1 ile 8 arası 8 sonuç (toplam 8) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100032293

    Ogniela
    Katılımcı

    Yıldızlara çıkmak isterken
    sen hiç gayya kuyularına yuvarlandın mı?
    sunağa yatırıldı mı kirli pazarlarda saflığın
    aldatıldın mı her defasında
    aldandın mı?

    Denizi kirletilmiş martılar gibi,
    uçmak isterken mavilere
    zehirli oklar saplandı mı kanatlarına
    parçalandı mı yüzündeki hüzün
    yüregine battı mı kırıkları…

    ….////
    Bir uçurum kenarındayım
    acılı rüzgarlra bıraktım hayallerimi
    bağırsam sesimi duyar mısın?
    uzatır mısın elini?
    alır mısın beni bu kör kuyulardan?

    Uçurumun en ucundayım ah!
    çağırsam rüzgarlara karışır sesim
    sen hiç tipi, borana tutuldun mu baharında?
    titredin mi ayazda kanadı kırık bir kuş gibi?
    kar nedir, kış nedir, fırtına nedir bilir misin?

    Sen hiç kırıldın mı sevdiklerine,
    bir bıçak gibi saplandı mı yüreğine gözyaşların?
    penceresiz, ışıksız, soluksuz kaldın mı?
    kahırlı nehirlere sarkıtıp kimsesizliğini,
    alıp yalnızlığını bastın mı bağrına?
    bağırıp, çağırdın mı sağır kayalardan aşağı çaresiz?

    Saçı ağarmış hayaller ve nemli kirpiklerle,
    uçurumları başucuna koyup uyudun mu?
    çıkıp gam dağlarından aşağı nara attın mı?
    okşadın mı saçını acılı rüzgarların
    boranlara, kasırgalara tutundun mu çaresiz ?
    yaprak yaprak düştün mü dallarda
    sarsılıp, savruldun mu uçurumlardan?
    yoruldun mu anılarına sarılamayacak kadar?

    Sen hiç kaybettin mi doğadaki renkleri
    beyazı, maviyi, yeşili, alı
    kararıp kaldı mı düşlerin bir çöl akşamında?
    yüreğinde ışık kırıntıları sızladığında,
    ıslak gözlerle baktın mı uçurumlardan aşağı?
    ağladın mı yaralı bir ceylanın gözlerine bakıp
    yüreğin yandı mı senin de kızıl korlarda
    bir yeraltı ırmağı gibi kanadın mı gizli gizli?

    Çiçekler gibi büyütüp
    bir gün solacağını bilmeden
    doldurdun mu yüreğine çocuklarını…
    eylülde kar olup yağdın mı ?
    bulut olup ağdın mı?
    kahır olup ağladın mı?
    sonra sustun mu solgun bir gül gibi mahsun ve çaresiz?
    kırılmış gelincikler gibi büküldü mü boynun?

    Kirpiklerine sakladığın sağanaklar
    sel olup aktı mı yüreğine?
    yıkandı mı gözlyaşların hüzünlü denizlerde

    Sen hiç gayya kuyularına düştün mü
    üşüdün mü eylülde
    kar nedir, kış nedir, fırtına nedir bilir misin?

    Nuri CAN

    #100028853

    Konu: ZEHİR ZAKKUM

    grup forumunda Nurdan ÜNSAL

    likevoyager
    Katılımcı

    çakılı kaldım duvarda
    gözlerin/izden kaçıyor
    koşarken düşürdüm
    kendimi yolda
    gölgesiz ağaçlarım/
    hain çiçeklerim/
    niye zehirlisiniz?
    başımda asılı kaldı
    bulutlar kara
    her yer kara
    dışarda
    içerde
    hep kara
    kapkara

    kanlı bir düğün var
    darmadağın
    eti budu paylaşılmış
    kırmızı karıncanın
    sızısı yayılmış evrene
    taşıyamaz
    sırtı ince
    artık hep gece
    hep gece
    zifir zindan gece

    ne acıda eridim
    ne ölebildim
    kaldım öylece
    ellerim insan
    aşk büyük acıdan
    yazıdan geri kalan
    artık hep acı
    hep acı
    zehir zakkum acı.

    15.02.2006

    #100023882

    afflicted_
    Katılımcı

    Bir akşamüstü balçık kuşları
    Sessiz dökülürler yorgun akşama
    Zehirli saatler emzirir suları
    Günün ardından uzanıp dağlara
    Yağmacılar doruklarda yıldızları çalarlar

    Zamanın örgüsünü dişler gece kuşları
    Uykunun kanını emer vampir
    Güzelliğe kezzap döker karanlık
    Sevinci tutsak eder korsanlar
    Yavaş yavaş açılır yılan yumurtaları

    Düşleri eksik imgelerle bozar
    Kirpiler, kuzgunlar, kokarcalar
    Geceye çakılır eskiyen kasımpatı
    Uzaklardan boş kahkahalar gelir
    Çocuğun boynunu takarlar ipe

    Çirkinleştirerek yalnızlıkları
    Bu cellatları kim besliyor
    Kim yerleştiriyor çiçek diye
    Kente bu gülünç sehpaları
    Kim doğruyu kime benimsetiyor

    #100022371

    Konu: ZEHİRLİ ÇİÇEK

    grup forumunda Cezmi ERSÖZ

    afflicted_
    Katılımcı

    Aşk, ölümün dudaklarından öptüğü zaman
    yüreğimdeki zehirli çiçeği
    usulca bıraktım dünyanın dışına…

    Aşk, ölümün dudaklarından öptüğü zaman
    son kez ayaklanır düşevlerimde bastırılmış yangınlarım
    mahcup ve sinsibir konuk gibi yaşlandığım düşevlerim…

    Aşk ölümün dudaklarından öptüğü zaman
    cesedim sahile vurur
    insanların kıskanarak yopladığı cesedim…

    Aşk, ölümün dudaklarından öptüğü zaman
    kelimelerin hatırasını sokaklara fırlatırım…

    #100021718

    likevoyager
    Katılımcı

    Uğuldayan ve hep uğuldayan
    bir orman kadar üşüyorum şimdi
    yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
    yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
    Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık

    Su ve ses kadar beklediğim
    ne kaldı geride, bilmiyorum
    uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
    ve sarınmak o kocaman gözlerin
    uğuldayan rüzgârlarına

    Bir acıyı yaşarım ve zehrinden
    çiçekler üretirim kömür karası
    uçurum kadar bir yalnızlık
    yaratırım kendime, atlarım
    Anısı yoktur küçük rüzgârların

    Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
    büsbütün viran oldu dağlarım
    ezberimdeki türküler de savrulup gitti
    ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
    sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

    Yanlış, daha baştan yanlış
    bir şiirdi bu, biliyorum
    ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
    bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
    Kalbim unut bu şiiri

    #100020282

    likevoyager
    Katılımcı

    Feride için

    Gün batarken sula fesleğenleri
    balkonun kokusu sokağa taşsın
    sokaklar kayıp çocuklar gibi
    hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın

    Sular bulutlanır sen susarsın
    ve kent çıngıraklı bir yılan kadar
    zehirlidir artık sevgilin mahpusken
    üstelik kirli bir lekeye döner umutlar

    Acılar katlanır mendil yerine
    sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz
    ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere
    beklediğin mektuplar da gelmez

    Bomboş sayfalara dönerken aklın
    tecrit’teki kitabı fareler kemiriyor
    ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken
    bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular

    Akşamı geciktirebilirsin belki
    suladığın fesleğenlerle, kimbilir
    ama vaktin ayırdındadır şimdi
    kuşlar, çocuklar ve mahpuslar

    Usulca inse de koldemirleri

    #100019894

    Konu: UNUTMA Kİ

    grup forumunda Ümit Yaşar OĞUZCAN

    likevoyager
    Katılımcı

    Sen uykusuzluk nedir bilir misin
    Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
    Gözlerini tavana dikip
    Düşündüğün oldu mu bütün gece
    Ve bütün bir gün
    Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
    Gelmeyince
    Seni aramayınca
    Ölesiye ağladın mı
    Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
    Ona ait ne varsa
    Bir bir hatırladın mı

    Sen günden güne erimeyi bilir misin
    Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi
    Bir teselli aramayı
    Issız parklarda, tenha sokaklarda
    Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda
    Deli divane yollara düşüp
    Yaşlanmış bir köpek gibi
    Eskimiş bir gömlek gibi
    Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
    Sevmekten
    Günler geceler boyunca yürümekten
    Elin ayağın yoruldu mu

    Sen yalnızlığın acısını bilir misin
    Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
    İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
    Bütün gururunu çiğneyip
    Sevdiğinin geçtiği yollarda
    Bastığı toprakları eğilip öptün mü
    Sen çaresizlik nedir bilir misin
    Sen yokluk nedir gördün mü
    Yanan başını
    Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
    Sen her gün bin defa öldün mü

    Böyleyim diye ayıplama beni
    Bir gün kendimi
    Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
    Yaralı ve yenik bir asker gibi
    Darılma
    Unutma ki
    Her seven isimsiz bir kahramandır
    Unutma ki
    İnsan; sevebildiği kadar insandır.

    #100032439

    Konu: SEN

    forumda SEN

    likevoyager
    Katılımcı

    Tırnaklarınla yastığını parçaladınmı?
    Gözlerini tavana dikip, düşündüğün oldumu bütün gece?
    Ve bütün bir gün, belki gelir ümidiyle bekledinmi hiç?
    Gelmeyince, seni aramayınca, ölesiye ağladınmı?
    Sonra çekilip en kuytusuna yalnızlıkların, dev bir ağacın altında ölmeyi,
    bir teselli aramayı ,ıssız parklarda, tenha sokaklarda,
    deli divane yollara düşüp, yaşlanmış bir köpek gibi,
    eskimiş bir gömlek gibi, atılmış hissettiğin oldumu?
    Sevmekten, günler, geceler boyunca yürümekten, yüreğin hiç yoruldumu?
    Sen ! yalnızlığın acısını bilirmisin?
    Unutulmak bir hançer gibi saplandımı sırtına?
    İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtımı?
    Bütün gururunu çiğneyip, sevdiğinin geçtiği yollarda,
    bastığı toprakları eğilip öptünmü?
    Sen !
    Çaresizlik nedir bilirmisin?
    Sen !
    Yokluk nedir gördünmü?
    Yanan başını duvarlara vurup,
    parçalamak geldimi içinden?
    Sen !
    Hergün bir defa daha öldünmü?
    Böyleyim diye ayıplama beni.
    Bir gün kendimi sonsuzluğun koynuna bırakırım,
    yaralı ve yenik bir insan gibi, darılma!
    unutma ki her seven adsız bir kahramandır.
    Unutma ki insan sevebildiği kadar İNSANDIR.

1 ile 8 arası 8 sonuç (toplam 8) görüntüleniyor