Tanrı 'nın Aynası
Uzuyor dallar, ne de güzeller
Dağları kediler kamçılar, iki patili adımlar
Sonsuza kadar bahar
Kestane dallar efsunkār
Ormanla maviye kilitli
Kadife gecede kuşlar kesildi
Sahip olmadığımız rüyalarda yağmurla gözyaşı Tanrı’nın aynası, kedili kapı
Sonsuza kadar bahar
Kestane dallar efsunkâr
Sahip olmadığımız rüyalarda yağmurla gözyaşı Tanrı’nın aynası, kedili kapı
Bir ay gibi... Donuk...
Bir çocuk gibi içine bürünmüş
Gökyüzüne baksana
Kefenim yıldızlara gömülmüş.
(Serenay Özkan,Viata)
Serenay_OZKAN tarafından · gönderildi
Gazete Fotoğrafları Üstüne I
Kara Yara
Birinci sayfada yatıyor iki sütun üstüne
iki çıplak yavrucuk,
birinci sayfada iki sütun üstüne
bir avuç kemik deri.
Delinmiş patlamış etleri.
Biri Diyarbakırlı, Erganili biri.
Kolları bacakları kargacık burgacık,
kafaları kocaman,
ağızları korkunç bir haykırışla açık,
birinci sayfada taşla ezilmiş iki kurbağacık.
İki kurbağacık
kara yaralı iki yavrum benim.
Yılda kim bilir kaç bininiz
acı suya bile doymadan gelip gidiyor...
Ve müsteşar bey :
(Kara Yaraya tutulası)
"Endişeye mahal yok," diyor.