yaparkaleli tarafından gönderilen her şey
-
AMASI SAKLI
Âmâ?sı Saklı? Gönül fincanında saklarım seni, Sırılsıklam terlemezsen yanarım. Öperim, okşarım, koklarım seni, Gerçek Biri birlemezsen yanarım. Emen diye diker oklarım seni, Oktan evvel fırlamazsan yanarım. Kalbur ile eler, paklarım seni, Cılız iken gürlemezsen yanarım. Azarlar, döverim, haklarım seni, Dört dolanıp, turlamazsan yanarım. Haset pazarında aklarım seni, Hor bakanı horlamazsan yanarım. Evet, candan özge saklarım seni, Sebepleri zorlamazsan yanarım. Halini sorarım, yoklarım seni, Çıbanbaşı körlemezsen yanarım. Zülfikar Yapar Kaleli
-
MUHABBET BİTTİĞİNDE
Muhabbet Bittiğinde Sevda şerbetini sevgi köşkünde Sabreyle, içmeye, gün ışır gülüm. Dosta muhabbetin bittiği günde Paralel doğrular çakışır gülüm. Bendeki gizemi görmüyor duygu İstese de şekle girmiyor duygu Okuyor yazıyor ermiyor duygu Duygu mengenede sıkışır gülüm. Ağlamazsa bulut, yeşermez bağlar Haykırdım, taş kesti sesime çağlar Elleri koynunda bir gelin ağlar Kucağında taze gül üşür gülüm. Şu koca dünyayı baktım üzüldüm Yıldızlara çengel taktım üzüldüm Keremi külüne yaktım üzüldüm Aslıya zülüfler yakışır gülüm. Bu senin baharın, bu benim yazım Bu senin ateşin, bu benim közüm Bu senin torunun, bu benim kızım Bu aşkın gözleri bakışır gülüm. Canan canı yakar, aşkı yüzünden Nehirler boşalır üzüm gözünden İnsan yakalanır kendi sözünden Canlar birbirine tokuşur gülüm. Ben beni çağırdım, gelmedi cevap Gönüllere koydum, demedi sevap Yaralı bir gönül, yırtık bir esvap İnsanlık günbegün kokuşur gülüm. Zülfikar Yapar Kaleli
-
BİR KÖY
Köylerden Bir Köy ? Necati Yılmaz'a - Yolum düştü, Arılı?ya uğradım Terkedilmiş, artık hissiz Arılı Sokak sokak gezdim, hep adım adım Hem kederli, hem de nazsız Arılı Bir tepeden on üç köyü görürsün Viran olmuş, bakar bakar erirsin Mutlular mı, nasıl karar verirsin? Nüfusu yok ıssız, ıssız Arılı. Arılıda bir kız gördüm karalı Gün yanığı yürekçiği yaralı O hem sultan, hem dünyanın maralı Yüreğe oturur sessiz Arılı. Okulu var kapı baca yıkılmış Haneler var kara kilit takılmış Bahçelere üvey gibi bakılmış Göç etmişiz, kalmış bizsiz Arılı. Ana köyde oğulları gurbette Utanacak yüz mü kalmış devlette Ana yanar, oğul yanar elbette Kalanları tatsız tuzsuz Arılı. Turşu armutları sapsarı dalda Alıç kıpkırmızı dökülmüş yolda Desteklenmiş ceviz bir başka halda Hep öksüz, babasız, eşsiz Arılı. Ahlatların tepeleri kurumuş Kavakların gövdeleri çürümüş Tarlaları yaban otu bürümüş Sahibi gurbette işsiz Arılı. Adımladım tepe tarla bıkmadan Destan yazdım hiç abartı sokmadan Kim ne bilsin buralara bakmadan Gözleri sürmeli, kaşsız Arılı. Hep dolaştım, kimse ?kimsin? sormadı Ayaklarım bir camide durmadı İt ürmedi, kalbim küt küt vurmadı Çobansız, bekçisiz, başsız Arılı. Zülfikar Yapar Kaleli
-
KAMBER MİYİM
Kamber Miyim? Aradığım Arzu Mu? Gönüller gurbette, özlem bitmiyor Gönül fincanımda gezer bir arzu. Ayları toplasam bir gün etmiyor Selamı sitemli yazar bir arzu. Geleceğim ama yollar yaralı Geceler yüzünden düşler karalı Selamlar yollarım olmaz oralı Hasret heybesinden sızar bir arzu. Özlem kervanıyla yola çıkarsın Yıldıza ulaşır, aydan bakarsın Beni gördüğünde kaşın yıkarsın Gökçe göz üstüne nazar bir arzu. Aklımı şafağa kustuğum gece Sensizliğe inat sustuğum gece Yazmanı bağrıma bastığım gece Tutsak bakışları bozar bir arzu. Sordum şafaklara seni kaç kere Gözlerimde hasret batarken tere Yıldızları bir bir indirip yere Hamlar meydanında tozar bir arzu! Bırak can suyuyla nemlensin hasret Hem sensiz, hem bensiz demlensin hasret Bu ürkek sevdayla imlensin hasret Baharı beyhude üzer bir arzu. Bakışın kurşundur sezerim ah ah Şafak bülbülünü üzerim, eyvah Ben benden habersiz gezerim billah Sevdadan kan damlar, bezer bir Arzu. Deniz mavisiyle gökleri ördüm Vuslat pazarında ismini gördüm Yollarına gönül diye gül serdim Aşkın güllerini ezer bir arzu. Hasret aleviyle düşleri yaktın Hazar?ı özleyip tersine aktın Beni kendim ile yalnız bıraktın Yüreğime mezar kazar bir arzu. Arzu Gülücüdür?e Zülfikar Yapar Kaleli
-
SEVDALAR SEVDALIĞINI UNUTUR
Sevdalar Unutur Sevdalığını... Yıllar gülün şerbetine tuz atar Sel miras bırakır dere lığını... Sevda arza kollarını uzatır Keser arzuların göbek bağını Sine yastığına koyup başını Akıtır mercandan gönül yaşını Bu yüzyıl yitirir can yoldaşını Yerden yere vurur saadet çağını Bir gönül ki iki sevda yazılır Hasret harap olur, ciğer bozulur Aynı tene iki mezar kazılır Keremler terk eder han otağını Yüz gerçek öldürür iki tek yalan Sevgi yalınayak peşinde yılan Bir damla yüzünden deryada kalan Arzu viran koyar tutku bağını Aşığı sevene bakar üzülür Yüreğinden tane tane süzülür Ağustosta ayaz yakar büzülür Güneşler terk eder Kostan Dağı?nı Perçemli diyarda sığın sağında Ağlıyor bir civan can otağında Sevgi telef olur nefret çağında Çirkef, ortalığa gerer ağını Sevdalar unutur sevdalığını. Zülfikar Yapar Kaleli
-
YÜKÜMÜ ALMIŞIM
Yükümü Almışım! Pervanesi kırık, dümeni bozuk Yükümü almışım okyanustayım. Gelene eyvallah, gidene yazık Ben ben de eridim, halsiz, hastayım. Zerresi hoşuma gitmez demedim Nesnede alamet saklı muhakkak Hamaset, hasiyet bitmez demedim Sırrın körfezinde canlar var ak ak Neden bunca elem, niye bunca naz Naçarım, halimi sorma beyhude. Bu sitemli bakış, gönülsüz niyaz. Bu aciz kulunu yorma beyhude. Gönül var okyanus, duygu var sırlı Saygı var samimi durmayı bilmez? Diller var dikenli, düşünce kirli İnsan var, insana varmayı bilmez! Anlatmaya yetmez, bu kelam noksan Elbette, gayrette mürüvvet beştir? Samimiyse sevgi, değilse yeksan Hak yanında insan kudrete eştir Hayallerim beni boşluğa iter Arzularım döver, umut baç ister Ateşim olmasın akıttığım ter Yarabbi yanıltma doğruyu göster Zülfikar Yapar Kaleli
-
TÜKÜRÜN
Tükürün Rahmani kılıklı, Frenk tafralı Sürüden birini görün, tükürün Kanarya işveli, koca kafalı Eksiğin gürünü görün, tükürün İlimden nasipsiz, fenden habersiz Bugünden avare, dünden habersiz Veliden, vasiden, senden habersiz Birazcık derini görün, tükürün İnsanlıktan nasıp almamış köy bu Hala çağla kalmış olmamış şey bu Kusuruna çözüm bulmamış bey bu Ağzının kirini görün, tükürün Bunca çaba, bunca emek boşuna Gitmiyorsa kalasların hoşuna Bakın emeği ne, bakın yaşına Hakikat körünü görün, tükürün Dilinde üzgünüm gönül fukara Çöreklenmiş yıllar yılı kenara Ne görmüş atama, ne bilmiş sıra Şimdiki yerini görün, tükürün Birisinin ilmi gözünde yara Birinin devlete gözleri kara Her iş dalavere ve her iş para Şu kanı, irini görün, tükürün Her tür üretime karşı kinlinin Gönül gözü ölü, şaşı dinlinin Tezek yüreklinin, turp beyinlinin Cinsini, türünü görün, tükürün Zülfikar Yapar Kaleli
-
GÖRÜRSÜN
Görürsün… Kılıç ham demirden olmaz mı dursun? Hele kıvamını bulsun görürsün! Kalpler Allah desin, davullar vursun, Yiğitler meydana dolsun görürsün! Gönlün yaralansın eleme değmez Bir kurt bin çakala asla baş eğmez Belki şu an toplar menzili döğmez İstiklale halel gelsin görürsün! Bazı zamanlarda âlim susan da Cahil fırsat bilip, zehir kusan da Türküler, ağıtlar her şey o anda Değişir, bir rüzgâr olsun görürsün! Bu ülkede neyin var ki be dursun (!) Vatansızın dimağında bir ursun Mal kimin, mülk kimin, kim kime sorsun Kart horozun benzi solsun görürsün! Ceddi inkâr ne ki sövmese bari Vatan düşmanını övmese bari Dili yaralıyor, sevmese bari Hele anasını bilsin görürsün. Yollara bin türlü engeli koysun Asrın çakalları gözünü oysun Sözlerini sağır zalimler duysun Kör şeytan kahrından ölsün görürsün Ev ev, sokak sokak, kasaba, il il Çoğumuz gerçekten haberdar değil Mazluma hadi be.. Zengine eğil Milletim gözünü silsin görürsün Zülfikar Yapar Kaleli
-
BOŞ
Boş... Arzular, istekler, hevesler bir bir, Hayalin peşine takılır gider. Dünya yarım temiz, iki kere kir, Şöyle ervahına bakılır gider! ! Zülfikar Yapar Kaleli
-
ARZUYA YEM OLMAK
Arzuya Yem Olmak Sevda dergâhında yıldız derilir Ben beni satarım alan bulunmaz! Gönüller post olur, yere serilir Hasret kapısını çalan bulunmaz! Seni bende ara beni sende bul Ben sana talebe, sen bana okul Bana gitmek için beni eyle yol Evladın, torunun, balan bulunmaz! Yıldızlar yamadım olmasın gıybet Her fani nöbetçi, zamansa nöbet Herkes yarattığı gurbette elbet Ölür, namazını kılan bulunmaz! Zonklayan başların ağrısında sen Seherde müezzin çağrısında sen Yolun en kestirme doğrusunda sen Bu fani evrende kalan bulunmaz! Beni ortak ettin bunca günaha Çaresizim yakam elinde daha Sahuru görmedik, geldik sabaha Ramazan davulu çalan bulunmaz! Bazen erenlerden görünür insan Arzuya yem olur sürünür insan Gecenin rengine bürünür insan Kim demiş çok sözde yalan bulunmaz! Zülfikar Yapar Kaleli
-
DİLSİZLERE EŞ OLMAK
Biri Beni Dilsizlere Eş Etti Ehliyle sohbete, söze doyamam Kendime kıyarım, sana kıyamam Âlim yoluna başım koyarım Melek olsa cahil ile uyamam. Yüreğime serin sevda sinmezse Taze gelin yalın ata binmezse Dumansız tüterim, közsüz yanarım Özlemlerim hakikate dönmezse. Biri beni yolsuzlara eş etti Biri beni pulsuzlara eş etti Uğraşırım meramımı diyemem Biri beni dilsizlere eş etti. Aldırırım yok celilin vefası Didinirim can celalin sefası Hayat kaş ile göz arasında Şefaat ya âlemin Mustafa sı Zülfikar Yapar Kaleli
-
İKİLEM
İkilem... Artı mı, eksi mi talihim bilmem Ben beni döverim canan alınmaz! Bu nasıl dünyadır, ben neden gülmem Tutsam benim olmaz, salsam salınmaz! Zülfikar Yapar Kaleli
-
BU ŞİİRİN İÇİNDE
Bu Şiirin İçinde... İçeriye girsen, dışardan baksan Sır gülüyor bu şiirin içinde. Gereksizden fazla, idraki noksan Şer gülüyor bu şiirin içinde. Akıl almazlığın şeref payını Kiralığa verdim, çekti yayını Ezber etti, muhteremi, sayını Gör gülüyor bu şiirin içinde. Zalimlere giydirecek taç yetmez İmkânsıza meze diye koç yetmez Kanun yetmez, ceza yetmez, suç yetmez Gür gülüyor bu şiirin içinde. Tur atanlar, tor atanlar burada Çok atanlar, yelyutanlar sırada Akıl, fikir, izan, idrak kirada Kir gülüyor bu şiirin içinde. Bir yanda yiğide dar gelen Eruh Bir yanda sayısız saygısız güruh Biraz azim, biraz gayret, biraz ruh Der gülüyor bu şiirin içinde. Çağdaşlığı terk edeli firavun ?Bana kaldı? diye avun ha avun Su alıyor gemi, deleni savun Yer gülüyor bu şiirin içinde. Yağmur yağar ırmağımız yas tutar Akıl, fikir zıvanada pas tutar İdrak, izan birbiriyle küs tutar Kör gülüyor bu şiirin içinde. Şiir değil bir bilmece mübarek Bu işi çözmeye Nuh Nebi gerek ?Ne günlere kaldık, eyvah? diyerek Er gülüyor bu şiirin içinde. Zülfikar Yapar Kaleli
-
BEN SENİ SEVERİM
Ben Seni Severim.! ! ----------—Kızım Sakine AYDIN’A- Çare tükenence ölür mü umut İkindiyi geçti yaşımız bizim... Varlığı, yokluğu bilir mi umut Muhannettir ekmek, aşımız bizim... Ben seni severim hasların hası Ben seni severim baba duası Ben seni severim annemin yası Doluya denk gelir boşumuz bizim... Ben seni severim düştüğün yerde Ben seni severim gözümde perde Ben seni severim karşılık nerde Deryada mercandır düşümüz bizim... Ben seni severim baharsız, yazsız Ben seni severim dünyam ıpıssız Ben seni severim gelinsiz, kızsız Dünyada bulunmaz eşimiz bizim... Ben seni severim aşığın yüzsüz Ben seni severim bakarım gözsüz Ben seni severim bu gönül ıssız Güneşten evladır loşumuz bizim... Ben seni severim gönlümde tık tık Ben seni severim gücenme artık Ben seni severim duygusu yırtık Akça göze değer şaşımız bizim... Bu kaçıncı göğe kaçıncı uçuş Bu gönlü kaç dosta kaçıncı açış Bu kaçıncı ağı, kaçıncı içiş Ağırdır ırgamaz taşımız bizim... Ben seni severim saldaki naşım Ben seni severim tükenmez işim Ben seni severim kızım, yoldaşım Değme sala sığmaz naaşımız bizim... Ben seni severim atlas yaldızım Ben seni severim ciğerim, kızım Ben seni severim ayım, yıldızım Yoluna kurbandır başımız bizim… Hasretlik gönlüme düşürür sancı Ne sensin muhannet, ne ben yalancı Hayat bu bir tanem, hayat bu, acı. Bahara bedeldir kışımız bizim... Ben seni severim mazlum umuru Ben seni severim belim kamburu Ben seni severim gözümün nuru Değme dalda tutmaz aşımız bizim... Sen benim sitemim, belalı başım Gönlümde kederim, gözümde yaşım Hem benim sevgilim, hem gönüldaşım Hep tersine gider işimiz bizim.! ! ! Ömür billah bitmez koşumuz bizim.. Zülfikar Yapar Kaleli
-
SEVGİ SEVİM İLE AYNI YAZILIR
Sevgi Sevim İle Aynı Yazılır! Selamı-sabahı aksatma sakın İlan et gönüller bilene kadar... Umudunu kesme, bak şafak yakın Karanlık geceyi delene kadar... Yanmaz mı bu yürek bacım Yakıcı Gönlümü her gönle ettim bakıcı Muhabbet su gibi gönle akıcı Bir hoyrat bendini çelene kadar... Bir oluktan iki türlü su akar Birini içince birisi bakar Bir şiir de sana yazsan ne çıkar Erzurum ilinden Belen’e kadar... Güller diyarına uğrarsa yolun Kokusunu devşir, duymasın solun Sar sır bohçasın mukayyet olun Kaybolmasın bize gelene kadar... Afaktan gelirim, arşa giderim Dersen, sırlarını ifşa ederim Selam yollamazsan ya ben nederim Hasret yüreğimi bölene kadar... Yanık yüreğimi taşı tepeye Nasihatim kulağında küpeye Gönlünde yer verme kine, şüpheye Gayret et insanlık gülene kadar... Zaman kötü gönül dostu sızılı İrade mülayim, nefis azılı Sevgi sevim ile aynı yazılı Felek adımızı silene kadar... Nihayet kardeşiz beni de kolla İstediğim çok ya zarflayıp pulla Darda bu yüreğim dualar yolla Kardeşin Kaleli ölene kadar... 19 Mayıs 2005 Zülfikar Yapar Kaleli
-
BİRAZ İNSAFLI OL
Biraz İnsaflı Ol… Duru dingin yaşantına haz verdim Acını acımla kardım her gece… Zemheriydin, bahar verdim, yaz verdim Sonra ahvalini sordum her gece… Gururunu okşayarak suç ettim Hayalini iki ettim, üç ettim Seni aldım bu başıma taç ettim Tuttum divanına durdum her gece… Kapıdan girmeden gözünden öptüm Senin için ağızlara ot teptim Düşlerini incitecek ne yaptım Yumruğu sineme vurdum her gece… Can kattım sendeki emanet cana Hep sitem yolladın ordan bu yana Ben dedim sevgili, sen dedin “ana” Türlü türlü hayal kurdum her gece… Yüreğimi yüreğine bağladım. Hayalimi hasretinle dağladım Peki, ne kazandım, neyi sağladım Düşlerle kendimi yordum her gece… Biraz insaflı ol, biraz da âdil Aramızda tamam on bir adet il Yolladığın sitem hiç adil değil Seni bu sineme sardım her gece… Hayal atı ile yollara düştüm. Yüreği buz kesen kullara düştüm Artık tahammülsüz hâllara düştüm Kapına takatsiz vardım her gece. Zülfikar Yapar Kaleli
-
BEN SANA TAKILI KALDIM
Ben Sana Takılı Kaldım Atmışın evveli, yetmişten sonra Ben sana takılı kaldım beyhude. İki bin de işi bitmişten sonra Yeniden aşığın oldum beyhude. Seni sevdiğimi kimseye deme Acep söylesem mi deme, söyleme Sakın bana kızma, sitem eyleme Ben gönlümü sana saldım beyhude. Dünyada her şeyin var bir göreni Dosttan dosta gider gönül treni Aşkın tekeri yok, tutmaz freni Düşerken aklımı buldum beyhude. Bırak tunçtan eller tene dokuna Sevenin ki hasret yaşar kokuna Avcı bu, yaralar, gelsen okuna Çok dedim, nasihat aldım beyhude. En masum işini göremez deme Arzulara cevap veremez deme Bana ulaşamaz, eremez deme Gönlüme köz düştü, soldum beyhude. Yastığın taş olsun ekmeğin yavan Çığlıktan inlesin döşeme, tavan Beni hiçe sayan, başından savan Hayali sükûta daldım beyhude. Zülfikar Yapar Kaleli
-
GEL BENİ KINAMA
Gel Beni Kınama Bu ne salim yürek sevdiğim hatun Her niyeti halis, yüreği bütün Vesvese üzümün, kuruntu dutun Aldırma dildeki saçmaya balam Gel beni kınama kurbanın olam. Doğduğumdan beri yayayım gülüm Yalan söylüyorsam kurusun dilim Dostu kırar isem koy alsın ölüm Sevgiler az gelir uçmaya balam Gel beni kınama kurbanın olam. Bazıları beni bal ehli görür Bende ki ben beni zûl ehli görür Halden anlamazlar hâl ehli görür Özenmişim ışık saçmaya balam Gel beni kınama kurbanın olam. Ne bilir burunsuz leylak kokusu Dökülmüyor nasırların dokusu Ağrılı belinde katran yakısın Elvermez sırrımı açmaya balam Gel beni kınama kurbanın olam. Resmimi yollasam işe yaramaz Hayalimi salsam düşe yaramaz Kaleliyi dersen hâşâ yaramaz Bacaklar tutmuyor kaçmaya balam Gel beni kınama kurbanın olam. Zülfikar Yapar Kaleli
-
RÜYA
Rüya… Bu gece sendeydim kan ter içinde Hasretin rengine rahmet yağmıştı. Bilmem ki gecenin hangi üçünde İki gönül bir vuslata sığmıştı. Saygı ile kaygı nefes almadan İç içe girmişler etki olmadan Birbirine akmış arzu bilmeden Hırs gelmiş özlemi ipsiz boğmuştu. İki hasret bir bedene giriyor Gece karanlıkta gören görüyor İkisi de muradına eriyor Bir el tutup yıldızları sağmıştı. Kavgalılar bir noktada buluşmuş Tez zamanda birbirine alışmış İki musluk bir kurunda karışmış O saat dolunay gönle ağmıştı Arzu ile hasret sarmaş dolaştı Muhabbet buğusu bacadan aştı Bulutlara çıktı, göğe ulaştı Tan yeri ağarmış, güneş doğmuştu. Zülfikar Yapar Kaleli
-
DİL ETTİ BENİ
Dil Etti Beni… Sırrı hakikatin yârine vardım Gönüller okşayan el etti beni O cihanda birdi, elverdi yardım Arısız, kovansız bal etti beni Emir dedi, hissedilir, duyulur Ölüm olsa yoluna baş koyulur Sultan yasa yapar şeksiz uyulur Söyleyeyim diye dil etti beni. Ben nasıl kızarım, sözüm kızarır Yüzüne bakınca yüzüm kızarır Bülbül dala konar özüm kızarır Muhabbet bağında gül etti beni Bu yalan dünyanın ahvali yazık Ömür ki, üç eğri, dört doğru çizik Bana gönül verdi ezik mi ezik Düşkünler yurduna yol etti beni Ardıç ağacının görkemi güzel Nedir ki meyvesi, döker mi gazel? Tepetakla eder görünmez bir el Tutunayım diye dal etti beni Vuslata yaklaşır insan an be an Kâinatta zikir, en büyük nişan Tek ülkü, tek rehber Resul-ü Zişan Lâyık değil idim bol etti beni Hem darda, hem zorda, darım genişim Tırmandığım dardan olmaz inişim Sensin yakarışım, sen serzenişim Tabiîn gönlünce hâl etti beni. Zülfikar Yapar Kaleli
-
KATRAN VE KINA
Katran Ve Kına… Gecemi gecene yoldaş eyledim Bir elimde katran birin de kına Gönülden hissettim, dilden söyledim Dolunayı şahit tuttum aşkına… Bir sağa bir sola selam veririm Her nereye baksam, seni görürüm Sana geldim işte, sana yürürüm Sükûneti telkin ettim şaşkına… Kınamaya gücüm kifayet etmez Dur desen oturmaz, kovarsan gitmez Bu hikâye burada sağlıklı bitmez Su bentleri yıktı, döndü taşkına. Bu esaret bir gün ışığa döner İnsafsız sevgili aşığa döner Lağımın tortusu kaşığa döner Karartır yüzünü benzer uşkuna Zülfikar Yapar Kaleli
-
ÖLÜ SIZLAR SAĞ İNCİNİR
Ölü Sızlar Sağ İncinir.. Kara günde kara taşa yaslanır Ölü sızlar, sağ incinir, yüze ne. Karlı dağdan sevdiğine seslenir Derdi derin, siğ incinir, bize ne. Gece garip, gündüz hüzün, düş yetim Bülbülleri güle salmak niyetim Serde sevdam kazanlarda hasretim Yemek gacır, yağ incinir, köze ne. Güvenilir olamıyor başlarım Gönüllerde bahar olmaz kışlarım Güneş kadar parlak değil düşlerim Çakal gezer, dağ incinir, ize ne. Göğün yüksek dallarına hoplarım Yıldızları teker teker toplarım Bıçağımı gölgelere saplarım Balık ağlar, ağ incinir, naza ne. Yaslanırım, yarda türkü dinlerim Tan yerine kan sızınca inlerim Buz altında kalır kardelenlerim Düğün, dernek, yuğ incinir, kıza ne. Aklım almaz, aklım aşar aklıma Gül muştulu çağlar düşer aklıma İdraki zor, aklım şaşar aklıma Zaman sancır, çağ incinir, yaza ne. Can evine düşen cemre aklıdır Güz yurdunda düşler pişer, haklıdır Son menzilde gökçe muştu saklıdır Sancak düşer, tuğ incinir, öze ne. Zülfikar Yapar Kaleli
-
ANNE
A n n e. (Şükrümüz Menzile Varmıyor) Bu sevda vefasız, bu aşk yalancı Kollar birbirini sarmıyor anne! Balı imrenilen arı talancı Zikrini hamt ile karmıyor anne! Bağımızı basan yarların suyu Aktıkça kirletir arların suyu Sobran’ın, Kalenin Hur’ların suyu Harşit’in bağrını yarmıyor anne! Doğru dedik, eğri gördük suç ettik Varamadık, her varanı koç ettik Suçlu dedik başımıza taç ettik Yürekler topluca vurmuyor anne! Gözümüz göklerde kaldıktan beri Yerlerde her saat gitmişiz geri Ve kart horoz, işte acı haberi Kimseyle meşveret kurmuyor anne! Bir makam uğruna eğil ha eğil Sen bizi terk ettin, biz seni değil Ne köyler köy artık, ne de iller il Hiç kimse ahdinde durmuyor anne! Söz ile menzili görenimiz çok Secdesiz, duasız erenimiz çok Çokbilmişle, akıl verenimiz çok Rüyamızı hayra yormuyor anne! Her an bağrımıza saplanır her ok Gelip geçen trenlere bakan çok. Üstümüzde salâvatın duan yok Şükrümüz menzile varmıyor anne! Artık saçın yolup bağrın döven yok Gemimizde gayret eden, iven yok Şu görkemli makamlarda güven yok Kimse halimizi sormuyor anne! Zülfikar Yapar Kaleli
-
KARANLIĞA DİRENMEK
KARANLIĞA DİRENMEK Yaşların akşamdan olsunlar anı Karanlığa direndikçe yıldızlar Dilince söyledik diye sevdanı En duyarlı yerimizden vurdular. Gözlerinden akan suyun sesine Gönlümü düşürdüm, yaşın nesine Yolculuk başladı düş ülkesine Delicesine hey delicesine! Aklın gözaltında seni güdeli Dağı mayaladı gözümün seli Dirilmektir, ölüşlerin bedeli Gönlümüzde geç kalmanın telâşı. Armağanım olsun göğün sunası Yüreğini tombul sevdalara kat Sevdamın gül yüzlü cennet anası Endişeni rüzgâra ver, suya at. Zülfikar Yapar Kaleli
-
BU ŞİİR SENİN ESERİN
_____?Bazen köyün sıcaklığı, bazen şehrin yalnızlığı..? Tavrın kaba-saba, dillerin şirin Çünkü bu şiirim senin eserin Yakarak, yıkarak açtığın yerin Bu gönül sarayım senden uzakta. Çektiğim bilinsin sözümün nazı Sitemin baş üste, bedduan sızı Aşk benim alnımda silinmez yazı Ya nasıl durayım senden uzakta. Bir gün erir kalmaz dağların karı Başımızda eser sevda rüzgârı Dolmuşum, taşmışım olmadan yarı Darada fireyim senden uzakta. Belki şanın cümle âlem dilinde Sen avcısın okun yayın elinde Ceylan oldum yüce dağın belinde Ben beni vurayım senden uzakta. Ellerinde elvan elvan kınalar Bunca nazlı büyütür mü analar? Hep sizden mi çıkar nazlı sunalar? Gayrı ne göreyim senden uzakta? . Oyunda kurayım sokmadın hâlâ Elinde çırayım yakmadın hâlâ Gönlümü vereyim bakmadın hâlâ Yol mu var varayım senden uzakta. Bir nefretin bana destan yazdırdı Bir nefretin yaralarım azdırdı Ve nefretin yeminimi bozdurdu Kan ağlar yüreğim senden uzakta. 2004 Zülfikar Yapar Kaleli
Jump to content