Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

kaptan

Moderatör
  • Katıldı

  • Son Giriş

kaptan tarafından gönderilen her şey

  1. Elimi çok dallı bir ağaç gibi Tutarım gölün yüzüne Ve seyrederim bulutlan Bir deve gürültüler içinde koşar, koşar, koşarken Güneş doğmadan evvel varmak için Ufka... (Ekim 1937/Varhk, 15.12.1937)
  2. I Seyahat edildiği zamanlarda Yıldızlar konuşur Söyledikleri şeyler Ekseriya hüzünlüdür. II Sarhoş olunduğu akşamlar Islıkla çalınan şarkı Neşelidir. Halbuki aynı şarkı Bir trenin penceresinde Neşeli değil. (Ekim 1937/Varhk, 15.12.1937)
  3. Aşık olduğum zamanlarda Şiir yazmak âdetim değildir Halbuki asıl şaheserimi Onu en çok sevdiğimi Anladığım zaman yazdım. Onun için bu şiiri İlk önce ona okuyacağım. (Eylül 1937/Papirüs, 1.6.1937)
  4. İNSANLAR II Her zaman, fakat, bilhassa Beni sevmediğini Anladığım zamanlarda Görmek isterim seni de Annemin kucağından Seyrettiğim insanlar gibi, Küçüklüğümde... (Eylül 1937/Varlık, 1.11.1937)
  5. Madem ki sevmiyorum artık, O halde, her akşam Onu düşünerek içtiğim Meyhanenin önünden Ne diye geçeyim?.. (Eylül 1937/Varlık, 1.11.1937)
  6. Sevdiğim İnsanlara, Kızabilirdim, Eğer sevmek bana Mahzun durmayı Öğretmeseydi. (Eylül 1937/Varlık, 1.11.1937)
  7. Mahallemizde Senden başka ağaç olsaydı Seni bu kadar sevmezdim. Fakat eğer sen Bizimle beraber Kaydırak oynamasını bilseydin Seni daha çok severdim. Güzel ağacım! Sen kuruduğun zaman Biz de inşallah Başka mahalleye taşınmış oluruz. (Eylül 1937/Varlık, 1.11.1937)
  8. İhtimal ki şu anda o, Brüksel'e yakın Bir gölün kenarında Edith Almera'yı düşünmektedir. Edith Almera Kafeşantanlarda muhabbet toplayan Bir Çigan orkestrasının Birinci kemancısıdır. O, Kendisini alkışlayanlara Selâm verirken Gülümser. Kafeşantanlar güzeldir; İnsan, Orada çalışan kemancı kızlara Âşık olabilir. (Eylül 1937/Varlık. 15.10.1937)
  9. I Ne kadar güzel şey: Yolun üstündeki bina Yıkıldığı zaman Bilinmeyen bir ufuk görmek. II Kaldırımın kenarına dizilip Bacası olan silindirin Yürüyüşünü seyreden Çocuklara imreniyorum. III Onun sesi Bir arkadaşıma Denizden geçen Motorları hatırlatıyor. IV Kırık taşlara bakıp Işıklı bir asfalt düşünmek Acaba yalnız Şairlere mi mahsus? (Eylül 1937/Varlık. 15.10.1037)
  10. Güzel kız sen, küçüklüğümde, Bahçemizdeki erik ağacının En yüksek dalına kurduğum Öksenin üstünde dolaşan Saka kuşu kadar Sevimli değilsin. (Eylül 1937/Varhk, 15.12.1937)
  11. Ağaca bir taş attım Düşmedi taşım Düşmedi taşım Taşımı ağaç yedi Taşımı isterim Taşımı isterim (Ağustos 1937/Varlık, 15.9.1937)
  12. Yüz sene sonra bugünkü dünyadan Bir tek insan kalmadığı gün, Sicilya sahillerinde yaşayan balıkçı Bir yaz sabahı ağlarını atarken denize O zamankinden daha geniş gökyüzüne bakıp Benden bir mısra mırıldanacak Şarkı halinde; Bu dünyadan, Mehmet Ali isminde bir şairin Gelip geçtiğini bilmeksizin. Bu güzel düşüncenin Olmayacağından eminim Fakat nedense bu iş Benim pek tuhafıma gidiyor. (Ağustos 1937/Gençlik, 15.5.1938)
  13. Takmaya çalışırken kuyruğunu Birlikte yaptığımız şeytan uçurtmasının Görürdüm çırpınırdı ufacık kalbin. Hatırımdan bile geçmezdi Sana duyduklarımı söylemek. Acaba hâlâ yaşıyor musun? (Ağustos 1037/Varllk, 1.5.1952)
  14. Yolculuk niyetinde değilim Fakat böyle bir iş yapmaya kalksam Doğru İstanbul'a gelirim. Beni Bebek tramvayında görünce Ne yaparsın acep? Maamafih söylediğim gibi Yolculuk niyetinde değilim!.. (Ağustos 1037/Varlık, 15.0.1037)
  15. Öteki dünyada, akşam vakitleri, Fabrikamızın paydos saatinde Bizi evlerimize götürecek olan yol Böyle yokuş değilse eğer Ölüm hiç de fena bir şey değil. (Ağustos 1937/Varlık,15.9.1937)
  16. İsterim benim de acaip isimleri Hiç duyulmamış zenci arkadaşlarım olsun. Onlarla Madagaskar limanlarından Çin'e kadar yolculuk yapmak isterim. İsterim içlerinden bir tanesi Vapurun güvertesinde, yıldızlara karşı «Hoy Lu-Lu» şarkısını söylesin her gece. Ve bir gün ansızın bir tanesine Rastgelmek isterim Paris'te.., (Ağustos 1937/Varlık, 15.0.1937)
  17. Şimdi kılıksızım; fakat Borçlarımı ödedikten sonra İhtimal bir kat da yeni esvabım olacak Ve ihtimal sen Yine beni sevmeyeceksin. Bununla beraber pazar akşamları Sizin mahalleden geçerken, Süslenmiş olarak, Zannediyor musun ki ben de sana Şimdiki kadar kıymet vereceğim? (Ağustos 1937/Varlık, 15.9.1937)
  18. Dem bezm-i visalinde heba olmak içindir Canım senin uğrunda feda olmak içindir Nabzım helecanımda seda olmak içindir Canım senin uğrunda feda olmak içindir Bardak boşanır bencileyin dolmayı bilmez Benzim gibi yaprak sararıp solmayı bilmez Hiçbir şey canımca feda olmayı bilmez. Canım senin uğrunda feda olmak içindir. (Papirüs, Ocak 1067) 1. Bu şarkıyı Refik Fersan bestelemiştir. 2. Bu şarkıyı Suphi Ziya bestelemiştir.
  19. Felah bulmadı bir türlü derd ü mihnetten Ne türlü ateşe yanmış gönül muhabbetten Müreccah olmadı divanelik bu haletten Ne türlü ateşe yanmış gönül muhabbetten
  20. Ömrün o büyük sırrını gör bir bak da Bir tek kökü kalmış ağacın toprakta Dünya ne kadar tatlı ki binlerce kişi Kolsuz ve bacaksız yaşayıp durmakta. (Aile. 1951, Sayı 17)
  21. Canan ki Degütasyon'a gelmez Balıkpazarı’na hiç gelmez. (Yeni Dergi, 1.2.1951) 1. Bu şiirin, Orhan Veli'nin arkadaşı Nahit Hanım'a göre, şu biçimde olanı da vardır: «Canan ki gündüzleri gelmez «Gece yansından sonra hiç gelmez»
  22. Bir zamanlardı bu gamhânede bir dem vardı Gece sahilde sular fecre kadar çağlardı O çağıltıyla beraber döğünürken def ü cenk Bir güneş dalgalar üstünde doğar rengârenk Mavi bir gökyüzü titrerdi güzel bir histe Rindler muğbeçeler mest bütün mecliste Ve o haletle bütün kahkahalar nağmeleşir Dilde Yahya Kemal'in şarkısı şehnâmeleşir O gürültüyle sular çalkalanır çağlardı Bir zamanlardı bu gamhânede bir dem vardı Lâkin artık o hayal âlemi bir efsâne Ses sada yok bu değil sanki o devlethane (Nokta. 15.2.1951)
  23. (Renâ Bizet'den mülhem) Her yanı yolculuk dolu gökyüzünde Altından kuşlarımın çırpınışı var. Dönüyorlar bir manzaranın üstünde; Soluk, gül rengi bir günle dönüyorlar. Hangi liman veya adaya bu gidiş En canlı çırpınışlar kanatlarında? Denizde ne bir yelken, ne bir ürperiş; Bütün zenci kurallar ölü bu anda. Gidecekler beyaz köpükten izinde Uzak, ağır ve çok uzak bir vapurun, Birden belirecek hepsinin gözünde Manzarası, Yafa'nın ve Singapur'un. Sonra, sabahlann en muhayyelini Geri getirecekler bu uçuşlarında Ve anlatacaklar hikâyelerini Hâzzın en büyüğünü duyan ruhuma. (1937/Papirüs, Haziran 1967)
  24. Kımıldanır mahallemin daralan ruhu Basma perdelerimde gün batarken. Atıp saatler süren uykusunu Odama uzanır akasyam pencereden. Kırmızı, uzak damlarda bir serinleme, Uyanır gündüz uykusundan evler, Kapılarda işleri ellerinde Kadınlar giyinip kocalarını bekler. İyi insanların ruhudur yakınlaşır, Takunya sesleri gelir evlerden, Yalnız bu dem rahat bir dünya taşır, Bin mihnet dolu kafasında yorgun beden. Her şeyin geliş saatidir akşam Mahallede ömürler akşamüstü başlar. Hepsi burda buluşmaya gelir, akşam; Başka dünyalardan, ayaklar, başlar... (1937/Varlık, 1.121951)
  25. Sardı o her akşamki sessizlik, yokuşları, Bin bir hülyaya açık penceremin camında, Sükûtu örüp bu sonbahar akşamında Bir âlem doğdu yine gideri günün ardından. Sardı o her akşamki sessizlik, yokuşları, Bir âlem doğdu yine giden günle beraber, Geldi medar ellerinden beklediğim haber, «Başladı cıvıltıya canevimin kuşları.» Gördüm giden günün ardından sulara dalan Gözlerin yeni bir dünyaya açıldığını. Bir üstüva âlemine yaklaşıldığını, Bu akşam kuşların ufuktan koptuğu an. Kuruldu bir âlem her günkü dünyamızdan uzak, Kaybolduğum düşünceye ve kendime yakın. Kuşlar, dizi dizi kuşlar...Kuşlar, akın akın... Rüyam benden bu akşam ve ben rüyamdan uzak. (1937/Varlık, 1.9.1937)