Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
Dekorasyon tarafından Hobi & Sanat'de yazılan bir grup blogu
  • Konu

    43
  • Yorum

    0
  • görüntüleme

    3.354

Bu bloğa katkıda bulunanlar

Bu Blog Hakkında

Dekorasyon Konuları

Entries in this blog

Kendinize rahat ve geniş bir yatak odası yaratmak için size birkaç pratik önerimiz var. Günümüzde çok yönlü işlevler üstlenen yatak odanızın, ihtiyaçlarınızın ne kadarına karşılık verebildiğini düşünüyorsunuz. Yaşam alanlarıyla yatak odası konseptini kaynaştıran yeni trendin yansımaları olan, hem gece hem de gündüz kullanıma olanak veren çok yönlü tasarımlar arasında size uygun olanı seçerek, düşlediğiniz yatak odasına kavuşmanız mümkün.

Gardrop seçerken ve kullanırken

# Gardrobun yüksekliği, ceket ve gömlekler için en az 110 cm; manto ve elbiseler için en az 160 cm ; derinliği ise en az 60 cm olmalı.

# Gardoba en yakın mobilya 60 cm uzaklıkta olmalı. Gardorbun kapakları sürgülü ise bu mesafe azaltılabilir.

# İç bölümler, kullanıcının ihtiyacına göre tasarlanmalı, az kullanılan eşyalar için ayrılan yerler üst kısımlarda düşünülmeli, ağır eşyalar bel hizasında bir bölümde saklanmalı.

# Kapaklı dolaplarda iç aydınlatma yapılmalı, ayakkabı bölümleri mutlaka havalandırılmalı.

Yatak odanızla ilgili ipuçları

# Yatak ve oturma bölümleri olan geniş bir yatak odanız varsa, boş kalan alana uygun boyutlarda bir kitaplık ya da şifonyer yerleştirebilirsiniz.

# Yatak ucuna da işlev kazandırabilecek, puf ya da otoman tarzı bir mobilyayla değerlendirmeniz mümkün.

# Yatak odanızda masası olan bir kitaplık, okuma lambası, kitaplar, çerçeveler ve hatta küçük bir televizyon için elverişli raf alanı sağlanabilir. Rafların iki ucu açık olursa, oda içinde görsel sürekliliği de sağlamış olursunuz.

Dinlenmenin ve romantizmin ayrı bir anlam kazandığı yatak odaları, evde belki de en fazla bireye özel yerlerden biri. Bu mekanı şık ve kullanışlı tasarımlarla buluşturan Bellona, yeni ürün grubu Lidya ile klasik akımın tüm özelliklerini gözler önüne seriyor.

Ev modasına yönelik çalışmaları ile dikkat çeken Bellona, iç dekorasyona ait her çeşit ürünü şık bir uyum içinde ve tek çatı altında sunmaya devam ediyor. Koleksiyonlarını yeni modellerle zenginleştiren markanın son çalışmalarından biri de Lidya ürün grubu. Klasik tarzın büyüsünü zarif biçimde yansıtan Lidya, günümüzün değişen yaşam şekillerine ve beklentilere de tatminkar yanıtlar üretiyor.

Klasik akım, iç dekorasyonun da vazgeçilmez yaklaşımları arasında yer alıyor. Lidya yatak odası takımı da tarz olarak klasiği benimseyenlerin beğenilerine seslenecek şekilde yapılandırılmış. Seçilen renkler, dizayn anlayışı ve formlarda yakalanan detaylarla; günümüzde klasik kavramının nasıl yorumlandığına güzel bir örnek oluşturmuş.

Kendine özgü sade ve zarif çizgilerin hakim olduğu Lidya yatak odası, işte bu zarif ve abartısız gösterişin incelikleri ile donatılmış bir ürün olarak mekanlarla buluşuyor. Modeli meydana getiren üniteler karyola, gardırop, komodin, şifoniyer, tuvalet aynası ve puf

Takımın gardırobunda bulunan boy aynası, yatak odalarının olmazsa olmazlarından birine çözüm üretiyor. Geniş iç hacmi ile günümüz beklentilerini de rahatlıkla yakalayan modül, takıma güç katan bir hava sergiliyor. Gardıropta olduğu gibi, diğer ünitelerde de rastlanan klasik kulp, takımın estetik etkisini artırıyor. Komodinlerde, şifoniyerde ve tuvalet masasında yer alan çekmeceler, depolama alanını artırıyor. Modelde yer alan puf ise tasarımı ile dikkat çekiyor.

Bir zamanlar şömineler Noel Baba'nm yıllık ziyaretine kolay geçiş sağlamasından öte bir gereklilikti; soğuk evi ısıtan bir ihtiyaçtı. Artık modern konutlarda merkezi ısıtma sistemleriyle daha çağdaş bir ısınma sağlansa da, şömineler teknolojik gelişmelerle yerini korumayı başardı.

Ayna

Şömine üzerine ayna asmak çok klasik bir uygulama. Klasik çözümlerden şaşmam diyorsanız, eski bir Venedik aynasınıya da kıvrımlı çerçevesini parlak kırmızıya boyadığınız 1940'lara ait bi aynayı tercih edin Şimdi onlar konuşuyor...

Antika parçalar

Modem bir mimari kahuk içinde az sayıda antika obje kullanımı günümüz dekorasyon tarzları arasında listebaşı seçeneklerden biri. Bu çizgide bir düzenleme, yine modern bir şömine tasarımını kabul eder. Böylece antika parçalar ön planda kalır. Yalın şömine duvarına mekâna uyan antika hir parça asabilir ya da tezat yaratan teknolojik bir cihaz yerleştirebilirsiniz. Az sayıda çerçeve ve aplikler de çözümün bir parçası olabilir.

Nişin içindeki raflar

Evinizde doğal doku ve malzemeler ön plandaysa ve hatta bu evin konumu da Güney'de, bahçe içindeyse, çeşitli köşelerde toprakaltı koleksiyonları, midyeler, anısı onlan objeler vardır. Peki onlar için, tam da şöminenizin iki yanında, simetrik tasarlanmış, ham ahşap raflı, sakin bir sergileme alanı yaptırmaya ne dersiniz?

Beton farkı

Taş zeminler, sıva duvarlar ve içi ateş tuğlası eski bir şömine... Burada önemli olan ilgiyi şömine formuna vermek olmalı. Kalabalık olmayan, yalın form ve doğal renklerdeki az sayıda objeyle şöminenizin çevresi ve üzerini düzenleyebilirsiniz.

Romantik ışık

Şöminenizin üst rafı, burada sergileyeceğiniz ürünleri seçerken adet belirlemek açısından önemli. Kısıtlı bir alanda az sayıda ürünle istediğiniz etkiyi vermenizde mümkün. Hoş ışık veren bir abajur, kara kalem tablo, beyaz bir ayna ve çiçeklerle, huzurlu bir şömine köşesine kavuşursunuz. Renklerde aşırıya kaçmamak şartıyla.

Mum ışıklar

Evde verdiğiniz özel davetlerde size önerimiz, şöminenizin üzerindeki tüm objeleri kaldırıp, bu alanı aldığı kadar çok mumla doldurmak. Şömineyi yakmasanız bile, bu ışıl ışıl görüntü göz alacaktır.

Çarpıcı bir fikir

Bu uygulama oldukça yaratıcı ve farklı bır fikir olsa da yapcak cesur yürekler zor bulunabilir. Yüksek tavanlı, süprizli bir eviniz varsa, kendi çizdiginiz bir formu alçıpan firmasına uygulatarak bu tarz bir şömineye sahip olabilirsiniz. Ya da sevdiginiz bir heykeltraşla anlaşabilirsiniz.

Mevsimsel değişim

Şöminenin üzerindeki rafta yaptığınız kompozisyonu mevsime göre değiştirin. Yazın doğal pastel renkli ürünlere, kışınsa toprak tonlarını koyabilirsiniz. Böylece evinizin dinamik yapısını dekorasyona da yansıtmış olursunuz.

SIĞMAMA PROBLEMİ

Ev ne kadar büyük olursa olsun pek çoğumuzun yaşadığı bir gerçek. Bu sığmayan eşyaların bir kısmından kurtulmayı başarabiliyor muyuz? Hayır. Peki dar alanlarda çok eşya ile bize rahat kullanımlar sunacak ufak ipuçları var mı? Var!

Özellikle büyük kentlerdeki apartman dairelerinde belirli sınırlar içine bir düzen kurmaya çalışmak, mimar ve tasarımcıların her konuda akıllı çözümler geliştirmelerine neden oluyor.

Multifonksiyonel aynı anda birden fazla işleve sahip tasarımlar, bu ihtiyaç sonucunda ortaya çıkan eğilimlerden biri. Sırtı kitaplık görevi gören kanepeler, bazalı yataklar, aydınlatma özelliği olan oturma birimleri gibi.

Bir diğer çözüm ise, mobilyaları hareketlendirerek aynı birim ile farklı alanlarda farklı ihtiyaçları karşılamak. Tekerlekli sehpalar ve açılıp kapanan sandalyeler, buna en iyi örnek. Peki yer kazanmak için, daha doğrusu mevcut yerden optimum şekilde yararlanmak için neler yapılabilir?

İşte size tam on fikir

Pencere altlarında ve kapı üstlerinde raf veya dolap imkanı yaratın.

Sürgülü kapıları tercih edin.

Gömme dolapları mimari detaylarla birleştirerek bütünlük yaratın.

Renkleri doğru kullanmak ve etkilerinden faydalanmak çok önemlidir, bu konuda muhakkak bir uzmandan yardım alın; sadece açık renkler büyük gösterir kuralıyla sınırlı kalmak yeterli değildir.

Dar bir odayı geniş göstermenin bir yolu da, parkeleri enlemesine döşemektir.

Koltuk kolları çok yer kaplarlar, mümkünse seçiminizi bunu bertaraf edecek şekilde yapın.

Işığı tüm alana yaymak için eşyalarınızda reflektif malzemeler kullanın, ışıklandırılarak aydınlatılmaya ihtiyacı olan her yere ayna koyun.

Alçak mobilyaları tercih edin.

Küçük mekanları transparan ayırıcılar ile bölmek hem ayrı bölümler oluşturur, hem de genel ışığı ve bütünlüğü bölmez.

Mekanın büyük algılanması için seçilen yer, duvar ve mobilya döşemesinin küçük ebatlı ve küçük desenli olmasına dikkat edin.

Gerekli malzeme:

Yeşil dal ve yapraklar

Gümüş rengi servis tabağı veya kase

Gümüş renkli süs topları

İnce tel

l Tükenmez kalem yayı

Nasıl Yapılır?

Dal ve yaprakları kasenin içine dekoratif biçimde yerleştirin. Gerekirse dalları kaseye göre kısaltın. Süs toplarını dal ve yaprakların üzerine yerleştirin. Yaprakların topların arasından çıkmasına özen gösterin. İnce teli tükenmez kalem yayının üzerine spiral şeklinde sarın. Bu işlemi kolaylaştırmak için tükenmez kalem telini biraz düzleştirip ince teli üzerine sarın. Sardığınız telleri süs toplarının üzerine yerleştirin. Öneri: Şayet kaseniz çok derinse yaprakları yerleştirmeden önce içini bir miktar kağıtla besleyin.

Yaz günlerinde bahçıvan dışında farklı alanlarda uğraşarak yaratıcılık kazanabilirsiniz

Kendi tasarladığınız ahşap bahçe saksılarını bahçenizle uyum sağlayacak renklerde boyayarak bahçe keyfinizi arttırın!

Malzemeler

  • Ahşap saksı iskeleti

  • Zımpara

  • Akrilik boya

  • Vernik

  • Çeşitli kalınlıklarda boyama fırçaları

Nasıl yapılır?

Öncelikle resimde görülen ahşap sandalye görünümlü saksı benzeri gibi bir ürüne ihtiyacınız var ise kendiniz kullanabileceğiniz şekilde marangoza hazırlatın. Boyama işlemine geçmeden önce iyice zımparalatın. Pürüzsüz yüzeye sahip olan sandalye iskeletinin geniş yüzeyi istenilen renklere boyanır. Kuş şekli çizilir ve boyanır.

Çiçek ve kelebek gibi ayrıntıları, geniş yüzeyinde uygulanan renkten farklı renklerde boyamayı tercih edin. Son olarak isteğe göre üzerine vernik sürebilirsiniz. Güneşte kurumaya bırakın. Kuruduktan sonra saksı kısmına bitki ekimi yapabilirsiniz.

SAKSIDA MEYVE YETİŞTİRİN

Saksıda yetişen meyve ağaçlarının ömrü 30-50 yıl kadar. Balkonda, terasta ve bahçelerde dekorasyonu tamamlayan bir öğe olmanın yanı sıra, yenilebilir meyveler de veriyorlar. Farklı hediyelik arayışının en son noktalarından biri saksıda yetişen meyve ağaçları. Bahçe düzenlemesine duyulan ilgi de talebi artırıyor. Bu ağaçlar dekoratif ve hediyelik olma özelliklerinin dışında, evinizde canınız istediği zaman taze meyvelere ulaşmanızı sağlıyor.

Ağaçları saksı içinde ve dalında meyveleriyle satan S Çiçekçilik sahibi Ziya Soner, "Geçtiğimiz Babalar Günü'nde kalıcı olsun diye saksıda çiçek almaya gelen müşterilerimiz meyve ağaçlarını görünce tercihlerini bu yöne çevirdiler. Ağaç alan müşterilerimiz tanıdıklarına tavsiye ettikçe baktık ki, saksıda çiçek yerine meyve ağacı satışları fırladı" diyor.

Bu küçük ağaçları bulabileceğiniz tek adres Ziya Soner'inki değil. Ama en uygun fiyatlılardan biri. Soner, yurtdışından ithal edilen ağaçların çok yüksek fiyatlarla satıldığını görünce bu işe girmiş ve üreticiliğe başlamış. "Çocuklar kendi emeklerinin sonucu olan meyveleri yerlerse, daha farklı bir bakış açısına sahip olurlar. Ayrıca bahçesine özen gösteren, farklılık yaratmak isteyenlerin de tercihi olabilir bu ağaçlar. Yurtdışından getirmelerine gerek kalmadan, üstelik bakım desteği alarak saksıda meyve ağacı sahibi olabilirler" diyor.

Bir ağaç 15 kilo meyve veriyor

Normalde fide şeklinde satılan meyve ağaçları, ancak 20-30 yıl sonra ağaç olabiliyor. Bu süreçte ağaçların bakımı da çok önemli. Ancak saksıda yetişen ağaçlardan 1-52 ay arasında meyve alınabiliyor. Alternatifleriniz kiraz, nektarin, japon eriği ve elma. Hatta meyveleri üzerinde olarak satılanlar da var. Ağaçlar nisan-aralık arasında 10-15 kilogram meyve veriyor. Bu meyvelerin aroma oranı da çok yüksek. Bir buçuk ay boyunca ağacın dalından meyve yenebiliyor. Ömürleri 30-50 yıl. Kış geldiğinde nasıl bakılacağı konusunda eğitim veriliyor.

Ağaçların, üzerinde yetişmiş meyveleriyle ortalama fiyatları 150-700 YTL arasında. Fiyat yaşına göre artıyor. Yaşı büyük olan ağaçlardan daha fazla meyve alınıyor.

SAKSI BİTKİLERİ

Çocukluk hatıralarımızda yer alan fesleğen,ıtır,küpe çiçekleri, pencerelerden salkım salkım sarkan karanfiller veya sakız sardunyalarını artık pek göremiyoruz ama geniş bir kullanım alanı bulması yüzünden saksı bitkileri günümüzde de rağbet görüyor.

Balkon, teras veya pencere önünde yetiştirdiğimiz çiçekler bahçe hasretini bir nebze azalttığı gibi evimizin güzelliğine katkıda bulunuyor. Tercihimiz ister hevesle aldığımız bir saksı fesleğen isterse teras dolusu kalıcı bitkiler olsun hayatımıza bir renk getirerek bizi tabiata yaklaştırıyor.

Saksı bitkileri deyince aklımıza hep klasik çiçekler gelir. Oysa saksıda yetişebilen bitkiler tahmin edemiyeceğimiz çeşitliliktedir. Her geçen gün bahçe bitkilerinin saksıda yetiştirmeye uygun boyutta olanları üretiliyor. Doğru saksı,uygun toprak seçimi ve uygun bir ortam ve bakım sağlamak kaydıyla meyve,sebze, herdem yeşil veya yaprak döken birçok çalı ve sarmaşık cinsini balkonumuzda yetiştirmek mümkün.

Saksı bitkileri bahçe düzenlemesinde de hatırı sayılır bir yere sahiptir. Bahçemizin toprağı bazı bitkilere uygun olmayabilir. Bu türleri uygun toprak kullanarak saksıda yetiştirebiliriz. Hassas çiçekleri veya kışın kapalı yerde korunması gereken kalıcı bitkileri bahçe olsa bile saksıda yetiştirmek daha iyi olur.

Saksı seçimi

Saksı seçimi önemlidir. Toprak saksıların iyi özellikleri tabii manzarası ve gözenekli olması sebebiyle toprağın aşırı su tutmasını önlemesidir. Sukulent ve kaktüs türleri için çok iyidir. Ancak hafif ve kolay kırılmayan plastik saksıları şahsen daha kullanışlı buluyorum.

Pencere önü veya balkon demirlerine monte edilecek saksılar emniyetli olmalı, sulama sırasında da problem çıkarmamalıdır. Duvarlara takılabilecek çiçeklikler ve askılı saksılar yer kazandırması açısından iyidir. Büyük ve kalıcı bitki dikilecek saksıların plastik olması daha uygundur. Böylece yer değiştirme gerektiğinde fazla zorluk çıkmaz.

Saksı seçilirken büyüklüğünün dikilecek bitkiye uygun olmasına dikkat edilmelidir. Sığ olanlar daha çok kısa köklü mevsimlik çiçeklere uygundur. Özellikle çalı türü kalıcı bitkilerde büyük saksı kullanmak gerekir.

Toprak seçimi

Saksılarda bahçe toprağı kullanılmamalıdır. Hazır dış mekan toprak karışımları steril ve hafif olmaları açısından çok uygundur. İyice çürümüş bahçe kompostu da biraz iyi toprak ve kum karıştırılarak saksılarda kullanılabilir. Kaktüs cinsleri fazla kumlu, asitli toprak seven bitkiler ise humuslu toprağa dikilir.

Saksı bitkileri topraktaki besin maddelerini kısa sürede tüketirler. Bu yüzden dikimden 6-8 hafta sonra besin verilmeye başlanmalıdır. Kalıcı bitkilerde uzun etkili granül veya çubuk gübreler ayda bir verilir. Mevsimlik türleri ise 2 haftada bir suda eriyen bir gübre ile sulamak daha uygundur. Bu besinler bitkinin cinsine göre seçilir. Özellikle mevsimlik çiçeklerde aşırı besin vermemeğe dikkat edilir.

Kalıcı bitkilerde saksı değiştirilmiyorsa ilkbaharda gübre takviyesi yapılır. Üst toprak köklere zarar vermeden 2-3 cm. kazınarak alınır. Yerine eski gübre ile karıştırılmış taze toprak ilave edilir. Hazır bio gübreler de bu iş için uygundur.

Hindistan cevizi torfu

Bahçe merkezlerinde tuğla gibi sıkıştırılmış hindistan cevizi lifleri satılıyor. Her kalıbı derin bir kapta 4 litre suyla ıslatıp bekletiyorsunuz. Bir müddet sonra çözülerek hacmi 7-8 kat büyüyor. Gayet hafif ve mükemmel bir torf haline geliyor. Bu torf ekilecek bitkinin cinsine göre sıvı besin takviyesi yapılarak bir çok bitkide kullanılabilir. Tohum ekiminde veya fidelerin şaşırtılmasında hafif oluşu ile çabucak filizlenmeyi ve köklenmeyi sağlar.

Topraksız torf gerektiren bromeliad ve orkide çeşitlerinde kullanılabilir. Diğer iç ve dış mekan bitkilerinde tek başına veya topraklı torflarla karıştırılarak kullanılabilir. Yalnız böyle hafif torfların çok iyi drene oldukları için daha sık sulama ve dolayısı ile besin takviyesi gerektirdiği unutulmamalıdır.

Sulama

Sulama saksı bitkileri için önemlidir. Her bitki su ihtiyacına göre düzenli sulanır. Yalnız aşırı sulama topraktaki besin maddelerinin akıp gitmesine sebep olur. Su verildiği zaman alttaki drenaj deliğinden hafifçe sızması yeterlidir.

Sardunya, sukulent denilen yaprakları etli bitkiler ve kaktüs cinslerine toprakları hafifçe kurumadan su verilmemelidir.

Dikim sırasında saksı diplerine 1 cm kalınlığında çakıl veya kırık tuğla parçaları konarak drenaj sağlanmalıdır. Sulama sabah güneş çıkmadan veya akşam üstü yapılır. Çok soğuk su iyi değildir.

Bitki problemleri ve çareleri

Bitkiler ışık isteklerine göre doğru yerleştirilmelidir. Güneş seven çiçekler gölgede açmaz. Gölge sevenler ise güneşli yerde kavrulur ve çabucak ölür.

Fazla rüzgâr da bitkileri rahatsız eder. Saksı bitkilerinde aşırı sulama sebebiyle çürüme problemi sık görülür. Mantar ve böcekler saksı bitkilerinde de görülür. Hastalık fark edildiği anda ilaç yapılmalıdır.

Tırtıl ve salyangozlar elle toplanıp yokedilir. Karıncalar bitkilere çok zarar verir. Görüldüğü zaman granül şeklinde satılan karınca ilacı az miktarda saksı toprağına serpilir.

Beyaz sinek özellikle sardunya, cam güzeli, begonya ve küpe çiçeklerine musallat olur. Mücadelesi zordur. Görüldüğü anda ilaç yapılır ve kurtulana kadar üç günde bir tekrarlanır. Yaprak bitleri (aphid),kabuklu(scale) ve unlu bitler(mealybug) için ev yapımı karışımlar da çok etkilidir.

Alınacak tedbirler

Steril toprak kullanmalı, eski saksılara dikim yapılmadan önce sıcak suyla iyice yıkamalıdır. Satın alırken sağlam bitkiler seçilmeli,güvenilir yerlerden alışveriş edilmelidir.

Hastalığa zemin hazırlamaması için bitkilerin solmuş çiçekleri, kuru yaprakları düzenli temizlenir. Saksılarda çıkan otlar derhal temizlenmeli, toprakta kuru yaprak vs. bırakılmamalıdır.

Hastalıklı bitkiler sağlam olanlardan uzaklaştırılır ve ilaçlanır. Düzelmezse yokedilir. Toprağı yeniden kullanılmaz. Havadar mekan, düzenli bakım ve besleme hastalıkları azaltır.

Aydınlatma konusundaki seçeneklerden biri de duvara monte edilen aplikler. Özellikle loş bir ortam arayanların tercih edebileceği bu aydınlatma tarzında modeller oldukça fazla.

Evin dekorasyonunda en önemli ayrıntılardan biri aydınlatma şüphesiz. Bu konuda farklı alternatifler var. Özellikle son yıllarda duvara monte edilen apliklerle aydınlatma giderek yaygınlaşıyor. Evinde loş ve huzurlu bir ortam yaratmak isteyenler için çok değişik aplik modelleri bulmak mümkün.

Doğal esintiler: Büyük yapı marketlerinden biri olan Praktiker'de aplik konusunda oldukça fazla seçenek var. Modelin sadeliğine göre 9.99 YTL'ye de 99.99 YTL'ye de bir aplik satın alabilirsiniz.

Klasik tarzlar için uygun: Klasik tarzda döşenmiş bir eviniz varsa Home Life koleksiyonunda yer alan aplikleri tercih edebilirsiniz. Konik aynalı Home Life aplik 785 YTL'ye satılıyor.

Renkli isterseniz: Aydınlatma konusunda farklı alternatifler sunan Bakara Collection marka apliklerde seçenek oldukça fazla. La luce firmasına ait yeşil renkli modern aplik 220 avro, diğer model ise 385 avro.

Tam takım olsun: Koçtaş yapı marketlerinde evinizin tarzına göre aradığınız aplik modelini bulabilirsiniz. Avizesiyle takım olarak sunulan Colette modeli apliklerin satış fiyatı 24.90 YTL.

Çiçek desenli: IKEA mağazalarının aydınlatma reyonlarında her eve uygun aplikler bulunuyor. Üzeri çiçek desenli, buzlu camdan aplik 22.95 YTL, metal gövdeli ve beyaz şapkalı model ise 32.95 YTL'ye satılıyor.

Hareketli model: Şıkır şıkır, kristal taşlı, hareketli bir aplik arıyorsanız, Tepe Home mağazalarında satılan bu modeli tercih edebilirsiniz. 107 YTL'ye satılan model, evinize hareket getirebilir.

Sade sevenlere: Evinizi dekore ederken uğrayabileceğiniz adreslerden biri olan Bauhaus'un aydınlatma ürünleri arasında seçim yapmakta zorlanabilirsiniz. Krom gövdeli aplikler 52.90 YTL'den satılıyor.

Kristal taşlar: Ev dekorasyonu konusunda çeşitli aksesuarları bir arada sunan Pabetland mağazalarında aplik konusunda çeşitli alternatifler var. Metal ağırlıklı, taşlı süslemeli aplik 136 YTL'ye satılıyor.

Kurdele sadece paket bağlamak ya da giysileri süslemek için mi kullanılır? Farklı amaçlar için aldığınız, elinizde kalan kurdele ve boncukları yaratıcılığınızı kullanarak dekorasyon stilinize biraz değişiklik katabilirsiniz.

Malzemeler

2 adet çıta.

1 adet çift taraflı yapışkan Pant.

1 adet makas.

2 adet kırmızı kurdele.

2 adet turuncu kurdele.

2 adet pembe kurdele. (ince)

2 adet mor kurdele.

1 adet sarı saten kurdele. (ince)

1 adet yeşil saten kurdele. (ince)

Metal paralar.

Renkli boncuklar.

Yapılışı

Yapı marketlerden alacağınız 1 metre uzunluğundaki 2 çıtayı, perdeyi asacağınız kapının ölçülerine göre kesin. Daha sonra çift taraflı bandı çıtanın bir yüzeyine boydan boya yapıştırın.

Kurdeleleri yapıştırmaya başlamadan önce kapının boyuna göre, perdenizi hangi uzunlukta istediğinize karar vermelisiniz. Ölçüye göre kestiğiniz kurdeleleri zevkinize göre çıtanın üzerine yapıştırın.

Perdenizin daha hareketli olmasını istiyorsanız kurdelelerin aralarına eski kumaş parçaları, artan fistolar, renkli kalın ipler ya da boncuk dizilerini de ekleyebilirsiniz. Tüm kurdeleler yapıştırıldıktan sonra ikinci çıtayı birinci çıtanın üzerine yine çift taraflı bant kullanarak yapıştırın.

Son dokunuşlar

Yapıştırdığınız çıtanın üzerini her iki çıtayı da kaplayacak kalınlıkta bir kurdele ile dönüp, üzerini metal paralarla süsleyebilirsiniz. Dilerseniz bütünlüğü yakalamak için metal paralardan birkaç tane kurdelelere de dikebilirsiniz.

Nerden bulabilirsiniz?

Kurdele, boncuk gibi malzemeler için hem uygun fiyatlı hem de pek çok çeşidi bir arada bulabileceğiniz en uygun adres Tahtakale. Özellikle Mercan'dan Mısır Çarşısı'na doğru inerken sağlı sollu tuhafiyecilere göz atabilirsiniz.

Ancak bu perdenin amacı evde kullanılmayan atıl kurdele ve diğer malzemeleri değerlendirmekti. Siz perdenin uzunluğunu dikkate alarak değişik renklerde ve ebatlarda malzeme seçeneğini artırabilirsiniz.

Bitki, sebze, meyve, çiçek. Tüm bunları ve daha fazlasını evdeki şirin saksılarınızda yetiştirebileceğinizi biliyor musunuz? Domates, yeşil biber, kekik, reyhan, nane, maydanoz, belki biraz da dereotu hatta taze soğan. Tüm bunları ve daha fazlasını evdeki şirin saksılarınızda yetiştirebilirsiniz.

Saksınız yoksa bile sebze meyve sandıklarını güzelce boyayıp, altına kalınca bir naylonu çivi veya raptiye ile tutturup, su tahliyesi için naylonun altına bir kaç deilk açarak da kocaman ve şirin bir saksı edinebilirsiniz.

İster balkonda, isterseniz evde cam kenarında veya salonunuzda, çalışma odanızda ya da oturma odanızın küçük bir köşesinde sizin de organik bir bahçeniz olabilir.

Domates fidelerini, semtlerimizde kurulan pazarlarda artık rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Yaklaşık 67 fide bir arada satılıyor. Yeşilbiberleri de bir demet halinde (10 fide) almanız mümkün. Reyhan da mis gibi kokusunu duymak ve kızardıklarında salatalarınızda yemeklerinizde kullanmak için mutlaka almanız gerekenler arasında. Fideler bahsettiğim şekilde 1 ya da 1,5 liraya satılıyorlar.

Biz dışarıdan almayalım evdekilerle yapalım derseniz eğer; mesela nane yetiştirmek istiyorsanız, birkaç nane dalının alttaki genç yapraklarını temizledikten sonra (hiç yapraksız da olur) diplerinden bir miktar keserek suya koyun ve köklenmesini bekleyin. Köklendikten sonra istediğiniz saksıda nanenizi yetiştirebilirsiniz.

Bunların yanı sıra çimlenmiş patates ve soğanlarınızı da hemen toprağa gömüverin. Bir süre sonra üzerlerinde yeşillikler belirecektir. Hemen almayın bu durumda, yeşillikler biraz gelişip büyüdükten sonra, ilk yetiştirdiğiniz lezzetli patateslerinizi toplayabilirsiniz.

Bitki, sebze, meyve, çiçek. Hangisini seçerseniz seçin, onlar ile ilgilenmek, büyümelerini izlemek, dalından toplamak, şehirlerde bulamadığımız bir huzur, stresinizi alan, sizi mutlu eden tatlı bir heyecan. Rahmân'ın eşsiz güzelliklerinin büyümelerine şahitlik etmek, onlar ile vakit geçirmek, ruhunuzda tatlı bir dokunuş hissetmek isterseniz; bir saksı dahi olsa minik bir bahçeniz olsun.

MUTLULUK EVDE BAŞLAR

Herkesin ideali huzurlu ve mutlu bir yaşam sürmektir. '100 Sorun 100 Çözüm' adlı çalışma, ev hayatındaki sorunlara çözüm üretiyor. İşte evdeki bazı problemler ve denenmiş çareler. ABD'de 70 profesör tarafından hazırlanan "100 Sorun 100 Çözüm" adlı çalışmada, Feng Şui ustalarından da öğütler alınmış. Özellikle ev ortamının sıkıcılığına çare bulmak isteyen uzmanlar, Uzakdoğulu dostlarından yardım aldı. Sorunların birçoğunun monotonluktan kaynaklandığını ve buna karşı durulması halinde, problemlerin aşama aşama yok olduğu bilinen bir gerçek. İşte size ev ortamındaki sorunlara, çocukların okuma ve küçük sağlık problemlere karşı yapmanız gerekenler;

Müze gibi bir eviniz olmasın

Antika eşyalara ilgi her zaman çok fazladır. Ancak evin her tarafını bu tarz klasik mobilyalarla döşerseniz, evde huzurlu olmanız çok zor. Öncelikle yapmanız gereken, evinizin bir bölümünü mutlak surette canlı renklerle dekore etmeniz. Bu size ferahlık sağlayacaktır. Yorgunluğunuz hızla sona ereceği için, huzursuzluğunuz da uzun sürmeyecektir.

Mobilya seçerken, yaşanan sorunlar

Özellikle evli çiftler veya yeni ev kuran çiftler, mobilya seçiminde büyük sorunlar yaşıyor. Uzmanlar, sorun yaşamak istemeyen çiftlerin, dikkat etmesi gereken hususları araştırdı. İşte sonuçlar: Evinize neyin gerekli olduğunu iyi analiz edin. Eşyalar kaliteli ama uygun fiyatta olmalı. Eşyalar önce göze hitap edmeli.

Depresyonun çözümü sizde

Depresyonlar, kişinin çevresindeki koşullara gösterdiği bir tepkiden veya kişisel düşünce ve duyumsamadan kaynaklanabilir. Kişi ilaç tedavisiyle bu sorunu çözemiyorsa, problem tahmin edilenden daha büyüktür. Bu gibi durumda ilaç tedavisinde önce, vücudun sinir sitemini hazırlamak gerekiyor. Öncelikle rahat bir ortam yaratın. Ardından Ginseng ve Sarı kantaron gibi şifalı bitkiler kullanın.

Terleme artıyor, sıkıntı büyüyor

Yaz aylarında herkesin yaşadığı problemlerden biri de terlemektir. Özellikle koltukaltının aşırı terlemesine karşı çeşitli formüller geliştiriliyor. Bu bölgedeki yağ bezeleri, gereğinden fazla ise mutlaka doktora gidin. Ancak size terlemenizi azaltacak birkaç önerimiz de var: Günde 2 litre su için, anti bakteriyel özellikli sabun kullanın.

Bel ağrısının çaresi, doktor

Birçok hastalığın tedavisi, farklı yöntemlerle çözülebilir. Fakat bel ağrısına karşı, hiç vakit kaybetmeden bir doktora gidin. Çünkü vücudun en hassas bölgelerinden biri olan bel ve civarında yaşanabilecek bir hasar, sizin hayat boyu acı çekmenize neden olacaktır. Bu problemi kesinlikle ihmal etmeyin.

Yatak odanızdaki kitaplara 'Elveda'

Feng Şui uzmanları, yatak odalarında yaşanan sorunların büyük bir nedenini kitaplara bağlıyor. Araştırmalara göre, kitapları yatak odalarında olan çiftler daha çok tartışıyor. Uzmanların birçoğu da yatak odasında bulunan kitapların iç sıkıntıya yol açtığı görüşünde. Denemekten zarar gelmez...

Yüksek kolesterol ihmale gelmez

Bazı kişilerde genetik olan kolesterol problemi, bazı kişilerde ise yeme alışkanlığına bağlı artar veya düşer gösterir. Yüksek kolesterol, son yıllarda önemli problemlerden biri olarak dikkat çekiyor. Eğer kolesterolünüz yüksekse, Soya fasulyesi, fındık, susam, bitkisel yağlar, sarımsak, pırasa, taze ve kuru soğanla dost olun. Sağlığınız için bu şart.

Okumaya karşı isteksizse

Günümüzde, çocukların okumaya karşı isteksizliği had safhaya ulaştı. Eğer sizde çocuğunuzdan bu konuda şikayetçiyseniz, küçük bir oyuna ne dersiniz? Çocuğunuza, bir kitaptaki karakterlerin birinden, aynı kitaptaki başka bir karaktere telgraf çekmesini söyleyin. Bu oyun, ABD'li çocuklar üzerinde büyük başarı sağladı.

Zamandan şikayet etme alışkanlığı

Hepimiz zamanın bize yetmediğinden şikayet ederiz. Doğrusunu söylemek gerekirse, haksızda sayılmayız. Bu sorunu çözmek zor değil. Zamana karşı zafer elde etmek istiyorsanız, hemen planlama tekniğini kullanın. Öncelikle düzenli bir program yapın. Bir süreliğine, her anınızı planlayın ve farkını görün...

MUTFAĞINIZ KONFORLUMU?

Ev hanımlarının en fazla zaman geçirdiği mutfakları daha rahat ve fonksiyonel hale getirmek elinizde. İşte size mutfak dekorasyonu için birkaç öneri...

Mutfak ile oturma bölümü arasında hem mutfak tezgâhı hem de yemek masası olarak kullanılabilecek, alt kısmı depolama işlevi ören bir ayırıcı kullanabilirsiniz. Dekoratif, açık raflar kullanılabileceği gibi tavana kadar yüksek, kapalı tezgah üstü dolaplar da tercih edilebilir.

Mutfakta geçirilen zamanın kısa ve işlevsel olmasını tercih edenler için modern mutfak idealdir. Fonksiyonelliğin ön plana çıktığı mutfaklarda laminant kapaklar, krom aksesuarlar, dolap kapaklarında kumlu camlar kullanılabilir. Boy dolapları hem depolama işlevini yerine getirirler hem de şık görünümlüdürler.

Ahşabın öne çıktığı country tarzında ise genelde koyu, patine edilmiş ahşap dolaplar, çıtalı açık raflar, eski sıvalı davlumbaz gibi öğeler kullanılabilir. Tezgah ve dolaplar arasında seramik kullanacaksanız, kullanılacak seramik ebadı büyük değil küçük olmalıdır ki mekan olduğundan daha büyük algılanabilsin.

Mutfakta üç temel alan olan yemek pişirme, hazırlık ve yıkama alanlarının arasında belli mesafeler bırakılmalı. Genellikle açık mutfaklarda kullanılan L mutfak yerleşimi kare ve küçük mutfaklar için de idealdir. L mutfak daha çok depolama ve çalışma alanı sağlar, yürüme mesafeleri en aza iner. L mutfak düzeninde buzdolabı kapıya en yakın yere konulmalıdır.

Dilerseniz modüler hazır mutfak kullanabilirsiniz ya da kendi mutfağınıza göre tasarım yaptırabilirsiniz. Aksesuar olarak aspiratör, evye, raylı boy kiler dolabı, tezgah altı raylı kiler dolabı, döner sepet, öner af, tezgah üstü kepçelik, baharatlık ve kitap rafı kullanılabilir. Yer döşemesinde rengi koyu olmayan, doğal granit, doğal kompoze taşlar, mermer, suni mermer, traverten kullanabilirsiniz

MUM YAPIMI

Kalıplı mumlar istenilen şekilde ve boyda yapılabilir. Kap içi mumu da yapabilirsiniz; bu durumda mum kalıp içinde kalmaktadır ve kalıp mumun bir parçası haline gelmektedir.

Kap olarak güzel bir teneke kutu, bir deniz kabuğu, içi oyulmuş bir ağaç dalı, bir yumurta kabuğu veya cam bir kase vb. kullanabilirsiniz. Bu tariften 7x2 inç (yaklaşık 18x5 cm) boyutlarında bir mum elde edilmektedir.

Malzemeler:

9 inç (yaklaşık 23cm) boyunda #1 fitil. Eğer önceden hazırlanmış fitil almadıysanız mum yapma işine başlamadan önce fitili hazırlamalısınız. Bunu, fitili yaklaşık 20 saniye boyunca erimiş parafin mumuna daldırarak yapabilirsiniz. Daha sonra fitili kuruması için parafinli kağıt ve mutfak folyosunun üzerine bırakınız

1/2 pound luk balmumu veya 1/2 poundluk parafin. Eğer balmumu yerine parafin kullanırsanız 0.8 onsluk stearine de ihtiyaç duyacaksınız.

Muma renk veya koku vermeyi planlıyorsanız parafini kullanınız ve parafini eklemeden önce eritilmiş stearine koku (sadece birkaç damla) ve renk ekleyiniz.

7 x 2 inçlik (yaklaşık 18x5 cm) bir kalıp. Kalıbı hazırlamak için temiz ve kuru olduğundan emin olunuz. Mumu kalıptan kolayca çıkarabilmek için kalıbın içine bir parça silikon sprey sıkınız. Kalıbın altındaki delikten fitili geçiriniz ve yukarıya doğru çekiniz. Fitilin üst kısmını bir fitil iğnesine geçiriniz ve kalıbın üzerine bırakınız. Bu, "gergi çubuğu " görevi görecektir. Kalıbı ters çeviriniz, fitili ortalayınız, gergin bir biçimde çekiniz ve bir parça kalıp mührü ile sabitleyiniz. Kalıptaki çatlakları kalıp mührü ile kapatınız.

İki katlı tencerenin üst kısmında ve orta ateşte balmumunu eritiniz ve 160° F dereceye getiriniz.Parafin mumu kullanıyorsanız ilkönce stearin ekleyiniz ve sonra sıcaklığı 190° F a çıkarınız. Farklı kalıp malzemelerinin farklı mum ısıları gerektirdiğini unutmayınız. Kullandığınız kalıp için farklı bir ısı derecesine çıkmanız gerekiyorsa, o ısı derecesine çıkınız. Mum doğru ısı derecesine ulaştığında onu dökme kabına aktarınız.

Mumu içine dökmeden önce kalıp ısısının oda sıcaklığına eşit olmasına (veya biraz daha sıcak olabilir) dikkat ediniz. Eğer kalıp soğuksa mum her noktada eşit olarak donmayacaktır.

Mumu kalıba dökmek için kalıbı açılı (eğri) tutunuz (bu hava kabarcıklarının oluşmasını önleyecektir) ve içi doldukça kalıbı yavaş yavaş düz konuma getiriniz. Kalıbın ağzından yaklaşık 1/2 inç

(yaklaşık 1,27 cm) (aşağıda olan bir noktaya gelene dek doldurmaya devam ediniz. Dar bir çubukla ve fitil iğnesi ile kalıbın içindeki mumu yavaşça karıştırınız ve kalıbın kenarlarını sıyırınız. Bu sayede içeride sıkışmış hava kabarcıkları çıkacak ve mum her noktada aynı şekilde donacaktır. Mumu yaklaşık bir saat soğutunuz.

Mum soğurken küçülebilir ve fitilin etrafında hafif bir çentik oluşabilir. Bu durumu düzeltmek için bir fitil iğnesi alınız ve çentiğe birkaç defa batırınız. Mumu daha önceki ısıtma derecenizde yeniden ısıtınız ve çentiği yeniden doldurunuz. Buna "çentik doldurma" adı verilmektedir. Mumu, bir saatin ardından yarım saat daha soğumaya bırakınız. Eğer gerekirse, düz bir seviye elde eden dek mumun çentiklerini tekrar doldurunuz.

Mum 6 veya 8 saat boyunca soğuduktan sonra ve kalıbın kenarlarından ayrılmaya başladığında onu kalıptan çıkarabilirsiniz. Küçülmesi için mumu yaklaşık 20 dakika boyunca buzdolabında tutunuz. Kalıp mührünü kalıbın altından çıkarınız ve gergi çubuğunu kullanarak mumu kalıptan çıkarınız. Gergi çubuğunu çıkarınız ve mumu ters çeviriniz. Fitili mumun alt kısmındaki yüzeyden kesiniz. Mumun alt kısmını düzeltmek için, içine folyo konmuş bir tepsiyi iyice ısıtınız Mumu sıcak folyonun üzerine koyunuz ve tabanı düzleşene dek birkaç saniye boyunca döndürünüz.Son olarak fitili üste 1/4 inç (yaklaşık 0,6 cm) kalacak şekilde kesiniz ve artık mumunuzu yakmaya hazırsınız.

NOT: Eğer kap içinde bir mum yapıyorsanız bir tel göbek ve fitil desteği kullanınız. Kabın ½ inçini (yaklaşık 1,27 cm) dolduracak kadar mum dökerek onu kabın alt kısmına sabitleyiniz. Mum kuruduğunda fitilin ucunu bir gergi çubuğunun etrafına sarınız ve çubuğu kabın üzerine bırakınız. Fitili gergin hale getiriniz ve ortalayınız. Kabı mumla doldurunuz ve yukarıda belirtildiği şekilde çentikleri gideriniz.

Daldırma Mumlar Yapmak

Bu tarifle 10 x 3/4 inçlik (yaklaşık 25x1,9 cm) altı tane ince mum yapılmaktadır.

İhtiyaç duyacağınız malzemeler:

4 poundluk (yaklaşık 1.8kg) balmumu.

Üç tane 24 inç (yaklaşık 61 cm) boyunda düz örgülü 2/0 fitil

Bir kuruma rafı. Bir panoya ikişer çivi çakarak veya iki sandalye arasına bir geçme veya çıta koyarak bir kurutma rafı yapabilirsiniz.

İki katlı tencerenin alt kısmına 12-inçlik (yaklaşık 30,5 cm) bir daldırma kutusu koyunuz ve orta ateşte ısıtınız. Mumu 160° F e kadar ısıtınız.

Mumlarınızı çifter çifter daldırmaya başlamak için bir fitili üç parmağınızın üzerine sarınız ve yanlarının eşit şekilde ve serbest bir biçimde sarkmasını sağlayınız. 10 1/2 inçlik (yaklaşık 27 cm) fitili mumun içine daldırınız ve 10 saniye boyunca böyle tutunuz. Fitili çıkarınız ve bir kurutma rafının üzerine koyunuz. Bu, fitili hazırlayacaktır ve muma ilk tabakayı ekleyecektir. Diğer iki fitili tıpkı birinci gibi daldırınız. 160° F lık sabit ısıyı korumak için termometreyi sık sık kontrol ediniz. Yeniden ilk çiftle başlayınız ve 10 inçlik (yaklaşık 25 cm) bir mum yapmak için sadece 10 inçlik fitili (yaklaşık 25 cm) daldırınız. Aynı işlemi diğer iki çift için de tekrarlayınız ve her seferinde kuruma rafının üzerine koyunuz.

Daldırmalar arasındaki ideal kuruma süresi çalıştığınız odanın sıcaklığına bağlı olarak değişmektedir. Oda ne kadar soğuksa kuruma süresi de o kadar kısadır. En iyi sonucu almak için, mumları, bir önceki tabaka hala yapışkanken daldırınız. Çapları 3/4 inç (yaklaşık 1,9 cm) olana dek mumları daldırmaya devam ediniz (yaklaşık 30 daldırma) ve sonra bir kez daha daldırınız.

Muma pürüzsüz, temiz bir son kat vermek için mum sıcaklığını 180° F a çıkarınız. Her mum çiftini yaklaşık 3 saniye boyunca daldırınız. Mumların 4 dakika kurumasına izin veriniz. Parmak izi bırakmamak için mumu parafinli kağıtla tutunuz. Keskin bir bıçakla mumların altını düzleyiniz. Mumları kuruma rafına geri koyunuz ve birkaç saat veya gece boyunca kurumaya bırakınız. Fitilleri 1/4 inç (yaklaşık 0,6 cm) kalacak şekilde kesiniz ve mumlarınız yanmaya hazır.

Yuvarlak Mumlar Yapmak

Yuvarlak mumların yapılışı çok kolaydır. Aşağıdaki tarifle 8 x 7/8 inçlik (yaklaşık 20x2,2 cm) iki yuvarlak mum yapılabilir.

İhtiyaç duyacağınız malzemeler:

8 x 16 inçlik (yaklaşık 20x40 cm) bir balmumu tabakası.

10 inçlik (yaklaşık 25 cm) örgülü bir 2/0 fitil.

Fitili hazırlamak için 1 ila 2 ons (yaklaşık 28-56gr) parafin mumu Fitili, kalıplı mumlar için açıklandığı şekilde hazırlayabilirsiniz.

Bir cetvel ve bir bıçak kullanarak balmumu tabakasını, 8 inlik (yaklaşık 20 cm) parçalar oluşturacak şekilde ikiye kesiniz. Mumu hafifçe yumuşatmak için bir saç kurutma makinesi kullanınız. Mumu çok fazla yumuşatmayınız.

Fitili mumun kenarlarında birine bastırınız; her iki uçtan da 1 inçlik (yaklaşık 2,54 cm) fitil sarkmalıdır. Balmumunun ve parmaklarınızın arasına parafinli kağıt koyarak mumu sıkıca sarınız. Parafinli kağıdın araya sıkışmaması için onu da hareket ettiriniz.

Mum tamamen sarıldığında, mumun kenarını muma bastırınız ve yapıştırınız. Mumu saç kurutma makinesi ile kurutmanız gerekebilir. Aynı işlemleri ikinci mum tabakası için de tekrarlayınız. Fitilleri 1/4 inç (yaklaşık 0,6 cm) kalacak şekilde kesiniz ve mumlarınız yanmaya hazır.

Günümüzde mumlarla havuz aydınlatması bile yapılabiliyor. Çünkü yüzen mumlar var. Üstelik bunlar balık şeklinde de olabiliyor. Onları havuzda rüzgarla hafif hafif ilerlerken izlemenin keyfini düşünebiliyor musunuz, tek kelime ile müthiş!.

Dekorasyon denince akla ilk gelen aksesuvarlar arasında olan mumlar, renkleri, kokuları ve farklı formlarıyla yaşam alanlarımızı hareketlendirmeye devam ediyor...

Doğum günlerinde, kutlamalarda, dilek tutarken ya da dua ederken, insanoğluna tarihin her döneminde eşlik etmiş olan mumlar, günümüzde sadece iç mekanları değil dış mekanları da etkisi altına almış durumda. Sofralarımızın, yatak odalarımızın, banyolarımızın ve bahçelerimizin her yerinde görmeye alıştığımız bu sevimli, şık ve bir o kadar da işlevsel mumlar, aynı zamanda romantizmin simgesi.

Kokulu ışıltı

Sadece görünüşleriyle değil, işlevleriyle de çok kullanılan mumlar, son dönemlerde mistik ve otantik bir obje olarak ele alınmaya başlandı. Stresten uzaklaştırma özelliği de bulunan bu dekoratif öge artık hava şartlarına göre ayarlanabiliyor.

Örneğin, evlerinizin bahçelerinde hava şartları nasıl olursa olsun yakabileceğiniz, rüzgardan etkilenmeyecek mumlar beğeninize sunulmuş durumda.

Dış görünümlerinin yanı sıra yaydıkları kokularla, mekanlara ferahlık getiren mumlar, çiçek ve meyve aromalarının dışında kişiye tazelik hissi veren fresh kokularıyla da dikkat çekiyor.

Şimdilerde "flotal" olarak adlandırılan ve kendiliklerinden yüzen mumlar da var. Bunlarla masa üstünde olduğu gibi, büyük bir havuzda bile olağanüstü güzel görüntüler yaratabilirsiniz.

Mumla, her şeyi aydınlatmak olası

# Vitray tarzında renkli mozaiklerden tasarlanmış mumluklarla loş ve çok hoş bir aydınlatma sağlayabilirsiniz.

# Mumluklarınızı perde kornişine asabilirsiniz.

# Beyaz ya da renkli cam bardaklar içinde merdiven basamaklarına dizerek gökkuşağı tonlarında ışık noktaları yaratabilirsiniz.

# Duvarınıza aşağıdan yukarıya doğru asarak "ışık ağacı" oluşturabilirsiniz.

# Kristal ya da boncuklu mumluklar içinde yakarak tıpkı bir yıldız gibi parlamalarını sağlayabilirsiniz.

# Cam fanuslar içinde suda yüzdürebilirsiniz. Fenerlerin ve kandillerin içine koyarak oryantal bir etki yaratabilirsiniz.

# Aynanın önüne dizerek gölge ve ışık oyunları oluşturabilir; etkilerinin ikiye katlanışını seyredebilirsiniz.

# Mumlukları kuru ağaç dallarına asarak alternatif bir yılbaşı ağacı tasarlayabilirsiniz.

# Cam sürahilerin ağzına kağıttan kaseler yaparak içlerine koyabilirsiniz.

Evinizin odalarının küçük olmasından mı şikayet ediyorsunuz? Bir odayı olduğundan büyük göstermenin yolu çeşitli dekorasyon hilelerinden geçiyor.

Tabii ki bunlar, bulunulan mekâna göre değişiklik gösteriyor, birinde işe yarayan bir teknik diğerinde belki de hiç işe yaramıyor. Her mekânda işe yarayacak püf noktalar...

Aynalar her zaman için küçük mekânların kurtarıcısıdır. Bu aynalar ne kadar büyük olursa vereceği derinlik de o kadar çok olur.

Küçük mekânlara boşuna fazla eşya sığdırmaya çalışmayın. Bu, çok büyük bir hata olur. Önce ihtiyacınızın ne olduğuna karar vermeli, sonra da kalan eşyalarınızı başka yerlerde değerlendirmeye çalışmalısınız.

Büyük ve hantal eşyalardan mümkün olduğunca uzak durun. Odanın her yerini eşyalarla doldurmayın, rahatça hareket edebileceğiniz boş yerler her zaman olsun.

Cam veya daha açık renkli mobilyaları, ahşap veya koyu renkli mobilyalara tercih edin.

Odaya ne kadar çok ışık girerse, oda o kadar ferah duracaktır. Pencerenin önünde fazla yer kaplayan, kalın ve koyu renk kumaşlardan olan perdelerden kaçının. İçeriye ışık girmesini engelleyecek, pencere önünü kapatacak eşyaları pencere önüne koymayın.

Odanın ışıklandırmasına büyük bir özen gösterin. Tavandan aydınlatmanın yanı sıra gündüz vakitlerinde kullanabileceğiniz ve göz almayacak, yerden aydınlatma sistemlerini de kullanabilirsiniz. Ayaklı bir lamba ya da abajurları size önerebiliriz. Unutmayın, önemli olan ışığın duvara yansıması.

Duvarlarda uçuk renklerden kaçınmanız yerinde bir karar olacaktır. Ayrıca duvarın rengi ne olursa olsun tavanın beyaza boyanmasına dikkat edin.

Mobilya konusunda tercihiniz her zaman açık ayaklılardan yana olsun. Örneğin yere kadar kapalı, kumaş kaplı sandalyeler yerine, ince ve uzun bacaklı sandalyeler mekânda daha açık ve ferah bir hava yaratır.

Mutfağınız küçükse, birkaç basit değişiklikle, daha kullanışlı hale getirmek mümkün. İşte size pratik çözümler:

 image.png

-    Çöp kovasını, tezgah altındaki dolap kapaklarından birine monte ederek yer kazanabilirsiniz.

-    Köşe dolaplarınız varsa, içine döner sepet mekanizması yerleştirerek daha çok eşyayı alan ve kullanışlı bir dolap elde edebilirsiniz.

-    Kapaktan sürgü sistemli boy kiler dolaplar, kuru bakliyat, makarna ve kavanozlar için çok iyi depolama sistemi oluştururlar. Üstelik kullanımları da çok rahattır.

-    Eviye seçiminizi, içinde bir buçuk göz olanlardan yana kullanın. Ne kadar işe yaradığını göreceksiniz.

-    Tek raflı dolaplar yerine, içi bölünebilen çekmeceleri tercih edin. Hem sizi dağınıklıktan kurtarırlar, hem de fazla alan elde etmiş olursunuz.

-    Çelik ya da beyaz lake gibi ışığı yansıtan malzemeler, mutfağınızı olduğundan daha büyük gösterecektir.

-    Canlı renk ve desenlerde duvar kağıtları mutfağınıza hareket getirecektir. Seçtiğiniz duvar kağıdının silinebilir olmasına özen gösterin.

-    Çekmeceler, dolaplardan daha fazla yer kapladığı için, küçük mutfaklarda son derece kullanışlı olurlar. Üstelik derin çekmeceler, çok ağır eşyaları kaldırabilecek şekilde yapılmaktadır.

-    Tavanınız yüksekse, yukarıdan sarkan sepetler çok işe yarayacaktır.

-    Açık raf sistemleri, kullanım kolaylığı sağlamasının yanı sıra ferahlık duygusu da yaratacaktır.

-    Kupa ve fincanları dolap içlerinden çıkarın. Duvara asacağınız demir boru üzerine çengeller yerleştirin. Tüm kulplu bardakları bu çengellere yerleştirin. Renk ve boy sırasına göre asacağınız bardaklar, hem dolaplarınızdaki yerleri boşaltacak, hem de şık ve güzel bir görüntü elde etmenizi sağlayacaktır.

-    Erzakları saklayacağınız kavanoz ve kutuları, kare ve dikdörtgen olanlardan seçerseniz, daha az kullanılanları alt sıraya, sık kullanılanları üste koyarak hem yerden tasarruf edersiniz, hem de düzenli bir görünüş elde ederseniz.

-    Dolaplarınız çok kalabalık ise tabaklıklı bir raf edinin. Bu raflar hem modern hem de klasikmobilyalara uyum sağlamaktadır.

-    Tezgah üstüne oturan panjur kapak sistemli dolaplar, küçük ev aletlerini saklamak için ideal bir çözüm oluşturacaktır.

-    Meyve ve sebzeleri saklamak için, hava sirkülasyonu olan çekmeceleri tercih edebilirsiniz.

-    Mutfakta tekdüzeliği kırmanın yollarından biri de farklı malzemeleri bir arada kullanmaktır. Tezat yaratmak için ahşap ile el boyaması ürünleri bir arada kullanabilirsiniz

Evinizde herhangi bir odaya kişiliğinizi yansıtmak mı istiyorsunuz? İşte size ipuçları:

# Odanız için düşündüğünüz favori renklerinizi seçin. Mobilyanızla kullanacağınız aksesuarlarınızı ve renginizi uygulayacağınız duvarınızı belirleyin ve süslemeye başlayın.

# Koleksiyon yapabileceğiniz objelere odaklanın ve sizin için özel anlam ifade eden özel ürünleri toplayın. Onlar odanızın konusu olsun. Sonra da renkleri ve koleksiyonunuzu öne çıkaracak mobilyaları seçin.

# Eşsiz bir antika ya da anılmaya değer parçalar bulun. Bu parçaları bir araya getirin ve mobilyanızla bütünleştirin. Bu özel ve göz alıcı parçalarla odanıza aydınlık katın.

# Eğer unutamadığınız bir tatiliniz varsa, size o günleri hatırlatacak ürünlerle de odanızı dekore edebilirsiniz. Yolculuğunuzun göze çarpan rengini bulun, duvar kağıdınızla ve kullandığınız objelerle güçlendirin.

# Yaşadığınız yer aynı zamanda kişiliğinizin de aynasıdır. Bunun için yapmanız gereken, sizi en doğru ifade eden ürünleri seçebilmektir.

# Odanız için kişisel bazı sanat ürünleri seçin. Seçtiğiniz sanat ürünleri odanın kime ait olduğunu doğru yansıtmalı.

# Odanız için bir konu belirleyin. Bu, çiçeklerle ilgili; parlak ve cesur ya da durgun olabilir. Bu başlığa göre ürünleri bir araya getirin ve uygulayın.

# Sevdiklerinize ait fotoğrafları bulun. Bunları birbirleriyle kombine ederek çerçeveleyin. Duvarınızı resimlerinizle kaplayın.

Lezzetli bir yemek şık bir sofrayla daha keyifli hale gelir. Estetik, özenli ve incelikli bir masa düzenlemesi için, önemli ayrıntıları gözden kaçırmamalısınız.

Evimizde vereceğimiz özel davetlerde, sofra düzeni ve servis konularında bazı endişeler yaşarız. Bu davetten yüzümüzün akıyla çıkmak için dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Ön hazırlık aşamasında davet edeceğimiz kişiler resmiyet derecesine göre en az üç hafta öncesinden davetiye ya da telefonla çağrılmalıdır. Kişi adının davetiyeye el yazısıyla yazılması davet edilen kişiye verilen değeri gösterir. Davet eden kişinin bu nezaketli davranışına, karşı cevap verilmesi gerekir. Davete katılıp katılamayacağınızı bildirmek bir görgü kuralıdır. Bunu davet eden kişiye telefon açarak yapmanız doğru olur.

ZİYAFET MASASI

Ziyafet masası hazırlamak zevk işidir. Herkes imkanlarına ve gönlüne göre hazırlar. Ancak; aşağıdaki noktalara da dikkat etmek gerekir. Öncelikle masa örtüsü titizlikle seçilmelidir.

Masaya pastel rengi keten, beyaz keten, nakışlı keten veya dantel örtü konmalıdır. Çok renkli alacalı örtü seçimleri ağır davetler için uygun değildir. Masaya konan örtü 30.cm.'den fazla sarkmamalıdır. Oturan kişilerin ayaklarına dolanacak şekilde abartılı bir uzunlukta olmamasına dikkat etmek gerekir. Masa'da "uyum" çok önemlidir. Yemek takımları, bardaklar, örtü ve diğer gereçler "uyum" içinde olmalıdır. Uyum sofranın ortasına yerleştirilecek bir tanzimle daha da çarpıcı bir hale getirilir. Burada, seçilecek çiçekler bile mümkünse yemek takımlarınızla ve masa örtüsüyle uyum içinde olmalıdır. Bir renk armonisi yaratmak özenle hazırladığınız bu daveti daha da hatırda kalıcı yapacaktır.

Vereceğiniz menüye uygun olarak tabakları yerleştirmelisiniz. Şayet; menüde çorba yer alıyorsa, o takdirde düz yemek tabaklarının üzerinde çorba tabakları yer almalıdır. Eğer çorba menüde yer almıyorsa o takdirde ordövr servisi için düz ve büyük tabaklar yerleştirilmelidir. Tabakların yerleştirilmesi menüdeki düzenlemeyle paraleldir.

Sofranızı hazırlarken "peçeteler" özenle katlanmalı ve yerleştirilmelidir. Değişik şekillerde katlanan peçeteler, isteğinize göre yine yemek takımlarınıza uygun halka biçimde bir peçetelik arasına konarak da sofralarda yerini alabilir.

Peçete katlama stilleri:

Kare:

Peçete her yönde bir kere katlanır. Sonra "kare" şekline getirilir.

Üçgen:

Peçete önce "kare" şekline getirilir. Sonra, aksi köşeler birleştirilerek "üçgen" şekli verilir.

Koni:

Peçete önce "kare", sonra da "üçgen" şeklinde katlanır. Dışarıda kalan uç "dik" duracak şekilde olmalıdır.

Çatal, kaşık ve bıçaklar:

Kullanış amaçlarına göre, dıştan başlayıp içe doğru gelecek şekilde yerleştirilir. Tabağın sağına kaşık ve bıçak, soluna ise çatal konur. Bıçağın ağzı tabağa dönük olmalıdır.

Tabaklar:

Servis tabağı, yemek tabağı, salata tabağı ve ekmek tabağı kullanılmalıdır. Ancak yukarda da bahsedildiği gibi yemek menüsünde yer alan yiyeceklere göre uygun tabaklar ilave edilebilir.

MASAYA KONAN TAKIMLARIN YERLERİ

Yemek çatalı: Tabağın solunda.

Yemek bıçağı: Tabağın sağında.

Yemek kaşığı: Tabağın sağında, bıçağın dışında.

Balık çatalı: Tabağın solunda, çatalın dışında.

Balık bıçağı: Tabağın sağında, yemek bıçağı dışında.

Meze çatalı: Tabağın solunda, diğer çatalların dışında.

Meze kaşığı: Tabağın ön kısmında.

Çerez ve pasta çatalı: Tabağın ön kısmında, sapı sola doğru.

Çerez ve pasta bıçağı: Tabağın ön kısmında, keskin tarafı tabağa, sapı sağa doğru. Çatalın yanında.

Su bardağı: Tabağın sol ön kısmında

Şarap bardağı: Su bardağının sağında.

Rakı bardağı: Su bardağının yanında.

Tuz, biberlik: İki servis tabağı arasında.

Yağ, sirke: Sofranın ortasına yakın.

Hardal ve diğer soslar: Yağ ile sirkeye yakın.

Yağ tabağı: Servis tabağının sol ilerisinde.

Salata tabağı: Servis tabağının sol ilerisinde.

Meyva tabağı: Ortada.

Ekmek tabağı: Ortada.

Çiçek tanzimleri: Masanın ortasında.

Peçete: Servis tabağının solunda.

YEMEKLERDE UNUTULMAMASI GEREKENLER

Yemek süresince dikkat edilmesi gereken bazı davranışlar vardır; bunlardan bazıları...

Tabakta yemek bırakmak pek hoş bir davranış değildir. Ekmeğin ufalanarak yenmesi, yemeğin koklanarak adeta "test" edilmesi, masada saç taramak, makyaj tazelemek, elleri masanın altında tutmak, masada şampanya patlatmak, kürdansız ve aleni bir şekilde diş karıştırmak, sesli bir biçimde burun temizlemek, ev sahibinden önce yemeğe başlamak ve masada kültablası konmamışsa ısrarla sigara içmeye çalışmak, puro vb. herkesce hoşlanılmayacak tütünleri müsaadesiz içmek ve yemek devam ederken izinsizce sofrayı terk etmek, abartılı gülmek veya uzun sıkıcı konuşmalar yaparak diğer konukları rahatsız etmek yapılmaması gereken davranışlardandır.

SERVİS KURALLARI

# Servisi evin hanımı yapıyorsa, sağında oturan bayandan başlanır.

# Servisi garson yapıyorsa, servise ev sahibinin sağında oturan bayandan başlar, soldan devam eder, en son ev sahibine servis yapar.

# Garsonun elinden hiç bir şey alınmaz. Garsondan bir şey istenecekse alçak sesle istenir.

# Tatlı servisinden önce masa temizlenir.

# İçki istenmediği zaman açıkça söylenmelidir. Kadeh el ile veya ters kapatılmaz.

# Servisler yapılırken ısrarcı olunmamalıdır. Ancak; yemeğin niteliğine göre serviste 2. kez istenip istenmediği kişilere sorulabilinir.

YEMEKTE GÖRGÜ KURALLARI

# Bıçak kullanmak gerekince, çatal sol elle tutulur. Bu durumda bıçak sağ elle tutulur ve işaret parmağı bıçağın keskin olmayan tarafına bastırılarak "kesme" işlemi yapılır.

# Bıçak kullanıldıktan sonra masaya bırakılmaz. Tabağın üst yarısına, kendinize doğru yanlamasına ve keskin tarafı içe gelecek şekilde konur.

# Çatal da kullanıldıktan sonra masaya bırakılmaz. Bıçağa paralel şekilde soluna ve sapı sağda, ağzı yukarı doğru konur.

# Çorba kaşığı, çorba tabağının sağına konur.

# Kaşık da bıçak gibi kullanılır. Salata ve çerez çatalı, yemek çatalından daha kısadır. Yemekle birlikte salata da verilecekse, salata çatalı yemek tabağının soluna, yemek çatalının iç tarafına konur.

# Balık çatalı ise daha kısa ve düzdür. Kaşığın sağına konur.

# Tatlı kaşığı, tatlı tabağının içine konur.

# Servis çatal ve kaşıkları, servis yapılacak yemeklerin tabaklarına konur. Kişi rahatça alabilmelidir.

# Ancak; konukların önüne 3'den fazla çatal, kaşık ve bıçak koymamaya dikkat edilmelidir. Gerekirse yemek esnasında bu servisler kaldırılır ve gerekli olanlar düzenlenir.

# Peçeteler resmi olmayan yemeklerde çatalların soluna, resmi yemeklerde ise servis tabağının içine konur. Ancak; bahsettiğimiz gibi eğer dekoratif bir peçetelik söz konusuysa tabağın sol tarafına veya önüne gelecek şekilde yerleştirilebilir.

# Peçete, sağ üst köşesinden tutularak açılır. Dizlerin üzerine yerleştirilir. İşi bittikten sonra yemek tabağının sağına katlanarak konur. Buruşturarak koymamaya özen gösterilmelidir. Kağıt peçete kullanılmışsa "top" yapılıp tabağa konmaz. Özel davetlerde her ne kadar kullanılmıyorsa da kumaş peçeteleri aratmayacak güzellikte kağıt peçeteler eğer sofraya uyum sağlıyorsa kullanılabilir.

# Davet bitiminde ev sahibine teşekkür etmek unutulmamalıdır. Hatta bir gün sonrasında tekrar telefon edilmeli ve bu nazik davet ve güzel yemek için bir kez daha iltifat edilmelidir.

90'ların başında hayatımızdan çıkardığımız kartonpiyere yeniden kucak açıyoruz. Onunla yapılabilecek çok şey var. Deneme yanılma yöntemiyle yola çıksanız bile harika işlere imza atabilirsiniz.

Yatak başında

Kartonpiyerden yatak başı yapmak her ne kadar akla aykırı gelse de ortaya çıkan sonuç oldukça başarılı. Nalbur dükkanlarında veya kartonpiyer satan firmalardan temin edebileceğiniz strafor kartonpiyerleri, yatak başınızın çevresine göre kestikten sonra duvara sabitlemeniz yeterli.

Gerçek rengi beyaz olan, ancak istenilen renklere boyanabilen kartonpiyerler eviniz için farklı dekorasyon çözümleri yaratıyor.

Panoda

Özellikle çalışma köşelerinde sıkça kullandığımız panolar çoğu zaman sıradan olabiliyor. Bu sorunu da kartonpiyerle rahatlıkla çözebilir ve panonuzu aynı zamanda bir dekorasyon objesi haline getirebilirsiniz. İstediğiniz ölçülerde keseceğiniz kartonpiyerler, panonuzun çerçevesini oluşturacak.

İsteğinize göre panonun üzerini duvar kağıdıyla kaplayabilir ve bir tabloymuş gibi duvarınızda sergileyebilirsiniz. Kartonpiyerin şeklini seçme konusunda da serbestsiniz. İster işlemeli, ister düz, kalın veya ince pek çok seçenek bulunuyor.

Duvarda

Duvara kartonpiyer uygulaması aslında çok eskiye dayanan bir çözüm. Siz de bunu benimsiyor ve evinizin duvarlarında görmek istiyorsanız alçı gibi inşaat işleriyle uğraşmanıza gerek yok.

Kullanacağınız kartonpiyerin ebadını ve biçimini belirlemek tamamen size kalmış. Ortasına da ister bir tablo veya ayna, ister bizim yaptığımız gibi yuvarlak göbeklerden yapıştırabilirsiniz.

Kapıda

Kapınıza kartonpiyer uygulaması yapmak için düz bir kapınızın olması, ortaya çıkacak sonuç bakımından daha elverişli. İnce şeritler halinde satılan kartonpiyerleri, kapınızda görmek istediğiniz şekle göre, önce ölçüp sonra maket bıçağıyla kesin. Ardından tutkal ve benzeri yapıştırıcılar yardımıyla kapınıza yapıştırın. İşin sonunda bambaşka bir kapıya sahip olacaksınız.

Malzemeler: Yapım aşamasında kullanılan gereçler tutkal, tutkalı sürecek kestirme fırçası, maket bıçağı, gönye ve su terazisi.

Nereden bulunur? Strafor kartonpiyerleri çeşitli nalburlarda veya kartonpiyer üreten firmalarda bulmak mümkün. Strafor kartonpiyerler iki metrelik şeritler halinde satılıyor.

İpuçları:

Kartonpiyerlerin köşelerini birbirini eşit şekilde denk getirmek için, şeritleri doksan derecelik açıyla sabitleyin ve köşeleri birbirine oturacak şekilde kesin.

Kartonpiyerlerin köşeleri düzgün kesilmediyse ve birbiri üzerine oturmuyorsa, yapıştırdıktan sonra çekomastik ile köşelerin boş kalan yerlerini doldurun.

Kartonpiyerin rengini değiştirmek için su bazlı plastik boya; parlak bir görünüm yakalamak istiyorsanız selülozik boya kullanabilirsiniz.

Pek çok Hollywood yıldızının evini kendi mobilya, kumaş ve aksesuvar tasarımlarıyla döşeyen Amerikalı Jan Showers, iç mekanlarda stilleri ve dönemleri karıştırarak sürprizler yaratmaktan yana. Özellikle kendi koleksiyonu ile orijinal antika parçaları birlikte kullanmayı seven Showers, düzenlemelerini yaparken yararlandığı 10 altın sırrı paylaşıyor bizimle.

Desenden korkuyorsanız, çizgilileri tercih edin

Eğer bu sezon moda olan büyük desenlerin yaratacağı etkiden emin olamıyorsanız, çizgili kumaşları kullanabilirsiniz. Böylece çok karışık bir görüntüye neden olmadan farklı renkleri yan yana getirmiş olursunuz. Bronz, beyaz ve bej gibi birbirinin türevi tonları seçerseniz, etkisi daha yumuşak olur. Çizgi temasını abajur şapkası ya da vazo gibi diğer objelere sıçratarak daha güçlü kılmanız da mümkün.

Yaşama alanınıza bir bank ekleyin

Çoğu insan bankların antre ya da mutfak için uygun olduğunu düşünür ama onları salon dahil, oturma yeri kısıtlı olan her alanda rahatça kullanabilirsiniz. Yerinize tam uygun ölçülerde yaptırabilir; ipek ya da kadife kumaşla kaplayarak şık bir hava verebilirsiniz.

Evinizin girişi etkileyici olmalı

Evinize gelen misafirlerin ilk karşılaştıkları yer kapı girişiniz, yani antrenizdir, dolayısıyla bu alanın sizi ve tarzınızı ifade etmesi çok önemlidir. Eğer yeriniz müsaitse, küçük bir oturma bölümü yaratmak yararlı olacaktır. Duvara astıklarınız ve zemin kaplamanız da ilk bakışta dikkat çekecektir; seçimlerinizde sıradışı ve beklenmedik detaylar olmasına çalışın. Yarattığınız farklılık, evin geri kalanı için de ipucu verecektir.

Aydınlatmaları göz hizasına yerleştirin

Göz hizasında, yani yerden ortalama 160 cm yükseklikte yerleştirilen abajurlar en doğru sonucu verir; daha yüksekte kalırlarsa istenmeyen gölgeler oluşabilir. İstediğimiz atmosferi yaratmak için ihtiyaç duyduğumuz abajurlar, daha fazla aydınlatma gücüne sahip olan tavandan aydınlatmalar ve vurgulayıcı özelliğe sahip aplikler ile de desteklenmelidir.

Duvarlar ve perdeler aynı renkte olsun

Duvarlar için seçtiğiniz renk ile perde kumaşınızın rengini birbirlerine yakın tonlarda belirlerseniz, daha modern ve sakin bir tarz yakalarsınız. Pencerelerinizden memnun değilseniz, perdenizin kornişini ya da demirini tavandan sadece 10 cm aşağı takmanız işe yarayabilir. Örneğin yemek odası için seçeceğiniz nil yeşili duvar boyası ve aynı tonda perdeler, sofrada oturanların kendilerini taptaze bir havayla çevrelenmiş hissetmelerini sağlayacaktır.

Benzer tonlarda cam objeler dikkat çeker

Aynı renk tonlarında, farklı cam objelerin birlikte kullanılması, masanızın ortası için mükemmel bir düzenleme oluşturur. Örneğin amber ve açık yeşil tonlarında, farklı yükseklikte cam vazo, kase ve tabaklar etkileyici bir silüet yaratır. Cam grubunuzun kapladığı toplam alanın, yerleştirdiğiniz masa ya da dresuarın yüzey alanıyla orantılı olmasına dikkat edin.

Kaliteli olanla kitsch olanı karıştırın

Bir koleksiyon yapıyorsanız, içindeki her parçanın çok değerli olması gerekiyor diye bir kural yoktur. Koleksiyon yapmanın zevki, sadece sevdiğiniz için alabilme özgürlüğüdür. Çok ender rastlanan bir antika ya da her yerde görülen sıradan bir obje koleksiyonunuzda birleşebilir; eğer sevdiyseniz değerinin önemi yoktur. Ve sadece gerçekten tutkunu olduğunuz bir şeyin koleksiyonunu yapmanız doğru olur. Örneğin ben, çok hoşlandığım Fransa yolculuklarımda topladığım hatıra eşyalarını aynalı bir tepsi üzerinde bir araya topladım. Antikacı arkadaşımın hediyesi olan bir vazo da var, nehir kenarındaki sokak satıcısından aldığım bir kar küresi de...

Doğadan ilham alın

Dışarıyı içeriye taşıyın. Doğanın muhteşem güzelliği her iç mekanda mucize yaratacaktır. Çakıl taşlarına, kuru yapraklara, çiçeklere yer vermek için her fırsatı değerlendirin. Orta sehpanıza koyacağınız midye kabukları ya da raflarınızın birinde sergileyeceğiniz mercan, mutlaka pozitif enerji yayacaktır. Sadece kum ve taş renklerini değil, doğada bulacağınız kızılları, yeşilleri ve mavileri de taşıyın evinize. Ancak hiçbirinde aşırıya kaçmayın, yoksa bir tema odasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Yatak odanızda renk katmanları yaratın

Yatak, özellikle küçük alanlı yatak odalarının odak noktasıdır. Tavanlarınız yüksekse, cibinlikli bir yatak, kumaştan tasarlanmış yatakbaşı ve kat kat keten örtüler mükemmel seçimler olacaktır. Hepsinin kumaşlarının farklı olması ilginç ve davetkar bir etkiye sahip olur. Farklı kumaşları karmaşa yaratmadan yan yana ve üst üste kullanmanın kuralı ise, ana renk paletini kısıtlı tutarak tonlarda oynamalar yapmaktır.

Perdelerinizde abartıya kaçmayın

Perde uygulamalarının mobilyaların önüne geçmesine izin vermeyin. Drapeler ve balonlar yerine, katlamalı ve düz sistemlerden yana kullanın tercihinizi. Seçtiğiniz sistem sadeleştikçe, perdenizin kumaş kalitesi de artmalıdır. Pamuklu, keten, ipek ya da saten kumaşlar uygundur. Perde ölçünüzün pencereleri tamamen örtecek ve yumuşak dalgalarla yere inecek şekilde ayarlanması önemlidir.

Su ve mum

Deniz ve mehtap kadar güçlü olmasa da, su ve mum da üzerinizde mutluluk etkisi yapacaktır. Hele de yorucu bir günün sonunda. Banyonuzdaki sıkıcı aydınlatmadan kurtulun ve içine kalın mumlar yerleştirdiğiniz cam fanusları tavandan sarkıtın. İçeriden çıkmak istemeyeceksiniz!

Aynalarla oynamaya devam. Duvardaki alanınıza uygun tasarımı bulamıyorsanız, kendi tasarımınızı kendiniz yaratın ve istediğiniz boyut ve ölçülerde aynalar kestirerek istediğiniz düzenlemeyle asın. Ve mucizeyi seyredin.

Evimiz için iyi fikirlere her zaman gereksinim duyarız. Bu fikirler, çoğu zaman da dekorasyon stilimizi ortaya koymamıza yada zenginleştirmemize yardımcı olur. Birbirinden yaratıcı yirmi dekorasyon önerisinden biri, aradığınız ipucu olabilir.

1. Yatak odanızda, beyazın içinde patlayan renk notaları ile çarpıcı görüntüler elde edebilirsiniz.

2. İster evinizde, ister bahçenizde, kullanabileceğiniz size özel portatif bir tabure için, çiçekli basma yeterli. Basmayı Kapalıçarşı'dan satın alabilirsiniz.

3. Farklı çiçek sunumları evinize tazelik getirecek küçük, ama şık detaylardır. Klasik vazolardan vazgeçin.

4. Şeffaf yada renkli plastik hortumları kıvır, katla, yapıştır ve metal bir ayak üstüne geçir. Şemsiyeliğiniz hazır.

5. Keçeden saksı yaptık içinde çiçekler açtı.

6. Şişe mantarlarını atmak yerine, üzerlerine yapıştıracağınız

minik süslerle onları her daim kullanabilirsiniz.

7. Dilediğiniz deseni bastıracağınız PVC leri küçük bir gemi gibi katlayıp, ucuna tıpa taktığınızda küvetiniz için eğlenceli bir aksesuara sahip olabilirseniz.

8. İçine çiçekleri yerleştirdiğiniz seramik bardakları, çayhane tepsisine yerleştirip, masanızı süsleyebilirsiniz.

9. desenli naylon çoraplar sadece giymek için değildir. Onları içine ampul yerleştirdiğiniz şişelere giydirerek ışık oyunları yapabilirsiniz.

10. Çiçekler sadece bahçede mi yaşar? Baharı müjdeleyen pembe tonları ve iç açıcı yeşillerin buluştuğu bir perdeye ne dersiniz?

11. Klasik ve modern detayları bir arada kullanmak biraz da cesaret ister. Yine de denemekten korkmayın.

12. Büyük boy plastik, şeffaf saksılarınızı içlerine yerleştireceğiniz ışıklandırmalar ile birer dekorasyon ojesine dönüştürebilirsiniz.

13. Farklı renklerdeki naylon ipleri yanyana dizerek, kapı süsü yada sineklik yapabilirsiniz.

14. Metal iskeletini elektrikçinize yaptırabileceğiniz lambanın şapkasını renkli örgü yünleri ile kaplayabilir ve kendi evinizin tasarımcısı olabilirsiniz.

15. Kendinden yapışkanlı renkli kağıtlar ile seramik yada cam vazolarını kaplayarak onları yenileyebilirsiniz.

16. Misafirleriniz için hazırladığınız isim kartlarının kenarlarına yapıştıracağınız dantel kurdeleler ile onları daha özel kılabilirsiniz.

17. Ekoseli kumaşlardan dikebileceğiniz minik giysiler ile süt şişelerinize estetik bir görünüm kazandırabilirsiniz.

18. Tahtakale'den satın alabileceğiniz renkli, şeffaf, plastik süsler ile eviniz ya da balkonunuz için şirin bir rüzgar çanı yapabilirsiniz.

19. Balınızı servis etmenin binbir yolu var. Ama iddia ediyoruz ki, en eğlencelisi bu sincaplar!

20. Aynı renkteki hasır sepetleri, çiçekleriniz, havlularınız ve kişisel aksesuarlarınız için banyonuzda yan yana kullanabilirsiniz.

HANGİ TARZ SİZE UYGUN

Art Deko

Aerodinamik ve geometrik tarz ilk olarak 1920 ve 30´larda popülerlik kazandı. Bu tarzın temel özellikleri; keskin yerine yuvarlatılmış köşeler, keskin dikey çizgilerdir.

Dekonun çıkış noktaları da oldukça çeşitlidir: Kübist tablolar, Kızılderili sanatı, modern makine ve uçak dizaynı gibi. Bu tarzın genellikle kullandığı materyaller de egzotik ağaçlar, plastik laminat, krom ve çelik.

Art Nouveau

1800´lerin sonuna doğru Fransa ve Avrupa´da ortaya çıkmış bir tarzdır. Kullanılan çizgiler çok süslüdür. Doğa; özellikle de çiçekler, yapraklar, kuşlar ve böcekler bu tarzın ilham kaynağıdır. Bu motifler genellikle asimetriktir. Aynı zamanda uçuşan uzun saçlı, uzun giysili kadınlar da bu tarzın tipik göstergeleridir. Ressam Toulouse-Lautrec ve Erte, mücevher tasarımcısı Rene lalique, mimar Charles R. Macintosh ve cam tasarımsıcı Louis C. Tiffany bu tarzın başlıca temsilcileridir.

Arts-n-Crafts

Mission olarak da anılan bu tarz 1800´lerin sonlarından 1920´lere kadar devam etti. Genellikle basit, açık çizgiler, diktörtgen, çoğunlukla büyük şekiller ve görünen eklemler bu tarzın özelliklerindendir. Arts-n-Crafts, makine teknolojisiyle el işini birleştiren ilk stildir. Bu tarzın temsilcileri; Stickley, Roycroft, Limbert ve Frank Lloyd Wright´tır.

Asya stili

Zen veya Uzakdoğu olarak da bilinen Asya stilinde anahtar kelimeler; düzen, denge, huzur ve sadeliktir. Dokuma, nötr renkler ve evin bir tapınak olarak görüldüğü anlayış bu tarzın yapı taşlarıdır. Bu tarzı tanımlayan en kısa cümle: Az daha çoktur.

Bauhaus

1920 ve 1930´larda bir Alman tasarım okulu daha sonraki yıllarda Modern olarak anılacak tarzın öncüsü oldu. Günümüzün Tasarım işlevselliğin ardından gelir. felsefesine dayanarak, Bauhaus tarzı oldukça sade ve aydınlıktı. Kullanılan materyaller; çelik borular, kontplak, deri ve plastiktir. Renkler çoğunlukla siyah, beyaz, kahverengi ve griyle sınırlıdır. Bu tarzı izleyen ünlü tasarımcılar; Mies van der Rohe, Marcel Bruer, Charles ve Ray Eames, Alvar Alto ve Aero Saarinen.

Beidermeier

Bu tarz 1900´lerin başında Almanya´da ortaya çıkmıştır. Klasik, sade çizgisi ve kullanılan hafif ağaçlarla tanınır. Bu tarzın klasik, grafikleri andıran çizgileri diğer stillerle kolaylıkla birleşmesini sağlar.

Bohem

Son derece artistik ve geleneklerden uzak bir tarzdır. Desenler çokça kullanılır ve genellikle birbiriyle uyumsuzdur. Boncuk gene çok kullanılan bir ögedir ve Avrupa etkileri rahatlıkla gözlemlenebilir. Bohem tarzı, farklı dönem ve bu dönemlerin stillerini sanatsal ve zeki bir şekilde birbiriyle harmanlamaktır.

British Colonial (İngiliz Koloni tarzı)

Zerafeti İngiliz Koloni tarzının popülerlik kazanmasında en büyük etkendir. Kullanılan ahşap genellikle koyu renktir ama verdiği duygu açık ve havadardır. Çünkü açık alan bırakır, ince kumaşlar kullanılır ve duvarlar açık renge boyanır. Mobilyalar oymalı ve çoğu zaman masiftir; ama bunun dışında kalanlar genelde sade ve hafiftir. Bu tarzın uygulandığı yerlerde, yumuşak renkli tropik aksesuarlara da sıkça rastlayabilirsiniz.

Chippendale

Adını Thomas Chippendale´den alan bu tarz, 1800´lerin sonlarında ortaya çıkmış olan şık ve resmi bir tarzdır. Süslemedeki detaylar ve oymalar dikkati çeker. Bu türü diğerleriyle birlikte kullanırken dikkatli olun.

Colonial (Koloni tarzı)

Resmi ya da gayriresmi, sade ya da detaylı, Koloni tarzı denilince bahsedilen 1700´lerde Amerika´da Koloni periyodunda kullanılan mobilyalardır. Çamdan mauna kadar pek çok ağaç kullanılmıştır.

Çağdaş

20. yüzyılın ikinci yarısında gelişen bu tarzda, yuvarlak yumuşak hatlar ve düz, yumuşak yüzeyler kullanılır.

Country · Industrial (Kırsal - Endüstriyel)

Bu tarz, düz ve parlak endüstriyel yüzeylerle rustik ya da ilkel kır tarzlarının karşıtlığından ortaya çıkar.

Eklektik

Farklı kaynak, tarz ve dönemlerden parçaların birleşmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu tarzı uygularken bilmeniz gereken püf noktalar; kullanacağınız tarz sayısını 2 ya 3´le sınırlamak ya da renk, dokuma gibi ortak bir tema bularak kullanacağınız materyaller arası bağlantı kurmaktır.

English Country (İngiliz kır tarzı)

Şık ama aynı zamanda da sıcak bir tarzdır. Yeni ve eskiyi bir araya getirir. Kumaş ama özellikle de basma çok kullanılır. Mobilyalar rahat ve fazla doldurulmuştur. Aksesuarları -kitaplar, mumlar, çiçekler, lambalar ve her türlü ıvır zıvır- her yerde görebilirsiniz.

Empire (İmparatorluk tarzı)

19. yüzyılın ilk dönemlerinde Fransa´da ortaya çıkmıştır. Düz ve yuvarlak hatlar, ağır ve anıtsal eşyalar bu tarzın başlıca özellikleridir. Ayrıca Neoklasik dönemine de girer.

Bit Pazarı tarzı

Tamamen kişisel bir tarz oluşturmak istiyorsanız, Bit Pazarı size göre. Bit pazarlarında satılan binbir türlü eşyayı toplayarak, farklı tarz ve dönemlerin eşyalarını karştırıp kendi tarzınızı oluşturabilirsiniz. Hatta yeni eşyalarla eskileri de karıştırabilirsiniz ama eskilerin baskın olması gerekir. Tabii bunu yaparken de kendi zevkinizi ortaya koymanız gerekiyor.

French country (Fransız kır tarzı)

İncecik beyaz perdeler, eski bir dolap, meşe ya da çamdan yapılmış çiftlik evi tarzında bir masa düşleyin. Buna birbirinden farklı, boyalı sandalyeleri ve pencere eşiğinde büyüyen otları ekleyin. İşte bu Fransız kır tarzıdır. Tabii iyi yemek ve içki ve rustik rahatlığı da göz önünde bulundurun. Yemek yenen mekanlar anahtar bölgeler. Renkler, mavi, toprak rengi gibi doğal renkler. Yüzeyler de gene taş, ahşap, kil gibi doğal materyallerle yapılıyor.

Global

Yabancı ve egzotik yerlerden alınan etkiyle ortaya çıkan karışımın ürünü olan bir tarzdır. Afrika, Polinezya, Hindistan ve Asya´dan pek çok eşyayı bu tarzın kullanıldı dekorasyonlarda görebilirsiniz. Global tarzlar genellikle, yerli halkın yaptığı sanatı , hayvan derilerini gibi materyalleri içerir. Kuzey Afrika, Tibet ve Türkiye´nin bu tarzdaki popülerliği son günlerde iyice artmıştır.

Endüstriyel

Endüstri Devrimi´yle ortaya çıkmıştır. Genellikle, krom, paslanmaz çelik gibi metaller kullanılır. Yüzeyler ya mat ya da cilalıdır. Bu malzemeler, 1900´lerin başlarında ve ortalarında, özellikle fabrika ve ofislerde kullanılmıştır. En çok kullanılan eşyalar, masa, tabure, sandalyedir. Bu stil genellikle yalnız başına kullanmak için fazla soğuk bir tarzdır.

Memphis

Bu tarz, mantıksız, renkli ve genellikle zevksiz olarak nitelenen bir tarzdır. Renk çarpışmaları, oransızlık, sert açı ve kenarlar bu stile özgüdür. Gene de bu tarzın heyecan verici ve eğlendirici olduğu kesin. Sanki tasarımı fazla önemsemeyin... der gibi bir ifadesi var.

Mid-Century Modern (Yüzyıl ortası modern tarz)

Yüzyıl ortası modern tarz, 1940´tan 1960´lara kadar olan dönemi yansıtan popüler bir terim. Sade hatlar, açık renkli perdahlar, ya aerodinamik ya da hiç bulunmayan süsleme bu tarzın özelliklerinden. İşlevsellik çok büyük önem taşıyor. Bu tarzın başlıca imalatçıları: Heywood-Wakefield and Knoll. Ve başlıca tasarımcılar: Charles and Ray Eames, Aero Saarinen, and Russel Wright.

Minimal

Her şeyin birbiriyle koordinasyon içinde olduğu, açık, toplu, az eşya kullanılan bir tarzdır. Mükemmellik bu tarz için anahtar kelimedir. Kullanılan renkler nötr ve siyah-beyazdır.

Mission

Mission olarak da anılan bu tarz 1800´lerin sonlarından 1920´lere kadar devam etti. Genellikle basit, açık çizgiler, diktörtgen, çoğunlukla büyük şekiller ve görünen eklemler bu tarzın özelliklerindendir. Arts-n-Crafts, makine teknolojisiyle el işini birleştiren ilk stildir. Bu tarzın temsilcileri; Stickley, Roycroft, Limbert ve Frank Lloyd Wright´tır.

Modern

Bu tarzın çıkış noktası Bauhaus´dur ve birbirlerine çok yakındırlar. Süssüz, sade ve işlevsel bir tarzıdr. Tasarımda modern terimi kafa karıştırabilir; çünkü hem bu tarzı anlatan bir iafe hem de geleneseli anlatan bir tanımdır.

Neoklasik

Neoklasik tarz Yunan ve Roma formlarında çıkmış ve 1700´lerin sonundan 1800´lerin ortalarına kadar popüler bir tarz olarak kullanılmıştır. Mobilyalar hafif ve zariftir. Doğrusal çizgiler kullanılmıştır. Empire ve Beidermeier tarzlarına yakındır.

Post Modern

Modernizmden uzaklaşan ve Memphis felsefesiyle yakından bağlantılı olan Postmodernizm, önceki modern stillerin düzenine ve sadeliğine bir miktar belirsizlik ve çelişki katmayı amaçlar. Tasarımlar genellikle renk ve tarihsel referanslar içerir.

Primitive (İlkel)

Bu tarzın anahtar kelimeleri doğal ve sadedir. Bu tarz eşyalar, ya kendi kendini yetiştiren sanatçılar yaparlar ya da gereklilik nedeniyle el işi olarak üretilirler. İyi kalite bir dokuma her zaman önem taşır. Çağdaş tarzlarla iyi uyum sağlar ve parlak yumuşak yüzeylerde iyi bir kontrast sağlar. Kırsal / Endüstriyel tarzda kullanılan eşyaların çoğu İlkel görüntülüdür.

Rokoko

18. yüzyılın başlarında Fransa´da ortaya çıkmıştır. Oldukça süslü ve karışık bir görüntüsü vardır. Kavisli uzaysal şekiller ve ahşap oymalar tipik özellikleri arasındadır.

Rustik

Genellikle kırsal bölgelerde uygulanır. Dağ ya da çiflik evlerini anımsatan bir duygu verir. Amerikan ceviz ağacından yapılma mobilya, geyik boynuzu tarzında avize ver puf koltuklar bu stilin tipik eşyalarıdır.

İskandinav

İskandinav mobilyasında uygulanan pek çok tarz vardır ama bunların çoğu sade, hafif ve süslemeden yoksunluk özellikleriyle göze çarpar. Renkler açık ve oranlar tatmin edicidir. Açık renk ağaç kullanımı ve boyanmış perdahlar tipiktir. İskandinav dekorasyon tarzının diğer tarzlarla olan karışımı genellikle iyi olur.

Shaker

Tam bir kır tarzıdır. Sade ama güzel çizgileriyle 1700 ve 1800´lerde varlık gösteren bir Amerikan din tarikatından doğmuştur.

Güneybatı tarzı

Özellikle ABD´nin güneybatısında uygulanan bir tarzdır. Santa Fe, Meksika ve Kızılderili tarzlarını içerir. Başlıca özellikleri; toprak-çöl renkleri, toprak çömlekler ve ağır urstik ahşap mobilyalardır.

Geleneksel

Pek çok stili bünyesinden barındıran bu tarz, tarihle hep bir bağlantı kurar. Koloni, Chippendale, Kraliçe Anne ve Erken Amerikan tarzları bu başlık altında toplanır.

Viktorya

En temel özelliği ağır süslemeleridir. 1840 ve 1900 yılları arasında popülerlik sağlamıştır. Adına Kraliçe Victoria´dan alan bu tarzın mobilyaları, genellikle ağır, karanlık ve oymalıdır. Bu tarzı daha modern tarzlarla karıştırarak hoş bir görünüm elde edebilirsiniz.

Ne şekilde olursa olsun gündelik kullanım esnasında halılarda çeşitli lekelerin oluşması doğaldır. Önemli olan hangi lekenin nasıl temizleneceği konusunda yeterli bilgiye sahip olmaktır. İşte 12 zorlu lekeye karşı 12 farklı temizleme yöntemi...

Halınız ilk günkü görünümünü zaman içinde kaybeder. Bu gündelik kullanımdan kaynaklanan geçici bir kirlenme veya doğru yöntemlerin uygulanmamasından kaynaklanan kalıcı bir hasardan ötürü olabilir.

Ne şekilde olursa olsun gündelik kullanım içerisinde halılarda çeşitli lekelerin oluşması doğaldır. Önemli olan hangi lekeyi nasıl temizleyeceğiniz konusunda yeterli bilgiye sahip olmanızdır. İşte 12 zorlu lekenin temizlenmesine yönelik 12 farklı temizleme yöntemi.

Halı temizliğinde birtakım leke yok etme önerilerinde bulunmadan önce şunu belirtmek gerekir; halınızın ömrünü uzatmak istiyorsanız halı kesinlikle düzenli olarak vakumlanmalıdır. Düzenli vakumlama halınızın yüzeyindeki kir taneciklerinin zaman içinde derinlere nüfuz ederek kalıcı ve derin lekeler oluşturmasını önleyerek zamanında yok edilmesini sağlayacaktır. Böylelikle ciddi paralar harcayarak satın aldığınız değerli halılarınız ilk günkü görünümlerini korumayı sürdürecektir. Vakumlama işleminde önemli bir diğer konu ise halı yüzeyini zedelemeden yalnızca kirlerin alınmasını sağlayacak uygun aparatın kullanılması olacaktır. Bunun yanında bazen fırça aparatıyla ulaşılamayacak kirler her ne kadar görünürde bir kir bırakmamış gibi görünse de halının derinlerine nüfuz ederek kalıcı kir ve leke oluşumuna neden olur. Bu açıdan daha derinlere temas edebilecek aparatları kullanın. Halının püskülleri varsa, buna dikkat ederek ona göre bir vakumlama yapın. Her ne şekilde olursa olsun vakumlama işlemini dikkatli yapmayı unutmayın. Halınız kalın dokuluysa ve vakumlamadan kaynaklanan izleri bir diğer deyişle gölgelenmeyi yok etmek istiyorsanız, o zaman tek bir yönde vakumlama işlemini gerçekleştirmeniz doğru olacaktır. Daha sonra halı yüzeyini elinizle düzleştirmeyi unutmayın. Böylelikle halı yüzeyinde herhangi bir gölgelenme olmayacaktır.

Halınızı yüzeyinde beliren sandalye, masa, sehpa ve koltuk ayaklarından kaynaklanan iz ve çukurlaşmaları da mobilyalarınızı yerlerini zaman zaman değiştirerek yok edebilirsiniz. Böylelikle halının yıpranma oranını azaltır her parçanın daha eşit şekilde eskimesini sağlamış olursunuz. Ayrıca halının kirlenme oranı fazla olan alanlarını da mümkün olduğunca sık temizlemenizde fayda vardır.

Kir ve lekeye karşı koruma;

İlk yardım:

Hiç kimse değerli boş zamanlarını halı temizliğiyle geçirmek istemez. Halıdaki leke ve kirleri temizlemek için geçirilen zaman kaybını önlemek kadar yıpranma ve kirlenmeye karşı önemli bir yöntem de dışarıda giyilen ayakkabıların mümkün olduğunca ev içerisinde giyilmemesini sağlamaktır. Eve girişte ayakkabıların çıkarılması veya kapı önü paspaslarının kullanılması bu anlamda önlem olarak alınabilir. Kapı girişlerinde kullanılacak paspaslar hem kirlenmeyi azaltacak hem de hijyen sağlayacaktır. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da girişlerde kullanılan bu paspasların mümkün olduğunca yıkanabilir özellikte olmaları gerektiğidir.

Güzelim halınızın üzerine herhangi bir sıvının dökülmesi durumunda öncelikle yapmanız gereken şey, dökülen sıvı fazlalığını birkaç kat havlu peçete yardımıyla almak olacaktır.

İlk yardım niteliğindeki bu işlemin ardından bir miktar seyreltilmiş sıvı el deterjanı ve temiz bir bez yardımıyla lekenin üzerini leke yok olana dek tamponlayın.

Peki, hangi lekeye ne tür bir temizleme yöntemi uygulanmalıdır? İşte bir dizi leke ve uygun temizleme metodları.

12 FARKLI LEKE TEMİZLİĞİ

Domates ve sos lekelerinin temizlenmesi:

Spagetti sosu veya domates çorbası gibi domates bazlı halı lekelerini temizlerken %3 hidrojen peroksit veya oksijen içeren sıvı ferment deterjan kullanabilirsiniz. Halıdaki lekeleri yok etmeye çalışırken, her zaman halının çok fazla gözle görülmeyen bir kısmında bu uygulamayı yapmayı akıldan çıkarmayın. Temizleyiciyi uyguladıktan sonra, birkaç dakika lekenin üzerinde bırakın, ardından temiz suyla durulayın. Her zaman bir kurutma kağıdı ile kurutarak lekeleri halıdan alın, ama asla sürtmeyin. Böylelikle halı elyafı zarar görmemiş olur. Lekeye yönelik uygulamalarda daima dışardan içeri doğru hareket edin. Böylelikle lekenin daha fazla alana dağılmasını önlemiş olursunuz.

Sakız lekesinin temizlenmesi:

Sakız halı yüzeyinde yapışkan bir kir bırakır. Sakızdan kaynaklanan bu tip lekeler konusunda endişe etmeyin. Çünkü temizlenmesi ve halı yüzeyinden yok edilmesi aslında oldukça kolaydır. Bu tip yapışkan kirler ya belli firmaların sprey temizleyicileri veya herhangi bir yağlı temizleyicilerle kolaylıkla yok edilir. Önemli olan halının yüzeyine yapışmış ve kurumuş bu sakız taneciklerinin yumuşamasını sağlamaktır. Ardından sodalı su yardımıyla temiz bir bezi lekenin üzerine bastırmak ve birkaç dakika bekletmek yeterli olacaktır. Bu işlemin ardından leke yok edildiğinde hiç kimse bu yüzeyde önceden sakız lekesi bulunduğuna inanmayacaktır.

Yağ lekesinin temizlenmesi:

Yağ lekeleri de ayrı bir derttir. Halıdaki yağ lekelerini temizlemek için şu yöntemi uygulamayı deneyin; yağlı leke ya da lekelerin üzerine bir gece öncesinden soda veya mısır nişastası uygulayın. Vakumlamanın ardından, yağın emilimi sağlanır. Eğer bu uygulamanın ardından hala leke ve kalıntı yok edilmediyse, leke yok olana kadar lekenin üzerine bir bez yardımıyla sirke uygulayın. Yağ lekelerini çözmek üzere özel olarak formüle edilmiş bir sıvı bulaşık deterjanı halıdaki yağ lekelerini yok edecektir. Bunun için de yarısı deterjan yarısı su dolu bir solüsyonu lekenin üzerine direkt spreyleme yöntemiyle uygulayabilirsiniz. Ardından havlu peçete veya temiz bir bez yardımıyla leke kaybolana dek silebilirsiniz. Daha sonra durulamak için nemli bir sünger yardımıyla lekenin üzerini silin.

Şurup ve benzeri yapışkan lekelerin temizlenmesi:

Herhangi bir pasta, kek şurubu veya reçelin halıya dökülmesi tam bir kabustur. Bu yapışkan döküntü daha da derinlere halı elyafının içine nüfuz ederse daha da büyük felaket olur. Bu tarz şekerli ve yapışkan sıvı lekelerin temizliğinde, bir çay kaşığı bulaşık deterjanını bir çay kaşığı ılık suyla karıştırarak bir solüsyon elde edin. Bu sıvıyı lekenin üzerine spreyleyerek uygulayacabileceğiniz bir şişeye koyun. Sıvıyı lekenin üzerine döktükten sonra kağıt havlu veya temiz bir bez yardımıyla lekenin üstünü silin. Bu uygulamanın da ardından lekenin üzerini yapışkan ve sabunlu kalıntıyı halıdan yok etmek amacıyla temiz suyla silin.

Şarap lekesinin temizlenmesi:

Şarabın tanen içermesi nedeniyle şarap lekelerinin yok edilmesi bazen çok zordur. Halıdaki kırmızı ve beyaz şarap lekelerini yok etmek için bazı basit solüsyonlar vardır. Örneğin, eğer halıya kırmızı şarap döküldüyse, lekenin üzerine derhal bir bardak beyaz şarap dökün. Beyaz şarap kırmızı şarabı etkisiz kılacak, böylelikle leke kaybolacaktır. Beyaz şaraptan kaynaklanan lekeleri ise bir miktar sirkeyle bastırmanız yeterli olacaktır. Her iki lekeyi yok etme metotları da beş dakikadan az bir zamanı alır.

Üzüm suyu lekesinin temizlenmesi:

Şarapta olduğu gibi üzüm suyundaki tanenler lekenin halıdan çıkarılmasını zorlaştırır. Koyu bir mor lekenin verdiği görünüm oldukça ürkütücü bir o kadar da zordur. Ancak sodalı su bu konuda imdadınıza yetişir. Bir miktar sodayı halının üzerine dökün ve kağıt havlu yardımıyla tamponlama işlemi yapın. Aynı şekilde halıdaki bu lekenin yok edilmesi için bir miktar sirke ve yumuşak bir el deterjanı karışımı da işinizi görür. Bu karışımı lekenin üzerine hafifçe bastırarak ve bir süre bu işlemi tekrar ederek halıdaki lekenin yok edilmesini sağlayabilirsiniz. Eğer hala lekeden iz varsa bu defa nemli temiz bir bezi kalıntının üzerine tamponlayarak uygulayın.

Yağlı boya lekesinin temizlenmesi:

Halıda yağlı boyadan kaynaklanan lekelerin yok edilmesine ilişkin herhangi bir kimyasal malzeme kullanmadan önce halının ilk etapta görünmeyen bir kısmında deneme yapmanız faydalıdır. Halının bu gizli kısmı dolap veya mobilyalarınızın altında kalan bir kısmı olabilir. Böyle bir uygulama halıya olduğundan daha fazla vermenizi önleyecektir. Halıdaki bu tip lekeleri yok etmek için ilk etapta inceltilmiş ve az miktarda boya sökücü tiner kullanın. Ardından nazikçe leke kaybolana dek tamponlamayı sürdürün. Eğer bu işlem işe yaramıyor veya tiner bulunmuyorsa o zaman kuru temizleme çözücüleri kullanmayı deneyin. Eğer boya derinlere nüfuz etmediyse fark edilmeyecektir, yüzeyin hafifçe çırpılması boyanın yok edilmesinde yeterlidir. Eğer tüm bunların hiçbiri işe yaramıyorsa, o zaman profesyonel halı temizliği yapan şirketlerle irtibata geçmeniz gerekecektir.

Yağlı lekelerin temizlenmesi:

Yağ içeren lekelerin halıdan çıkarıl-ması için yapmanız gereken ilk şey öncelikle yağın bir şekilde halıdan emilimini sağlamanız olacaktır. Kabartma tozu veya mısır nişastası bu noktada iyi sonuç verir. Öncelikle pudrayı lekenin üzerine bol miktarda serpin ve bir gece lekenin üzerinde bırakın. Ardından pudrayı vakumlayın. Vakumlanan alandaki renklerde bir solma söz konusu ise lekenin üzerini yumuşak bir el deterjanı veya yağlara karşı etkili bir sıvı çamaşır deterjanı ile silmeye çalışın. Leke yok olduğunda bu defa da temiz nemli bir bez veya sünger yardımıyla lekenin üzerini silmeyi deneyin.

Oje lekesinin temizlenmesi:

Ojeden kaynaklanan lekelerin yok edilmesinde yalnızca aseton kullanmanız işe yarar. Bir miktar pamuk veya temiz bir bez üzerine bir miktar aseton dökün ve leke kaybolana kadar lekenin üzerine uygulayın. Tüm kalıntıları yok etmek adına lekenin üzerine bu kez temiz su uygulayın. Halı lekelerini temizlerken özelikle ojeden kaynaklanan lekelerin temizliğinde unutmayın ki uygulamanın tamponlama şeklinde yapılması son derece önemlidir. Sakın sürtmeye kalmayın, bu işlem ojenin dağılarak lekenin daha da geniş bir alana yayılmasına neden olur.

Çikolata lekesinin temizlenmesi:

Halıda çikolata veya kahve lekesi meydana geldiyse, lekeli kısma sirke uygulaması yapmanız yeterli olacaktır. Tamponlama işlemini leke yok olana kadar tekrarladıktan sonra nemli bir sünger veya bez yardımıyla lekenin üzerini durulayın. Eğer sirkenin kokusu sizi rahatsız ediyorsa, halınızı temizlemek için yumuşak bir sıvı el deterjanını da leke temizliğinde kullanabilirsiniz. Temiz bir bez üzerine sıvı bir el deterjanını dökün ve hafifçe bastırarak lekenin yok olmasını bekleyin.

Uhu lekesinin temizlenmesi:

Evinde çeşitli tamiratlar yapmayı sevenlerdenseniz, ufak kaza ve aksilikleri hiç beklemediğiniz bir anda ortaya çıkabileceğine de tanık olmuşsunuzdur. Eğer böyle bir tamirat yaparken en sevdiğiniz halının üzerine yapışkan veya uhu döküldüğünde ne yaparsınız? Öncelikle bu gibi durumlarda asla paniğe kapılmayın. Aslında halı üzerinde oluşan uhu lekelerini temizlemek göründüğünden çok daha kolaydır ve sanıldığının aksine çok az zamanınızı alacaktır. Öncelikle bu tip lekelerde uhunun dökülmesinin hemen ardından müdahale yapılması önem taşır. Uhu ne kadar ıslak ve yeni oluştuysa, halı üzerinden çıkarılması da o denli kolay olur. Öncelikle lekenin üzerini ılık bir süngerlerle bastırın. Bu şekilde daha fazla uhu kalıntısı çıkarılamayıncaya kadar bu işlemi sürdürün. Ardından ılık sirkeye bastırılmış bir bezi lekenin üzerine yerleştirin ve lekenin üzerinde yaklaşık yarım saat bekletin. Bu işlemden sonra uhu bezle silindiğinde kolaylıkla yok olacaktır. Ancak eğer uhu çoktan kurumuşsa, o zaman bir bıçak veya spatula yardımıyla halının lekeli kısmını hafifçe kazıyın. Bu işlemi daha fazla sertleşmiş herhangi bir uhu kalıntısı çıkarılamayıncaya kadar sürdürün, o andan sonra sirkeye batırılmış havluyu lekenin üzerine uygulayın. Eğer tüm bu metotların hiçbiri de lekenin yok edilmesini sağlamazsa, bu kez kuru temizleme çözücülerinden birini kullanın. Ancak bu uygulamadan önce hem kullanılacak maddenin hem de halınızın ürün ve kullanım kılavuzunu iyice gözden geçirdikten sonra uygulamaya başlayın. Söz konusu malzeme halınızda kullanıma uygun ise o zaman leke yok olana kadar lekenin üzerine uygulayın.

Kahve lekesinin temizlenmesi:

Halının üzerindeki kahve lekelerinin yok edilmesi aslında zor değildir. Bu lekelerin yok edilmesinde lekeye mümkün olduğunca çabuk müdahale edilmesi önemlidir. Halının üzerinde lekeleri etkili bir şekilde yok edin. Önemli olan lekenin olabildiğince çabuk müdahale edilerek yok edilmesidir. Eğer bu şekilde davranmazsanız, kalıcı zararların oluşumunu önleyemezsiniz. Soda veya sirke ile leke yok olana kadar silin. Eğer gereğinden fazla bekler ve lekenin yerleşmesine neden olursanız lekenin çıkarılması zorlaşır. Bu aşamada lekeyi yok etmek için kuru temizleme solüsyonu kullanmanız gerekir. Leke yok olana kadar tamponlamayı sürdürün.

HALI YIKAMA

Halılarınızı oto yıkamalarda bilinçsizce yıkatmayınız. Çünkü halılarda hijyenik koşulların sağlanamayacağı ve geç sürede kuruyacağı ve iyi durulanamayacağı bir gerçektir. Islak halı çabuk bir şekilde kurutulmaz ise dokudaki su zaman içinde çürümeye neden olup halınızın ömrünü kısaltacaktır.

Halı temizliğinde karşılaştığımız sorunların başında, yerinde halı yıkama makineleri ile yıkanan halıların bir süre sonra çürüyüp kullanılamaz hale gelmesidir. Bol suyla yıkanan halıların kirleri ve tozları santrifüje edilmemesinden dolayı uzun süre kuruyamaması neticesinde dibe çöker. Halınız yüzeyden temizlenmiş gibi görülse de sıhhatli olmamakla birlikte halınızın ömrü kısalmaktadır.

Halınızı silkelemeyiniz ve çırparak temizlemeye çalışmayınız. Uygun periyodlarda elektrikli süpürgeyle zorlamadan süpürünüz. Halınızı asla silerek temizlemeye çalışmayınız. Ev tipi makinalarla yapacağınız ara temizliklerde yıkamadan sonra durulama yapınız.

Herhangi bir leke oluştuğunda lekeye mümkün olduğunca kurutmadan ancak profesyonel bir firmanın vereceği bilgi doğrultusunda müdahale ediniz. Sivri ayaklı eşyaları halı üzerine mümkün olduğunca koymayınız. Halınızı güneş ışığına direk maruz bırakmayınız. Mümkünse 2-3 ayda bir yönünü değiştirerek kullanınız.

Uygun zamanlarda ara temizlik yapmanız, halınızın hiç profesyonel temizlik istemeyeceği anlamına gelmez. Normal kullanımdaki bir halı temiz bile gözükse ortalama 7-10 ay arasında profesyonel bir firma tarafından temizlenmelidir.