Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

yakamoz

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

  1.    deren_25, bir konudaki bir gönderi'ye tepki gösterdi: YAPMA ÇİÇEKLER
  2.    admin, bir konudaki bir gönderi'ye tepki gösterdi: YAPMA ÇİÇEKLER
  3. 2014 Model Benzinli FB 7 arabam var kilometre 85.000 de, yağ değişimi için eneos 0-w20 mi yoksa motul 0-w20 mi kullanmalıyım. Birde piyasada sahte ürünler var deniyor örneğin aynı ürün 185 de var 285 de ???;bunların orijinallerini hangi sitelerden alabiliriz? Yada shell 0-w20 mi kullanmak uygun olur?
  4. feride48, yakamoz'yi takip etmeye başladı
  5. Durmadan yazdım senin günahlarını. Af edemem seni aldın ahımı. Seni gören gözlerim görmüyor başkasını. Kalbim istese bile dinlemem feryadını. Seni istemiyorum açmam sana kapımı. Aşkından çıldırsamda anmam senin adını. Zehirden farkın yoktur biliyorum tadını. Zehir olsa içerim anmam senin adını. Kara kaplı kitaba yazdım senin adını. Kara kaplı kitabın başında senin adın. Kalbimiz bir olsada düşünceler çok farklı. Kalbten gücendim sana adın kalbimde saklı. Allah'ın huzurunda olamazsın sen haklı. Allah sana sorarsa sen beni hatırlarsın. Mahşerdede bakalım sen çıkarmısın haklı. Sen kendini bilirsin adın kalbimde saklı. Zehirden farkın yoktur biliyorum tadını. Zehir olsa içerim anmam senin adını. Kara kaplı kitaba yazdım senin adını. Kara kaplı kitabın başında senin adın. REYHAN ALTAŞ
  6. Gönül defterinden sildinse beni, Aramam seni yar, aramam seni, Sevda kitabından, sildinse beni, Aramam seni yar, aramam seni... Duygumu hoyratça sattınsa şayet; Yaradana yine yapmam şikayet Sevdamız bulduysa artık nihayet, Aramam seni yar, aramam seni... Gönül bahçesinde açan gül idim, Aşkı terennüm eden bülbül idim, Ateşlerde ışık saçan kül idim, Affetmem seni yar, aramam seni....
  7. Ela gözlerin yaşla dolmasın İntizarıma,sitemime alış yağmur gözlüm.. Güzel hatıralarla bırak kendini Hasretliğime boşver be gülüm.. Kadir kıymet bilmezsin, Ben ki her yerde resmini gördüm.. Ayrılığım sızlatsa da yüreğimi, Tek arzum, Ahu gözlerinde sönmesin ışık... Gül endamında çaresizliğe alış ne olur? Günlerim geçip gitmek bilmiyor, Yokluğun her an beni deli ediyor.. Ben sensizliğe mahkum oldum, Hüküm değişmez.. Beni sevseydin, Acıtmazdı bu kadar yokluğun.. Dillere düşmem, Sızlatmazdı kalbimi.. Hor görmesinler aşktan anlamayanlar.. Sevenler bilsin,sevenin halinden.. Yine ben yokluğuna isyan ediyorum, Ela gözlüm...
  8. Beni bana bırakan, benle sınayan, Çoğulu olmayanın tekini seçmemi isteyen, Olmayanı bilmemi, bilinmeyeni yorumlamamı... Ah nenem güzel nenem, ağlayan, susan, seven... Geçmişi sorgulamak kadar, geleceği yorumlamak, Gündüzün ağlamak kadar, gece uyumakta zordur bir bilsen. İlkbahardan susuz, erimiş kardan öksüz gül, Yazı yaşar, sonbahara erişir mi sanırsın. Ağlıyorum, ağrıyorum, bekliyorum ki... işte Sonumun başını, başlangıcımın sonunu yaşıyorum. Çünkü seni seviyorum, seviyorum nene. Sitemin hak. Yalvarışın hak, bekleyişin, bilişin... Sen büyüttün beni, sevmeyi çünkü sen öğrettin. Seninle tattım sevilmeyi, anlamayı, anlaşılmayı. Dur anla. Anla ki susuzluğum dinsin, sensizliğim bitsin. Çünkü seni seviyorum. Seviyorum nene. Anla ki anlamı olsun göz yaşımın, yaşamımın, yarınımın Anla ki anlamı olsun yağmurun, güneşin, gün yüzünün, gül yüzünün Zor anlarımda hep vardın çünkü, en derinimde, hislerimde... Sevgi ihtiyacım, tükenmeyen enerjim, bitmeyen türküm Gururum, şefkatim, onurum... Sen varken anlamı var ilkbaharla yağmurun, Hayatın cemresi, karın erimesi, toprağın canlanması nenem. Sen varken anlamı var gurbetin, uzaklığın, yakınlığın... Acı çekmenin, soğukta yatmanın, yumurta yemenin. Sen varken anlamı var sebepsiz beklemenin. Seninle anlam bulur, gökyüzünde rahmet taneleri, inci perileri. Seninle bir başka anlamı olur, köyün, dağların, çiçeklerin... Bir kuzunun dağda dolaşması annesiyle, özgürce. Dolaştıkça vardığı tek yerin annesi olması, Vakitsiz, kaygısız, korkusuz ve hesapsızca, En iyi sen anlarsın, kuzuların hasretini, otlaktan dönerken kavuşmasını. Yalnızlıklarını, bağırışlarını, çaresizliklerini sen bilirsin. İşte ben, yani o kuzun, kızgınlığın, susuzluğun. Ve sen... Sana çıkıyor gittiğim ve geldiğim tüm yollar, kurduğum hayaller. Bitirdiğim ve başladığım her şeyde, yorgunluğumda, Olduğum yerde sen varsın, yüzümdeki çizgilerde, gece iniltilerimde Dilimdeki nağmelerde, sözümdeki sadakatte, Sana çıkıyor bütün isteklerim, arzularım, ümitlerim, Anla işte, seni seviyorum. Seviyorum nene. Anla ki, ben de anlamımı bulayım, ayağıma kavuşayım. Ellerimle tutayım. Anlamsızlığın ne anlama gelmediğinden kurtulayım. Anla, ki ben seni seviyorum, seviyorum nene.
  9. Başı sen olan zamanda, Sonu sen olan mekanda. Bilineni olmayan bir yolda Beklerim istersen, Bekleneni, beklenen o anı Bir ayna karşısında bir ayna ve zaman Ha şimdi ve burada iken, ha her zaman ve orda Mekanı olmayan bir zamanda, Beklerim istersen Bekleneni, beklenen o anı Zamanı olmayan mekanda Yolu sen olanla, senin olan yolda Rüzgara emanet rotada, Menzilim ölüm olsa da Beklerim istersen, Bekleneni, beklenen o anı Aştığımda sen, vardığımda sen Bildiğimde, bilmediğimde de sen Tüm aynalar ters döndüğünde sen Her şeyimden hariç yaşasam da sen, Beklerim istersen, Bekleneni, beklenen anı.
  10. An, O an. Ensar yürekler muhacirini bekler. Hicret vaktin gelmedi mi? Hüzün sağnak sağnak inmekte, Öksüz ruhlar yolunu gözler. Zalimler sel misali, yıkıp geçmekte Şafak vaktin gelmedi mi? Ensar yürekler ışığını bekler. Çöllerde rehbersiz kaldık Hendekte sensiz, Uhut ta yalnız Ensar yürekler muhacirini bekler Uzaklık kalmadı, yakınlar uzak... Perdesi yırtık haya bile yok artık. Gel. Nerdesin hicret vakti. Hendekler kapandı artık Bölükler parçalandı Paçavralar birlik halinde Kalkana iman tükendi. Ensar yürekler muhacirini bekler Hicret vaktin gelmedi mi? Bu can vuslatını ister.
  11. Beklenmedik bir fırtınaydı gelişin... Uyandırdın sessizliğimi aysız gecelerde Yaralı bir deniz gibi hıçkırdığını Bir fanus altında sıkışıp kaldığını.. Aşkla kenetlenen kalplerimizin.. Me'yus olduğunu,bunaldığını Biliyorum,hayal bekçisiyim.. Mehtabı arayan karanlıklarda Yağmur yakışmıyorsa.. Güvercin gözlerine yakışmıyorsa yağmur Nasıl açabilirim bulutlara derdimi Nasıl geçebilirim mayınlı köprülerden.. Sellere karışan ayaklarımla Yığılıp kalıyor en güzel umutlarım Vurgun yemiş denizciler misali Göğsümün katranlı sahillerinde Zifiri saçlarıyla İnfazıma ağıt yakan menziller En salgın boşluğumu akıtıyor üstüme... Ben mehtabı arayan bir hayal bekçisiyim Ben sevda sokağının yoksul çiçekçisiyim Ben kor merdivenlere göklerle tırmanırım Kızgın güneş altında yemyeşil ıslanırım.. Ben mehtabı arayan bir hayal bekçisiyim.. Ben korsan bir geminin mahzun kürekçisiyim.. Ben yaklaşan saati beklerim odalarda İhtilaller yaparım gözlerine dalar da.....
  12. Gözlerin dokunuyor kalbime ey cefakar Öyle uzun bir hicran sundunki hayatıma Zehrini yudumluyor ruhum melankolini Lambalar sırılsıklam gönlümde sönmesin yar Ellerin ab-ı hayat, gülüşün yar, sesin yar Rüzgar mıdır, yağmur mu dumanlı bakışların İrkiliyor durmadan bedenim, hülya mıdır Neş'eme ızdırabın çektiği perdesin yar Umudumun maviye büründüğü yerde mi Mahulyam, ey şebnem edalım, nerdesin yar Unutma ceylanların çölleri sevdiğini Toprak neva sırrını ezberliyor göklerin Renkler uğursuzluğu fısıldayıp duruyor Ülfetim nevbaharı bekliyor, bilesin yar Zarif bir düğüm gibi duruşun yar, sesin yar Gülleri incinmesin masum dudaklarının Aldırma, leylakların solduğuna içimde Ruşenimsin ey canım, beyaz bir lalesin yar Işığısın şehrayin kalıntısı ömrümün Sensizim, avareyim; durmayıp gelesin yar Esrarengiz şarkılar dinliyorum geceden Neden ıslak bilmem ki, çehresi yıldızların Mestediyor ruhumu endamın, ey cefakar Eridim; ırmağa döküldüm; şulesin yar Neden resimler gibi hercaidir sesin, yar Ey deniz yürüyüşlüm, ey hüznümün kaynağı Küskün ırmaklar bile benden daha mutludur Şafakta billur olup, gönlüme giresin yar Eski umutlarımın son bulduğu yerde mi Sihirli akşamların ülkesinde misin yar İlkin şakayıkları okşayan parmakların Nedense, kanatlanıp uçtu yalnızlığıma Anladım aynaların seni kıskandığını Şeydayım, efkarlıyım; duyup da gülesin yar Efsunlu duygularla sarsılıyor benliğim Hasretim ey cefakar, süreyya gözlerinde Ebedi nalan oldu gözyaşım; silesin yar Pusatsız suvariler gibiyim yollarında İntizarın alnıma vurduğu halesin, yar Çeşmeler kurumaya yüz tutmuşsa içimde İklimler lanetini kusuyorsa ötenin Mahşere aralanan kapıdır şimdi zaman Dil-rübasın, mümayiş sultanı, didesin yar Ellerin ıtır dalı; duruşun yar sesin yar Çakıyor yüreğimde şimşekleri ferdanın Işık ol, perdesinden kurtar beni sevdanın Nerdesin? ..Rüyada mı? ..Sanki mazidesin yar Lalezarı solgundur melal yolculuğunun Ilıksın, uykudasın, safsın, güzidesin yar Yasaklara nigehban olma, ey mah-ı zemin Orkideler seninle büyüsün bahçemizde Rahmeti özümleyen bir bende-i numune Olalım yeryüzünde, ey can, hep tazesin yar Gurbetin lisanıdır gülüşün yar, sesin yar Üflerken erdemi maveradan hicabın Zümrüdüanka neden alev alev yanıyor Ey enis-i mücella, sen ki, yelpazesin yar Limanısın ruşenimin bela okyanusunun Semadan damla damla inen firuzesin yar Esirinim; ey nur-u nigahı, m, yakma beni Sonsuzlığa seninle varalım, ey cefakar İliğime işledin; no'lur, bırakma beni Nazlısın; nazarındır ufuklarımı saran Ayrılık acısıdır damarlarımda kıvranan Yorgunum, yaralıyım; no'lur, bırakma beni Şahikasın; şavkınla tutuştu hücrelerim Esirinim; ey nur-i nigahım, yakma beni
  13. Sende sevgidir zaman ve Leyla'dır Kulak ver, tükenmeyen âh ü zârıma, gözler Ey, dikenli yolları gökyüzüne bağlayan Bir hayali dilberin çehresinde parlayan Mehtabım gülümse de kalbimde gül büyüsün Sen ki, güzel gözlerin belki en büyüğüsün Güneş gibi, ufkumda doğup da yanan gözler Ruhumun yağmurunu içip de kanan gözler Geceye mi çırpınış, gurbete mi bu hasret Bitmeyen bir susuzluk ve sönmeyen hararet Ortasında kalmışsın; saçların darmadağın Gülşenim, yıkılmadan saray gibi otağın Hayatın sonbaharı kuşatmadan rengini Yitirmeden şu billur ve masmavi engini Beni al kollarına, uyut sonsuza değin Yüzümde dalgalansın o simsiyah eteğin Göreyim elmas gibi parlayan nakışları Gönlümü çiçek çiçek sırlayan nakışları Papatya bir simada sana taht kurmuş Allah Ne olur, üzme beni; çektiğim her derin âh İçimden bir parçayı koparıp götürüyor Ve hicrân sis misali, her yanımı bürüyor Mehtabım, yıldız gibi süsle kâküllerini Koklayayım kalbimde yeşeren güllerini Islanmış sinesine çekiver bir baharın Uyandır şarkısıyla beni, kanaryaların Duaya kalksın elim, başım şükre uzansın Sesim dudaklarıma mahpus iken, uyansın Ve matem kuyusundan çekeyim ellerimi Toplayayım yerlere düşmüş hayallerimi Kapkaranlık dünyama bir ışık yakan gözler Bana, benimmiş gibi, ümitle bakan gözler
  14. Çırılçıplak bir kadın İniyor güzellik dağlarının Esmer akşamlarından, Yalnızlıgının ve yalanlarının Karanlık uykusuzluklarına. Ellerinde yapma çiçekler Çiçekler yalana ve ölüme yakın Kadının sakladıklarının Günlere gecelere bölünmüş Üşümüşlüğü Bakın Sizlerle, Yapma çiçeklerle örtülmüş. Yapma çiçekler Kadını kırmayın, rahat bırakın. Yapma çiçekler Solan renkleriyle ellerinde kadının Bunu bilmeyecekler. Yapma çiçeklerin renkleri soluyor Kadının ellerinde Ah o çılgın renkler Kadının gözlerinde Soldukça kadın daha da esmer
  15. yaşayacağım dedi rüzgâra yaşlı çınar nasıl unuturum şu yüz yıldır yeşermeyen dalımda yurtseverleri astılar sevgililerinin adını yazarlardı bağrıma kurşuna dizilen delikanlılar onlar ki zulümdü alıcı kuşlar çekirgeler gibi geldiler yağmalaya yağmalaya kaldılar bebeleri bile boğazladılar acısından yeşermeyi unuttu toprak kuşlar ötmedi yasından kurşuna dizildi delişmen yağmur durmadan kanar yaşayacağım inadına dedi rüzgâra çınar sonunu görmeliyim celladın masallar anlatmak için bebeciklere indi miydi gözlerine yıldızlar duldamda sevgililer hayaller kurana kadar...
  16. kimisi gece sağnağıydı kimisi nisan yağmuru kimisi kırkikindi ne aşklar yaşadım bu kentte hepsi de hançerlenerek dindi bana geceleri verdiler yüreğimle damıttım yine de tüm hüzünler benden bilindi yürek yağmalattım yangın kucakladım ki o sevgililerin gözlerinden suretim nasıl silindi ah nasıl söylesem yanan samanlardı onlar yalan zamanlardı gökyüzünde yersiz kalmış kuşlar gibiydim ki sınırsız sandığım daralan zamanlardı bütün perdeler kalktı üryan kaldın kollarımda kimi nerede öptüysem oraya ayrılık indi ah ne yaman zamanlardı belki de bir daha dönmem gözyaşlarım döküldü dalgalarına öperken utanan zamanlardı deniz en çok seni sevdim taştan ağır yıllar geçti uçtu kuş kanadı sevinç dilek tuttum dilim yandı bir bakışta sonsuzluğu daralan bir avuç kalan zamanlardı belki de bir daha dönmem bilmezler bilmezler ben gelmeden önce eksikti mavi bana yalnızlıkları verdiler baktığım her yere şiirler sindi geride yaralar kaldı onca coşkudan güzelliği tomurcukta- yağmalanan zamanlardı kaldırımlar boyunca yalnızlık kesildi düşlerim geç gördüm belki de ondan çocukça ve bilgece deniz en çok seni sevdim yaşam belki de yalnızca seninle geçen anlardı belki de bir daha dönmem bir anıymış gibi tüketme gözlerimi koru gözyaşımı dalgalarında ey deniz unutma beni...
  17. saklı suskunluklarında gökyüzü yıkılır çatırdayarak bu kaçıncı gülüşün kahkahalarla ağlayarak izin ver kanayan yerlerini öpeyim yüreğinin ki değişsin acılara sabitlenmiş adresin şimdi oturmuş boşalmış ırmak yataklarında hiç bir şeyi beklersin karabasan tarlası kesilmiş uykuların çocuğu ölü doğmuş bir ana gibi linç edilmiş duyguların acıya hüküm giymiş dudağında her gülüş kanlı eller uzanmış goncagül sevinçlerine idamla yargılı fidan düşlerin bütün sokakların çıkmaz aşkyeşili ovaların çoraklığa yükümlü yerin göğün leş kuşları bilir mi bir akarsu nasıl kanar bilir mi bu korkuluklar tarlası sevda yüklü yüreklere ölüm hükmü biçilir mi zulüm köprülerinden kör geçilir mi sancılar sevilir mi gözbebeğim girdaplar seçilir mi söyle sonsuz gökyüzünde kanatsız uçulur mu... haydi kalk umuda yeniden kanat vursun içindeki güvercin haydi dünya gökkuşağına burunsun gözlerinden hem bütün suçlarınla güzel bütün günahlarınla masumsun sen...
  18. gece deniz bir de hüzün kuytu dalgınlığında bir çift gözün ekim dağlarında ateşler bir başka yanar yorgun yılkılar konuğu ömrümüzün dalında sararan yapraklar belki bekleyişlerdir yaşamak bekleyiş her şeyi sarar... her şey kabullenilmiştir ölüm kadar olağan önceden bilinircesine su-ateş-kül ve rüzgâr fırtınalar bile durağan o türküler ki bir başka söylenir dağ başlarında büyük yolculuklar arifesinde yarım bir şeyler kanar boşuna gidecektim biliyordun bir şeyler söyleseydin çiseleyen yağmurla bağlar kursaydın yüreğimize gitme kal deseydin bilmediğim yanlarınla gizemin aşikar olsaydı gece deniz bir de hüzün kanamasaydı kirpiklerinde suskunluğun olgunlaşan bir ağrı çatlattı kozasını en kör zamanda en azından dişlerini saplasaydın yüreğine belki yollar kavuşurdu bir zaman aramızda uçurum imkansızlıklar hicran noktasında ölmeseydik o anlar ki yeniden doğduğumuzda acı dölütünün ıslaklığı kaldı geriye şimdi ekim geldi ateşin kökleri var aşkın ve ışığın tohumları kurumuş yürek vadilerinden yorgun atlılar geçmekte gidişim sonradan infilak edecek biliyorum ağlayacaksın gecene dikenler batar bir zaman hüznünü bir yara gibi dağlayacaksın uykuya varır gibi sev bundan böyle belki mevsimler geçer de üstünden uyanamazsın...