deryadeniz79 tarafından gönderilen her şey
-
OĞLUM SENİ SEVİYORUM
Oğlum Seni Seviyorum Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bir dalga gibi üstüme geldi. Bir suçlu gibi yatağının başucuna geldim. Neler mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken seni azarladım, çünkü yüzünü ıslak havluyla öylesine silivermiştin. Ayakkabılarının kirli olduğunu görünce sana onları temizlettim. Bazı eşyalarını yere attığında sana öfkeyle bağırdım. Kahvaltı ederken bir sürü kusurunu buldum. Yiyecekleri etrafına saçıyordun, lokmalarını çiğnemeden yutuyordun, ekmeğine çok fazla tereyağı sürmüştün. Sen oyun oynamaya . gidiyordun, bense trenime yetişmek zorundaydım. Bana baktın elini salladın ve "Güle güle babacığım" dedin. Ben ise kaşlarımı çattım ve "Dik dur!" dedim sana. Akşam üzeri de durum farksızdı. Eve gelirken seni yere çömelmiş arkadaşlarınla bilye oynarken buldum. Çorapların yırtılmıştı. Arkadaşlarının önünde seni küçük düşürdüm ve kolundan tutup eve götürdüm. Bu . çoraplar çok pahalıydı ve giymek istiyorsan dikkatli olmalıydın. Düşün oğlum bunları sana baban söylüyordu! Hatırlıyor musun? Sonra çalışma odama girdin. Gözlerinde incinmiş bir ifade vardı. Kağıtlarımın üzerinden sana baktığımda bir an için çıkmaya yeltendin. Ne istiyorsun? diye bağırdım sana. Hiç bir şey söylemeden koşup boynuma sarıldın ve beni öptün. Hem de . büyük bir sevgiyle. Sonra koşarak dışarı çıktın. Kağıdım elimden düştü. Bana neler oluyordu? Sürekli senin hatalarını buluyordum. Seni böyle ödüllendiriyordum. Seni sevmediğim için değil bu; senden çok şey beklediğim için. Seni kendi çağımın değer yargılarına göre değerlendiriyorum çünkü. Oysa ki senin pek çok güzel özelliğin var. Kalbin öylesine yüce ki! Bu gece gelip beni öpüşün de bunu kanıtlıyor. Bu gece başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta, yatağının yanında diz çöktüm ve çok utanıyorum. Bunları sana uyanıkken anlatsam da anlamazsın biliyorum. Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle oynayacağım. Sen acı çektiğinde acı çekecek, sen güldüğünde güleceğim. Dilimin ucuna kötü şeyler geldiğinde dilimi ısıracağım. Kendi kendime sürekli, "O bir çocuk!" diyeceğim. Ben seni büyük bir adam gibi gördüm. Oysa ki sen daha küçük bir çocuksun. Daha dün annenin kolları arasındaydın, başını onun omzuna dayamıştın. Ah, senden çok şey bekledim oğlum, çok şey bekledim. İnsanları eleştirmek yerine onları anlamaya çalışalım. Ne yapmak . istediklerini anlayalım. Sempati, hoşgörü ve nezaket eleştiriden çok daha yararlıdır. "Bilmek affetmektir." Dr. Johnson'ın da söylediği gibi, "Allah bile insanı son gününe kadar yargılamaz." O halde neden biz yargılayalım? Eleştirmeyin, kınamayın ve şikayet etmeyin! Hatalarından ders alması için yardımcı olabiliyorsanız, yardımcı olun. Bekleyin...
-
HIZLI KİLO VERMEK İÇİN DİYET
Kısa sürede oldukça zayıflatan diyetlere büyük bir talep var. Kimi diyetisyenler bu diyetlerin çok kısa sürede kilo verdirmesini sakıncalı bulsa da Amerikan Kalp Vakfı acilen kilo vermeleri gereken kalp hastalarına bu diyeti öneriyor. Ancak 35 yaş üstü kişilerin ve sağlık problemi olanların Amerikan Kalp Vakfı'nın diyeti yapmamaları gerektiği baştan belirtiliyor. 3 günde tam 4.5 kilo verebileceğiniz bu diyeti üçüncü günün sonunda bırakmalı ve tekrar etmek istiyorsanız en az bir hafta ara vermelisiniz. 1. Gün Kahvaltı Yarım greyfurt 1 dilim tost ekmeği 2 çorba kaşığı fıstık ezmesi Şekersiz çay / kahve Öğle Yarım porsiyon ton balığı 1 dilim tost ekmeği Şekersiz kahve/çay/soda Akşam 2 dilim et 1 tabak yeşil fasulye 1 küçük elma 1 tabak vanilyalı dondurma (3 top) 2. Gün Kahvaltı 1 yumurta Yarım muz 1 dilim tost ekmeği Şekersiz çay/kahve Öğle 1 tabak lor peyniri 3 tuzlu kraker Akşam 2 sosis 1 tabak brokoli veya karnabahar Yarım tabak havuç Yarım muz Yarım tabak vanilyalı dondurma (2 top) 3. Gün Kahvaltı 5 tuzlu kraker 1 dilim cheddar peynir 1 küçük elma Şekersiz kahve/çay Öğle 1 katı yumurta 1 dilim tost ekmeği Akşam 1 tabak ton balığı 1 tabak karnabahar Yarım kavun Yarım tabak vanilyalı dondurma (2 top) 6 ÖĞÜNLE ZAYIFLAYIN Ünlüleri zayıflatmasıyla tanınan Haluk Saçaklı, hazırladığı diyet programları ve beslenme düzenleme teknikleriyle son günlerde adından en sık bahsedilen obezite uzmanı. Haluk Saçaklı davranış düzenleme tekniklerini Vitrin okuyucuları için şöyle özetledi: "Dayanamadınız ve atıştırmaya başladınız. Hemen kalbinizin sesini dinleyin. Kalbiniz eğer atıştırma sonrası kendinizi daha kötü hissedeceğinize dair uyarılar veriyorsa hemen soluklanın ve ortamdan uzaklaşın. Lokmalar arasında çatalınızı bırakmanız, yemek sırasında durup şöyle rahatça sırtınızı sandalyeye dayamanız olumsuz duyguların uzaklaşmasını sağlayabilir. Yemeğe karşı oluşan bir anlık duygusal boşluk ortadan kalktığında kontrolün yiyecekte değil kendi ellerinizde olduğu anlayacaksınız. Acıkmadan yemeğe başlamak büyük hatadır. Zira yemeği kesmek daha zor olacaktır. Yemek yemenizin fiziksel açlıktan olduğuna karar verdiğinizde acele etmeden, neyi ve neden yemek istediğinizi düşünerek hareket edin. Açlık ve iştahı iyi ayırt etmek gerekir. Bu ikiliyi çok iyi kontrol etmek gerekir. Açlık var olma mücadelesinin tehlikeli bir sinyalidir. İştah ise haz gereksiniminin göstergesidir.Tüm bu duyguları frenlemek için her şeyden önce güçlü olmak zorundayız. Güçlü olmanın ilk yolu 'hayır' demesini bilmekten geçiyor." Örnek diyet programı: Uyanınca 1 bardak oda sıcaklığında su Kahvaltı . 1 porsiyon mevsim meyvesi . Şekersiz limonlu açık çay . 1 ince dilim kepek ekmeği . 1 kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız beyaz peynir . 4 adet yeşil ya da siyah zeytin . 1 porsiyon domates - salatalık - yeşil biber Kuşluk . 1 porsiyon mevsim meyvesi . 2 adet Şekersiz bitkisel çay Öğle . 2 adet köfte büyüklüğünde tavuk veya peynir ilaveli 1 porsiyon yeşil salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edin) . 2 ince dilim kepek ekmeği . 1 su bardağı diyet yoğurt İkindi . 1 porsiyon mevsim meyvesi . 1/4 sokak simidi . 1 kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız beyaz peynir . Şekersiz limonlu açık çay Akşam . 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış 1 porsiyon 4 yemek kaşığı mevsim sebzesi veya sınırsız mevsim salatası . 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış 1.5 su bardağı kepekli makarna ya da pilav veya 12 yemek kaşığı kuru baklagil . 1 su bardağı diyet yoğurt Gece . 1 porsiyon mevsim meyvesi Yatarken . 1 bardak oda sıcaklığında su Sağlıklı yaşamanın birinci maddesi sağlıklı beslenmedir. Yediğiniz ve içtiğiniz gıdalara özen gösterdiğiniz sürece, hem fazla kilolardan kurtulursunuz, hemde sağlıklı bir yaşama kavuşursunuz. Buradaki diyet örnek olarak verilmiştir. Diyetin, doktor kontrolünde yapılması gerektiğini lütfen unutmayınız!!!
-
ÇAPKINLIK YAPMAK İSTEYENLER İÇIN TÜYOLAR
Eğer çapkınlık yapmak istiyorsanız bu uyarılarımızı mutlaka not alın. Mutlaka İşinize Yarayacaktır. Kadınları ve Erkekleri Etkilemenin Püf Noktaları Boğa burcunu iyi bir restoran etkiler. Koç'u parfümler. İşte astrolog Claire Petulengro'ya göre, insanı burcuna göre aşık etme yolları... Koç Burcu: Önce güzel kokup kokmadığınıza özen gösterin. Lüks ve pahalı kokuları severler. Ucuz giyinmeyin. Boğa Burcu: Hayatları yemek, seks ve para üzerine kurulduğundan iyi bir restoran, gece kulübünden daha etkili olur. İkizler Burcu: Onu yeni açılmış bir yere götürün. Çok zor elde edilen rolü de oynamaya kalkmayın. Yengeç Burcu: Biraz uzak durun. Onlar sırlarını koruyanlardan hoşlanırlar. Size güvenmesi zaman alacaktır. Aslan Burcu: Ne kadar para kazandığınızı, başarınızın göstergesi olarak algılayacağı için kazancınızı bilmek ister. Başak Burcu: Detaya çok dikkat ettiklerinden giyiminize ve saçınıza özen gösterin. Terazi Burcu: Gülmeyi pek severler. Komik fıkralar ve hikayeler anlatın. Ama şarkı söylediklerinde sakın gülmeyin. Müziğe karşı kabiliyetleri olduğunu sanırlar. Akrep Burcu: Kendiniz olun. Farklı görünmeye çalışanlardan hoşlanmazlar. Yay Burcu: Onlarlayken alışılmış ve denenmiş metotlar kullanmayın. Yenilik severler. Oğlak Burcu: Onun için ne kadar kazandığınız, hangi ülkeleri gördüğünüz, kimleri tanıdığınız önemlidir. iltifatı sever. Kova Burcu: Kendilerini beğenmiş gibi görünürler ama aslında değildirler. Aptal hiç değildir. Romantiktirler. Balık Burcu: Denizle ilgili her şeyi severler. İnsanlar hakkındaki kararlarında genelde yanılmazlar.
-
AŞK İLACI VE AŞK DOKTORU
Aşk doğa eczanesinde nasıl elde edilir? İlacın Adı: Aşk Familya: Sevdaca Bitki Adı: Aşkus Tadarus Elde Edilişi: Aşkı elde etmek için türlü yöntemler vardır. Birinci yöntem için ilkel maddeler,para,bir çift söz ve bir çift kesici gözdür. Fakat bu yöntem pahalı olduğu için, endüstride başka yollarla elde edilir. Özellikle orta insanlar arasında aşk, parasız-pulsuz, belirli bir süre "gözleme" yardımı ile elde edilir. Bu şekilde elde edilen aşk saf değildir. Çeşitli randevularla kristalleştirilir ve daha sonra saf olarak elde edilir. Fiziki Özellikleri: Pembe renkli kristallerden olusur. Kalpte yerleşir. Keskin lezzetlidir. Özellikle iç organlarda hissedilir. İlk resmi tanımı Adem ile Havva tarafından yapılmış, sonra insanlar tarafından geliştirilmiştir. Kimyasal Özellikleri: Kaba sözlerden alınır. Formülü hemen değişir. Aslında aşk dayanıklı bir madde değildir. Parasızlık, sefillik, yalancılıkla "geçimsiz" bir ilaçtır. Saflık Muayenesi: Aşkın ne ölçüde "saf" olduğunu anlamak için ihanet, aldatma, matrak geçmeyle ne ölçüde dayanıklı olduğu anlaşılır. Miktar Tayini: Aşk enjekte edilmiş ve hassas tartılmış bir insan, bir haftada kilo kaybederse bu uluslararası ölçülere göre en az Romeo-Juliet, Türk ölçülerine göre Leyla Mecnun aşkına eşittir. Kullanışı: Nisan ve nikahta az dozlarla alınmalı, fazla miktarı, magandalardan para kopartmada kullanIılır. Aşk çeşitli biçimlerde görülebilir. Bilim aşkı, sanat aşkı, doğa aşkı gibi.. Teşhisi: Kalp çarpıntısı. Uçma hissi, gözlerde kararma, sevdiğinden başkasını görememe şeklinde özel bir körlük. Mantık kaybı. Uykusuzluk, iştahsızlık, terleme.. Kullanışı: Kalbi hızlandırmak için, alçak dozda.Sinir sistemini uyarmak için yüksek dozda. Moral ve cesaret verici neşelendirici. Ancak belli dozu yoktur. Hiç alınmazsa kişide kompleks yaratır.Yüksek dozda öldürücü, alçak dozda guldurucu etkisi vardIr. İlacın Reklamı İçin Uygun Slogan: Karanfilim ez beni, çift kanatlı tülbentten süz beni, sen kalem ol ben divit, reçeteye yaz beni..
-
HİPERTANSİYON NEDİR
Hipertansiyon Nedir ? Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir. Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı, hastaya ait özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür. Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg'dır (milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Normal şartlarda, sürekli olarak kan basıncı 120/80 mmHg (milimetre civa) üzerinde olan kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmektedir. Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir. Kan basıncı aynı birey içinde ve bireyler arasında farklılık gösterir. Bu nedenle bireyin kan basıncı (kan basıncının sfingomanometre ile ayrı ayrı zamanlarda en az 3 kez ölçülmesi) ortalaması alınarak belirlenmelidir. Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir. Hipertansiyon Riskleri Hipertansiyon ciddi bir durumdur. Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde hipertansiyonun sonuçları öldürücü olabilir. Hipertansiyon kalbi zorlayarak kalp yetmezliğine neden olabilir. Üstelik ateroskleroz ve bunun yol açabileceği iskemik kalp hastalığı (belli bir bölgede kan akımının kesilmesi nedeniyle oluşan geçici kansızlık sonucu dokuların hava alamaması) riskini önemli ölçüde arttırır. Buna ek olarak; hipertansiyonlu hastalar kanama ve beyindeki kan damarlarının trombozuna (pıhtıyla tıkanmasına) diğerlerinden daha kolay yakalanırlar. Hipertansiyon ayrıca koroner arter hastalığına da büyük katkıda bulunur ki, bu hastalık sanayileşmiş toplumlarda ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir. Bahsettiklerimizin hepsi tedavi edilmeyen hipertansiyonun sonuçları olup hipertansiyona bağlı morbidite (hastalık), mortalite (ölüm) büyük bir bölümünü oluşturur.
-
YOGA NEDİR
Yoga, binlerce yıl önce Hindistan'da ortaya çıkmış bir felsefe, bir yaşam bilimidir. Yoga sözcüğü Sanskritçe "birleştirmek veya bütünleşmek" anlamına gelir. Bu felsefeyi uygulayan kişiye de "Yogi" denir. Yoga, bedeni, zihni ve ruhu tamamen eğiten, huzur veren ve kişinin kendini tanımasını sağlayan, dünyadaki en eski kişisel gelişim metodudur. Yoganın mevcudiyetine ilişkin en eski arkeolojik bulgular, M.Ö. 3000 yıllarına kadar gider. İndus vadisinde yapılan kazılarda ortaya çıkartılan bazı taş mühürlerde yoga duruşlarını gösteren figürlere rastlanmıştır. Yoga'dan ilk kez, M.Ö. 2500 yıllarına ait kutsal yazılar olan Veda'larda bahsedilmektedir. Ancak Veda'ların son kısımlarını oluşturan Upanişad'lar Yoga öğretisinin ve Vedanta felsefesinin temellerini oluşturmaktadır. Vedanta'nın ana fikri şu şekilde belirtilir: Bir tek mutlak gerçek ve bilinç vardır; o da bütün evrenin temeli olan Brahman'dır. (Tanrı'dır) Yoga insana kendi benliğini tanımasını, dengede tutmasını öğretir. Yaşam daha derinlemesine yaşanır. Çektiğimiz anlamsız acılar, Yoga sayesinde yerini evrensel uyuma bırakır. Yogayla uğraşan insan, kendi "özünün" farkındalığını yaşar. Ve kendini evrendeki her şeye çok daha yakın hisseder. Canlı, cansız her şeye daha derin bir sevgi duyar. Onlarla bütünleşir. Yoga, mutlu ve aydınlık bir insan olmanın yöntemidir. Yoga bir din değildir. İnsanları fiziksel, zihinsel ve ruhsal disiplin yoluyla mutluluğa, başarıya ve "aydınlanma"ya ulaştırmayı amaçlayan bir felsefedir. Yoga, uzun süreli eğitim gerektiren bir yoldur. Ancak bir yol göstericinin (Yogi'nin) rehberliğinde öğrenilir. M.Ö. 3. yüzyılda yaşamış olan Patanjali, Yoga Sutra'larında, Yoga'nın 8 basamaktan oluştuğunu söyler. Bunlar: 1. Yama - Ahlaksal kurallara uymayı öğretir. Şiddeti, hırsızlığı, açgözlülüğü, kişinin kendi nefsine hakim olamayışını yasaklar. 2. Niyama - Öz disiplini öğretir. Saflığı, sadeliği ve çalışmayı hedefler. 3. Asana - Belirli pozisyonlardaki vücut egzersizleridir. 4. Pranayama - Belirli ritimlerde nefes alıp vermeyi öğretir. 5. Pratyahara - Duyguları kontrol etmeyi sağlar. 6. Dharana - Belli bir fikir üzerinde konsantre olmayı öğretir. 7. Dhayana - Meditasyon. Düşünce. 8. Samadhi - Meditasyonun ulaşacağı son hedef olup; beden ve duyular dinlenirken, aklın ve ruhun uyanık kalması. Üstün bilince erişme halidir.
-
HOŞÇAKAL
Ben veda etmeyi pek beceremem. Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor. Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.? Senden hatırlamanı bile istemiyorum., sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!... Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk, coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık. Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık. Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize. Sevdik, sevildik, doruğuna vardık kutsal duyguların. Aşk yeminleri ettik tutamayacağımızı bile bile. Günlerce aylarca yalnız ikimiz varmış gibi yaşadık. Ne alaylı bakan gözlere, ne karşı çıkan büyüklere, ne de dost sözüne aldandık. Kendi ateşimizde yandık, en önemlisi bir birimizi anladık. Romantik şarkıları serin akşam üstleri yaşadık seninle. En güzel çiçekleri verdin bana. Rüyalarda bile hep ikimiz vardık. Gerçek aşkı tattık bunu sende biliyorsun. Öyleyse hep aynı duygularla kalmalı değil mi? Biz birlikte olmasak da... güzel başlayan çok güzel yaşanan bu aşkı aynı temiz duygularla bitirmeliyiz. Şimdi de ayrılığın en güzelini en acısını yine biz yaşıyoruz... Ne dersin bu da Allah'ın bir lütfu değil mi bize? Lütfen ağlama. Neden benimkilerle yarışıyor göz yaşların? Sen benim güçlü kocaman sevgilim değil misin? Güçlüsündür sen... seni hep böyle hatırlamak istiyorum, haydi sil gözyaşlarını. Hava da kararmak üzere, zaman bize hep acımasızdı zaten. Yine öyle çabuk olmamızı istiyor herhalde. Sana bir şey söylemek istiyorum. Mavi gömleğin sana çok yakışıyor bir daha kız tavlamaya niyetlenirsen bu sözlerim aklında bulunsun. Bir de küçük bir istek arkana dönüp bakma tamam mı her şey burada bitsin, hoşça kal...
-
HAKETMEMİŞTİM
İnsanlar hayatı boyunca ektiklerini biçiyorlar. Ben buna hayatımın her döneminde şahit oldum. Şimdi anlatacaklarım beni hayata dair çok güvensiz biri yaptı. Bu, belki de bana verilen en büyük cezaydı. 1992 senesinde çalıştığım tekstil firmasına iş veren büyük bir firma vardı. Bu firmadaki ihracat müdürü ile çok iyi anlaşıyorduk. Hatta daha sonra beni de yanlarına aldılar. Ben de işimde iyi ve çok çalışkandım. Hırslıydım; çünkü para kazanmam lazımdı. Asla bir ev kadını olmayı da düşünmüyordum. Bu insan evli ve iki çocuk babasıydı. Ama bu bizim sevgili olmamızı engellemedi. O dürüst, biraz içine kapanık, hayatı işten eve evden işe geçen, bense hayatın tadını çıkarmayı bilen, işimde ilerlemek zorunda olan çılgın; ama dürüst bir kızdım. (Şimdi hem evli insanla birlikte olup hem de dürüst olunur mu diyeceksiniz. Ama o ayrı bir tartışma konusu olabilir.) İkimizde isteklerimiz bakımından birbirimizi tamamlamıştık. O bana aşıktı; ama ben sadece hoşlanıyordum. Bunu ona da söyledim. Bana bir ev tuttu. Benim onun evliliğine zarar vermeyeceğimden emindi. Çünkü, bunu asla yapmadım. Yalnız beraber olduğumuz senelerin sayısı arttıkça bana daha çok düşkünleşti ve evden çıkmaz oldu. Ben gezip tozarken, o anlaşmamız dişında eve gelip sabahlara kadar beni bekler duruma gelmişti. Ama ben O evine gittiği günler onu hiç rahatsız etmediğim gibi bu durumu yüzüne de vurmuyordum. Ama artık beşinci senenin sonuna doğru işler değişti ve evlenmeyi kabul ettim. Eşiyle konuştu, her şey yolundaydı ta ki izlendiğimizi ben farkedene kadar. Polislerin eve gelip onu araması arasında fazla gün yoktu. Değişik işler yapmaya başlamıştı, aslında gizli telefon görüşmelerinden anlamam lazımdı; ama eşi ile konuşuyordur diye önemsemedim. Meğer insanlardan para toplar ve sadece faizlerini ödermiş, tabii tıkanana kadar işler yolundaymış. Hatta bir kaç can dostuma yardım olsun diye paralarını ona verip işletmesini istemiştim. Sonunda kaçtı gitti, yok oldu. Hayallerim, evim, arabam, senelerim vs.onunla gitti. Hepsini satarak arkadaşlarımın paralarını ödedim; ama artık ben bir hiçtim, koca bir hiç. Her şey yavaş yavaş geçiyor, sağlığıma kavuşuyorum. Ama hayatta hiçbir şeye güvenim kalmadı, bana her yaklaşana düşman muamelesi yapıyorum. Arkadaşlarımı tanıdım bu arada ve ne kadar yalnız olduğumu fark ettim. Belki ektiğimi biçmiştim, belki de haketmemiştim...
-
BIR YANIM EKSİK
Sen baharın yağmurla getirdiği özlemdin içimdeki, sen çiğ tanesi kadar saf ve ne olduğunu asla anlayamadığım yanımdın benim ve denize düşüp de ıslanmaktan korkutan bir savaştın yüreğimde... Özlemini her gece koynumda hissettiğim ve hiçbir zaman seni sevmekten vazgeçmediğim için özeldin. Sonra gözlerle yüzüme baktığında ya da her kavga edişimizde fırtınalar kopardı yüreğimde, sen hiç bilmezdin. Benim susuşum senin kaçışını desteklerdi belki de. Belki de gerçekten söyleyemediğim sözlerle doldu kalbim ve sen her seferinde gün batışını anımsattın bana, onun kadar güzel onun kadar huzur verici. Aslında hem onun kadar uzaktın bana hem de yakınımda hissettim seni, uzanıp tutacak kadar yakınımda. Uzaktan sevmeyi hiç sevmiyordum ama uzaktan sevmek zorundayım. Kimse bilmemeliydi seni sevdiğimi , sonra kopup giderdin benden, arkadaş bile kalmazdın bilirdim. Bir sevdiğin vardı konuşurlarken duymuştum. Sonrada sen anlattın bana sevgilini. Hiç görmediğim birinden nefret ettim onu sevdiğin için. Ve sonra dayanamaz oldu gönlüm bu ağırlığa. Seni görmekten acımaya kanamaya başladı. Tükeniş başladı benim için ömrümün baharında. Çok tatlıydın o gülen koskoca gözlerinle rüyalarımda gördüm seni. Kumsalda dolaştığımızı, ay ışığında dans ettiğimizi gördüm ve her gerçeğe dönüşümde hayaller biraz daha uzaklaşmaya başladı benden. Artık biliyordum seni benden ayıracak hiçbir şey kalmamıştı. Yüreğimden seni söküp atacak hiçbir güç bulamadım. Bir sonbahardı hatırlıyorum. Sararmış yapraklar caddelerde telaşlı insanlarla doluydu ve ben ilk kez hatırlıyordum yaşamanın ne demek olduğunu. Kuşların öttüğünü fark ettim ve denizin mavi olduğunu ve dünyanın senin etrafın altında dönmediğini. Hala seni seviyorum, hala seni görüşümde yüreğim kanatlanıp uçacakmış gibi hissediyorum. Ama artık biliyorum aşk tek kişilikte yaşanabilir ve zaten sen bunu anladığım günden beri daha yakınsın bana. Belki de beklediğim buydu güvenmemdi kendime. Şimdi her şeyi fark ederek yaşıyorum ve her şeyin tadına varıyorum ama hala bir yerim eksik biliyorsun. Ama bende biliyorum ki hiçbir şey eksik kalamaz. Elmanın bile iki ayrısı vardır ve benim eksik tarafım sensin.
-
SON SÖZÜM
Soğuk bir kış günüydü ve yerler bembeyazdı. Birbirimizi görünce yüreğimizi öyle bir sıcaklık kapladı ki ikimiz de aşk ateşiyle yanıyorduk artık. Günler birbirini kovalıyor ,saatler öylesine güzel geçiyordu ki zamanın farkına bile varmıyorduk. Bu güzellik onun benden sakladığı o kocaman yalanı öğrenene kadar devam etti. Evet, o evliydi... Ve de çocuğu vardı. Benden bunu saklamıştı. Öğrendiğim o an dünya başıma yıkıldı. Kalbimdeki sızıyı tarif edemiyordum. Göz yaşlarım sel olmuş akıyordu. Gittim ,ondan uzaklaştım. Arkama bile bakmadım. Yüreğimdeki o büyük aşkla beraber ben de yok olmuştum. Bana yapılanları, söylenen yalanları kendime yakıştıramıyordum. Ama o benden vazgeçmemişti. Çok savaştı yeniden birlikte olmak için. Aileme kabul ettirmeyi başardım ve yeniden başladık. O eşinden ayrılmıştı. Daha da kenetlenmiştik. İleriye yönelik planlar yapıyorduk. Hayaller kuruyorduk. Evlilik fikrini aileme de anlatmıştım. Mutlu olacağına inanıyorsan sen istediğini yap dediler. Mutluydum. O küçücük yüreğim pıt pıt atıyordu. Ama yine ters giden bir şeyler vardı. O yine değişmişti ve benden uzaklaşıyordu. Buna dayanamayıp bitmesi gerektiğini söyledim ona. Tereddütsüz kabuk etti. Telefonlara yanıt vermiyor, beni aramıyordu. Doğum gününde onu aradım. Ama telefona çıkan bir kadındı. Yine yıkıldım. Öğrendim ki benden ayrıldığı süre içinde ikinci kez evlenmişti. Üstelik de ondan da kısa süre içinde ayrılmış sekreteri ile çıkmaya başlamıştı. Yaşadıklarıma inanamıyordum. Bu durumu birde aileme anlatmak vardı. Neyse ki onlar çok olgun davrandılar. Ama ben hala o yalancı insanı düşünüyordum. Aradan altı ay geçti kendimi zar zor toparlamıştım. Bir gün beni aradı. Beni sevdiğini unutamadığı her şeyi unutup yeniden başlayabileceğimizi söyledi. O anda içimdeki büyük sevgi nefrete dönüştü. Ve onu reddettim. Şimdi ayrılığımızın yedinci ayındayız onu unutmadım. Hayatıma kimseyi sokmadım. Erkeklerden hep korktum. Yine aynı şeyleri yaşamak, yine aynı acıları çekmekten korktum. Biliyorum ki hayatımda kimse olmayacak. Çünkü o beni bu genç yaşımda hayata küstürdü, toprağa gömdü. Ona son sözüm şu: Bana bunları yaşattığın için hayatın boyunca sende mutlu olma.
-
İMKANSIZIN
27 yaşında bir kadın öğretmenim. Uzun bir süre önce bir öğrencimin bana karşı bir şeyler hissettiğini fark ettim. Yada kendi kafamdan böyle bir senaryo yarattım. Ben bazen yaparım bunu ... Çünkü aşka aşığım... Ben de ona karşı bir şeyler hissetmeye başladım. Bu duygu büyüdü büyüdü, sonuçta ben de bunalımlar, bocalamalar başladı. Kendimden utanıyordum, bir başkası anlasa ne yapardım? İnsanların şekillendirdiği ve bizim hiçbir söz hakkımızın olmadığı değer yargıları olmasa bu yaşadığım normal sayılır. Duygular yargılanmamalı ve özgürce yaşanmalı. Sonuçta benden 10 yaş küçük, tam olgunluğa erişmemiş ama çocukta sayılmayan öğrencime bağlandım. Sanki o dünyamdaki diğer yarımdı. Ölünceye kadar aynı duygularla sevebileceğim tek kişi. Ben onu yalnız bu dünyada değil, öldükten sonra da sevmek isteyen, onun yanından bir saniye bile ayrılmak istemeyen, onu canımdan bir parça gibi gören bir deliyim. Onu dünyanın en güzel yaratığı, en harika varlığı olan bir çılgınım. Onunla bir gelecek imkansız, bunu biliyorum... ama isterdim ki hiç olmazsa ona olan duygularımı kendime rahatça söyleyebileyim... O, bu sene mezun olacak. Benim onu görebilme şansım büyük ihtimalle hiç yok. O nasıl, ne yapıyor, iyimi, hiçbir zaman öğrenemeyeceğim. Böyle bir olay var mıdır sizce? Konuşamadığım, soramadığım, haber alamadığım, bakamadığım, göremediğim, kendi içimde bile yaşayamadığım aşk, sevgi, ya da her neyse... Böyle bir acı var mı? İsterdim ki evlendiğini, mutlu, sağlıklı olduğunu göreyim... onun hayatının her döneminden haberdar olayım, yeter ki o varken ölmüş farz ederek yaşamayayım. Beni anlamıyorsunuz değil mi? Tanrıdan şunu diliyorum; tekrar başka bir hayatta olabilme imkanım olursa, beni onunla aynı şartlarda, aynı yerde, hiç ayrılmamak üzere buluştursun... lütfen beni ve duygularımı anlamaya çalışın.
-
SON ŞARKI
Hiç inanmamıştım aşkım, hem de hiçbir zaman inanmamıştım. Beni kendime düşman edip kalbimin bir yarsını söküp alıp gideceğine... Benden başka herkes biliyordu oysa, senin günün birinde beni yarı yolda bırakıp gideceğini. Şu kahrolası dünyada bir ben vardım zaten sana inanan, güvenen, seven ve her zaman her şartta destek olan. Ama sen sana inanmayanları haklı çıkardın ve beni terk ettin. Seninle birlikte kurduğum dünyayı yerle bir edip gitmene ne sebep oldu bilmiyorum. Ben yalnızca sana aşık değildim sen benim en iyi dostumdun. Neler yapacaksam danışırdık birbirimize, hayatımızı paylaşırdık. Ağlamaktan korkmazdım. Biliyordum ki ağladığımda sen yanımda olup göz yaşlarımı silerdin. Artık ağlamıyorum bile. Seninle ilgili her hatıra acıtıyor yüreğimi. Gecen gün markette senin o çok sevdiğin acı biberlerden alacaktım . birden aklıma geldin ve ben boğulacağımı sandım. Tıkandım. Nefes alamadım. Ağlayamadım. Patates böreği yemiyorum. Ebru Gündeş'i dinlemiyorum. Bütün resimlerimizi kaldırdım. Kimsenin senin hakkında konuşmasına izin vermiyorum. Ve günde bir paket sigara içiyorum. Hayatta en nefret ettiğin şeyi yapıyorum yani. Artık uzun yıllar yaşamanın pek anlamı yok öyle değil mi? Ne için yaşayacağım ki! Seninle birlikte hayallerimi de kaybettim ben. Tek katlı bahçeli ve bahçesinde köpekleri olan bir evim olmayacak artık. Domates, biber, sebze yetiştirmeyi de öğrenemeyeceğim. salonumuzun tavanını balıkçı ağıyla süsleyemeyeceğiz. Sana sürpriz yapacaktım, yatak odamızın duvarlarını sana yazdığım aşk mektuplarıyla ve en güzel fotoğraflarımızla süsleyecektim. Bütün hayallerime evime çocuklarımıza, mutlu geleceğimize emin olduğum geleceğimize veda etmek kolay mı olacak sanıyorsun. Seni aramıyorum diye, bu kez peşinden gelmedim diye unuttuğumu zannetme. Her zamankinden daha çok seviyorum seni. Şu an şu saniye uğrunda ölebilecek kadar çok seviyorum. Öfkem de aşkımda dinmek bilmiyor. Senden sonra ben nasıl yaşarım bilmiyorum, ama senin hep mutlu olmanı isterim. Birlikte geçirdiğimiz yıllar içinde seninle yaşadığım her an özeldi, her anı doyasıya yaşadım. Beni çok mutlu ettin. Zaman içinde kızgınlığım geçince seni hep o güzel günlerimizdeki hatıralarla anacağım. Yıllar sonra ben eğer aklına gelirsem bil ki pencerenin önünde en sevdiğin şarkıyı mırıldanıyorumdur yıldızlara Dün akşam yine benim yollarıma bakmışsın
-
SEN BİLMEDİN
Bir gün hayatımdan ördürürcesine çıkacaksın ve ben seni hep son günkü halinle hatırlayacağım. Senin en güzel halin neydi diye düşünüyorum. Ve içimden bir ses yıllar öncesine götürüyor beni... Seni her halükarda içimde hissedebiliyorum. İşte olayımın en güzel yanı bu. Sen ne kadar anlayabilirsin bilemiyorum. Ama benim gibi her şeyden ve herkesten uzak bir hayatın olmasaydı bunun ne demek olduğunu anlardın. Seni anlıya biliyorum sevdiklerin ve sana destek veren herkesin yanında ağlamak bile senin doğal. Benim için lüks olan her şey sana doğal geliyor. Şimdi yatıyorsundur. Bir sigara yakmış yatağının ucunda yaşadıklarını ve benim sana söylediklerimi ve hatta yaşadıklarının bir hata olduğunu düşünüyorsundur. Kanayan yarayım senin için biliyorum. Bir hata. Bir yanlış. Oysa sadece sevmiştim seni. Hala aklımın bir ucundan çıkmıyorsun. Son kez çıkmayan olacaksın. Seni asla unutmayacağım. Yerlerde sürünüp yok olsam, evlenip çocuk sahibi olsan ve adım bir yana, dünyada olduğumu unutsan ben yine bıraktığın yerde olacağım. Parktaki çocuklara bakıp seni yaşayacağım. Söküp atmam gerek içimden seni. Hayatımın kalanını sensiz yaşamayı öğrenmeliyim. Ve öyle ki hiç sızlamamalı içim seni gördüğümde. Sen utanmalı, sen başını eğmelisin. Yaptıklarından utanmalı, iliklerine kadar üşümelisin yazın kavurucu sıcaklığında... Ama olmaz bunu sana yakıştıramam. Sen bunları yaşamamalı, görmemelisin. Korkma yavrucuğum ben gizli bir köşeden seyreder sonra usulca kaybolurum. Sen hiç görmezsin beni. Belki bir gün ortak bir tanıdığımızdan haberlerimi alırsın. Olur da hakkımda kötü bir şeyler duyarsan ne olur kulak asma yalandır mutlak. Senin üzülmen için söylenmiştir. İçim yanıyor kimseye anlatamıyorum. Hoş sen bile anlayamadıktan sonra kim anlasın. Bana güldüklerini biliyorum bunu iliklerime kadar biliyorum. Varsın olsun, gülsünler, ben biliyorum içimdekileri. Yorgun bedenimi yıldızlara taşıyacaklar bu benim en mutlu günüm olacak. Sevdiklerimi oradan görebileceğim. Bir kahve telvesi, bir sigara dumanı kadar yakın olacağım sana. Sana ve sevdiğim tüm insanlara. Son bir sevgi son bir mutluluk yakaladım seninle, belki de çok kısaydı kimileri için. Nereden bilsinler benim için bir ömre bedel olduğunu. Ben gözlerimde yaşadım bu aşkı ve yine gözlerimde bıraktım umutlarımı. Bunları bir gün okuyacak mısın? Okurken ağlayacak mısın bilemiyorum. Ama beni anlayabilmen için çok zaman geçmesi gerekiyor belki yüzyıllar. Yalnızları oynuyorum sen bile farkında olmadan. İşte ben buyum, kimsenin istemediği, kimsenin anlamadığı. Anlamak istemediği. Uykuların en tatlısı senin için olsun canımın içi...
-
AŞK İTİRAFIM
Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç düşünememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim. Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları açılıverdi önümde... Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp kendime geldiğimde okulda onu aramaya başladım. Gerçeği öğrenmem hiç zor olmadı tabii ki! Suratıma tokat gibi çarpan gerçeği... O okulumuzda yeni görev yapmaya başlamış bir öğretmendi çok genç olduğu için öğrencilerden ayırt etmek mümkün değildi. Böyle şeyler yalnız filmler de olur sanırdım. Oysa ben sırılsıklam aşık olmuştum. Gözleri başımı döndürecek kadar güzel olan yalnızca adını ve öğretmen olduğunu bildiğim biri, kısacık bir zamanda hayatımı değiştirivermişti. Ona aşık olmam benim suçum muydu? İnsan hesap kitap yaparak aşık olmazdı ki? Tamam itiraf etmeliyim, ben pek normal biri değilim. Başkalarına göre farklı yanlarım çok., özellikle de aşk söz konusuysa hiçbir zaman sıradan biri olmadım ama bu kez tamamen kaderdi. Sonunda ona söylemeye karar verdim. Madem aşık olacak kadar cesaretliydim, söyleyecek kadar da cesaretli olmalıydım. Söyledim. Şaşkınlığımı ifade edecek sözleri şu an ben bulamıyorum. Düşün bir kez, çat kapı bir öğrenci geliyor ve ben sizi gördüğüm ilk andan beri seviyorum diyor. Ne hissedersiniz bilemem ancak o bana karşı çok olgun, anlayışlı davrandı. Yaptığım çocukluklarla hayatını cehenneme çevirdiğim halde sevgiyle yaklaştı.. incitmemek için çok uğraş verdiğini şimdi anlıyorum oysa o zamanlar çok incitmiştim. Bir gün bana hak vereceksin demişti evet onu anlıyorum ve hak veriyorum. En doğrusunu yaptı. Zaman belki çılgın aşkımı bitirdi. Ama ona olan saygım ve sevgim sonsuza kadar sürecek.
-
AŞK NEDİR?
Aşk, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. Beklentidir. Aşk, delicesine flört ederken yanındakinin hiçbir şey yapmama hakkini teslim etmektir. Saygıdır. Aşk, zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir. Aşk, şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır. Aşk, saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir Aşk, Sevişelim demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir. Anlaşmaktır. Aşk, bağlandığını sandığında, karşındakine hayır deme şansını tanımaktır. İnceliktir. Aşk, korumaktır. Sorumluluktur. Aşk, ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtır. Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafını duymaktır. Şehvettir. Aşk, evinizdeki her şeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir. Aşk, sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir. Gerçektir. Aşk, saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Neşedir. Aşk, sizi kucaklayan kolların, gittikçe daha çok sarılmasıdır. Mutluluktur. Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediğinizde, uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabını almaktır. Sıcaklıktır. Aşk, tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir. Tazeliktir. Aşk, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır. Aşk, kocaman yatağın üçte birine sıkışmaktır. Yakınlıktır. Aşk, evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir. Yatağın üçte birine sıkışmaktır. Yakınlıktır. Aşk, hoşçakal dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir. Kaderdir. Aşk, gerindiğinde sızlayan vücut lifinin anlamını bilmektir. Derstir. Aşk, ecza dolabını açtığında, diş macunu kapağını kapatılmamış bulmaktır. Uyumdur. Aşk, pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır. Düşüncedir. Aşk, rüzgârın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır. Yalnızlıktır. Aşk, asla anlatılmayacak hikayelerdir.
-
AŞK TESTİ
1- "Seni seviyorum" demeye doymuyorsanız. 2- En bakımsız halinizi bile görmesine aldırmıyorsanız. 3- En bakımsız halinize bile bayılıyorsa. 4- En sarhoş olduğu zamanlarda bile, asla size eski sevgilisinin adıyla hitap etmiyorsa. 5- Eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyorsa. 6- İş seyahatine çıktığında ondan haber alamadığınızda, sinirlenmek yerine, başına birşey gelmesinden endişe ediyorsanız. 7- Gazetenin 3. sayfasını okurken gördüğünüz kötü haberler sizi çok etkiliyorsa ve "ya o da böyle bir kaza geçirirse" diye düşünüp telaşa kapılıyorsanız. 8- Başınız çok ağrıdığında, uyumanıza yardım etmek için, bütün gece size Sindrella'yı ve Robin Hood'u anlatıyorsa 9- Birlikte tatlı yaparken çok eğleniyorsanız. 10- Alışverişten sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi kartı borcunuzu öğrenmek için değil, aldığınız şeyleri görmek için. 11- Yedekte adam tutmak huyunuz, esrarengiz bir şekilde sizi huzursuz etmeye başladıysa. 12- Sizin için çok önemli bir toplantıda, yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere dalıyorsanız. 13- En aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyorsa. 14- Eski Türk filmleri sizi ağlatmaya başladıysa. 15- Çevrenizdekiler, sizin çok daha anlayışlı ve pozitif biri haline geldiğinizi söylemeye başladılarsa. 16- Daha telefon çalarken, onun aradığını anlıyorsanız. 17- Siz seyahatteyken, hergün çiçeklerinizi sulamak için size uğruyorsa. 18- Size araba kullanmayı öğretirken, sabrını sonuna kadar muhafaza edebiliyorsa. 19- Saçınızın rengini bir ton bile değiştirseniz, loş ışıkta dahi farkı anlıyorsa. 20- Birbirinizin kredi kartı şifresini biliyorsanız. 21- Annenizle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsa. 22- Annesiyle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsanız. 23- Henüz evlenmeden çocuk isimlerinden bahsetmeye başladıysanız. 24- Onsuz tatile çıktınız ve bütün vaktinizi telefon başında onu ne kadar çok özlediğinizi anlatarak geçirdiniz. 25- Canınız işe gitmek istemediğinde sizin için patronunuzu arayıp hasta olduğunuzu söylüyorsa. 26- Siz kilo aldıkça, tombul kadınları sevdiğinden bahsediyorsa. 27- Üzerinde son derece eski moda giysiler olsa bile, onunla en yakın arkadaşlarınızın uğrak mekanı olan bara gitmekten rahatsız olmuyorsanız. 28- Size durup dururken çiçek alıyorsa. 29- Size hala oyuncak ayılar ve tüylü köpekler alıyorsa. 30- Ne kadar saklamaya çalışsanız da, bugün sizin için kötü giden birşeyler olduğunu farkediyorsa. 31- Yorgun olduğunda bile size seve seve masaj yapıyorsa. 32- Onun yüzünden eğitiminizi yarım bırakmanın veya kariyerinize zarar verecek bir adım atmanın "fedakarlık" olduğunun farkındaysa. 33- Başınız sıkıştığında ilk aklınıza gelen onun koruyucu omuzlarına ihtiyacınız olduğuysa. 34- Sizin için yemek, temizlik hatta ütü yapıyorsa. 35- Arkadaşlarınızla vakit geçirmeniz ve onun dışında da bir hayatınız olması konusunda sizi>destekliyorsa. 36- Özel günleri asla unutmuyor ve ufakta olsa mutlaka bir hediye alıyorsa. 37- Sizin için ağlamaktan utanmıyor hatta bunun için gurur duyuyorsa. 38- Çok paraya ihtiyacınız olduğu bir dönemde hiç düşünmeden bilgisayarını satabilecek kadar düşünceliyse. 39- Bir sorunu olduğunda ima yoluna gitmek yerine açık açık konuşmayı tercih ediyorsa. 40- Aynı bir şarj makinesi gibi enerjinizi tazeliyorsa. 41- Gecenin bir yarısı, sadece sizi sevdiğini söylemek için telefon ediyorsa. 42- Nasıl olsa birlikte yaşıyorsunuz diye kendini boşvermiyorsa. İlişkinizi taze tutmak için çaba sarfediyorsa. Mesela en sevdiğiniz restoranda rezervasyon yaptırıp size sürpriz ve romantik bir gece hazırlıyorsa. 43- Size ayak uydurmak için tenis dersleri alıyorsa. 44- Birlikte dans dersleri almayı teklif ediyorsa. 45- Gece kulüplerinde piyasa yapmaktansa, sizinle evde video seyretmeyi tercih ediyorsa. 46- Pijamalı halinizi gece kulüplerindeki çarpıcı kadınlara tercih ediyorsa. 47- Kendisi acılı sevdiği halde, sizin için yemeği acısız ısmarlıyorsa. 48- Sizin için dünyanın öbür ucuna giderse. 49- Size gözü gibi bakıyorsa ve gözleri 6 numara bozuk değilse. 50- Size her gün "Sevgililer Günü"yse.
-
SEVGİ NEDİR?
Sevmek inanmaktır. Sevmek yaşamaktır. Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır. Sevmek sevdiği olmaktır. Sevmekte ikilikler kalkar, bir olmalara gidilir. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur sevgide. Tek bir kalp olunur, tek bir yürek olunur. Sevmek paylaşmaktır . Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir sevmek. Ki tek kalp olunsun. Sevgide son yoktur. Sevgiler hiçbir zaman son bulmazlar. Biten sevgiler yoktur, bitmiş gibi görünen sevgiler vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşandıkça yaşatılır sevilen. Ama kimi zaman sevgili için kimi zamansa sevginin bir gereği olarak saklanır bu aşklar. Vazgeçiş yoktur, vazgeçmiş gibi görünmek vardır o yüzden. Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Bir şey varsa istediğin bu senin için değil, sevgili için istediğindir. Ondan O'nun adına istersin. O'nu daha sonsuz sevebilmek için istersin. Sevme özgürlüğünü istersin, kabul edilmesini istersin. İstersin ama bir gün gelir bu istekler de son bulur. Kendinden istersin artık. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kılmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu, olmaz mı bunu sevgilinin isteği belirler. Sevmek sevgiliyi istememeyi öğrenmektir. Sevmek sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir. Sevmek; sevmek istemektir. Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o. Öyle ki tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne O'ndan anlasılmayı beklersin, ne onu anlamayı. Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, Mecnun olmasını. Beklediğin bir şey yoktur sevmeyi becermek dışında. Sevmek, gücenmemektir. Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi öğrenmek demektir. Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek. Onun vuruşuna, onun tokadına alınmamaktır, sevgiliden gelen her hareketi ve her sözü kabullenmektir. İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden gelen öl emrine bile ölürüm diyebilmektir. Kendi elleriyle kalbini bir bıçak ucuna koymaktır sevmek. Sevmek ölmektir. Sevmek, ölmesini bilmektir. Sevgili için yaşamaktır. Onun eli, kolu, gözü, kalbi olmaktır. Ama artık onun bir şeyi olunmadığı bir zaman ölmesini bilmektir! Sevmek, vermektir. Sevmek sevdiği için almasını bilmektir. Almamaya yemin ederek vermektir. Ama almalarda kurtaracaksa sevgiliyi almasını bilmektir sevmek! Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar var olmaktır o sevgiden. Sevmek sevgilinin gel deyişine hayır demektir. Sevgilinin aşkıyla boğuşurken, yüzerken o aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir. Sevgilinin bakan gözüne bakmamaktır sevmek. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle yanıt verebilmektir. Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşama döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır. Onun ölümü isteyebileceği canı olmaktır. Sevmek yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere. Sevmek yürümektir gönüllerde. Sevmek güvenmektir. Sevmek onaylanmaktır. Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye. Yakınlıktır, doğallıktır, özdeşliktir sevmek. Yalansızdık, içtenlik, ölümsüzlüktür sevmek. İlk insanın, Havva'nın Adem'in saflığını ve temizliğini, çocuk masumluğunu taşımaktır sevmek. Gözyaşı olmaktır, yağan yağmur olmaktır. Bir sonbahar mevsiminin sarı yaprağı gibi yalnız olmaktır sevmek. Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir. Sevmek üşümektir. Sevgilinin yokluğuna üşümektir. Sevgiliyle her şeyi göze almaktır sevmek. Ki sevgilinin olduğu cehenneme yürümektir. Sevgilinin olmadığı Cennete de gitmemektir sevmek. Sevmek, sevgiliyi cennet etmektir. Sevmek bir olmaktır. Sevmek yaşamaktır. Ve sevmek inanmaktır. Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır. Sevmek sevmesini hak etmektir. Sevmek sevgilinin baktığı yerde, sustuğu yerde olmaktır. Sevmek sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır. Sevmek saz benizli sabahlarda yaşamaktır sevgiliyi. Sevmek sevmesini bilmektir. Sevmek ölmesini bilmektir. Sevmek SEVMEK olmaktır. AŞK olmaktır. Aşk bir kere sevmektir. Sevmek aşkın kendisi olmaktır. Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz..
-
SENSİZLİK
Önce kolunu çekerdin başımın altından, sonra sırtını dönerdin. Usulca sarılırdım sana arkandan, seninle ya da sensiz geçen yılların hasretiyle... Ardından yavaş yavaş kollarımın arasından sıyrılırdın...Yıllardır taşımaktan yorulmadığım hasretin, tenimden tenime akan o ateş, ağır gelirdi bedenine... Uyuyamıyorum, nefes alamıyorum, lütfen sarılma, derdin... Yatağın bir ucuna sığınmış bedeninden kovulmak, hayatından kovulmak gibiydi benim için. Sığındığım, soluk aldığım tek cennetten kovulmak gibiydi. Beni uykunda terk etmen, gerçek hayatta terk edişinden bile ağır gelirdi. Yanıbaşındaki sensizlik, o rutubetli evimdeki, o baştan ayağa sen olan evimdeki..
-
SONBAHAR DEĞİL
Diyorsun ki.... Üşüyorum artık, serin esiyor rüzgar penceremden. Akşamlar erken olmaya başladı. Korkuyorum, bir tuhaf sallanıyor ağaçlar. Gördüm bende; Bir yaprak düştü kaldırım üstüne zamana direnerek. Ve güneş erken gitmenin telaşında ısınmadaki sırasını bekleyenlere... Kamelyada oturan insanlar da yok şimdilerde, kesildi sohbetleri... Yaz bitti gülüm, yaz gitti! Bohçana bir çeyiz daha koydum zamandan, sonradan açman için. Çenesini bastona dayamış ihtiyarlar gibiyim Boy aynamda beni bekliyor özlem dedikleri... Günler sarı, akşamlar kırmızı, hüzün kokuyor bütün çiçekler. Leylaklar sümbüller birden gidiverdi, göçmen kuş kanatlarında. 'Cam kenarları soğudu beklemekten ayaklarım uyuştu, artık uykulara yenik düşüyorum, gel' diyorsun. Can sıkıntısına birebir çakıl taşları, denize atıyorum Her birinde hayatla yeni sözleşme yapıyorum, yeniden düzenliyorum kendimi Sigaram bitinceye değin tümü, ağzım zehir zıkkım, Beni alıp gidecek dalgaya söz kesiyorum. Beni alıp gidecek rüzgara, adını üflüyorum. Yüreğimin kelepçelerine çaresiz bakıyorum usuldan okşayarak. Geleceğim gülüm bekle söz veriyorum bir başka bahar...
-
SEVEBİLİYORMUYUZ
İnsanlar sevgi kıvılcımlarından fazlaca taşısalardı, dünyanın bu karamsar yüzü kesin değişirdi. Çünkü bu dünyanın merkezi insandır. Odur sevginin tadına varan. Bütün güzel şeyler sevmeyi amaç bilen insan düşüncesinden oluşmuştur. Bütün sevgiler insan kokuşludur. Sıcağı sıcağına. Yalnız sevgide buluruz doğruları. Bu yüzden seven kimseler daha mutludur. Sevgiden yoksun kimseler çelişkiler içinde bocalar durur. Bu bocalayışlar, hırçınlıklar yaratır ve sonra da hem kendisine hem de çevresine zarar vermekle devam eder. Seven kimseler mutludur dedik; Yürekleri gerçek sevgiyle çarpan kimselerin gözleri, çevreye bir başka tatlılıkla bakar. Böyle tatlı bakışlarla karşılaşanların, gözlerinden gönüllerine tatlı ve ılık bir yakınlaşma duygusu yayılır. Çünkü sevgi kaynağı zengin olan kişiler ,samimi ve etkileyicidir. İnsanları içten sever, neşelidir, güler yüzlüdür, aranan kişidir o. Kendi mutluluğu yanında başkalarının da mutlu olmasını, iyiliğini yürekten ister. Gösterişten uzak, samimi duygular içinde dostluk kurar. Mutluluğa giden yolları kendisi bulduğu gibi başkalarına da gösterir. Menfaatsiz sever, karşılık beklemez, gerçek dosttur. Bu tür insanların umudu daima başının altında yastığıdır. Hayatı sevdiği gibi, sevdirir de. Karşılaştığı problemleri insanlık sevgisinde çözer, eritir. Onların yüreklerine attıkları sevgi tohumları en taze biçimde filizlenir ve çiçek, çiçek sunulur. Yaşadığı ortam ne olursa olsun bir kardelen gibi açmayı bilir, çevresiyle hep barışık kalır. Evet, böylesine sevebiliyor muyuz? Sevginin tadına varabiliyor muyuz? O zaman bu dünyadan ,yaşamdan, yaşamaktan korkmamıza hiç gerek yok. Başarı bizimdir, mutluluklar bizim içindir. Böylesine bir sevgiye sahip olmak da elbette kolay değildir, biliyorum. İnsan ve insanlık sevgisinin kolay, kolay kazanılmadığını da biliyorum. Kendimizden başka diğer insanların mutluluğunu yürekten istemek ve böyle bir mertebeye kolay erişilemeyeceğini de biliyorum, fakat mutlu insanları görmek ve onların arasında mutlu yaşamak isteyenler, bunlardan daha sihirli bir çare söylenebilir mi.
-
BENİ SEVMEDİN
Belki dahada güzel olabilirdi herşey... sensiz yada seninle... bilmiyorum... olmalı mısın olmamalı mısın bilemiyorum. beni anlayamıyorsun ben artık kendimi bile anlayamıyorum belki herşey çok uzak yada yakın senin gibi sen bana yakın mısın ki? böyle bomboş çaresiz sadece düşünüyorum elimden başka hiç birşey gelmiyorki bu bi şiir değil sana yazılan sadece düz bir yazı içimden gelen sadece yazıyorum boş bir sayfa buldum ve yazıyorum okumayacağını bile bile... sevdim mi??? sevdim.... çok fazla sevdim galiba seni fazla değer verdim. anlamadın hiç bi zaman ve ben anlamanı bile beklemedim ben sadece sevdim bomboş bir kalp buldum ve sevdim sen sevdin mi beni??? bilmiyorum... tek bir cevap ve bitti bütün sorun çözüldü bilmiyorum.. bilmemek... insan ne hissettiğini bilmezmi??? herkes herşeyi sever; ailesini sever, köpeğini sever, saksıdaki çiçeğini sever, bebeğini sever... ben ailemi sevdim, köpeğimi sevdim, çiçeğimi sevdim... ama en çok seni sevdim AŞK... aşık oldum sana... sen aileni sevdin, köpeğini sevdin, çiçeğini sevdin, BENİ SEVMEDİN... en çok beni sevmedin sen... o kocaman kalbinde ufacık bi yerim bile olmadı. herkese yer vardı bana yoktu. GİTTİM... bende gittim Yokum artık koltuğuna yaslan ve ayaklarını uzat televizyon karşısında maç izlerken ve biranı yudumlarken beni düşünme yorgunluğunu at sana aşık olan bir kalbin... bende yorgumluğunu atıcam sana aşık olan bir kalbin... ......HOŞÇAKAL.....
-
BİTTİ DİYORSAN...
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, Kendimi bulduğumda anladım. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım... Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım..... sana ihtiyacım var, gel ! diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana git dediğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... Sen mutlu olacaksan eğer, bana sadece senin tebessümün de yeter . Bitti diyorsan bunuda anlarım...
-
SANADIR BU SATIRLARIM
Sanadır bu satırlarım... Yangınlarda olan yüreğimin geri dönüşünde bıraktığı küllerin serzenişidir. Birlikteliğin özgür hazzından sonra, ayrılığın prangalara vurduğu esaretidir. Senden ayrı geçen zamanın fırtınasıdır bu. Her aklıma gelince yumruk yumruk dökülen göz yaşlarımdır Giderken bir daha dönmem demiştin ya; Seni unutmak için kaç şehir dolaştım, Alıp başımı nice engin dağları aştım, Gah sırtımı taşa dayadım, gâh yorgun bir ağaca... Nice dertler demlendi volkan yüreğimde, Ezdi, yaktı bütün bedenimi hunharca. Her şehirde sokak sokak tellâl oldum. Hep bir adres sordum önüme gelene, Yüzüme bakıp başını salladı herkes Bilmiyorum demekti bu baş sallaması. Yalnız olduğumu hissettim, sevgili edindim, Her sevgilinin kusuru vardı bende terk ettim. Ne yaptımsa, her gittiğim yolun sonu başa dönüyordu. Boşa dolaşmışım onca şehri, Boşuna her şehrin sokaklarını adımlayıp Her önüme gelene adres sormuşum. Yalnızlığımı paylaşmak için boşu boşuna sevgili edinmişim. Günahım yetmez gibi birde onlarım günahına girmişim... Ben alıp başımı giderken deliymişim oysa. Bir daha geri dönmem derken kendimi kandırmışım. Oysa oysa bir tanem dolaştığım her seni ararmışım, Herkese senin adresini sorarmışım. Elbette başını sallayıp bilmiyorum diyecekler. Kim nerden bilsin senin adresini? Bir bilirim, hemde ezbere bilirim, Gözüm kapalı zifiri karanlıkta aksamadan gelirim..! Her sevgilide kusur arayıp terk ettim ya, meğer sana benzesin istermişim, Yada ne bileyim işte, bir sen daha ararmışım. Olmuyor bir tanem sensiz asla olmuyor. Ne senin yaşadığın şehir gibi şehir var, Ne senin oturduğun sokak gibi bir sokak daha. Ve en önemlisi; Yok senin gibi bir sen daha...
-
USULCA SOKULURMUSUN GECEME
Aralasam penceremi usulca sokulur musun geceme..? Dönsem yüzümü rüzgara ve sana.. Çeksem bana sunduğu kokuyu,"seni" taa içime.. Islansa dudaklarım özleminin akıttığı gözyaşlarıyla.. Hayalin canlanıp siler mi parmak uçlarıyla..? Sokulsam usulca koynuna.. Nefes almaya korkarak dalsam gözlerine.. Hiç kıpırtısız,heykele dönüşmüş bir bedenle gidersem özlemimi.. Susmasan.. Hep konuşsan.. Anlatsan bana beni.. Sendeki hikayemi..belki de bizi.. Usulca haritasını çıkarsam yüzünün parmaklarımla.. Küçük buselerle teyid etsem çıkardığım her adresi.. Ve sen olsam..Sendeki ben olsam.. Benim olsan.. Damarlarıma doldurduğum sen ile uzasa gece.. Biriktirdiğim kelimelerimi döksem bir bir.. Toplasan benden dökülenleri..alıp yüreğine yerleştirsen.. Tıpkı hep hayal ettiğim gibi.. Şımarsam azıcık ama fazlasıyla seni şımartsam.. Öpsem..Koklasam..Sımsıkı sarsam.. Yetinmesem gördüklerimle aksam içine nefesinle.. Sen olsam.. Ah sen olsam.. Başkaldırsam herşeye yaşananlara inat.. Dimdik dikilsem mazinin önüne.. Kazısam hiç olmamış gibi.. Yok etsem.. Dolaşırken parmakların saçlarımda kondurken küçük buselerini omuzuma mayışsam.. Sımsıkı kilitlediğim gözlerimde oluşturduğum hayal dünyamızda kanatlansam.. Seni de sürüklesem peşimden konduğum her buluta.. Sek sek oynasak elele.. Gülsek.. Eğlensek.. Çocuk olsak birlikte.. Sonra sen yine bir anda büyüyüp bastırsan sıkıca göğsüne beni.. Nefesimi kessen.. Ürpersem hissettiğim teninle.. Uzun iç çekişlerle kokunu çeksem ciğerlerime.. Huzur olsan..Huzurum olsan.. Canıma katasım var seni yine.. Hadi kat kokunu rüzgara yolla bana.. Ta uzaklardan buralara Ya da daha iyisi bak gözlerimin içine İlk gördüğümdeki gibi, bakarak uzat elini.. (o kendini biliyor)
-
SENİ SEVDİKÇE KENDİMDEN UZAKLAŞIYORUM
Kendimizi tanıdıkça öteki dediğimiz yabancıya yakınlaşır ruhumuz. Hayatta var oluşumuzu sürdürebilmemizin en önemli başarılarından biri, dışımızdan akan seslere ve görüntülere aynı netlikle yaklaşabilme yeteneğimizi geliştirebilmemizdir. Ötekine baktıkça ne kadar farklı olduğumuzu ve yine ötekine baktıkça ne kadar aynı olduğumuzu anlama yeteneğimizdir bizi insan yapan. Çünkü tek olduğunu bilmek ve çok olduğunu unutmamak evrenin sunduğu sihirli bir oyundur. Bu oyunu oynarken sembollere ihtiyaç duyan insan harfleri hecelere, heceleri kelimelere, kelimeleri de cümlelere yansıtarak anlatmaya başlamış içinin yankılarını. Gün gelmiş ve cümleler bitince iç sesin dinginliği sarmış evreni insan ötekine anlatamadıkları yazmaya başlamış. Tıpkı benim gibi... Beynimin kıvrımlarında dönen heceler yan yana gelip bir anlam ifade ederken "gitmek" kelimesini yüklendi ruhum. "Gitmek ama niye, nereye?" diye nili -çivit rengi mavinin parlak bir tonu- bir renk belirdi içimde. Aslolan gitmek değil gidebilmektir. Kendi iç yolculuğunda gitmek, aşkın içinden geçip dünyanın içinden gitmek. Gitmek bir keşiftir aslında. Yinede seyyah gittiği, gidebildiği yere -yükü ne kadar ağır olursa olsun- kendini taşıdığını ve kendi iç yolculuğunda beyninin ve gönlünün kapılarını açamadığı müddetçe sadece gitmek eylemini yapmış olmakla kalacağını bilir. Kendi keşfini tamamlamaya çalışan ve yolculuğunu sürdüren insan ötekini keşfeder. Kendinizi keşfedemediyseniz ötekini keşfetmeniz sirke tadında bir haz bırakır damağınızda. Kelimelerin bana hibe ettiği en güzel hediye gitmek istediğimde gitmemdir. Bugün gitmek istiyorum... "Kelimeler ya da yollar beni nereye götürürse oraya" Nar ekşisi hayatlardan, yapaylaşmış dostluklardan, asaletini yitirmiş aşklardan çıkıp gitmek istiyorum. İçimde duyduğum bu acı biliyorum ki bir kambur gibi benimle beraber gelecek, ama olsun ben yeni hayatlar tanımak, yeni yüzler görmek, hiç bilmediğim dillerini anlamadığım insanlarla iletişim kurmaya çalışmak... Başka yerlerde başka acılar duymak, dirilmek, delirmek, şaşırmak, aslolmak, hasret çekmek, yalnız kalmak.. En çokta yalnız kalmak için, yalnızlığın içinde kendi keşfimi sürdürmek için gitmek istiyorum. Kendi iç yolculuğunuzda gidebildiğiniz yere kadar gitmeniz dileğiyle...
Jump to content