Tanrı 'nın Aynası
Uzuyor dallar, ne de güzeller
Dağları kediler kamçılar, iki patili adımlar
Sonsuza kadar bahar
Kestane dallar efsunkār
Ormanla maviye kilitli
Kadife gecede kuşlar kesildi
Sahip olmadığımız rüyalarda yağmurla gözyaşı Tanrı’nın aynası, kedili kapı
Sonsuza kadar bahar
Kestane dallar efsunkâr
Sahip olmadığımız rüyalarda yağmurla gözyaşı Tanrı’nın aynası, kedili kapı
Bir ay gibi... Donuk...
Bir çocuk gibi içine bürünmüş
Gökyüzüne baksana
Kefenim yıldızlara gömülmüş.
(Serenay Özkan,Viata)
Serenay_OZKAN tarafından · gönderildi
O gün bu gün size özendim
Her yerde; hava, toprak, deniz.
Bir serüvendi; gökteyseniz
Çıktım, yok, yerdeyseniz indim.
İlkin, size içkiyi tattırdım:
Ömür boyunca sarhoşsunuz;
Ne açsınız artık ne susuz.
Sizsiz ben de susuz kalırdım.
Size geceyi de öğrettim
Onda düşlerle çoğaldınız;
Yaşantıda yorgun ve yalnız
Değilsiniz; sizi ürettim.
Biterdi belki bir uykuyla
Herşey ve tadından ötürü.
Gördünüz ki bundan ileri
Bir şey var çağıran tutkuyla.
Çağırdım, çağırdım, çağırdım
Bir böcek gibi titriyerek.
Koştunuz tükeninceyedek
Ha bir adım, daha bir adım...
Sizi ölümle perçinledim
Bana... ve sımsıkı ve sıcak;
Üşürdünüz ah, çırılçıplak
Ölüm döşeğinde; önledim.
Size yani günahı sundum;
Öptünüz ve güzelleştiniz.
Çirkindiniz ilkin, tek ve pis.
Irmak oldunuz; sizde yundum.
Şimdi olay, hep ya hiç gibi,
Vardan ve yoktan özge bir şey,
Sevgiden de öte bir düzey;
Olmak ya da olmamak belki.