Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

yaparkaleli

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

yaparkaleli tarafından gönderilen her şey

  1. __?Her sevileni bir sevdiren vardır? Bağını sel alsa aşkına diren. Kimseler duymasın, olmasın gören! Ve her sevileni vardır sevdiren, Gönül ver gireyim, yansın tövbekâr.. Ağlamayı bağışlar da Yaratan Asla şüphe duymaz yüreği atan Ona sema zikir, yeryüzü vatan Aşka taç öreyim, yansın tövbekâr. İki gözüm yaş döküyor çay gibi Aklım idrak etmez, fikrim zay gibi Felek vurmuş, eğilmişim yay gibi Dua göndereyim, yansın tövbekâr. Nedense beladan kurtulmaz başım Şiir benim suyum, ekmeğim, aşım O bende ben onda ayrılmaz eşim Her köyde töreyim, yansın tövbekâr. Sırlı günde saklanmaya yer lazım Derin derde dayanmaya er lazım Görmek için gözde derman, fer lazım Evet, ben küreyim, yansın tövbekâr. Kulak ver, bir dinle dünyada yas var Lalede bir çalım, sümbülde süs var Ak gülün başında kırmızı fes var. Göz ver ki göreyim, yansın tövbekâr. Eylül 2004 Zülfikar Yapar Kaleli
  2. ?Ben de sevdiğimi kimseye söylemem..? Uğraştım, aradım bulmadım iyi Bilmiyorum kaçırdım mı ölçüyü Çok aradım yâre giden elçiyi Boşa iz sürsem de, kârda gibiyim. Her sabah, her seher kalkarım erken Yanık yanık ağlamışım gülerken Karşılık olmasın, severim derken Ham hayal kursam da, kârda gibiyim. Arzum nedir, efkârım ne sezen yok Bağlarımda baykuş öter, gezen yok Anlayan yok, ıstırabım yazan yok Kalemi kırsam da, kârda gibiyim. Yollar kar, mevsim kış bitiremem ki Yük ağır, yol yokuş götüremem ki Yaralar bir bakış, yatıramam ki Uzaktan görsem de, kârda gibiyim. Gönlümde bir telaş, ruhumda darlık Hayalime sığmaz dünyalık, varlık Verseler neylerim sultanlık, yarlık Yerlere girsem de, kârda gibiyim. Ak dediğin ak etmedi yüzümü Garip kulum, tutan olmaz sözümü Gün karardı ağ bürüyor gözümü Bin gönül versem de, kârda gibiyim. Eylül 2004 Zülfikar Yapar Kaleli
  3. ?bu sevgim kimsenin umurunda olmaz? Seni tanımadım, seni görmedim Sevginin yolunda rayım, çok görme. Seni avutmadım, umut vermedim Kâinat karanlık, ayım, çok görme. Şiiri okuyup ağlayan gözüm. Ağaca çul çaput bağlayan gözüm Beni ta yürekten dağlayan gözüm İşsiz, güçsüz, avareyim, çok görme. Sevgimi hiç kimse almaz ne demek ?Kimsenin umrunda olmaz? ne demek. Dualar menzili bulmaz ne demek Sen derya, ben ise çayım, çok görme. Dillerin ısırgan, diken olsan da İçime gam, keder eken olsan da Tutup yüreğimi söken olsan da Yollarına gül sereyim, çok görme. Çok uğraştım o gönlüne sızmaya Niyetlendim sana şiir yazmaya Hazırsın sen bana mezar kazmaya Candan öte can vereyim, çok görme. Gönülsüz güzelde naz üstüne naz Belki yanak pembe ve dudak kiraz Bunca uğraşımı görüyorsun az Sen esassın, ben arayım, çok görme. Nefret ettiğini haykır, darılma Bana kızıp yalnızlığa sarılma Sana çok sitemler yazarım ama Bırak beni ben kırayım, çok görme. 26 Eylül 2004 Zülfikar Yapar Kaleli
  4. _______?Allah yaksın beni, kurtarmasın? Şimdi bir kefede gül ile geven Hem bana inanma, hem bana güven Allah yaksın der mi seven sevilen? İstemem, bana ne desem kızarsın Laf attım gözlerin en tatlısına Geldim hakaretin en etlisine Büzüldü bu gönül, yarıldı sine Sunalık bahane desem kızarsın Nere memleketin, gerçek mi ilin? Söyleme kimseye bilmesin halin Uzaklardan el sallasın hayalin Bülbüle virane desem kızarsın Söyle doğrusunu muradın nerde Gerçeği söylemek şifadır derde Bulunma namerdin olduğu yerde Kaypağa şahane desem kızarsın Beni yaraladın sitemle, sözle Hem benden nefret et, hem beni özle Alttan yukarı bak sevdalı gözle Ben sana divane desem kızarsın. Bu gönlüme yağan dolu mu, kar mı? De hele sevgili, insafın var mı? Doğruyu söylemek utanç mı, ar mı? Bu gönül meyhane desem kızarsın 25 Eylül 2004 Zülfikar Yapar Kaleli
  5. _?Acımıdır, tatlımıdır bilemem. Takdir bağcının olsun.? Sevda çorbasını sevgi köşkünde İçmeye yeltendim hüzünlü günde Sevda yaralıda, sevgi düşkünde Ben nasıl arayım, solmadan götür. Gözümü alamam yaşın içinden Baharı gelmeyen kışın içinden Haydi şimdi gel çık işin içinden Sen sel, ben dereyim, dolmadan götür. Şiirimi seven sever mi bilmem Her zaman selamsız döver mi bilmem Beddua etmekte ever mi bilmem? Gönülde yarayım, olmadan götür. Her gülün yanında varsa bir diken Suçlu mu bahçeye o gülü eken? Dertlinin halini bilir dert çeken Sineme sarayım, yılmadan götür. Güzelim kulak ver sözün hasına Duyurma yerleştir sır bohçasına Sonradan düşmeden sözün yasına Sırrına ereyim, gelmeden götür. Takdiri bağcıya bırakan güzel Ne tatlı gönlüme şu akan güzel Bal gibi süzülen ve yakan güzel Bir devran süreyim, gülmeden götür. Gam ile doluyum, ağlar efkârım İçimde bir ben var, gelmez baharım İstemem halimi bilmesin yârim Yüzdeki karayım, silmeden götür. Nefret dolu sitemleri gizlerim Boyun büker, yenisini gözlerim Kaynayan yüreğim, nemli gözlerim Kimlere sorayım, bilmeden götür. Sonbahar, bağlarım döküyor gazel Beni sevmek için geç kaldın güzel Kurumuş dalımı sallıyor bir el Orada sarayım, ölmeden götür. Eylül 2004 Zülfikar Yapar Kaleli
  6. Âlimin ilmini veren kapıda Marifet almamak züldür efendim. Dört duvarlı, üstü açık yapıda Pervane olanlar kuldur efendim. Dünya üç öğünlük herkes biliyor Kaç kişi var doğru yola geliyor Menfaat eleği kalın eliyor Bu da arsızlarda yoldur efendim.. Kini ihtirası koyduk bohçaya Gönül köprüsünden fırlattık aya Hakkın ihsanıdır bizdeki maya İtirazın varsa bildir efendim. Sevda bahçesinde yeşermezse ar Bülbülün nidası gönlünü yakar Leylalar ne yapsın mecnun riyakâr Leyla'nın sunusu güldür efendim. Yüreğe gül ektim, dallardan anla Hak yol üzereyim yollardan anla Leyla dilde bayrak allardan anla Her mecnun tutamaz yeldir efendim. Daha diyeceğim bitmedi ama Kelaynak başını sokuyor kuma Koskocaman yırtık, küçücük yama Gönlü yaralayan dildir efendim. Sözümü özüme yoldaş eylerim Hak bildiğim neyse onu söylerim Sade laf-ı güzaf aşkı neylerim Bu gönül çağlayan, seldir efendim. _Leyla Akgül'e - Zülfikar Yapar Kaleli
  7. Sarı sabahlara serçe uçurdum Mahmur yüreğine konsun deli yâr. Muhabbet demledim, sevgi içirdim Gülün gül yüzünde yansın deli yâr. Bu serçe aşk yuttu farkında değil Uçmayı unuttu farkında değil Bahtı ayaz tuttu, farkında değil Yıldızlar saçına insin deli yâr. Hayali geceye sığmayan erin Yüreğinde sızı mekânın, yerin Güneşlere rakip olsun düşlerin. Sabahı resmeden tansın deli yâr. Sabahı olmayan şafakta şarkı Dinlerken şahit tut otuzu, kırkı Sendeki sevdanın, sitemin farkı Bendeki sızıya dönsün deli yâr. Arnavut kaldırım taşımaz seni Dalgalar kıyıya haykırır dünü Kışa doğru ise hayatın yönü! Seni zemheriler ansın deli yâr? Akasya kokulu arzular büyük Gençliğin sırtında iki çeki yük Zamanı, koy yutsun içteki höyük Aslı?da, Leyla?da sensin deli yâr. Yüreğinde taze günü sayıkla Göz ucuyla bir bir yıldız ayıkla Sır okyanusunda köhne kayıkla Mercan meraklısı cansın deli yâr. Arz ettim halini yaktı gökleri Sevdanın saygıyla sevgi ekleri Kar görmeden açmış karçiçekleri Kararsın, buz tutsun, sönsün deli yâr. Fosfor bakışınla sirkat gözlerin Mavi gülümsemen, esmer gizlerin Kaleliye merak sardı sözlerin Söyle ki, bu gönle sinsin deli yâr. 12.11.2006 Zülfikar Yapar Kaleli
  8. Islanmış tenine kurulmuş tuzak Seller sükût etmiş, durulmuş gider. Soğumuş bedeni, sevgiden uzak Hasret beklemekten yorulmuş gider. Arzu kabarınca kabına sığmaz Dolunay vaktidir, yıldızlar doğmaz Denizler tükenir, yağmurlar yağmaz Sevdası toprakla karılmış gider. Hasretler söylenmiş, sevgi anılmış Hayalin gölgesi ?tutku? sanılmış Akıl serap görmüş, dimağ yorulmuş Gönül bu görmeden vurulmuş gider. Sevgi buharlaşır, yükselir yerden Kavuşma arzusu belirir birden Görmesi istenir, gözleri körden Hiddetten yüreği yarılmış gider. Gözler sürmelenir, yüzler aylaşır Yanakta gül açar, kaşlar yaylaşır İki dudak bir fincanı paylaşır Küreksiz sandala kurulmuş gider. Uzanmış yatağa boylu boyunca Yüzünü kapatmış, arzu cayınca Sitemler yollamış kendi huyunca Tutunduğu daldan kırılmış gider. Ak suyla yıkanmış, krem sürünmüş Sükûtu ar bilmiş, sessiz bürünmüş Her hâl ayan olmuş, her hâl yerinmiş Beyaz bir bornoza sarılmış gider. Ağzına, gözüne pamuk koyulmuş Biraz kaçık, biraz deli anılmış Bu şekilde sevdiğine sunulmuş Bütün dünyasına darılmış gider. Zülfikar Yapar Kaleli
  9. Hayali el eder, görmez hamisi Düştüm, sığ sularda kaldım bu gece Rotasız yol alır hasret gemisi Turnaları yola saldım bu gece Bir yanın dost olur, bir yanın çalık Bir yanın dikenli, hırçın, kayalık Bir yanın oltayı bekleyen balık Ay serdin düşüme soldum bu gece Türküleri ısmarladım Eğine Geceler buz tutar senin neyine Kolunu yastık et müdür beyine Hasretler hayırsız bildim bu gece Bir Anka kuşunun eşine bindim Yalçın kayalardan sahraya indim Seni bende bulmak için didindim Nefessiz nasihat aldım bu gece Mavi hasretimdir, denize bakmam Suları yakarım, sarıyı yakmam Ne derse yaparım sözünden çıkmam Hep döndüm dolaştım öldüm bu gece Bir düşersen tutan olmaz sözünü Kargayı besle ki oysun gözünü Bu karganın şeytan görsün yüzünü Bazı çizgileri sildim bu gece Anlamam bu gece nedendir gülmem Ben seni tanımam, ben seni bilmem Uzaktan el eder, yanına gelmem Sayende kurdeşen oldum bu gece Bilmez boranımı, görmez karımı Bu gece de taşa çaldım arımı Her gece huzursuz uykularımı Bir sana bir bana böldüm bu gece Kartala yolladım düşleri sensiz Sevdalara nakış işlerim sensiz Serçe parmağımı dişlerim sensiz İstanbul'a gidip geldim bu gece Zülfikar Yapar Kaleli
  10. Bir vücut şehrini seyran eyledim İki pınar, gözyaşları don akar Kırk düşündüm, ikisini söyledim İkisi de bir tepeden yan akar. Ağız var ki söz diyerek bal yapar Ağız var ki salya yapar, yal yapar Ağız var ki lokumu yer, kıl yapar Ağız var ki muhabbete can akar Biri gönül koysa kaşını çatma Dost deyip herkesi müsavi tutma Bir elim Ülkü Nur, bir elim Fatma Bir elime kalem alsam kan akar. Ben muhabbet sofrasının tuzuyum Gurbetlerin alnındaki yazıyım Şu garibin sıla kokan nazıyım Ben dururum, vakit dolar, an akar. Bir bedende iki baş var görünmez İki göz var beni yakar görünmez Feryadım var arşa çıkar görünmez Namertlik bu, arkamızdan zan akar. 12 Eylül 2004 Zülfikar Yapar Kaleli
  11. Deryada yalnızım görünmez ada Hakikat şehrine arksın sevdiğim Bakan anlasa da anlamasa da Evvelsin, ahirsin, erksin sevdiğim Sevgili meleğim iyi ki varsın Gönlüme sultansın, arzuma yarsın Dermansız yüreğim derdini sarsın Ülkeler içinde farksın sevdiğim Gözleri koy yansın işe yaramaz Arzuyu yere çak seni aramaz Koy kollar kırılsın seni saramaz Türklük âlemine barksın sevdiğim İleri gidersem uyar durayım Geride kalırsam söyle varayım Seni kime koydum, nerde arayım Ovasın, yaylasın, parksın sevdiğim Öperim gözünü darılır mısın? Boynumu uzatsam sarılır mısın? Sana bir gül atsam vurulur musun? Nesebi bozuğa şirksin sevdiğim Geceler boyunca hayaller kurdum Sabahlara kadar kıvrandım durdum Hep seni yaşadım, hep seni sordum Sırrın kapısında kırksın sevdiğim Yaratan biliyor ben günahkârım Bana sitem eder muhannet yarım Gün be gün solarım, artar efkârım Bölücü aymaza terksin sevdiğim Dost beni terk etmiş, kalmışım garip Güzel sözler yazdım kendimi verip Muhabbet dilendim gönlümü gerip Boyu bir, soyu bir, ırksın sevdiğim Artık sözlerimin çilesi dolmaz Yalvarmasam olmaz, yalvarsam olmaz Ne hal oldu bana hafızam almaz Bazı şebeklere sirksin sevdiğim Havayı uçurdum havadan öte Hamaset katılmış memede süte Aldırış etme sen pakıl niyete Elbet Müslümansın, Türksün sevdiğim Zülfikar Yapar Kaleli