunuz. Yok, ben yeni resimler alacağım diyorsanız , o zaman zevkinizi ve yaşam alanınızı en iyi temsil eden tablolar üzerine yoğunlaşın.

Eğer birkaç adet küçük tablo alırsanız yan yana veya üst üste asarak sizi tatmin edecek bir sonuç alırsınız. Hatta aile fotoğraflarınızdan sanatsal açıları olanları, siyah-beyaz çekimleri farklı çerçeveler içinde sergilenmediğinde istenen dekoratif sonucu verecektir.

Aile büyüklerinizin fotoğrafları, fotoğraf kenarında pay bırakacak şekilde çerçevelenmeli, ve eğer varsa yine aile yadigarı olan kılıç ya da yine çerçeveletilmiş bir hat ile birlikte asmanız daha bütüncül bir etki yaratacaktır. Bu arada sıkça rastlanılan genel bir hatadan söz edeceğim. Tablolarınızı veya çerçeve içindeki resimleri duvarın en tepesine doğru asmayın.

Zeminden en fazla 2 metre veya 210 cm ölçü alın ve tablonuzun üst çerçevesini işaretlediğiniz yere gelecek biçimde asın. Çerçevelerin yukarıdan aşağıya sıralanmasında en son tablonun alt çizgisi zeminden 70 cm yukarıda olmalıdır. Yemek odası bölümüne büyüklü küçüklü tablolar asmak profesyonel bir bakış açısı getirecektir. Krom çerçeveler ve resme göre seçilmiş arka fon renkleri duvara modern bir hava katacaktır. Mutfak bölümünde sebze resimlerinden hatta çocuklarınızın resim derslerinde çizdiği resimlerden çarpıcı bir kompozisyon yapabilirsiniz.

Hazır duvar dekorasyonundan bahsetmişken bir şeyin altını çizmek lazım, Artık dünya dekorasyonunda ve Türkiye'de klasikleşmiş şampanya veya beyaz solgun renkli duvar renklerinin yerine canlı renkler kullanılmakta. Salonlara çarpıcı koyu kırmızı veya ördek başı yeşil rengi asalet katarken, yatak odaları Venedik sarısı ile lila tonlarına bürünüyor.

Çocuk odaları ise bırakın onların zevkini taşısın. Banyolarda zeminden tavana beyaz soluk fayanslar yerini desenli seramiklere bırakıyor; banyoların seramik ve ahşap çerçeve içindeki çiçeklerle süslenmesi şu ara revaçta. Marks&Spencer'ın dekorasyon katında iki-üç tanesi bir arada satılan seramik çiçekler veya Mudo'nun dekoratif aksesuarları tam size göre.

Deniz teması içeren birbirinden çeşitli aksesuarlar da banyo duvarlarını süsleyen unsurlardan. Bauhaus'ta da banyo aksesuarları bölümünde ise hem esprili hem de şık banyo süsleri var. Ben derim ki bir pazar gününü evinizin renklenmesi için harcayın. Evinizin girişine koyacağınız ahşap bir dresuarın üzerine vazo koyarak küçük bir canlılık getirin. Kuru çiçekler, evde yaptığınız kumaş çiçekler ve renkli çerçevelerle farklı bir hava oluşturabilirsiniz.

EVİNİZDE YAZ RÖTUŞLARI

Yazın sıcak günlerinde kendinizde olduğu kadar yaşadığınız mekanlarda da yapacağınız değişiklikler, hem kış aylarının rehavetinden kurtulmanızı kolaylaştıracak hem de evinize farklı bir hava katacaktır. Evinizde oluşacak sevimli ve ferah atmosfer sizi son derece memnun ederek, bu sıcak mevsimin uçarılığına uygun keyifli ve aydınlık ortamlara sahip olmanızı kolaylaştıracaktır. Nasıl olacak diye düşünmeyin ve size sunacağımız on küçük öneriyi bir an önce uygulamaya başlayın!

Parlak renkli koltuk kılıfları: Mekanda saf bir ferahlık yaratmak için koltuk veya kanepelerinizin üzerine bembeyaz kılıflar geçirin. Canlı renkler ya da su temasını anımsatan, örneğin mavi-beyaz çizgili kumaşlar bu etkiyi yaratmanızda size yardımcı olacaktır.

Daha hafif kumaşlar: Aydınlık, ferah ve temiz bir görüntü yaratacak şekilde tüm kumaşları değiştirin. Örneğin yastıklarınızı daha hafif bir kumaşla, özellikle keten kumaşlarla yenileyin. Peçete ve amerikan servisler, masa örtüleri ve yolluklar kolaylıkla değiştirilebilecek ve mevsim değişikliğini hissettirecek dekorasyon elemanlarıdır. Son derece fonksiyonel olan ince bir cibinlik de yatak odanızın atmosferini etkileyecektir.

Şeffaf perdeler: Şeffaf kumaştan perdeler güneş ışıklarının süzülerek kolaylıkla içeri girmesine yol açar ve havadar bir görünüm yaratır.

Doğal malzemeler: Hasır ya da bambu mobilyalar, hasır storlar, pek çok bitki ve çiçek gibi yaz mevsimine özgü doğal malzemeler kullanın.

Çiçek arajmanları: Papatya, lale, gül, hanımeli, ortanca, fesleğen vs. hiç fark etmez, bahçenizden toplayacağınız herhangi bir bitki ya da çiçeği göze hoş görünen cam ya da seramik şişe ve vazolara yerleştirip evin her köşesine dağıtın. Bu konuda sınır tanımayın; örneğin ince uzun bir vazonun içine yerleştireceğiniz muz yaprakları yaz temasını pekiştirecektir.

90'ların başında hayatımızdan çıkardığımız kartonpiyere yeniden kucak açıyoruz. Onunla yapılabilecek çok şey var. Deneme yanılma yöntemiyle yola çıksanız bile harika işlere imza atabilirsiniz.

Yatak başında

Kartonpiyerden yatak başı yapmak her ne kadar akla aykırı gelse de ortaya çıkan sonuç oldukça başarılı. Nalbur dükkanlarında veya kartonpiyer satan firmalardan temin edebileceğiniz strafor kartonpiyerleri, yatak başınızın çevresine göre kestikten sonra duvara sabitlemeniz yeterli.

Gerçek rengi beyaz olan, ancak istenilen renklere boyanabilen kartonpiyerler eviniz için farklı dekorasyon çözümleri yaratıyor.

Panoda

Özellikle çalışma köşelerinde sıkça kullandığımız panolar çoğu zaman sıradan olabiliyor. Bu sorunu da kartonpiyerle rahatlıkla çözebilir ve panonuzu aynı zamanda bir dekorasyon objesi haline getirebilirsiniz. İstediğiniz ölçülerde keseceğiniz kartonpiyerler, panonuzun çerçevesini oluşturacak.

İsteğinize göre panonun üzerini duvar kağıdıyla kaplayabilir ve bir tabloymuş gibi duvarınızda sergileyebilirsiniz. Kartonpiyerin şeklini seçme konusunda da serbestsiniz. İster işlemeli, ister düz, kalın veya ince pek çok seçenek bulunuyor.

Duvarda

Duvara kartonpiyer uygulaması aslında çok eskiye dayanan bir çözüm. Siz de bunu benimsiyor ve evinizin duvarlarında görmek istiyorsanız alçı gibi inşaat işleriyle uğraşmanıza gerek yok.

Kullanacağınız kartonpiyerin ebadını ve biçimini belirlemek tamamen size kalmış. Ortasına da ister bir tablo veya ayna, ister bizim yaptığımız gibi yuvarlak göbeklerden yapıştırabilirsiniz.

Kapıda

Kapınıza kartonpiyer uygulaması yapmak için düz bir kapınızın olması, ortaya çıkacak sonuç bakımından daha elverişli. İnce şeritler halinde satılan kartonpiyerleri, kapınızda görmek istediğiniz şekle göre, önce ölçüp sonra maket bıçağıyla kesin. Ardından tutkal ve benzeri yapıştırıcılar yardımıyla kapınıza yapıştırın. İşin sonunda bambaşka bir kapıya sahip olacaksınız.

Malzemeler: Yapım aşamasında kullanılan gereçler tutkal, tutkalı sürecek kestirme fırçası, maket bıçağı, gönye ve su terazisi.

Nereden bulunur? Strafor kartonpiyerleri çeşitli nalburlarda veya kartonpiyer üreten firmalarda bulmak mümkün. Strafor kartonpiyerler iki metrelik şeritler halinde satılıyor.

İpuçları:

Kartonpiyerlerin köşelerini birbirini eşit şekilde denk getirmek için, şeritleri doksan derecelik açıyla sabitleyin ve köşeleri birbirine oturacak şekilde kesin.

Kartonpiyerlerin köşeleri düzgün kesilmediyse ve birbiri üzerine oturmuyorsa, yapıştırdıktan sonra çekomastik ile köşelerin boş kalan yerlerini doldurun.

Kartonpiyerin rengini değiştirmek için su bazlı plastik boya; parlak bir görünüm yakalamak istiyorsanız selülozik boya kullanabilirsiniz.

Gerekli malzeme:

Yeşil dal ve yapraklar

Gümüş rengi servis tabağı veya kase

Gümüş renkli süs topları

İnce tel

l Tükenmez kalem yayı

Nasıl Yapılır?

Dal ve yaprakları kasenin içine dekoratif biçimde yerleştirin. Gerekirse dalları kaseye göre kısaltın. Süs toplarını dal ve yaprakların üzerine yerleştirin. Yaprakların topların arasından çıkmasına özen gösterin. İnce teli tükenmez kalem yayının üzerine spiral şeklinde sarın. Bu işlemi kolaylaştırmak için tükenmez kalem telini biraz düzleştirip ince teli üzerine sarın. Sardığınız telleri süs toplarının üzerine yerleştirin. Öneri: Şayet kaseniz çok derinse yaprakları yerleştirmeden önce içini bir miktar kağıtla besleyin.