nilufer tarafından gönderilen her şey
-
RUBÂÎ (1)
Yârim, gülücükler saçılır çehremden Aşk yıldızı parlar şu gönül kubbemden Bir sevgilisin sen yeri hiç dolmayacak Sevdân açılır gül gibi aşk bahçemden
-
RUBÂÎ (2)
Sevdim seni ben kalbime aşkın doldu Bağrımda kederlerle hüzünler soldu Derdiyle yanıp külleniyorken şu gönül Sevdânla dolan bir koca deryâ oldu
-
RUBÂÎ (3)
- Sevinç Atan'a - Sevdâlı gönül, pırıl pırıl pırıldar Sevgiyle akıp, şırıl şırıl şırıldar Katran geceler gelip hüküm sürse bile Yıldız gibi hep parıl parıl parıldar
-
RUBÂÎ (4)
Bir aşk ki bu söylenir yaban illerde Efsâne olur hemen bütün dillerde Dilden dile, ilden ile ev ev yayılır Sevdâsı tüter alevli kandillerde (17 Ocak 2007/ İstanbul)
-
DOLUNAYDAN PARLAK
Gecemin tek ışığıydın, dolunaydan parlak Gönlümün tek güneşiydin, sevilirdin içten Hep yaşardık ikimiz aşkı, yürekten duyarak Sözlerin baldı akan, gönle petekten süzülen Ne güzel günlerimiz geçti berâber senle Sevgiliydik, buluşurduk nice tenhâ köşede Göğe, yıldızlara yol olsa gelirdin benle En güzel sevgiyi tattık, o doyumsuz neşede (23 Ocak 2007/ İstanbul)
-
HÜLYÂLI GÖZLERİN
Dünyâyı verseler de değişmem inan sana Her ânımızda olmalıyız senle can cana Hülyâlı gözlerin ne güzeldir ki sevgilim Sen baktığın zaman tutulur, an be an dilim Sevdân ki dalga dalga yayılmakta rûhuma Dönmekte benliğim, eriyip damlayan muma Efsânevî, masal gibi sevdâ bizimkisi Yıllar boyunca bitmeyecektir hiç etkisi Tılsımlı gözlerin ki ışıltıyla hep bakar Aşkın, alevlenip tutuşur rûhumu yakar Bir lahza görmesem de senin nurlu çehreni Gönlüm arar sürekli o bir parça zerreni Her an yudum yudum içerim senle aşkı ben Dünyâ durur, zaman silinir sanki âniden Yıllar gelir geçer nice mevsim döner yaza Sevdâlı sözlerim uzanır aşkla sonsuza (29 Ocak 2007/ İstanbul)
-
ILIK BİR YAZ MELTEMİ
Bir bulutun akıp giden gölgesi gibi gezer ellerimin sessiz koyu gölgesi ılık teninde Göz kırpar sevdâm üşüyen titrek bir yıldız misâli gecenin ıssız karanlığındaki nurlu varlığına En derin duygularım dalga dalga vurur sahillerine aşkım binlerce köpük olur çarpar gönül kıyılarına Bir avuç kum olur dökülür zaman usul usul parmaklarımın arasından yavaşça akar mâziye doğru Ilık bir yaz meltemi gibi tel tel okşar nefesim o sırma saçlarının kadifemsi yumuşaklığını Sevdâ yüklü sözcüklerim uçuşur kanat kanat konar gönlünün çiçekler açan nârin dallarına Şafağın ilk ışıkları, sonsuzu saran ufuklar boyunca aydınlık yüzünü gösterdiğinde âheste âheste Doğan yeni bir günü kucaklarız sevgiyle ve ümitle aşkı ruhumuza çekeriz aldığımız her bir nefeste (6 Şubat 2007/ İstanbul)
-
GÜZ
Günler gitgide kısalıyor Yağmurlar başlamak üzre Kapım ardına kadar açık bekledi seni Niye böyle geç kaldın? Soframda yeşil biber,tuz,ekmek Testimde sana sakladığım şarabı İçtim yarıya kadar bir başıma seni bekleyerek Niye böyle geç kaldın? Fakat işte ballı meyvalar Dallarında olgun,diri duruyor Koparılmadan düşeceklerdi toprağa Biraz daha gecikseydin eğer
-
ÇOCUKLARIM
Sizi ben yoklama defterinden öğrenmedim Haylaz çocuklarım Sınıfın en devamsızını Bir sinema dönüşü tanıdım Koltuğunda satılmamış gazeteler Dumanlı bir salomda Kendime göre karşılarken akşamı Nane şekeri uzattı en tembeliniz Götürmek istedi küfesinde Elimdeki ispanak demetini En dalgını sınıfın Çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun Palto ayakkabı yüzünden Kiminiz limon satar Balıkpazarı'nda Kiminiz Tahtakale'de çaycılık eder Biz inceleyeduralım aç tavuk hesabı Tereyağındaki vitamini Kalorisini taze yumurtanın Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta Çevresini ölçtük dünyanın Hesapladık yıldızların uzaklığını Orta Asya'dan konuştuk laf kıtlığında Birlikte neler düşünmedik Burnumuzun dibindekini görmeden Bulutlara mı karışmadık Güz rüzgarlarında dökülmüş Hasta yapraklara mı üzülmedik Serçelere mi acımadık kış günlerinde Kendimizi unutarak
Jump to content