kaptan tarafından gönderilen her şey
-
ESKiLER ALIYORUM
Eskiler alıyorum Alıp yıldız yapıyorum Musiki ruhun gıdasıdır Musikiye bayılıyorum Şiir yazıyorum Şiir yazıp eskiler alıyorum Eskiler verip musikiler alıyorum Bir de rakı şişesinde balık olsam
-
MİSAFİR
Dün fena sıkıldım, akşama kadar; İki paket cigara bana mısın demedi; Yazı yazacak oldum, sarmadı; Keman çaldım ömrümde ilk defa; Dolaştım, Tavla oynayanları seyrettim, Bir şarkıyı başka makamla söyledim; Sinek tuttum, bir kibrit kutusu; Allah kahretsin, en sonunda, Kalktım, buraya geldim.
-
KEŞAN
21.8.1942, Cumhuriyet Hanı'nda; Ne güzel bir geceydi! Sabaha karşı yağmur yağdı. Güneş doğdu, ufuk kana boyandı; Çorbam geldi, sıcak sıcak; Kamyon geldi kapımıza dayandı. Karnım tok, Sırtım pek; Ver elini Edirne şehri.
-
GİDERAYAK
Handan, hamamdan geçtik, Gün ışığındaki hissemize razıydık; Saadetinden geçtik, Ümidine razıydık; Hiçbirini bulamadık; Kendimize hüzünler icadettik, Avunamadık; Yoksa biz... Biz bu dünyadan değil miydik? (Ülkü. 1.1.1945)
-
DEĞiL
Bilmem ki nasıl anlatsam; Nasıl, nasıl, size derdimi! Bir dert ki yürekler acısı, Bir dert ki düşman başına. Gönül yarası desem... Değil! Ekmek parası desem... Değil! Bir dert ki... Dayanılır şey değil.
-
İSTANBUL TÜRKÜSÜ
İstanbul'da Boğaziçi'nde, Bir fakir Orhan Veli'yim; Veli'nin oğluyum, Tarifsiz kederler .içinde. Urumelihisarı'na oturmuşum; Oturmuş da, bir türkü tutturmuşum: «İstanbul'un mermer taşları; Başıma da konuyor, konuyor aman,martı kuşları; Gözlerimden boşanır hicran yaşları; Edalı'm, Senin yüzünden bu hâlim.» «İstanbul'un orta yeri sinema; Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama; El konuşur, sevişirmiş, bana ne? Sevdalı'm, Boynuna vebalim!» İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim; Bir fakir Orhan Veli; Velinin oğlu; Tarifsiz kederler içindeyim. (Ülkü, 1.2.1045)
-
TREN SESİ
Garibim; Ne bir güzel var avutacak gönlümü, Bu şehirde, Ne de bir tanıdık çehre; Bir tren sesi duymaya göreyim, Gözüm, iki çeşme.
-
YOLCULUK
Rıfkı Melûl Meriç'e Ne var ki yolculukta, Her sefer ağlatır beni, Ben ki yalnızım bu dünyada? Bir sabah kızıllığında Yola çıkarım Uzunköprü'den; Yaylının atları şıngır mıngır; Arabacım on dört yaşında, Dizi dizime değer bir tazenin, Çarşaflı, ama hafifmeşrep; Gönlüm şen olmalı değil mi? Nerdee!. Söyleyin, ne var bu yolculukta?
-
SAKAL
Hanginiz bilir, benim kadar, Karpuzdan fener yapmasını; Sedefli hançerle, üstüne, Gülcemal resmi çizmesini; Beyit düzmesini; Mektup yazmasını; Yatmasını, Kalkmasını; Bunca yılın Halimesi'ni Hanginiz bilir, benim kadar, Memnun etmesini? Değirmende ağartmadık biz bu sakalı! (Temmuz 1941)
-
BİR ROMAN KAHRAMANI
Çadırımın üstüne yağmur yağıyor, Saros körfezinden rüzgâr esiyordu, Ve ben, bir roman kahramanı, Ot yatağın içinde, İkinci dünya harbinde, Başucumda zeytinyağı yakarak Mevzuumu yaşamaya çalışıyordum Bir şehirde başlayıp Kimbilir nerde, Kimbilir ne gün bitecek mevzuumu. (Ülkü. 1.1.1945)
-
SÖZ
Aynada başka güzelsin, Yatakta başka; Aldırma söz olur diye; Tak takıştır, Sür sürüştür; İnadına gel, Piyasa vakti, Mahallebiciye. Söz olurmuş, Olsun; Dostum değil misin? (Şubat 1941)
-
EFKÂRLANIRIM
Mektup alır, efkârlanırım; Rakı içer, efkârlanırım; Yola çıkar, efkârlanırım. Ne olacak bunun sonu, bilmem. «Kâzım'ım» türküsünü söylerler, Üsküdar'da; Efkârlanırım. (Eylül 1940)
-
KASİDE
Elinde Bursa çakısı, Boynunda kırmızı yazma; Değnek soyarsın akşamlara kadar, Fulya tarlasında. Ben sana 'hayran, Sen cama tırman. (Eylül 1940)
-
FESTİVAL
Ekmek karnesi tamam ya, Kömür beyannamesi de verilmiş; Düşünme artık parasızlığı; Düşünme yapacağın yapıyı; El tutar, ömür yeter; Yanna Allah kerim; Dayan hovarda gönlüm!
-
KUŞLAR YALAN SÖYLER
İnanma ceketim, inanma Kuşların söylediklerine; Benim mahrem-i esrarım sensin. İnanma kuşlar bu yalanı Her bahar söyler. İnanma ceketim, inanma! (Nisan 1940)
-
ESKİ KARIM
Nedendir, biliyor musun; Her gece rüyama girişin, Her gece şeytana uyuşum, Bembeyaz çarşafların üstünde; Nedendir, biliyor musun? Seni hâlâ seviyorum, eski kanm. Ama ne kadınsın, biliyor musun!
-
KIZILCIK
İlk yemişini bu sene verdi, Kızılcık, Üç tane; Bir daha seneye beş tane verir;. Ömür çok, Bekleriz; Ne çıkar? İlâhi kızılcık! (Nisan 1940)
-
ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralanmda; Dokunabilir misiniz Gözyaşlanma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. (Nisan 1940/Anadolu. 9.2.1947)
-
ILLUSION
Eski bir sevdadan kurtulmuşum; Artık bütün kadınlar güzel; Gömleğim yeni, Yıkanmışım, Tıraş olmuşum; Sulh olmuş. Bahar gelmiş. Güneş açmış. Sokağa çıkmışım, insanlar m hat; Ben de rahatım. (Mart 1940/Ses, 1.4.1940)
-
KARMAKARIŞIK
Bir okla yaralı kalbim, Boyacının sandığında; Güvercinim kâğıt helvasında; Sevgilim kayığın burnunda; Yarısı balık, Yarısı insan; İn miyim? Cin miyim? Ben neyim?
-
GÜZEL HAVALAR
Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden ütüne böyle havada alıştım, Böyle havada âşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi Böyle havalarda unuttum; Şiir yazma hastalığım Hep böyle havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti. (Nisan 1940)
-
GEMİLERİM
Elifbamın yapraklarında Gemilerim, yelkenli gemilerim. Giderler yamyamların memleketlerine Gemilerim, yan yata yata; Gemilerim, kurşunkalemiyle çizilmiş; Gemilerim, kırmızı bayraklı. Elifbamın yapraklannda Kız Kulesi, Gemilerim, (Kasım 1938/Varlık, 15.3.1940)
-
SEVDAYA MI TUTULDUM?
Benim de mi düşüncelerim olacaktı, Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım, Sessiz, sedasız mı olacaktım böyle Çok sevdiğim salatayı bile Aramaz mı olacaktım? Ben böyle mi olacaktım? (Nisan 1939/Varlık, 15.3.1940)
-
NE KADAR GÜZEL
Çayın rengi ne kadar Sabah sabah, Açık havada! Hava ne kadar güzel! Oğlan çocuk ne kadar güzel! Çay ne kadar güzel!
-
İSTANBUL İÇİN
Nisan İmkânsız şey Şiir yazmak, Aşıksan eğer, Ve yazmamak, Aylardan Nisansa. Arzular ve Hâtıralar Arzular başka şey, Hâtıralar başka. Güneşi görmeyen şehirde, Söyle, nasıl yaşanır? Böcekler Düşünme, Arzu et sade! Bak, böcekler de öyle yapıyor. Davet Bekliyorum Öyle bir havada gel ki, Vazgeçmek mümkün olmasın. (Nisan 1940)
Jump to content