Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

ebruli40

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

  1. Koç Burcu Jason ve Medea : Orkhomenos kralı Athamasın oğlu Phrixus yanında kız kardeşi Helle olduğu halde gezerken , yanı başında altın bir koçla yürümekte olan üvey anneleri Nephele ile karşılaşırlar. Altın koç iki kardeşin merakını çeker ve Nephele onlara bu koçun hikayesini anlatır. Denizler tanrısı, büyük Zeus'un kardeşi Posedion, göz koyduğu Bisaltes'in güzel kızı Theophane'yi güzel bir koyuna ve ona kur yapıp elde edebilmek için de kendisini bir koça dönüştürür. Nephele'nin yanında dolaştırdığı altın koç, bu birleşmenin yani, Posedion ve Theophane'nin çocuklarıdır. Colchis Krallığını kurtarmak için Savaş Tanrısı Ares'e bir kurban verilmesi gerektiğinden, Nephele de bu koçu üvey çocuklarına verir ve onu Ares'e kurban etmelerini ister ve onları Karadeniz'e gönderir. Şimdiki Çanakkale Boğazından geçerlerken Helle denize düşer ve boğularak ölür. Kimi anlatımlarda iki kardeşin üvey annelerinden kaçtıkları rivayet edilmektedir. Aslında Helle boğulurken denizler Tanrısı Posedion onu kurtarır ve ondan üç çocuğu olur. Bu olaydan kurtulan Phrixus, altın koçu yerine ulaştırır ve kurban edilen koçun altın postu Colchis'te Savaş Tanrısı Ares tapınağının kapısına asılır. Bu tapınak hiç uyumayan bir canavar tarafından korunmaktadır. Uzun yıllar sonra ; Colchis kralı olmak isteyen Jason ya da diğer adıyla İason, Argonautlar'ın da yardımıyla ve büyük mücadeleler vererek Altın Posta sahip olur. Jason Altın Postu aldığı gibi Colchis kralının kızı güzel Medea'yı da kaçırır. Daha sonra büyücü kadın olarak da anılacak olan Medea, kendisini kaçıran Jason'u kurtarmak için erkek kardeşini denize atarak aşık olduğu adama yardım etmiştir. Jason Arganaut'a döndükten sonra krallığını ilan eder ve mutlu sona ulaşılır. Jason'un bu kahramanlıkları, cesareti,gücü ve başarıları Altın Post ve koç hikayelerinden sonra KOÇ burcu insanıyla özdeşleşmiştir. Boğa Burcu Zeus ve Europa : Sadakatsiz ve güvenilmez bir kadın olarak mitolojinin sayfalarında yer bulan Şehvet Tanrıçası Ishtar, kendisiyle hiç ilgilenmeyen Babilli kahraman Gılgamış'a aşık olur. Haris bir kadın olan Ishtar, bir erkeğin kendisini reddetmesini kabullenemeyerek aynı zamanda babası olan Tanrılar Tanrısı Anu'ya giderek Gılgamış'ı öldürmesi için dev bir boğa yaratmasını ister. Bu boğanın şehveti ve hırsı temsil ettiği düşünülmüştür, Her yıl yeni bir ay girdiğinde ve boğa burcunda doğmaya başladığı gün bitiminde Babilliler, şans getirdiğine inandıkları altın boynuzlu bir boğayı kurban ederlerdi. Bu efsanelerden çok , çapkınlıklarıyla ünlü Zeus'un hikayeleri dilden dile dolaşır. Bunlardan biride Zeus'un Fenike kralı Agenor'un güzel kızı Europa'yı gösterişli bir boğa kılığına girerek kaçırır. Efsanede boğa kılığına giren Zeus, Europa'nın çiftliğinde otlarken, onu beğenerek yanına giden ve başını severek çiçekler takan Europa'yı sırtına aldığı gibi Akdeniz'in karşı yakasındaki Girit adasına kaçırır. Europa'nın Zeus'tan Minos, Radamanthys ve Sarpedonthis adlarında üç çocuğu olur. Bu arada Europa'dan bıkan Zeus kaçar ve Europa da çocuklarını evlat edinen Girit Kralı Asterion'la evlenir. Bu hikaye bize Boğa Burcunun en temel özelliği olan sahiplenicilik, güzel ve alımlı bir görünüşe tutkunluk temalarını anlatmaktadır. İkizler Burcu Castor ve Pollux : Mitolojide Tanrı Zeus'un oğulları Castor ve Pollux, aynı zamanda Dioscuri Yıldız Kümesinden iki yıldızın da adıdır. Mitolojik dilde "Zeusun oğulları" anlamına gelen bu ismi Babilliler takmışlardı. Çapkınlar çapkını Zeus, Isparta Kralı Tyndaros'un karısı Leda ile birlikte olabilmek için Kuğu kılığına girer ve onların birleşmesinden iki yumurtaları olur. Bir yumurtadan Pollux ve Hellen, diğer yumurtadan da Castor ve Clytemnestra doğarlar. Rivayete göre Pollux ve Hellen Zeus'un ölümsüz çocukları, Castor ve Clytemnestra ise Tyndaros'un ölümlü olan çocuklarıdır. Eski zamanlarda bu olaydan dolayı ikiz olan çocukların birisinin daima tanrısallık taşıdığına inanılır. Yıldızlara ismi verilen bu iki kardeş, Sparta'da birlikte büyür ve çok da iyi anlaşırlar. İki delikanlı Altın Post'u bulmaya giden Jason'un yanında da yer alırlar. İki genç, iki kız kardeşe aşık olurlar. Ancak kızlar nişanlıdırlar ve onları kaçırırken çıkan kavgada Castor ölür. Kardeşini çok seven ve onun ölümüne katlanamyan Pollux, babası Zeus'tan onu tekrar diriltmesini ister. İki kardeşin birbirlerine olan sevgisi Zeus'u duygulandırır ve Pollux'un sahip olduğu ölümsüzlüğünü kardeşi Castor'la paylaşmasına izin verir, ama bir şartla ; bundan böyle iki kardeş zamanlarının yarısını Tanrılar Dağı Olimpos'ta, diğer yarısını da yeraltında ölüler dünyasında geçireceklerdir ! Başlarının üstünde ışık saçan iki ata biner bir vaziyette resmedilen Castor ve Pollux,böylelikle de İkizler Burcunun sembolü olmuşlardır. İkizler burcu insanının iki kişilikli diye adlandırılması,bu, iki kardeşin karakter yapılarıyla bağdaştırılmıştır. Yengeç Burcu ve Diana : Yengeç Burcunun karakteri, mitolojide Av Tanrıçası olarak adlandırılan Diana ile özdeşleştirilmiştir.Yetenekli bir avcı olan Diana,yakaladığı hayvanları insanlara sunmuş, darda kalanlara yardım elini uzatmış, bunun yanı sıra; duyguları ve sinir sisteminin de o yönetmiş. Bu özellikler Yengeç burcu insanının da özellikleridir aynı zamanda. Kahramanlar kahramanı Herakles (Herkül) mitolojide en çok tanınan,en sevilen karakterlerden biridir. O, doğaya kafa tutan insan gücünün simgesidir. Herakles gerçekte insanlaştırıla, tanrılara karşı tanrılaştırılan bir insandır. Gittikçe masallaşmış ve Yunan kahramanlığının simgesi sayılmıştır. O da ; Tanrılar tanrısı Zeus'un oğullarından biridir. Zeus babası Amphitryon'un kılığına girerek annesi Alkmene'yle birleşmiş ve bu birleşmeden Herakles yani Herkül doğmuştur. Kral Eurystheus tarafında kendisine on iki görev verilir.Mitolojik bir canavar olan Hidrayı öldürmesi bu on iki görevin ikincisidir. O canavarla savaşırken, ezeli düşmanı Tanrıça Hera, Herkül'ün ayaklarına büyük bir yengeç göndererek, dengesini yitirmesi için elinden geleni yapar. Hera yengeçlere hükmetmeyi, onları kullanmayı çok iyi başarsa da Herkülü yenmeyi başaramaz. Herkül Hidrayı öldürür. Tam o sırada gökte yükselmekte olan büyük takım yıldıza Yengeç adını verir. Aslan Burcu ve Herkül : Tanrılar tanrısı Zeus'un hem kız kardeşi hem de saygıdeğer karısı (baş kadını) olan Tanrıça Hera, Zeus'tan intikam almak için, Argolis Ovası Nemea'ya yenilmez bir aslan gönderir. Ekhidna'nın Orthos köpeğiyle birleşerek meydana getirdiği bu canavar aslan çevreyi kasıp kavurmuş. İni Arima Dağında olan Ekhidna'nın yarattığı bu canavar aslanın karşısına yine Herkül çıkmış. Canavar aslanla amansız bir mücadele veren Herkül, bu savaştan galip çıkmasını bilen taraf olmuş. Herkül'ün bu zaferini kutlamak için bu bölgede iki yılda bir Nemea Zeus'u onuruna Nema oyunları düzenlenirmiş. Bu oyunların, bir yılan sokmasından ölen Nemea kralının oğlu Opheltes'in anısı için Herkül tarafından düzenlendiğine inanılır. Bu ve bunun gibi birçok kahramanlıkları olan Herkül'ün o müthiş tanrısal gücünün,Ekhinda'nın yarattığı bu aslanın gücü ile birleşerek Aslan Burcunun güçsel yapısıyla özdeşleştiği ortadadır. Başak Burcu ve Astrae : Başak Burcunun sembolü tanrılar Tanrısı Zeus'un Themis'ten olan kızı Astrae'dır. İnsanların erdem ve mutluluk çağı olarak adlandırdıkları Altın Çağda, insanların arasında yaşadığı söylenir. Adaletli, saf ve temiz, güzeller güzeli Astrae, Altın Çağ sona erip de dünyada ahlaksızlar ve ahlaksızlıklar belirmeye başlayınca buna dayanamayarak geldiği yer olan gökyüzüne çekilmiş ve Başak Burcu olmuş. Başak Burcunun eskilerde olduğu gibi bakire bir kadınla simgelenmesi,günümüzde de saf, temiz,erdemli ve güzel bir kadın figürüyle resmedilir. Terazi Burcu Anibus ve Athena : Yunan çoktanrıcılığının en ünlü ve önemli tanrılarından biri olan Athena, ilgilendiği adalet ve yargı sebebiyle Terazi burcunun da yöneticisi kabul edilir. Athena için mitler "Zeus'un kafasından çıkan kızı" derler. Buna neden olarak da ; Athena'nın Zeus'un kafasından tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış olmasıdır. Savaşçı bir ruha sahip olan Athena için, Atina kentinin koruyucusu ve ruhu da denir. Mitolojide Kadim Mısır'ın Ölüler Kitabı'nda ölü ruhların kalpleri bir terazi yardımıyla tartılıyor ve onun içindeki iyilik ve kötülüklerin miktarları ortaya çıkıyordu. İyilik tarafı ağır basan ruhlar hemen orada ödüllendiriliyor, kötülük tarafı ağır basanlar ise cezalandırılıyorlardı. Kadim Mısır inancında bu işlemi Çakal Başlı Tanrı diye adlandırılan Ölüler Tanrısı Anibus yapıyordu. Bu efsanelere dayanarak bu burca Terazi denmektedir. Akrep Burcu Orion ve Artemis : Denizler Tanrısı Poseidon'un oğlu, dev Orion,iyi bir avcı ve aynı zamanda çok yakışıklıydı. Titan'lardan Theiay'la Hyperion'un kızı Gün Doğuşu ya da diğer adıyla Şafak Tanrıçası Eos, yakışıklı erkeklere meraklı bir tanrıçaydı. Orion'u gören Eos, onu beraber olmaya çağırır. Bu davete hem çok sevinen hem de çok böbürlenen Orion, sağda solda bunu anlatıp, kendini övmeye başlayınca Tanrı Apollon kızar ve Toprak Tanrısı diye mitlerde geçen ama aslında bir tanrı değil, kozmik bir güç olan Gaia'ya Orion'u dev bir akrep göndererek öldürmesini ister. Kimi kaynaklarda ise Orion Aitolia Kralı Oinopion'un kızı Merope'yi baştan çıkarmaya kalktığı için kör edilmiş, daha sonra da bir takım yıldız haline getirilmiş, kendisiyle birleşmek isteyen ve başaramayan Artemis'in kışkırtmasıyla onu topuğundan sokup öldüren akrep de armağan olarak burç yapılmış. Orion yıldızının akrep burcundan hep uzaklaşmakta olmasının nedeni buymuş. İlk hikayede bahsedilen ise, yollanan akrepten kaçmaya çalışan Orion denize dalar, bu sırada Orion'u gören ve onun yakışıklılığından etkilenen Artemis, oklarını akrebe yöneltir. Akrebi vurup öldürür ama, bu arada Orion'u da vurmuştur. O da Orion için o sırada yükselmekte olan takım yıldıza Orion, diğer tarafta kalan takımyıldıza da akrep adını verir. Yay Burcu ve Vahşi Sentorlar : Yay burcunun simgesi olarak mitolojide yerini alan yarı insan, yarı at figürlü varlıklar hakkında pek fazla bilgi olmasa da, onların Tarım Tanrısı ya da diğer adıyla Şarap Tanrısı Dionysos'un hizmetkarları oldukları bilinir. Yunan-öncesi tanrılardan olan Dionysos'un Trakya'dan ya da Frigya'dan geldiği sanılmaktadır. Zeus ve Apollon'la birlikte Antikçağ Yunan düşüncesinin üç büyük tanrısından biri sayılmaktadır. Tapımı başlı başına bir din meydana getirmiştir. Romalılar ona Bakkhos (Baküs) derler ve verimlilik tanrısı Liber'le bir tutarlardı. Yay Burcunun simgesi olan yarı insan, yarı hayvan olan ve elinde gerili bir yay tutan yaratıklara Sentor dendiği gibi, bazı mit kaynaklarında da Satir olarak söz edilir. Bunlar tanrıları Dionysos'a bağlılıklarını aşırı hareketlerle gösterirlerdi. Sentorlar ya da Satirler, tanrılarının kendilerine vahşi hayvanlar gibi göründüğüne inanıyorlardı. Bu yüzden şarap içip, kalabalık sarhoş sürüleri halinde dağlara çıkarlar, naralar atarak döne döne raksederler, karşılarına çıkan hayvanların üstüne kudurmuşcasına atılıp parçalarlar ve çiğ çiğ yerlerdi. Böylelikle tanrılarını içlerine almış oluyorlardı. Boynuzlu, keçi ayaklı, kuyruklu ve insan vücutlu bu yaratıklar kır cinleri olarak da adlandırılırdı. Flörtçü ruhlarından Kır perilerinin erkek kardeşleri olmalarına rağmen, onlarla beraber olmak için peşlerinden koşmaktan geri kalmazlardı. Bunlarla ilgili resim ya da duvar kabartmalarına bir tek Kadim Mısır da ve Babilliler de rastlanmıştır. Tanrılar Tanrısı Zeus bu burcun yöneticisi olarak bilinir. Zeus, her ne kadar uçarı ve çapkın bir tanrıysa da kızdırıldığında öfkesinden tüm alemler korkmuştur. Bu tipik bir Yay insanı karakteriyle de özdeşleştirilir. Oğlak Burcu Ea ve Pan : Tanrı Ea ya da diğer adıyla Enki, Oğlak burcunun yarısı balık, yarısı oğlak olarak figüre edilmiş simgesidir. Ea Babilliler'in Büyük Yaratıcı Tanrısı olarak mit.te geçer. Babil tapınaklarında Ea, balık kuyruklu bir koyun biçiminde canlandırılırdı. Tapınak rahipleri de balık biçiminde giysiler giyerlerdi. Bazı kaynaklarda Büyük Suların (okyanuslar) altında yaşayan, gündüzleri bu su evinden çıkan ve insanları eğiten Ea, akşam olduğunda tekrar suyun altındaki evine dönerdi. Bilgelik ve beceri de onunla ilişkili olduğundan Oğlak insanı da el ve beceri sanatlarıyla çok ilgilidir. Arkadia çobanlarının çok eski bir tanrısı olan, kulakları ve ayakları keçiye benzeyen,vücudu ve kolları insan olan ve boynuzları bulunan Pan, daha sonra Tanrı Hermes ve ağaç perisi Penolope' nin oğlu sayılmıştır. Yunan yorumculara göre Tanrı Hermes, oğlunu bir tavşan postuna sarıp Olympos'a çıkarmış, onun keçi görünümüne bütün tanrılar gülüp, alay etmişler. Doğatanrıcılığın kurucusu olan Stoa düşünürleri, onun bütünlüğünü daha akıllıca yorumlayarak, onu evrensel bütünlüğün simgesi saymışlardır. Pan'ın genel yapısı Oğlak burcuyla çok özdeşleştirilmiştir. Kova Burcu Endiku ve Gula : En eski Sümer tanrıçalarından biri olan Canverici Tanrıça Gula (Aquarius), ismi Kova takımyıldızına verilmiştir. Hammurabi yasalarının başında o yasalara uymayanların Gula tarafından şifasız hastalıklarla cezalandırılacağı yazılıdır. Asurlular, ona ellerini havaya kaldırarak dua ederlermiş. Babil Kralı Nabu-Naid de uzun yaşayabilmek için ömrü boyunca ona yalvarmış. Kova Burcunu simgeleyen mitolojik esintiler, çeşitli uygarlıklarda ayrı ayrı yorumlanmıştır. Bunlardan biri ; Gılgamış'ın arkadaşı olan Enkidu ya da Endiku, kendisinin de bir hayvan-insan olması nedeniyle hayvanların koruyucusudur. Ve Gılgamış Destan'ın da bir öküzü yıkarken, su verirken betimlenmiştir. Öte yandan yine Babil'de Tanrıça Enki (Ea) elinde bir kova ile su dökerken resmedilmiştir. Bir diğer mit.te ise Kadim Mısır'ın tanrılarından Hapi'nin Kova burcunun simgesi sayılmasıdır. Hapi Kadim Mısır'da, ölülerin iç organlarını korumakla görevli bir tanrı diye geçer. Kova burcunla ilişkisi ise elinde tutuğu camdan iki kapta bulunan Nil Nehrinin sularını toprağa boşaltırken resmedilmesine yormaktayız. Kova burcunun yöneticisi olan Uranüs, Yunan mitolojisinin ilk erkek tanrısıdır. Balık Burcu ve Cupido : Balık Burcunun duygusallığı, idealistliği ve güzelliği kendisiyle özdeşleştirilen ve bu burcun yöneticisi konumunda olan Denizler Tanrısı Neptün'e eş tutulmuştur. Yunan etkisinden önce yağmur ve kaynak tanrısı olan Neptün, İtalya'nın en eski tanrılarından biridir. Roma mitinde Aşk Tanrısı olarak geçen Venüs ve Cupido, yunan mitinde karşımıza Afrodit ve Eros olarak çıkarlar. Venüs'ün ya da Afrodit'in Aşk Tanrıçalıkları çeşitli rivayetlere konu olarak ta günümüze kadar gelebilmiştir. Aynı durum Eros içinde geçerlidir. Aşk tanrı ve tanrıçalarının tek amaçları vardır; kişilerin birbirlerini sevmesi ve sayması. Ve bunun içinde ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Bazen biraz gaflar yapsalar da hayat onların bu hoş sayılabilecek oyunlarıyla çok daha renkli olabilmektedir. Hele hele Aşk Tanrısı Cupido'nun yaptıkları bazen o denli karışıklıklar çıkarır ki,ortalığı düzeltebilene doğrusu ! Venüs ve Cupido'nun Tanrı Typhın'dan kaçmaya çalışmaları ve denize dalmaları,Tanrılar tanrısı Zeus'un da bu durumu görerek bu anın hatırlanması için yani kendilerini balığa dönüştürmelerinin hatırlanabilmesi için o anki yükselen takım yıldızına Balık Burcu adını takar.
  2. Metal satan bir dükkandan 0,6 mm çapında,120 cm uzunluğunda içi dolu pirinç çubuk, yine 1cm çapında 24 cm uzunluğunda içi boş pirinç boru alıyoruz... İlk olarak 60 ar cm kestiğimiz pirinç çubukların bir ucunu 11 cm "l" şeklinde büküyoruz...yalnız bu bükme işlemi esnasında çubuklar arkadan, bükülen yerden ısıtılmalıdır yoksa kırılır.. kırılırsa üzülmeyin sarı ile oksijen kaynağıyla geri ekleyin... Sağlıklı netice almak ve iyi çalışması için her kullanımdan önce teflonlu oto cilası ile iyice parlatın... Bu işlemden sonra yine 24 cm olan içi boş pirinç boruyu 12 şer cm 2 ye bölüyoruz...böylece çubuklarımızın sap kısımları da hazır oluyor... Bu sap kısımlarının kenar kısımlarını yani I kısımlara temas edecek tünel ağızlarını güzelce törpülüyoruz ki rahat dönebilsinler... Pirinç çubukların "l" kısımlarını sapların içine sokunca çubuklarımız kullanıma hazır hale gelmiştir...burada alışmak önemlidir...ilk tutuşta sağa sola döner zaptolmazlar...alışma ve kullanım olayı aşağıdaki gibidir... Başlangıçta hafif aşağı eğip birbirine eşitledikten sonra, kalp hizasında kolları dirseklerden "v" yapacak şekilde ileri açıp hiçbir şey düşünmeden bekliyoruz...yönlenmeye başladıklarında sakın yardımcı olmayın yada engellemeyin doğru şekli budur...
  3. Bir düş gördüm dün gece Açılıyor büyükçe bir kapı önümde Giriyorum içeri biraz çekingen Bir bahçe burası güllerle bezenen Mis gibi kokuyor rengarenk güller Etrafı donatmış leylaklar sümbüller Hayran kaldım seyrettim saatlerce Zaman akıp gitmiş kalmışım öylece Gördüm bu bahçede bir ırmak akan Suyu billur gibi olan çağlayan Irmağın kenarında var bir civan oturan Elinde bir kalem nice güzel şiirler yazan Bir an oldu geldik göz göze.. Yüreğim bir kuş oldu uçtu göklere Eridi bu can kayboldu gözlerinde Çağırdı beni de ırmağın yanına civan Ne yazık dizlerimde yok gidecek derman Gönül gördüğü güzelliklere kaldı hayran Bir düş dedi kendince uyanmak var her an Bir garip burukluk çöktü içine Derin bir hüzün çöreklendi yüreğine Gönül bu bahçeden gitmek istemez Bir düş bu sonu belli Elden hiç bir şey gelmez Bir ah çekti derince içinden Acep olur mu bu gerçek dilersem yürekten 7 mayıs 2002 Filiz Turan
  4. Yıldızlarda elele Dolaştık seninle dün gece Sevdamız yağmur oldu Yağdı damla damla yeryüzüne.. Sevgilerden buketler verdik Sevmeyi unutmuş gönüllere Yıldızlarla parladık gülümsedik Bize bakan hasret dolu yüreklere Gün ağarırken tutuşan ellerimiz ayrıldı Ama biz ağlamadık.. yüreğimizde filizlenen hasret çiçeğiyle vedalaşıp ayrıldık.. yine böyle güzel bir gecede yıldızlarda seninle buluşmak dileğiyle.. Filiz Turan
  5. Ah bir duyabilsen sevdiğim Bir duyabilsen beni Haykırmak geliyor içimden Sevgimi aşkımı haykırmak Bütün dünya duysun dercesine Yüreğim kanatlanıp uçarcasına Haykırmak sadece sevgimi haykırmak Bir korkulu rüya görürsünde bağıramazsın ya....... Hani kaçmak istersinde Ama birtürlü kaçamazsın ya İşte öyle birtanem! İşte öyle.... Ben yüreğime haykırıyorum Seni seviyorum diyorum Hemde milyonlarca defa Seni seviyorum.. seni seviyorum... İçtiğim suda aldığım solukta Sen varsın hep sen olacaksın Baktığım,gördüğüm,duyduğum, Herşeyde sen varsın hep sen.... Yüreğimde sevgin gözlerimde hayalin Dudaklarımda ismin var Ben yine söylüyorum Seni seviyorum..seni seviyorum... Ama sen duymuyorsun Bu büyük aşkımı bilmiyorsun Bir ben biliyorum birde allah Seni ne çok sevdiğimi... Seni seviyorum ne olur duy artık beni.... asla duymayacağını biliyorum...... Filiz Turan
  6. Hayatın tüm zorluklarına Ve acılarına rağmen Sevgi doluysa yüreğin Ve o güzel yüreğinle bakabiliyorsan hayata Ve görmeyi başarabiliyorsan Üzeri örtülü tüm güzellikleri Hele birde Can dediğin Seninle hayatı paylaşan Seninle ağlayan seninle gülen Yüreğinde yer eden bir dostun varsa İşte o zaman kaybolur hayatın tüm acıları Çok daha güzel olur var olan herşey Ve gelen her yeni gün Güzellikler getirir kapına Gülümsersin hayata tüm kötülüklere inat Ve sevgi dolar yüreğin Tüm dünyaya yetecek kadar Filiz Turan
  7. yüreğimde depremler oldu bugün umutlarım hayallerim sarsıldı önce sonra büyük bir çatırtıyla yerle bir oldu gönül sarayım etraf toz duman kapkara bir bulut göğümde enkaz altında sevdam can çekişiyor duygularım yüreğimde depremler oldu bugün sarsıldı ruhumun her bir zerresi derinden bir fırtına koptu deprem sonrası bir bir gömüldü toprağa senden arta kalan güzel olan her ne varsa savruldu hoyratça esen rüzgarda anılarım dağıldı her bir yana hatıralar göz yaşlarım taş oldu kaldı gözlerimde yüreğimde sessiz çığlıklar ruhumda depremler oldu bugün öldü güzel olan ne varsa içimde soldu gönlümün açan tüm çiçekleri viran oldu gönül bahçem derin bir sessizlik sardı her yanımı boğazımda kocaman bir düğüm konuşamıyorum ağlayamıyorum lal oldu ağzım dilim öylece yüreğimdeki enkaz yığınına bakıyorum yüreğimde depremler oldu bugün ve güzel olan her şeyle birlikte bende öldüm? 2 mayıs 2005 Filiz Turan
  8. Sen! deli esen hırçın ve asi yelim fırtınalı, dalgalı denizim bazen bu yorgun gönlümü savurur durursun oradan oraya incitirsin ve acıtırsın da yüreğimi hatta gözlerimden yaşlarda döktürürsün ama yinede ne sevdandan ne de senden asla vazgeçemem ben.. gönlümde ki deli sevdamsın sen! Kara gözlüm gül yüzlüm her fırtına sonrası sokulman yok mu sessizce şu acıyan göğsüme hele de o karşı koyamadığım busene ne kırgınlığım kalır ne de öfkem içimi ruhumu sarar tüm sıcaklığın sinemde öpüp kokladığım ipek saçların ah benim deli esen hırçın rüzgarım.. elbet bir gün gelir durulursun biter hoyrat esen fırtına ruhunda durgun bir deniz bir gün doğumu olursun işte o zaman varıp ak saçlı anacığının koynuna yine sessizce sokulur musun? yıllar önceki gibi başını koyup dizlerime okşayarak saçlarını bakarım gözlerinin içine sevgiyle hasret dolu göz yaşlarım değer belki o güzeller güzeli gülümseyen yüzüne.. sakın unutma anacığının yüreğinde sıcacık kocaman bir sevgin var unutturmasın bunu sana sakın ha! başka sevdalar ne esen deli yeller nede fırtınalar asla soğutmaya yetmez bu yürek seni sevmekten asla vazgeçemez ta ki ölüm bizi ayırana dek.. canım! yüreğimin parçası karagözlü gül yüzlü oğlum.. hep mutlu ol ve daima gülümse.. 27 ocak 2003 Filiz Turan
  9. Ne zaman kara bulutlar sarsa ruhumu Fırtınalar kopmaya yeltense içimde Hemen sen gelirsin aklıma candostum Dağılır birbir karabulutlar gönül ufkumdan Bir güneş doğar aydınlanır ruhum Yağmur sonrasında ki gibi Rengarenk bir gökkuşağı olur Belirirsin tüm güzelliğinle ufkumda Seninle birlikte yüreğime bir tatlı huzur dolar Ağlamaklı gözlerim gülümser Can suyum olursun o en zor anımda Ne zaman yalnızlığım acıtsa yüreğimi Sımsıcak sevginle doldurursun Üşüyen yüreğimi Çok uzaklardan uzatıp dost elini Tutarsın sımsıkı titreyen ellerimi Silersin hemen gözlerimde ki nemi Omuzuna yaslar başımı Sığınırım senin sevgi dolu yüreğine İşte o an Ne yalnızlığım kalır ne de korkularım Varlığınla dolar yüreğim Çok uzaklarda olsanda Seni hemen yanıbaşımda hissederim İyki varsın candostum Ve dilerim hep var olursun... 28 Eylül 2004 Filiz Turan
  10. Yağmur yağıyor.. Her damlada yüreğime sen düşüyorsun Damla damla yağıyorsun Ve yüreğimde sevgin kök salıyor Her yağmurda büyüyor büyüyorsun Yağmur yağıyor.. Yüreğime damla damla Sen düşüyorsun Üşüyorum yokluğunda Yüreğimdeki sen içimi ısıtıyorsun Düşmekten korkarcasına Sımsıkı sarılıyorum yüreğimdeki sana Ve hissediyorum seni yanıbaşımda Yağmur yağıyor Damla damla sen yağıyorsun Dokunuyorsun ıslanan saçlarıma Yağmur diniyor Sen yüreğimde yağmurları bekliyorsun.. Bir daha dokunabilmek için bana.. 28 Nisan 2004 Filiz Turan
  11. Bu sabah yağmur var Bu şehirde Yağmurda ıslanıyor umutlarım Daha bir farklı bekliyorum seni Islandıkça Daha fazla büyüyor sana olan özlemim Bu gün yağmur yağıyor Yağmurla birlikte bekliyoruz seni.. Yağmur damlacıkları yüreğime düşüyor Büyüyor hasret çiçeklerim Yokluğunda sevdiğim Yüreğim çok üşüyor... Hadi gel artık Bu can seni çok özlüyor.. 19 ocak 2006 Filiz Turan
  12. Artık veda zamanı geldi Acı tatlı her ne varsa yaşanan Bugün ben seni yolcu ediyorum Yüreğimin sığ limanından.. Ardından yavaş yavaş Ufukta kayboluşuna bakıyorum Bir çift martı kanat çırpıyor gökyüzünde Süzülüp senin ardından onlarda kayboluyor Güzel olan ne varsa peşin sıra gidiyor Bir bir batıyor ufuk çizgisinde umutlarım Yüreğimin engin yamaçlarına kar yağıyor Buz gibi yüreğim ellerim,yokluğunla üşüyorum Sensizlik acıtıyor yakıyor canımı Bir yağmur başlıyor gözlerimde Önce çiseliyor sonra sağanağa dönüşüyor Bu gün ben seni yolcu ediyorum Gidiyorsun benden çok uzaklara Bilinmez ulaşılmaz diyarlara Çırpınıyor yüreğim ardından Boğazımda düğüm düğüm kelimeler Dur gitme diyemiyorum Bir çığlık kopuyor yüreğimin derinliklerinden Hiç kimsenin duyamayacağı Bilmeyeceği bir çığlık Sonra sessizliğe bürünüyor her yer Güneş batıyor gittiğin ufuktan Karanlığın ortasında yapayalnız kalıyorum Tüm hayallerim de batıyor güneşle birlikte Yüreğim gidişinle yorgun ve suskun Çaresiz bu ayrılığa mahkum Bu gün ben seni yüreğimden yolcu ediyorum 16 mart 2005 Filiz Turan
  13. Denizi seyrediyorum bir kıyıdan, Yapayalnız.. Martılar var,dalgalar var, Yakamozlar var da, Sen yoksun... Bahar gelmiş, Güller açmış bahçemde rengarenk.. Sarı güller,kırmızı güller, Beyaz güller var da, Sen yoksun.. Rüzgarlar esiyor başımda.. Leylaklar kokuyor, Ihlamurlar kokuyor, Senin kokun geliyor da.. Sen gelmiyorsun... Her gece düşlerimde görüyorum.. Sesin var,gözlerin var, Hayalin var da... Sen sevgili... Bir sen yoksun... Yağmur yağıyor, Islanıyorum.. Üşüyor ellerim,üşüyor yüreğim, Yüreğimde sevdam üşüyor da... Sen bilmiyorsun.. Hayat devam ediyor... Geçiyor günler, geçiyor aylar, Yıllar geçiyor, ömür bitiyor da... Sen yoksun Gelmiyorsun sevgili.. 04 şubat 2006 Filiz Turan
  14. Karlı Kaf dağının ardında kaldım Seslensem kimse duyar mı bilmem Yürek çırpınır durur biçare Bu koca dağ nasıl aşılır bilmem Hayat yükü sırtımda oldukça ağır Seslen uzaklardan beni yanına çağır Belki o zaman karlı dağlar aşılır Mesafeler tükenir de dosta varılır Ah ne çare keşkelerin faydası yok Ne geriye dönüş ne ileri gidiş yok Gönlüm hüsran dolu keder çok Kadere boyun eğerim başka çare yok Hayat çarkını döndürür durur Döndükçe her bir parçamı ayrı yere savurur Düşmüş vuslat ateşi gönüle yakar kavurur Geçen zamanı sayıp yürek kendini avutur Ne baharın tadı kaldı artık ne güzün Sardı ruhumu bir türlü dağılmaz hüzün Bu yaralı gönlüme deva olur her sözün Anılarda saklı durur gülümseyen o güzel yüzün.. 1 mart 2003 Filiz Turan
  15. Bir bahar sabahıdır Uyan artık ey gönül! Sil gözlerinden yaşları Aç pencereni yok olsun hüznün siyahı Bak çiçekler açmış rengarenk Bırak kokuları sarsın ruhunu Ger yelkenini rüzgara karşı Açıl uçsuz bucaksız semalara Rüzgar essin alsın götürsün Eskiden kalan acıtan her ne varsa Bir tatlı buse gelip konsun yanağına Çok uzaklardan gelen rüzgarla Bırak artık gidenlerin ardından ağıtlar yakmayı Çıkar üzerine büründüğün karayı Bu bahar başka bahar olmalı Tüm acıların artık bir son bulmalı Ömür geçti gidiyor Ne çare hayat yolun bitiyor Bırak coşsun yüreğin çocuklar gibi Çağlayıp aksın deli ırmaklar gibi Baharın tadını olabildiğince çıkar Önünde seni bekleyen daha çok zorlu kara kışlar var 15 Mart 2003 Filiz Turan