ddnzsk tarafından gönderilen her şey
-
BİR FAHİŞE TELEFON BEKLİYORDU
Bir fahişe telefon bekliyordu benden Tanrı temizlik yaptırıyordu meleklerine; yağmur yağıyordu, temizleniyordu tüm sokaklar Cam kıyısında kahvemin son yudumunu içiyordum Sigaramı çay bardağında söndürdüğümde annem kızardı Yine korkuyorum kızar diye Uzun zamandır ıslanmamıştım yağmurda; çıkmalıydım, sırılsıklam olmalıydım hem de yalınayak Sigara yakıp çıktım dışarı, ne güzelmiş ıslanmak haziranın son haftasında, böyle bir yağmur şükürler olsun sana Tanrı?m Gök gürültüsünden korkuyordum, çocukluğumdan kalan bir korkuydu bu Gök gürledikçe adımlarım hızlanıyordu Sonra alıştım, insan her şeye alışıyor bazen kaçtıklarına bile Yine uyuyorsun sevgilim, bu adamdan habersiz başka kentte Nasıl da doldurmuşsun bu kenti bilemedim; ben de terk ettim o kenti; annemdeyim, yağmurda yürüyorum ve bir fahişe benden ısrarla telefon bekliyor Bir mazeret uydurmalı mıyım; elektrik kesik, yağmur yağıyor, sevgilimi seviyorum, beni arama, sorma demeli miyim? Benim sana hiçbir sözüm yok, sevişmek tende başlamıyor Önce yüreğim, beynim sevişmeli; şarap içebilmeliyim, sigaramı iyi bir bokmuş gibi ciğerime çekebilmeliyim Bak yağmura, nasıl da sevdi; bütün bedenimi kuşattı ıslaklığıyla Sevgilim, çocukluğumun geçtiği sokaklarda ıslanıyorum; aklımda sen varsın ve jazz dinliyorum Fahişeler beni aradıkça seni ne kadar çok sevdiğimi anlıyorum Anladığım çok şey var sevgilim, insanları tüketenler siniyor dokularıma Kan tutuyor bunları düşününce beynimi Umurumda değil artık yaratıklarKorku filmini andıran sahnelere alıştım Sahneye koyulan bir tiyatro ve ben kısa bir tirad oynuyorum Rolüm; anlamak, dinlemek ve çözüm bulmak Kimse sormadı bana, kimse görmedi karanlık odalarda akıttığım göz yaşlarımı Tanrı tanığımdır, yastığım ıslaktır her gece Yaralıyım, her sabah uyandığımda aynada şişmiş gözlerime bakarak ?Seni seviyorum,? dedim gülümseyerek Yeni bir gün ne götürecekti benden, kimin umurundaydı benim rolüm? Kediler yağmurdan sığınmışlar saçak altlarına; bense tam ortasındayım yağmurun ve şarkı söyleyebiliyorum ne güzel! Kanımı akıtmak, kendime çevirebilmek namluları Korkum yok ölümden, bunu biliyorsun, yazmıştım Ölüm dediğin açtığın gözü kapatmaktır Hele böyle bir toplumda yaşıyorsan bunun hiç önemi yok Bir fahişe benden ısrarla telefon bekliyordu; mazeretim yoktu, aramadım, aradığında açmadım Çünkü seni seviyordum, senin sevdiğin gibi?
-
ÖYLEYSE GİT
Sana yalnızlığımı bırakabilirim, sevgimi, öfkemi, suskunluğumu Ama o insanların söz ettiği renkli dünyadan bir şey vaat etmiyorum Yapay değil bendekiler, özümden çıkar her sözüm Gözlerini kapatıp bırak kendini bana Bendeki karanlık bir çukur değil ama aydınlık da değil Ben sana güzel günlerden söz etmiyorum Sen yoksan ışık inan hiç yok, varsa bile benim için anlamı yok Kanatırım aklımı yokluğunda, tütün sararım beynime Söndürürüm yüreğimi izmarit kokan bir kül tabağında Kanamalı bir ölüm yaşarım, çirkin bir ceset olurum Kara sinekler konar üzerime sen yokken Gel sevişelim, yine paylaşalım ağzında erittiğin o çikolatayı Ya da gidiyorsan bana temiz bir ölüm bırak, elleri nefret kokmayan Gidiyorsan eğer elleri sevgi kokan bir ölüm bırak, öyle git Git?
-
YANILGIDIR İNTİHAR
Aynalar yalan mı söyledi bize? Gördüğümüzü sandığımız biz değil miydik? Bu yaşama haksızlık yaparak kirleten biz değil miydik? Sonra soyduk karanlık bir gecede intiharı Tabancanın namlusuna verilen mermi, düşürülen horoz, kesilen bilek, boşlukta sallanan ip, kapının altından sızan gaz ve ilaç kutuları? Her intihar aynıydı Ölümle yaşam aynı kaldırımda yürürken biz her ölümü farklı sanırdık Ölüm hep aynıydı İkinci el ayrılık yaşanırdı Sahte kimlikle otel odasında son verilen yaşamlar Neden korkuyorsak öyle intihar etmeyi istedik, kan tutardı ama aldırmayıp bileğimizi kestik, yükseklik korkumuz vardı, boşluğa bıraktık bedenimizi; sızan gaz, kesilen bilek, sallanan bir halat, ilaç kutuları, düşürülen horoz, ne kadarını öldürebiliriz içimizdekilerin? Herkes intihar ettiğini sanır, yanılır; çünkü yanılgıdır intihar Kendi yasaları vardır karanlığın Yaşam intiharla aynı yoldadır İntihar korkmaktır yaşamaktan, aklımız kalır geride, ikinci el bir intihar bekler ter içinde Herkes intihar ettiğini sanır, yanılır; intihar bir kadında saklıdır, intihar doğduğun andır intihar gözlerime veda eder gibi baktığın andır?
-
ÖLÜMÜN TADI
Fotoğraflar, kenarları yırtılıp sararmış siyah beyaz fotoğraflar Sarı saçlı gülümseyen bir çocuk var, bu ben olamam, kusursuz cinayetler planlayanYatağımın altındaki ıslaklıktan nemlenen kutuya yeniden koydum anılarımı bir bir Kitaplarımın durduğu raftan kanlar fışkırıyordu, gözlerimi kapattım Sonra o ses geldi, bir çocuk ağlıyordu, uzaktan geliyordu sesi Bir sigara yaktım, defalarca bırakmayı düşündüğüm o sigaraya sarıldım yine, perdelerimi açmaya korkuyordum Dün gece otomobilden atlamıştım, kolum dizim acıyordu, okşadım yaralarımı Yatağım kan içindeydi, kurşun eritiyordum sabaha kadar, bir tek kendimi vuramıyordum Senfoniler çalıyordu; sisli bir sokaktaydım, faytonlar geçiyordu; hayır hayır faytonlar değil 18 yüzyıldan kalma sisli bir gecede soylular geçiyordu atlarıylaÖyle çaresizdim ki onları görünce korktum Sisliydi sokak, karanlıktı, yoksuldu Cüzamlılar vardı dilenen, bakamadım gözlerine Öldürebilirdim kendimi; boğazıma dikenli bir tel bağlayabilirdim; sürüklenebilirdim atın soylu ayaklarında Kanım kilometrelerce akabilirdi, bir sigara içebilir miydim acaba nasıl olurdu ölümün tadı? Bana nerde olduğumu söylesin biri ya da bu cinayetleri işleyen o sarı saçlı sevimli çocuk ?olamaz,? desin Müritsiz yaşamayanlar var; şairler, en çok da onlar yalan söylüyor, süslüyorlar kendilerini gerdeğe gireceklermiş gibi Gitmek istiyorum, balık tutmak istiyorum, rujsuz bir dudak öpmek istiyorum Bok püsür burada kalsın, ben ölümün tadına orada varmak istiyorum?
-
HİÇ BİR ACI KENDİNİ TARİF EDEMEZ
Hiçbir acı kendini tarif edemez; kendimi tarif edemiyorum, yok yere akıyor kanım Mumlar adasam yıldızları da sersem önüne, olmuyor Mengenede sıkıştırılmış sözcüklerim İnanmayın, şairler yalan söylüyor Uykularımı kaçırdım kaç gece, artık inanmıyorum sevgine, karıştırmazdın yoksa eski fotoğraflarıKimi nerde bıraktıysan bul, beni artık sevmesen de olur Senin tanrıların bende yok, güzelliğin sende kalsın Sarı bir yaprak gibi düşüyorsun dalımdan, artık yeşermesen de olur Kes bileğimi aksın kanım Hiçbir acı kendini tarif edemez, ben bilekten akan kanım?
- HİÇ
-
KAN VE AŞK
yalınayak bir fahişeye yürüyordu kirli sokakta küfrediyordu itlere aşkı kıçında yaşayan itlere itlere itlere sokaklarda çınlıyordu bu ses duydun mu tanrım kan içindeydi yüzü gördün mü ağlıyordu kadın ağlıyordu tövbe ediyordu aşka soluyordu fesleğenler dört bir yanında ruhsuz cesetler eros?umu öldürmeliydi ilk önce satılık tene köle olanlar ucuz olduklarını bilmiyorlardı her insanın içinde bir fahişe nefes alıyordu sırtında tırnak izi dudağında uçuk dilinde kan ve bu kandan alıyordu gücünü yarasını yalayan bir hayvan gibi kadın yalınayak yürüyordu ağzında küfür dilinde kan acıyan gözlerle bakanlara, acıyordu kim acınacak haldeydi sahi kim bir fahişe sonbaharda sokakları süpürüyordu yaşlı otel odasında ölümüne intihar süsü veriyordu ayakları çıplak yüzü kanlı dilinde tövbe meleklerle dans edip kendi tabutunu taşıyordu
-
D/ÜŞÜYORUM
uzundur bu kentin geceleri hele aklın düğüm düğümse ağzımda dilsiz küfürler sokakları paralıyorum devriyeler kol geziyor Tanrım şimdi yağmur yağsa sus diyor içimdeki piç ıslanmayı sevmiyor teninde uyuduğum kadınlar geliyor aklıma kan yağıyor gökten susuyorum böyle olunca Buenos Aires'te gidiyorum hüzünlü bir kemancı gibi Eva peronun önünden geçiyorum ıslık çalıyorum bir işçinin elindeki nasır oluyor kalbim dedimya uzundur bu kentin geceleri radyoda "hüzün kovan kuşu" çalıyor nede güzel söylüyor kapatıyorum gözlerimi temiz bir rüyaya sallanıyor gondol Venedik ah Venedik Paris?ten sonra kalbim sende kaldı kalbim kanamalı bir hasta köpekler uluyor sokakta ışıkları yakıp radyonun sesini biraz daha açıyorum her an gitmeye hazır çantama bakıyorum uzun yollar gözlerimde tabakamdan bir sigara yakıyorum senin aldığın tabakadan seni düşününce toz toz oluyorum böyle olunca uzun oluyor bu kentin geceleri ölüm kokuyor bu şehrin sokakları sarmaşık güller yok çocuk sesleri de gelmiyor sokaklardan dilsiz oluyorum kirleniyor beyaz kağıt sövüyorum sensiz geleceğe seviştiğim kadınlarla karşılaşıyorum sokakta yanıyor tüm şiirler yalana düşüyor şairler Adriyatik denizinde unutuyorum kendimi sonra beyoğlunda serseri dayak yiyorum itlerden gel bul beni kayboluyorum sen olmayınca şeytan sobeliyor beni ve intihar ediyor ruhum papazın meyhanesinde düşüyorum boşluğa balonlarım uçuyor elimden gökyüzü, mavi gökyüzü kararıyor tabakam elimden düşüyor kapatıyorum gözlerimi sen olmayınca uzun oluyor bu kentin geceleri
-
ŞAİR VE ÖLÜM
bir şair vurulmuş köşe başında cebinde buruşmuş birkaç kağıt parçası yağan yağmur silmiş bütün aşkları ya yerdeki kan diyor sokaktan geçen biri bir şair vurulmuş köşe başında tebessüm etmiş katile yerde kanlar içinde ölümde bir şiirmiş şair için ölürken bile
-
İNTİHAR
Bir şeyleri arar gibi şarkılar eskiden kalma bir aşk mektup plak yanan bir soba karla kaplanmış yola bakan mutlu bir çift göz yolu gözlenen baba oyuncaklar eski bir sevgili çay sohbetleri bir şeyleri arar gözlerim intihar eden bir aşkın ardından.
-
YOSMA
rutubet kokuyordu göğsün seviliyordun sevmelerden yoksun eski aynada tarayıp saçlarını oje sürüyordun parmaklarına renkli renkli huzur veren eller hiç dokunmadı saçlarına kırışmış çarşaflarda yattın kirli eller dokundu tenine seni seviyorum dediler her gece başka bir yüzden duydun bu sözü yalandı biliyordun güneş doğmadan gittiler hiç saçlarını okşamadılar alnından gözünden öpmediler çocukları severdin ama hiç çocuk doğurmadın buruşmuş çarşaflarda her gece yeniden seviliyordun sevmelerden yoksun biliyordun rutubet kokuyordu göğsün ve sen eski aynada saçlarını tarayıp ağlıyordun.
-
SAĞIR VE DİLSİZ
ne zaman güzel bir şeyler duymak istesek çevremizdekilerin sesi kısılır bizse sağır olduğumuzu düşünürüz
-
BATIYORUM KENDİME
yeni bir sandal kiralamalıyım bu su alıyor batıyorum hiçbir ses yok çığlık yok isyan yok gözyaşı yok yok yok razıyım batmaya denizden çalmadım mı adımı ben işte borcumu ödüyorum sahilden izlemek istiyorum son kez rakımı suya bulaştırmadan sarhoş olup yıldızlardan sormak hesabı küfretmek şuçu yıldızlara atmak sus diyor içimdeki hiç iç diyor sadece iç bekleyişler yok artık tarifeler beklentiler otobüs durakları suya yazılan aşklar düşünceme mapus veren zincirler sol yanımdaki yara kabuk bağlamıyor kiralanmıyor umut taş atıyorum yıldızlara bazen de olta olmuyor, ne yapsam olmuyor bu sandal su alıyor su bir kaşık suda boğulur gibi derinden, sinsice yüreğimi sobeliyorum ve batıyorum kendime
-
DÜŞTÜM
düştüm gölgemle birlikte düştüm. gözlerimdeki yaşları görmeyin düştüm ve yerdeyim kan ve iz yok hiçbir şey yok saklambaç oynayan çocuklar geldi aklıma sonra sessizlik oltanın ucundaki balık gibi sudan çıktım çırpınma yok hiçbir şey yok düştüm kan ve iz yok gölgemi sıyırdım bedenimden siz hiç ağlayan bir palyaço gördünüz mü yüzümde ki tüm boyalar aktı elimdeki renkli balonlar gökyüzüne usulca uçtu bir martı süzülüyordu başımda sesi çığlık gibi kulaklarımda paslı bir bıçak gibi ağzım bakmayın bana öyle mahcup sözün bittiği yerdeyim
-
GECİKMİŞ ZAMANLAR OTELİ
gecikmiş zamanlar kenti burası yaralarını kaşıyan kaşıdıkça kanatan insanların kenti usulca geçiyorum geçmişe ve sen öpüyorsun uçuklu dudaklarımı kaşıdıkça kanıyor yaralarım paslı bir kılıç çıkıyor kınından boynumda hissediyorum derin bir yara gibi kanıyorum her gece bu kabusla uyanıyorum tanrıya ısmarlıyorum seni keşkelerim içimde bir kurt gibi kemiriyor kayıp ruhlar otelinde ucuz aşk romanları okuyorum daha sıradan yaşıyorum daha az seviyorum yalnız yatıyorum uzun zaman oldu gözlerinde yanmayalı sen başka bir evde başka bir kalpte bense cüzamlı bir hasta gibi hala geçmişte
-
HER ŞEY YASAL CİNAYETLERİ SAYMAZSAK
Kimliğimde yazıldığı gibi değil hiç bir şey, çok daha fazlısı var. Yasal bir yalnızlığı yaşıyorum ruhumun derininde. Derin yaralarım var kanamaya müsait. Cinayetler işliyorum sürekli yenilerini katıyorum her gün bir şeyleri daha öldürüyorum. Brahms dinledim sabaha kadar ve kitap okudum. Birkaç telefon virgül koydu okuduğum kitaba. Bana aşkı anlattılar uzunca kendi dünyalarından bildikleri kadar, bi bok anlamadım. Aşk böyle değildi. Bir yerlerde bir yanlış vardı ama o yanlış kimdeydi. Aşka ne garip anlamlar yüklendiler. Aşkı anlatmak tabii bana düşmez haddim değildir, yaşamak istediğime bir ad konulması gerekirse aşk derim hepsi bu? yarım kalmış bir sözle devam etmeliyim mum ışığında ki loş geceme. Başımı yastığa koyduğumda onu düşünmeliyim korkulardan arınarak kötü ihtimalleri düşünmeden güven dolu aşk olmalı bu. Sabah uyandığımda aynaya baktığımda gülümsemeliyim ve günaydın aşkım demeliyim. Paylaştığımız anlarda maddelerden arınmış manevi bir ilişki olmalı çay ve simit yerken mutlu olmalı, gülümsemeli. Şarabı içerken hafif müzik çalarken hiç konuşmadan birbirine sarılan bedenler hiç konuşmadan çok şey anlatmalı. Canımı sıkan bu telefon konuşmaları neredeyse her gece yaşıyorum. Derinlerde canımı yakıyordu. Kimliğimde yazıldığı gibi değil hiçbir şey daha fazlası var hepside yasal, cinayetleri saymazsak. Kanım akıyor her gece. Duvarlarımda eskiden kalma yaşlı bir hüzün. Şimdi sıra kimde, kim açacak kapıyı ellerimi tutup dudaklarımdan kim öpecek. Kapım kilitli cinayetin gizi sizde saklı. Bir yazımda söylediğim gibi ?yüreğimizin katili ne zaman sanık sandalyesine oturacak?. Bir kenti yaktıktan sonra verilen cezanın ne anlamı kalıyor yanan kent için. Küllerinden doğabilir mi kendini. Ben hep söyledim bana gül getirmeyin ben papatyaları severim kırları severim dedim, siz bana gül getirdiniz. Sis vardı sokakta perdelerimi kapalı tutardım. Ürkek bakışlarla zaman zaman dışarıya bakardım işte o anlardan biriydi. Kim bilir belki de kirli bir kabustu bu. Siyahlara bürünmüş bir adam geçiyordu sokaktan, yüzünü göremediğim bu adam kayboldu sonra sokağın kuytusunda. Dışarı çıkma isteği vardı içimde korkum izin vermiyordu. Üzerimdekileri çıkardım her şeyi. Geceyi de soydum kimse farkında değildi tüm kent uyurken ben çığlık çığlık dolaşıyordum sokaklarda. Ayaklarım kanıyordu. Her şey yasaldı cinayetler dışında. Uykumu gasp edenleri bulmalıydım yok hayır onlar orda kalmalı ben gitmeliydim. Veda anlarını hep unutmak isterim ama hiç aklımdan çıkmaz. İlk günler çok sancılı geçer her şey ona dair düşünülür dinlediğimiz şarkılar seyrettiğimiz film. Dolan gözler sık aramalar seyrekleşir sıcaklık kaybolur gidenin yerine başkaları gelir ve aklımızda sadece o veda anı kalır. Boşluğa düştüğümüzde telefon rehberini karıştırdığımızda yeniden duyarız o sesi yada o numarasını değiştirmiştir çoktan. Hep bir yerlerimizde sızlar. Çünkü kapanmayan her şey canımızı yakar. Sokaktaydım evet hem de çırılçıplak. Kimse görmüyordu duymuyorlardı çığlıklarımı. Serseriydim beklide saçlarım dağılmış gözlerim şişmiş haklısınız dünü aramaktan. Evime döndüğümde yerde kan izleri vardı adım adım beni takip ediyordu kayıp gölgem gibi. Yaşlı koltuğuma oturduğumda yıldılar takıldı gözlerime hep benim sandığım yıldızlar. sormayın bana cinayetlerim dışında her şey yasal söyledim bunu size. Yeni cinayetlerde işleyebilirim kan izlerini takip edip vurabilirim onu kalbinden. Sevemediğim kadınların intikamımıydı bu yalnızlık. Benden çaldığınız şarkılarda kalsın sizde. Yeni şarklarım var ilk baharı andıran yasal şarkılar. Ben şimdi ben mumu yakıp dinlerim onları saçlarını okşarım zamansız girerim koyunlarına sevebilirim beklide yeni şarkıları. Dinle yüreğimin sesini benim yüreğim bu gece fahişe her han gibi bir kadınla sevişebilirim ismini sormadan aşık olmadan sevmeden keşfedebilirim vücudunda ki derin çukurları. Şarap döküp vücuduna bir damla kaçırmadan içebilirim hepsini. İnleyebilir gece. Aynada yüzüme bakabilir miyim bilmiyorum ama bu gece yüreğim fahişe bilmelisin. Başka kadınları sevebilirim. Bunların hepsi yalan, bana ait değil, evet belki fahişe ama yüreği var, derin çukurları, yaraları olan ruhunda küçük bir çocuk saklayan. Artık sabah olmalı mum sönmeli kemancı susmalı yorgun koltuğum dinlemeli sevişmenin tanığı yatağıma yalnız girmeliyim. Sabah aynaya bakabilmek için bu fahişeyi öldürmeliyim. Söylemiştim size. Kimliğimde yazıldığı gibi değil hiç bir şey, çok daha fazlısı var hepside yasal, cinayetleri saymazsak. Bir fahişe daha öldü zamansız hem de yasal? Serkan Kurt
-
AŞK VE YALAN
allı pullu sözlerim yok kırışmış yüzüm yaşlı kalbim ve yatağımın altında sakladığım geçmişim. ben artık eski zamanlardan şarkı söylemek istemiyorum. buruşmuş iki yüz adıyorum geleceğe. parmaklarımı parmaklarının arasına aldığında daha çok istiyorum seni. senin acılı kaygan küçük şehrini değil yüreğindeki cehennemi istiyorum. aşka dair söylenmiş tüm yalanları sahiplerine geri veriyorum, benim söyleyemediklerimi Hayata. hadi artık uyu, alıştırayım kendimi gidişine gün doğduğunda göreceğim aynada ikimizi ve kulağına fısıldayacağım seni annen gibi sevdiğimi
Jump to content