yaparkaleli tarafından gönderilen her şey
-
SİZE GÖRE
Her yeni şey bir eskiye özlemse Aşikarı örten yama suç mudur? Her sokağın başı başka alemse Aleni yapılan cima suç mudur? Dolanır meydanda sütsüz mestanlar ‘Kara para’ adlı meşhur destanlar Görünmez pazarda fora fistanlar Sokunca başını kuma suç mudur? Civandan başlayın Topala çıkın Birde Ebu Cehil devrine bakın Deyyusluğun aya varması yakın Esrarla mücehhez sima suç mudur? Marifettir evet devleti soymak, Bir koyup bin alıp ve zarar saymak!! Babaya benzemek anaya uymak, İrticadır beyler tama suç mudur ? Ya bunları tutup sindirmek gerek Ya uyuz bir ata bindirmek gerek Ya da dönülmeze döndürmek gerek Belki kanunsuzdur ama suç mudur? Zülfikar Yapar Kaleli
-
GARİP YOLCU
Garip yolcu yüce dağın belinde Bakışları göğü deler görünür Yıldızlar koynunda kalbur elinde Şu saman yolunu eler görünür Çelik gibi kızar mum gibi erir Bir an bin yıl yolu bir anda yürür Bir an saniyeyi yıl kadar görür Bir an muhabbeti böler görünür Bir an dev kesilir destanlar yazar Bir an hayal bir an düşlerde gezer Bir an mutlak zordur ve zoru bozar Bir an de defterden siler görünür Zaman sessiz akar su harıl harıl Cahilden uzak dur alime sarıl Ve davran gayret et yormada yorul Bir an hakikate güler görünür Ruhsuzun merhemi sürülse sızlar Bir an kışa döner gül gibi yazlar Bir an aç kurt olur çakal boğazlar Bir an kuzusuna meler görünür Su akar yer yedi renge bezenir Araştıran bilir bilen kazanır Hasta inledikçe gece uzanır Bir an gözlerine neler görünür Zülfikar Yapar Kaleli
-
HAYRET !!
İki büklüm beliyle sokağa çıkacaktı Dizinde derman yoktu, kay dediler dirildi. Boğazı düğümlendi, gözleri yere aktı Yumurtayı şöyle çiğ soy dediler dirildi. Mağrur devin avına çıkmıştı niceleri Maviye döndürmek hep, alaca geceleri Ayaklar uçurumda, sis kaplanmış ileri Önüne post koydular, say dediler dirildi. Babasından mirastı itiraz edememek Mecburen güdülecek, ne demek güdememek Ağa baba git diyor, kolay mı gidememek Sırtını sıvazlayıp bay dediler dirildi . De diyor, ne yapıyor, kimsenin aklı ermez Uçurumu cin görür, nedense bunlar görmez Atıktan arta kalmış, aslına değer vermez Bir aldınsa beş getir, koy dediler dirildi. İcraatı pür melâl, nenize lâzım adı Emniyette muhafız, fetva vermekte kadı Önünde koca nehir paçaları sıvadı Kulakları kabarttı "çay" dediler dirildi. Zülfikar Yapar Kaleli
-
DÜŞLER ÜŞÜDÜ
Düş ülkesinde yaşarım Deli derviş usundayım Bakar aleme şaşarım Yarasanın sesindeyim Bakın alemin işine Akıl lazım ki düşüne Düştüm bir dilber peşine Aşıkların kusundayım Gizlice salladı bir el Gönül bağı döktü gazel Aklımdasın nazlı güzel Kızıl şerbet tasındayım Göklere yükselir ahım Aşığın olmak günahım Beni zelil etme şahım Çırakbanın isindeyim Senemi güne eklerim Sendelerim emeklerim Eleman imdat beklerim Çapraz bıçak pasındayım Gece görünmüyor ayım Gündüzü zindan sarayım Yiterdim kime sorayım Dokuzların yasındayım Zülfikar Yapar Kaleli
-
SEN MAHZUN ADAM
Zalimin sevdasıdır Mazlumun gözü yaşı Zalimlerin yasıdır Mzlumun uyanışı Sözü söyle söz gibi Güneş yaksın köz gibi Gazeli dök güz gibi Irgala dağı taşı Ayaksız taya binme Yıldızdan yere inme Baykuşlara özenme Ve mekân tutma loşu Kızarmaya yüz gerek Gayret gerek hız gerek Yarınlara iz gerek Dünlerde koyma başı Dövüleceksin yine Ağlasan kazancın ne? Haykırsana kendine Terk eyle artık - mış’ı Zülfikar Yapar Kaleli
-
BU ELLER BİZİM ELLER
Hayal bahçesine umut ekilmiş İşte her şey çırılçıplak, sır değil Sevgi nerededir, nere çekilmiş? Güzel seni kovalayan er değil Özündeki dere tepe yar ağlar Heba olmuş ömre bin ağyar ağlar Bağban feryat eder bağda bar ağlar Pazarları geçen sade Bor değil Hayatın cilvesi bağrını yakar Feryadı gönülden gözüne çıkar Gözlerinden iki ırmak gür akar Çok zenginin akıttığı ter değil Düşler ülkesinde sabah yükselir Beton duvarlara ervah yükselir Umut dağlarına bir ah yükselir Duyanlar da doğrusunu der değil Hülyalar kör kütük, umutlar çatlar Çakal kucağında buluşur zıtlar Hissiz, hareketsiz, duygusuz otlar Kulak duyar, bakan görür, kör değil İnançlar dünyevi, kitap semavi Göğsü hışırtılı , inadı kavi Taş sert olur, toprak esmer, su mavi Kuşlar kara, beyaz değil, mor değil Anlayana her saniye ibretse Nefes almak nefes vermek devletse Devletin çarkını bozan rüşvetse Varoşları anlaması zor değil Ne bayramı, ne seyranı, ne kutlu? Ne bu gün hoş, ne de yarın umutlu Geceler hep ayaz, gündüz bulutlu Yürek sönük, küle dönmüş, kor değil Uykusuz geceler geceye ekli Şafağı kuyrukta bekler emekli Kimin top, kiminin çöp ile nakli Ölülerde bu şehirde bir değil Gönül postasında hayalle selam Yolladıkça artar gam ile elem Töre mi, kanun mu, velhasıl kelam Memurunun sesi kısık gür değil Buğulu gözleri takılı çarka Çark döner yaratır etiket, marka Bir başı paradır bir başı arka Ki bu şehir yaşanacak yer değil İşçide, işsizde, memurda hayat Yekpare yaşanır, serüven berbat Hayali suç olur, düşü kabahat Ve insanlar bu şehirde hür değil Zülfikar Yapar Kaleli
-
KURTLA KUZU
Sahipsiz, kimsesiz yarın dalında Feryadı bağrını deler bir kuzu Gayret tepesinde, emel yolunda Yuvasız yavruyu beler bir kuzu Yüksek yamaç gönül koyar engine Mahmur göze hasret çekersin yine Yiğit ama düşememiş dengine Geceyi geceye böler bir kuzu Bazen karanlığa güneşi satar Bazen yıldızları çengelle tutar Karşıdaki dağın bağrında yatar Buğulu gözünü siler bir kuzu Amana da deli gönül amana Seyri kalmış büyük, ablak zamana Yeller eser başındaki dumana Anlamsız hayata güler bir kuzu Tecrübe köşküne sızmazsa ışık Akıl sarayını terk eder aşık Şu ceren bakışlı zülfü dolaşık Yıldızları yere eler bir kuzu Atiyi karanlık gören insanda Feraseti zayıf, aklı noksanda Gözü kör zamanda, mecalsiz anda Kurdun kulağına meler bir kuzu Zülfikar Yapar Kaleli
-
SESSİZ YOLCULUK
Her tavana dikildikçe gözlerim Üzülürüm, hislenirim her gece Gönül bu ya sessizliği özlerim Kör gözede üslenirim her gece Bir türlü pişmedi yürekteki aş Zuhur eylemedi gördüğümüz düş Yüzüme sırıtır kalkıştığım iş Lime lime ıslanırım her gece Durgun sular ta tepede bulanır İki gözde on iki kurt yalanır Yedi iklim dört köşeyi dolanır Sonsuzluktan beslenirim her gece Gayret terkisine yüklenir acı Bir işin başında yoksa amacı Altı ay hırp tutar taşlı yamacı Çevirmeye yaslanırım her gece Baykuşlar seslenir artık ovadan Harabe gönülden ıssız yuvadan Gönül kuşu uçtu inmez havadan Çise vurur sislenirim her gece Gün tutulur gözün mıhlandığı an Ve görünür hayal meyal balaban Yıldızların sultanıdır bir çoban Karanlığa seslenirim her gece Zülfikar Yapar Kaleli
-
SEN
Beşer düşüncenin aşk deryasında Hasta da sen ölü de sen diri sen Zaman ötesinde sır aynasında Her sevdanın gönüldeki yeri sen Neşe sensin sevinç sensin tasa sen Anane sen töre de sen yasa sen Türkü sensin destanda sen kıssa sen Gözbebeğim gözlerimin feri sen Boyut sensin soyut sensin somut sen Komutanın dilindeki komut sen Serapta su gözlerdeki umut sen Gariplik sen gariplerden biri sen Bahtsız gecelerin batsın sabahı Göklere ulaşır mazlumun ahı Ve şu gönüllerin sultanı şahı Hem yiğidi hem koçağı eri sen. Gökyüzü sen tepe sensin ufuk sen Seherin koynunda yatan şafak sen Mekân da sen mevzi de sen afak sen Öte sensin ortası sen geri sen Gönüllerin içindeki gözde sen Serçedeki cik cik te sen sözde sen Erde sensin serde sensin gizde sen Tükenmeyen umuduma veri sen Zülfikar Yapar Kaleli
-
HAYATIN GERÇEĞİ
Hayal gemisiyle umut dağına Yelken açtım senelerdir yoldayım Yolculuk başladı han otağına Alçak zemindeyim karakoldayım Gün günü kovalar karalı aklı Her kulun gönlünde bir dünya saklı Lale ayrı, nergis ayrı, gül farklı Mavideyim, yeşildeyim, aldayım Ekmek lokma lokma, yol adım adım Tükendikçe artar ahım feryadım Bunca sene nerde neyi aradım Hala bir incecik cılka daldayım Bülbül gülde, gönül bağda olmadı Bir elimiz balda, yağda olmadı Hiçbir zaman solda, sağda olmadı Talihini sorgulayan koldayım Akça gelin kara bağlar eliyle İçin için ağlar buna haliyle Herkes belasını bulur diliyle Acımasız bir muhannet kuldayım Zülfikar Yapar Kaleli
-
SEN GÜLENDE
Sırrın deryasında inci ararken Ben seni bulduğum bir zaman olur Kudret aynasında arşı tararken Sen gülende hak güldüğü an olur Sen gülende toprak güler yer güler Toprak için topraktaki er güler Mecnundaki gayret güler fer güler Sen gülende samanlık seyran olur Sen gülende gökte güneş açılır Şerha şerha etrafa nur saçılır Bir gönülden diğerine uçulur Sen gülende gönüller hayran olur Sabahı etmesin gün doğup erken Sevdalı rüzgara hasret çekerken Lime lime göz yaşını dökerken Sen gülende gök güler üryan olur Gönül kurbanlık koç iş bilevlenir Umut ile hayal arşta evlenir Aşığın gönlünde aşk alevlenir Sen gülende aşk bile giryan olur Zülfikar Yapar Kaleli
-
GÖNÜLLE SÖYLEŞİ
Kudret halısında harika her yan Kim dedi ölmeden ölme be gönül Eremez menzile fazla uyuyan Uykuyu ömürden bilme be gönül Okumuş yazmışlar yanına yanaş Cahil cesur olur uyma uzaklaş Birazcık cömert ol biraz ağır baş Her olur olmaza gülme be gönül Seni beni onu sakın bir tutma Kendini bilmeyen kişiye çatma Aksi cevap verir sakın unutma Sıfırı sıfıra bölme be gönül Şafak söker gece siner gün döner Günü döndüreni bulmaktır hüner Aymaz azıttıkça muhalif siner Uzak dur ayağa gelme be gönül Alim kurban olsa cahile batar Tutar meydan meydan bir pula satar Dünya bir canavar devamlı yutar Kimseyi defterden silme be gönül Zülfikar Yapar Kaleli
-
BEKLEYİŞ
Ovalar yaslanır, sislenir dağlar Güneş gölgesine sığdığı günde Ölüler dirilir ve ölür sağlar Zulüm sahibini boğduğu günde Gerçeği bilmeden çıkar yasına Aldanır herkesin ağlamasına Ekmeğini yiyen kusar tasına Yeryüzü gökleri sağdığı günde Bir umut uğruna yıkar yuvayı Yitirir güneşi kaybeder ayı Umutsuz haykırış sarar ovayı Karıncalar göğe ağdığı günde Sılasını özler gurbetten gelmez Sızlanır iniler ve lakin ölmez Bir umut ışığı yanar mı bilmez Göklerden çekirge yağdığı günde Ölüm fermanına karalar bağlar Kurumuş kör gözde ırmaklar çağlar Bir başka ses olur dağlar mı ağlar Anası kızından doğduğu günde Zülfikar Yapar Kaleli
-
VEFASIZLIK
Korkunun gölgesinde yan gelmiş yatıyorum İnsanlar insanlara bakmıyor vardan başka Kör dilimin yüzünden dilimi satıyorum Bahardı da gönlüme ne serpti kardan başka Sessizlikle karanlık sarılmış uyuyorlar Geceler ağız etmiş, gözümü boyuyorlar Hıçkırığı benimle baykuşlar duyuyorlar Bana ne kaldı gönül ah ile zardan başka Yitik bir nida gelir, sağır kulağı sesler Hidayet gelin olmuş, aykırı gönlü süsler Adalet emzik takmış, inkarcıları besler Yüreğime köz indi, görmedi nardan başka Sevda taşıyan gönül, gönüllü erler nerde Ne hatunda hatunluk, ne erlik kaldı erde Bezden başka er mi var, demez mi haylaz birde Gönlüme çöken güzü, sormadı yardan başka. Zülfikar Yapar Kaleli
-
HAYIFLANMA
On üç, on dördüne gelmeden daha Bu sevda gönlüne akanı gördüm Gözleri dikmişken kutlu sabaha Gecenin ayazı yakanı gördüm. Bu zaman içinde neler görmedi Öz nefsine bile taviz vermedi Hep başında tuttu leke sürmedi Bu gününe urgan takanı gördüm Bunca yıl uğraşmış didinmiş yorgun Talihe kırılmış şansına dargın Gücenmiş dağlara küskün ve kırgın İhtiyari arktan çıkanı gördüm Sevda silkelendi omuzlarından Yere koyamadı inan arından Kaygılı bugünden cılız yarından Dünlerin belini sıkanı gördüm Çocukken abayı yaktığı sevda Müminler gönlüne soktuğu sevda Su gibi yoluna aktığı sevda Ve şimdi uzaktan bakanı gördüm. Döktü dilin karasını bu şiir Yaktı aşkın çırasını bu şiir Açtı dostun yarasını bu şiir Gözünde şimşekler çakanı gördüm Zülfikar Yapar Kaleli
-
ARA SIRA
İzindeyiz, ara sıra Işıyoruz hasbelkader Gün bulanık, sevda kara Taşıyoruz hasbelkader Bilinmeze yelken açtık Gelinmeze doğru uçtuk Dostu kovduk, aşktan geçtik Coşuyoruz hasbelkader Günah sevapları gömer Feryatlara katmer katmer Aklı yutar, ruhu emer Şaşıyoruz hasbelkader Ders alırız bazı bazı ! Bağrımızda milli sızı Hasret tavşan, arzu tazı Yaşıyoruz hasbelkader Yırtık bohça, delik havuz Atı aksak, iti yavuz Lâl haberci, kör kılavuz Koşuyoruz hasbelkader Ey İlahi bu nasıl kör Kucaklamış gözünü yer Ve işte hak güme gider Düşüyoruz hasbelkader Zülfikar Yapar Kaleli
-
ŞÜPHE
Politik mesajın, siyasi sözün Manasında şüphe yoksa şaşarım. Mahkeme duvarı kızarmaz yüzün Senasında şüphe yoksa şaşarım.. Arkasız vaadin sarnıç yelinin Sözü cebindeki zırva delinin Ekabir geçinen sütsüz gelinin Kınasında şüphe yoksa şaşarım.. Çulsuz kahramanın sahte erenin Kaypak zeminlerin başsız yörenin Şu kurumuş gölün azgın derenin Sunasında şüphe yoksa şaşarım. Kapalı evrakın ince işlerin Desteksiz sözlerin bu bilişlerin Ve bu tebessümün bu gülüşlerin Binasında şüphe yoksa şaşarım. Başıboş şöhretin dipsiz muradın Avare gönülde kutlanan adın Babasını tınlamayan evladın Anasında şüphe yoksa şaşarım. Zülfikar Yapar Kaleli
-
TESELLİ
Hayal dünyasında umut lalesi Çiçeklendi bar vermeye başladı Senden çıkar ayın gümrah halesi Karanlıklar sır vermeye başladı Dünya gelse bu birliği yıkamaz Kış bahara kem göz ile bakamaz İstese de artık ateş yakamaz Ağustoslar kar vermeye başladı Gönüller aynası şu yaşlı gözler Dalgın dalgın bakar alemi izler Sevgi dolu özler şu güzel sözler Umutlara ser vermeye başladı Artık yaslı ile yaslananlar var Garip gönüllerde üslenenler var Bir başka ses ile seslenenler var Talih artık yar vermeye başladı Gönlümüzü yakan geri kalmışlık Sanki ambarlarda tükenmiş aşlık Bu garip rehavet bu sahte hoşluk Bin alsa da bir vermeye başladı Sevdalı gönüller iziniz aydın Aydın düşünenler sözünüz aydın Umutsuz garipler gözünüz aydın Bu meydanlar er vermeye başladı Zülfikar Yapar Kaleli
-
DAĞ ETEĞİNDE
Artar da eksilmez gönül yarası Mehmet’in sülüsü dağ eteğinde Lalenin siyahı, bahtın karası Ki yaban çalısı dağ eteğinde Ta kalubeladan, ademden beri Bin senelik tutku bir tek seferi Bu sefere çıkan dönemez geri Alisi Velisi dağ eteğinde Bir saniye varla yok arasında İki lokma açla tok arasında Ve bir gram azla çok arasında Alemin delisi dağ eteğinde Hasret düğüm düğüm, söz çeper çeper Çeperin dibinde kurulmuş siper Soğuk rüzgar çıplak alnını öper Kudretin halısı dağ eteğinde Göklerde nur, yerde bağlar dayalı Umut ağacına çağlar dayalı Dağlar sıra sıra, dağlar dayalı Velinin ölüsü dağ eteğinde Kayıp eden arar, arayan bulur Kuş yuvadan uçar arzusu kalır Aşığı bir derin inleme alır Dert deniz, yalısı dağ eteğinde Zülfikar Yapar Kaleli
-
GICIKLANIRIM
Hayali sarayın harem ağası Gıcır gıcır gider, gıcıklanırım Şu melun harisin şaşmaz doğası Yolda akıl güder, gıcıklanırım Tanıdım dünyanın en aylağını İlimden nasipsiz düş çaylağını Bir hayırsız bilmez Leylalığını Beni mecnun eder, gıcıklanırım Fesat torbasına dolan birisi Mazluma kurt gibi dalan birisi Kuzunun payını çalan birisi Hakka kurban adar, gıcıklanırım Hasretin kurşunu sineyi deler Kuzgun kursağında bir kuzu meler Yılan kurbağayı görünce güler Kartala şahım der, gıcıklanırım Rahmet lime lime yağmazsa eğer Gerçek güneş gibi doğmazsa eğer İnsanlığı nura boğmazsa eğer Kıyamete kadar gıcıklanırım. Zülfikar Yapar Kaleli
-
ÖZGÜRLÜK ÜŞÜMESİN
Hayal kadar özgürlüğü Koy gönülde üşümesin Sırttandır sesin gürlüğü Duy gönülde üşümesin Avantaya üslenen o Her pislikten beslenen o Kuzgun gibi seslenen o Huy gönülde üşümesin Her çeneye damak olur Her işleve yumak olur Bir namerde yamak olur Boy gönülde üşümesin Vurgun vuranı görünce Tam yetişir ondan önce Araştırır ince ince Vay gönülde üşümesin Sanma sakın pişmandır o Kene gibi şişmandır o İnsanlığa düşmandır o Soy gönülde üşümesin Zülfikar Yapar Kaleli
-
LAKİN MEVSİM SONBAHAR
Gençliğin hedefi şu hitabede Kime yokuş, kime iniş, kime düz Görünen bir büyük sorun, arbede Sonunda bir şüphe ve günâhkâr öz Tartışma boyunu hesapladım da Sonuna varmışım iki adımda Ortada iki şey, kıyasladım da Biri peşin, biri düşüncesiz söz Bilmem ne adına sokaklardayız Biz hem sokaklarda hem de dardayız Kim bozgun diyorsa biz oradayız Varımız bir arsız, bir kızarmaz yüz Yarış bilmez kazandığı etap yok Ne ahlaki ne İslâm’i hitap yok ‘Kitabım’ der inandığı kitap yok Tek varı dövülen bir kötürüm diz Dost vefadan, düşman cefadan bıkmaz Sular boz bulanık bir yere akmaz İki sonbahardan bir bahar çıkmaz Nedir kara kışta bu cilve bu naz Ağlasan kendini ikiye böler Gözyaşı mermerin bağrını deler Sen gülsen Atanın gözleri güler Duymaz sağır kulak, görmez şaşı göz. Zülfikar Yapar Kaleli
-
HAYAL VE HASRET
Hayal diyarında umut ararken Üçer gider bakınırım, uyumam Eçhelin birisi evhamı erken Seçer gider, bakınırın, uyumam Bir bir geçer gözlerimin özünden Sızılarım yüreğimin dizinden İşte ben bu hayal, hasret yüzünden Geçer gider, bakınırım, uyumam Bu gece rüyamı yaşlar ıslattı Hayalimi kara kışlar ıslattı Göğü güvercinler kuşlar ıslattı Göçer gider, bakınırım, uyumam Çırpınır geçemem arzu gölünü Doğrultamam hislerimin belini Hayal, gönlümdeki hasret gülünü Biçer gider, bakınırım, uyumam Karanlık eşrafın aydın seçimi Ak ak eder sakalımı saçımı Bu geçimle bu ayrılık içimi İçer gider, bakınırım, uyumam Aklım kalır kirpiğinde kaşında Mendil sallandıkça göze başında Arzu kuşu irademin dışında Uçar gider, bakınırım,uyumam Bugünleri sorgulayıp dururum Dünlerimi sahipleşir korurum Duygu mihengine perçin vururum Kaçar gider, bakınırım, uyumam Aşk evinde bıçkın, cebbar çeperim Hayal kuşlarıma yuva yaparım O kuşların gözlerinden öperim Naçar gider, bakınırım, uyumam Seçemem bildiğim akı karayı İçemem maziyi, seneyi, ayı Düşler içimdeki gizli yarayı Açar gider, bakınırım, uyumam Zülfikar Yapar Kaleli
-
DOST YÜZLÜ YALANCI
Bir sahil akşamı tenhalığına Yalnızlığı buyur ettim nazlandı Bakınca bu şehrin insanlığına Yalnızlık içini çekti, sızlandı Dost yüzlü yalancı bir akşam üstü Nere yöneldimse yolumu kesti Ayağıma bastı, gönlüme esti Üşüdükçe ince ince sazlandı Şeceremi taş dibine yatırdı Muhabbeti yedi içti bitirdi Beni aldı nerelere götürdü Umudumu aldı, düşü tozlandı Ayrıldım, yalnızlık peşimden koştu Benimle dolaştı, kendini aştı Hasretim büyüdü, emelim coştu Hislerimi kemirdikçe hızlandı Gözler dondu, yeryüzünü bürüdü Duygu büyüdükçe dağı kürüdü Başka başka alemlere yürüdü Hayallerim bu akşam da buzlandı. Zülfikar Yapar Kaleli
-
YALNIZLIK VE BEN
Ne mavi, ne yeşil ne al tanımaz Günbegün ününü yayar yalnızlık Hiçbir sultan, hiçbir kral tanımaz Aklını padişah sayar yalnızlık Bir tenhada yalnızlığı ünlerim O konuşur bense susar dinlerim Dinledikçe yalnızlığı anlarım Beni benliğimden soyar yalnızlık Gene ne hayaller kurmak üzere Karanlığı candan vurmak üzere Yine ne hesabı sormak üzere? Canı cendereye koyar yalnızlık Bazen yalnızlığı seyre çıkarım Karanlıktan sonsuzluğa bakarım Bazen hayal surlarını yıkarım Bazen fısıldarım duyar yalnızlık Sabah kahvaltıda rüyada idim Akşam yemeğini hayalle yedim Bari bana eş ol yalnızlık, dedim Ruhumu kemirir, oyar yalnızlık Yavru ana kucağını terk etti O kucağın sıcağını terk etti Öfke baba ocağını terk etti Hayali rengarenk boyar yalnızlık Zülfikar Yapar Kaleli
Jump to content