Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

yaparkaleli

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

yaparkaleli tarafından gönderilen her şey

  1. KURTULUŞ Şu bu, öte beri hepsi bir anlık Düne ip salınca kurtulmak mümkün Kâfir karanlığın, mümin aydınlık Yerini alınca kurtulmak mümkün. Gönlün has bahçeye yaptığı davet Ten tenceresinde can suyu evet Arsız ahlaksızlık, ruhsuz cehalet Günbegün solunca kurtulmak mümkün. Her halin, her şeyin meydanda, ayan Uyan gafil gözler, gafletten uyan Aşkın ateşiyle hem kavrul, hem yan Yürek köz olunca kurtulmak mümkün. Başından bakınca görürse sonu Dünya debdebesi eğlemez onu Hayatta en mühim, önemli konu Kul Hakkı bulunca kurtulmak mümkün. Gökler şerha şerha, deryalar ektir Bir gönülde yuva kurmak gerektir Azar azar, damla damla biriktir Boş testi dolunca kurtulmak mümkün. Sevgi kusurları siler derinden Yıldız cesetleri fırlar yerinden Nefsin arzusundan, heveslerinden Uzakta kalınca kurtulmak mümkün. Azgın suyu gözlerinde uyutup Dizginleyebilse kör nefsi tutup Damlaları büyüttükçe büyütüp Deryaya dalınca kurtulmak mümkün. Zülfikar Yapar Kaleli
  2. DELİ DİVANE Gönül hamt etmeli günde bin kere Şükrünü bilmeyen ölü divane Dudak aç bu ağız dönsün şekere Sensiz pınarların seli divane Sevda girdabında terleyip al al Sustu Kızılırmak, haykırdı Aral Sahradan semaya yükseldi meral Baktı insanlığın hali divane Söylemi berraktı kalplere aktı Gönülde korlaştı, dillere çıktı Aklın gözü ile cihana baktı Gördü kâinatın dili divane Diller nasıl zikretmesin, anmasın Gönül nasıl şükretmesin, kanmasın Çöller nasıl kavrulmasın yanmasın Serin yaylaların yeli divane Aşığın gözünde yaş olabilmek Seni gören göze kaş olabilmek Gaye sevdalıya eş olabilmek Hasret bahçesinin gülü divane Hükmün, adaletin can katar cana Seni anlayana, seni duyana Bir seni bildiğim günden bu yana Deli divaneyim, deli divane. Zülfikar Yapar Kaleli
  3. YAYLA GELİNİ Ziyası topraktan şafağa vuran Yayla gelininin kitresi güzel Vuslat gecesinde tenleri saran Esvabın milimi metresi güzel Gönül sarayında yakılınca öz Gözlerden dökülür yürekteki köz Bu aşkın binası iki tatlı söz Kirişi kolonu etresi güzel Doğumdan başlayıp ölüme değin Kulu olunmaz mı solmaz gerçeğin Can evinde açan iki çiçeğin Deryaya renk katan katresi güzel Nesli soysuzdansa evlatsız dulun Gönül sultanının kölesi kulun Cimri zengindense cömert yoksulun Canından verenin fitresi güzel Hem gönülde sultan hem göklerde ay Gönül diyarında kurar kurultay Sen nazenin benim gönlüm deli tay Seni düşünmenin stresi güzel Zülfikar Yapar Kaleli
  4. GİTTİ Yokluğun sancısı başlar yeniden Yırtık umutlarım soydu da gitti. Bu son gidiş çok acele, aniden Vadinde durmadı, caydı da gitti. Serin sular söndürmezdi közünü Çatlak ayna güleç görmez yüzünü Taşa çaldı giderayak sözünü Nazlı bir avaza uydu da gitti. Suyu fazla görür oldu kurnalar Hüznümü resmetti çalan zurnalar Vakit geldi, katar tuttu turnalar Pembe hayallerden doydu da gitti. Hiçbir işi yarı buçuk koymazdı Her söylenen sözü sözden saymazdı Ne denilse aldırmazdı, duymazdı Hayali hasretten saydı da gitti. Belki talih, belki yazın bu gidiş Gönlüme ekilen sızın bu gidiş Hiç olmadı apansızın bu gidiş Özüm yüreğimi oydu da gitti. Hayalini gömdü buğulu cama Yalnızlığı çiviledi yakama Bülbülün muradı gül ile ama Beni boynu bükük koydu da gitti. Zülfikar Yapar Kaleli
  5. SERİN SEVDA Eğlemezdi zincirlesen bu gönlü Bir esmer nazenin tüle bağladı. Sehere resmetti arkalı önlü Kul etti bülbülü, güle bağladı. Alevlenir gönül aşkın közünden Aşık ayrılır mı ahu izinden? Bir ceren sekişli Leyla yüzünden Mecalsiz mecnunu çöle bağladı. Bağlanmış sonsuzda tükenmez vara Ferhat Şirin diye yüklenir yara Keremi yaktı da sevda nara Aslıyı kefilsiz küle bağladı Hayat yıllarını emdikten sonra İnişi görmedi dimdikten sonra Kamberi toprağa gömdükten sonra Arzuyu kim için yola bağladı. Yusuflar sevdadır Züleyhalara Selviyi Emrah’ın düşünde ara Mevlüt İhsani’yi muhannet yara Beni de bir çürük dala bağladı Zülfikar Yapar Kaleli
  6. ŞAHİKA Tutsak gönlün padişahı İyi kötü tartansın sen Sensin kurtuluş sabahı Eksilmeden artansın sen Mahlukat mercan ağında Söz sultanın otağında Özgürlük zülfün bağında Kainatı örtensin sen Hükümransın gökte yerde Dermansın sen her bir derde Gönüllerde perde perde Şafaksın sen ve tansın sen Varsın ne gam, kim dardadır Sevdanın aslı yardadır Gözlerdeki nur ordadır Karanlığı yırtansın sen. Zülfikar Yapar Kaleli
  7. BEDDUA İçimde çağlayan Göksu’ya inat Seni Karasular yıkasın gönül. Göklerde uçmaya taksan da kanat Sıçan deliğinden bakasın gönül. Gündüzün gözünde yaş oluk oluk Ki aylar serseri, mevsimler soluk Gecenin kıvırcık saçları yokluk Yokluğun mumunu yakasın gönül. Kardeşin yok, anan hani, bacın yok! Benden başka hiç kimsede öcün yok! Karanlıkta ışımaya gücün yok İs olup bacadan çıkasın gönül. Sakarya’da kurutmuşsun saksını, Menderes’te görmüyorsan aksini!. Yıllara sor artın ile eksini Harşit’ten divane akasın gönül. Fırat Dicle yaptığını bilmiyor Han Aras gidiyor, geri gelmiyor Cehalet karanlık vursan ölmüyor Ben benden, sen senden bıkasın gönül. Zülfikar Yapar Kaleli
  8. DİYEMEM Kendime atlastan bir dünya ördüm Tül sarayda mutlu oldum diyemem Atılan taşları yaralı gördüm Taşın esrarını bildim diyemem Dosta selâm saldım, olmaz oralı Boynum bükük kaldı, ciğer yaralı Felek sillesini vurdu vuralı Hakikate nazar kıldım diyemem Gözündeki yara gördü yâr beni Sitemliydi, yara sürdü yar beni Bir vefasız yâra verdi yâr beni Sahrada Leyla’yı buldum diyemem Dünyanın kaç kulaç boyuyla eni Gaye idrak etmek bu serüveni Gecenin zülfünde gündüz güveni Ben bendeki pası sildim diyemem Dünyanın ahvali kor beni derde “Her hale tahammül göster” der birde Yaşamanın yalan olduğu yerde Kırk boşaldım, iki doldum diyemem. Zülfikar Yapar Kaleli
  9. TEMENNİ Şu nurlu geceler, günler aşkına Mazlumun yaşını dindir Allah’ım. Göster adaletin, döndür şaşkına Zalimi tahtından indir Allah’ım. Yalandan yapıyor denilen zevat Raporla hayattan edildi azat Hikâye düzmece, ifade tezat Bu Nemrut’tan kalma kindir Allah’ım. Mülazım çakırkeyf, yaygı kusurlu Bağnazlık had safha, kaygı kusurlu Sevgi yalın ayak, saygı kusurlu Aşkı gönüllere sindir Allah’ım. Müslüman olunca bu kadar alık Başına yığılır bu kalabalık Cihana hükmeder oldu zorbalık Bir derdimiz şimdi bindir Allah’ım. Tuz bastım yaraya, dağlamaz oldu Kurudu gözlerim, ağlamaz oldu Analar karalar bağlamaz oldu Acıyı sabırla yerdir Allah’ım. Zülfikar Yapar Kaleli
  10. BEN KİMİM? Anlatamam siz anlayın Yok olmadım, var değilim. Bir anıyım gelmez ayın Ben pek emin yer değilim Aleme akıl veririm Kendimi görür eririm Gerçeği az çok görürüm Hakikate kör değilim. Bir dinleyin sakin sakin Bende olmaz garezle kin Namaz, oruç tamam lâkin Beni yenen er değilim Hak bilmez, haylaz birisi Söylesem gelir gerisi Ben otağın serserisi Derviş, mürit, pir değilim. Ayı, yılı taramayın Dünyanın her yanı mayın Gökte, yerde aramayın Varlığım yok, sır değilim. Nasibimiz kıt imanda Gönlümüz hâlâ gümanda Müslüman’ım, Müslüman da Gerçekleri der değilim. Beni bulmaktı muradım Hep aradım adım adım Neyim, ben de anlamadım Zarar değil, kâr değilim Hiç kimseye yâr değilim Zülfikar Yapar Kaleli
  11. Ocağı yanıyor, duman tütmüyor Sevda bahçesinin gül yok içinde Bir sır ki çözmeye gücüm yetmiyor Karanlık gönüller yol yok içinde Hasret çıra gibi, gözlerde isi Dağılmaz bir türlü gönlümün sisi Limana yanaştı hasret gemisi Leyla var, mecnun var, çöl yok içinde. Arzu kızgın, anı kırgın divanda Göklere savrulur sevgi o anda Kırk yayla çiçeği sırlı kovanda Arı vızır vızır bal yok içinde. Meftunu olduğum bülbül sesinin Biçare kavalın inlemesinin Gönül yaylasının, aşk bahçesinin Kara var, kızıl var al yok içinde. Dağa bakar, bağda gülü soldurur Göklerde aratır, yerde buldurur Sevda pınarından hasret doldurur Her türlü sitemin gel yok içinde. Hasretler kavuşur ağarınca tan Ebedi gurbetin koynunda yatan Aklın dizginini elinde tutan Sultana sevdalı, kul yok içinde. Zülfikar Yapar Kaleli
  12. O GÜZEL Gönlümü hasrete salan güzelin Gözleri güneşin melali gibi Ayı sinesinde eylemiş gelin Cemali cihanın celali gibi Dile gelir altın tenli günlerim Seher bülbülleri gibi inlerim Durur çölün feryadını dinlerim Sevdası iklimin bilâli gibi Garip gönül yorgun gurbet ellere Düşünce gözyaşı döner sellere Bir bahar nağmesi düşer dillere Nidası gönlümün helali gibi Yürekleri yakan nazın edanın Zamansız selamın ansız vedânın Meftunu olduğum çılgın sedanın Gülüşü gülşenin hilali gibi Zülfikar Yapar Kaleli
  13. SEVGİ ÇINARLARI Beşikten mezara ilimle amil Bir ümmi sultanın ümmetisiniz Gayretiniz olsun cihana şamil Allah’ın mazluma himmetisiniz Meyvesiz mevsimin, şükürsüz anın Sefalet semtinde yükselen şanın Adı yere batsın Ali İhsanın Siz dostluk tapusu, zimmetisiniz. Herkesin her şeyi bildiği yerde! Cehaletin cebren geldiği yerde Adaletin zelil olduğu yerde Mazlumun kemiği ve etisiniz. Hayatını hakikatin ördüğü İnsanlığın kurtarıcı gördüğü Resûlün övdüğü, Hakkın sevdiği “Kılıcım” dediği milletisiniz. Sağken ölü, ölü iken sağsınız Sancaksınız, bayraksınız, tuğsunuz Alimlerin sırt verdiği dağsınız Cahilin başının illetisiniz. Zülfikar Yapar Kaleli
  14. DEĞMEZ Safahat, debdebe eğlememeli Bu dünya bir kaşı sırmaya değmez. Ne iyi, ne kötü, söylememeli Bir deli gönlünü kırmaya değmez. Kim ister insanlık kendini yesin Ve lâkin kendini yediği kesin Siyasetin ilmi ne derse desin Yanında bir nebze durmaya değmez. Biriler ha bire taşlıyor gönül Kışınla savaşın başlıyor gönül Gökler bildiğini işliyor gönül Boynum kıldan ince, vurmaya değmez. Gündem hakikatsiz, meydanlar ersiz Çulsuzu haşlamak değil mi yersiz? Bir ayağı birisinden habersiz Taşın yamacına varmaya değmez. Her havadan çalan kaval gibiyim İçi boşaltılmış çuval gibiyim Yalınayak koşan hayal gibiyim Bana hiçbir şeyi sormaya değmez. Yanıp yakıldığın aşk çırasıysa Hasretin kaş ile göz arasıysa Gönlündeki yara yâr yarasıysa Bırak da kanasın sarmaya değmez. Zülfikar Yapar Kaleli
  15. YOKLUĞA UZANMAK Gelişin gurbettir, gidişin hasret Gönlümü gönlüne yar eder misin? Karanlıktan kara kararsız gayret Gönlümde bir fiske var eder misin? Sevdanın yükünü yükleyip dile Acıyı bastırıp tatlı dil ile Dili muhabbete, gülü bülbüle Derde salar, gönlü kor eder misin? Gönül dosta, dost yaylaya dayalı Yaylada hasrette zülfü boyalı Mahzun gözlerinde yarin hayali Akşamdan sabahı zor eder misin? Gönül köprüsünden geçeceği an Hasret diyarına çiçekler saçan Yazın nergis, kışın yasemin açan Gönül sarayımı kar eder misin? Sevgi muhabbetin bir anlık mıdır? Gördüğüm dostluk mu, yarenlik midir? Kalbin gece kadar karanlık mıdır? Sözünde durmayı ar eder misin? Dünyayı başıma dar eder misin? Zülfikar Yapar Kaleli
  16. YİTİK ŞEHRİN FAHİŞESİ Gözüm yolda kaldı gönlümde acı Yaylamızın ak lalesi hoş geldin Gönül senin ışığının muhtacı İrademin loş halesi hoş geldin. Aklım tımarhane, gönlüm serseri Sen susuz sahranın yaralı eri Yazısız kitabım, gözümün feri Uğraşımın meşalesi hoş geldin. Dibi delik testi dolmaz bilirim, Bu kafayla huzur bulmaz bilirim, Ölsem umurunda olmaz bilirim, Şiirimin klişesi hoş geldin. Kimine taçsın sen, kimisine ur Yamaçlarda duman, ormanda yağmur Kimine korkaksın, kimine cesur Ezik gönlün pür neşesi hoş geldin. Bir an önce açsın diye evdiğim Başım tacı, gözüm nuru dediğim Töresini, yöresini sevdiğim Duyguların şelalesi hoş geldin. Sen canımda can, damarda kansın Stres yap, baskı kur kalbime yansın Seni bu gönlümden kovan utansın Yitik şehrin fahişesi hoş geldin. Zülfikar Yapar Kaleli
  17. ESMER GÜZELİ Bülbülü tutsaktır bu bağın senle Güllere bağladın, güzelin aslı Hürriyet ikrâm et tutkunla gönle Yellere bağladın, güzelin aslı Dostluklar yeşermez bu bağnaz huyla Bu gönlün ateşi sönmüyor suyla Beni mecnun ettin, olmadın Leyla Çöllere bağladın, güzelin aslı Yeniden bir hicret, yeni bir cenge Sınırsız bir ahenk, yepyeni denge Ki şekilden şekle ve renkten renge Allara bağladın, güzelin aslı Yokluğa uzandın, var, put diyerek Sırtına çul sardın kaput diyerek Dilek ağacına çaput diyerek Dallara bağladın, güzelin aslı Mecalim yok ırmak olup akmaya Yürek ister ardın sıra bakmaya Cürümüm ne musallaya çıkmaya Sallara bağladın, güzelin aslı Kanı kan getirir, yunarsa kanla Sevap gıdım gıdım, günahlar tonla Ben beni anlattım, sen seni anla Yollara bağladın,. güzelin aslı Zülfikar Yapar Kaleli
  18. DEĞER Mİ? Dünya iki gülmek, üç ağlamaktır Servete, şöhrete, üne değer mi? Büyüklük kul olmak, bel bağlamaktır Kırk gece, bir ayyaş güne değer mi? Zülfikar Yapar Kaleli
  19. Baba-Kız Atışması Zülfikar Yapar Kaleli: Merhaba geldim işte Tamam mı? Bildim işte! Türkiye Türklerindir, Bilmezsen öldüm işte? Sakine Aydın: Ay! Benim babam geldi Kalpte ki duam geldi Karanlıkta güneşim Güneşte çabam geldi.... Zülfikar Yapar Kaleli: Kalmışım naçar kızım Dost benden kaçar kızım ?Bir kapıyı kapayan Gün gelir açar? kızım? Sakine Aydın: Viran olsa da obam Boşa çıksa da çabam Dost ararsan ben varım Üzülme garip babam? Zülfikar Yapar Kaleli: Gül?den özge gülsün sen Çok nadide kulsun sen Sen gönlümün çerağı Vuslatıma yolsun sen? Sakine Aydın: Bülbüle gül neylesin Sen her zaman böylesin! Gönlümde ayrı yerin, Bak gözüme söylesin? Zülfikar Yapar Kaleli: Düşmanı iyi tanı, Gurur aşkın düşmanı! Gözler görmezse kalır Geride birkaç anı? Sakine Aydın: Gururu öldürmüşüm Kibrimi soldurmuşum Gönlümden her ne geçse Ben sana bildirmişim... Zülfikar Yapar Kaleli: Umulmaz rahmet yağar Beni kedere boğar Ne kadar gece olsa Güneş muhakkak doğar? Sakine Aydın: Sevgi yağmazsa ne gam Gönle ağmazsa ne gam Gönlümde güneş sensin Güneş doğmasa ne gam? Zülfikar Yapar Kaleli: Üzülmeyiniz astlar Yere serildi postlar Ben ne şanslı babayım Gördünüz ya, a dostlar? Sakine Aydın: Ben de şanslıyım baba Boşa değilmiş çaba Boşuna bakmıyorum Dolu yanından kaba? Zülfikar Yapar Kaleli
  20. Bilmeden Davete icabet sünnet diyerek Arkanızda yürüyorum bilmeden. Rıza-i Bari?ye boyun eğerek Sizi burçta görüyorum bilmeden. Sefalet kapıyı çalıyor tık tık Gönüller fukara, akıllar yırtık Bayramlara bayram demek zor artık Bayramlıklar örüyorum bilmeden. Başı hep önüne eğikleri var Ahular, ceylanlar, geyikleri var Gölgesi kendinden büyükleri var Selamımı veriyorum bilmeden. Her mecnunun bir Leyla?sı var ama Güne sığmaz dünya ona dar ama Bu ortamda yaşaması zor ama Hala ayak sürüyorum bilmeden. Mürşidin arzusu yönü değişti Kâhinin söylemi, cini değişti Başların devleti dini değişti. Okudukça eriyorum bilmeden. Zülfikar Yapar Kaleli
  21. Kendimle Hasbıhal Gözüm minarede, kulağım seste Kalışımı bekliyorsun, eyvah ey. Salâ ki yüreği yakıcı beste Bilişimi bekliyorsun, eyvah ey. Gönlümü çevirdim gam tarlasına Arzuları ektim, durdum yasına Kendimi kaptırdım yol havasına Gelişimi bekliyorsun, eyvah ey. Yatsın istifini bozmasın diye En özge derdini yazmasın diye Yazıp yerdekini üzmesin diye Silişimi bekliyorsun, eyvah ey. Perişan ahvalim bekleme beni Azıcık başımı kaldırdım yeni Ölmedim, üzgünüm, sarstım güveni Gülüşümü bekliyorsun, eyvah ey. Zamanın arısız ballarında sır Kader ağacının dallarında sır Sabır sarayının yollarında sır Dalışımı bekliyorsun, eyvah ey. Fazilet köşkünde sahte merasim Ne zaman bitecek rabbim bu mevsim Lüzumsuz, gereksiz, anılmaz isim Oluşumu bekliyorsun, eyvah ey. Hasret dünyasında nasıl güleyim Sevgiyi ekmişler nerden bileyim Yol uzun, ben hasta, nasıl geleyim Ölüşümü bekliyorsun, eyvah ey. Zülfikar Yapar Kaleli
  22. İnsanlıktan Yanayız! Dert sıkıntı sandık sandık Sözümüz tüllüdür bizim! Arada kaldıkça yandık Dostumuz fellidir bizim! Duman tepeyi bürüsün Gözyaşı dağa yürüsün Dili kopsun, ten çürüsün Safımız dillidir bizim! Sade haktan yana canlar Sözü arif olan anlar Şer dili yesin çıyanlar Hasmımız pillidir bizim! Gidilmeyen yer içinde İnsanoğlu sır içinde Her haliyle kir içinde Yaşımız ellidir bizim! Kaba saba konuşmuşuz Hala geçmiş, hala ?mış?ız Deliye söz danışmışız Perimiz zillidir bizim! Yurduma doldu uyuzlar İnsanın vicdanı sızlar Zemheriye dönsün yazlar Kışımız güllüdür bizim! Yılan ile bir olunmaz Kem söz ile yol alınmaz Gönülsüz selam salınmaz Postamız tellidir bizim! Akıl lazım ki düşüne Bakın zalimin işine Aşk diye düştük peşine Kuşumuz çillidir bizim! Gölgeler yerleşti dağa Söz kâr eder mi salağa? Yol gidiyor karanlığa Aklımız killidir bizim! Aklı kıt olanlar azar Şirret söyler, çirkef yazar Fikri çalar, zihni bozar Aşkımız yellidir bizim! Ne zamanı, ne fırsatı Zalim sürer saltanatı Uyan! Uyan! Beyni katı Sevdamız millidir bizim! Söz canına ot tıkanlar Kalp kırıp gönül yıkanlar Kaleliye hor bakanlar Safımız bellidir bizim Zülfikar Yapar Kaleli
  23. Gözlerinde Güller Solar Gerçekte yitiğim, düşte gördüğüm Gözlerinde güller solar sevdiğim Şiir ilmek ilmek, şair kördüğüm Hissi yüreğimi yalar sevdiğim Güneş karla, kar toprakla didişir Sevgiye yabancı dalda gül üşür Bu eşkıya yıla bir tarih düşür Beni parça parça böler sevdiğim Gözlerinle gözeden su içişin Beni yakar apansızın göçüşün Ki, dururken, burdan bensiz geçişin Beni dertten derde salar sevdiğim Sen ıssız yaylanın sessiz maralı Göçüşünle koydun yaslı, karalı Yürek ürkek ceylan, yürek yaralı Hasretin bağrımı deler sevdiğim Arzular baharı, arzular harda Güneşler uçurdum karanlıklarda Zemheri ayazı yemiş baharda Al yazmalı kuzu meler sevdiğim Bir yanda karalı evdeşim, sunam Bir yanda kangren asırlık sevdam Varlığın sebebi sevgili anam Kalbur ile beni eler sevdiğim Gözümün birisi muhabbet eker, Biri hüzünlenir yaşını döker Ayaklarım beni öteye çeker Yıl dayanır, vade dolar sevdiğim Cellât körükledi kaygılarımı Haramzade çaldı duygularımı Karabasan bastı uykularımı Dahası var, neler neler sevdiğim Zülfikar Yapar Kaleli
  24. Hafize... Her nere gittimse aradı, buldu Gönlümden gözüme seldir Hafize. Bildiğimden beri sevdalım oldu Bendeki göz, kulak, eldir Hafize. Düşününce, sitem ile ar yağar Dışarıda gözüm görmez, kar yağar İçerime usul usul yâr yağar Umutsuza ışık, dildir Hafize. Güneşte gezerim, görmem ışığı Yiğit doğan beğenir mi beşiği? Ben divane bülbül, gülün aşığı Hoyratça yolarım güldür Hafize. Varamadım sonsuz hasret iline Sevgiyi bıraktım bahtın yeline Leyla'm oldu koydu mecnun haline El alem sanır ki kuldur Hafize. Sevdayı anlarım Hafize tarzı Yemin ederim ki deli bu arzu Arzular, emeller sevdanın tuzu Mutlu etmiyorsa çıldır Hafize. Ocağında yanan kına yakamaz Dünya güzel ama dönüp bakamaz Bu sevdaya düşen geri çıkamaz Her çiçekten derme baldır Hafize. Gözümdeki yaşa yeter mi kuyu? Sözlerinde hasret yatar diz boyu Gel desem de yoksun sevdalı soyu Buram buram hasret, yeldir Hafize. Yıllardır gezerim bu ıssız dağı Seçemem bir türlü sol ile sağı Beni ısıtmıyor fersiz ocağı Sırtıma sardığım çuldur Hafize. Sen gidersen boynu bükük kalırım Hep inlerim, sürünürüm, ölürüm Sanmayın ki ben her şeyi bilirim Bentlerimi yıkan haldır Hafize. Bu turnalar ile kaçıncı uçuş Bu sana gönlümü kaçıncı açış Bu çakaralmaz da kaçıncı çakış Bu kaçıncı gökten gelişdir Hafize. Bu kaçıncı seni buluş sayamam. Bu kaçıncı yüze gülüş sayamam Bu kaçıncı heba oluş sayamam. İster güldür, ister öldür Hafize. ¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬Hafize Kılıç';a - Zülfikar Yapar Kaleli
  25. Yüreğim Yusuf’ça Düğümledim bölük pörçük duygumu Gülüm boğazıma ilmek atarken Azatlığa konuk ettim kaygımı Özge dilim hem pervasız, hem arken. Gözyaşıma kilit vursam durur mu? Bir bedende iki yürek vurur mu? Bu bendeki cehennemlik gurur mu? Yüreğim Yusuf’ça sessiz yatarken. Bir söz derim bin pişmanlık süresi Tokmak vursam çatlar arzın küresi Müminin imanı, Türkün töresi Mecalsizdim aşkın beni satarken Kaç kere yalvardım kendi dilime Gam bağında bohça verdi elime Sırat-ı müstakim üzre halime Gülle atıp, tankla topa tutarken. Bağda filizlenen çınar kururken Yüreğimde gökçe kösler vururken Bu sevgiye layık olmak dururken İsyan ettim kaygım beni yutarken Zülfikar Yapar Kaleli