kaptan tarafından gönderilen her şey
-
BEN ORHAN VELİ
Ben Orhan Veli, «Yazık oldu Süleyman Efendiye» Mısra-ı meşhurunun mübdii.. Duydum ki merak ediyormuşsunuz, Hususi hayatımı, Anlatayım: Evvelâ adamım, yani Sirk hayvanı filân değilim. Burnum var, kulağım var, Pek biçimli olmamakla beraber. Bir evde otururum, Bir işte çalışırım. Ne başımda bulut gezdiririm, Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet. Ne İngiliz kıralı kadar Mütevazıyım, Ne de Celâl Bayar'ın Sabık ahır uşağı gibi aristokrat. Ispanağı çok severim. Puf böreğine hele Biterim. Malda mülkte gözüm yoktur. Vallahi yoktur. Oktay Rıfat'la Melih Cevdet'tir En yakın arkadaşlarım. Bir de sevgilim vardır pek muteber; İsmini söyleyemem, Edebiyat tarihçisi bulsun. Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım, Meşgul olmadığım ehemmiyetsiz Sadece üdeba arasındadır. Ne bileyim, Belki daha bin bir huyum vardır. Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya? Onlar da bunlara benzer. (Nisan 1940/İnkılâpçı Gençlik, 15.8.1942)
-
TENEZZÜH
Böyle gece yansından sonra, Ne diye ışık yanar bu dağ evinde? Ne yaparlar acaba içerdekiler? Konuşurlar mı, tombala mı oynarlar? Belki o, belki bu.. Konuşurlarsa ne konuşurlar? Muharebeden mi, vergilerden mi? Belki de hiçbir şey yapmazlar; Çocuklar uyumuştur, Efendi gazete okur; İyâli dikiş dikmektedir. Onu da yapmazlar belki de. Kimbilir, Belki de yazılmaz Ne yaptıkları. (Şubat 1940/Vatan. 16.11.1952)
-
GANGSTER
(Hitler, kendini edebiyata verecek) Şiir yazdım bunca senedir, Ne buldum? Eşkıyalık edeceğim bundan sonra. Haberi olsun yol kesenlerin: İş yok artık kendilerine Dağ başlannda. Mademki ekmeklerini alıyorum Ellerinden, Buyursunlar onlar da benim yerime. Münhal var edebiyat âleminde. (Eylül 1939/Vatan. 10.11.1952)
-
VEDA
Yolum asfalt, Yolum toprak, Yolum meydan, Yolum gökyüzü Ve ben neler düşünüyorum!.. Aşkı, yağmuru, Tramvay sesini, Otelciyi... Ve bir mısra mırıldanıyorum Sıcak bir yemek lezzetinde.. * Postacı, jandarma ve işsiz Hâlâ gidip geliyorlar. Yalnız Niyazi oturuyor, Rahmetli Süleyman Efendinin oğlu, Kahvede. Ajans dinliyor, düşünüyor.- «Harp olur mu, Kıtlık olur mu?» diye. Yahut o da biliyor, Yakında muharebeye gideceğini. (Ekim 1939/Vatan, 16.11.1952)
-
TEREYAĞI
Hitler amca! Bir-gün de bize buyur. Kâkülünle bıyıklarını Anneme göstereyim. Karşılık olarak ben de sana Mutfaktaki dolaptan aşırıp Tereyağı veririm. Askerlerine yedirirsin. (Eylül 1939/Vatan, 16.11.1952)
-
BİZİM GİBİ
Arzulu mudur acaba Bir tank, rüyasında? Ve ne düşünür tayyare Yalnız kaldığı zaman? Hep bir ağızdan şarkı söylemesini, Sevmez mi acaba gaz maskeleri, Ay ışığında? Ve tüfeklerin merhameti yok mudur Biz insanlar kadar olsun? (Eylül 1939/Varlık, 15.10.1039)
-
LAKIRDILARIM
1914'de doğdum 15'de konuştum Hâlâ konuşuyorum. Lakırdılarım ne oldu, Gökyüzüne mi gitti? Belki de hepsi geri gelecek Tayyare biçimine girip 1939'da. Allah varsa eğer Başka bir şey istemem ondan. Bununla beraber istemem Ne Allahın olmasını, Ne de işimin Allaha kalmasını. (Eylül 1939/Varlık. 15.10.1939)
-
KARANFİL
Hakkınız var, güzel değildir ihtimal Mübalâğa sanatı kadar Varşova'da ölmesi on bin kişinin Ve benzememesi Bir motorlu kıtanın bir karanfile, «Yârin dudağından getirilmiş». (Eylül 1939/Varlık. 15.10.1939)
-
RÖNESANS
Yarın rıhtıma gitmeli, Rönesans çıkacak vapurdan Bakalım, nasıl şey Rönesans? Kılığı, kıyafeti nasıl? Şık mı, sünepe mi? Siyasî mi, bastonu var mı elinde? Yoksa kâküllü, bıyıklı; Hokkabaza mı benziyor? Ambardan mı çıkacak, kamaradan mı? Yoksa ateşçi filân mı? Çalışarak mı geliyor gemide? (Temmuz 1939/Vatan. 16.11.1952)
-
HAYAT BÖYLE ZATEN
Bu evin bir köpeği vardı; Kıvır kıvırdı, adı Çinçon'du, öldü. Bir de kedisi vardı: Maviş, Kayboldu. Evin kızı gelin oldu, Küçük Bey sınıfı geçti. Daha böyle acı, tatlı Neler oldu bir yıl içinde! Oldu ya, olanların hepsi böyle... Hayat böyle zaten!.. (Haziran 1939/Vatan. 16.11.1952)
-
ŞEHİR HARİCİNDE
Çatlamak üzre olan tomurcuklar Güzel günler vadetmededir. Ve bir kadın, şehir haricinde; Otların üstünde, Güneşin altında, Yüzükoyun uzanmış; Göğsünde ve karnında Baharı hissetmededir. (Mayıs 1939/Vatan, 16.11.1052)
-
ÜSTÜNE
Kuşlar geçer bulutun üstünden, Yağmur yağar bulutun üstüne. Kuşlar geçer trenin üstünden, Yağmur yağar trenin üstüne. Kuşlar geçer gecenin üstünden, Yağmur yağar gecenin üstüne. Ve ay gelir, kuşlar nereye giderse.. Güneş doğar yağmurun üstüne. (Mart 1939/Vatan, 16.11.1952)
-
MANGAL
Akşam karanlığında bir şey görünmezmiş Ateşten ve dumandan başka. Kıtlık senelerinde kömürün bolluğu Huzur ve saadet verirmiş çocuk ruhuna Şair arkadaşım Oktay Rifat'ın... Ve Münevver Hanım, validesi, Balık pişirirmiş mangalda ve dumanını Mukavvadan yelpazesiyle Genzine doldururmuş arkadaşım. (1938/İnsan, 1.10.1938)
-
KÜÇÜK BİR KALP
(Jules Supervielle'den mülhem) Asfaltın üzerinden Bisikletle geçen kızın Bacaklarının arasında Bir güvercin çırpınmada Ve küçük bir kalp, Küçük bir kalp çarpmadadır. (1938/Papirüs, 1.6.1967)
-
İÇKİYE BENZER BİR ŞEY
İçkiye benzer bir şey var bu havalarda Kötü ediyor insanı, kötü... Hele bir de hasretlik oldu mu serde; Sevdiğin başka yerde, Sen başka yerde; Dertli ediyor insanı, dertli. İçkiye benzer bir şey var bu havalarda, Sarhoş ediyor insanı, sarhoş. (Varlık, 1.9.1951)
-
ALİ RIZA İLE AHMED'İN HİKÂYESİ
Ne tuhaftır Ali Rıza ile Ahmedin hikâyesi!.. Birisi köyde oturur, Birisi şehirde Ve her sabah Şehirdeki köye gider, Köydeki şehire. (1938/ İnsan. 1.10.1938)
-
QUANTİTATİF
Güzel kadınları severim, İşçi kadınları da severim, Güzel işçi kadınları Daha çok severim. (Ocak 1938/Varlık, 15.3.1940)
-
YATAĞIM
Ben ki her akşam, yatağımda Onu düşünüyorum, Onu sevdiğim müddetçe Yatağımı da seveceğim. (Ocak 1938/İnsan, 1.10.1938)
-
SOKAKTA GİDERKEN
Sokakta giderken, kendi kendime Gülümsediğimin farkına vardığım zaman Beni deli zannedeceklerini düşünüp Gülümsüyorum. (1937/Varhk. 15.3.1940)
-
İNTİHAR
Kimse duymadan ölmeliyim Ağzımın kenarında bir parça kan bulunmalı. Beni tanımayanlar «Mutlak birini seviyordu» demeliler. Tanıyanlarsa, «Zavallı, demeli, Çok sefalet çekti...» Fakat hakiki sebep bunlardan hiçbirisi olmamalı. (Aralık 1937/Varlık, 15.12.1937)
-
OKTAY'A MEKTUPLAR
I Ankara, 8. 12. 37 Saat 21 Kış, kıyamet Macar Lokantası'nda yazıyorum İlk mektubumu. Oktay'cığım Bu gece sana bütün sarhoşların Selâmı var II Ankara. 10. 12. 37 Saat 14.30 Şu anda dışarda yağmur yağıyor Ve bulutlar geçiyor aynadan Ve bugünlerde Melih'le ben Aynı kızı seviyoruz. III Ankara. 1.1.38 Saat 10 Bir aydanberi iş arıyorum, meteliksiz. Ne üstte var ne başta. Onu sevmeseydim Belki de beklemezdim İnsanlar için öleceğim günü. (Varlık, 15.1,1938)
-
BİR ŞEHRİ BIRAKMAK
Bu şehirde yağmur altında dolaşılır Limandaki mavnalara bakıp Şarkılar mırıldanılır geceleri. Bu şehrin sokakları çoktur, Binlerce insan gelir gider sokaklarında... Her akşam çayımı getiren Ve bir beyaz Rus olmasına rağmen Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir. Bu şehirdedir Valsler, fokstrotlar arasında Şuman'dan, .Brams'dan Parçalar çaldığı zaman dönüp Bana bakan ihtiyar piyanist. Doğduğum köye müşteri taşıyan Şirket vapurları bu şehirdedir. Hâtıralarım bu şehirdedir. Sevdiklerim, Ölmüşlerimin mezarları. Bu şehirdedir işim, gücüm, Ekmek param... Fakat bütün bunlara mukabil Yine budur başka bir şehirdeki Bir kadın yüzünden Bıraktığım şehir. (18 Kasım 1937/Papirüs, 1.6.1967)
-
İŞ OLSUN DİYE
Bütün güzel kadınlar zannettiler ki Aşk üstüne yazdığım her şiir Kendileri için yazılmıştır. Bense daima üzüntüsünü çektim Onları iş olsun diye yazdığımı Bilmenin. (Kasım 1937/İnsan, Ekim 1938)
-
MONTÖR SABRİ
Montör Sabri ile Daima geceleyin Ve daima sokakta Ve daima sarhoş konuşuyoruz. O her seferinde, «Eve geç kaldım» diyor. Ve her seferinde Kolunda iki okka ekmek. (Kasım 1937/Varlık, 1.1.1938)
-
BEBEK SUITE'İ
(Sekiz parçadan müteşekkildir.) Yol Düzdür. Üzerinden tramvay geçer. Adamlar geçer Kadınlar geçer. Kadınlar Kadınlar... Akşam, sabah Tramvayı beklerler Rejinin önünde... Yeşil Sevdikleri renk Yeşildir. Ellerinde Yemek çıkınları. Vatman Hep karşıya bakar, Cıgara içmez Vatman Ömür adamdır. Peyzaj Evler, dükkânlar, duvarlar, Kömür depoları, Deniz, Çatanalar, mavnalar, kayıklar. Deniz Denizi kim sevmez Üstünde ve kenarlarında Balık Tutulduktan sonra. Balıkçılar Bizim balıkçılar Kitaplardaki balıkçılar gibi Şarkıyı Bir ağızdan söylemezler. Senin Evin Bütün bu yollardan Tramvayla geçilir. Halbuki senin evin Daha ötededir. (Ekim 1937/Papirüs, Haziran 1967)
Jump to content