Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

yaparkaleli

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

yaparkaleli tarafından gönderilen her şey

  1. Maluma İlandır… Serince sevdalar sulara yansır. Gönül ki kardan ak, kışlamamız var Yürek ki, sorgusuz taşıdığı sır Ta ana rahminde başlamamız var Dağa sis düşende, kurt uluyan da Çakallara bayram olur o anda Hakikat biçare, vefa bir yanda Yılanı, çıyanı haşlamamız var Sevdamız üstüne atışma olsun Erenler, yarenler kendini bulsun Bırakın lağıma sinekler dolsun İkiyüzlülüğü taşlamamız var... Ağzıyla kuş tutsa çalan kişiyi Zırh edip kendine yalan kişiyi Alnı terlemeden bulan kişiyi Hint kumaşı olsa, dışlamamız var Hasım olan zevat şer meclisinde Dalkavuk güruhun her meclisinde Destanlar söylenir er meclisinde Eğlen, iki çaylık dişlememiz var Vuslat tamam olur dosta erince Cevaplar istenir yerli yerince Can selamet bulur hesap verince On iki yöreden aşlamamız var Soru gerekçeyi sormak değil mi? Vuslat sevgiliye varmak değil mi? Marifet ahdinde durmak değil mi? Hakikat şerhini tuşlamamız var. Sultan otağında durulur saf saf Eyvah! Başımıza taş attık, insaf Sonra da bekledik bağış ile af Malum meydanları boşlamamız var... Kabrin yüzü soğuk kabir derince Sıkar mı dersiniz kabre girince? Hal beyan edilir inceden ince Sol elden eğriyi dışlamamız var Zülfikar Yapar Kaleli
  2. Hasretim Yoluma Bakar Ah İle! Yıllarca dolaşsam, yıllarca yazsam Bağa bahar gelmez kış, kar ah ile! Demir sandıklarda erisem, sızsam Çakmağı nazlı yar çakar ah ile! Ah çekende duman çıkar başımdan Tad alamam emeğimden, işimden Çıkaramam hayalimden, düşümden Rahmet kıranına çıkar ah ile! Her gün bağdaş kurar yol ortasında Zehir var hayalin şerbet tasında Sıfırlar hayatın haritasında Yanına sıfırlar sokar ah ile! Hayal dağlarında umut güderken Yürüdüm, yoruldum, koştum giderken Henüz arzularım ölmeden erken Umut deresine akar ah ile! İçimde sessizce çağlayan gurbet Hasrete takılıp ağlayan gurbet Bütün yollarımı bağlayan gurbet Hasret ocağını yakar ah ile! Her gün saat saat ömür varlığı Tükeniyor, bu yüzdendir darlığı Muhabbet durağı yaran, yarlığı Unutur tespihe takar ah ile! Arzu kör kuyuda, sır koca dağda İki ırmak akar bir koca dağda Ara bu sevdayı gör koca dağda Yıl alır götürür, bıkar ah ile! Bir ağrı hafifler, bir sancı başlar Halimden ne bilir yüreği taşlar Düğümlenir boğaz, boşanır yaşlar Hasretim yoluma bakar ah ile! 13.10.2004 Zülfikar Yapar Kaleli
  3. Gözlerime Sitemim Var El yettikçe ahvalini sorardım Şimdi unutulmuş izden usandım. Ben derdim içinde derman arardım Yüreği yakmayan közden usandım. Postalın kopuğu koçaklanıyor Deniz kabarınca, su aklanıyor Hakikat arkadan bıçaklanıyor Sohbete gücendim, sözden usandım. Çınar gibi düşer evin direği Korkunun bir adı işin gereği Anaların kan ağlıyor yüreği Görüp kızarmayan, yüzden usandım. Hep lâf ettik, gelemedik yüz yüze Aldandık arkadan söylenen söze Bir gönülde iki sevda çok bize Bire meyletmeyen özden usandım. Geniş yaşar, dar günümü özlerim Bilmem, dalgın dalgın neyi izlerim 'Ne durursun, ağlasana gözlerim' Sendeki cilveden, nazdan usandım. Zülfikar Yapar Kaleli
  4. Gördüğüm… Olmadık zamanda hayaller kurup Yâr beni başından atmış gördüğüm.! Dünyanın yükünü sırtıma vurup Beni yalnız koyup gitmiş gördüğüm.! Bende kusur arar görmez kendini İşlediği günah geçti yüz bini Hatası yüz çuval, suçu yüz sini Dünyayı hıfzetmiş, yutmuş gördüğüm.! Derdimi açalı canan sultana Yaram tazelenir, boyanır kana Gönlü köprü yaptım, bakınca sona Dumanı başından tütmüş gördüğüm.! Gönül diyarına yaşlar döküldü Hayat duvarından taşlar döküldü Öyle bir zaman ki başlar döküldü Cahiller her yanı tutmuş gördüğüm.! Benimle her sözü söyleşen sistem Beni yar başında eğleşen sistem Züğürdü bey edip beyleşen sistem Gül diye sunduğu otmuş gördüğüm.! Anasından tırsan, babaya kızan Belâyı arayan, şımaran, azan İnsanı kurt eden, insanı bozan Anadan emdiği sütmüş gördüğüm.! Ben neyi aldım da geri kalmadı Kime dert yandımsa çare olmadı Bulutları sağdım, fincan dolmadı Her sözüm bir kula batmış gördüğüm.! Her sırrımı sultan yâra yazmıştım Olmadı bir türlü, 'ara' yazmıştım Kaleliyi tutup sırra yazmıştım Hayat yıllarını utmuş, gördüğüm.! 25.7.2005 Zülfikar Yapar Kaleli
  5. Bana Baharlar Ağlasın Arzu nazenin, kelebek Tül götürsün, bar ağlasın. Mecnun sebep, Leyla dilek Çöl götürsün, yâr ağlasın. Acı dayanmaz acıma, Yetişemem amacıma. Dolu vursun yamacıma, Sel götürsün, yar ağlasın. Yıllar yıkar umudumu Umut yakar sevda mumu Sen yoksan koy tabutumu El götürsün, ar ağlasın. Sam vurmuş ihsan dağını Silkeler can otağını Sis sarmış gönül bağını Yel götürsün, zor ağlasın. Yürek yanar da yok çare Lime lime, pare pare Sevdam gidecekse yâre Kül götürsün, zar ağlasın. Yanaştım yolun sonuna Sitemi koydum yanına Elim canan divanına Gül götürsün, har ağlasın. Beni her bahar ağlasın! . Zülfikar Yapar Kaleli
  6. Çile Göğüsteki Süttür Sırrı hakikatte mercan ararken Kimisi yıldıza gitmiş bilesin. Zühal yıldızından az daha erken Gönüldeki bülbül ötmüş bilesin. Hal ehli olanlar ele duyulmaz Güzelliğe bakma ile doyulmaz Sarhoş suyu yemeyince ayılmaz Diyenler palavra atmış bilesin. Nefsimiz ki bize olmuştur amir Sabrı bahşiş verdim eylesin tamir Bazen iradeye verse de emir Özü hakikate katmış bilesin. Şu gönlümün yamacına kar yağmış Yüreğime feryat, figan, zar yağmış Zindandaki güllerime har yağmış Çile göğüsteki sütmüş bilesin. Bazıları günah çalmış gönülden Bazıları hep ah almış gönülden Bazıları eyvah kalmış gönülden Bazısı kendini utmuş bilesin. Ekilen yeşiller, sökülen solar Temel çöker, deniz duvarı yalar Duranlar bayatlar, yeniler dolar Bazısı kelamı yutmuş bilesin. Bazıları fakirliği yok eder Bazıları zenginliği b...eder Bazısı var hakkı tutar hak eder Bazısı kuru laf satmış bilesin. Zülfikar Yapar Kaleli
  7. Ak Gül Kalmak Güller ki hazanda daha yalnızdır Kaderi, hasreti yudumlamakmış En zorlu acılar sevene hazdır Elbet daha zoru ak gül kalmakmış Kaldım bir arada, iki derede Ay can sevda kırar bizim yörede. Kurşun atsan ölmez iki kere de Hasretin kaderi dalda solmakmış Gönül muhabbete, ilaç yaraya Balık suya hasret, avcı karaya Mesafe koyar da canan araya Murat gelen taşa hedef olmakmış Sevdan kor ateştir dumanı tütmez Gel desen de gelmez, git desen gitmez Bir cevap yazmaya tenezzül etmez Hayat sağı-solu adımlamakmış Cananım doğru der doğruyu bilmez İndirir keseri sağrıyı bilmez Yanan yürekteki ağrıyı bilmez Bildiği, gönülden yıldız yolmakmış Arzular biçare, çaresiz iken Uykular gözüme olurken diken Ayrılık hasreti belimi büken Vuslat sevgiliyi tezden bulmakmış. Zülfikar Yapar Kaleli
  8. Sevgiliden Sevgiliye… Aradığın bensem sendeyim elbet Ben seni atmadım, gel sen de atma Hayalin başında tutarım nöbet Hayalime sarıl yorganla yatma Günlerin güzeli seninle olsun Ne işin var senin on dört şubatla Bağrında gül açsın, karanfil dolsun Gözün gül mü olur, üstünden atla Çocuk büyümez mi, insan düşmez mi? Sevginin göğsünde uyurken düşte Tabibin kötüsü çıban deşmez mi? Her taraf uyanık baksana işte Bir türlü bitmiyor bendeki sancı Kızılca kıyamet koptu kopuyor Bugün benim değil, bana yabancı Baharlar tuvalsiz resim yapıyor. Çatlayan başımı göğsüne yasla Gül kokun duygumu okşayadursun Öpmenle okşaman kandırmaz asla Yüreğim yeter ki sinende vursun. Arzu ikliminde terlere batma Hayal aynasına bakılıyım ben. Beni el âlemle tartma, bir tutma Otuz yıl evvele takılıyım ben. Zülfikar Yapar Kaleli
  9. Duymazlarsa Duyulun! Yolcuları bu yolun Çilekeştir bıkmaz ki! Duymazlarsa duyulun Aşk her kaba akmaz ki! Gönüllerde yer eden Gayri gözü kör eden İki sözü bir eden Gönüllerden çıkmaz ki! Biz bizi yitirmezsek Sevgiyi bitirmezsek Ateşi götürmezsek Allah bizi yakmaz ki! Delikanlı tez şişer Delikanlı dert deşer Delikanlı tez düşer Dönüp geri bakmaz ki! Delikanlı kavgacı, Olursa bu ne acı. Anne olmaz duacı Ele kına yakmaz ki! Boğazda kıl düğümü Kim görmüş güldüğümü Görse de öldüğümü Kederlenmez, takmaz ki! Selamet sabra ödül Sabır tende ölümcül Bahçede menekşe, gül Senin gibi kokmaz ki! Zülfikar Yapar Kaleli
  10. Sana Geliyorum? Gönül fincanından kini, nefreti Döktüm sana geliyorum sevgili. Beden koruğundan riyakâr eti, Söktüm sana geliyorum sevgili. Güneşin rengine bürünüyorum Yerde âdem diye görünüyorum Bir hatır ardından sürünüyorum Çöktüm sana geliyorum sevgili. Arzu dağ ardına yol gösterince Bir sızı duyarım inceden ince Sevdanın kahrını ben yeterince Çektim sana geliyorum sevgili. Öksüz yıldızlara açtım koynumu Kıdemli sülükler emer beynimi Gönül hasret çeker iken boynumu Büktüm sana geliyorum sevgili. Su akar muhabbet karıklarına Gam dolar gönlümün yarıklarına Gözlerimi dağın doruklarına Diktim sana geliyorum sevgili. Kaypak tövbelerin günah nesine Düşleri yolladım çağ ötesine Hoyrat ezgileri rüzgâr sesine Ektim sana geliyorum sevgili. Zülfikar Yapar Kaleli
  11. Arzular, Hayaller, Umutlar! Arzular, hayaller, umutlar bir bir Ateşsiz, kibritsiz yandı gidiyor. Gönül dosttan yana bir kelebektir Bir türkü tutturdu, kandı gidiyor Elli yıldan beri otsuz yaylayı Dolaştı, görmedi seneyi, ayı Çöldeki leylayı, köşkü, sarayı Yârin hayaline sundu gidiyor Yapraktı sarardı, çiçekti soldu Gaflet yorganının altında kaldı Ne ekti, ne biçti, ne ürün aldı Kerbelâ çölüne döndü gidiyor. Doğru kapı çalan çareyi bulur Kapı çalınınca olmazlar olur Ve gayrı kapılar hep güdük kalır Gönül kapısının fendi gidiyor Dedi düşün akıl, düşün, bir defa Ölüm gelecekmiş gelsin hoş sefa İlimdir, irfandır en büyük şifa Çağın ötesine sindi gidiyor Ne yazı belliydi, ne kış, ne bahar Can suyunun susuzluktan derdi var Yakınmadan yılgınlığı himmet yar Muratsız tabuta bindi gidiyor Ne etsen nafile kurumuş dalın İstersen gez dolaş, istersen salın İstersen sevdiğim sözümden alın Artık Kaleli?nin kendi gidiyor Zülfikar Yapar Kaleli
  12. Sultan Yardan Arınmış Bahar kokusunu alınca dağlar Kardelen boy atmış kardan arınmış. Ana ah ettikçe ırmaklar çağlar Kemale özenmiş sırdan arınmış. Desinler delisi, dünya tapulu İki yüz gönüllü, üç yüz kapılı Keçi özentili, inek yapılı Edepten, hayâdan, ardan arınmış. Yaban gülü gibi çöplükte bitmiş Çarşıda, pazarda, meydanda yitmiş Ve sonsuz kazancı eliyle itmiş Sultanlar sultanı yardan arınmış. Bedelsiz beldenin, çölün çocuğu Aslı velet, başı kelin çocuğu Onun, şunun- bunun, elin çocuğu Yalınayak meczup kârdan arınmış. Ağzında marlbora, yanda flörtü, Beyninde gezinir bin türlü dürtü Altta kot pantolon, üste başörtü Örtünme bu mudur nurdan arınmış. Zülfikar Yapar Kaleli
  13. Dönme! ! ! Vakti geldi uğurlarız askere Sakın ha sözünde durmadan dönme! Nasip olur tezce gelir teskere Arsızlara plan kurmadan dönme! Aynı yol üzredir başımız bizim Sana doğru akar yaşımız bizim. Şairi kovmaktır işimiz bizim. Sebebi toprağa sormadan dönme! Toprak seni bekler sahip ol diye Boş kalma hasretle, aşkla dol diye İnsan olan vatanına kul diye Olmayanı aman yormadan dönme! Mevsimler değişse, geçmese zaman Hülyalar yaratır sendeki iman Bulut yoğunlaşıp his vurduğu an Hasretin hazzına varmadan dönme! Değer ver, Hak sever, dost barışına Girme çakal ile at yarışına Bu aziz vatanın her karışına Yiğitlik mührünü vurmadan dönme! Bilirsin beslenen emeller kötü Emeli besleyen yabanın iti Parçalamak, bölmek soysuz niyeti Tüfekten, süngüden, armadan dönme! Seni seviyorum, bilesin oğul Hem salim hem de sağ gelesin oğul Toprak gülsün, sen de gülesin oğul Toprağı aşk ile karmadan dönme! Analar bin dilek bağlar sana da Gönül pınarlarım çağlar sana da Kaleli mutlaka ağlar sana da. Her gönlü gül diye sarmadan dönme! 22.05.2005 _Bir Şair Mehmetçiğe-. Zülfikar Yapar Kaleli
  14. Güller Seni Yüreğimde Görünce.! Ba... Dedim sildiler hecelerimden Barış yazamadım, bitti yaranlık. Güneşi çaldılar gecelerimden Kalan sade kahır, kalan karanlık. Düşümde güneşi gördüm bir anlık Ben seni ararken beni yitirdim. Karanlığın ardı yine karanlık Karanlığa kahır, sitem götürdüm. Sen kalpsiz, ben ise yüreksiz diri, Kalpsiz ile uyuşulmaz bilirim. Bu yüzden sen cani, ben korkak biri Yüreksizle yol aşılmaz bilirim. ?Ben sana mecburum? diyor ya İlhan Ben senin saçının teli olmuşum. Umutlar tükenir yeşerdiği an. Köle kapısının kulu olmuşum. Bir sitem yolladın ince, narince Günümü dildiler hep dilim dilim. Güller seni yüreğimde görünce Solduğunu bir bilseydin a gülüm. Zülfikar Yapar Kaleli
  15. Seviyorum Demek... Kulağına küpe ettim, tutmadı Sensiz bağda bülbül ölsün, gül solsun Zaman merhametsiz, çile bitmedi Ben de yaratılmış, sen de bir kulsun Seher vakti bağda bülbül öterse Hanede erkenden duman tüterse Tut kaldır mazlumu, gücün yeterse Hayatın birazcık anlamı olsun. Seviyorum demek kolaydır elbet Kolayın başında tutulmaz nöbet! Muhabbet nedir ki, biraz tarif et Bu arsız, yaramaz gönlüm de bilsin. 9.7.2005 Zülfikar Yapar Kaleli
  16. Emellerin Yoksa Bu bendeki emel kimin nesidir Ruhun arzusudur, kalbin sesidir Bu bana Mevla?nın hediyesidir Yanık yüreğimin dilisin gülüm Seslenirsen beni götürsün ölüm. Türküyü söyledim sözü bitirdim Tepeye tırmandım düzü bitirdim Ona gönül koydum yüzü bitirdim Dağlarımın hoyrat yelisin gülüm Yaslanırsan beni götürsün ölüm. Renk içinde elvan elvan rengi var Sanmıyorum samimiyet dengi var Hayat ile elli yıldır cengi var Bahçelerin gonca gülüsün gülüm Süslenirsen beni götürsün ölüm. Yılların boyunca gitmemiş acı Ne bilir kardeşin, ne duyar bacı Gözyaşları olmuş derde ilâcı Yaralı kalbimin pilisin gülüm Paslanırsan beni götürsün ölüm. Çiçekli ovalar, dumanlı dağlar Kuzusuz yaylalar, meyvesiz bağlar Pınarın başında bir gelin ağlar Baharımın azgın selisin gülüm Islanırsan beni götürsün ölüm. Gözü kara, bahtı kara yetiştin Güçlükleri yara yara yetiştin Bir vefasız haylaz yara yetiştin Yemin ederim ki delisin gülüm Hislenirsen beni götürsün ölüm. Çalılıkta çakal, sahrada aslan Kayalıkta kartal, kovukta yılan Dertli alageyik, yaralı ceylan Kaleli ahrazın elisin gülüm Uslanırsan beni götürsün ölüm. Ahraz: Sağır, dilsiz _Emel Manav?a -- Zülfikar Yapar Kaleli
  17. Hep Kahır Gönül okyanusu kurudu birden Nilüferin yaşaması zor kuzum. Güneşin alazı fışkırdı yerden Ben doğduğum günden beri susuzum. Boş dolmaz bir türlü doldururum da, Gücüm kâfi gelmez kaldırırım da, Aldırmamak olmaz, aldırırım da, Hem açım, hem susuz, hem uykusuzum. Yeşil senin, kızıl senin, al senin Kovan senin, arı senin, bal senin Hallerine güldürdüğün kul senin Kalmadı hayatta hiç tadım tuzum. Sevdalar sümbülde, gülde umutsuz Kuğularım kuru gölde umutsuz Cümle İsmailler çölde umutsuz Benimse günbegün artıyor sızım. Sonbaharda suya bağlar dayanmaz Er direnir, zora dağlar dayanmaz İçim yanar, ana ağlar dayanmaz Yürek yağım erir, ben kaygısızım! ! Yârin gözyaşıyla ıslanan Fırat, Boğazımda düğüm aldığım murat! Bizi olgunluğa götüren kırat Hep kahır, hep kahır, hep kahır kızım. Zülfikar Yapar Kaleli
  18. Ama... Sen Gittin. Seslenseydin ardım sıra, Bir haykırsaydın! ... Dokunabilirdim çığlıklarına... Hissedebilirdim duygularını Konuşabilirdim hayalinle Tutabilirdim düşlerini ellerimle? Kucaklayabilirdim seni Saygı buketli, sevgi kokulu Büsbütün benliğimle.... Sen gittin! Sarabilirdim yaralarını Yan etkisi olmayan merhemle. Susturabilirdim gözyaşlarını Mavi gülümsemeyle, Akmaya hazır gözyaşlarımla! Dindirebilirdim kalp sancılarını Sancılı kalbimi verip Sen gittin! İlham verir miydi sözlerim bilmem? Ama yatıştırabilirdim korkularını Korkulu yüreğimden sızan Reçetesiz bir teselli ile. Sen gittin! Sevebilirdim seni sorgusuz, sualsiz Pencerenin isli camında, Sigaramın dumanında, Sol kulağımın yanında Görebilirdim. Görebilirdim baktığım her yerde. Sen gittin! Tek seni sevdim sevgilim Koy bu hayat senin olsun Kararı ben vereceksem Seni öldürmek niye? Hiç vakit kaybetmeden Yanına geleceğim Ve ben seni sevgilim Ömrümce seveceğim. Zülfikar Yapar Kaleli
  19. Karıştı... Kelimeler dilsiz, lügat yalancı Gönülde eyvah la aman karıştı. Pusulasız yolcu, mekânsız hancı Yön bilmez rehberle, zaman karıştı. Ruhsuz cemaatçi, çaresiz acı Meydanda sap ile saman karıştı. Kaşlı gümüş yüzük başının tacı Halefte din ile iman karıştı. Ararım bulamam hakka muhtacı Hedef, ümit, amaç, güman karıştı. Kavgalı olalı kardeşle bacı Gönülde sis ile duman karıştı. Tüm tayfalar ?kaptan? için duacı Emanet koy ile liman karıştı. Tahtası kırıklar tebliğ, ilancı Davetle, ilanla ferman karıştı. Hakkın sol böğründe onulmaz sancı Maslahat ilaçla, derman karıştı. Davetçiyim diyen sarsar inancı Sırf hastayla, Sefer Yaman karıştı. Zülfikar Yapar Kaleli
  20. Yeter Bunca Beklemek? Ayrılık göründü ufukta gülüm, Çıldırmak zamanı! Çıldırmalısın... Hasretin, özlemin yarısı ölüm! Kaldırmak zamanı? Kaldırmalısın? Ocak yanmasa da dumanın tüter Derya kabul etmez, rüzgârlar iter Senin bu talihin beterden beter! Soldurmak zamanı, soldurmalısın? Hangi nefis arzulamaz övgüyü Hangi akıl kâmil, hangisi iyi Öz gönlüne nefes gibi sevgiyi Doldurmak zamanı? Doldurmalısın? Mazlumu sömürüp yutanlarını Bol keseden nutuk atanlarını Şu nefsin ayaklı şeytanlarını Öldürmek zamanı... Öldürmelisin? Derle gönlün çakaralmazlarını Topla demet demet solmazlarını Talihin olmazsa olmazlarını Oldurmak zamanı? Oldurmalısın? Dosta yönelsin de bana el olsun Yeter ki el etsin, sitem gel olsun Lale olsun, sümbül olsun, gül olsun Yoldurmaz zamanı, yoldurmalısın? Gönle koyar ise dünya varını Sabrı yoksa kayıp eder arını Arzulara yitik sevdaların Buldurmak zamanı, buldurmalısın? Zülfikar Yapar Kaleli
  21. Köz Koydun Öz Üstüne Bir mesaj yazmadın nasipte azım Duyguları boğuyorum bilesin Her iyi niyete karşılık lazım Bulut oldum yağıyorum bilesin. Sen bilmezsen bile Allah biliyor Umutlarım yavaş yavaş ölüyor Sanki bir el hafızamı siliyor Ağır ağır soğuyorum bilesin Kesildi selamın çıkmaz soluğun Yıkılır gönlümü süsleyen tuğun Bu kararsız halin bu suskunluğun Ölüyorum, doğuyorum bilesin Gözlerin gözüme bakmayınca da Gönülden muhabbet akmayınca da Senden bir ses seda çıkmayınca da Başka gönle ağıyorum bilesin Selamın sabahın gözün üstüne Nazlandın köz koydun özün üstüne Senin bu sitemkâr sözün üstüne Ellerimi oğuyorum bilesin Zülfikar Yapar Kaleli
  22. Günahkâr Kalk Ayağa.! Ben ne ?usta şairlik?, ne şöhret peşindeyim Sonsuzluğa seslendim, türkü yaktım kimse yok. Şeytanın peşindeyim, meleğin düşündeyim. Uyandırmaz yâr beni, yardan aktım kimse yok. Gökyüzünde şenlik var, yeryüzünde temaşa İnsanlar memnun değil, mutlu değiller hâşâ Barış kurban edilir eli kanlı savaşa Yıldızlarda bir elim, çengel taktım kimse yok. Ne sevdalar tanıdım, hepsi gönle gam eker Niyaz ile yalvardım, çağırdım teker teker Seslendim aldırmazsın, gönül naçar, dert çeker Aşkına duçar oldum, ?ben?den bıktım kimse yok. Yüce divan önünde kalabalık kasaba 'Günahkâr kalk ayağa ve hazır ol hesaba' Dilim tutuldu birden, anlattım kaba saba Bir ben çıkmışım öne, geri baktım kimse yok. 04.07.2005 Zülfikar Yapar Kaleli
  23. Hoyrat Zaman geçer yaş akar Gökler ağlar yaş akar Yurdumda yurttaşımın Yüreğine yaş akar. Er olsa başa değse Kirpikler kaşa değse Kalbinizi yoklayın Ayaklar taşa değse. Coşunca Çoruh Gediz Atiye kalır mı iz? İki yirmiden yeğse İşin suçlusu biziz. Başa bela düşünce Alır beni düşünce Dostluklar belli olur Vardan dara düşünce. Zülfikar Yapar Kaleli
  24. Kırk Yıl Gönül Verdiğim Şu gönlümü açsanız, neler neler görünür Sizler suyu içseniz, bana tokluk yerinir. Hep kahırlı yaşadım, yürüdüm adım adım Yaraları kaşıdım! ! Ne tuzum var ne tadım Nakış nakış ördüğüm, boğazımda kördüğüm Kırık yıl gönül verdiğim, Dinim ile Türklüğüm Çatlamış ar damarı, çiçeğe konmaz arı Sende nazın humarı, ben de sözün damarı Küstüm ama bana sor! Evvele sor, sona sor Gönlümdeki hana sor ve sevdadan yana sor Işık yakmalı yurda, gedik açmalı sur’da Alnın öpeyim dur da, bir ayağım çukurda Gönül gözüm Pericik, çok içinde biricik Yavru pır pır söz cik cik, gayri kaldım gericim Ne boyu var ne eni, anlayın artık beni Sızım var henüz yeni, kaybetmişim güveni Gönlümü bilen bilir! Başım ona eğilir Yaşamak sonra gelir, yiğit ölmeden ölür. Zülfikar Yapar Kaleli
  25. Muhasebe Güzel olunca şiir Şair olunca mahir Gönülden göze çıkar Sevinç ve hüzün bir bir Dökülünce kâğıda Duygu yüklenir oda Düşünce alır ağı Gözlerden akar ya da Söylemeden edemem Bırakıp da gidemem Birini mağdur görsem Boş ver aldırma demem Şükrün niyazındayım Çok değil, azındayım Gönül hali yaşarız Aşığın sazındayım Çaldıkça inler gönül Söylenir dinler gönül Dertlinin ahvalinden Dertlenir, anlar gönül Yaralanır yatamam Gözyaşımı tutamam Hüznümün ardındayım Hiç kimseye satamam. Dert derin, deva acı Gönül, gönlün muhtacı Dönülmez de olsa da Babam, babam duacı El çektim, izindeyim Bir sultan izindeyim Zamanlar zirvesinde Bir Bir?in sözündeyim Kalkınca zaman şaha Kurtuluş, eyvah, aha Eller kalkar Allah?a. Dua.. Dua? Ve dua? 5.7 2005 Zülfikar Yapar Kaleli