yaparkaleli tarafından gönderilen her şey
-
A GÜZEL
Yağmur gözlerine sıska beline Vuruldu bu gönlüm, haberin mi var Leyli dudağına, şeker diline Kuruldu bu gönlüm, haberin mi var Gönül işte, bir sevdanın özünden Vazgeçsin mi ikrarından, sözünden Senin bu işveli nazın yüzünden Yoruldu bu gönlüm, haberin mi var Feryat fısıldadı, duydu gözlerin Tuttu gözlerimi oydu gözlerin Aklımı kafese koydu gözlerin Buruldu bu gönlüm, haberin mi var Göğe bağdaş kurdu, yere yaslandı Gölge bastı, sırılsıklam ıslandı İki tepe arasında üslendi Duruldu bu gönlüm, haberin mi var Zülfikar Yapar Kaleli
-
NİSPET
Gözü açık gönlü açık Yar başının leçeği var Umut uçuk hayal kaçık Arzunun da seçeği var Her kaynak suyu içilmez Adalet gece seçilmez Söz vardır ki boş geçilmez Şakanın da gerçeği var Yıkıntılar dövünmesin Taze, civan sevinmesin Karşı yamaç övünmesin Her gönlün bir çiçeği var Halay başından bir iki Yağmur gözlü ceylan sanki Güzel demekte söz mü ki Mor kakülü pürçeği var Zülfikar Yapar Kaleli
-
BAHAR YÜZLÜ GELİN
Bahar yüzlü yağmur gözlü beri gel Seni görmeyince puslanır gönül. Kuru bir yaprağım sallıyor bir el Gayri sırılsıklam ıslanır görül. Anlamaz mecnunu Leyla’daki yar Dünyam kapkaranlık, dünyam bana dar Ne insafsız, merhametsiz gönlün var Ki şu bulutlara yaslanır gönül. Aha işte feryat figan ah bende Gönül bende hasret bende vah bende Beni asla tanımayan şah bende Şimdi karşı dağa seslenir gönül. Umudu uğratmaz gönül bağına Hayalimi salar dost otağına Hakikati gömdüm hayal dağına Deli taylar gibi süslenir gönül. Zülfikar Yapar Kaleli
-
SEN HANGİ MEVSİMİN YAĞMURUSUN?
Dün gece aklımda yine sen vardın Hasret urganını yağladın gülüm. Gönlümde gül erir, gözünle gördün Hayal ikliminde çağladın gülüm. Gözlerim öteye dalar ansızın Hayalin karşımda meler ansızın Bir sızı kalbimi deler ansızın Yolları yıllara bağladın gülüm. Arzuyu ip gibi kavradın, çektin İklimi gamıyla başımdan döktün Sevdanın gerçeği gönlüme çöktün Ve garip gönlümü lığladın gülüm De hangi mevsimin yağmurusun sen De hangi sevdanın umurusun sen De hangi ustanın hamurusun sen Hüznün körfezini sığladın gülüm De hangi nefretten edindin kini Hangi ekenekten söktün ekini Artık itiraf et gönlündekini Hasretinle beni dağladın gülüm Hangi yel salladı yapraklarını Hangi el okşadı şu aklarını Hangi sel götürdü topraklarını Ki kaldın kupkuru ağladın gülüm. Zülfikar Yapar Kaleli
-
YAĞMUR SONRASI
Sicim gibi yağmur hafif güneş var Hafif bir sarhoşluk sarar ya dağı Gönlümde gam ile kedere eş var İçimde kırılır aşkın bardağı Bir tuhaflık olur, burkulur içim Ölümün kokusu sarar ovayı Gözümle gönlüme yapamam seçim O anda terk eder kuşlar yuvayı Bulutlar sildiler yüzünü ayın Ağlaması bitmiş bir çocuk gibi Yıkadılar on dördünde bir ayın Gülümsedi gökyüzünün habibi Tatlı bir kokuyla ortalık güldü Bir hüzün çöktü ki yürek başına Bu koku ruhumu ikiye böldü Bakmadı gönlümün tıfıl yaşına Bir ürperti aldı içimi birden Ebem kuşağını görmedim bile Bir sevda yükseldi yedi kat yerden Gönlüme yüklendi bir kutlu çile Dağa gölge düştü tepe terledi İçimdeki bir el beni burgular Bir yitik ses işte onu birledi Bırakın yakamı sisli duygular Zülfikar Yapar Kaleli
-
ANNE
BÜTÜN ANNELER GÜZELDİR Sensiz bu hayatın tadı tuzu yok Gönül sensiz nasıl yaşıyor anne Koyun meler arkasında kuzu yok Seherler sabahı kaşıyor anne Sağ solu bilmezdim, sen idin ışık Entarin yorgandı, ayaklar beşik Dünyam allak bullak, karma karışık Dualar göklere koşuyor anne Analar sultanı, başların tacı Eğildik kadere, ve lakin acı Ben ki senin her duanın muhtacı Gönlüm hayalinle ışıyor anne Güzel annelerin en güzelinden Güzel duaların en özelinden Tomurcuk çiçekten, gül gazelinden Derlediğim selâm üşüyor anne Bu dünya malına tamah etmemiş Şüpheliyse haram deyip gitmemiş Yatağında rahat edip yatmamış Huyunu erenler taşıyor anne Yaratana teslim olunca kendi Ağrısı, sızısı o anda dindi "Cennet ayağının altında" idi Çok gördün yüreğim düşüyor anne Zülfikar Yapar Kaleli
-
BAKAN BEY !!
Sağlığın bakanı kulak ver hele Günbegün sararsan solsan n'olacak Bülbüller sevdalı değilse güle Bir allame cihan olsan n'olacak Analar hastane göremiyorsa Doğum parasını veremiyorsa Ölüsü acile giremiyorsa Dizin dövsen, saçın yolsan n'olacak Takside ölmüşse doğumdan ana Fena durumumuz vallahi fena Ne yüzle çıkarız yüce divana Asalet ağlıyor, gülsen n'olacak Ateşe küsülmüş, küle küsülmüş Dostu yaralayan dile küsülmüş Menzile varmayan yola küsülmüş Kara bahtı taşa çalsan n'olacak Bu haber beynimde eşkin kaç gündür Düşünce arabam şaşkın kaç gündür Ve başım önüme düşkün kaç gündür Bu başı arasan, bulsan n'olacak Zülfikar Yapar Kaleli
-
CANA ÖLÜM YOK
Dudağında sitem, gözlerinde nem Bir garip tepede kar oluverir Gönlünün varlığı kederle elem Sonsuzluk yolunda ar oluverir Yollar birbirine düğümlü ekli Karar kararsızlık içinde saklı Aşkın şevki kırıldıkça sürekli Yürekte küllenmiş kor oluverir Hayal sahnesinde düşünce kaynar Teri boncuk boncuk gözleri yanar Gece gölgesiyle körebe oynar Gündüz gök yüzünde har oluverir Doğduğundan beri deli divane Dolaştı hesapsız kitapsız bu ne Kafa delidolu bir tımarhane Yasaklara inat var oluverir Öfke pınarının sadık vurgunu Çaresiz derenin suya dargını Günahkar gözleri hasret yorgunu Rütbesiz, payesiz yar oluverir Zülfikar Yapar Kaleli
-
KÜLFET VE NİMET
Bir gaflet anını buldun ya bastır İster zindana tık istersen astır Ömrün başı hüsran, sonu da yastır Mazlum sağılırken sızımı dövdüm Yitik aramayı bulmayı sevdim Özü yaralayan kindir, kibirdir Göklere ulaşan başlar kebirdir Cahilin bedeni seyyar kabirdir Gerçek boğulurken dizimi dövdüm Sözümü destursuz salmayı sevdim Şu arık ‘asalet’ yüzünü satmış Arı kiralamış sözünü satmış İki yüz yetmemiş özünü satmış Özüm soğulurken özümü dövdüm Akidem üzere kalmayı sevdim Bu baş ağyar yıkıntımı ne bilsin Girintimi çıkıntımı ne bilsin İçimdeki sıkıntımı ne bilsin Garip doğulurken yazımı dövdüm Kara bahtı taşa çalmayı sevdim Monolog dinledim monotonlaştım Hayal gemisiyle dağları aştım Umut diyarında hayli dolaştım Nimet dağılırken yüzümü dövdüm Külfette en önde olmayı sevdim Zülfikar Yapar Kaleli
-
BİR UMUT BEKLİYORUM
Kardelen, yağmur gözlüm kara kışın sitemi Talih yüz vermese de minneti kovuyorum Aşkın muhabbet bağı gözlerin sözün cemi Bir seni sayıklıyor, bir seni övüyorum Seni görmezsem eğer neyle nasıl kanarım Bu sevgi içten içe ağlayan göz pınarım Varlığınla serinler hayalinle yanarım Çaresizlik yalçın dağ bağrımı dövüyorum Güle sevdalı bülbül biteviye firağı Nisa sevgi merkezi nisa aşkın durağı Hayalin hayat senin,yakın eder ırağı Kılavuz istemez köy görünüyor diyorum Sevdan dağımda duman çöker yürek başına Sevgilim, kır çiçeğim gelmemiş bir yaşına Divanedir bu gönlüm kardelen oynaşına Ne nasihat dinlerim ne de isterim yorum Baharların yağmuru gidermez susuzluğu Geceler sene olsa almaz uykusuzluğu Aşkın derdim ilacı sevdan gönlümün tuğu Umutsuzluktan umut bekliyor, eviyorum Hayalini gün gibi bağrıma sarıyorum Seni sevince aşkın şevkine varıyorum Çaresizlik içinde bir çare arıyorum Ve sevgili bebeğim seni çok seviyorum Zülfikar Yapar Kaleli
-
ÖFKE
Sultan pazarında mal dağıtmışım Kimin kime küsmeye ne hakkı var Bulutlardan göğe çarşaf atmışım Rüzgarların esmeye ne hakkı var Söylemi görkemli akıl tanemi Duyunca öldürür aşık senemi Ve şu unu kuru gönül hanemi Haramice basmaya ne hakkı var İki alır yerine bir koyamaz Elli hırsız bir çıplağı soyamaz Deli feryat eder veli duyamaz Sesimizi kısmaya ne hakkı var Hak bela yaratmaz selimse niyet Numune hayatla ödenir diyet Çarşı pazar satılırken haysiyet Hamiyetin susmaya ne hakkı var Ölmek kolay değil, yaşamak çetin Kemirilir ruhun, sökülür etin Bunca yıl gecikmiş bu adaletin Beyaz bayrak asmaya ne hakkı var Zülfikar Yapar Kaleli
-
FISILTI
Dalgalar sahile vurduğu zaman Taşlar seni sevdiğimi fısıldar Emirden “gel” diye çıkınca ferman Kaşlar seni sevdiğimi fısıldar Sevgisiz gönüle dile aldırma Doymadığın yerde açlık bildirme Aşktan mahrum edip gülü, soldurma Yaşlar seni sevdiğimi fısıldar. Beyinleri imha edilmiş güruh Kurtuluş bağırır gemideki Nuh Gözünü arala ölmeden bu ruh Başlar seni sevdiğimi fısıldar Kediyle köpeği yarıştırmadan Tazıyla tavşanı vuruşturmadan Sap ile samanı karıştırmadan Kuşlar seni sevdiğimi fısıldar. Yakınken kişinin kadri bilinmez Beyhude söz ile menzil alınmaz Bir yol ki gidilir geri gelinmez Düşler seni sevdiğimi fısıldar. Zülfikar Yapar Kaleli
-
BEKLENTİ (BELKİ)
Bir iki saymayı bırak bir yana Namlunun ağzında tutarlar beni Yorgunum, katardan kalmışım sona Diyardan diyara atarlar beni. “Değiliz”demeye varmıyor dilim Durum, vaziyetim bu kadar elim Yarabbi ne kadar talihsiz kulum Geçmez akçe ile satarlar beni Çamurdan bir adam ve başında taç Tebaa perişan çoluk çocuk aç Ne toku hür gördüm, ne açı muhtaç Muhtaçlar cemine katarlar beni Edeple kızaran yüzü vururlar Hakikati diyen sözü vururlar Ve hakka yönelen özü vururlar Medeni yamyamlar yutarlar beni Nefsi yaratana kul edebilsem Gönlü gönülsüze yol edebilsem Şu acı sözleri bal edebilsem Belki korkuluğu çatarlar beni. Zülfikar Yapar Kaleli
-
TUTKU
Örümcek özenip güle Tutmuş sır’a daldalanmış Seher can verir bülbüle Ötmüş yara daldalanmış Duyun yıldızdan gelenler Zem ile bağrım delenler Zemheride kardelenler Bitmiş kara daldalanmış Hissemiz var zerreden az İçim yanar yalaz yalaz Gönlümün kekliği haylaz Gitmiş kıra daldalanmış Giymiş esvabın alını Gelir salını salını Çiçekten derip balını Yatmış bara daldalanmış Yaman oldu halim yaman Bu haberi duyduğum an Garip gönlüm feryat figan Etmiş zara daldalanmış Zülfikar Yapar Kaleli
-
HUZURUM KALMADI
Gökten rahmet boşansa derman olmaz yarama Tül üstüne kıl köprü kurulmuş, huzursuzum. Gökyüzünde şenlik var, yeryüzünde drama Palanga mahkumuna darılmış, huzursuzum. Gökte bahçıvan olsam, yıldızları toplasam Ayın çürük karnına bıçağımı saplasam Çadır olsam gök kadar, yeryüzünü kaplasam Deprem görmüş yer gibi yarılmış huzursuzum. Budur işin doğrusu, budur işin gerçeği Kim sevmez ki güzelim o cilveli pürçeği? Sevdan aşık gönlümün susamış gözbebeği Gönlüm mutmain değil, yorulmuş huzursuzum. Canlanmaya yüz tutmuş, yerle gök koklaşıyor Kıyametin nuru bu yüzlerde aklaşıyor Yolun sonu göründü, buluşma yaklaşıyor Zıpkın yemiş yüreğim durulmuş huzursuzum. Kavuşma hevesiyle bunca zaman bekledi Denizlere üfledi, bulutlara yükledi Kainat paramparça, gökyüzüne ekledi Yeni bir gün beklerken vurulmuş huzursuzum. Zülfikar Yapar Kaleli
-
SEVGİ
Herkesin özlemi barından önce Ben dermansız cılız kökleri sevdim Karşılıklı sevgi bencillik bence İnsanlığı saran gökleri sevdim Yeri sarhoş eder göğün cakası Bir araya gelmez iki yakası Yüzüne vurunca ağrır arkası Ben bağrı yaralı tekleri sevdim Su yerine sevdanı ver kanayım Ben yorgun Sakarya dargın Tuna’yım Küme değil elemandan yanayım Bütünlere inat ekleri sevdim Helal alın teri ve helal emek İnsanlığa olan borcu ödemek Ve nihayet insan olmak bu demek Umudu şükürden bekleri sevdim. Zülfikar Yapar Kaleli
-
KIRINTI BABA
Gökte kervan yürür onu izlerim Uğraşım bu, ister isen zır bil sen Çocuk günlerimi nasıl özlerim Bir bilsen ah, yağmur gözlüm bir bil sen Soğanlı somunu tuzladığım gün Ayaktan ıslanıp sızladığım gün Arifler yolunu izlediğim gün O efendim, ben köleyim hür bil sen İstemem er ile cenge girmeyi Anlamsız söz ile çam devirmeyi Şu taşlı yamacı, şu çevirmeyi Ne anlamsız ve ne hoyrat yer bil sen Çare boğum boğum, çile düğümsüz Bağlamış bülbülü güle düğümsüz Beni aşık etmiş dile düğümsüz Aşikare şu meydanı sır bil sen Zülfikar Yapar Kaleli
-
NOSTALJİ
Mümkün olsa on üç yaşına dönsem Yine mal otlatsam kuzu gözlesem Sopayı at etsem sırtına binsem Babam Kars’a gitse onu özlesem Üsten akar göl ne kadar derinse Aylık geçen sis uçağı görünse Gurbetten dönenler bana yerinse Bacadaki kuyuları düzlesem Kızlar yine bacalarda oynasa Ne hukuk tanısa ne bilse yasa Yine kuruş ile dönse piyasa Varsın olsun eski küskü elbisem Nişangahı kursam tandır başına Nişan alsam ta dedemin yaşına Bir ok salsam hakikatin peşine Sonra onu kontrolden erinsem Aşağı mahalle yukarısıyla Doya doya kavga etse sesiyle Gül görünse yırtık elbisesiyle Hayaline düşüversem, yerinsem Zülfikar Yapar Kaleli
-
SEBEP-SONUÇ
Özür kabahatten büyük olursa Başlara taş yağmasından korkulur Karar vermek kararsıza kalırsa Günün gece doğmasından korkulur Kaderi şans ile sınamak olmaz Şehit anasını kınamak olmaz Ve ille bu yaşta bunamak olmaz Şerrin gönle ağmasından korkulur Şu mızrağın ucundaki sallanan İnsanlığı eğitmeye yollanan Yıllar yılı budaklanan dallanan Bir geceye sığmasından korkulur Göklere kovulan namusun ırzın Cehalet kokulu hoşnutsuz tarzın Kokuşmuş zihniyet hortlarsa arzın Celallenen magmasından korkulur Figanı göklere çıkaran zulmün Kurbanı olursa münevver filmin İradesi sağlam olmayan ilmin İnsanlığı sağmasından korkulur Sattığınız mücevherse alıcı Çıkar herze ise yere çalıcı Takdir adaletli huzur kalıcı Olmayınca boğmasından korkulur Zülfikar Yapar Kaleli
-
REKABET
Hayaller gülümser hülyalarımda Tutsak eller hür doğanın rakibi Keklikler tedirgin kayalarında Guguk kuşu saksağanın rakibi Aslından ziyade bodur ekleri Sığırcıklar mesken tutmuş gökleri Dayılılar hor görüyor tekleri Çulsuz çoban aç ağanın rakibi Züğürdün rüzgarı akşamdan eser Bir hoyrat dal diye kökünü keser Serçe feryat eder serkeş gülümser Kara karga ak doğanın rakibi Emeksizler emekleri yediler Bir adım ileri götürmediler Üstelik de kimin hakkı dediler Şu sarımsak şu soğanın rakibi İdare zulümle altları güder İdare idareyi idare eder Bu idare işi ne kadar gider Kaplumbağa kurbağanın rakibi Zülfikar Yapar Kaleli
-
AKIBET
Azmin kanadına binmezsen eğer Sefaletin batağına düşersin Her gelen itekler her gelen döğer Nehrin harap yatağına düşersin Özlenen sabahtan geriye gelme Aşkı küçümseme sevdaya gülme Kendini her işin esası bilme Pehlivanın atağına düşersin Güneşe yolculuk değilse niyet Akıbet hüsrandır gayet açık net Karıncayı hakir görürsen şayet Bir akrebin sır ağına düşersin Bir küle nazar et bir de ateşe Kör nefsin yüzünden ne gelmez başa Ki sevgiyi rehber edersen işe O Sultanın otağına düşersin Zülfikar Yapar Kaleli
-
TUTSAKLIK
Bir şu gönle, bir de göze nazar et İlmek ilmek çözülmeye hazırım Beni vuran vurmuş, size ne hacet Bir kenara büzülmeye hazırım. Gönül yaylasında serin uykular Serin göle düşmüş derin uykular Yıllarımı geri verin uykular Düşünüze süzülmeye hazırım. Tanır geçmişimi, geleceğimi Bilir bildiğimi, bileceğimi Yâra geçit vermez gönül eğimi Hemencecik üzülmeye hazırım. Gecenin yüzünü gündüzle aklar Sinemde serinler, bağrımı oklar Gölgemi gölgeler, gölgesi yoklar Yoklar ile yazılmaya hazırım. Zamansız konuğun, mevsimsiz karın Sefersiz zaferin, emeksiz varın Yeter ki taş olun başımı yarın Toprak olup kazılmaya hazırım. Zülfikar Yapar Kaleli
-
YÜZÜSTÜ
Hele davran, işte meydan işte sen Buyurun aslanlar cenge yüzüstü Önce seni alt eden şu nefsi yen Cehaleti düşür ringe yüz üstü Yiğit o ki meydanda yüz ak ede Zengin fakir tuta aynı dengede Zamanın donduğu yerden ötede Destanlar yazılmış cönge yüzüstü Sarmaşık gül, ısırgan dal verende Muhannet kul mecnuna hal verende Birisi can, birisi mal verende Hem adalet, hem de denge yüzüstü Deryadan habersiz deredesiniz Hakkın ağladığı yöredesiniz Ey yitik sevdalar neredesiniz İşte abla, bacı, yenge yüzüstü. Zülfikar Yapar Kaleli
-
ZAMAN VE BEN
Günah benim, zamanın ne suçu var Yeşermemiş sevdaları kaşırım Anam gel der yavrum dünyadan kovar Yapayalnız, çırılçıplak üşürüm Elfeneye üç deliğe çıkardık Elimizi gün görmezde yıkardık Garuşta oturur Moc’a bakardık Şimdi bedenimi zorla taşırım Yalan ülkesinde gerçek gariptir Pervasız şakakta pürçek gariptir Bu masum yakamdan el çek, gariptir Günbegün sararır ve aklaşırım Nam yalan ün yalan şan demek yalan Yağ yalan bal yalan semirmek yalan Mal yalan mülk yalan ve emek yalan Anlamsız dünyadan uzaklaşırım Umutsuz gayesiz gayretim çabam Gel diye el eder anamla babam Dünya değiştiren hısım akrabam Benden uzaklaşır, ben yaklaşırım. Zülfikar Yapar Kaleli
-
ISTIRABIN ÇAĞRISI
Bu aşkın ağında olmuşum tutsak Bir düş kelebeği sineme iner Ruhumdaki seher rüzgarı ak ak Esince karanlık şafağa döner Sensiz bu şafaklar bu yükü çekmez Bu yüzden eksilmez gözümün yaşı Gündüzler geceye zehrini dökmez Bitmez içimdeki duygu savaşı Istıraplı fakat acıdan bıkmaz Sonbaharda bağlar dökse de gazel İstemem dertlerim şifa bulsun az Bu sızıyı dindirecek o güzel Bir deryadan iki damla alınca Ne derya eksilir ne alan duyar Sevda işi hal bilmeze kalınca Tutar muhabbetin gözünü oyar Gönle düşen çise çiçeğin teri Yudum yudum yudumlarım kederi, Her beterin mutlaka var beteri Aşkınsa gönlümün koçağı eri Zülfikar Yapar Kaleli
Jump to content