Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
Definecilik tarafından Hobi & Sanat'de yazılan bir grup blogu
  • Konu

    17
  • Yorum

    2
  • görüntüleme

    4.147

Bu bloğa katkıda bulunanlar

Bu Blog Hakkında

Definecilik Konuları

Entries in this blog

HARİTAYI YÖNÜNE KOYMA

Defineciler bilirler. Haritalarla çalışılmasında en önemli şey haritaları yönüne koymaktır. Haritayı yönüne koyunca doğa (çevre) biliniyorsa gerisi ancak biraz adrenalin yükselmesiyle sonuçlanır.

Haritalarda mevcut ana işaretler (dağ, tepe, ırmak, kaya, mağara vs.) haritayı yönüne koymada size yardımcı olunacaktır. Haritayı doğru yönüne koymazsanız hedefiniz yanlış bir yer olacaktır.

Haritalarda önemli konulardan biriside güneşin doğudan doğuşu ve batıdan batışıdır. Bu konu haritanın genelinde görülebilir. Bir veya birkaç iz ve işaretle bu anlaşılamaz. Olaya üç boyutlu bir resme bakmak gibi bir şeydir.

Haritalarda güneş, rüzgar ve su akış yönü çok önemlidir. Açılarla harita yönüne konmazsa bütün emeğin boşa gideceği unutulmamalıdır.

Haritayı yönüne koyduktan sonra detay, iz ve işaretlerle haritanın tam olarak yönüne girip girmediği test edilmelidir.

Haritayı yönüne koyamıyorsanız hiç boşa uğraşmayın mutlaka yanlış yerde kazı yapacaksınız demektir.

Haritalardaki akarsular haritayı yönüne koymakta önemli bir unsur olarak değerlendirmelidir. Dağ izi ve işaretini doğu batı yönünde değerlendirilmesi ve beraber işlenmesi gerekir.

Akarsu ve tepeler arazide alanı daraltıp dar bölgede çalışma yapmanızı sağlayacaktır. Akarsu akış yönü ile alanınız daha da daralacağı unutulmamalıdır.

Haritalarda mevcut akarsu ve çeşme işaretleri büyük önem taşır. Bir diğer husus ise çeşmelerin eğime göre ön tarafı aşağı doğru baktığının unutulmaması gerektiğidir. Kaynak ve çeşmelere (pınarlara) önem vererek definecinin beyninde şimşeklerin çakmasını sağlar.

Eski dönemlerde pınar, kaynak gibi su kenarları temel veriler kabul edilirdi. Yapacağınız kazı bölgesinde bu gibi yerlere dikkat etmekte fayda vardır.

Pınar, su kaynağı, çeşme vs. kurumuş veya yer değiştirmiş olabilir. Konuyu etraflıca incelemekte fayda vardır.

Haritadaki akarsular dağdan aşağı veya yüksekten aşağı gelir. İşaretlerin bol olduğu bölge akarsuyun oraya ulaştığının göstergesidir. Bu bize haritayı araziye yerine koymada önemli ipuçları verir.

Unutulmaması gereken diğer bir nokta gömü yapılırken su ihtiyacının nereden giderildiğidir. Mutlaka yakın bölgede bir su kaynağı olması gerekir.

Mevcut mağara, taş, mezar gibi belli yerler haritanın yönüne konduğunun testi için önemlidir.

Mezarların veya mezarlıkların bakış açıları dine göre değiştiğinden hangi dine mensup olduğunun öğrenilmesinden sonra ilgili yöne bakarak harita doğa üzerinde yerine konulabilir.

Haritadaki şelale, pınar, akarsu, mağara, mezar gerçek anlamları ile konulmamış olabilir. Konuyu bütünlük içerisinde değerlendirin.

Haritadaki anlatılmak isteneni iyi anlarsınız haritayı yönüne koymak çocuğun suyla oynaması gibi basit, sade ve zevkli bir iştir.

Haritalar 100 puanlık bilmece sorusuna benzer. Ne kadar çok alıştırma yapılırsa hata payı o kadar az olur.

HARİTAYI KOMPLE ANLAMA

Haritayı komple anlamak için haritayı yönüne koymadan, ne aradığını anlamadan, işaretleri çözmeden haritayı komple anlayamasın.

Haritayı komple anlamanız için haritayı yönüne koyup, işaret gruplandırılmasını yapıp işaretlerin araştırılması yapılmalıdır.

Detaylara inmeden haritayı komple anlamak mümkün değildir. Her detay etraflıca incelenmesi gerekir.

Haritayı anlamada belkide en önemli kural şudur. Ne aradığınızı bilmek şarttır. Buradan hareketle haritayı anlamaya çalışabilirsiniz.

Haritayı komple anlama o kadar kolay bir iş değildir. Zaten yaptığımız işin kolay olmadığını sizde farkındasınızdır.

Her iş gibi definecilikte de zorluklar vardır. Bu zorluklar emek, para, zaman vs. bir tarafa eldeki verilerin değerlendirip anlama zorlukları çok önemlidir.

Haritayı iyi okuyamadıysanız bu konuda uzmanlaşmış arkadaşlarınızdan yardım talep edebilirsiniz veya sitemize müracaat sonucu ilgili uzman arkadaşlarımız sizlere yardımcı olabilirler.

Ne kadar harita çözerseniz o kadar tecrübe sahibi olur, haritaları kitap gibi okursunuz. Unutulmamalıdır ki harita definenin yerini gösterir veya yanıltır.

Konuya nasıl yaklaştığınız önemlidir. Aynı haritayı üç değişik define ekibine versek bunlar üç ayrı nokta kazarlar. Ancak üç değişik profesyonelce çalışan define ekibine versek hep aynı yeri kazarlar. Mantık tek olmalıdır. Olaya yaklaşma tek olmalıdır.

Haritalar konusunda kitaplar alın okuyun , kendinizi profesyonelleştirin. Araziye çıkmak defineci için en son iştir. Önce harita etüt edilmeli iyice anlaşılmalı sonra diğer konulara geçilmelidir.

Kazı yapmak definecinin en son işidir. Defineci demek iyi araştırma yapan kimse demektir. Nokta belli değilse harita o noktayı işaret etmiyorsa konuyu baştan alın tekrar inceleyin. Noktası belli olmadan rasgele kazı yapmayın. Emek, para, zaman ve başarı arzunuzu boşu boşuna risk etmeyin.

Haritanın güvenliğinden emin değilseniz hiç uğraşmayın veya sahte bir harita ise çok çabuk çözersiniz. Sahte haritalarda 4-5 tane yanıltıcı ip uçları vardır. Kısa sürede çözülür ve definenin yeri net olarak bilinir.

Uzman kişiler hariç olmak üzere haritalar hemen çözülemez.

Gerçek haritaların çözümü daha zor ve definenin yeri tam net değildir. Defineyi yine oradaki mevcut iz ve işaretlerden yola çıkarak bulacaksınız.

Haritanın komple okunması tamamen mantık ve profesyonelce çalışma sonucu olur. Haritayı etüt ettikten sonra kendiniz çizin. Haritayı çizemiyorsanız haritayı komple anlamamışsınız demektir. Size yardım şart olur.

HALİSÜLASYON VE GERÇEK DURUMLAR

Kazıda baskı altında yapılan işten verim azlığı nedeni ile görülmeyecek halisülasyonlar hissettiğiniz olgular gerçekten yaşadığını sandığınız ve definecilerin % 99nun inandığı olaylar karşınıza çıktığında çok fazla abartırsınız.

Olmayan olayları, görünmeyen nesneleri, yaşanmamış anları yaşamış gibi davranması definecilerin doğal özellikleridir.

Bu olaylar genelde gece geç saatlerde, karanlıkta, yorgun kazı çalışmalarında ve kaçak kazı esnasında görülürler. Gündüz kazıları ve yasal kazılarda bu olaylar çok ender görülür.

Muhtemel gerçekte olmayıp ta özel durumlarda karşılaşılan olaylar nelerdir onları kısaca özetleyelim. (Bu olaylar genelde kazı anında ortaya çıkarlar veya öyle hissedilir.)

Her kazıda bu olayların olacağı düşünülemez. Ender kazılarda ortaya çıkarlar. Genelde sakin, sessiz ve ıssız ortamdaki kazılarda meydana gelirler.

1. Hedef bölge kazılmaya başlandığında çok şiddetli rüzgar esmeye başlayabilir. Bu fırtına şeklinde bile görülebilir.

2. Hedef bölge kazılmaya başlandığında yağmur yağabilir. Şiddetli yağmurla sel gelebilir (Ama bu yağmurlar uzun sürmezler).

3. Topraktan çıkarılan heykel gibi doğal varlıklar canlanabilir, hareket edebilir gibi görünebilirler. Bu durum genelde heyecan, korku ve yorgunluğun birleşmesi ile halisülasyonda olabilir, gerçekte olabilir.

4. Topraktan çıkarılan heykellerin gözünden, ağzından veya kafasından kanlar akabileceği görülebilirler.

5. Topraktan çıkarılan heykel ağzından ve kafasından kanlar akabilir. Gözleri açılıp kapanabilir.

6. Kazı yapılan yerden yılan çıkabilir. Bu durum doğal sayılabilir. Ama bazıları halisülasyonda olabilir.

7. Çıkan define sandık, küp, gıcık, kazının içinden arılar, kurbağalar, yılanlar, koç görüntüleri v.s. umulmayacak şeyler çıkabilir. Bu durumda kazıya ara verip, iyice dinlenip, sakin sakin düşündükten sonra nelerin yapılacağına karar verilmelidir.

8. Mezardan inilti ve sesler gelebilir. Konuşmalar duyulabilir. Bu durum genelde mağara ve mezarlıklarda yapılan kazılarda ortaya çıkar.

9. Kazılan yerden ayak, el veya hayvan tırnak izi çıkabilir. Burada siz definecilere birşeyler anlatılmak istenebilir. Olaylar tekrar gözden geçirilip, sakin sakin düşünülüp titizlikle incelenmelidir.

10. Kazı yapılan bölgede aniden sakallı bir derviş, hoca, papaz halisülasyonları görülebilir. Böyle durumlarda kazıya son verilmesinde psikolojik açıdan ve sağlık açısından fayda vardır.

11. Kazı yapılan yerden içi kül dolu bir küp çıkabilir. Küpü mutlaka gündüz açıp incelemeli ve olayı iyi araştırmada fayda vardır.

12. İşçi boş küp, kazan, bakraç, testi sandık v.s. çıkabilir. Bunlar bir iz ve işaret olabilir. Ancak definenin kendiside olabilir.

13. Kazılan yerden ateş çıkabilir.

14. Kazılan yerden harita, iz, işaret, heykel, figürler (keçi, köpek, ok, yılan, kazan, küp, kılıç, ağaç) çıkabilir. Bunlara dikkat edilmesi gerekir. Çevre araştırılmasının iyi yapıldığında size çok fazla bölge hakkında bilgi verebilirler.

Böyle durumlarda araştırmalar tekrara gözden geçirilmeli, teker teker etüt edilmelidir. Detaylar üzerinde durulmalı ve titizlikle incelenmelidir.

Yapılan kazıdan her zaman altın, para, mücevherat çıkmayabilir. Bazen bu iz ve işaretlerde çıkabilir. Bunların iyi değerlendirilmesi ve anlaşılması gerekir.

Psikolojik yönden hazır değilseniz paniğe kapılır ve rahatlıkla hata yapabilirsiniz. Böyle durumlarda panik yapılmaması gerekir. Kazıdan herşeyin çıkabileceği bilinmelidir. Bu olayların % 90 kazı yapan insanlara zarar vermezler. Ancak zararlı olan olaylarda vardır.

İnsanlar yorgun, uykusuz, problemli, karanlıkta kazı yaparken böyle durumlarla fazla karşılaşırlar. Doğruluğu yanlışlığı, gerçekliği sahteliği defineciye ve diğer insanlara göre değişir.

Yukarıda saydığımız problemler sitemizin karşılaşılan tehlikeler bölümünde detaylı olarak incelenecektir.

Psikolojik olarak rahat değilseniz normal zamanda olan söylenen yapılan herşey size çok büyük gelir.

Kazıya çıkmadan önce bütün problemleri emanetçiye bırakarak sadece anahtarı alıp gidilmelidir. Böyle durumlarda başarı daha yüksek olacaktır. Daha sağlıklı düşünerek karar verilecektir.

Bu kadar problemin aşılmasında diğer taraftan en önemli etken yapılacak kazının izin alınarak yasal yollardan yapılmasıdır.

Kanuni yapılan kazılarda ilgili müze müdürlüğü ve mülki amirlerce görevlendirilen görevliler alacağından psikolojik etkenlerin % 90 ortadan kalkacak ve sağlıklı bir kazı yapılacaktır. Zaman sınırlaması olmayacağından sakin kararlar verilecektir.

Gecenin karanlığından dolayı olaylar çok çok az olacaktır. Bu tür olaylar halisülasyon veya gerçek olabilir, ama gerçek olma olasılığı yüksektir.

DEFİNEDE İŞARETLER

İŞARETLER:

Doğada mevcut tabiat varlıkları, taşlar, mağaralar, duvar resimleri, kayalara çizilen resim, figür ve şekiller, kaleler, manastır, kiliseler, mezarlıklar vs. üzenine işlenen resim, şekil, figür ve işaretler kültürden kültüre, inanç özelliklerine, zaman takvimindeki dönemlere ve insanların yaşadıkları coğrafi bölgelere göre değişmektedir. şekiller tek başlarına anlam vermezler. şekil, resim, figür ve işaretler birbirlerini tamamlarlar. incelenirken mutlaka birkaç tane resim ,figür, iz ve işaret olmalıdır.

TAŞ ÇIKARILMIŞ MAĞARA : Mağaranın içine girildiğinde karanlıksa aydınlatılmalı ve tavan veya duvarlardan özenle kesilmiş taş var mı incelenmelidir. Kesme yolu ile taş çıkarılmışsa mağarada bir şeylerin olabileceğine işaret eder. Ancak bunun tuzak veya aldatmaca olduğunu iyi öğrenmek incelemek gerekir. Taş çıkarılmış mağaranın dolu olma olasılığı çok yüksektir. Ancak tehlike oranının da çok yüksek olduğu unutulmamalıdır. Acemice davranarak iz, işaret ve sembolleri yok edilmemelidir.

GAZLI MAĞARA : Yer altında ulaşılması güç olan mağaralara girildiğinde ilk dikkat edilmesi gereken mağaranın zehirli gazla dolu olup olmadığıdır. Mağara tavanında yarasa yuvaları varsa veya mağarada canlı hayvan yaşadığına dair izler varsa mağarada gaz olayı yoktur. Genelde zehirlenmeler çok yavaş gerçekleşir. Canlı hayvan yaşamamışsa mutlaka gaz maskesi ile girilmelidir. Genelde defineciler bu gazla yavaş yavaş zehirlendiği için hiçbir şey anlamadan ölürler. Gaz olasılığı yüksek mağaraları havalandırarak ve gaz maskesi ile girilmelidir.

KAPALI MAĞARA : Taş veya üzerine çizilmiş büyük yarım O harfi şeklinde veya biraz daha oval çizgi çok yakın bölgede bir mağara olduğunu işaret eder. Ancak bu mağaranın figürlerin çizildiği dönemde hiçbir giriş ve çıkışın olmadığını ifade eder. Bu tür mağaralara ilk giriş mutlaka tuzaklıdır, gazlıdır ve çok tehlikelidir.

AKREP : Akrep resimleri veya figürleri çok çeşitli anlamlarda kullanıldığı görülmüştür. Zor ve zahmetli işlerde görülen akrep resmi burada çok büyük bir tehlikenin varlığına işaret eder. Özellik değirmen,havuz,mağara,kuyu,yer altı mahzenlerinde çok sık karşılaşılır. Bütün olaylar iz, işaret ve semboller bir bütün halinde incelenmeli tuzak mutlaka bertaraf edildikten sonra aramalar yapılmalıdır.

BALIK : Akarsu, göl,göletlerdeki kayalara çizilmiş çok çeşitli balık resmi ve figürleri yakın bölgede bir hazinenin olduğunu ifade eder. Balık genel olarak hazine olarak nitelendirilir. Balık ile ifade edilen hazinenin yerini bulmak hem kolay hem de çok zordur. Balığın büyüklüğü-küçüklüğü,eğimi,yönü,pozisyonu,tek-çift olup olmadığı,yanında başka sembollerin olup olmadığı gibi konular uzmanlık isteyen işlerdir.

KÜP / KÜRZE : Su içinde veya civarında hazinenin varlığını işaret eder. Burada dikkat edilmesi gereken bu işaretlerin göl,ırmak veya gölet kenarındaki figürün anlamıdır. Susuz alandakilerle karıştırılmamalıdır.

IBRIK : Su veya gölet kenarlarındaki taşlara çizilmiş İbrik figürü su kenarında ve genelde çizilen taş çevresinde para olduğunu ifade eder. Ama bu para büyük değildir.

HALKA : Duvarlarda veya herhangi bir taş üstüne çizilen halka işaretleri veya halkanın kendisi burada birden fazla ve çok büyük tuzakların olduğunu anlatır. Halka figürleri tekte çizilmiş olabilir bir kaç figürün arasında da olabilir. Tuzakların biri aşılırken veya bertaraf edilirken diğer tuzakların çalışabileceğini unutmamak gerekir. Halkanın anlam ve çeşitlerini o yerin önemi ile eşleştirebilirsiniz.

AYAK İZİ : Mağara taban, tavan veya duvarındaki oyulmuş veya çizilmiş ayak izinin herhangi bir yere basıldığında mekanik olarak çalışan bir tuzağın olduğunu ve çalıştıktan sonra durdurulamayacağını simgeler. Basılan yer tuzakları bir tane olabileceği gibi bir kaç tane değişik tuzakta olabilir.

DEVE : Deve resim veya figürleri çok çeşitlidir. Yürüyen, duran, ayağı havada, kafası havada, hörgüçlü, hörgüçsüz, tek hörgüçlü, çift hörgüçlü vs.dir. Deve belli bir hazine veya değerli eşyaları simgeler. Çok iyi incelenmeli diğer figürlerle bir çözümlenmelidir. Develer para anlamı taşıdığı gibi deve ile taşınabilecek eşyaları da simgeler.

ÇIPLAK KADIN : Resim ve figürler arasında veya tek başına çıplak kadın resmi ve bir yılanın kadının belinden başlayıp omuz başına çıkması veya hareket edip omuz başında başının olması bu bölgede çok önemli bir kral veya kraliçe mezarları olduğunu simgeler. Bu figürler diğer figürlerle tamamlanıp mezarın yönünü veya yerini işaret eder.

DÜZ YILAN : Yılan kıvrımları ve çeşitleri çok önemlidir. Zehirli yılanlar tehlike anlamlarını da içermektedir. Ancak yılanın her kıvrımları belli bir ölçü olarak kabul edilerek yılanın baktığı tarafta bir hazine veya değerli bir şeyin olduğunu ifade eder.

Hac horoz insan figürleri kabartma yılan koç topal ayı kurt tavuk civciv

KİM GÖMDÜ

Gömüyü kimin gömdüğü konusunun bilinmesinde fayda vardır. Bu konuda herkes bir şeyler söyler yazarlar. Bunların iyi bilinmesi varlığın bulunması ve alınması zorluklarının bilinmesinde vardır. Definenin gömüldüğü uygarlık ve kültürlere, zaman süreçlerine gömülme mevsimlerine ve hatta gece veya gündüz gömülmesine göre farklılık vardır.

Her gömü aynı olmadığı gibi tuzak ve aldatmacalar, iz ve işaretleri de farklı olabilir. Kazıya başlamadan önce bu konunun iyi etüt edilmesinde fayda vardır. Gömü veya define hangi çağda yıllarda gömüldü ise o çağın kültürel yapısını incelemek, gömen şahıslar bazında kim gömdü ise ona göre fikir yürütmede fayda vardır.

1. Savaşçılar: Fethe gidenler yol üstünde mevcut yerleşim yerlerinden topladıkları ganimetlerin hepsini götüremeyeceğinden belli noktalara sonradan gelip almak şartıyla kimsenin bulamayacağı belli noktalara gömmüşler ancak birçoğu geri gelinip alınmamıştır.

Gömen savaşçıların kültürel yapısı çok önemlidir. Örneğin Araplar ile Avrupalı savaşçıların gömüleri iz ve işaretleri ile tuzak ve aldatmacaları farklıdır. Buralarda özellikle tuzaklara çok dikkat edilmesi gerekir. Bir savaşçı gibi düşünmelisiniz ona göre hareket etmelisiniz.

2. Korsanlar: Kara veya denizde mevcut çete ve korsanları bölgelerinden topladıkları ganimetleri kendilerinin kolay sizin zor bulacağınız bir şekilde gömdüklerini biliniz.

* Korsanlarda savaşçılar gibi hazinenin kolay alınmaması için çok fazla tuzakla hazineyi beslerler. Bu uzakları anlamak gerçekten zordur. Anlık hayallere kapılmayıp tuzakları uzman kişilerce aşılmasında fayda vardır. Boşuna riske girilmemelidir.

* Burada önemli olan siz kendinizi onun yerine koyarak Ne Yapar sorusunu kendinize sorunuz. Nereye gömer ve nasıl iz ve işaretlerle nasıl tuzak ve aldatmacalar hazırlar. Sorusu önemlidir. İyi bir makine, iyi bir uzman etüdü ile kanunu arkanıza alarak problemleri teker teker aşınız. Riske girmeye hiç ama hiç gerek yoktur.

* Korsanların yıllar sonra bu hazineyi alacağı değerlendirerek belli iz ve işaret koymaları şarttır. Bu iz ve işaretleri iyi tahlil etmek gereklidir.

* Korsanların iz ve işaretleri savaşçılarınkinden farklılıklar gösterir. Korsanlar genelde su, güneş ve denizden kara görüntülerini kullanırlar. Bu konu işaretler bölümünde detaylıca incelenecektir.

3. Dönemin Yöneticileri : İşgallere karşı hazinelerini korumak veya çocuklarının yeniden iktidar veya krallık kurmaları için gerekli finansman çok gizli bir yere konularak gelecek için yatırım yapmışlardır. Bu hazinenin çok planlı ve iyi bir yere saklamalıydılar ki uzun yıllar boyunca kimse ulaşamasın.

* Burada önemli olan yine "Ben olsam nereye koyardım" sorunsudur. Bu kişiler akıllı, kurnaz ve planlı çalışan insanlar olduğu unutulmamalıdır. Etüdü iyi yapıp gözden hiçbir şey kaçırılmaması gerekir. Belki siz çözemezsiniz ancak çözülmeyecek define etüdü olmadığı unutulmamalıdır.

* Yönetim kargaşaları ve iktidar mücadeleleri sonucundaki çekişmelerden kendini garanti altına almak, ailesi ve kendisi için iyi bir yerde kendi ve ancak birkaç kişinin bildiği bir miktar hazineyi sigorta olarak koymak.

* Burada unutulmayacak bir şey vardır. O da çaresiz kalmaktır. Çaresiz insanların gömü yaparken gözönüne alabilecekleri tehlikeleri anlatmaya gerek yoktur. Çünkü kedinin kuyruğuna basarsınız tırmalar atasözünü anımsayınız. O anda o kadar çaresiz olabileceklerini unutmayınız.

4. Şahsi Gömüler : Buradaki gömüleri istediğiniz kadar sınıflandırabilirsiniz. Önemli olan hazineyi düşünmenizdir. Şahsi gömüleri bulmak çok kolay diğerlerine göre daha risksiz ancak değer bakımından diğerlerinden daha fakirdir.

Bir insanın serveti ile bir savaşçı, korsan, kral, bey, ağa vs. serveti karşılaştırılamaz. Şahsi servetlerin bir bölümünü ele alıp inceleyelim.

a. Din adamları: Papaz ve haham ağırlıklı olmak üzere elde mevcut hazinenin diğer dinlerdeki insanların eline geçmemek için tekrar alınmak üzere akıllı ve planlı bir şekilde gömmeleridir. Bu durum genelde savaş, istila, korsan-çete baskını, önceden tahmin veya duyum, iç çekişmelerden kaynaklanır.

Bu insanların dönemin akıllı, kurnaz ve alim sayılan insanlar olduğu unutulmamalıdır. Bu durum hazinenin alınma şartlarını ağırlaştırır.

Böyle kişilerin hazinelerini ele geçirmek için ilgili dinde mevcut işaret ve kültürel değerleri iyi tahlil etmek gerekir. Anlatılmak isteneni iyi anlamak gereklidir. Aksi takdirde çalışmalar boşa gidecektir.

b. Göç: Kendi istekleri veya zoraki göçe tabi tutulan köy veya kasabalılar bütün mallarını yanında götüremeyecekleri için oturup titizlik içerisinde hazineleri toplu olarak gömmüşlerdir. Buradaki amaç tekrar geri döndüklerinde bu hazineyi alıp tekrar eski yaşantılarına dönebilmeleridir. Bunların büyük bir bölümü tekrar geri dönmemişlerdir.

* Bütün halkın hazinesi tek bir yerde toplanıp gömülmesi düşünülemez. Parça parça ama önemli büyüklükte olmalarıdır. Bu gibi definelerde gömünün hediyesi sizi yanıltmasın. Etüdünüzü iyi yapmalısınız.

* Burada dikkat edilmesi gereken siz olsaydınız hazineyi tek bir yere mi gömerdiniz. Bence hayır 3-4 parça şeklinde gömerdim. Bunların bulunma olasılığı daha düşüktür. Biri bulunursa diğerleri bulunamaz. Şeklinde düşünürdüm. Ama mutlaka hediyesi yanıltıcı çalışmalar ve tuzaklarla gömüyü beslerdim. Paramı kolay kolay kimseye yar etmezdim.

c. Yaşlı insanlar: Bir hayat boyu çalışıp uğraştıktan sonra yaşlanan insanlar eğer çocukları yoksa eldeki değerli eşyalarını kimse bulamasın diye saklamalarıdır. Bu hazineler genelde küçük ölçekli olup şahsi eşya ve paralarından ibarettir.

Genelde ev, işyeri, bahçe, tarla, ahır veya kuyularına gömerler. Tuzak ve aldatmacası azdır. Genellikle tarihi ve kültürel değer açısından önemlidir.

d. Ölülere saygı: Eski dönemlerde kültür değerleri içerisinde ölü ile birlikte değerli eşyalarını da beraberinde gömmek vardır. Buradakiler şahsın şahsi eşyaları ve paralarıdır. Önemli bir şahsiyet değilse genelde ufak tefek şeyler gömerlerdi. Buralarda kayda değer eşyalar genelde olmaz.

* Mezarlar önemli yerlerdir. Hazine var diye mezarla kazılmamalıdır. Çünkü hangi mezarda hazine olduğu belli olup, orada da ölü yoktur.

* Burada yapılacak kazılarda kesinlikle izin alınmalı ve kanuni yapılmalıdır. Doğada mevcut güzellikler bozulmamalıdır.

* Mezar kazıları iyi etüt edilmedi ise kesinlikle yapılmamalıdır. Etüt edilemiyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

* Hazine veya defineyi kim gömerse gömsün iyi etüt edilerek risksiz çıkarılacağı bilinmelidir. Önce araştırma (yapılamaz ise uzmana başvurulmalı), sonra makine (maden analizinden arazi özelliklerine, doğal veya yapay durumuna), sonra kanuni izinle hazine rahatlıkla çıkarılıp zengin olmamak mümkün değildir. Ama önemli olan akıllı hareket etmektir. Profesyonelce davranmaktır.

Ölçü mesafelerinin yorumlanması bütün dünyada hazine arayıcıları arasında probleme neden olmuştur. Mesela : vara (33 83 cm), braza (5 feet 7 inç 170 cm), estado

(5 feet 7 inç - 170 cm), paces (adım), league (3,27-3,18 deniz mili / 2,18-2,12 kara mili) v.b.....

Onlar günümüzde kullandığımız basit terimlere benzer. Yıllar önce bu bu ölçüler sürekli aynı değildi. Aşağıdaki bilgiler bu tarihi değişimleri gösteriyor.

Vara önceleri 30 ile 35.9 arasında değişiyordu, Bu karışıklık aranan bir şeyin bulunmasını zorlaştırıyordu. İspanyollarda İspanyol askerlerin kullandığı ölçüye göre vara yaklaşık 33 tir. Bu ölçü sonraki dönemlerde sürekli 33 olarak kabul edilmiştir.

Her işaret bir sonraki işarete kadar hesaplanmış bir mesafeyi gösterir. Her işaret 1, 10, 50 veya 100 gibi hazineye olan mesafeye bağlı olarak boşluklardan oluşur.

"Estado" önemli maddeleri saklamak için en az derinlik ölçüsüydü. İspanyollar, İsaya inananlar veya katolikler için bu ölçü geçerli idi. Bu 5 feet 7 inç (170 cm) e göre ayarlanmıştı. Bu işaret vara işaretine benziyordu. Fakat mesafenin aksine derinliği gösteriyordu. "1" veya "un estado" gibi...

"Braza" da aynı 5 feet 7 inç olarak ayarlanmıştır. Çoğunlukla korsanlar veya denizciler tarafından mesafe ölçüsü olarak kullanılırdı. Onlar hazinelerini sakladıkları zaman haritalarını yaparlardı. Harita üzerinde adım (paces) ve vara ölçüsünü kullanırlardı.

İki çeşit "league" vardır. Kara ve deniz. Kara ölçüsü olarak 2.12 ile 2.18 mil arasında değişir. Deniz ölçüsü olarakta 3.18 ile 3.27 arasında değişir. Mesafeler ile ilgili tereddüte düştüğünüzde değişen bu aralıklar arasında arayın.

ÖLCÜM ADI AZINLIKLAR YUNANCA BİZE GÖRE

1 merhale - - 45.480 metre

1 Fersah - - 5685 metre

1 Eski Mil - - 1.895 Metre

1 Berit - - 227 Metre

1 Arşın 78 Santim 49 Santim 70 Santim

1 Kulaç 1 Metre 108 Santim 130 Santim

1 Adım - - 78 Santim

1 Endaze - - 65 Santim

1 Urup - - 8.5 Santim

1 Hat - - 0.25 Santim

Define yalnız aranmaz ve yalnız araştırma yapılamadığı gibi, hiç mi hiç kaçak kazı yapılmaz. Araştırma ve gözlem için bir ekibe ihtiyaç duyulur. Ekip: tarih, elektronik ve arkeolojik bilgisi olanlardan kurulmalıdır.

Ekip içinde yer alan şahıslardan olması gereken unsurlar.

Tamahkar olmamalı

İspiyoncu olmamalı

Bilgiyi paylaşmasını bilmeli

İnançlı olmalı

Uzlaşmacı olmalı,

Güvenilir ve emin insan olmalı

Yalan söylememeli

Gözü tok eli açık olmalı

Bu unsurları taşıyan insanların bir araya gelmeleri halinde zor olan şeylerin üstesinden erken gelinecektir. Sakın tanımadığınız hakkında yeterli araştırma yapmadığınız insanlarla yol çıkmayın para tatlıdır canınızdan olabilirsiniz.

Defineciliğe ilgi duyan bir insanın tarihe ilgi duymaması düşünülemez. Tarihe ilgi duymayan bir define meraklısı çok yıkıcı sonuçlar doğurur. Çünkü tarih bilimi her şeyden önce çok önemli bir öğreti sanatıdır. İnsanlara bir kültür ve bilimsel yaklaşım biçimi aşılar. Aksi şekilde kendini motive etmiş ve çevresindekileri yönlendiren arkadaşların öncellikle tarihsel bilgiye yönelmelerini tavsiye ediyoruz. Tarih konusunda kendisini geliştirme çabasında olan bir kişi arkeolojik yöntemlerde dahil olmak üzere metodoloji dahil bir çok konuda fikir sahibi olacak sahaya çıkmadan önce yapacağı tarihsel incelemeyi uygun bir düzende tertipleyebilecektir.

Konunun özüne gelirsek. Define ile ilgili araştırma yapacak kişi iyi bir tarih bilgisine sahip olmalıdır. Bu konuyla ilgili kitaplar okumalı mümkünse bir olayı birkaç değişik kitaptan, farklı tarihçilerin gözünden irdelemelidir. Define aranacak bölge tespit edildiğinde. O bölgenin geçmiş uygarlıklarının tümü gözden geçirilmelidir. Günümüzde İnternet yardımı ile hangi ilin hangi ilçesinin olduğu topraklarda hangi uygarlıkların hüküm sürdüğü ve bu uygarlıklar ile ilgili önemli bilgiler hemen bulunabilmektedir.

Sonuç olarak define aranacak bölgenin Tarihsel incelemesi köy alanlarına kadar inilerek detaylandırılmalı o bölgedeki bütün tarihsel geçmiş bilinmelidir. Tarihsel geçmişin bilinmesinin ardından yaşayan toplulukların mimarisi ve ölü gömme şekilleri ile diğer ilgilendikleri alanlar incelenmiş olmalıdır.

Bu çalışmanın amacı her toplumun her kavmin mimarisinin ve yaşam kültürlerinin farklı olmasına dayanır. Gidilen her bölgede her şehirde her köyde aynı şekillerde aynı mimaride gözlemlerle karşılaşılacağı diye bir kesinlik yoktur. Dolayısıyla ön çalışmaların ilk bölümü Tarihsel İncelemeyi içerir. Tarihsel inceleme olmadan yapılan çalışmalar. Tamamen tahminlere, tecrübelere ve hurafelere dayalı olarak yapılır ki bunu tavsiye etmemekle birlikte. Tecrübelerden faydalanılmaması gerektiğini söylemiyoruz. Tecrübelerin bilimle desteklenmesi konusuna vurgu yapıyoruz. Sayın site ziyaretçilerimizin bu konuya önem vermeleri gerekiyor.

COĞRAFİK İNCELEME

Define aranacak bölgenin Tarihsel İncelemesi yapıldıktan ve iyi bir ekip çalışmasının ardından. Bölge gidilecek en uygun yol tespit edilir. Unutmayalım ki zaman en önemli mali kaybı teşkil eder. Bunun için gideceğimiz zamanı ve yolu çok iyi tespit etmemiz gerekiyor. Bazı defineci arkadaşlarımızın bunda ne var ? dediğini duyar gibi oluyorum. Ancak bu konuyu küçümsemeyelim. Bir çok ekip yolu bulamadığı, tercih ettiği yollar kapalı olduğu veya yollarda çalışma olduğu için ilgili bölgelere ulaşamıyor. Sonuçta zaman ve para kaybı kaçınılmaz oluyor. Aynı zamanda bölgeye gidememenin verdiği hayal kırıklığı da cabası.

Öncelikle devlet kara yollarının internet sitesinden gideceğimiz yerin yol durumlarını ve açık kapalı konumunu kontrol ediyoruz. Ardından devlet meteoroloji işlerinin sitesinden gideceğimiz günün hava durum raporunu alıp amacımıza uygun olup olmadığını kontrol ediyoruz. Yüzlerce ekip gibi kar, yağmur ve başka hava şartlarına kurban gitmiyoruz !

Bununla yetinen arkadaşlarımız olabilir. Ancak ben daha detaya inmek istiyorum daha bilimsel çalışma yapmak benim amacım diyen arkadaşlarımız için birkaç tavsiyem daha var. Özellikle detektör kullanacak arkadaşlar kandilli rasathanesinin internet sitesinden yakın dönemde dünyanın kuzey yarım küresindeki manyetik alanı etkileyen güneş patlamalarının durumlarını kontrol edebilirler. Böylece detektörde ki kullanımın sağlıklı olmasına fayda sağlanmış olur. Ayrıca enerji ve tabii kaynaklar bakanlığının sitesinden gidilecek yer ile ilgili maden ve mineral oran durum listesini çalışma dosyalarına ekleyebilirler. Ayrıca ben gideceğim yerin haritasını isterim diyen arkadaşlarımız o yerin belediye ve valiliklerinin internet sitelerinden bu haritaları edinebilirler. Ayrıca sitemizin tasarım grubunun yaptığı CD çalışmalarında da Osmanlı imparatorluğunun il haritalarını bulabilirsiniz.

Bizce coğrafya üzerindeki çalışmalar bu kadarla yeterli olabilir. Ancak konuya daha profesyonel yaklaşacak arkadaşlarımız. O bölgenin geçirmiş olduğu depremleri, Su baskını, Sel, Toprak kayması gibi afetleri inceleyerek, çalışma yapacakları bölgede böyle bir durum var ise çalışmalarını buna göre yönlendirmelidirler. Kulaktan duyma bilgilerden ziyade bu çalışmaları yapmak çok önemlidir. Bazı bölgelere ilişkin bilgi edinemeyen ziyaretçilerimiz sitemize başvurarak yardım isteyebilirler. Gerek Forum bölümü gerekse Chat bölümü ayrıca maillerimiz sizlere yardım için hazırlanmıştır.

Coğrafi çalışmamızı yaptık dosyamızı oluşturduk. Artık Sahanın keşfine geçebiliriz.

DEFİNE NEDİR

Define, toprak altına saklanmış madeni para, külçe altın, gümüş ve kıymetli eşya olarak nitelendirilebilir.

Çeşitli hukuklar, tarihi gelişim içinde yeraltı madenleri ve define hakkında hükümler koymuştur. Feodal dönemlerde Avrupa ülkelerinde, memleketin tek sahibi krallardı. Dolayısıyla defineler de onların olurdu. Bugün de çeşitli Avrupa ülkelerinde define bulan, yetkili kuruma haber vermek zorundadır. El koyma amacı olmadığı sürece saklanması ağır bir suç sayılmaz. Fakat gerçekte defineyi bulanın bunu yanında bırakmasına genellikle izin verilir.

Yasalarımızdaki define tarifi :

"Bulunmalarından çok zaman evvel gömülmüş veya saklanmış olduğu ve artık sahibi bulunmadığı muhakkak görülen kıymetli şeyler define addolunur. Define, içine gömüldüğü veya saklandığı gayrimenkul veya menkulün sahibinin mülkü olur. İlmi bir kıymeti haiz eşyaya ait hükümler mahfuzdur. "

Defineyi keşfeden kıymetinin yarısını, tecavüz etmemek üzere hakkaniyete muvafık bir ikramiye talep edebilir.

İslam hukukunda defineler üç kısımdır:

İslami bir işaret taşıyan defineler. Bunlar; bulunan ve sahibi belli olmayan mal hükmündedir. Sahibi çıkmayacağı anlaşılırsa devlet hazinesine; devlet hazinesi yoksa zengin ise fakir olan annesine, babasına verebilir. Fakir ise kendisi kullanabilir.

İslamiyet'ten önceki devre ait bir işaret taşıyan defineler. Ganimet gibi beşte biri devlet hazinesine, kalanı arazi sahibine; arazi sahipli değilse, bulana ait olur. İmam-ı Ebu Yusuf'a göre ise kalanı bulanın olur.

Herhangi bir işaret taşımayan defineler. Bazı alimler, bunun 1. kısmın hükmüne, bazıları ise, 2. kısmın hükmüne girdiğini bildirmiştir.

Koç Burcu Jason ve Medea :

Orkhomenos kralı Athamasın oğlu Phrixus yanında kız kardeşi Helle olduğu halde gezerken , yanı başında altın bir koçla yürümekte olan üvey anneleri Nephele ile karşılaşırlar. Altın koç iki kardeşin merakını çeker ve Nephele onlara bu koçun hikayesini anlatır. Denizler tanrısı, büyük Zeus'un kardeşi Posedion, göz koyduğu Bisaltes'in güzel kızı Theophane'yi güzel bir koyuna ve ona kur yapıp elde edebilmek için de kendisini bir koça dönüştürür. Nephele'nin yanında dolaştırdığı altın koç, bu birleşmenin yani, Posedion ve Theophane'nin çocuklarıdır. Colchis Krallığını kurtarmak için Savaş Tanrısı Ares'e bir kurban verilmesi gerektiğinden, Nephele de bu koçu üvey çocuklarına verir ve onu Ares'e kurban etmelerini ister ve onları Karadeniz'e gönderir. Şimdiki Çanakkale Boğazından geçerlerken Helle denize düşer ve boğularak ölür. Kimi anlatımlarda iki kardeşin üvey annelerinden kaçtıkları rivayet edilmektedir. Aslında Helle boğulurken denizler Tanrısı Posedion onu kurtarır ve ondan üç çocuğu olur. Bu olaydan kurtulan Phrixus, altın koçu yerine ulaştırır ve kurban edilen koçun altın postu Colchis'te Savaş Tanrısı Ares tapınağının kapısına asılır. Bu tapınak hiç uyumayan bir canavar tarafından korunmaktadır. Uzun yıllar sonra ; Colchis kralı olmak isteyen Jason ya da diğer adıyla İason, Argonautlar'ın da yardımıyla ve büyük mücadeleler vererek Altın Posta sahip olur. Jason Altın Postu aldığı gibi Colchis kralının kızı güzel Medea'yı da kaçırır. Daha sonra büyücü kadın olarak da anılacak olan Medea, kendisini kaçıran Jason'u kurtarmak için erkek kardeşini denize atarak aşık olduğu adama yardım etmiştir. Jason Arganaut'a döndükten sonra krallığını ilan eder ve mutlu sona ulaşılır. Jason'un bu kahramanlıkları, cesareti,gücü ve başarıları Altın Post ve koç hikayelerinden sonra KOÇ burcu insanıyla özdeşleşmiştir.

Boğa Burcu Zeus ve Europa :

Sadakatsiz ve güvenilmez bir kadın olarak mitolojinin sayfalarında yer bulan Şehvet Tanrıçası Ishtar, kendisiyle hiç ilgilenmeyen Babilli kahraman Gılgamış'a aşık olur. Haris bir kadın olan Ishtar, bir erkeğin kendisini reddetmesini kabullenemeyerek aynı zamanda babası olan Tanrılar Tanrısı Anu'ya giderek Gılgamış'ı öldürmesi için dev bir boğa yaratmasını ister. Bu boğanın şehveti ve hırsı temsil ettiği düşünülmüştür, Her yıl yeni bir ay girdiğinde ve boğa burcunda doğmaya başladığı gün bitiminde Babilliler, şans getirdiğine inandıkları altın boynuzlu bir boğayı kurban ederlerdi. Bu efsanelerden çok , çapkınlıklarıyla ünlü Zeus'un hikayeleri dilden dile dolaşır. Bunlardan biride Zeus'un Fenike kralı Agenor'un güzel kızı Europa'yı gösterişli bir boğa kılığına girerek kaçırır. Efsanede boğa kılığına giren Zeus, Europa'nın çiftliğinde otlarken, onu beğenerek yanına giden ve başını severek çiçekler takan Europa'yı sırtına aldığı gibi Akdeniz'in karşı yakasındaki Girit adasına kaçırır. Europa'nın Zeus'tan Minos, Radamanthys ve Sarpedonthis adlarında üç çocuğu olur. Bu arada Europa'dan bıkan Zeus kaçar ve Europa da çocuklarını evlat edinen Girit Kralı Asterion'la evlenir. Bu hikaye bize Boğa Burcunun en temel özelliği olan sahiplenicilik, güzel ve alımlı bir görünüşe tutkunluk temalarını anlatmaktadır.

İkizler Burcu Castor ve Pollux :

Mitolojide Tanrı Zeus'un oğulları Castor ve Pollux, aynı zamanda Dioscuri Yıldız Kümesinden iki yıldızın da adıdır. Mitolojik dilde "Zeusun oğulları" anlamına gelen bu ismi Babilliler takmışlardı. Çapkınlar çapkını Zeus, Isparta Kralı Tyndaros'un karısı Leda ile birlikte olabilmek için Kuğu kılığına girer ve onların birleşmesinden iki yumurtaları olur. Bir yumurtadan Pollux ve Hellen, diğer yumurtadan da Castor ve Clytemnestra doğarlar. Rivayete göre Pollux ve Hellen Zeus'un ölümsüz çocukları, Castor ve Clytemnestra ise Tyndaros'un ölümlü olan çocuklarıdır. Eski zamanlarda bu olaydan dolayı ikiz olan çocukların birisinin daima tanrısallık taşıdığına inanılır. Yıldızlara ismi verilen bu iki kardeş, Sparta'da birlikte büyür ve çok da iyi anlaşırlar. İki delikanlı Altın Post'u bulmaya giden Jason'un yanında da yer alırlar. İki genç, iki kız kardeşe aşık olurlar. Ancak kızlar nişanlıdırlar ve onları kaçırırken çıkan kavgada Castor ölür. Kardeşini çok seven ve onun ölümüne katlanamyan Pollux, babası Zeus'tan onu tekrar diriltmesini ister. İki kardeşin birbirlerine olan sevgisi Zeus'u duygulandırır ve Pollux'un sahip olduğu ölümsüzlüğünü kardeşi Castor'la paylaşmasına izin verir, ama bir şartla ; bundan böyle iki kardeş zamanlarının yarısını Tanrılar Dağı Olimpos'ta, diğer yarısını da yeraltında ölüler dünyasında geçireceklerdir ! Başlarının üstünde ışık saçan iki ata biner bir vaziyette resmedilen Castor ve Pollux,böylelikle de İkizler Burcunun sembolü olmuşlardır. İkizler burcu insanının iki kişilikli diye adlandırılması,bu, iki kardeşin karakter yapılarıyla bağdaştırılmıştır.

Yengeç Burcu ve Diana :

Yengeç Burcunun karakteri, mitolojide Av Tanrıçası olarak adlandırılan Diana ile özdeşleştirilmiştir.Yetenekli bir avcı olan Diana,yakaladığı hayvanları insanlara sunmuş, darda kalanlara yardım elini uzatmış, bunun yanı sıra; duyguları ve sinir sisteminin de o yönetmiş. Bu özellikler Yengeç burcu insanının da özellikleridir aynı zamanda. Kahramanlar kahramanı Herakles (Herkül) mitolojide en çok tanınan,en sevilen karakterlerden biridir. O, doğaya kafa tutan insan gücünün simgesidir. Herakles gerçekte insanlaştırıla, tanrılara karşı tanrılaştırılan bir insandır. Gittikçe masallaşmış ve Yunan kahramanlığının simgesi sayılmıştır. O da ; Tanrılar tanrısı Zeus'un oğullarından biridir. Zeus babası Amphitryon'un kılığına girerek annesi Alkmene'yle birleşmiş ve bu birleşmeden Herakles yani Herkül doğmuştur. Kral Eurystheus tarafında kendisine on iki görev verilir.Mitolojik bir canavar olan Hidrayı öldürmesi bu on iki görevin ikincisidir. O canavarla savaşırken, ezeli düşmanı Tanrıça Hera, Herkül'ün ayaklarına büyük bir yengeç göndererek, dengesini yitirmesi için elinden geleni yapar. Hera yengeçlere hükmetmeyi, onları kullanmayı çok iyi başarsa da Herkülü yenmeyi başaramaz. Herkül Hidrayı öldürür. Tam o sırada gökte yükselmekte olan büyük takım yıldıza Yengeç adını verir.

Aslan Burcu ve Herkül :

Tanrılar tanrısı Zeus'un hem kız kardeşi hem de saygıdeğer karısı (baş kadını) olan Tanrıça Hera, Zeus'tan intikam almak için, Argolis Ovası Nemea'ya yenilmez bir aslan gönderir. Ekhidna'nın Orthos köpeğiyle birleşerek meydana getirdiği bu canavar aslan çevreyi kasıp kavurmuş. İni Arima Dağında olan Ekhidna'nın yarattığı bu canavar aslanın karşısına yine Herkül çıkmış. Canavar aslanla amansız bir mücadele veren Herkül, bu savaştan galip çıkmasını bilen taraf olmuş. Herkül'ün bu zaferini kutlamak için bu bölgede iki yılda bir Nemea Zeus'u onuruna Nema oyunları düzenlenirmiş. Bu oyunların, bir yılan sokmasından ölen Nemea kralının oğlu Opheltes'in anısı için Herkül tarafından düzenlendiğine inanılır. Bu ve bunun gibi birçok kahramanlıkları olan Herkül'ün o müthiş tanrısal gücünün,Ekhinda'nın yarattığı bu aslanın gücü ile birleşerek Aslan Burcunun güçsel yapısıyla özdeşleştiği ortadadır.

Başak Burcu ve Astrae :

Başak Burcunun sembolü tanrılar Tanrısı Zeus'un Themis'ten olan kızı Astrae'dır. İnsanların erdem ve mutluluk çağı olarak adlandırdıkları Altın Çağda, insanların arasında yaşadığı söylenir. Adaletli, saf ve temiz, güzeller güzeli Astrae, Altın Çağ sona erip de dünyada ahlaksızlar ve ahlaksızlıklar belirmeye başlayınca buna dayanamayarak geldiği yer olan gökyüzüne çekilmiş ve Başak Burcu olmuş. Başak Burcunun eskilerde olduğu gibi bakire bir kadınla simgelenmesi,günümüzde de saf, temiz,erdemli ve güzel bir kadın figürüyle resmedilir.

Terazi Burcu Anibus ve Athena :

Yunan çoktanrıcılığının en ünlü ve önemli tanrılarından biri olan Athena, ilgilendiği adalet ve yargı sebebiyle Terazi burcunun da yöneticisi kabul edilir. Athena için mitler "Zeus'un kafasından çıkan kızı" derler. Buna neden olarak da ; Athena'nın Zeus'un kafasından tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış olmasıdır. Savaşçı bir ruha sahip olan Athena için, Atina kentinin koruyucusu ve ruhu da denir. Mitolojide Kadim Mısır'ın Ölüler Kitabı'nda ölü ruhların kalpleri bir terazi yardımıyla tartılıyor ve onun içindeki iyilik ve kötülüklerin miktarları ortaya çıkıyordu. İyilik tarafı ağır basan ruhlar hemen orada ödüllendiriliyor, kötülük tarafı ağır basanlar ise cezalandırılıyorlardı. Kadim Mısır inancında bu işlemi Çakal Başlı Tanrı diye adlandırılan Ölüler Tanrısı Anibus yapıyordu. Bu efsanelere dayanarak bu burca Terazi denmektedir.

Akrep Burcu Orion ve Artemis :

Denizler Tanrısı Poseidon'un oğlu, dev Orion,iyi bir avcı ve aynı zamanda çok yakışıklıydı. Titan'lardan Theiay'la Hyperion'un kızı Gün Doğuşu ya da diğer adıyla Şafak Tanrıçası Eos, yakışıklı erkeklere meraklı bir tanrıçaydı. Orion'u gören Eos, onu beraber olmaya çağırır. Bu davete hem çok sevinen hem de çok böbürlenen Orion, sağda solda bunu anlatıp, kendini övmeye başlayınca Tanrı Apollon kızar ve Toprak Tanrısı diye mitlerde geçen ama aslında bir tanrı değil, kozmik bir güç olan Gaia'ya Orion'u dev bir akrep göndererek öldürmesini ister.
Kimi kaynaklarda ise Orion Aitolia Kralı Oinopion'un kızı Merope'yi baştan çıkarmaya kalktığı için kör edilmiş, daha sonra da bir takım yıldız haline getirilmiş, kendisiyle birleşmek isteyen ve başaramayan Artemis'in kışkırtmasıyla onu topuğundan sokup öldüren akrep de armağan olarak burç yapılmış. Orion yıldızının akrep burcundan hep uzaklaşmakta olmasının nedeni buymuş. İlk hikayede bahsedilen ise, yollanan akrepten kaçmaya çalışan Orion denize dalar, bu sırada Orion'u gören ve onun yakışıklılığından etkilenen Artemis, oklarını akrebe yöneltir. Akrebi vurup öldürür ama, bu arada Orion'u da vurmuştur. O da Orion için o sırada yükselmekte olan takım yıldıza Orion, diğer tarafta kalan takımyıldıza da akrep adını verir.

Yay Burcu ve Vahşi Sentorlar :

Yay burcunun simgesi olarak mitolojide yerini alan yarı insan, yarı at figürlü varlıklar hakkında pek fazla bilgi olmasa da, onların Tarım Tanrısı ya da diğer adıyla Şarap Tanrısı Dionysos'un hizmetkarları oldukları bilinir. Yunan-öncesi tanrılardan olan Dionysos'un Trakya'dan ya da Frigya'dan geldiği sanılmaktadır. Zeus ve Apollon'la birlikte Antikçağ Yunan düşüncesinin üç büyük tanrısından biri sayılmaktadır. Tapımı başlı başına bir din meydana getirmiştir. Romalılar ona Bakkhos (Baküs) derler ve verimlilik tanrısı Liber'le bir tutarlardı. Yay Burcunun simgesi olan yarı insan, yarı hayvan olan ve elinde gerili bir yay tutan yaratıklara Sentor dendiği gibi, bazı mit kaynaklarında da Satir olarak söz edilir. Bunlar tanrıları Dionysos'a bağlılıklarını aşırı hareketlerle gösterirlerdi. Sentorlar ya da Satirler, tanrılarının kendilerine vahşi hayvanlar gibi göründüğüne inanıyorlardı. Bu yüzden şarap içip, kalabalık sarhoş sürüleri halinde dağlara çıkarlar, naralar atarak döne döne raksederler, karşılarına çıkan hayvanların üstüne kudurmuşcasına atılıp parçalarlar ve çiğ çiğ yerlerdi. Böylelikle tanrılarını içlerine almış oluyorlardı. Boynuzlu, keçi ayaklı, kuyruklu ve insan vücutlu bu yaratıklar kır cinleri olarak da adlandırılırdı. Flörtçü ruhlarından Kır perilerinin erkek kardeşleri olmalarına rağmen, onlarla beraber olmak için peşlerinden koşmaktan geri kalmazlardı. Bunlarla ilgili resim ya da duvar kabartmalarına bir tek Kadim Mısır da ve Babilliler de rastlanmıştır. Tanrılar Tanrısı Zeus bu burcun yöneticisi olarak bilinir. Zeus, her ne kadar uçarı ve çapkın bir tanrıysa da kızdırıldığında öfkesinden tüm alemler korkmuştur. Bu tipik bir Yay insanı karakteriyle de özdeşleştirilir.

Oğlak Burcu Ea ve Pan :

Tanrı Ea ya da diğer adıyla Enki, Oğlak burcunun yarısı balık, yarısı oğlak olarak figüre edilmiş simgesidir. Ea Babilliler'in Büyük Yaratıcı Tanrısı olarak mit.te geçer. Babil tapınaklarında Ea, balık kuyruklu bir koyun biçiminde canlandırılırdı. Tapınak rahipleri de balık biçiminde giysiler giyerlerdi. Bazı kaynaklarda Büyük Suların (okyanuslar) altında yaşayan, gündüzleri bu su evinden çıkan ve insanları eğiten Ea, akşam olduğunda tekrar suyun altındaki evine dönerdi. Bilgelik ve beceri de onunla ilişkili olduğundan Oğlak insanı da el ve beceri sanatlarıyla çok ilgilidir. Arkadia çobanlarının çok eski bir tanrısı olan, kulakları ve ayakları keçiye benzeyen,vücudu ve kolları insan olan ve boynuzları bulunan Pan, daha sonra Tanrı Hermes ve ağaç perisi Penolope' nin oğlu sayılmıştır. Yunan yorumculara göre Tanrı Hermes, oğlunu bir tavşan postuna sarıp Olympos'a çıkarmış, onun keçi görünümüne bütün tanrılar gülüp, alay etmişler. Doğatanrıcılığın kurucusu olan Stoa düşünürleri, onun bütünlüğünü daha akıllıca yorumlayarak, onu evrensel bütünlüğün simgesi saymışlardır. Pan'ın genel yapısı Oğlak burcuyla çok özdeşleştirilmiştir.

Kova Burcu Endiku ve Gula :

En eski Sümer tanrıçalarından biri olan Canverici Tanrıça Gula (Aquarius), ismi Kova takımyıldızına verilmiştir. Hammurabi yasalarının başında o yasalara uymayanların Gula tarafından şifasız hastalıklarla cezalandırılacağı yazılıdır. Asurlular, ona ellerini havaya kaldırarak dua ederlermiş. Babil Kralı Nabu-Naid de uzun yaşayabilmek için ömrü boyunca ona yalvarmış. Kova Burcunu simgeleyen mitolojik esintiler, çeşitli uygarlıklarda ayrı ayrı yorumlanmıştır. Bunlardan biri ; Gılgamış'ın arkadaşı olan Enkidu ya da Endiku, kendisinin de bir hayvan-insan olması nedeniyle hayvanların koruyucusudur. Ve Gılgamış Destan'ın da bir öküzü yıkarken, su verirken betimlenmiştir. Öte yandan yine Babil'de Tanrıça Enki (Ea) elinde bir kova ile su dökerken resmedilmiştir. Bir diğer mit.te ise Kadim Mısır'ın tanrılarından Hapi'nin Kova burcunun simgesi sayılmasıdır. Hapi Kadim Mısır'da, ölülerin iç organlarını korumakla görevli bir tanrı diye geçer. Kova burcunla ilişkisi ise elinde tutuğu camdan iki kapta bulunan Nil Nehrinin sularını toprağa boşaltırken resmedilmesine yormaktayız. Kova burcunun yöneticisi olan Uranüs, Yunan mitolojisinin ilk erkek tanrısıdır.

Balık Burcu ve Cupido :

Balık Burcunun duygusallığı, idealistliği ve güzelliği kendisiyle özdeşleştirilen ve bu burcun yöneticisi konumunda olan Denizler Tanrısı Neptün'e eş tutulmuştur. Yunan etkisinden önce yağmur ve kaynak tanrısı olan Neptün, İtalya'nın en eski tanrılarından biridir. Roma mitinde Aşk Tanrısı olarak geçen Venüs ve Cupido, yunan mitinde karşımıza Afrodit ve Eros olarak çıkarlar. Venüs'ün ya da Afrodit'in Aşk Tanrıçalıkları çeşitli rivayetlere konu olarak ta günümüze kadar gelebilmiştir. Aynı durum Eros içinde geçerlidir. Aşk tanrı ve tanrıçalarının tek amaçları vardır; kişilerin birbirlerini sevmesi ve sayması. Ve bunun içinde ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Bazen biraz gaflar yapsalar da hayat onların bu hoş sayılabilecek oyunlarıyla çok daha renkli olabilmektedir. Hele hele Aşk Tanrısı Cupido'nun yaptıkları bazen o denli karışıklıklar çıkarır ki,ortalığı düzeltebilene doğrusu ! Venüs ve Cupido'nun Tanrı Typhın'dan kaçmaya çalışmaları ve denize dalmaları,Tanrılar tanrısı Zeus'un da bu durumu görerek bu anın hatırlanması için yani kendilerini balığa dönüştürmelerinin hatırlanabilmesi için o anki yükselen takım yıldızına Balık Burcu adını takar.

Metal satan bir dükkandan 0,6 mm çapında,120 cm uzunluğunda içi dolu pirinç çubuk, yine 1cm çapında 24 cm uzunluğunda içi boş pirinç boru alıyoruz...
İlk olarak 60 ar cm kestiğimiz pirinç çubukların bir ucunu 11 cm "l" şeklinde büküyoruz...yalnız bu bükme işlemi esnasında çubuklar arkadan, bükülen yerden ısıtılmalıdır yoksa kırılır.. kırılırsa üzülmeyin sarı ile oksijen kaynağıyla geri ekleyin...

Sağlıklı netice almak ve iyi çalışması için her kullanımdan önce teflonlu oto cilası ile iyice parlatın...

Bu işlemden sonra yine 24 cm olan içi boş pirinç boruyu 12 şer cm 2 ye bölüyoruz...böylece çubuklarımızın sap kısımları da hazır oluyor...

Bu sap kısımlarının kenar kısımlarını yani I kısımlara temas edecek tünel ağızlarını güzelce törpülüyoruz ki rahat dönebilsinler...
Pirinç çubukların "l" kısımlarını sapların içine sokunca çubuklarımız kullanıma hazır hale gelmiştir...burada alışmak önemlidir...ilk tutuşta sağa sola döner zaptolmazlar...alışma ve kullanım olayı aşağıdaki gibidir...

Başlangıçta hafif aşağı eğip birbirine eşitledikten sonra, kalp hizasında kolları dirseklerden "v" yapacak şekilde ileri açıp hiçbir şey düşünmeden bekliyoruz...yönlenmeye başladıklarında sakın yardımcı olmayın yada engellemeyin doğru şekli budur...

 

DEFİNECİLİKTE NASİP

İstanbul'da Topkapı semtinin kuzeyinde yer alan, kenarda garip kalmış bir mescit görünümünde Takkeciler Camii var. Avlu içinde ve güney cephede, şimdi harabeye dönmüş fakat dibinde suyu görünen, derince bir su kuyusu mevcut. Yapılışı yirmi yıl süren (1573-1593) bu küçük caminin hikayesi şöyledir:

Caminin bulunduğu semtte evi bulunan İbrahim Ağa adında biri vardı. İstanbul'da takkecilik (arakiyecilik) yapıp geçinen esnaftan biriydi. Bir eşi ve üç çocuğu olan İbrahim Ağa, bir gece rüyasında şöyle sesler duydu:

-Bağdat'a git! İmam-ı Azam kapısından köprünün tam karşısında bir hurma ağacı ve ona sarılmış üzüm asması var. O asmadan üç üzüm tanesi kopar ye! O senin kısmetindir

Bu rüyayı önce fazla önemsemeyen İbrahim Ağa, sonraki geceler de sık sık aynı rüyayı görmeye başlayınca Bağdat'a gitmeye karar verdi. Hacca gidiyor bahanesiyle yeterince borç para temin edip yola koyuldu. Söğütlü çeşmeden kalkan Bağdat kervanıyla yola çıkarak, dört ay sonra Bağdat'a ulaştı. Rüyada tarif edildiği gibi, köprünün karşısında hurma ağacına sarılı asmadaki üzüm salkımlarını görünce ferahladı. Bu üzümlerin sahipsiz olduğunu öğrenince de, gönül rahatlığıyla üç tane koparıp yedi.

Oh be! Görev tamamlanmıştı. Hemen o gün İstanbul'a giden kervanla geri dönmeye karar verdi. Onun

yabancı halini gören gür sakallı, yeşil sarıklı bir zat, kervanın kalkacağı yeri bulmasına yardımcı olmak için bu garip yolcuya yanaştı. Ona nereden ve niçin geldiğini sordu. İbrahim Ağa macerasını olduğu gibi anlatınca, adam dedi ki:

-A birader, sen de çok safmışsın! Bir rüya için İstanbul'dan buraya gelinir mi? Bir yıldır ben de bir rüya görüyorum ve rüyamda "İstanbul'a git, Topkapı semtinde Takkeci İbrahim Ağa diye birinin kömürlüğünde üç küp altın var, çıkar da al" diyorlar. Ama ben aldırmıyorum....

İbrahim Ağa şaşırdı, ama fazla bir şey söylemeden heyecanla yola çıktı. İstanbul'a varınca, yolda hastalandığı için hac yolundan geri döndüğünü söyledi. Gizlice kömürlüğünü yoklayınca, orada üç küp altın olduğunu gördü. Bu işi sır saklayamayan karısından bile gizledi. İşte bu servetle Takkeciler Camii'ni yaptırdı ve iki yıl sonra (1595) vefat etti.

Biz; nasip denilen hadiseye bütün yüreğimizle inanan insanlarız. Ancak rızkın sahibi Allah olduğuna göre, onun hazineleri de sonsuz bulunduğuna göre; görevimiz en başta O'ndan istemektir. Nasibimizi açacak olan O'dur.