simpsonsoner tarafından gönderilen her şey
-
KÜÇÜK KIZIN TÜRKÜSÜ
Küçük, küçücük bir kızken Unutacak mısın yüreğim Bir kurdele bir pabuç yüzünden Unutacak mısın yüreğim Şimdi de onulmaz korkundur Evde ekmeğin tükenmesi Un biter, ekmek biter, gelsin ödünçler Unutacak mısın yüreğim Başın dönerdi sabahları Her atılan bomba bir parça Yiyecek alır giderdi İkinci Dünya Savaşı sırtından geçti Unutacam mısın yüreğim Birçokları kahraman oldular Büyük oldu adları Kara binitleri sırtından geçti Unutacak mısın yüreğim Şimdi çocukları doyurup giydirdikçe Parklara, çarşılara götürdüğünde Kendini, kendi çocukluğunu Unutacak mısın yüreğim Dünya uçurtmayla balonken Kırmızı ve mavi tayfın bütün renkleri Sana zehir zindan edenleri Bağışlayacak mısın Sen, senin adına bağışlayabilirsin O zaman Ottan ve açlıktan ve bilcümle haşereden Cümle dertten hastalıktan Ölenler ve kalanlar seni bağışlamayacaklar Duyuyor musun yüreğim Unutma sakın unutma Bağışlama sakın Sakın düşmanını sevme, sakın susma Bekle büyük kavgayı bekle Anlıyor musun yüreğim.
-
KIŞ
Kış geldi. Ocağı yaktık ay Yarim ceviz yaprak döktü. dere bulanık savuşturdum kara atlı ölümü Pancar bastık tencereye suyunan "Üfle. durma doluştuk. kirliyiz. kötüyüz üfle. ne kadar Cehennem olsa o kadar iyidir üfle. Tanrı bıçağa mı benzer girebiye mi? üfle kör ağzıyla. bir ağzı keskindir" Dün ağladık gelininen, yorulduk Vurdular Ahmedalimi ormanda giyme dedim Yenilerin kan olur Vurdular Ahmedalimi ormanda "Sus ne kadar kırılsak o kadar iyidir sus. Cennet. sus muştu. Kutsal Kitap getir almaya başladıydık o uğursuzişareti sessiz donuk Ambarımızdan" "Yastığına Memedalim yakışır gömdük bir iyice Eceliyinen urbaları osmanıma iygeldi Beşyüzü, babası Ombaşıyınan "Deli, serçe kuş mu, hamsi balık mı, biz adam mıyız, Deli ağlama. Sular mı bassın gömütlerimizi ölüleri rahat bırakmalı. Memedalim gitsin pazar pazen alsın.ışlaklı iskarpin sana" sabah oldu. gelin gelin yok gelin kaçırdılar. varıp gidem yalvaram Ağam Selim, Beyim Selim geri ver almaya gücümüz yetmez bir daha
-
İLK YAZ
Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı Bakıp kapatıyorlar Geceye giriyor türküler ve ince şeyler "Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz Sisin dere ağızlarından sokulup akşamları Fındıklarımızı basıyor Neyleriz kararan tomurcukları Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz Tecimenlere yalvarıyoruz : Bir "Hotel" bir gizli evlenme az çiziniz Bir banka az çiziniz bir yalvarma Bizden size ve sizden dışardakilere Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye -Evet efendim- Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye Bizler gidiyoruz yatağımız Tanrıya emanet Yazların motorlu çingeneleri Ah kimselerin vakti yok Durup ince şeyler, anlamaya Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş Toprağa tutku, kendinden dolayı Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde -Bilmiyoruz neden kavga. Sonra kasabamızın cezaevinde Silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz Günlerimizi iterek genişletiyoruz Yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye Bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye Durup ince şeyleri anlama Kimselerin vakti olmasa da Okulların kadın öğretmencikleri Tatil günlerini çoğaltsalar da Kutsal nemiz varsa onun adına Gözlerimiz için bağlar dokusalar da Birikimler ve çizgiler gitgide gitgide Açmaya ilkyaz çiçekleri Bir gün birileri öte geçelerden Islık çalarlar, yanıt veririz"
-
GÜZ
"Güz geldi. Gözlerim karmakarışık. Körüm ben Güz geldi. Bunu saçlarımın döküldüğünden. derler ki yaylada doğmuşum, denizin ardında iniştir, yokuştur, geçer dizlerimden." Gazel düştü Derelere ay Yarim Kavga bitti. silahını duvara as başladı Ocağın krallığı, Ormana git baltanı al köşeden, Çocuklarımızı öp. "Uçurtma salıvermiş göğe aşağıdakiler, havasıdır." Çocuklar aşağıdakileri okuyor. ben körüm ne güzel kokuyor Gazeteleri Kitapları insem bir koklasam kendileri nasıl" ben burda bağlıyımay Yarim Körüm ve yaşlıyım otuz yaşında Çocukları al, in aşağıya dileğimdir, onlar görsünler "Güz geldi, açıksın Yarim Yarim ben neyse. ben körüm. Dereden öteyi bilmedim ama bilirim bir koca yaz çabaladığımız Patatesin sana bir parça şayak etmediğini" Sor bakalım, adam diye Kaydımız var mı? ben körüm, biz eski, Çocukları yazdır Patatesi alıcıya götür ver yirmi beşe eşeğine bin türkü söyle dönüşte dünyalık şeylere dünyanın parası gerek Oysa topraktan çıkardın yirmi beş liracık Kefenimizi al. sabunu lifini unutma bir cennet ayırt Hoca parasıyla birlikte "Bu güz öleceğim. bütün işlerimi bitirdim Derede yıkandım, cevize tırmandım. kuş ürküttüm Kaçırdılar on iki Çocuk doğurdum. bekledim gözlerim Oğlan everdim. kız yetirdim. otuzuma vardım" "Ağlama kız, deme incirim Yar Yar ben ağlamam dağlar taşlar ağlasın Körüm, çelimsizim, göğnüğüm, hastayım. sebebolanları nerde bulayım adamdan içerli kuşlar ağlasın
-
ÇAĞRI
Evler büyük dedikçe büyük Ben insanların en garibi Uzağı ilk defa kavradım Görür yahut dokunur gibi Eski bir saçakta kuşlarla Yele yağmura karşı oturdum İç içe daireler çiziyor İçine adımı yazıyorum Gün uzun türküsünü bitirdi Karlı dallara yürüdü karanlık Yalnızlık çekilmez bu vakit Delirdi denizde yosun çayda balık Gel artık
-
SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ
Söyle sevda içinde türkümüzü Aç bembeyaz bir yelken Neden herkes güzel olmaz Yaşamak bu kadar güzelken? İnsan, dallarla, budaklarla bir Aynı maviliklerden geçmiştir. İnsan nasıl ölebilir, Yaşamak bu kadar güzelken?
-
HAYVANLARIN PADİŞAHI GECEDİR
Hayvanların padişahı gecedir, Simsiyah tüylü gece. Dişi bir hayvan gibi bana cesaret verir, Yarimi düşündükçe. Yol açar, muhteşem efsanelere, Rüya içinde kan, Vahşi hatıralar hücum eder, Çırılçıplak, dağlarından. Doldurmuşuz, kurtlar, kuşlar, Bir muhabbet deminde, sazlığı, Aşk ve lezzet üzre parlıyor. Dişlerimin beyazlığı
-
MUSTAFA KEMAL
O su ateş rüzgar Parıl parıl yeryüzünce O hak Dalgalanır Hindistan'dan Roma'dan Konfüçyüs'ten beri Aristo'dan beri O bayrak Güzelliğin kişiliğin sevginin Sınırlarında O inanmak Öyle ulu ki öyle kahraman ki Vardığınızı sanırsınız O uzak
-
DENİZ FENERİ
Uzanmış koca burun açık denize doğru, Lacivert ve gri gecenin değerinde. Karanlıkla başlar bir dünya sevgisi, Deniz feneri parlar, Talihe aldırmadan kayalar üzerinde. Bulutlar birleşir alaca düzlüklerde, Çöker uzak limanlardan bir sis. Bir sıkıntı başlar karanlığında kaderin, Bildirir, yanınca yanınca, Ömrün neresindesiniz, aşkın neresindesiniz? Yüreğin mi daralıyor, yıldız ışığında, Bırak anılar gitsin biraz daha geri. Ruhu götürmeden vakit yürüyebilir, Düşün nasıl durmuş sabırla yüzlerce yıl, Hep bu benekte bu deniz feneri. Bak deniz savaşlarına, yaşlı korsanlara, Uçan dalgalara, uyuyan rüzgara bakmış, Bir tek göz kadar kara ve mavi, Enginle boş, Kısmetsiz balıkçılara bakmış. Saçlarında tuz kokan, ölü kokan bir serinlik, Yüzünde bir fırtına tadı. Durursun yorgun, umutsuz, Birden bir daha yanıp söner, sevinçle titrersin, Bir şey, belki de yaşaman uzadı. Yaslıdır dulların ölçülmez özleminde, Güçlüdür kocaman geceleri taşır. Delidir, konuşmaz, uyumaz, Sonrasızlığın iyiliğini bekler, kötü günlerden, Akıllıdır. Sarhoş gemilerimiz sallanır sallanır, Gömülmüş kasırgaların uykusuyla belli, Kayalar mezarlara benzer enginlerden, Duyulur sudan göğe kadar, "Ölüsü kandilli." Vakit yok olur, zamandan boşalır varlık, Düşmez burçlardan haber. Bir uğursuzlukla ağır ve yorgun, Bütün insanlar bitti sanırsınız, Deniz feneri gülümser.
-
AKDENIZ ŞİİRLERİ
AKDENİZ ŞİİRLERİ Sen Deniz Gök, Bir an dursanız uykuda Büyür bir yosun geceye karşı. Tedirgin olur ölüler Bir an yaşlansanız karanlığa, Sen Deniz Gök. --------------------- Dalarım engine Ki yaşadığım Anıladığımdır. Roma'yla Kartaca'nın arasında Yüzer, sevgi sevgi İstanbul. Böler bir kuş düşüncemi ikiye Maviden Yarıda kalır içki. --------------------- Dersin ki Ellerimize değecek Yıldızlar Büyüyecek büyüyecek de. Dersin ki Bir aydınlığı var Sevgililer için, Karanlık sessiz de. Dersin ki Uyuyamıyorum Yalnızız Gece, mavi de. --------------------- Sessizdi yeryüzü Yeryüzünde biricik Akdeniz vardı Akdenizde Yalnız ikimiz. Beni seviyor musun dedim, Yumdu gözlerini uzaklığa, Tam sorulacak an, diye gülümsedi, Tam sorulacak yer. --------------------- Bir kocaman yeşil bir kocaman boz Yellerde Çarpar birbirine çarpar enginlere dek. Dalgaların ucunda yıldızların ucu Her köpük bir fırtına Her köpük bir evren. Şu deniz şu gök gizlenebilir Seni sevdiğim Gizlenemez. --------------------- Havaya da yalıma da ağaca da benzer ama En çok suya benzer Sevgimiz. Morluğun acısı var sonu yok Karışır yaşamımıza Kendiliğinden. Herkes ölünce toprak olurmuş Hayır hayır Bizim su olacağımız besbelli. --------------------- Akdeniz enginlerde kararmaktadır Ama Ben Öyle maviyim ki. Akdeniz bir gitmişlikle eski, uzak, Ama Ben Sahibi gibiyim yıldızların. Akdeniz seni bir daha yaratamaz Ama Ben Seni bir daha sevebilirim. --------------------- Deli gibi bir gürültü, ansızın, Yırtılırcasına yarılır sessizlik, Düşünür Akdeniz. İşte uçaklar geçer havalarından Kalır mavilik üstünde apak izleri, Akdeniz anlar ve sever. --------------------- Denizdir, Her akşam üstü Bütün düşüncelerde Gelip gider. 7nin le Acısı Uzunluğu Aksi. Ve gece yarısıdır bu masmavi şey, Senin Uzaklarda Unuttuğun sessizlik. --------------------- Duymuştun Bu türküyü Çok eskiden de. Bu türküyle anılarsın yelden Yeşilden Kadırgaların dibindeki sessiz yosunları. Bu Akdeniz dalgalarında bu türküde sen Varsın ışıl ışıl Ve yoksun biraz. --------------------- İyice düşün bu bütün yaşamamızdır.
-
DAYAK
İster misin ellerimizi birleştirelim, Sen iki vur, ben iki daha, Çalmış mı, Emmiş mi alın terini ulusunun, Sen dört vur, ben dört daha. Gemi seçmeye mi gitmiş 20 kişi, çay bulmaya mı yollanmış 30 kişi, Dışbakan olmuş da yüzde mi almış. - Saçı bitmedik çocuklarım aç iken kerpiç köylerde, Bebek kızlarım gecelerce aklığını satarken- Sen yedi vur, ben yedi daha. Ha, ister misin ellerimizi birleştirelim, Değeri 8 iken, 208'e mi vermiş bir tabak fasulyayı, Dilekçeni görür görmez deve boynunu sallamış, 500 mü koparmış senden, Saylav seçilmiş de geleceğine yatırım mı yapmış, devrimi çiğneyerek, Sen dokuz vur, ben dokuz daha.
-
DAVET
Namaza gidiyorum, alay dizilmiş, İhtişamımla uzuyor yollar. Bazen davet eder kölelerim hayata vücudumu: "Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var..." Vakti altın gibi serpiyorum, Kapışıyor, genç, ihtiyar. Suların ve kuşların sesleri yanım sıra: "Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var..." Ben ki kıtalar keşfetmişim, nesillerden, Ben ki cihan kadar. Gündüzün bittiği yerler karanlık: "Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var..."
-
DAL
Dağ uzanı gökyüzüne, Ölüler karanlığa uzanı. Nerelerden nerelere varır yaşamak, Acıdan, iğde sarılığından, düşünüden uzanı. Sever misin, öpüler ardı boş, İşte bıraktığı güzelin, bir çirkin uzanı. Yankılar, gezegenlerden ağrı gelip gider, Başı kopmuş gök mamurlarından bir uzanı. Uzandığımız, belki de bu gece, belki de bu yatakta En bilinmeze uzanı.
-
DAHA US
Taş atar aylara günlere gezegenlerden o, Avuçlarında en bağnaz inanış, soyunuk. Ver sen bir ölçek, bir ölçek daha, bin yıl ötesinden, Aç gömüleri Dara'nın soyunuk. Emmez ki bebe, dolmaz ki bebenin annesi, Nice emse emdirse, anlam soyunuk. Bir kurt ulumaz, ama kılları delice büyür, Bakımsız ormanlara, mağaralara, soyunuk. Yetmiyor, yetmiyor bana bu yeryüzü yalnızlığı, Burda bütün sevdiklerim soyunuk.
-
AF AKŞAMI
Af buyruğuyla açılmıştı hapishane kapısı Taşıyordu koca burunlar tıraşlı esneler kara çeneler Dizleri eğri omuzları çarpılmış sırtlar çıkık dökülüyordu Vakitlere kapanmış büyük karanlıklardan Taşıyordu vay dökülüyordu vay Yırtık pis bitli çirkin Sokağı dolduruyordu terli can uğultusu Geçiriyordu avucunu şaşkınlıkla saçından saçından 9 yıl yatmış Kolunda anası kucağında yavrusu Doldurmuştu kapının önünü kalabalık Kimi ta dağ köylerinden koşmuş Kimi ta denizlerden Bir özlem sarmış bağrı ölümden yüce Sevgiyle arıyorlar parçalarını Heybelerinde ekmek destilerinde su Bir türlü inanamıyordu sokaklara sokaklara 20 yıl yatmış Gönüllere sığmaz olmuş kavuşmak duygusu Öyle sarılır ki geçmişe Erir göğsü göğsünde tutuklunun Pişmanlık kavaklar tarlalar davarlar için Pişmanlık gemilere düğünlere ırmaklara Pişmanlık beşiklerden kağnılardan sessiz Yerce gökçe değil insan dolusu Çılgınca kucaklıyordu hepimizi hepimizi 5 buçuk yıl yatmış Taşar içerde kalanların sorusu Çubuk demirler arkasından maviliğe Hem esenliğe ermiş hem yaşlı yelcek Bir yurt türküsü yeniler karanlığı Zaman yeğnik değildir yeğniktir Dön de gör ananı belleyecek Boş koğuşlar kurmuş pusu Sönük gözü aydınlıkla büyüyordu büyüyordu 8 yıl yatmış Çıkınlarda gecenin binlerce gecenin uyunmamış uykusu Bir yorgunluk çökünce yürünmüş yeryüzünden Kalabalıkta dağılır birer ikişer özgür Doğuya batıya kuzeye güneye özgür Yüreklerinde bir çığ Yaşamak sevinci vay Yaşamak korkusu İnmeli yani sıçrıyordu havaya havaya 17 yıl yatmış
-
GÖRE
Bana göre dağ Yalnızdır Uykusuzumdur Dağa göre ben Ben Dağa Göre Deliyim Dağ Bana Göre Aç Dağa göre ben Uzanamam Ulaşamaz Dağ bana göre
-
CEZAYIR TÜRKÜSÜ
Ya Allah Ya Allah derim ki Titrerim Kara sesimden Ya Allah. Ya su Akar da aydınlığın uzak anılarımdan Şırıldar yüreğimde ünlü korsanların dalgaları. Yüce sultanların kılıçları parlar yüzümde Ya su, anlıyor musun? Burası Cezayir, ya çöl, Develerin binlerce yıl taşıdığı, atalardan, Sevgi, Us, Kişiliğim ya çıngırak. Yıldızlar kötü olacakların üçgenlerinde Yok etmiş üç yönü. Yedi yönü var etmiş mutsuz kisiliğinde yıldızlar, Ama uyukluyorum işte Ya dönence, ağlamak dururken. Ya hurma, tadın yok gayrı, Nice saklasan yalnızlığı Koyu yeşilliğini büyütsen nice, Yitmiş güzelliğimiz Ya hurma, elim ayağım acı. Nasıl haykırıyor çiğnenmiş kumlar, duyuyor musun? Ya ana kalk Ya kadın yürü Ya oğul koş Bir anlamın gereken kurtuluşuna. Kurt iskeletlerince çirkindirler şimdi, Ölülerim vurulmuşlar alınlarından, Düşmüşler Akdenize doğru. Özgürlükleri kalmamış artık Al benim ölülerimi, ya gece. Ya toprak ko beni gideyim gideyim, Varmışların ardına öcül öcül. Ve küçücük ve eski ve yırtık bayraklar arasından, Ya gök Al beni.
-
ÇANAKKALE'DE ÖLÜM
Sen ölüm, Evlerde pissin ama, Dağlarda iğrençsin. Sen ölüm, Birinin adı silinir de, Adın geçer ancak. Sen ölüm, Eli tutmaz olur da, gözü görmez olur da Tutarsın, görürsün oralarda ancak. Sen ölüm, Ülkelerde kötüsün ya Ülkelerarası daha çirkinsin. Sen ölüm, Sayrılıklardan sonra gelirsin peki, Şu dev gibi, şu dipdiri gençlerle işin nedir?
-
ÇAKIRIN DESTANI'NDAN
- Vuzuh, el ve ayak halinde onu rahatsız ediyordu. Karar vermişim, öleceğim, Büyük sular arasında, korkusuz. Nur ile, uzak yazılar ile, Bir muska gibi boynumda kalacak, Bu husus. Senelerce evvel, tohumların mavi zamanından evvel, Karar vermişim, gece kuşlarının müsaadesinde, Etrafıma boş ve büyük kadehler dizeceğim. Ve seyredeceğim onları sultanlar gibi; Kurumuş ölülerin içmek hevesinde. Havadan hafif ve bazı kadınlardan daha eski, Çırılçıplak doğduğumuza dair; Cihan boyunca, şehirlerle, dağlarla devam eden, Vaktin nebatlarla sallanan güzelliği, Bir yadigarlık ki bilinir. Aklın zina olduğu yerde, Taşlar, odunlar gibi yavaş. Tarihin beyaz ve aydınlık havasından, Karar vermişim, öleceğim, Büyük hayvan iskeletleriyle sırdaş.
-
BU ELLER MİYDİ
Bu eller miydi masallar arasından Rüyalara uzattığım bu eller miydi. Arzu dolu, yaşamak dolu, Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan. Bilyaların aydınlık dünyacıkları Bu eller miydi hayatı o dünyaların. Altın bir oyun gibi eserdi Altın tüylerinden mevsimin rüzgarı. Topraktan evler yapan bu eller miydi Ki şimdi değmekte toprak olan evlere. El işi vazifelerin önünde Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi. Kaybolmuş o çizgilerden Falcının saadet dedikleri. O köylü çakısının kestiği yer Söğüt dallarından düdük yaparken... Bu eller miydi kesen mavi serçeyi Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık. Yorganın altına saklanarak Bu eller miydi sevmeyen geceyi. Ayrılmış sevgili oyuncaklardan Kırmış küçücük şişelerini. Ve her şeyden ve her şeyden sonra Bu eller miydi Allaha açılan !;
-
BİR MEMET DAHA
Topraktan mı çıktı yarı toprak bir yaratık, Gökten mi indi yarı gök bir kartal. Bir Memet daha var oldu o sıra, Tepenin doruğunda kalpağı al. Bir Memet olduğu besbelli, Saçları başakta, gözleri çiçekte. Elleri ayakları öylesin kocaman, Yüzü altı Memet'in yüzüne öylesin benzemekte. Vardı üç adımda masalcana, Ağzı duman tüten makineliye, dev. Kabzayı kavrar kavramaz bastı tetiğe Fışkırdı namludan sonsuz bir alev. Allah Allah, şaştı bütün dağlar, bütün gök, Şaştı dost düşman. Bu kimdir, bu kaçıncı Memet'tir, Ölülerde dirilerde dondu kan. Görsen efsane, görmesen efsane, Duysan efsane. Uzak mıdır bayraktan düşen, Yakın mıdır ne? Bir parıltı bir parıltı tarihten, Tanrıca dik. Yurdun ulusun kutsal gücü, Bu yedinci Memet, Memetçik.
-
ZAMAN PARILTISI
Karanlıklarda, gündüzlerin arkasındayım, Bitmiş ikinci dünya savaşı, uğursuz ve kahraman, Uzakta esir uluslar türkü söyler, Türklüğümün farkındayım. Bir soluk gelmekte karşı gezegenlerden, Vakt içinden inmektedir gölgeler. Toprak üzerinde, atmosferler üzerinde Soğuyan gecemin farkındayım. Biçimler, evlere, eşyalara rahatça sığmış, Var olmuş var olmayan. Biçimler sonsuzluğa yaklaşmış, Aklımın farkındayım. Ne ağaçlar uzanmış mevsimlerimce Ne yıldızlar gerçek, aydınlığım kadar. Aşkla kımıldayan küçücük ışıklar uçuşur içimde yön yön, Yaşadığımın farkındayım.
-
YENİLEN BÜYÜR
İşte karanlık büyümüştür, Dağ daha dağ Su daha su Yıldız daha yıldız olmuştur ötelerde. İşte karanlık büyümüştür, Ellerin Ayakların Solukların karası, Göklere, göklerin karasına karışmıştır kocaman. İşte karanlık büyümüştür, Yaralı atların kişnemeleri Geri çekilen topların gıcırtısıyla büyümüştür yusyuvarlak. Uzaklarda İzmirden çok uzaklarda İşte karanlık büyümüştür, İste gözlerini örtmüştür yenilen.
-
TENHA
Ben öleceğim, kimse seyretmesin, Güneş ve düşünceler içinde. Soyunacağım elbiselerden ve hatıralardan, Bir semalar sessizliğinde. Asude ve mahzun ellerimle, Nasibimi bir kenara bırakıp. Eski şarkılar söylerken, Dağlarda ateşler yakıp. Kimse seyretmesin, aşk ve sonsuzluk, Garip mezarlıklar -arasından gideceğim.- Kokulu sularla yıkanarak Karanlıklarda zevk edeceğim.
-
SULAR BİZDEN AKILLIDIR
Sular bizden akıllıdır, daha evvel görür akşamı, İner havadan önce, karanlığa, Büyük bir balık gibi ortadan silinir, Kaçışırken hayvanlar dağa. Sular bizden akıllıdır, memnun olur, Sadece ağaçlardan. Başka insanlardan değil, Bizi yalnız bırakan. Sular bizden akıllıdır, uyumaz, Açar maviliğe, iri gözlerini. Ve bekler bir ölüm sırrı içinde, Kendi hayatının yerini.
Jump to content