Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

Serenay_OZKAN

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

Serenay_OZKAN tarafından gönderilen her şey

  1. Bu gece ay çıkacak diyorlar Denize yatacak tüm yalanlar Yıldızlarda çıkar mı? Gökte siyahı yalanlar Ölü ve karanlık yıldızlar Ayı sarhoş etmişler Ay kesilmiş kızıl, kızıl Ölü ve karanlık bir yıldızdır yalanlar. (Serenay Özkan, Viata)
  2. Mum Yarı yanar mum boş çerçevede gördüğünde kendini Ayın küresinde yıldızlar bir çember yaratmış Çocukların rüyalarını. Gıcırdayan tahta evimizdeki mumlar Bizi bizlere gösteren fenermiş. Bataklıkların çevirdiği ormanda Fenerler bir başka yanarmış. Hayalin gerçeğinde susmayan sesini Duymayanlar duyarmış. Aşıklar evlerinde ailelerini sayarmış. Sular ateşi söndürür derler Aşıklar evinde ateş yükselirmiş Çerçeveler bir olur, sokaklar birleştiğinde Evler bir olur aşıklar evinde. Çerçevelerdeki mumların ateşi yükselirmiş. (Serenay Özkan)
  3. Karanfiller Mezarlığı Perilerin diyarındaki çocukluğum Otlarla sararan ellerindeki karanfillerde Yarım kalan anneler Pas tutan yüreklerle yeşil mezarlıkta hayaller Tuzlu nehirdeki soğukluğum Gözlerin koparıldığı aynalarda Kuru topraklar küf tutar Karanfiller mezarlığında. (Serenay Özkan) "Karanfiller Mezarlığı" adlı şiiri Yaşama Uğraşı Fanzin'in 27. sayısında 2025'te yayımlanmıştır.
  4. Tanrı 'nın Aynası Uzuyor dallar, ne de güzeller Dağları kediler kamçılar, iki patili adımlar Sonsuza kadar bahar Kestane dallar efsunkār Ormanla maviye kilitli Kadife gecede kuşlar kesildi Sahip olmadığımız rüyalarda yağmurla gözyaşı Tanrı’nın aynası, kedili kapı Sonsuza kadar bahar Kestane dallar efsunkâr Sahip olmadığımız rüyalarda yağmurla gözyaşı Tanrı’nın aynası, kedili kapı Bir ay gibi... Donuk... Bir çocuk gibi içine bürünmüş Gökyüzüne baksana Kefenim yıldızlara gömülmüş. (Serenay Özkan,Viata)
  5. Vurgulanan Denizin Şiddeti Gece zehir yeşili,puslu karanlığı ufukta Dolu bir rüzgâr geliyor kanadı kızıl Aşk esiyorum gelsenize ehâlî! diyor Yahut bilmiyor gülüm İçimde bir denizin şiddeti güz yağmurlarını bırakıyor Şimdi gelirim de nasıl takacaksın kanadı? Yağmurda kuşlar uçamaz ki. (Serenay Özkan)
  6. Gökyüzünde binbir yıldız Ta orada bir parlaklık Dedim ki:"A'zel..." Gece edebi özler Bir yağmur İplik,iplik Sokaklarda geceleyin A'zelimdi dedi: "Gidiyor musun ay ışığı? Bir yıldız daha kaydı..." Tül çekilmiş idi geceye ipekten Gözleri idi şişti Yağmurdur hiddetlendi Dedim o vakit: "A'zel... Ah,benim mehtap bile çıkmayan gecelerimde a'zel... Olabilirsin atmış güllerimi Olabilirsin çalmış senelerimi Olabilirsin atmış kirli, yıkmış Olabilirsin sarmış;sarmalamış bedenimi Yahut sensin karanlığın aydınlık meleği... (Serenay Özkan)
  7. Tanrı doğarken hüzünle bağıran tene Göğüslerine şiir konarmış kadınların Ve yeşil saçlı kadın"şiir" dermiş Mavi şalını doğrulurken tüne Bağırır Bağırır Bağırır Durur Yeşil saçlı kadın "şiir"diye Ve mavi,kızıl,beyaz Karanlığını çakarken tüne Kelimeler gözlerinde çıplak; saçları yeşile çalarmış Ve mavi saçlı kadın yeşil saçlı kadına Dolarken siyah şalı Bağırır Bağırır Bağırır Durur Yeşil saçlı kadın "şiir"diye Ve siyah şal yere düşer Yeşil saçlı kadının göğüsleri Şairin kalemine... (Serenay Özkan)
  8. Kaldırımlardayım, üstte siyah bir martı Beyazlan eski yağmurda Maviydi, mavi bulutlar Rüzgâr siyah bir kuştu Gökte çıkmazken yıldızlar Ve ansızın bir rüzgâr dağıtır saçlarımı Ben kaldırımlarda Rüzgarlı bir yağmur Kaldırımlardayım; üstte siyah bir martı Beyazlan eski yağmurda Maviydi, mavi bulutlar Rüzgâr siyah bir kuştu Gökte çıkmazken yıldızlar Ve ansızın bir rüzgâr dağıtır saçlarımı. (Serenay Özkan, Viata)
  9. Gecelerim de içim gibi Aysa saçların gibi Sarı Gecem sarı ve siyah Sayıklıyor ağaçların dalları adını Güneş doğmayacak Gecelerinse tatlı yalnızlığı Gecelerim de içim gibi Aysa saçların gibi Sarı... (Serenay Özkan)
  10. Kefenimden karanfil çalan siyah Ay gebe senden Kedi gözü ay Kafese tıkalı ruhu gecede yaşlı ruh gebe Geceden kalma siyah Çürük karanfil çalan siyah Ay gebe senden Kedi gözü ay. (Serenay Özkan, Viata)
  11. Köklü Ağaç Çiğ toprağın tohumuydu Göklere uzanan dallarıyla köklü ağaç Yeşil yeşil mezarlıklarda ırmağın suyu gelip geçerdi Kökler acı ve tatlı Kış vakti donan kuşlar sığınırdı Göklere uzanan köklü ağaca Damlalarla büyüyen ağacın dallarını kesti Bir gün oduncular köklü ağacın Vakit vakitti geçti gece ve gündüz Pişmiş bir topraktan doğar kökleriyle yeşeren ağaç Oduncunun baltası vurur köklere ayın ışığında Kökünü de kes! Kes de gör ey oduncu! Kök toprağa tohumu vereli çok oldu! Kökten çıkan bir tohumu hangi oduncu kesebilir? Serenay Özkan Köklü Ağaç" adlı şiiri Gençlik Meclisi Dergisi'nin 7. sayısında 1 Ekim 2025'te yayımlanmıştır.
  12. ÖN SÖZ Her gün içinde yaşadığımız dünyanın farklı yerlerinden ölüm haberleri geliyor, çoğumuz bunlara karşı gitgide daha az insana benziyoruz. Sanki içimizde yaşama dair bir kırıntı bile kalmamış, ölümü bekleyen biri ya da birileri yer alıyor. Yahut bu zanlıların o anki duygu ve düşünceleri, öldürme arzusu bizlerden o kadar da uzak olmayabilir. Bir insanın içinde birden fazla duygu, his ve düşünce yer alır. Karmakarışıklık içinde insan parçalara bölünür lâkin insanları birleştiren en önemli şeylerden biri de bu karmakarışıklık hâlidir. Bu kitapta sizlere insanın keşfedilmemiş bir yanını tıpkı her gece farklı sergilenen ayın evreleri gibi sergilenmek istendi. Bu sefer bizler yıldız değiliz ayın ta kendisiyiz. Biraz felsefe, edebiyat ve çokça duygu ve düşüncelerle sizlere takdim ederim. Serenay Özkan
  13. Biyografi Serenay Özkan, 10 Ekim 2004 tarihinde İstanbul'un Beykoz ilçesinde doğmuştur. Çocukluğunu Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde geçirmiş, ortaokul döneminde şiire yönelmiş, lise yıllarında Viata adlı ilk şiir kitabı Dorlion Yayınları tarafından 2019 yılında yayımlayarak yazarlık kariyerine adım atmıştır. Şiirleri çeşitli dergilerde ve fanzinlerde yayımlanmıştır. Farklı Bir Mehtap adlı hikâye kitabı, Yol Akademi Yayın Grubu kapsamında düzenlenen aylık edebiyat yarışmasında yayımlanmaya değer görülerek basım hakkı kazanmış ve 11 Kasım 2025'te yayımlanmıştır. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü'nde devam etmektedir.
  14. Gece Ateşi Rüzgâr gibi gelir gece ateşim Dağlar gibi ıssız iri evlerden Gönlüm razı senden, sana olandan Bitmez gibi saplar gece ateşim. Karanlık diyarlar gibi gece ateşim Gizli hayaller gibi tozlu sayfadan Geçip gider suyun altındaki kabuklardan Saplanıyor toprakta gece ateşim. Dalgalar gibi hırçın gece ateşim Kirlenen sokağın ortasından Işıldayan mezar gibi geçerken yolundan Saplanıyor toprakta gece ateşim. Serenay Özkan "Gece Ateşi" adlı şiiri Derin Kalem E-Dergisi'nin 3. sayısında 27 Ağustos 2025 yılında yayımlanmıştır.
  15. Zümrüt Gözler Zümrüt gözlerini yumdu uzaktan Taştan kalbin guguklu saatlerindeyim Çırılçıplak gecenin denizlerinden Tutarak büyülü bir şiir yazıyorum Ay, saray kurmuş mor kumaşlardan Kara bulutlar üzerindeyim Geçen zümrüt yeşili gözlerin alevlerinden Serin gecenin derinliğinde boğuluyorum Kırılgan siyahların masallarından Ağ diyarı gözlüyorum Soğuk toprakta zümrüt yeşili gözlerden Bozulmuş ruhlar, kara diyarlara geçiyorum. Serenay Özkan "Zümrüt Gözler "adlı şiiri 4 Eylül 2025 yılında Laf Arası Dergisi'nin 4. sayısında yayımlanmıştır.
  16. İyi okumalar dilerim.🙏🏻
  17. Ay! Ay çok saf, parlak ve yalancı Parlaklığı çalıyor kan kırmızısına Kara gecede Pencerede beyaz tüy Derinlere batmış taştan kalp Çivilerle dolu bir zeminde Kalbim uçmak isteyen bir kuş kanatları olmayan Ölmek istiyor ama biz ölmek için fazla ölüyüz! (Serenay Özkan, Viata)
  18. Yalnızlıklar Efendisi Ben yalnızlığın efendisi Geceyi saran benim kara serçemdir Kaderlidir bahçelerim gecenin gecesinde Ben yalnızlığın efendisi Ölüdür kiraz bahçeleri Anca dikerler bu bahçeye Ben öldükten sonra bir kiraz bahçesi Ben yalnızlığın efendisi Sarhoşlarım vardır Birbirindendirler yalancı Çocuklarım vardır Üstlerinde kara gelinlik Işıklar söndü mü? Şehirlerine bitiverirler Hele griden maviye gözleri yaşlı mı? Mehtaplarıma konuverirler Sabahleyin dağların çimenleri yaralı Kör bir kuş misali dinler sema Dantellerim siyah Banklarım yaralı, yalnız Ben yalnızlığın efendisi... (Serenay Özkan)
  19. Yanıp Yıkılmadan Gökyüzü Sen hiç bilir misin Gökyüzüne baktığında Kara umut görmeyi Yanmayı her geceleyin Peki niçin yanmalı? Sevgiden, mutsuzluktan hüzünden Belki de biz Ve yanıp yıkılmadan gökyüzü Ve daha sevebilirken Hüznün çıplak teni Baksak sarı çiçekler ve mavi göğe Belki de biz Yanıp Yıkılmadan gökyüzü Mavi kelebeklerden Bir kadeh daha içemez Göremezsek bir daha beyaz yıldız Ve ak gece Niçin sevmeli Yanıp Yıkılmadan gökyüzü Belki de biz Bakamazsak Sarı çiçekler Ve mavi göğe Mezardaki ayınsa yalnızlığını Kalpte Bırakırsak daha söylemeden Sevgiyi Yanıp yıkılırsa gökyüzü Ve daha yıkılmadan ki sevgi nasıl söylenir gökyüzü? Viata, Serenay Özkan
  20. Mezar Sanmayasınız ki yalnızca mezarda ölü Canlı mezar yok mudur? Bağırıma, bağırıma bomboş Geceye kefen yok mudur? Üşüyorum, gece buz Mezar taşıma buse dahi yok mudur? Sanmayasınız ki yalnızca mezarda ölü Canlı mezar yok mudur? (Serenay Özkan, Viata)
  21. Bağırıma batar fuad, boş çerçevede gözüm Yarı yanar mum gördüğünde kendini Niçin karanlık bir ana tanrıyı kovar? Denizde çiçek açmaz Unuttuğun yerde sessiz... Kaldırımlarda sedan Dudaklarım sessiz... Bağırıma batar fuad, boş çerçevede gözüm Yalnız senin gözlerindir ki ey sonsuz! Kaldırımlar da sessiz sensiz... Denizde açar çiçeği İncecikten bir ümit. (Serenay Özkan & Viata)
  22. Hilal kadar siyah bir gecede Her şey seni hatırlatıyor bana Ay... Gökyüzü... Güneş... Kum... Hilal kadar siyah bir gecede Siyah bir şal Kara bir gece Kuşlar Ağaçlardan dökülen yapraklar Hilal kadar siyah bir gecede Her şey seni hatırlatıyor bana Bulutlar Ateş Toprak Yıldızlar... (Serenay Özkan& Viata) (2019 Kasım)
  23. Yağmur Yağıyor İnce Gönül Aklar ağlıyor ağır sesiyle Üşüyorum, yağmur yağıyor ince gönül Bir düş gördüm gece vahşi kırlangıçlar ve ay Ala gözlüm, dağ çiçeği kokulu saçlım Dağ yarılır cennet olur bir busesine Aklar ağlıyor ağır sesiyle Üşüyorum, yağmur yağıyor ince gönül Bir düş gördüm içinde sen Bir yağmur ay-güneş Kollarında başım Bir buse geçer dudağıma çiğ... (Serenay Özkan, Viata)
  24. Mavi Ejder Bir tün mehtap çıktı göğe Saye bir buluttu yelesindeki maviliği yutan İnceden savurdu gök mavisi yelesini tüne Dalya'nın taçları süzülüyor Mehtap bir yasemin okşarcasına ejderi Rüzgar yükseliyor Yıldızlı kayığa az kaldı,şafak vakti Bir kadının çıplak göğüslerinden bir gün geçerken Ve mavi ejder Süzülürken Ümit ve karanlıkta Ve Tanrı'yı delirten Maviyi rüzgâr savururken göğe Yelesinden ak tüyler süzülüverdi tüne Rüzgar yükseliyor Yıldızlı kayıda bir mum Yarı yanar ve ak Yağmur serpildi İnce ve ak maviye Ve mavi ejder Saye bir sis Rüzgarlı vadinin yolunu tutarken Son bir kez savurdu yelesini göğe Ve mavi ejderin mehtabı okşayadururken sevdayı.
  25. Gece ağaçların dalları kefen sayarmış Aysa üstte çiçekleri Ak gül elimde Sokaklarda sürünmüş bir hilal Yürüyorum rıhtıma karşı Bir gül attım boğaza Yaprakları sarı Yürüyorum rıhtıma karşı Geceye bir örtü Sarı Bir gül öpülmemiş Sarı Bir rüzgâr esti sarı, sarı Ellerimdeki kan mı gül Yoksa yerlere sürünmüş hilal mi kesilmiş sarı? (Serenay Özkan)