Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
Kişisel Bakım ve Güzellik tarafından Sosyal Bilimler'de yazılan bir grup blogu
  • Konu

    19
  • Yorum

    0
  • görüntüleme

    2.396

Bu bloğa katkıda bulunanlar

Bu Blog Hakkında

Cilt, saç ve kişisel bakımına özen gösterenlere özel güzellik ipuçları, bakım önerileri ve trendler ve öneriler...

Entries in this blog

Kimimizin cildi kurudur, bazılarımızın yağlı, büyük çoğunluğumuzun karmadır. Tabii bu sıfatlar alnımızda yazmaz. Ayrıca bu cilt tipleri her zaman tek bir özellik içinde sınırlı kalmaz.

Biz bunları zorunlu olarak böyle sınıflasak da, gerçek hayatta biraz daha karmaşık, anlaşılması daha güç ciltlerle karşılaşırız. Cildimize bakmak, korumak, geliştirebilmek için onu iyi tanımalıyız. Biliyorsunuz, cilt bakım ürünleri hiç de ucuz değildir. Bu bizim zaafımız, hepimiz razı geliyoruz. Her birimiz kendi gücümüz oranında ciddi bir bütçeyi bu ürünlere ayırıyoruz. Ama doğru seçim yapmamışsak, pek yararını göremiyoruz. Üstelik faydası bir yana, bize zararlı bile olabiliyor. Cildimizin güzelleşmesini beklerken, yepyeni sorunlarla karşılaşmamıza yol açabiliyorlar. Cilt tipimiz genellikle kalıtsaldır. Buna rağmen zamanla değişebilir. Güneş, çevre kirliliği, kapalı mekanlarda yaşamak, kaloriferlerin havayı kurutması, sağlıksız beslenme, yanlış sabunlar, kalitesiz veya yanlış bakım ve makyaj ürünleri, en güzel, en normal cildin bile bozulmasına yol açabilir.

Cilt tipi zamanla değişebilir

Günlük bakım ürünlerinizi ve makyaj malzemelerinizi seçerken dikkatli olun. Cildin değişkenliğini ve hassasiyetini dikkate alın. En iyisi, ürünleri tek tek alın ve cildinize iyi gelip gelmediğine hemen karar vermeyin. En kaliteli kremleri kullandığınızı düşünürken, bir bakarsınız ki, cildiniz tepki göstermeye başlamış! Kuşkusuz bu değişimleri, tepkileri, etkileri en iyi kendiniz takip edebilirsiniz. Bugünkü yazımda, cildinizi anlamanız ve ona daha iyi bakmanız için bazı temel bilgiler vermeye çalışacağım. fondötenleri tercih edin.

Kuru Cilt

Özellikleri: Kuru ciltte yağ ve ter salgılaması son derece sınırlıdır. Böyle ciltler, yıkandıktan sonra gerilir, kolayca kızarır. Kırışmaya çok müsaittir. Özellikle göz çevresi erken yaşta kırışır. Cilt yüzeyindeki aşırı kuruluk, cildi bakterilere karşı koruyan asit mantonun dengesini bozar. Bu nedenle, kuru ciltler çok hassas olur. Kalıtımdan başka, hormonal sorunlar, özellikle menapoz ve guatr hastalığı, cildin kurumasından sorumlu olabilir. Bunların yanı sıra, güneşlenme merakı, yeteri kadar su içilmemesi, aşırı soğuk ve sıcak hava, hatalı bakım ürünleri de cildin kurumasına yol açar.

Bakımı: Uygun bir nemlendirici ve gece kremleri, kuru ciltleri rahatlatır, besler ve dengeler. Bu tip ciltlerde yüzde 15-30 oranında yağlı kremler kullanılabilir. Özellikle hayvansal ya da bitkisel yağlar içeren, mineral veya kollajen benzeri ürünler, C-E vitaminleri, Qenzim-10, östrojen, soya yağı ve yeşil çay katkılı nemlendiriciler, kuru ciltleri çok rahatlatır. Öte yandan bol su içilmesi ve sert temizleyicilerden, sabun ve şampuanlardan sakınılması gerekir. Makyaj yaparken cildinizi daha fazla kurutmamak için yağ veya su bazlı fondötenleri tercih edin.

Yağlı Cilt

Özellikleri: Hem soluk, hem de parlak görünürler. Geniş gözenekleri, siyah noktaları ve benekleri ile sivilce oluşumuna müsaittirler.

Bakımı: Yağlı ciltle baş etmek zordur. Bu konuda yapılan en büyük yanlış, yağlı ve akneli ciltleri nemsiz bırakmaktır. Oysa bu tip ciltlerin yağını dengelerken, nemini korumak çok önemlidir. Güneş ise cildinizi kurutmaktan başka işe yaramaz. Akneli dönemlerde cildinizde kalıcı lekeler bırakabilir. En iyi dostunuz sprey şeklindeki yağsız güneşten koruyuculardır. Sabun yerine temizleme losyonlarını kullanabilirsiniz. Sabunlar risklidir. Sabundan vazgeçemiyorsanız aşırıya kaçmayın, ılık su kullanın ve cildinizi izleyin. Kuruma başlarsa üründen vazgeçin. Yağsız (oil-free) ürünlerde nem çekici ve koruyucu maddeler bulunur. Yağ oranını dengeleyen (oil-control) ürünlerde ise pudra, kil veya polimer bulunur. Bunlar cildin fazla yağını emer.

Karma Cilt

Özellikleri: En sık rastlanan cilt tipi budur. Çoğu insanın cildi, karma cilde yakındır. İsminden de anlaşılacağı gibi yağlı ve kuru cildin karışımıdır. 'T' bölgesi; yani alın, burun ve çene bölgesi yağlı, göz çevresi ve yanaklar ise kurudur.

Bakımı: Karma ciltler için uygun bakım ürünlerini bulmak zordur. Dengesi çabuk bozulur. Örneğin, ağır bir nemlendirici kullanıldığında cilt hemen sivilcelenir. Tahriş edici bir temizleyici kullanılırsa, yanaklar da pullanma başlar. En doğru çözüm, yağlı ve kuru bölgeler için ayrı ürünler kullanmaktır.

Çatlaklar, cildin aşırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılması ile oluşuyor. Başlangıçta kırmızı ile mor arası bir renkte olan büyüklü, küçüklü bu çizikler zamanla sedefli beyaz bir renge dönüşüyor. En çok, karın, kalça, baldırlar ve göğüslerde görülen çatlakların oluşumuna önemli kilo değişimleri, hamilelik gibi durumlar neden oluyor. Peki, bu çatlaklar neden her hamile kadında ya da her kilo alıp-vermiş kadında görülmüyor? İşte bu konuda pek eşit değiliz. Cilt yapımız çatlakların oluşma olasılığında çok etkili; kimi ciltler diğerlerine göre daha dayanıksız olabiliyor. Örneğin, çok açık renkli ciltler çatlak oluşumuna daha yatkın.

Cilt, üst üste sıralanmış 3 katmandan oluşmaktadır: Epiderm, derm ve hipoderm. Derm, gerçek bir yorganı andırır. İçerdiği lifler sayesinde, cildin temel çatısını oluşturur. Demet şeklindeki kollajen lifleri, cildin dayanıklılığını, diriliğini ve yapısal bütünlüğünü sağlar. Daha ince olan elastin lifleri, kollajen lifleriyle birlikte gerçek bir ağ oluşturur ve cildin elastikiyetinde önemli bir rol oynar. Eğer kollajen ağları düzensizleşir ve elastik lifler koparsa, cildi sıkılaştıran tüm yapı yıkılır ve cilt, yaraya benzer çizgili bir hal alır, cilt çatlakları oluşur.

Çatlaklara engel olunabilir mi?

Çatlaklara engel olabilmek için karın, göğüs ve bacakları esnemeye alıştırmak gerekir. Çeşitli losyon ve yağlar cildin esnemesine yardımcı olabilir. Ayrıca bu bölgelere masaj yapılması kan dolaşımını hızlandıracağından çatlaklara karşı koruyucu olacaktır. Cildinizi hafifçe kızarıncaya kadar minik uyarıcı çimdiklerle yoğurabilirsiniz. Buna ek olarak masaj, soğuk sıcak su ile şok duşu ve düzenli egzersiz yapmak cilt ve kasların oksijenle beslenmesi ve hücrelerin güçlenmesi açısından önemlidir. Güçlü hücreler çatlamazlar. Ayrıca dengeli beslenmek ve bol su içmek de cildin sağlıklı bir yapıya sahip olmasında ve kendini korumasında önemli bir faktördür.

Herkeste çatlak görülür mü?

Hayır. Çünkü çatlakların oluşumunda kalıtımın da rolü vardır. Dokuları zayıf olanlarda, kilo alıp verme sırasında bu çatlaklara daha sık rastlanır. Açık tenli kişilerde de esmer olanlara kıyasla daha çok çatlama görülür. Çatlakların önlenmesinde kiloyu korumanın ve bakımın büyük etkisi vardır.

Çizgiler belirdikten sonra ne yapılabilir?

Ciltteki çatlamalara engel olan her türlü önlem, oluşan izlerin de aynı şekilde solmasına yardımcı olur. Ancak tam anlamıyla kaybolmaları imkansızdır. Özellikle hamilelik döneminde vücudun hızla büyüyen bölgelerini cilt bakım kremleriyle beslemek hem cildi dinlendirecektir, hem de çatlakların oluşmasını engellemede yardımcı olacaktır. Çatlakların oluştuğu bölgelerde cildi germeye yönelik tedavi ve bakımlar da çizgilerin belirginliğini kaybetmelerine yardımcı olur.

Korunmak için neler yapmalı?

Ne yazık ki, oluşan çatlakları yok edecek mucize bir reçete yok; kalıcılar. Ama, oluşumlarını ısrarlı bir bakımla engellemek mümkün. İşte tavsiyelerim:

* Cildinizi her gün bir kremle nemlendirin. Kremler hem çatlamaya karşı cilde gereksinim duyduğu suyu verecek, hem de cildin esneme kapasitesini artıracaktır.

* Bol, bol su için.

* A, E ve C vitaminleri yönünden zengin yiyeceklerle beslenin.

* Spor yapın.

* Kısa süreler içinde kilo alıp vermemeye çalışın.

* Hamileyseniz, kilonuzu doktorunuzun önerdiği sınırlar içinde tutmaya özen gösterin.

* Çatlakların tedavisi daha erken dönemlerde iken bir dereceye kadar mümkün olduğundan bu dönemleri kaçırmadan uzman dermatoloğunuzla görüşmeniz daha doğru olacaktır, ancak çok ileri aşamalardaki çatlaklar yani beyaz renkte ve dikey çatlakların ne yazık ki daha çok etkin bir tedavi şekilleri bulunamamıştır, mekanik dermabrazyon, kriyoterapy veya lazer tedavi sonuçları ise hala o kadar yüz güldürücü değildir, ancak bazen bir dereceye kadar bölgedeki yoğunluk ve belirginliği kaybettirelebilir. Yapılan tedavi sonuçlarının sizi hayal kırıklığına uğratmamak için tabi ki doğru kişilere baş vurmanız lazım.

Hamilelik döneminde daha sık rastlanır!

İnsan cildi çok esnektir. Ancak cilt kendi kapasitesinin üzerinde esnerse, o zaman cilt altındaki kolajen lifler yırtılır. Cilt çatlakları özellikle genç kızlarda buluğ çağında, vücutları aniden kadınsı değişimler gösterdiğinde ve aynı şekilde vücut geliştirme sporu yapan erkeklerde görülür. Cildin alt dokusunun yırtıldığı yerde kırmızı mavimsi çizgiler oluşur. Bu çizgilerin oluşmasına en uygun yer; karındır. Bu çatlakların göğüs ve bacaklarda görülme olasılığı da oldukça yüksektir. Aşırı kilo alımı bu çatlakların en önemli sebeplerindendir. Özellikle hamilelik döneminde bu tip çatlaklara daha sık rastlanır. Göğüslerde süt toplanması, göğüslerin büyümesine ve ağırlaşmasına yol açarken, göğüs kenarlarında da çatlamalar görülebilir. İlk başlarda belirgin olan bu çizgiler zaman içinde solar, gümüş beyazımsı bir renk alır. Ancak kişi eski kilosuna dönse bile bu çizgiler hiçbir zaman tam anlamıyla kaybolmaz. Hamilelik döneminde ciltte gerilme olan bölgeleri koruyucu ürünlerle nemlendirmek ve esnemeye hazırlamak çatlaklara karşı etkili bir önlem olabilir.

Hamilelik döneminde uygulayacağınız doğru bakımlar çatlakların sayısını minimalize etmenizi ve daha sonra bu konuda çok fazla çaba serf etmemenizi sağlayacaktır. Kozmetik ürünlerin doğru seçimi ve hamilelik süresince düzenli bir şekilde uygulayacağınız bu ürünler sayesinde çatlakları oluşabilecek minimal dereceye indirmek mümkün, tabi bu doğru karar ancak doğru bir fizik muayene ve cilt tipi tespit edildikten sonra yapılır.

Çatlakların tıbbi tedavilerinde hangi yöntemler uygulanıyor?

Çatlakları yüzde 100 geçirecek herhangi bir yöntemin olmaması ile birlikte en çok kullanılan yöntemler lazer ve karboksiterapi yöntemleridir, lazer için ayda bir ortalama 3-5 seanstan sonra çatlaklarda yüzde 60, yüzde 100 başarı elde edebilirken, karboksiterapi yöntemleri sayesinde ortalama 8- 10 seanslık uygulamalardan sonra hem cilt kalitesinde genel düzelme ve toparlanma ve hem çatlaklarda yine yüzde 60- yüzde 100 başarı elde edilebilir.

Yoga, binlerce yıl önce Hindistan'da ortaya çıkmış bir felsefe, bir yaşam bilimidir. Yoga sözcüğü Sanskritçe "birleştirmek veya bütünleşmek" anlamına gelir. Bu felsefeyi uygulayan kişiye de "Yogi" denir. Yoga, bedeni, zihni ve ruhu tamamen eğiten, huzur veren ve kişinin kendini tanımasını sağlayan, dünyadaki en eski kişisel gelişim metodudur.

Yoga'nın mevcudiyetine ilişkin en eski arkeolojik bulgular, M.Ö. 3000 yıllarına kadar gider. İndus vadisinde yapılan kazılarda ortaya çıkartılan bazı taş mühürlerde yoga duruşlarını gösteren figürlere rastlanmıştır.

Yoga'dan ilk kez, M.Ö. 2500 yıllarına ait kutsal yazılar olan Veda'larda bahsedilmektedir. Ancak Veda'ların son kısımlarını oluşturan Upanişad'lar Yoga öğretisinin ve Vedanta felsefesinin temellerini oluşturmaktadır. Vedanta'nın ana fikri şu şekilde belirtilir: Bir tek mutlak gerçek ve bilinç vardır; o da bütün evrenin temeli olan Brahman'dır. (Tanrı'dır)

Yoga insana kendi benliğini tanımasını, dengede tutmasını öğretir. Yaşam daha derinlemesine yaşanır. Çektiğimiz anlamsız acılar, Yoga sayesinde yerini evrensel uyuma bırakır. Yogayla uğraşan insan, kendi "özünün" farkındalığını yaşar. Ve kendini evrendeki her şeye çok daha yakın hisseder. Canlı, cansız her şeye daha derin bir sevgi duyar. Onlarla bütünleşir. Yoga, mutlu ve aydınlık bir insan olmanın yöntemidir. Yoga bir din değildir. İnsanları fiziksel, zihinsel ve ruhsal disiplin yoluyla mutluluğa, başarıya ve "aydınlanma"ya ulaştırmayı amaçlayan bir felsefedir.

Yoga, uzun süreli eğitim gerektiren bir yoldur. Ancak bir yol göstericinin (Yogi'nin) rehberliğinde öğrenilir. M.Ö. 3. yüzyılda yaşamış olan Patanjali, Yoga Sutra'larında, Yoga'nın 8 basamaktan oluştuğunu söyler. Bunlar:

1. Yama - Ahlaksal kurallara uymayı öğretir. Şiddeti, hırsızlığı, açgözlülüğü, kişinin kendi nefsine hakim olamayışını yasaklar.

2. Niyama - Öz disiplini öğretir. Saflığı, sadeliği ve çalışmayı hedefler.

3. Asana - Belirli pozisyonlardaki vücut egzersizleridir.

4. Pranayama - Belirli ritmlerde nefes alıp vermeyi öğretir.

5. Pratyahara - Duyguları kontrol etmeyi sağlar.

6. Dharana - Belli bir fikir üzerinde konsantre olmayı öğretir.

7. Dhayana - Meditasyon. Düşünce.

8. Samadhi - Meditasyonun ulaşacağı son hedef olup; beden ve duyular dinlenirken, aklın ve ruhun uyanık kalması. Üstün bilince erişme halidir.

Hala el sallarken adaleleriniz sallanıyor ve sarkık.. Aşırı kilolu da değilsiniz.. Kollarınızı nasıl sıkılaştırabilirsiniz?

Zayıfladıktan sonra kollarınızın sarktığını gördünüz ve sıkı adalelere sahip olmak için ağırlık kaldırmaya başladınız. Ancak size göre faydası yok.. Hala el sallarken adaleleriniz sallanıyor ve sarkık.. Aşırı kilolu da değilsiniz.. Kollarınızı nasıl sıkılaştırabilirsiniz? Zayıf olsanız bile vücudunuzdaki yağların büyük bir bölümü kollarınızda toplanmış olabilir ve bu sebeple kollarınızda bir esneklik olabilir. Bu bölge için sadece diyet yapmanız yeterli değil. Sıkı kollarınız için kuvvet gerektiren ağırlık kaldırma gibi egzersizler yapmaya devam etmelisiniz. Bu bölgenizin kısa sürede sıkılaşmasını beklemeyin.. Bu biraz zaman alabilir. Bu süreçte ağırlıklarınızı giderek artırmanız gerekebilir.

Yeni annelerin kolları neden sıkı olur?

Bazı yeni annelerin kollarının etrafı oldukça sıkı görünür. Bebek doğduktan sonra anne bütün gün 3,5 - 4 kilo ağırlığındaki bebeğini kucaklar. Çocuk büyüdükçe annelerin taşıdığı ağırlıkta artar.. Bu da düzenli olarak ağırlık kaldırmayla eş düzeydedir ve annelerin kollarında kilolu olsalar bile sarkma görülmez..

Düzenli olarak ağırlık kaldırın

Diğer taraftan bazı kadınlar vücutlarına zarar vermekten korktukları için ağırlık kaldırmak istemez ancak düzenli olarak bu egzersizi yaptıklarında oldukça faydalı olduğunu göreceklerdir. Güvenli olarak ağırlık kaldırmanın yolu, hemen yüksek kilolarda ağırlık kaldırmak değildir. Her iki üç haftada bir bir kaç kilo ağırlık eklenerek egzersiz yapılmalı.. Eğer ilk seferde çok fazla ağırlık kaldırırsanız vücudunuzun tutulduğunu göreceksiniz. 5 kilodan 8 kiloya çıktığınızda, kaldırmak için çok ağır olduğunu göreceksiniz. İlk etapta ağırlığı 6-8 kez kaldırın. Üçüncü seferden sonra 12 kez kaldırma hareketleri yapabilirsiniz. Ya da her bir ağırlığa geçişte 2 veya 4 kez kaldırmayı deneyin. Kaldırdıkça ağırlığın giderek hafiflediği göreceksiniz. Kollarınız sıkılaştıktan sonra formunuzu korumaya yönelik ağırlık kaldırmaya devam edin... Eğer ağırlık eklerseniz istemediğiniz bir şekilde aşırı kaslı kollara sahip olabilirsiniz.

Düzenli egzersiz yapın

Egzersiz yaptıkça kollarınız sıkılaşmaya, kaslanmaya ve daha güçlü olmaya başlayacak.. Aşırı ağırlık kaldırma tutulmanız, çok hafif kaldırma da gelişme kaydedememenize neden olabilir. Her bir egzersiz de ağırlığı, gelişme kaydedebileceğiniz şekilde uygulamalısınız. Gergin kollara sahip olmanız haftalar değil aylar alabilir, sabırlı olmalısınız.

Selülit üç elemandan oluşur:

1-Dayanıklı hale gelmiş bölmeli bir konjonktif doku.

2-Su molekülleri ve tuz molekülleri.

3-Konjonktif doku içine hapsolmuş yağ hücreleri birikintileri.

Bu bölgesel yağ birikimi, cildin hareketliliğinin azalması ve kalınlığının artmasıyla kendini gösterir. Elle dokunulduğunda cilt pütürlü, sertleşmiş ve muntazam olmayan bir görüntü verir.

SELÜLİT TEŞHİSİNİ KENDİMİZ KOYABİLİR MİYİZ?

Cilt iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir ki tıpta buna portakal kabuğu görünümü denir.

SELÜLİT KADINLARDA HANGİ BÖLGELERE YERLEŞİR?

Uyluğun üst kısmı, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası ve üst bacaklara genelde süvari pantolonu şeklinde yerleşir.

SELÜLİT REJİMLE GEÇER Mİ?

Selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı direnç gösterir. Özel bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.

SELÜLİT AĞRILI MIDIR?

Selülit ağrılı olabilir. Ağrının şiddeti selülitin sinir liflerinin üzerine yapmış olduğu basınç derecesiyle orantılı olarak değişir.

SELÜLİT TEŞHİSİ

Termografi: Vücutta kan dolaşımının normal olduğu bölgelerde vücut ısısı da normal olur. Dolaşım bozukluğu olan yerlerde kanlanma azalacağı için, bu bölgeler vücudun normal ısısından daha soğuk olur. Selülitin oluşma nedenlerinden biri dolaşım bozukluğu olup termografi ile dolaşım bozukluğunun ve selülitin yeri de teşhis edilir.

Ekografi: Bir çeşit ultrason cihazı olup uygulandığı yerin, ayrıntılı olarak görünümünü sağlar. Selülite uygulanma amacı deri kalınlığının ve yağ tabakasının kalınlığının ölçümüdür.

Manyetik rezonans: Vücudun 3 boyutlu incelenmesi imkanını sunar. Bu sayede cilt kalınlığı, yağ tabakası ve oluşabilecek ikincil, üçüncül (tümör, yapısal bozukluklar) nedenlerin varlığının ya da yokluğunun tespitini sağlar.

SELÜLİTTEN KORUNMA

1-Kilonuzu koruyun. Günde 1500 kalori alın.

2-Çok hareket edin, örneğin jogging yapın, bisiklete binin, yüzün, jimnastik yapın.

3-Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.

4-Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, kereviz, çilek ve pilav yiyin.

5-Tuz, şeker, alkol, sigara, koyu çay, kahve, çikolata, kızartma ve undan uzak durun.

6-Derinin kanla beslenmesini teşvik edin. Örneğin masaj eldiveni ile kendi kendinize yapacağınız masajla, bir sıcak, bir soğuk duşu sorunlu yerlere tutun. Saunaya gidin.

Cilt bakım ürünlerinin doğru kullanıldığında cilde inanılmaz etkileri vardır. Temizleyici, nemlendirici veya maskeler hakkında dermatologların söyleyebileceği bazı doğrular vardır.

İçeriğindeki "mucize" madde nedeniyle tercih edip her hafta yenisini satın aldığınız ürünler cildinizi sadece tahriş edebilir ve uygun cilt bakımından uzaklaşmış olursunuz.

Günlük Cilt Bakımında;

1) Cilt tipine uygun ürünleri seçmek önemlidir.

2) Çevreden biriken kirlerin, ter yağ gibi kişisel salgılarımızın, ve dökülmekte olan ölü cilt hücrelerimizin temizlenmesi ikinci adımdır.

3) En hafif temizlemeyle bile bozulabilen cildin üst tabakasındaki doğal nemlendirme sistemlerinin nemlendiricilerle takviye edilmesi. Genel kural olarak da nemlendiricilerin yüz ve vücut halen nemliyken kullanılması vücuttaki nemi hapsetmektedir.

4) UV ışınlarının verdiği hasarı önlemek için güneşten koruyucu kullanmak

5) Normal cildin bilhassa foto yaşlanma ve hasarı için tedavi edici ürünlerin kullanılması uygundur.

Kuru Ciltlerde; Kuru ciltlerde kurutucu ve alkol içeren ürünler ciltten nemi söküp atacağı için tercih edilmemelidir.

Hassas yumuşak sabun içermeyen likit bir temizleyici sonrası gliserin , hiyalironik asit gibi ürünlerle formüle edilmiş nem kaybını azaltan nemlendiriciler kullanılmalıdır. UVA ve UVB ışınlarına karşı koruyucu SPF15 ve üstü bir ürün yıl boyunca dışarıya çıkmadan yarım saat önce açıkta kalan alanlara uygulanmalıdır.

Yağlı Cilt; Yağlı ciltlerde aşırı yağlı ürünler, hassas ciltlerde ise uygun daha az hasar verecek narin ürünler tercih edilebilir.

Yağlı ciltlere özgün yağ bağlayıcı likit veya jel şeklinde temizleyicileri tercih edin. Krem bazlı, kakao yağı, lanolin içeren sabunlardan uzak durun. Losyon şeklinde suyu çekip tutan (humectane) maddeler içeren nemlendiricileri tercih edin. Ergenlik çağındaki gençlerde görülen hormon değişiklikleri nedeniyle yağlı ve akneye yatkın cildin temizliği ve doktor tarafından önerilen ürünlerin düzenli kullanılması önemlidir.

Yağ içermeyen (oil-free) güneşten koruyucuları kullanın.

Cildinize fazla parlak diyerek, yağı kurutmak için sert sabun, alkol, fırça, kese kullanmayın. Cilt temizliğini günde 2-3 kezden fazla yapmayın.

Karma Cilt; Kozmetik olarak T bölgesi ; yüzün yağlı alanları olan yanaklar, alın burun ve çene daha fazla yağlıyken diğer alanlarda kuruluk gözlenir.

Normal karma ciltler için olan temizleme ürünleri yanaklar için nazik diğer bölgelerde daha sert etkililerdir. Yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelere uygulayacağınız nemlendirici T bölgesinde sivilceye yol açabilir.

Yağ içermeyen güneşten koruyucular kullanabilirsiniz.

Cilt Bakım Ürünlerinin İçeriklerinden Bazıları ve Güneşten Koruyucular:

Kırışıklık ve güneş hasarını önleyen en etkili ürün güneşten koruyuculardır. UVB ve UVA ışınlarına karşı koruyucu özelliği olan , güneşten koruyucu faktörü (SPF) 15 ve üzeri olan ürünler cildin yaşlı görünmesini önlemektedir . Düzenli olarak güneşten koruyucu kullanmak derin kırışıklıklar ve koyu lekelerin oluşmasını engellemektedir.

Tretinoin ve Türevleri

Güneşin zararlı etkilerinden olan yüzdeki ince kırışıklıklar, koyu lekeler veya kabalaşmaya karşı etkilidir. Cilt renginin açılmasına , yenilenmesine yardımcı olmaktadır.

AHA (Alfa Hidroksi Asitler)

Şeker kamışı, elma, üzüm ve limon gibi bitki ve meyvelerde doğal olarak bulunan asitlerdir. Cilt üzerindeki ölü hücrelerin dökülmesi ve bu sayede daha düzgün , yumuşak, renk düzensizliği olmayan yeni bir cilde kavuşulması sağlanmaktadır.

AHA aynı zamanda cildin üst tabakası altındaki bağ dokusunun daha iyi üretimini, su kaybının ve ince kırışıklıkların azalmasını sağlamaktadır.

Kaçınılması gereken içerikler

Propilen glikol veya sorbital bilhassa hassas ciltlerde tercih edilmez.

SLS (sodyum lauryl sülfat) ve SLES(sodyum lauret sülfat) gibi sürfaktanlar şampuan, dişmacunu , traş kremi, kurutemizleme deterjanları bulaşık sabununda ve birçok endüstriyel temizlik maddesinde bulunur . Etki mekanizması nedeniyle duruladığınızı zannetseniz bile uzun süre saç ve derinizde kalıp yağ , nem ve amino asitleri söker atar. Ciltte kuruluk, kabalaşma ve yeni kıl ve deri oluşumunu bozar.

İnsanların yüsde 50si yaşamlarının bir döneminde saçlarının dökülmesinden şikayet etmektedirler. Saç dökülmesinin tıp dilindeki karşılığı alopesidir. Otuzlu yaşlarda bu şikayet yüzde 30larda iken 50li yaşlarda oran yüzde 50lere yükselmektedir. Saç dökülmesi hem kadın hem de erkeklerde ciddi psiko-sosyal problemleri beraberinde getirir. Doğru tanının konması birçok hastada tedaviyi kolaylaştırmaktadır. Dermatologlar saç dökülme şikayeti olan hastayı değerlendirirken hastanın beslenme alışkanlıkları, kullanılan ilaçlar, ailesel saç dökülme hikayesi, geçirilmiş hastalıklar, saç bakım alışkanlıkları, kadınlarda hormonal durum hakkında bilgi edinirler. Saçlı derinin ve saçın muayenesi, saçların mikroskopik incelenmesi, çeşitli kan analizleri, bazen de saçlı deri biyopsileri gerçek nedenin belirlenmesi için gereklidir.

Saçın Yaşam Döngüsü Nasıldır?

Her bir saçın kendisine ait bir yaşam döngüsü vardır. Saçın yaşam döngüsü üç evreden oluşmaktadır. Saçın aktif büyüme (anajen faz) fazı 2-6 yıl sürer ve saçların yüzde 90nı bu dönemdedir. Büyüme dönemini birkaç gün süren geçiş dönemi takip eder. Bunun arkasından 2-3 ay süren dinlenme dönemi (telojen faz) başlar. Saçların yüzde 10u dinlenme dönemindedir. Dinlenme döneminin sonunda saçlar dökülür ve yeni bir büyüme dönemi başlar.

Aşırı Saç Dökülmesi Nasıl Anlaşılır?

Günlük ortalama 50-100 tel saç dökülür. Bundan daha fazla olan miktarlarda aşırı saç dökülmesinden bahsedilir. Hasta saçını eline her götürdüğünde eline saçlarının gelmesinden, sabahları yastığında saç bulmaktan şikayet eder.

Saç Dökülme Tipleri Ve Nedenleri

En sık karşılaşılan saç dökülme tiplerinden biri telojen saç dökülmesi denen, aktif dönemdeki saçların hızlı bir şekilde dinlenme dönemine geçmesi ile oluşan dökülmedir. Kişi saçını tararken, banyo sonrası alıştığından daha fazla saçın dökülmesinden şikayetçidir. Sıklıkla ani olarak başlar. Zaman içinde dökülme şiddeti azalarak 6-8 ay sürebilir. Telojen saç dökülmesinin en sık nedenleri şunlardır:

· Yüksek ateş

· Çocuk doğurmak

· Çeşitli enfeksiyon hastalıkları

· Şiddetli stres

· Büyük ameliyatlar

· Tiroid hastalıkları

· Proteinden yetersiz beslenme

· Çeşitli ilaçlar(kemoterapi ilaçları, beta bloker ve kalsiyum kanal blokerleri gibi tansiyon ilaçları, antidepresanlar, yüksek doz A vitamini gibi)

· Mevsimsel saç dökülmesi

· Demir ve çinko eksikliği

Androjenik saç dökülmesi (erkek tipi saç dökülmesi) diğer sık nedenlerden biridir. Erkeklik hormonlarının neden olduğu bu dökülme tipi hem erkek hem de kadınlarda görülür. Alın saçlı deri çizgisi geriye doğru kayar, saçlar belirgin olarak incelir. Androjenik alopesinin rastlanma sıklığı yaş ile beraber artar. Tüm erkeklerin yüzde 15inde tam kellik gelişmektedir. 30 yaşın altında bunun olma olasılığı yüzde 1 dir. Kadınlarda erkek tipi saç dökülmesinin başlama yaşı daha geç olmasına rağmen seyir çok daha hızlıdır. Androjenik alopesinin oluşmasında hormonlara aşırı hassasiyet, genetik faktörler önemli rol oynamaktadır. Stres her iki cinste de mevcut yatkınlığı arttımaktadır. Androjenik saç dökülmesi olan kadınlarda hormonal durum sorgulanmalı ve doktor tarafından gerekli görülürse hormon analizleri mutlaka yapılmalıdır.

Dermatoloji polikliniklerinde sık gördüğümüz bir dökülme şekli de Alopesia areata denilen yuvarlak alanlar halinde saçın bölgesel dökülmesidir. En sık ergenlik döneminde rastlanır. Gerçek nedeni bilinmemektedir. İmmunolojik mekanizmalarla saç büyüme dönemine girememektedir. Stres önemli bir faktör olabilir. Genellikle 18 ay içinde gerileyebilmekle beraber uzun yıllar sürebilme olasılığı da vardır. Alopecia areata bazen başka immunolojik hastalıklarla beraber olabilir(diabet,tiroid hastalıkları,vitiligo gibi). Tedaviye dirençli alaopesia areata ciddi psiko-sosyal problem yaratmaktadır.

Saçın diğer dökülme nedenleri arasında uygun olmayan saç kozmetiklerinin kullanılması, saçlı derinin mantar hastalıkları, saçlı deri ekzemaları, radyasyon tedavisi, frengi, saçların başın üzerinde gergin şekide topuz yapılması sayılabilir. Ayrıca psikiyatrik kişilik bozukluklarında görülen kişinin kendi saçlarına zarar vermesiyle karakterize trikotilomani

denilen bir saç dökülme tipi daha vardır.

Gebelik Sonrasında Neden Saçlar Dökülür?

Saç dökülmesi gebelikte görülmez. Sıklıkla doğumu takiben ortaya çıkar. Gebelik döneminde hormonal etkilerle büyüme dönemindeki saçlar artar. Doğumu takiben saçlar dinlenme dönemine geçer. 4-20 hafta içinde dökülürler. Ortalama 15 ay içinde saçların dökülmesi durur ve eski haline dönerler. Gebelik sonrasında demir eksikliğine bağlı kansızlık sıktır. Bu da saç dökülme sürecini uzatabilir. Hastaları kansızlık açısından değerlendirmek mutlaka gereklidir.

Mevsimsel Ve Strese Bağlı Saç Dökülmesi

Poliklinik hastalarında en sık gördüğümüz saç dökülme nedenlerinin arasında bunlar gelmektedir. Her ikisinde de etken ortadan kalkınca saçlar normale döner. Saç dökülmesinin olduğu dönemlerde biotin desteği iyileşmeyi çabuklaştırmaktadır.

Hiç Tedavi Edilemeyen Saç Dökülmeleri Var Mı?

Saçın tekrar geri çıkma olasılığının olmadığı, saç köklerinin tamamen hasar gördüğü saç kaybı nedenleri de vardır. Ciddi dermatolojik bazı hastalıklar, sistemik bazı hastalıklar,

deri kanserleri, kimyasal-termal yanıklar geri dönüşümsüz saç kayıplarına neden olmaktadır.

Saç Dökülmelerinde Tedavi Seçenekleri...

Neden ne olursa olsun, kısa ya da uzun süreli saç dökülmeleri insanları mutsuz etmektedir.

Günümüzde kullanılan çeşitli tedavi seçenekleri hem hastanın hem de hekimin yüzünü güldürmektedir.

Erkek tipi saç dökülmesinin tedavisinde kullanılan yeni ilaçlar vardır. Bunlardan bazıları lokal uygulanırken bazıları da ilaç olarak ağızdan alınmaktadır. Bu ilaçlar 6 ay-1 yıl kullanıldığında saç dökülmesini durdurabilmekte ve saç çıkışını arttırabilmektedir.

Bunların dışında biotin, çinko, sistein, E vitamini, bitkisel kombinasyonlar(bal kabağı ekstresi, radix, yeşil çay), su bazlı organik biyolojik silikon gibi saç hücrelerini uyarıcı destek ürünler oldukça sık kullanılmaktadır.

Dışarıdan uygulanan çok sayıda kozmetik ve bakım ürünleri mevcuttur. Dışarıdan uygulanan bu ürünler genellikle saçın kalitesini, parlaklığını arttırırlar ancak yeni saç çıkışında etkili değillerdir. Şampuan seçiminde sodyum laurly sülfate gibi tahriş edici ürünler içermeyen şampuanlar tercih edilmelidir.

Lokal ya da sistemik tedavilerin yetersiz kaldığı şartlarda saç nakli gibi cerrahi işlemler günümüzde son teknoloji ile başarılı bir şekilde yapılmaktadır.

üzelliğiniz için kozmetiğe başvurmadan önce bir de besinleri deneyin. Hem sağlıklı olun, hem de güzelleşin.

Doğru beslenmeyle hem daha sağlıklı bir vücuda sahip olmanız, hem de güzelleşmeniz mümkün.

Beslenme uzmanları, meyve ve sebze, et ve balık, hububat ve süt ürünlerinden oluşan doğal ve doğru bir karışımla vücudun daha dirençli ve daha güzel olacağını ifade ederken, güzellik faktörü olan besinleri şu şekilde sıralıyor:

Düzgün bir cilt: Her gün bir miktar ayçiçeği çekirdeği veya kabak çekirdeği yiyin. Bu çekirdekler esas halinde element olan çinko içerirler. Vücutta çinko eksikliği ise derinin daha çabuk buruşmasına yol açar. Ayrıca sabah ve akşam kivi yiyin. Bu meyvenin içerdiği C vitamini dolaşımını harekete geçirir ve bunun sonucu olarak deri daha iyi beslenir. Yumuşak bir cilt için A vitamini de önemlidir. Bu vitamin balıkyağında fazla miktarda vardır. Üç ayda bir, iki haftalık bir kür yapın.

Parlak gür saç: Haftada dört yumurta yiyin. Yumurtada saça parlaklık kazandıran bol miktarda kükürt vardır. Bol protein içeren besinler (et, balık, kümes hayvanları, peynir) salatayla birlikte yendiğinde saç gür olur. Çünkü saçın yüzde 97'si protein maddesi olan keratinden oluşuyor.

Parlak gözler: Haftada üç kere az bir miktar bitkisel yağla pişirdiğiniz havuç yiyin. Havuçtaki A ve E vitaminleri görmeyi kuvvetlendirir, gözlere parlaklık kazandırır. Kepek, çavdar ekmekleri içerdikleri selen elementinden dolayı gözleri hastalık mikroplarından korur.

Kuvvetli tırnaklar: Her gün yoğurt yiyin. Yoğurtta tırnakların oluşumu için önemli olan protein vardır. Toz jelatin de bu etkiyi fazlalaştırır. Kırılan tırnaklara karşı ceviz ve yer fıstığı yiyin. Her ikisi de tırnakları sertleştiren biotin içerir.

Sağlıklı dişler: Günde iki kere 150 gram yağsız peynir yiyin. Peynirdeki kalsiyum dişetini kuvvetlendirir, dişleri sağlamlaştırır. Ayrıca balık ve kümes hayvanları da dişlerin sağlam olması açısından önemlidir. Bunlarda dişleri sertleştiren fosfor vardır.

Gergin göğüsler: Günde iki kere öğünler arasında bir bardak ananas suyu için. Ananasın içerdiği bol miktardaki bromelain enzimi dokuları gerginleştirir. Sabahları kahvaltıdan önce bir çorba kaşığı bitkisel yağ, hücreleri zararlı maddelerden ve serbest radikallerden korur, sizi gençleştirir.

Bakım programları, terapiler ve egzersizler dışında, birkaç küçük püf noktasıyla da kusursuz bacaklara sahip olabilirsiniz. İşte, adım adım mükemmel bacaklara ulaşmanın sırrı...

Bacak bacak üstüne atmanın göze her ne kadar hoş görünsede sağlık açısından pek yararlı olduğunu söylemek zor. Çünkü bu "estetik" hareket, kan dolaşımını düzensizleştiriyor ve metabolizmanın yavaşlamasına neden oluyor. Özellikle masa başında çalışıyorsanız, bacak bacak üstüne atmak yerine, bacaklarınızı mümkün olduğunca uzatın ve gerin. Her öğünde karbonhidrat bakımından zengin tahıl ürünleri, ekmek, makarna, pilav ve meyve gibi gıdaları tüketin. Bu gıdalar sindirim sistemini düzene sokarak metobolizmanızı harekete geçirecektir.

Düzenli masaj yapın: Cildinizdeki ölü hücreleri gidermek için harcadığınız çaba ve enerjiyi vücudunuz içinde harcamalısınız. Temizleyici ve yenileyici etkisi olan peeling'in canlandırıcı etkisi vücut içinde geçerlidir. Özellikle cildin kalınlaştığı diz ve dirseklerinizi peeling ile yumuşatabilirsiniz.

Banyodan sonra özellikle sıcak suyun etkisiyle kuruyan cildinizi nemlendirmek için vücut sütü kullanmalısınız. Bacaklarınızı kremlerken ürünü topuklarınıza kadar sürmeye özen gösterin. Böylece kuruyan, çatlayan ve kalınlaşan topuklarınızı yumuşatabilirsiniz.

Özellikle sıcak yaz günlerinde sık sık duş almak için birçok nedeniniz olacak. Bunlardan biri de yüksek topuklar üzerinde şişen ve yorulan bacaklardaki gerginliği yok etmek... Duşun son üç dakikasını bacaklarınıza ayırın ve soğuk suyu doğrudan bacaklarınıza tutun. Bacaklarınızın daha zinde bir görünüm kazandığını göreceksiniz.

Hiç sigara hiçmeyin: Sigaranın en büyük sağlık düşmanı olduğu hiç kuşkusuz ki bilinen bir gerçek. Sigara birçok sağlık sorununun yanında cildin havasız kalmasına neden oluyor ve gözeneklerin de tıkanmasına yol açıyor. Sağlıklı bir yaşam için asla sigara içmeyin.

Egzersiz yapın: Yapacağınız egzersizler kan dolaşımını hızlandırarak, bacak kaslarını besler. Özellikle aerobik ya da step egzersizleriyle ya da bisiklet kullanarak bacak kaslarınızı şekillendirebilirsiniz.

Masa başında otururken de egzersiz yapabilirsiniz.

Oturduğunuz yerde popo kaslarınızı gerin ve bırakın. Bu hareketi hergün 10 kez tekrarlayarak kalça ve bacaklarınızın şekillenmesini sağlayabilirsiniz.

Bacaklarınızın iç kısımlarını sıkılaştırmak için dizlerinizin arasına bir tenis topu koyup, onu patlatacakmış gibi sıkın. Kaslarınızın çalıştığını hissedeceksiniz.

Haftada bir kez lavanta ya da kekik yağı katılarak yapılan rahatlatıcı bir banyonun, kan dolaşımını düzenleyici bir etkisi bulunuyor. Ama dikkat; banyo süresi beş dakikadan fazla olmamalı. Yoksa bacaklarınız kurur ve cilt yüzeyinde pul pul dökülmeler olur.

Dondurucuda 10 dakika beklettiğiniz kalın naylon çorapları giyerek bacaklarınıza buz terapisi uygulayabilirsiniz. Böylece bacaklarınızın eskisinden daha sıkı ve canlı bir görünüme kavuştuklarını göreceksiniz.

Banyo yaptığınız suyun sıcaklığını kontrol altına alın. Çünkü çok sıcak su özellikle bacak ve kalçalardaki ince damarların ortaya çıkmasına yol açar.

Uygun bir yere uzanın, bacaklarınız kalbin seviyesinde olsun. Örneğin, ayağınızın altına yastık koyabilirsiniz. Bacaklarınızı sırayla havaya kaldırın, elleriniz ile eksenler çizerek masaj yapın.

Tüm gün vücudumuzun yükünü çeken bacaklarınız için yapacağınız egzersizlerin yanında en etkili yöntemlerden biri de trambolin ile zıplamak. Daha çok spor salonlarında bulunan trambolin ile 10 dakika yapacağınız zıplama hareketi bacak kaslarınızı açacak ve güçlendirecektir.

İşten çıktınız, eve uğradınız. Ancak aynanın karşısında oturmak için hiç vaktiniz yok. İşte, sizi bir anda bambaşka biri haline getirecek pratik makyaj önerileri.

İyi bir makyaj zamana ihtiyaç duyar. Oyuncular ve modeller mükemmel görünmek için bu yüzden bazen saatlerini harcarlar. Ancak özel bir gecede iyi bir görünüm için size normal şartlarda yarım saat bile yeterli olur. Bazen de elinizi her zaman olduğundan daha çabuk tutmanız gerekir.

Belki mutfakta gereğinden fazla zaman geçirdiniz belki de misafirleriniz erken geldi... Sorun değil. Bu tür acil durumlarda sadece beş dakikanızı makyaja ayırmanız bile ayna karşısında mucizeler yaratmanıza yeter.

Makyaj öncesinde mutlaka pudra ya da krem fondöten kullanmalısınız. Bu, cildinize pürüzsüz bir görünüm sağlayacak ve makyajınızın uzun süre kalmasını sağlayacaktır. Fondöten satın alırken dikkat etmeniz en önemli noktalardan biri boynunuzun renginde olmasıdır, asla koyu tonda değil. (1 dakika)

Sürdüğünüz fondöteni bronzlaştırıcı bir pudrayla tazeleyin, böylece henüz solaryumdan çıkmış görüntüsü elde edeceksiniz. Özellikle elmacık kemiklerinizi altına daha görünür bir şekilde uygulama yapmalısınız. Ardından fırçayla kısaca alın, burun ve çene bölgesine küçük dokunuşlarla renk verin. Her zaman fırça ya da sünger kullanın aksi takdirde makyajınız yüzünüzde dengeli bir şekilde dağılmaz. (30 saniye)

Gözler için; kahverengi farı bir fırça, kulak çubuğu ya da parma-ğınızla gözün dış kısmına sürün ve dağıtın. Tüm göz kapağına altın tonlarında bir gölge uygulayın. Sezonun in rengi tüm göz renklerine uyum sağlar. (2 dakika)

Şimdi kirpiklere belirgin bir şekilde siyah maskara sürün, birçok ürün kullanım sırasında kirpikleri uzatma özelliğine sahip. (1 dakika)

Kahverengi göz farını bir fırça yardımıyla gözlerin üzerine yeniden uygulayın. (30 saniye)

Belirgin dudaklar için altın tonlarında, kırmızı ya da kahverengi bir ruj kullanın. (30 saniye)

Eğer biraz daha zamanınız varsa, açık ve koyu iki renk fondötenle çalışabilir, ayrıca gözlerin dış kısmına takma kirpik takabilir ya da gözlerini daha belirginleştirmek için eye-liner kullanabilirsiniz.

Bazen sadece beş dakika bile sizi bambaşka birine dönüştürebilir. Bunun için fondöten, renkli ruj ve bronz görünüm için otobronzan yeterli olacaktır.

Mutfağa sadece yemek yapmak için girmeyin. Unutmayın, güzelliğin bazı sırları da orada! Kırışıklıklar ve cilt sorunları için mutfağa girin, kendi maskenizi kendiniz hazırlayın!

Doğa ne kadar kusursuz geliyor gözümüze. Her şey bir uyum içinde, ekolojik denge mükemmel olarak işliyor. Güzellik için de ondan ilham alınması, çözüm aranması doğal elbette. Kleopatra'nın yaşadığı dönemlerden bugüne değin yüzyıllar boyunca da kadınlar bazı formülleri doğadan almış. Biz de burada bitkisel güzellik reçeteleri veriyor ve bitkilerle ve doğal ürünlerle kalıcı güzellik yaşayabilirsiniz diyoruz.

İnsan doğduğunda Allah vergisi bir güzelliğe ve pırıl pırıl pırıl bir tene sahiptir. Zaman geçtikçe bakılmayan bu ten, dış etkenlerle yavaş yavaş bozuluyor. Sonuç olarak kendine değer veren insan, bu yıpranmayı önlemek için çözümler alıyor. Uzmanların bu yöndeki yöntemlerle ilgili önerdikleri formüllere kulak kabartıyorlar. Gelişen teknolojiyle birlikte bu yöntemler çeşitlendi. Kozmetik çözümler inanılmaz derecede arttı. Kozmetik satan mağazaların raflarında bu tip ürünlerin sayısı o kadar fazla ki... Ama son yılların trendi doğaya ve doğal olana yönelik. İçinde kimyasal bulunan ürünlere pek fazla rağbet yok. Öte yandan onlara ulaşmak bir yandan da masraflı.

Güzellik için sadece bunlar değil, estetik ameliyatlar ve iğneli çözümler de var ama sonuç olarak yüzdeki "doğal ifadeyi" yok ettiği için, buna ilgi göstermeyen büyük bir kesim bulunuyor. Söz konusu kesim, bunun alternatiflerine ilgi gösteriyor. Çalışmalarımızın yer aldığı Herbalium sitesinde yer verdiğimiz güzellik ve gençliğe dair yeni formüllere olan ilgi de bunun kanıtı... Dolayısıyla, yan etkisi bulunmayan bitkisel güzellik formülleri ile ilgili araştırmalar son zamanlarda çok ciddi noktalara geldi. Lekeler, sivilceler, kırışıklıklar, dökülen saçlar, hiç düzelmeyen selülitler vb gibi sorunlar için birçok bitkisel reçete hayata geçti. Peki sonuç olarak "bebek gibi" pürüzsüz bir tene sahip olmak veya bitkisel bir karışımla sağlıklı saçlar elde etmek olası mı? Biz diyoruz ki, yüzyıllar boyunca güzelliğine önem veren tüm kadınlar bu reçeteleri uygulamışsa ve bugüne kadar bu förmüller hala korunmuşsa, doğanın bir bildiği vardır!

Evde uygulanabilecek formüller

Bu kez de size evinizde uygulayabileceğiniz güzellik formülleri vermek istiyorum. İşte size mutfaktan özel formüller:

Arpa ununu bir miktar suyla hamur haline getirin. Yoğurarak maske kıvamına geldiğinde yüzünüze sürün. Yaklaşık 20 dakika beklettikten sonra yıkayın.

Zeytinyağı da ciltte mucizeler yaratıyor. Özellikle güneşli havalarda, güneşin ciltte bıraktığı olumsuz etkilere iyi geliyor. Her sabah bir parça pamuğu saf zeytinyağına batırın ve yüzünüzün her tarafına sürün. Daha sonra (yaklaşık 25 dakika) doğal bir temizleyici ile yüzünüzü temizleyin.

Yumurta akı lekelere çok iyi gelir. Bir yumurta akına birkaç damla limon damlatın. Bu karışımı düzenli olarak uyguladığınızda, ciltteki lekeler açılıyor. Aynı zamanda geçici olarak cildi gerdiği için, kırışıklıklara da geçici olarak çözüm sağlıyor.

Cildinizin yorgunluğu da bazı bozulmalara yol açar. Papatya yağı kullanarak yüzünüze parmak darbeleri yardımıyla masaj yapın. Bu masajla yorgun olan cildiniz dinlenmiş olur.

Mısır unu da lekelere çok iyi gelir. Bir çorba kaşığı mısır ununa bir çorba kaşığı doğal yoğurt ekleyin. Bu karışımı haftada üç kez uygulayın. Hem lekelere iyi gelir, hem de cildi ölü hücrelerden arındırır.

Ceviz yağı kuru ciltler için idealdir, cildi nemlendirir. Ayrıca doğal güneş yanığı elde etmek isteyenlere tavsiye edilir; çünkü nronzlaştırıcı etki sağlar. Cilt lekelerini de giderir.

Doğal bir temizleyici olarak salatalık çok iyi sonuçlar yaratır. Bir adet salatalığı rendeleyin ve çıkan suyu yüzünüze sürün. 10 dakika sonra yıkayın.

Derinlemesine temizlemek cilt gözeneklerini açar ve hava almasını sağlar. İyi bir doğal temizlik için üzüm taneleri çok iyi gelir. Üç-dört üzüm tanesini sıkın, cildinize sürün. 10 dakika sonra yıkayın.

İki avuç buğdayı iki bardak suda kaynatın. Elde ettiğiniz bu sudan iki çorba kaşığı alın. Ilınınca iki yumurta sarısı ve bir çorba kaşığı badem yağı ilave edin. Bu karışımı yüzünüze sürün. Kurumaya başladığında yüzünüzü ılık suyla yıkayın. Ardından gül suyu sürün. İki hafta boyunca günde bir kez uyguladığınızda lekeler gidecektir.

Yaşlılık lekeleri için elma sirkesi mucize yaratır. Bir çorba kaşığı elma sirkesine bir tatlı kaşığı soğan suyu ekleyin. Gece yatmadan önce sürün. Sabah uyandığınızda cildinizi yıkayın ve nemlendirici sürün.

Maydanoz ve marulu ezip suyunu yüzünüze sürdüğünüzde sivilceleri giderir. (Bir tutam maydanoz her gün düzenli yenildiğinde cilt sağlıklı görünüme kavuşur.)

Püf noktası

Bunlarla da sınırlı değil önerilerimiz. Altta size birkaç püf noktası sıraladık.

At kestanesi yağı derin kırışıklıkları azaltır.

Gelincik çiçeği suyu göz altındaki çizgilere iyi gelir.

Yoğurt ve domates yağlı ciltlerin dengesini sağlar.

Zeytinyağı ve limon karışımı zayıf tırnakları besler.

Mayıs papatyası saçlara canlılık kazandırır.

Bu tip konularla ilgili olarak ve bitkisel sağlık ve güzelliğe dair soru işaretleriniz varsa, bizi arayın. Ayrıca sorularınızı sadece telefonla değil, e-posta yoluyla da bana iletebilirsiniz.

Sadece 10 dakikanızı ayırarak doğal güzelliğinizi destekleyici pratik bir makyaj yapmanız mümkün. Nasıl mı?

Kadınların güzel ve çekici görünmek için kullandıkları silahların aşında makyaj geliyor. Doğadaki kök boyalarla, is ve kömür parçalarıyla, meyvelerle başlayan makyaj macerası, malzemelerdeki baş döndürücü gelişmelerle baş döndürücü büyük aşamalar kaydetti.

Makyaj günümüzde tecrübeli ellerde sanata dönüşürken olmak istediğiniz kadının, öne çıkarmak istediğiniz güzelliğin, bulunduğumuz ruh halinin elçisi oluyor. Ancak bazen yapmak, bazen taşımak, bazen de yüzümüzden çıkarmak güç geliyor ve makyaj yapmıyoruz. Makyaj yapmanın keyifli yönünü ve bize yaşattığı olumlu ruh halini unutuyoruz. Makyöz Özkan Deniz, 10 dakikada yapabileceğiniz pratik bir makyaj önderiyor.

1. Birinci adımda, ne tür makyaj yaparsak yapalım yüzümüzü kaliteli bir nemlendirici ile nemlendiriyoruz. Kış mevsiminin rüzgarlı ve soğuk havasının olumsuz etkilerinden cildimizi uzak tutacak nemlendiriciyle işe başlıyoruz. Daha sonra fondöteni cildimize uyguluyoruz. Cilt tipine en uygun fondöteni seçmek gerekiyor.

2. Özellikle çalışan ve az dinlenen yüzlerde görülen mor halkalar ve gözaltı şişkinliklerini çabucak örtmek için kapatıcı kullanıyoruz. Bu uygulamayı da hızlı ve dengeli yapabilmek için allık fırçası kullanıyoruz.

3. En önemli unsur gözler olacak. Aydınlık ve ışıltılı bakışlar ve göz rengini öne çıkarmak için gözkapağımızı kaşlara kadar aydınlatıyoruz.

4. İddialı göz makyajlarında farı göz kapağı ve göz çevresine komple sürmemiz gerekiyor. Ancak biz pratik makyajda aydınlatıcının üzerine sezonun gözde rengi yeşil far ile gölgelendirme yapıyoruz. Gözleri belirginleştirmek için son olarak eye liner uyguluyoruz.

5. Daha naturel bir görüntü için maskarayla üst kirpikleri belirginleştiriyoruz.

6. Son olarak yanakları renklendirmek ve elmacık kemiklerini belirginleştirmek için allık uyguluyoruz. Şeftali tonlarında olan bu allık cildin doğal pembeliğine uyumlu ve çok natürel bir görünüm verecek. Allık uygularken elmacık kemiği ve kulak arasında bir üçgen çizmek gerekiyor.

7. Son olarak dudakları hafifçe nemlendirmek için parlatıcı uyguluyoruz.

Pratik makyajın olmazsa olmazları: Aydınlatıcı, allık ve maskara. Bunlar doğru kullanıldığı taktirde günlük asgari makyaj uygulanmış olur.

En sık karşılaşılan cilt sorunları akneler, lekeler ve kızarıklıklarla başa çıkabilmek için yapılması gerekenler çok kolay! Sadece doğru yöntemi bilmek gerekiyor...

Cilt bakımı deyince aklımıza uzun saatler alan maskeler, birbirinden pahalı ürünler gelir. Fakat alacağımız nemlendirici, tonik ve temizleyici ile günde 15-20 dakikamızı ayırarak cildimizin bakımını yapabiliriz. Özellikle geçiş mevsiminde olduğumuz şu günlerde artık cildimizin korunmaya ve bakıma daha çok ihtiyacı var. Bu konuda görüşlerini aldığımız Dermal Skin Care Center Müdürü Melike Niksarlı pek çok hastalığın temelinde olduğu gibi cilt hastalıklarının temelinde de stres yattığını belirterek şunları belirtti:

Stres ister istemez hayatımızda var ama kişi bir yerden sonra strese karşı direnebilmeli. Uzmanlar tarafından meditasyon, yogolar, ayurvedalar, Aromaterapiler yapılması öneriliyor. Ama kişi bunları yapamıyorsa kendine hiç olmazsa günde 5-10 dk ayırabilmeli ve kendiyle baş başa kalmalıdır. Bir bakıma bu da meditasyondur. Cilt problemleri genel olarak egzama, sedef, akne ve lekelerdir. Cildin durumunu ise nemsiz, hassas ve stresli olarak ayırabiliriz. Hava kirliliği, stres ve güneş ışınları gibi pek çok etken cildi olumsuz etkiliyor. Akne artık sadece bir ergenlik dönemi sorunu olmaktan çıktı. Bugün 35-40 yaş grubu kadınlar da akne sorunuyla bize geliyorlar. Bu aknelerin oluşumunda stres, beslenme biçimi ve cilde bakım çok etkili. Kuru bir ciltte her gün 5 milyar hücre oluşur, 5 milyar hücre de ölür ve dökülür.

Güneş ışınları pigmentlere etki yapar ve lekeler oluşur. Güneş ışınlarını UVA, UVB ve UVC olarak ayırmak mümkün. UVA yaşlanmaya sebep olan, UVB ten rengini oluşturan ve UVC kansere neden olan ışınlardır. Halk arasında zamansız yaşlanma dediğimiz olayın nedeni UVA ışınlarıdır. Doğum kontrol hapları da güneşi çeker. Güneşten koruyucu ürünler kullanılmadığında ya da sürekli solaryuma girildiğinde deri yıpranır, derideki pigmentler bir araya toplanır ve istemediğimiz kahverengi lekeler oluşur. Ayrıca hormonlarımız ve kullandığımız şampuanların içindeki renklendiriciler de leke oluşumuna neden olur. Özellikle hamilelik döneminde kadınların elmacık kemiklerinin üstünde, alnında ve dudak bölgesinde lekeler oluşur buna doğum maskesi denir.

Stres bu lekelerin daha çok çoğalmasına neden olur. Bu lekeler doğumdan sonra bakımı yapılırsa en az seviyeye indirgenebilir.

Vitaminler önemli!

Alkol ve sigarayı çok tüketen kişilerin bol miktarda A, C ve E vitamini almalarının yanı sıra egzersiz yapması gerekiyor.

E vitamini özellikle damarlar için gereklidir.

Ayrıca sigara ve alkol içenlerin ciltleri içmeyen kişilere oranla daha kurudur. Mutlaka nemlendirici kullanmalı ve beslenmelerine dikkat etmelidirler.

Çatlak ve selülitler

Selülite genel olarak vücuttaki yağ hücrelerinin çoğalmasının neden olduğu düşünülür. Oysa vücuttaki yağ hücreleri asla çoğalmaz. Fakat beslenmeye bağlı olarak toksinlerin vücuttan ne kadar uzaklaştırıldığı önemli. Çünkü toksinler yeterli miktarda atılmazsa yağ hücreleri genişler. Bu genişleyen yağ hücreleri vücutta belirginleşir ve selülit dediğimiz şekilleri oluşur. Selüliti minimum seviyede tutabilmek için düzenli olarak egzersiz yapmalı, besinlere dikkat etmeli ve kola, kahve gibi kafeinli içeceklerden kaçınılmalıdır.

Çatlaklar özellikle ergenlikte ya da doğumda görülen ani kilo alıp vermeyle oluşur. Çatlakları önleyebilmek için hızlı kilo alıp vermeme dışında yapılabilecek bir şey yok.

Kızarıklıklar

Eğer akciğerlere yeterli oksijen gitmiyorsa yüzde; özellikle burun üstünde ve elmacık kemiği üstünde ya kızarıklık olarak ya da siyah nokta olarak ortaya çıkar. Çocuklukta geçirilen alerjilerin etkisiyle ya da sinüziti olanların rahat nefes alamamalarından dolayı yüzlerinde kızarıklık oluşabilir. Önlemi alınmazsa ileride kılcal damar çatlamalarına neden olabilir. Bu tür cildi olanlar, damarları kuvvetlendirici ayrıca güneşten, soğuktan ve rüzgardan koruyucu ürünler kullanmalılar.

Cildinizin sağlığı sizin elinizde!

Cildin yaşlanmaması için güneş koruyucu kullanılmalı ve güneşin altında kalınmamalıdır. Herkesin her yaşta mutlaka, cildin dengesini bozmayacak maddeler içeren temizleyici, nemlendirici ve tonik kullanmaları gerekir. Mevsim geçişlerinde ısı farklılıkları cildin dengesini bozar buna karşı koruyucu kullanılmalıdır. Pek çok kişinin cildi rüzgara karşı hassastır. Bu kişilerin rüzgara karşı koruyucu ürünler kullanmaları gerekmektedir.

Yaz sıcaklarına uymaya çalışan saçlarınıza nasıl bir şekil vereceğini bilemiyorsanız sezon trendlerine uygun modellerden yardım alabilirsiniz. Bu sezon özellikle atkuyruğu ve topuzlar çok moda!

Modadaki değişim saçları da etkisi altına alıyor ve bu sezonun rahatlığı saç modellerine de yansıyor. Türkiye'deki Schwarzkopf yetkili kuaförlerince bu sezon topuzlar ve atkuyruğu sezonun en gözde saç modellerini oluşturacak. Ayrıca kendi haline bırakılmış, dalgalı saçlardan da yine vazgeçilmeyecek.

Dünyadan saç modelleri

Modadaki 60'lı yıllara dönüşün saçlara yansıması gecikmedi ve tüm dünya bu akımla birlikte eski filmlerden hatırladığımız saçlara dönmeye başladı. Klasik modellerin yanında daha kadınsı tarzlar da bu sezon ön plana çıkıyor. Saç boyları omuzlara doğru dökülmeye başlarken, kâküllerde de yükseliş görülüyor. Saç renginde ise kızıl ve kırmızı tonlar öne çıkıyor.

Kısa saçlar

Çok kısa saçlar için doğru ürünü kullanmak çok önemli. Saçınız ister dalgalı olsun, ister düz jöle yardımıyla istediğiniz şekli verebilirsiniz. Böylece hem yaz sıcaklarından etkilenmemiş olur, hem de istediğiniz zaman ıslak saçlarınızla rahatça dolaşabilirsiniz. Böylece sıcak havalarda saçınızı saatlerce kurutma derdinden de kurtulmuş olursunuz.

Orta uzunlukta saçlar

Saçlarınızın boyu ne çok uzun ne de çok kısaysa dalgaların yardımına başvurabilirsiniz. Saçlarınıza hareket katmak yazın eğlenceli günlerine uygun olacaktır. Saçlarınıza dalgalı bir şekil vermek için elinize bir miktar jöle alın ve ıslak saçlarınızı tutup, bırakarak sürün böylece hacim kazandıklarını göreceksiniz.

Uzun saçlar

Eğer çok düz saçlarınız varsa o zaman atkuyruğu yapabilirsiniz. Saçınızın önünü kısa kâkül kestirirseniz güzel bir görüntüye de kavuşmuş olursunuz. Topuz yapmak da sizi sıcak havalardan kurtaracak bir modeldir. Topuz modeliniz tamamen toplu bir şekilde de olabilir dağınık da yeter ki gündüz kullanabileceğiniz rahatlıkta olsun.

Düz saçlar

Düz saçlar bu sezon modaya ayak uydurmak istiyorsa saç bandı takmayı deneyebilirler. Kumsallardan çıkarak gündelik yaşamımıza da giren saç bantları kıyafetlerle uyumlu olduğu sürece oldukça güzel görünecektir. Saçınızı yıkadıktan sonra saçınızı kurutun ve yukarıdan toplayarak atkuyruğu yapın, daha sonra saç bandını iki parmak kalınlığında katlayın ve saçınıza takın.

Kıvırcık saçlar

Saçlarınızın dalgasıyla başa çıkmak istiyorsanız banyodan sonra jöle sürün ve kıvırcık saçlar için olan saç kurutma makineleriyle kurun. Dalgalarınızın çok daha güzel görüneceğine emin olabilirsiniz.

Saç kesimleri

Küt kesim

Eskiden çok moda olan küt kesim bu sezon da çok moda olacak. Kulak memesi hizasındaki kısa küt kesim saçı sağlıklı ve normalden çok daha dolgun gösterir. Eğer saçlarınızın seyrekliğinden şikâyet ediyorsanız bu modeli tercih edebilirsiniz.

Kat kat kesim

Özellikle dalgalı saçları daha gür gösteren kat kat kesim, düz saçlara da hacim kazandırır. Yaz aylarında saçını yıkayıp çıkmak ve kurutma derdinden kurtulmak isteyenler bu modeli seçebilir.

Düz kesim

Tüm saçların aynı boyda kesildiği bu modeli bu sezon kâküllerle destekleyebilirsiniz. Böylece daha modern bir görünüme kavuşursunuz.

Orta boy kesim

Saçlarınız omuzlarınız hizasında hatta daha uzun olduğunda çok hoş bir şekil alır. Hatta aradaki katlar sizi fön derdinden de kurtarmış olur.

Saç bakımı

" Sağlıklı bir saç telinin ömrü ortalama 2 - 6 yıldır. Saçlarınızın çok çabuk dökülmemesi ve yıpranmaması için düzenli bakım yaptırmak şarttır. Düzenli olarak saçınızın uçlarından aldırmalı ve kendi hazırlayacağınız maskeler ya da kuaförde yaptırdığınız maskelerle bakımını yapmalısınız.

" A vitamini eksikliği, saçları kırılganlaşır ve kepek oluşumunu arttırır. B1 veya B6 vitaminleri eksikliği, saç dökülmesine sebebiyet verir. C vitamini saç köklerini uyarır ve saç uzamasını ve saç tellerindeki pigment üretimini düzene sokar. B12 vitamini, saç köklerini besler. Bu nedenle gerekli vitaminleri almaya özen göstermelisiniz.

" Saçlarınızı tararken dikkatli davranmalı ve sert uçlu tarak ve fırçaları kullanmaktan kaçınmalısınız. Yoksa saçlarınızın dökülmesine ve kırılmasına neden olursunuz.

" Saçı çok uzun süre kurutmak ya da sürekli olarak fön çektirmek de saçın yıpranmasına neden olur.

Her zaman elinizin altında bulunabilen veya kolayca elde edebileceğiniz doğal malzemelerle bazı maskeler yapabilirsiniz.

Yazın cildimiz zorlanıyor. Sıcak, güneş, ter bir yandan cildimizi yıpratıyor, bir yandan da insanı pasifleştiriyor. İnsanın canı hiçbir şey yapmak istemiyor. Bazen, "nasıl olsa az sonra yeniden terleyeceğim" diyerek nemlendirici bile sürmekten vazgeçiyoruz. Neyse ki yazın cildimizin yağ salgısı doğal olarak biraz artıyor. Öte yandan hafta sonu programlarının peşinde koşmaktan, cilt bakımları yaptırmak için zamanımız kalmıyor. Zaten güzellik merkezleri havalar ısındıktan sonra cilt yenileme tedavilerine ara veriyorlar. Malum, ciltteki en küçük bir tahriş güneşle karşılaşınca lekelere dönüşüyor.

Ama her zaman elimizin altında bulunabilen veya kolayca elde edebileceğimiz doğal malzemelerle bazı maskeler yapabiliriz.

Size evde çok kolay hazırlayabileceğiniz doğal maske tarifleri vereceğim. Bunlar, tahriş edici olmadığı gibi tümü gayet pratik, hazırlanışı kolay, maliyetleri ucuz formüller. Yararları ise tahmin edebileceğinizden daha fazla. Bu maskeleri yüzünüze, boynunuza hatta dekoltenize uygulayabilirsiniz. İçindeki malzemeler hem cildinizi besler hem de kan dolaşımını artırarak cildinizi canlandıracak. Tümünün içinde yüksek oranda su ile birlikte cildinize yararlı maddeler bulunuyor. Maskeler deri yüzeyine sürülünce hızla buharlaşmaya başlıyor. Böylece cildinizde serinlik hissi ile birlikte damarlarda kan dolaşımını hızlandırıyorlar. Maskeyi temizleyince cildinizde hafif bir kızarıklık fark edeceksiniz. Bunun nedeni, tahriş değildir, kan dolaşımının hareketlenmesidir. Bu da cildi uyarır ve hafif bir masaj etkisi yapar.

DOĞANIN HAZİNESİ

Gerçekten bire bir cildimize uyan doğal ürünler sadece cildimizin kendi ürettikleridir. Yağ dokusu, nem, kollajen, yenilenen hücreler gibi. Bunu sağlamak için de yararlı gıdaları elden geldiğince çok tüketmek gerekiyor. Cilde sürüldüğünde iyi geldiğini bildiğimiz doğal malzemeleri sıralayacak olursak, oldukça uzun bir liste yapmamız gerekecek:

birçok meyve

meyve asitleri

limon

çilek

greyfurt

elma

yeşil çay

gül suyu

papatya

bal

kakao yağı

deniz yosunları

balık yağı

termal sular

kil çeşitleri

zeytinyağı

badem yağı

kayısı yağı

bergamot

ısırganotu

papaya

aloevera

çay ağacı yağı

buğday özü

lavanta suyu

soya yağı

biberiye

avokado

üzüm çekirdeği yağı ve ekstresi

ayçiçeği yağı

jojoba

susam yağı

ceviz yağı

havuç tohumu

portakal çiçeği suyu

keten tohumu

yulaf ezmesi

yumurta

süt

yoğurt

Bunların hepsi de çok değerli. Tümü de kozmetik ürünlerde kullanılıyor. Ancak cilde saf olarak uygulanmaları dikkat gerektiriyor. Bunların hazırlanışı, tazeliği, yoğunluğu ve ciltten arındırılması için özen göstermelisiniz.

MASKELERİN UYGULANIŞI

Maskeyi uygulamadan önce cildinizi güzelce temizleyip tonikle silin. Ardından ılık suyla yıkayın ki, cildiniz besinleri emmeye hazır olsun. Sonra yüzünüze, boynunuza ve üst dekoltenize size en uygun olan maskeyi tatbik edin. 20 dakika kadar bekledikten sonra yine ılık suyla yıkayın. Ardından bir nemlendirici sürmeyi ihmal etmeyin. Yağlı ciltlere haftada iki defa maske yapabilirsiniz. Normal ve kuru ciltler için haftada bir kere yeterli.

YAĞLI CİLTLER İÇİN MASKELER

Yumurta akı maskesi:

Yumurta akını iyice çırptıktan sonra içine bir çay kaşığı limon suyu koyun ve bekletmeden yüzünüze-boynunuza sürün.

Şeftali maskesi:

Tüylü bir şeftaliyi mutfak robotundan geçirip saf olarak kullanın.

Yoğurt maskesi:

1 çay kaşığı sade yoğurdu, arpa unu ile karıştırıp maskenizi hazırlayabilirsiniz.

KURU CİLTLER İÇİN MASKELER

Yumurta sarısı:

Yumurtanın sarısını çırptıktan sonra içine birkaç damla elma sirkesi ile birkaç damla zeytinyağı karıştırıp cildinize sürebilirsiniz.

Limon maskesi:

1 limonun suyunu sıkıp, yumurtanın sarısı ve çok az miktarda zeytinyağı ile karıştırın.

Ballı yumurta maskesi:

1 yumurta sarısına 1 yemek kaşığı bal karıştırın.

YORGUN CİLTLER İÇİN MASKELER

Elma maskesi:

Bir elmayı gayet az su ile kaynatın, hamur haline getirin ve ılık olarak cildinize sürün.

Bal maskesi:

2 - 3 kaşık bal ile 1 kaşık demli çayı karıştırıp ılık halde iken uygulayın.

NORMAL CİLTLER İÇİN MASKE

Salatalık:

Salatalıkları halka halka doğrayıp cildinize sürün.

Çilek:

Birkaç çileği yıkayıp doğrayın. Sonra ezip bir kaşık arpa unu ile karıştırın.

Kırışıklık gideren bir maske

Bir yumurta akını ayırın, aynı miktarda alkol ile karıştırıp maske yapın.

LEKELİ CİLTLER İÇİN MASKE

Havuç ve elma:

Havuç ile elmayı rendeleyin, karıştırıp cildinize sürün.

Çilekli ve sütlü maske:

Rendelenmiş çileğin içine badem yağı ya da süt ekleyip maskenizi hazırlayın.

MAT CİLTLERİ CANLANDIRAN MASKE

Bütün bir yumurtayı, 1 çay kaşığı zeytinyağı ile karıştırıp biraz oksijenli su ekleyin. Bu karışımı cildinizde 1 saat bekletin.

Evinizde bulunan limon, salatalık, zeytinyağı gibi bazı besinler güzelliğinize de hizmet ediyor...

Yumuşacık eller: Ellerinizin yumuşacık olmasını istiyorsanız yatmadan önce küçük bir kaba zeytinyağı koyun ve içinde 10 dakika kadar bekletin. Eski bir eldiveninizi giyip yatın. Sabah kalktığınızda ellerinizin yumuşacık olduğunu göreceksiniz.

Güçlü tırnaklar: Limon ve susam yağı tırnaklarınızı güçlendirir. Yarım limonu ılık suyun içine sıkın, bir çay kaşığı susam yağı ekleyin. Ellerinizi birkaç dakika içinde bekletin. Kurulayın ve nemlendirin.

Ayaklara nane yağı: Bir kaba koyduğunuz ılık bir suyun içine birkaç damla nane yağı damlatın. Biraz da susam yağı ekleyin ve 10 dakika ayaklarınızı içinde bekletin. Çıkarıp kurulayın ve nemlendirin. Ayaklarınızın yumuşacık olduğunu göreceksiniz.

Yoğurt ve portakal maskesi: Çeyrek portakalı 2 çay kaşığı yoğurt ile karıştırıp yüzünüze sürün. Birkaç dakika bekletin. Yıkayın ve nemlendirin. Cildinizin pürüzsüz bir hal alacak.

Yorgun gözlere salatalık: Göz altındaki halkalar için salatalığı yuvarlak kesip gözlerinizin üzerine koyun ve birkaç dakika bekletin. Bu konuda patates de işinize yarayabilir. Patatesleri ince dilim kesip 10 dakika kadar gözlerinizin üzerine koyup bekletin.

Saça özel maske: Dört çay kaşığı limon suyu ve yarım çay bardağı zeytinyağını karıştırın, saçınıza uygulayın. Yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra iyice yıkayın ve kurutun.

Hemen her gün kullandığınız, hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olan bazı kozmetiklerin aslında sandığınızdan daha da çok faydası var. İki işi birarada gören bu kozmetikler sayesinde paradan ve yerden tasarruf edebilirsiniz!

Yatak odanızdaki aynanın önü, ya da banyo dolabınız tonla kozmetikle dolu. O kadar ki, bazen siz bile ne aradığınız bulamıyor, hatta o an ihtiyaç duyduğunuz malzemeye sahip olduğunuzu unutup yenisini alıyorsunuz. Oysa bazı ürünleri birden fazla yerde kullanabilirsiniz. Böylece hem paradan, hem de bu kadar kozmetiğin dolapta işgal ettiği yerden tasarruf edebilirsiniz.

İşte bazı öneriler:

Ürün: El losyonu

Geleneksel kullanım alanı: Kurumuş cildi yumuşatmakta kullanılır. Dirseklerde, tırnak etlerinde ve kolun aşağı kısımlarında da kullanılabilir.

Bilinmeyen kullanım alanı: Elektriklenmeyi önler. Pahalı serumlara, yumuşatıcılara boşverin. Saçlarınız kuruysa ve elektriklenme oluyorsa, bir miktar el kremini elektriklenen bölgeye sürün. Losyondaki nemlendiriciler saçlarınızı anında yumuşatır ve hoş bir parlaklık sağlar.

Ürün: Dudak merhemi

Geleneksel kullanımı: Kurumuş ve çatlamış dudakları rahatlatmak, ruj için yumuaşk bir zemin hazırlamak.

Bilinmeyen kullanım alanı: Cildi yatıştırır ve tırnak etlerinde de kullanılabilir. Cildin çatlayıp pul pul olduğu yerlere doğrudan tüpten sürün. Mesela burnunuzun yanları, soğuğa çıkmadan önce yanaklarınız gibi... Ya da kurumuş tırnak etlerinize sürerek yumuşamalarını sağlayın.

Ürün: Parfüm

Geleneksel kullanımı: Cildinize hoş bir koku verir.

Bilinmeyen kullanım alanı: Saçlar. Birkaç damla parfümü damıtılmış suyla dolu bir şişye damlatın. Şişeyi sallayıp, ofiste geçen yorucu bir günden ya da gece çıkmasından sonra saçlarınıza püskürtün. Bu tazelenmiş hissetmenizi sağlayacak. Bu hissi daha yoğun yaşamak isteyenler karışımı saş fırçalarına püskürtüp, saçlarını nazikçe fırçalayabilirler.

Ürün: Tırnak törpüsü

Geleneksel kullanımı: Tırnakları belli bir uzunlukta tutmaya ve sivri kısımları düzeltmeye yarar.

Bilinmeyen kullanım alanı: Nasır temizleyici. Hani bazen tenis oynamaktan, mobilya taşımaktan, hatta süpürmekten avuç içlerinizde deri sertleşmeleri oluşur, bu ölü deriyi almak için törpüden faydalanabilirsiniz. Elleriniz kuruyken yapın ve nazik olun, sadece yüzeydeki sertleşmeyi almaya çalışın.

Ürün: Saç kremi

Geleneksel kullanımı: Saçları nemlendirmeye, yumuşatmaya ve kolay şekillendirmeye yarar.

Bilinmeyen kullanım alanı: Tıraş kremi. Vücudunuzdaki tüylerden tıraş yapma yoluyla kurtuluyorsanız, tıraş yapacağınız bölgeye biraz saç kremi sürün. Bu, bölgeyi yumuşatarak işlemi daha rahat uygulamanızı sağlar.

Selülitlerimiz geçen yaz canımızı çok sıkıyordu. Şimdi ise içimiz rahat çünkü görünmüyorlar! Oysa havalar ısınınca yine vücudumuzla buluşacağız ve sanki dokularımızı, kalçalarımızı, gevşemiş ve beyazlaşmış bacaklarımızı daha fazla selülitle dolmuş gibi hissedeceğiz.

Bu soğuklar geçer, kavurucu sıcaklar elbet geri gelir. Peki biz yaz mevsimine hazır mıyız? Selülitlerden kurtulmak tabii ki mümkün ama onları kışın boş verip, yazın hatırlarsak bir yere varamayız...

Selüliti artıran etkenler

Selülit kadın vücuduna özgü bir sorundur. Oluşumunda, östrojen-progesteron dengesinin bozulması ve östrojenin baskın duruma geçmesi başta olmak üzere hormonal sorunlar da çok büyük önem taşır. Bunların üzerinde genellikle fazla durulmaz. Bu nedenle vurgulamaya önem veriyorum.

Su ve tuz dengesi

Selülitlerimizden sorumlu olan diğer hormonal değişimlerin başlıcaları; Kortizolün artması, insülin dalgalanmaları, tiroid sorunları, büyüme hormonunda düşüş, vücuttaki su ve tuz dengesini ayarlayan aldesteron hormonundaki değişimler ile kadınlara cinsel isteği veren testosteron hormonunun azalmasıdır. Toplar damar ve lenf dolaşımındaki yetersizlikler de kısa sürede selülitlere yol açarlar. Öte yandan yanlış beslenme alışkanlıkları, kafein ve gazlı içecekler, sık sık kilo alıp verme, hareketsizlik, sigara, duruş bozuklukları ve kabızlık gibi etkenler selüliti arttırır veya tedavileri baltalar.

Düzenli masaj selüliti önler

En önemlisi selülitler vücudumuzu sarmadan çok önce, onların oluşumunu engellemektir. Bunun için yirmili yaşlardan itibaren vücudun su toplamasına karşı tedbir almak, kilomuzu dengede tutmak, egzersiz yapmak ve ödemleri atmamıza yardımcı olan tedavilerden yararlanmak gerekir. Kremler ve bitkisel yağlar bu aşamada destek olabilir. En etkili tedbirlerden biri, en azından her adet döneminden sonra masaj yaptırmaktır. Ama imkanınız varsa yaşam boyunca masaj yaptırmanızı öneririm. Ustaca yapılan masajlar, ödemlerin çözülmesine yardımcı olarak vücudu sıkılaştırır.

Beslenme ve diyet

Selülit hücrelerinde su ve yağ iç içe girerek sertleşir. Bunlar yapısı bozulmuş yağ hücreleri oldukları için kolay erimezler. Bu nedenle selülit diyetlerinde, vücudun su tutmasını önleyen ve genelde kan dolaşımını düzenleyen bir beslenme şekli önerilir. Her gün düzenli olarak 3 öğün yemek yemek, tuz-şeker ve yağ tüketimini azaltmak gibi... Başta balık olmak üzere, proteinlerden yana zengin besinler, vücutta tuz tutulmasını ve ödem oluşmasını önler. Turp, maydanoz, kereviz, çilek ve kabuklu pirinç, vücuttaki fazla suyun atılmasına yardımcı olur. Kahve, çay, kola, soda gibi kafeinli ve gazlı içecekler ise, sıvı birikimini arttırdıkları için yasak gıdalar arasına girer. A ve E vitaminleri, magnezyum, fosfor ve silisyum, metabolizmayı canlandırır ve dokuları kuvvetlendirir.

Selülit tedavilerinin etkisi kişiye göre değişir

Tüm selülit tedavilerinin dayandığı temel noktalar, vücutta sıvı toplanmasını kontrol etmek, kan ve lenf dolaşımını hızlandırmak, bölgesel yağ hücrelerini rahatlatmak, yağ asitlerini parçalayıp idrarla dışarı atılmasını sağlamaktır. Etkili bir selülit tedavisinin ana hatları şöyle özetlenebilir:

* Hormon dengesinin kurulması ya da korunması

* Egzersiz ve hareket

* Genel olarak su, protein, sebze, meyve ve doymamış yağ tüketimine ağırlık veren öte yandan da kafein, tuz ve şekeri kısıtlayan diyetler

* Ödemleri çözerek yağları parçalayan, kişiye uygun tedaviler

Başarılı yöntemler

Çeşitli güzellik merkezlerinde, selülitleri gideren birçok yöntem uygulanıyor. Kendini kanıtlamış tedavilerin başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:

* Soya Lipoliz İnjeksiyonları

* Karbossi Terapi

* Mezoterapi

* Masaj

* Lenf Drenajı

* Aletli tedaviler

* Cerrahi müdahale (Liposuction-liposhaping)

Bunların etkisi bünyeye göre değişebiliyor. Ama bu yıl en başarılı olduğumuz tedavilerin başında Soya Lipoliz İnjeksiyonları ile Lenf Drenajı ve masajların geldiğini söylemeliyim. Aletli tedaviler içinde ultrason cihazları çok etkilidir. Cerrahi ise son çaredir. Çünkü dikiş izlerinden kaçınmak mümkün olmuyor. Selülitle baş edebiliriz ama her şeyden önce kararlı olmalısınız.

Sadece 10 dakikanızı ayırarak doğal güzelliğinizi destekleyici pratik bir makyaj yapmanız mümkün. Nasıl mı?

Kadınların güzel ve çekici görünmek için kullandıkları silahların aşında makyaj geliyor. Doğadaki kök boyalarla, is ve kömür parçalarıyla, meyvelerle başlayan makyaj macerası, malzemelerdeki baş döndürücü gelişmelerle baş döndürücü büyük aşamalar kaydetti.

Makyaj günümüzde tecrübeli ellerde sanata dönüşürken olmak istediğiniz kadının, öne çıkarmak istediğiniz güzelliğin, bulunduğumuz ruh halinin elçisi oluyor. Ancak bazen yapmak, bazen taşımak, bazen de yüzümüzden çıkarmak güç geliyor ve makyaj yapmıyoruz. Makyaj yapmanın keyifli yönünü ve bize yaşattığı olumlu ruh halini unutuyoruz. Makyöz Özkan Deniz, 10 dakikada yapabileceğiniz pratik bir makyaj önderiyor.

1. Birinci adımda, ne tür makyaj yaparsak yapalım yüzümüzü kaliteli bir nemlendirici ile nemlendiriyoruz. Kış mevsiminin rüzgarlı ve soğuk havasının olumsuz etkilerinden cildimizi uzak tutacak nemlendiriciyle işe başlıyoruz. Daha sonra fondöteni cildimize uyguluyoruz. Cilt tipine en uygun fondöteni seçmek gerekiyor.

2. Özellikle çalışan ve az dinlenen yüzlerde görülen mor halkalar ve gözaltı şişkinliklerini çabucak örtmek için kapatıcı kullanıyoruz. Bu uygulamayı da hızlı ve dengeli yapabilmek için allık fırçası kullanıyoruz.

3. En önemli unsur gözler olacak. Aydınlık ve ışıltılı bakışlar ve göz rengini öne çıkarmak için gözkapağımızı kaşlara kadar aydınlatıyoruz.

4. İddialı göz makyajlarında farı göz kapağı ve göz çevresine komple sürmemiz gerekiyor. Ancak biz pratik makyajda aydınlatıcının üzerine sezonun gözde rengi yeşil far ile gölgelendirme yapıyoruz. Gözleri belirginleştirmek için son olarak eye liner uyguluyoruz.

5. Daha naturel bir görüntü için maskarayla üst kirpikleri belirginleştiriyoruz.

6. Son olarak yanakları renklendirmek ve elmacık kemiklerini belirginleştirmek için allık uyguluyoruz. Şeftali tonlarında olan bu allık cildin doğal pembeliğine uyumlu ve çok natürel bir görünüm verecek. Allık uygularken elmacık kemiği ve kulak arasında bir üçgen çizmek gerekiyor.

7. Son olarak dudakları hafifçe nemlendirmek için parlatıcı uyguluyoruz.

Pratik makyajın olmazsa olmazları: Aydınlatıcı, allık ve maskara. Bunlar doğru kullanıldığı taktirde günlük asgari makyaj uygulanmış olur.