Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

kalemsor4

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

  1. Göz görse gönül sever aşık olur Kavuşmak tutkusu bir ateş yakar Gerçek, hayal birbirine karışır Bir an gelir hilal kaşlar çatılır. Çok güzeller sevmiş, seveni olmaz Bilir ki, bu derde çare bulunmaz Seven aşık dert yükünü çeker de Aşık olup sevilmemek nedendir? Umutlar, ümitlerle dolu günler Sevinçler, kederlerle geçti günler Çok ama pek çok uğraştık Aşk denen bilmeceyi çözemedik. Yazan: Serdar Yıldırım
  2. Yıllar önce bir yerlerde bir oyun seyretmiştim Bu oyunda iki büklüm yaşlı bir adam vardı Yırtık pırtık elbise vardı üstünde Anlamsız bakışlar vardı gözünde Yaşı geçmiş, işi bitmiş, terkedilmiş, Yalnız kalmış, yaşamamış ihtiyarın Yaşlı adamın gözyaşları durup dinmek bilmezdi Dertler ne kadar fazla bitip tükenmek bilmezdi Nefes almak kazancıydı, yaşamak tek amacıydı Perdesi olmayan bu hayat sahnesinde Dünyanın en büyük dramını oynadı Göçtü gitti aramızdan haberin var mı? Yazan: Serdar Yıldırım
  3. Bundan yıllar önce bir akşamüstü Yorgun, argın eve dönerken Yanından geçerken gördüm onu Çekilmiş bir köşeye karanlıklarda Elinde ekmeği, ekmek yiyordu Gözyaşlarını ekmeğine katık ederek Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu Bir fakir gördüm, benden de fakir Bir yoksul gördüm, benden de yoksul. İnsanın insanı ezdiği bir dünyada Yaşamak onun için kolay değildi Ne evi vardı, ne parası vardı Ne kasası vardı, ne arabası Sokaklar onun evi, yalnızlık onun dostu Yıllar önce terkedilmiş bir sokak çocuğuydu Yıllar sonra ne değişti bir sokak adamı oldu
  4. Karşıki dağın yamacında El kadar ufacık tarlada Bir karasaban, bir çift öküz Hava sıcak, karnım aç Bıktım artık demeden Kök söktürür Ali?ye Ay amanın yandım aman Yok mu derde deva olan Alim çiçektir dağda solan Bir tarhana, bir kuru soğan Doğru değil böyle olan Köyden kente göç edenler Köylerini unuttular Köydekiler kent düşlerken Biber, üzüm kuruttular Ayağında kara lastik Komşu köylerle hep küstük Toprak yolun kenarında Ahşap evde birer süstük On bir keçi, yirmi koyun Olsa keşke bu bir oyun Feryat eden şu sesimi Duyun artık, duyun, duyun.
  5. Kibrit kutusu kadar evimiz olacaktı Evin içi on tane çocukla dolacaktı Kızların adını anne, oğlanların adını baba koyacaktı Komşular, misafirler çocukların adını karıştıracaktı. Kibrit kutusu kadar evimiz olacaktı Gökkuşağı mutluluk olup evimizi saracaktı Güneş soba olup evimizi ısıtacaktı Pencereleri açtık mı, rüzgar evimizi süpürecekti. Hayallerimi sakladığım kibrit kutusu sol göğüs cebimde Uzun zaman var ki, onu açıp bakmadım Halımız, koltuğumuz daha yoktu ama evlendikten sonra alacaktık Ben edi, sen büdü kilim üstünde kıvrılıp yatacaktık. Kapıda arabam olmayacaktı ama ben de adamdım Daha iyi bir iş bulur, çalışır, evime bakardım Serde askerlik vardı ama boş ver aldırma Sayılı günler çabuk geçermiş, bilmez misin? Evlenince bakkal, kasap borcu derler, ev kirası Ev kirası olmayacak, onu düşünme Bir bakkal borcu ne tutacak ki? Kasap mı, et yemeyiveririz, olur biter. Sevdalar saldım yalnızlığıma Ümitler saldım umuduma Nikah defteri diye hayal edip İmzalar attım boş kağıtlara. Daha nişanlıydık, ben yalnız kaldım Sen trafik kazasında ölmesen ben yalnız gezmezdim Yollarda avare dolaşıp geleceği ezmezdim Bu şiiri yazdığım kalemi kırmazdım. Nikahımız on haziran bilmem kaç yılındaydı O güne ayarlıydı, zaman saati kuruluydu Kiraladığımız gelinliğin evin duvarında asılıydı Pek çok on haziran geldi geçti, sen dönmedin.
  6. Hayat bu belli olmaz bakmaz gözünün yaşına Göz dikerler aşına Akşamlarda kendini avutmaya çalışırken Çekilmemiş çilelerle sevilmeyen dostlar gibi Sen de yalnız kaldıysan, yapayalnız kaldıysan Şu kocaman dünyada bir sen misin yalnız kalan Sanki bir sen misin yalnız kalan. Özlem bu belli olmaz dinmez başının ağrısı Can yüreğin parçası Sevilmeyi arzulayıp kimseleri sevmemişken En acılı günlerinde aşık olup mecnun gibi Sen de hasret çektiysen, kavuşmak istediysen Şu kocaman dünyada bir sen misin hasret çeken Sanki bir sen misin hasret çeken. Zaman bu belli olmaz solmaz çiçek açmadan Tut yanından kaçmadan Nice nice umutları benliğinde var etmişken Ömrü sabretmekle geçmiş bir garip yoksul gibi Sen de gülemediysen, gülmeyi bilmiyorsan Şu kocaman dünyada bir sen misin gülemeyen Sanki bir sen misin ağlayıp da gülemeyen.
  7. Yıllansan da geçse yıllar Kalbini bir umut bağlar Kaybettiğin güzel ise Senin için değerliyse Aramaktan korkma Bulursun belki. Bir gün gelse düşen dile Günden güne çöksen bile Nefesi kokan sesleri Duy onları sevgi ile Aç kulağını dinle, Duyarsın belki. Şu toprak evleri Çiçeksiz bahçeleri Anasız, babasız geceleri Sokakta yatan çocukları Seyret Görürsün belki. Geçen ömre yanmaktan Maziye dönüp bakmaktan Yorulup ağlamaktan Kaderle uğraşmaktan bıksan Bir defa olsun Gülersin belki.
  8. Gözlerinde inci, yüreğinde sancı Karanlıkta kaybolmuş, ağlıyor küçük çocuk Belki evin yokmuş senin, anan-baban yokmuş senin Kimselerin yokmuş senin, belki seni hor görmüşler Ne olursa olsun, olsun, ne olursa olsun Zaman akıp gidecek, günler gelip geçecek Belki bir gün gelecek, teselliyi bulacaksın küçük çocuk. Gözlerinde inci, yüreğinde sancı Karanlıkta kaybolmuş, ağlıyor küçük çocuk Türlü türlü derdin varmış, dertler seni senden çalmış Hakkın olan üç kuruşu, o yabancı eller almış Ne olursa olsun, olsun, ne olursa olsun Zaman akıp gidecek, günler gelip geçecek Belki bir gün gelecek, teselliyi bulacaksın küçük çocuk.
  9. Köy köy dolaşır saz çalar söylerdi Onun adına Sarı Kız derlerdi Ahmet adında yaşlı bir babası Vardı iki atı, bir arabası Gençti, güzel, mavi gözleri çapkın Yaş yirmi dört olmalı derdi barkın Saz çalarken can verir ömürlere Şurup gibi akardı gönüllere Dinleyenler mest olur ah çekerler Biçareler, mecnunlar of çekerler Sıra oynak türkülere gelince Tellere daha bir kıvrak vurunca Neşelenen, keyiflenen çok olur Gam dağılır, keder gider yok olur. * * * Günlerden bir gün yolu ora düştü Aşkı tatmamış gönlü zora düştü Ani çarpıldı sevdi ferman olmaz Tozlu yollar derdine derman olmaz Sık sık gelir oldu Alpat Köyü?ne Saz biter inerdi dere boyuna Dalar gider gözleri uzaklara Bir bir selam verir hatıralara Bir gün sevdiği adamla tanıştı Birlikte gezerken ona alıştı Onu pek çok sevdiğini söyledi Ama sevdiği bundan hoşlanmadı Genç adam bu aşka kayıtsız kaldı Bana ne diyerek görmezden geldi Yıllar önce çok sevmiş evlenmişti Fakat sevdiğinden terkedilmişti Uzun zaman üzülmüş, dert çekmişti Bir daha mı diyerek and içmişti. Bir gün sevdiği adam köyden gitti Ondan ayrı kalmak acıya itti Dağ-taş aşkını ararken saz çalmış Görelim Sarı Kız neler söylemiş. * * * Çağıl çağıl akan sular akmasın Bölük pörçük esen rüzgar esmesin Gökte kanat çırpan kuşlar uçmasın Eğer sevdiğime varamaz isem Onu kollarıma saramaz isem Dur-durak bilmeden Sarı Kız ağlar Kavuşmak tutkusu kalbini dağlar Yüceden akar su ovada çağlar İsterim ben de biraz mutlu olmak İsterim sevgiden payımı almak Sarı Kız haykırır sesi duy artık Al kalemi ele cevap yaz artık Onun senden gayrı nesi var artık Yaralı gönlümü al geri verme Sahip çık gözyaşıma geri verme.
  10. Bir yaşlı kadın vardı Gece, gündüz ağlardı Gözyaşları durmadan Çağlayan bir pınardı. Ev dediğin tek oda Yaşanır mı burada? Sabah, akşam hep çorba Dertler bekler sırada. Bir gün bir adam geldi Kadına selam verdi ? Satın aldım burayı Boşalt odayı ? dedi. ? Vay benim dertli başım Hiç dinmedi gözyaşım Nerelere giderim Yok bir dikili taşım. ? ? Bugün var yarın yoksun Kalacak yerin olsun Karşıdaki arsaya Yatağını kurarsın. ? ? Aman oğlum olur mu? Düşene vurulur mu? Etmeyin, eylemeyin Sokakta yatılır mı? ? Gün döndü, yarın oldu Odasından taşındı Geceleri arkadaş Ay ile yıldız oldu.
  11. Gece soğuk ve sessiz Ben yalnız ve sensiz Çile çekmekle bitmez Hayat yaşanmaz oldu Birlikte olduğumuz o mesut günleri Şimdi birer birer hatırlıyorum Gözlerinin rengini, ıslak dudaklarını Sevgim ile dolup taşan bakışlarını Tebessüm eksik olmazdı yüzünden Mutluluk okunurdu gözlerinden O kadar çok neşeliydin, o kadar çok tatlıydın Neşeli halin nerede şimdi, sen neredesin? Hasret kaldım anılara, sevmeye, sevilmeye Mümkün olsa seninle olsam böyle olmazdım Acılarla, kederlerle beraber yalnız kalmazdım Gönül inleyerek perişan olur Şu titreyen ellerle, yaşlı gözlerle Geleceksin diye bir gün seni beklerim.
  12. Seninle ben, Ne kadar güzel günler yaşamıştık birlikte Bilirdik ki bugünlerin yarınları olmayacak Birkaç haftalık tatilde dostça bir arkadaşlık Mehtaplı gecelerde, ağaçların altında Yalnızlığın kollarında sohbet ederdik Zenginlikten, yoksulluktan, mutluluktan, mutsuzluktan Servetten, sefaletten uzun uzun konuşmuştuk Belki de çaresini bulmuştuk Şimdi burada bizim yollarımız ayrılıyor Sen yoluna ben yoluma Aramızda derya, deniz, yüce dağlar olsa ne olur Unuturum sanma sakın ismin kalbimde yazılı Güle güle dert ortağım, güle güle arkadaşım Belki bir gün bir yerlerde karşılaşırız seninle Eski günleri anarız gelecekten bahsederiz Güle güle dert ortağım, güle güle arkadaşım.
  13. Yıldızlar gökyüzünün tavanına asılmış Ansızın yanıp sönen birer mum ışığı Ağaçlar toprağın kara bağrından fırlamış Zamansız rüzgarlarla sallatırlar beşiği Doyumsuz aşkınla aylar var ki kalbimdesin Seni ne kadar çok sevdiğimi bilmelisin Boş sözlere aldırma eller ne derse desin Seven kalpler yaşatacak aşklarla aşığı Bir tek sen varsın benim için özlem doluyum Beklentim son bulsun artık bana gel bebeğim Öyle büyük olsun ki aşkın hayret edeyim Aşkın yanında sönük kalsın güneş ışığı.