-
KADERİMİ YAŞIYORUM
Yordun kalbimi sevgisizlikten Yaşamak istemiyorum seni yeniden Kabüllendim artık yalnızlığı ben Kendimle başbaşa kaderimi yaşıyorum Sevilmeyi bilmeyen , sevmeyi nerden bilsin Dönmeyeceğim asla ; sende herkeste bilsin Günah mı sevap mı onu da ALLAH bilsin Seni değil artık kaderimi yaşıyorum Bütün yalanlarınla gerçeklerim bitmişti Sen bendeydin ama benliğim gitmişti Acımasız senmişsin ben hayat sanıyordum Sen kader değilmişsin kaderimi yaşıyorum
-
SEVDA BİR ATEŞ BULDU SENDE
Sevda bir ateş buldu sende, eğilip öptü seni Artık kimse denizi bilmiyor. Dirseklerini masaya koyuşundan belli Gelip geçen bir günü bitirmek istemediğin Sevda bir umut buldu sende. Ey bir yolcu listesinde bir ölüyü arayan Artık kimse gözlerini bilmiyor Şunu imzala Bir mektup, bir telgraf alındısı değil Unutulmuş bir sevdadır kapını çalan Ve sevimsiz bir terlik gibi duran odan Kimse artık bir şey giymek istemiyor. Sonra bir pencereden kendine Ayışığı gibi vuran sen Ne sana ne başkasına benziyor. Ve işte bir dip balığı su boşluğunda Çırparaktan yüzgeçlerini Hiç kimseye uymayan bir mevsim öneriyor.
-
AŞK
Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı Her şey bir anda başladı Yaşandı Ve bitti... Yan yana gidip bir süre Ayrı yönlerde uzaklaşan İki tren gibi...
-
MEHLİKA SULTAN
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç Gece şehrin kapısından çıktı; Mehlika Sultan'a âşık yedi genç Kara sevdâlı birer âşıktı. Bir hayâlet gibi dünya güzeli Girdiğinden beri rü'yâlarına; Hepsi meshûr, o muammâ güzeli Gittiler görmeğe Kaf dağlarına. Hepsi, sırtında abâ, günlerce Gittiler içleri hicranla dolu; Her günün ufkunu sardıkça gece Dediler: "Belki son akşamdır bu." Bu emel gurbetinin yoktur ucu; Dâimâ yollar uzar, kalb üzülür; Ömrü oldukça yürür her yolcu, Varmadan menzile bir yerde ölür. Mehlika'nın kara sevdâlıları Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya, Mehlika'nın kara sevdâlıları Baktılar korkulu gözlerle suya. Gördüler: "Aynada bir gizli cihan... Ufku çepçevre ölüm servileri..." Sandılar doğdu içinden bir an O, uzun gözlü, uzun saçlı peri. Bu hazin yolcuların en küçüğü Bir zaman baktı o vîran kuyuya. Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü Parmağından sıyırıp attı suya. Su çekilmiş gibi, rü'yâ oldu! Erdiler yolculuğun son demine; Bir hayâl âlemi peyda oldu, Göçtüler hep o hayâl âlemine. Mehlika Sultan'a âşık yedi genç, Seneler geçti, henüz gelmediler; Mehlika Sultan'a âşık yedi genç Oradan gelmiyecekmiş dediler!..
-
ŞEYİST
Biz talebeyken şeydik İyi arkadaştık şeylen Biliyorsunuz şeylen şey olunmaz Ben şeyi bitirince babam Şey dedi Şey partisine girdim Zaten şeyle evlenmiştim Şey şeye gidelim dedi gittik Şeysiz de olmuyor döndük İki şeyim oldu büyüdüler Doktor sende bir şey var diyor şimdi Tabiy bende bir şey var: sayamadığım kadar Kimse dokunamaz benim şeyime Çünkü ben bir şeyim Her şeyde bir şeydir ama Ben başka bir şeyim Ben şeyim
-
BU ŞİİR YARIM KALSIN
Sen bırakıp gidiyorsun. Git! Ne çıkar? Nasıl olsa bütün şarkılar tükendi. Bütün köşe başlarında ben yalnızım. İçimde bütün hüzniyetle bir sonbahar Ve bütün acılığiyle eski bir aşk; Sen bırakıp gidiyorsun. Git! Ne çıkar? Nasıl olsa bütün şarkılar tükendi. Şimdi geniş caddelerle patikalar bir Kalkıp yollara düşmek boş ve çaresiz. Ha uğultulu meydanlarda terkedilmiş, Ha dağların yücesinde yorgun, esir; Şimdi bütün yüreklerde hep aynı korku. Şimdi geniş caddelerle patikalar bir Kalkıp yollara düşmek boş ve çaresiz. Gecelerin davetinde ne var, özlenen? Hangi çılgın öpüşlerdir sabaha kadar? Hangi yeminlerdir, hangi itiraflardır, Düşündükçe şimdi bize yabancı gelen? Nedir böyle bulup bulup yitirdiğimiz? Gecelerin davetinde ne var, özlenen? Hangi çılgın öpüşlerdir sabaha kadar? Ayrı ayrı dünyalardan kopup gelmiştik. Aynı şehrin aynasından geçtik bir sabah, Saçlarımızda bir step poyrazının dağınıklığı, Yüreklerimizde bir hafiflik, bir yücelmişlik, Aynı şarkıyı söyleme sıcaklığı dudaklarında. Ayrı ayrı dünyalardan kopup gelmiştik. Aynı şehrin aynasından geçtik bir sabah,
-
ADI:GÜL
Gülü vurmuşlar Gül Sokağı?nda, Uzanmış üç adım yatıyordu gül... Bir adam usulca bir uçuruma, ?Sevi için? deyip atıyordu gül... Ve bir kız kanatıp hüznü boyuna, Hepten sevgisizlere satıyordu gül... Gülü vurmuşlar Gül Sokağı?nda, Uzanmış üç adım yatıyordu gül...
-
DOĞUNUN GURBETLERİ
akşam en güzel masaldır iyi anlatılırsa doğru olan herşeyde biraz öfke, biraz yılgınlık vardır der, bir kıssa câm incelince şarap da incelir yaşam acıdan kırmızıya ölüm hüzünden beyaza ve bir gül gelirse bu yol ayrımından gelir mutlaka ve nasılsa kendi elimizle kurduğumuz gurbetten daha zor bir sürgün yoktur yaşasak da, yaşamasak da umuda ve sonbahara hüküm ki: gülün saltanat devrinden ne sevdikse bugünden ve ne kaldıysa dünki acıyı yakuta döndürsün hüznü döndürsün elmasa akşam en güzel masaldır çünki iyi anlatılırsa HİLMİ YAVUZ
-
YAŞAMAK FENA HALDE DALGINLIĞIM
YAŞAMAK FENA HALDE DALGINLIĞIM Kendimi unutuyorum çoğu kez Bir otobüste, bir vapurda, bir parkta... Saatlerce, günlerce arıyorum Bulamıyorum. Kendimi düşürüyorum yere çoğu kez Bir gülü düşürür gibi Eğilip geri alıyorum Bakıyorum, Ben değilim. Anlamıyorum, Ben kimim, nerdeyim? Yaşamak, Fena halde dalgınlığım...
-
SEVGİNİN ÖZLEMİ
İlkin sen vardın Yürekte. Canlılığın olduğu yerde Sımsıcak. İlkin sen vardın Orda, küçük şehirde, O güzel bahçelerde, Dayanılmaz cümbüşünde çiçeklerin, Bakışların kaçamak parıltısında. İlkin sen vardın; Mahçup ve tedirgin. Güzeldin. Bütün güzellikler hayrandı sana. Yüzünde yaz sabahlarının aydınlığı, Bakışlarında hüznü, geçmiş zamanların, Göğsünde büyüyen ilkbaharlar. Rayihanda yedi iklimin usaresi. Yarı olmuş kaysılar gibiydi dudakların; Vişnelerle yarışırdı arzularımız. Hülyalı akşamlar dağılırdı saçlarından. Tebessümünle açılırdı bütün çiçekler. Güzeldin, bir taneydin. Aşkın büyülü şarkısını söylerdin. Ellerinin dokunduğu yerde, başlardı hayat. "Bir gün çıkıp geldin eski yollardan; Güzellik büyüdü ellerimizde. Sihirli şarkılar söylenir oldu; Bakışlarımızda, dillerimizde. Pul pul, kıvrım kıvrım ince nakışlar, İşlendi değişik hallerimizde. Uzak bahçelerin özlemi kaldı, Açılan kırmızı güllerimizde. Tenhada bir kamış, tedirgin bir kuş, Akşam saatleri göllerimizde... Ve bir el uzanıp usulca okşar, Sevgiyi, bilinmez bir yerimizde." Başını alıp gittin bir başka gün, Çaresiz kaldığım o sahilden. Bilir misin, hâlâ canlı geçer, Giden gemilerin hayali Gözlerimden? Sonra hep var oldun, Yüreğimin ay ışığı düşmemiş bir yerinde; Gölgesi üstümüze zulmetle çöken, O koca dağların eteklerinde. Yalnız benim yüreğime değil, Çocuk yüreklerine de işledin ölümsüz sevgiyi, Yurdumun unutulmuş köylerinde. Sonra hep var oldun; Yaprağın değişik yeşilinde, Suların ürperten derinliğinde... Ve Elsa'nın afyon renkli gözleri gibi, "Camın kırılan yerindeki maviliğinde." Sonra hep var oldun; her şeyde, hepsinde. Kuş kanadında selâm oldun. Çocuk tebessümünde sevinç, Genç kız bakışında kaçamak, Delikanlı yürüyüşünde çalım, Olgun bir kadında dayanılmaz çağrı, Gün ışığında huzur, Akşam saatinde yorgunluk, Telefon zilinde telaş, Mektup zarfında umut oldun. Yılların yenmediği özlem, Mısralarımda ebedî ferahlık oldun.
-
SENİ GÜNLERE BÖLDÜM
Seni günlere böldüm , seni aylara Daha yıllara , yüzyıllara böleceğim Ve herzaman söyleyeceğim ki beni anla Böyle eskitilmiş olsa da bu kalbi Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında. Şiirler söylenir, şiirler biter Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa. Bütün günler yenileşir her bekleyişte Ve bütün dünler , bütün geçmişler Kapını açarsın ki bir de , hiçkimseler yok... Çaresiz , benim sana gelişim de hep böyle. Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti Sonra bütün bulutlar hep birden geçti Anılar , anılar, belki hepsi bir kelime...
-
HER SEVDA
"Yeni aşk kelimeleri, yeni öğrenilen incelikler öbür sevgiliye saklanır." Her sevda başlangıçtır bir yenisine Öteki başkaldırır daha bitmeden biri Biz isteyelim istemeyelim sürüp gider böylece. Baksak ki unutmuşuz günün birinde herşeyi Ne o sevdalar , ne ölümsüz sözler kalmış Toplasak toplasak hepsini işte Onca sevda bir sevdayı yaratmış Döner duru başımızın üstünde Gözlerden ağızlardan saçlardan Ellerden omuzlardan yapılmış bir hale.^ Ve çınlar her biri bir silahın yankısı gibi Bir yaşam boyu biz tetiği çektikçe...
-
ADIMLAR
Bir adım attığım yerde Ne vardı ki Gitmemle kayboldu Her adımımda Sonsuz ben'leri koyuyorum Boşluğa Ve yine ben dolmuyorum Geçip gittiğim yerlerden İç içe Öne Ve arkaya bakan Bir sürü Ben ler Koymuşumdur Eskileri çocuk Şimdikiler ihtiyar...
-
ÖZLEDİM
Özledim; Sana divane bir kalbin, En ıssız bir köşesinden, Hiç kimseye duyurmadan, Başkaları hissetmeden, Yalnızca senin için, Bir yer açtım demek.... Özledim; Dilin her ucuna geldiğinde, Kontrol edilemez bir biçimde, Bastırmak isteyen hislerin etkisiyle, Yutkunarak çaresizce kekelemek, Bir türlü bu üç heceyi, Düzgünce bir araya getirip, Söyleyememek demek... Özledim; Duygular ansiklopedisinde, Çok ender işlenen, Aramaktan gözlerin yorulduğu, Kimseden adresi sorulamayan, Diğerleriyle paylaşılmayan, Dili dolaştırarak yoran, Zor bir kelime demek... Özledim; Hayatının yegane sırrı gibi, Kendinden bile sakladığın, Çelik kasalarda gizlediğin, Ortaya çıkarmaya kıyamadığın, Bir türlü harcamak istemediğin, Duyguların feveran etmesi, Kıymetli hazine demek... Özledim; Anın değil, yarınların, Enkazların değil, umutların, Hazandaki çaresiz yaprakların, Rüzgâra karşı direnen toprakların, Kovanda gayretleri gibi arıların, Özü binbir renkte çiçeklerin, Sonucu oluşan bal demek... Özledim: İpliği pazara çıkmayan, Keşfedilmemiş gözelerden akmayan, Tepeden tırnağa bütün bedende, Yakmadık yer bırakmayan, Har tufanı, çöl fırtınası, Saf yüreklerin ağır vebası, Duyguların patlaması demek... Özledim; Belki bir ömür boyu, Özenle besleyip büyüttüğün, Köküne berrak su yürüttüğün, Gelişmesi için ömür çürüttüğün, Baktıkça gencecik dallarına, Gizli umutlarını dirilttiğin, Taptaze bir fidanı, Al sana veriyorum demek... Özledim; Karanlıklardan saklanan ışığı, Yoluna dalga dalga serip, Aydınlığında yürümesi için onun, Ağırlığından kurtulup baskınının, Mahçupça söylediğinde, Başın önüne eğikçe, Derin bir ooohhhh çekmek demek... Aykırıca gelen dizelerin hepsi yeni, Kopup geldi içten, ta derinden.... Daha şimdiden özledim ben seni, Yüreğin dinmek bilmeyen yerinden..
Jump to content