Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

simpsonsoner

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

simpsonsoner tarafından gönderilen her şey

  1. Önce bir yağmur bir yağmur iki gözüm... Önce ıpıslak iki kuş! Sonra yıkılmış evrenler geçti vitrinlerden, Sonra insanlar iki gözüm! İnsanlar, Kahrolmuş!... Islak senaryolar üstüne ta iç boşluktan, Boyut boyut yalnızlıklar ağıyordu... Öksüz anılar üstüne iki gözüm! Kırık ikindiler üstüne, Kuşkulu bir yağmur yağıyordu... İkişer üçer yitiriyordum seni kavşaklarda, Yollar ayak bileklerime dolanıyordu hep, Taş taş çöküyordu en kutsal yapılar... Yüzler karanlıktı iki gözüm! Düşünceler dar, Bir geçit bulamıyordum sana, Ellerim yordamlarını yitirmişti üstelik, Hep yabancıydı çaldığım kapılar!... Oysa ki, son çağrımdı bu ta can köşemden! Oysa yürek yürek son yeşermemdi, Çağ çağ, kanat kanat, sevgi, ışık, nur... Ah sonra o yağmur iki gözüm! Ah sonra o, Yağmur!... Şimdi, En kırık vaktidir uzak inbatların... Öykümüzün en yaralı yerinden, Damlar yüreğime ılık bir sızı! Sonra birden duyar gibi olurum, Hoyrat yağmurlar altında, Martı çığlıklarına karışıp giden Çocuksu şarkımızı...
  2. Bir yar sevdim, etekleri yeldirme, Yeldirir sallanı sallanı kafir... Sakın dedim, kimselere bildirme! Bildirir sallanı sallanı kafir... Ağına düşmüşüm artık çarnaçar, Ben ondan kaçamam, o benden kaçar. Ağlasam, çapkınca karşıma geçer, Güldürür, sallanı sallanı kafir... Hesabı, kitabı şaşırdım çoktan... Bu bir işve değil, beladır haktan! Aklıma düştü mü gece yataktan Kaldırır, sallanı sallanı kafir... O çeşmeye gelir, sabrım son hadde. Cilve kitabına girmez bu madde! Bir küçük testiyi yarım saatte Doldurur, sallanı sallanı kafir... Sıtkı'm olan olmuş bize alemde, Aşığa kurtuluş yoktur bu demde. Görmesem ölürüm, fakat görsem de, Öldürür, sallanı sallanı kafir!..
  3. Aklım kıl üstünde Korkma Seni daha iyi anlıyorum Diken üstünde yüreğim Dokunma Daha çok seviyorum
  4. Bir ulu çınarın Ayrı iki dalı gibiyiz Sen bir dalı Dalların en körpesi Göklere yıldızlara yakın Doruktasın Dilersen Portakal rengine boyanır bulutlar Akşamları hâyal içindesin Samanyolundasın geceleri Seyran edersin Ben öteki dalı Çınarın gövdesine yakın Eğilmişim Kara toprak kemend atmış boynuma çeker Ben çekerim Ecel teri döktürür Her düşen yaprak Gayrı yalnızlıktan Böcek seslerinden usandım Bakma aradaki dallara Son gücümle biraz ben doğrulayım Biraz sen eğil
  5. Bir yanım deniz Bir yanım orman Almış başımı gidiyorum Zeytinlerden bir zeytin Kulağıma eğildi Bahçemizden geçerken Hüzünlenmek yasak dedi Güldüm de geçtim
  6. Güler yüzünü evinde bıraktı Taktı çatık kaşlarını Ciddi Destur dedi Yola düzüldü çelebi Akşam üzeri Besmeleyle girdi Meyhanesinden içeri Peçeteler sakız beyazı İnce belli Tonbul kadehler Yerli yerinde Mum gibi Ayakta buldu garsonlarını İlk müşteri Şair Cahit Sıtkı Cam dibinde Düşünür boşyere geçtiğini Otuz beş yılın Tülden seyreder caddeyi İnsanlar geçer önünden Düşünceli Umudu gelecek günlerde şairin Ağır beste fıstıki makam Geçti tezgahın başına Bizim çelebi Ciddi Baş köşeye Büstün altına Kendi eliyle taktı ?Errızkı Taalâllah? levhasını Sonra iki tek attı kaçamak Ben levhaya bakarken Ciddi Yüzü güler gibiydi
  7. Nafile hanımı tanırsınız Çorbası tuzsuz Sohbeti tatsız Birini sever Aşksız
  8. Ben bir kurşun kalemim İçim dışım kadar katı değil Değnek gibi yontuyorsunuz beni Ben bir ince kalemim Elinize uymuyor köşelerim Bozuk düzen yazıyorum Ben bir kırık kalemim Kırıla kırıla tükeniyorum Bitmeden diyeceklerim
  9. Bir elim soğukta File taşırken Boş elimi cebime Sokamam gönül
  10. Son günlerde Sıkça düşer oldu yolumuz Bir bir göçüp gider Can dostlarımız Şükür bizlere Gene döner geliriz
  11. Bir gün gelecek Seni düşünürken bu şehirde Ölümden evvel beni Arzular tüketecek
  12. Erzeli ömre varmadan Torun torbaya rezil olmadan İyi adamın gitme vaktidir Dedik, Göçüp geldik dostlar Merhaba
  13. Güzelliğin geçecek Unutmayasın Bir sevildiğin kalacak yanına Yağmurlu geceleri hatırla Gelmeyesi o gün Bir şarkı söyleyesin içinden Aynalara bakmayasın Bu şiir senin için yazıldı Bilesin
  14. Biri mapushanede yatar Hürriyet Burnunda tüter Hatırlanmak Aranmak ister Biri hastanede yatar Medet umar ölümden Şifa bekler Kanaryam Gözüm kadar sevdiğim Kafeste öter Uzanamaz Hiç birini kurtaramaz Çaresiz şiir yazar Kırılası elim
  15. Bir seni sevdiğimi bilesin İki Beni sevesin Üç Hiç Bir iki Üç hiç Bir ki üç hiç
  16. Olan oldu denize Mavisini uçurdular Araki bulasın Yelken beyazını Vapur dumanını
  17. Zaman dedikleri Düşman gibi ilerliyor torunum Göz açıp kapayınca Sen yedi yaşına basarsın Ben su içinde yetmişi omuzlarım Zaman düşman gibi ilerlesin Çıkıp gideriz kırlara Ben karınca şiiri yazarım Zeytin ağaçlarına Sen resimler yaparsın Kağıt fenerli, çingene pembeli resimler Güle oynaya asarız yıldızlara Zaman düşman gibi ilerlesin Hiç aklından çıkarma Yarınlar bizim Güzelim
  18. Bir deli ruzigâr esmiş Kapmış yabanın dağından bir tohum Şuracığa savurmuş Ayağı toprağa değmiş ya Cılız otu itmiş bir yana Bir güzel yer etmiş kendine Oh demiş Kodunsa bul yerinde Bir fidan boy atmış Besbelli Deli tohumun Şimdi sofralar kurulur Gölgesinde sevişip durulur Dayanmış dayanmış da Sonunda karışmış insanoğluna Fıkralar öğrenmiş açık saçık Tek gönlü olsun anlatsın Şaşarsın Bir vurdum duymaz olmuş Ağaçtan ummazsın Yalnızdım En güzel şiirimi okudum Yaprağı kıpırdamadı arsızın
  19. Kuru soğanı kırdı Acı Gözleri yaşardı Kırdı dizini oturdu Kuru kuru ağladı
  20. Dönsek mi bu aşkın şafağından Gitsek mi ekaalim-i leyale? Bizden daha evvel erişenler Ağlar bugün evvelki hayale.. Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek Düştüyse gönüller bu melaşe? Bir eldir ufuklardan uzanmış Zulmet bizi çekmekte visale..
  21. Yarin dudağından getirilmiş Bir katre alevdir bu karanfil, Ruhum acısından bunu bildi. Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer Kızgın kokusundan kelebekler, Gönlüm ona pervane kesildi. *** Ateş gibi bir nehir akıyordu Ruhumla o ruhun arasından Bahsetti derinden ona halim Aşkın bu unutulmaz yarasından. Vurdukça bu nehrin ona aksi Kaçtım o bakıştan, o dudaktan Baktım ona sessizce uzaktan Vurdukça bu aşkın ona aşkı...
  22. Yorgun gözümün halkalarında Güller gibi fecr oldu numayan, Güller gibi... sonsuz, iri güller Güller ki kamıştan daha nalan; Gün doğdu yazık arkalarında! Altın kulelerden yine kuşlar Tekrarını ömrün eder ilan. Kuşlar mıdır onlar ki her akşam Alemlerimizden sefer eyler? Akşam, yine akşam, yine akşam Bir sırma kemerdir suya baksam; Üstümde sema kavs-i mutalsam! Akşam, yine akşam, yine akşam Göllerde bu dem bir kamış olsam!
  23. Canan gülüyor eski yerinde Canan ki gündüzleri gelmez Akşam görünür havuz üzerinde, Mehtap kemer taze belinde Üstünde sema gizli bir örtü Yıldızlar onun gülüdür elinde...
  24. Durgun havuzları işlesin bırak Yaprakların güneş ve ölüm rengi, Sen kalbini dinle,ufuklara bak. Düşünme mevsimi inleten rengi Elemdir mest etsin ruhunu yeter Eser rüzgarların durgun ahengi. Yan yana sessizce mevsimle keder Hicrana aldanmış kalbimde gezin Esen rüzgarlara sen kendini ver.
  25. Ne içindeyim zamanın Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında, Bir garip rüya rengiyle Uyumuş gibi her şekil, Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil. Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen; Içim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş; Koku bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim, Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim