Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
Kadın ve Erkek tarafından Sosyal Bilimler'de yazılan bir grup blogu
  • Konu

    58
  • Yorum

    0
  • görüntüleme

    5.831

Bu bloğa katkıda bulunanlar

Bu Blog Hakkında

Kadın ve Erkek üzerine tartışmalar ve bilimsel konular...

Entries in this blog

RİSK ALMAK

Gülmek SAFTIR denme riskini göze almaktır,

ağlamak ise DUYGUSAL görülme riskini...

Birine yakınlaşmak, KENDİNİ KAPTIRMA riskini göze almaktır.

Sevdiğini söylemek, SEVİLENİ YİTİRME riskini...

Duygularını açmak, KENDİNİ ORTAYA KOYMA riskini göze almaktır.

Düşüncelerini söylemek ise, DOKUZ KÖYDEN KOVULMA riskini...

Umutlanmak, HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA riskini göze almaktır.

Sevmek, KARŞILIK GÖRMEME,

Yaşamak ise ÖLME riskini...

AMA RİSKLER ALINMALIDIR. ÇÜNKU HAYATIMIZIN EN BÜYÜK RİSKİ HİÇ RİSK ALMAMAKTIR. SİZ GENEDE DİKKATLİ OLUN...

EVLİLİK ÜZERİNE

Almitra sözü aldı ve sordu:

- Peki üstat; evlilik nedir?

Cevap şöyle geldi:

-Siz birliktelik için doğmuşsunuz.

Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız.

Tanrının sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız. Ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın; bırakın ki, cennetin rüzgarları aranızda dansedebilsin... Birbirinizi sevin ama, aşk tutsaklığı istemeyin... Bırakın aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun...

Birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin; ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın... Birlikte Şarkı söyleyin lakin birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin. Sazın telleride yalnızdır ve armoni içinde aynı melodiyi seslendirir...

Birbirinize kalbinizi verin ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil! Sadece hayatın eli o kalbi saklar!

Birlikte durun ama yapışmayın; Tapınakların sütunlarıda bitişik değildir!

ve meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler...

İNSANLIK (YEMEK TARİFİ)

Bir bardak dolusu gülümseme ile başlayın,

Bir kap dolusu dostluk ilave edin,

Bir tutam yumuşaklık ve biraz da nezaket tozu ile kabartın,

Bir kaşık ümit,

Bir büyük porsiyon yardımlaşma,

Çok miktarda ilim ve bir tutam alçakgönüllülük ile çırpın.

Kuvvetlendirmek için de bir çorba kaşığı güvene ihtiyacınız olacak.

Bir sadakat kasesi içinde bir ölçü inanç, iki ölçü aklı selim ve birkaç damla hoşgörüyü azar azar ilave ederek sevgi ile karıştırın.

İki kaşık gülücük, bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ilave edin.

Şevk ile hiç durmadan karıştırın ve şükran ile tatlandırın. Yemeğin adı mı?

İNSANLIK !!!

GARİP

Garip, garip duruyor hayatımızda!

Garipler her çağda azdılar. Çağlarındaki haksızlığı, zulmü, kabalığı anladılar. Hıyarları tanıdılar, onlara tahammül ettiler, anladılar. Garipler, tuhaf insanları olarak kaldı, çağlarının. Sınıflandırılamadılar. Saraydan da gelebiliyorlardı, sokaktan da. Bu dünyanın yabancılarıydılar; dikiş tutturamayanları. Elbette tutunamadılar. Her tutunamayan garip değildir ama, her garip, tutunamayandır. Zekâları, yetenekleri yetmediği için değil yaşam mantıkları bu dünyanın yaşam mantığına uymadığı için "dışarıda" kaldılar. "Marjinal" değillerdi. Marjinallik "entelektüel" vıdı vıdıcıların kendilerine yakıştırdığı rütbeydi; entelektüel ise daha baştan garipliği yitirendir.

Garip, harbî insandır, olduğu gibi olandır. Daha başka nasıl olunduğunu bilmeyen. Kendiliğindeni öylece. Yalnızlığı belki ondandır. Yapayalnızdır. Çevresindeki insanlarla, birlikte. İçine kapanık, uyumsuz, suratsız biri gibi gelmez garip bana. İnsanlar arasında dolaşır. İşi gücü de vardır. Kravat bile takabilir. Kendini belli etmeyenlerdendir. Sıradan, basmakalıp görünür. (İsteyerek değil, görüntüsü makyaj değildir.) Bildiğini zorlanmadıkça söylemez. İki de bir kendini ileri sürmez.

Kendisiyle karşılaştığı için, kendisiyle diyaloğu, iletişimi, muhabbeti, hesaplaşması olduğu için hıyar insanın tam zıttıdır. Hıyarlar çoğaldıkça garipler azalır. Az oluşları elbette, hıyar nüfusunun artışı değildir, yalnızca. Garip, hıyarı, hıyar gibi göremez. Olgunlaşmamış, ham, sevilesi bir varlıktır hıyar. Garibin hıyarlarla bir zoru, bir derdi, bir alışverişi yoktur. Dünya bir gurbettir. İçinde gurbeti taşır garip. Hep yabanda, hep uzakta, hep bir başına, hep yapayalnızdır. İnsanları kırmamak için, istemediği görüntülere bürünebilir zaman zaman. Ticaretle uğraşabilir. Sporcu olabilir. Memurluk yapabilir. Hep iğreti durur, girdiği işlerde. Kendi gibi olanlara rastlarsa, yalnızlığını paylaşmak isteyebilir. Büyük beklentileri, hırsları, tutkuları olmadığı için, hayal kırıklıkları yaşamaz. Kendini terkeden, sözünde durmayıp onu aldatan dostlarının ardından ilenmez. Kızmanın anlamsızlığını bilir. "Bütün insanlar nankör", "Herkes hıyar", "Türkiye batıyor" demez. İyimserdir. Umudu, iyimserliği ahlakıdır onun. Evrenin, tüm çirkinlikleri, çelişkileri, haksızlıkları, sömürüleri, içine alıp, yeni soluklarla yeni canlar ortaya koyacak mucizeler taşıdığına inanır. İnsana güvenir. Güveni, çaresizliğinin son durağıdır. Evrendeki varoluş hırsının yarattığı hasarı bilir. Bilinçlidir. Bilinçsiz garip olamaz.

Garip, elbette garip edebiyatı yapmaz. Açık oturumlarda, konferanslarda, televizyonlarda "garip" üzerine konuşup, geçimini sağlamaz. Garip, garip olduğunu, "kendiliğinden" bilir. Benim gibi entelektüel bozuntularının anlattığı gibi anlatmaz kendini. Çok satan kitapları imzalayan, ünlü insanlardan değildir.

Bu düzenin elinden nasıl kurtulmuştur? Kurtulmamaya çalışarak! Düzenle, "garip", bir uyuma girmiş görüntükleri için, düzen onları farkedememiştir. Nara atıp, karga etmedikleri; kendilerini, inançlarını, bilgilerini abartmadıkları; sevgilerin sıcaklığını duyup, hesabî yanlarını görmezden geldikleri; herkesi kendi farklılıkları içinde "öyle" kabul ettikleri; içlerindeki sonsuzluğu keşfedebildikleri; sıradanlığı, basitliği, sığlığı, abartılmış bilgiçlikleri, kabalığı farkederek, içlerindeki sonsuzluğu, dışlarındaki sonsuzlukla birleştirebildikleri; günlük tartışmaların, moda olmuş geçici görüşlerin, paranın (yoksuldur garip!) ünün, her türlü darlaştırıcı bağımlılığın uzağında kaldıkları için gariptirler. Kendilerinden bakabilirler. Kendi pencerelerinden. Kendi varoluş zeminlerinden. Kavramlara bulanmış, yaşamda onlarla birlikte yaşamayan bilgileri, bilim adına, felsefe adına, teknoloji adına yapılan nice ukalakları ince bir gülümsemeyle önemsemezler.

Garipler ne bankalarda yönetici ne yüksek düzeyde devlet memuru ne herhangi bir üniversitede akademisyen olabilirler. Olmak istemezler. Elbette hiçbir gazetede köşe yazarı olmak akıllarından geçmemiştir.

Hiç garip gördünüz mü? Tarihte ve zamanımızda. Varlar. Belki bazılarımız onları uzaylı sanıp, taşlıyor olabilirler.