1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 221) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları

  • dilek
    Katılımcı

    GİRİŞ:

    Öğretmen öğrencilerine selam verdikten sonra günlerinin nasıl geçtiğini sorar.Onların bilgilerini yoklamak için bir takım soru sormaya yönelmektedir.

    -Doğup büyüdüğümüz bu dünyada her günümüz birbirini kovalarken biz her güne yeniden merhaba deriz ancak en çok yanımızda uyandığımızda kimleri görmek isteriz?

    -Birilerini severiz ama hayat şartları bizleri onlardan ayırmak zorunda bırakabilir mi?

    -Sevdiğine şiirler yazan hangi şairlerimizin hangi şiirlerini biliyorsunuz?

    -Ömrümüzde kimleri unutmak durumunda kalırız?

    -Mutlak unutmak var mıdır?

    -Unutmak kavramı sizler için neyi ifade eder?

    KEŞFETME: UNUTURSUN (MİHRİBAN)

    Unutmak kolay mı? deme

    Unutursun Mihriban’ım.

    Oğlun, kızın olsun hele

    Unutursun Mihriban’ım.

    Zaman erir kelep kelep

    Meyve dalında kalmaz hep

    Unutturur bir çok sebep

    Unutursun Mihriban’ım.

    Yıllar sinene yaslanır

    Hâtıraların paslanır.

    Bu deli gönlün uslanır…

    Unutursun Mihriban’ım.

    Süt emerdin gündüz-gece

    Unuttun ya, büyüyünce…

    Ha işte tıpkı öylece

    Unutursun Mihriban’ım.

    Gün geçer,azalır sevgi

    Değişir her şeyin rengi.

    Bugün değil, yarın belki

    Unutursun Mihriban’ım.

    Düzen böyle bu gemide

    Eskiler yiter yenide.

    Beni değil, sen senide

    Unutursun Mihriban’ım.

    AÇIKLAMA:

    Şair bu şiirinde unutmadığı ve hiçbir zaman unutamadığı kişiyi hatırlamaktadır. Bu unutmanında birgün değil belki yarın olacağını söylemektedir.Şair şiirini Mihriban adlı bir kıza yazdığını bu kızın gerçek hayatta var olup olmadığını da kimsenin bilmediğini,şairin de buna hiçbir zaman bir açıklık getirmediğini bilmekteyiz.Bazı kişilerde bu şiiri kızına yazdığını söylemektedir.

    DERİNLEŞTİRME:

    1.DÖRTLÜK:Şiirin ilk dörtlüğünde şair sevgilisine öyle büyük konuşma unutursun beni diyor.Hele hele de bir evlen başkasının sevdiği ol ondan çocukların olsun bakalım.Ben o zaman aklına bile gelmem diyor.Şair sevgilisine sitem ediyor.Ben seni bu kadar çok severken sen beni nasıl unutursun beni nasıl yüreğinden söküp atarsın diye sitem etmektedir.

    2.DÖRTLÜK:Şair şiirinin bu bölümünde de zamandan dem vuruyor zamanın hızlıca akıp gitmesinden sevgilinin şairi bu zaman diliminde unutmasından şikayet ediyor. Zamanla birlikte değişen hayatlardan,hatta doğanın dengesinden bile bahsediyor.Meyvanın bile dalında durmadığından herşeyin aslında zamanla elimizden kayıp gitmesinden duyduğu öfkesini,sitemini bu sözcüklerle hayat buldurmaktadır.

    3.DÖRTLÜK:Şair sevgilisine sesleniyor zaman akıp giderken yıllar sinene bir ok gibi yaslanır,seninle yaşadığımız o güzel günler birgün aklına gelir ve beni hatırlarsın belki o zaman yanında ben olamam Mihriban’ım ama sen hep benim gönlümde yer edersin.Ben seni hiçbir zaman unutmam.

    4.DÖRTLÜK:Sevdiğim kadın sen de zamanında çocuktun annenden süt emerdin gündüz gece,zaman akıp gitti,biz büyüdük ve yollarımız ayrıldı seninle nasıl ki o küçüklük günlerini ilk günkü gibi hatırlayamıyorsan gün gelecek beni de tıpkı öyle unutacaksın benim güzel sarı saçlı Mihriban’ım.

    5.DÖRTLÜK:Hiçbir şey bıraktığımız gibi durmaz ne sevgimiz ne de özlemimiz zamanla unuturuz,köreliriz,hatırlamak istemeyiz aklımıza geldiğinde tebessümle yad ederiz.Günler birbirini kovalayacak,değişecek bu dünya da herşeyin rengi,tadı,tuzu bugün olmasa da Mihriban’ım birgün gelecek beni unutacaksın.Çünkü bu hayat dediğimiz yaşam bizi öyle bir koşuşturmacanın içine atıyorki zaman geliyor ne yaşadığımızı bile hatırlamıyoruz.

    6.DÖRTLÜK:Artık şair şiirinin son dörtlüğünde sevdiği kadın olan Mihriban’ına nasihatta bulunmaktadır.Bu fani olan dünya da bir düzen vardır.Bu düzene hepimizde uyarız.Yeni bir yere alıştığımızda eski yeri hatırlamayız,yeni birini sevdiğimizde eskiyi hatırlamayız.Sen gidince Mihriban’ım elbette yenisi gelecektir yanıma çünkü bu düzen böyle devam etmektedir.Bu düzen de sen beni değil gün gelir kendini bile unutursun Mihriban’ım demektedir.

    DEĞERLENDİRME:

    Öğrenciler bu şiirin sonunda şairin sevgilisini zamanla unutacağını bunun belli aşamalardan geçerek olacağını öğrenmektedir.Unutmanın şairde bıraktığı derin izlerini görmektedirler.Şairin şiirinde kullandığı edebi dili çözmeyi öğrenirler,şairin nasıl şiirler yazdığını öğrenirler.Edebiyatımızda Mihriban şairi olarak bilinen ve Mihriban’ı öksüz bırakan şair Abdurrahim Karakoç gibi Anadolunun telli coğrafyasını şiirlerine yansıtan bu güzel insanı tanımış olurlar.

    PINAR ŞİMŞEK

    #100034894

    Konu: ADIM ADIM AŞK

    grup forumunda Zahide Handan ERENGİL

    Bedriye
    Katılımcı

    Aşk ateşi alevlendi yeniden
    Gel başlayalım kaldığımız yerden
    Bir adım senden bir adım benden
    Haydi yaşayalım bu aşkı yeniden
    *
    İşte sevmek sevilmek budur
    Aşk kırgınlıkları unutturur
    Razıyım bu ateşle yanmaya
    Sana yeniden aşık olmaya
    *
    Gel koy kalbime elini
    Duy aşkımın sesini
    Aşk ateşimiz sönmesin
    Dünya tersine dönmesin…
    *
    Var mısın aşk ateşiyle yanmaya
    Yeniden bu aşkı, var mısın yaşamaya
    Bir adım senden bir adım benden
    Söz ver bana yaşam sona ermeden

    Zahide Handan Erengil

    #100034828

    Konu: BAŞ AĞRISI

    forumda Mehmet KOCA

    banucukk
    Katılımcı

    Kalmadı hiçbir şey kalmadı
    Tarih kahramanlık destan ve derslerle dolu
    İşte 21. yüzyıl kasırgası namertliğin vesikası
    İşte uzay çağının milenyum başağrısı
    Bütün sokakları Ülkemin isyan haykırışında
    Kimi memur kimi işçi sıfatında kimide köpek
    Herkes kolay ekmek peşinde huzurlu lokma
    İstisnalar var elbet onlarda çaresiz suskun
    Atılan sloganlar sokak ortasında soyunmalar
    Fuhuş bataklığında delikanlılık cinayetleri
    Bir anne etini sattığı için
    Boy boy manşet geçmiş gazeteler
    Çaresiz ve fedakarca ne alakaysa
    Böyle örnek olunurmu geleceğin anne adaylarına
    Öte yandan görülmeyen çoğu ana
    Ne tarihini unutmuş nede bedenini satmış
    Aç çocuklarına çöpten ekmek toplamakta
    Yenilmemiş hala başı dimdik savaşmakta
    Bir başkası köpeklerin hayvanların derdinde
    İnsanların ki dururken
    Hayvanları koruma derneğine üye
    Oysa korunacak en değerli varlıklar varki
    Yüzlercesi sokaklarda onlar daha çocuk
    İtilmekte zorlanmakta kullanılmakta
    Biri hırsız yapılmış biri balici diğeri tinerci
    Suç kimin konuşulunca
    Binlerce suçlu bulunur nutuklar atılır
    Kimseler üzerine alınmaz
    İlla suçlu aranırsa bulunur veyalarla
    Böyle olurmu cennet vatanım çalınıp çırpılmasa
    Kimi hortumcu olmuş veballer boynunda
    Ağalar yurtdışında tatil havalarında
    Cennet vatanımda yer yok ya
    Yüzülecek gezilecek toprakta
    Hepsi bir arada yürürler ellerinde Türk Bayraklarıyla
    Belki içlerinde ihanet yok ama
    Üç beş kandırılmış girince araya her şey değişir
    Dertleri başkadır ulaşılamayacaktır emelleri ama
    Bölmek parçalamaktır toprakları zihniyetleri
    Kardeşi kardeşe kırdırırlar sonra gülerler içli içli
    Bilirler aslında bir avuç bile alınamaz
    Bölünmez bu vatan son can çıkmayınca
    Altı yüzyıl hükmetmişken dünyaya
    Yaşantılarda sanatlarda başkalaşma
    Kim vermiyor ki Anadolu Türkülerini sana
    Hiç anlatılmadımı mücadelelerin anlamı sana
    Sen böyle teslim almadın Atanda Tarihi
    Unuttun dünyaya kafa tutanları
    Her savaşta can vermediler mi babanla atanla
    Çanakkale de Sakarya da
    Sakarya kan ağladı sen anlamadın
    Vatan toprağı satılmaz gardaş
    Üç kağıtçıya şerefsize Türk olmayana
    Bak şu ayyıldızlı bayrağa sahip çıkılmazmı
    Tarihine bakıp ta şeref duyulmazmı
    Çoğu şey birdi farklı yerde doğulsa da
    Irk din dil ayrımı yoktu çatışmalarda
    Saygı vardı yüreklerde kan gibi yaşanılan topraklara
    Saygı edep haya örf adetler unutuldu
    Uyan ey şehit oğlu uyan
    Kemikleri sızlıyor halimize ağlıyor mezarlarında yatan
    Ey İstiklal sevdalısı hakkıyla Hakka tapan
    Özgürlük aşkına bin kere söylemiş sana atan
    Ne kadar aç ne kadar olsan da üryan
    Başın dik olsun eğme önüne hiçbir zaman
    Seninki de asildir damarlarında akan kan
    Yeter ki Türküm de bu çatı altında toplan
    Ne ayağında çarığı vardı asker dedemin
    Nede ekmeği vardı yemeğe komşusu keremin
    Komşuları lazdı çerkezdi kürttü farklıydı hepsi
    Çoğunun yoktu namlusu tüfeği ama elindeydi
    Yüreğindeydi amacı birlik duygusu
    Ayşe analar yeni gelinlerdi kadınlardı
    Kucağında körpe bebesi sırtında kurtuluşun mermisi
    Dağdı tepeydi ıslaktı yerler yağan yağmur değildi
    Bacaktı eldi koldu kelleydi kan akıyordu çeşmeler
    Gecede bile gündüzdü mahşerdi her yer
    Kurtuluş vardı o cepheden o cepheye demediler
    Son parça ekmelerini sularını verdiler
    Evlerini direkleri erlerini kendi elleriyle gömdüler
    Üzülmediler vatan sağ olsun dediler
    Ölmekten beter oldular bir of bile demediler
    Uyan ey şehit oğlu uyan ne geçecek eline
    Bir çivi çakmadan düzelir mi devran hem nedir
    Vatana Devlete Millete kendine isyan
    Uyma ellere vatan bölünmez son can çıkmadan
    Hem hakkını helal etmez anan baban ve atan
    Uyan artık uyan çakallara yem olmadan

    #100034701

    Konu: AŞK SENDE SAKLI

    grup forumunda Arzu ALTINÇİÇEK

    Aysun
    Katılımcı

    Ben kıyısından sordum aşkı, sen okyanusu verdin

    Hiçbir denizin rengine bulanmadım oysa
    Şimdi okyanus rengi saçlarım
    Kum kum öpüyorum dudaklarını
    Köpük köpük kabarıyorum teninde
    Deniz yıldızlarını bıraktığın avuçlarımda
    Koca bir volkan a ş k
    Kıyılar kayıp
    İskeleler yıkık
    Aşkın sen yanı mı, senin aşk yanın mı en güzel
    Aynı yüzüyle bakar ay yeryüzüne, aynı yüzü görmez insan aynada
    Bundandır geceler aynı, rüyalar başka
    Bir büyü olsa çıplak uyansa insanlar
    Anadan dogma saf…
    Oysa ışığa ağlar tüm bebekler
    gün gelir ışığa yürüyene ağlar insanoğlu
    Ay yanar, dünya döner
    hayat soğuk mu soğuk
    bir damla turuncu yağmur kalsın kirpiğinde
    Baktığın her yüz güneşi yüzünde görsün
    sıcağı gülüşünden alsın

    Nefesinden uzak soluklamam hiçbir mevsimi
    Sana doğuyorum tekrar tekrar bakir gelinciklerde

    Sözlerim, inmemiş yağmur serinliği
    Beni bana sunarken ne kadar da aşksın
    Sensizlik, yanmış bir ormanın soluksuzluğu…

    Her gün yeni bir insan buluyorum kendimde.
    Aşkın gerçeğine sarılmamış kadınlar düşlüyorum
    sonra senin gözlerinden bana bakıyorum
    Devrilmiş ağaç…

    #100034682

    Konu: DOSTA DAİR..

    grup forumunda Filiz TURAN

    ebruli40
    Katılımcı

    Hayatın tüm zorluklarına
    Ve acılarına rağmen
    Sevgi doluysa yüreğin
    Ve o güzel yüreğinle bakabiliyorsan hayata
    Ve görmeyi başarabiliyorsan
    Üzeri örtülü tüm güzellikleri
    Hele birde Can dediğin
    Seninle hayatı paylaşan
    Seninle ağlayan seninle gülen
    Yüreğinde yer eden bir dostun varsa
    İşte o zaman kaybolur hayatın tüm acıları
    Çok daha güzel olur var olan herşey
    Ve gelen her yeni gün
    Güzellikler getirir kapına
    Gülümsersin hayata tüm kötülüklere inat
    Ve sevgi dolar yüreğin
    Tüm dünyaya yetecek kadar

    Filiz Turan

    #100034621

    Hayat
    Katılımcı

    Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.

    Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı;

    iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de
    mutlu olamıyor.

    Önce yalnızdık.

    9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak
    geldik.

    Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi.

    Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi
    kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var dedik.

    Korktuk.

    ?Bunun sebebi ne?? diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık:

    ?Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var.

    O yüzden eksiklik hissediyoruz?. Peki, neye sahip olmamız gerekiyor?

    Çocukken ?yaşımız küçük? diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz.

    Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.

    Büyüdükçe bir şey değişmedi.

    Yine huzursuzduk. İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu:

    ?Bir eksik var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan?

    Nasıl geçecek bu?

    Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek.
    Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık.

    İşe girdik. Kartvizit aldık. Çalıştık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık.
    Çalıştık. Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik.
    Kartviziti değiştirdik.

    Daha çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık.

    Geçmedi.?Bir yerde bir eksik var? hissi, hala orada duruyordu.

    Bu sefer de ?Sevgilimiz olunca geçecek? dedik. ?Yalnızlığımız sona erince bu
    illetten kurtulacağız.

    ?Beklemeye başladık.

    Derken, biri çıktı karşımıza aşık olduk. Ve anında başka biri olduk.

    Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler,

    hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.

    Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve
    hayranlık gördük.

    Sevgilimizin gözlerinde Tanrı? yı gördük.

    Işığı gördük.?Tünelin ucundaki ışık b u olmalı? diye düşündük ?kurtulduk?.

    Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.

    Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu
    söyledi.

    Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi.

    Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak
    zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir
    terslik olduğunu.

    Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.

    Fark etmez. Sonuçta aşk bitti.

    Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük.

    Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her
    yere baktık.

    Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı.

    İçimize bakmadık.

    Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.

    Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik.

    Şaşıracak bir şey yok, tabii ki sevmedik.

    Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların
    ardına saklanır mıydık?

    Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?

    Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.

    Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.

    Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.

    İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.

    ?Herkes beni sevsin? diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine
    şart koyuyor, sınır koyuyor.

    Oysa ?kendime duyduğum sevgi bana yeter? diye düşününce, kendimizi olduğumuz
    gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.

    Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor.

    Acı diniyor.

    İşte o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının
    hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor…

    #100034531

    Hayat
    Katılımcı

    Meksika?da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.

    Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyor ve sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar.

    Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor; ?hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? ?

    Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; ?çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetismesini bekledik…?

    Niye içimiz de hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı beceremediğimizi, niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve ?niye? ile başlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor İnkalar?ın yaşlı torunu.

    Çünkü bu aptal hayat içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok arkada kaldı, hatta onu nerelerde unuttuğumuzu bile hatırlayamıyoruz. Çocuğunu kaybeden annelerin çılgınlığında bir sağa bir sola saldırıyoruz hepimiz, ama bir farkla, biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz… Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor. Sanıyoruz ki cok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız.

    Hadi maddeciliği bir kenara bırakalım; niye herkes aşktan şikayetçi? Çevremiz de kaç kişinin aşk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır. Ve eminim hic kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur. Ben ten uyuşması kadar ruh uyuşmasının önemine inanırım. Hatta insanların eş ruhlarının olduğuna bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir ki?

    Evet, önce göz görür fakat ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş ruhumuzu bulmak gibi bir şansımız olmadığına da eminim… İşte bu yüzden icimiz de sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz. İşte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp,çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu yüzden mutluluğu bir türlü yakalayamıyoruz… Gerçekte hIz çağında yaşıyoruz. Her şey o kadar hızlı geçiyor ki, ne işe , ne arkadaşlarımıza, ne ailemize, ne çocuğumuza, ne kendimize yeterince vaktimiz kalmıyor. Akrep ve yelkovanla yarış halindeyiz. Bu yüzden bütün ilişkiler yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük. Sevmeye bile vaktimiz yok bizim. Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor. İşlerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok işte!

    Bence doğanın kara bir laneti bu. Biz ondan uzaklaştıkça, o da bizden bütün zamanları çalıyor. Milan Kundera ?yavaşlık? adlı kitabında; ?yavaşlık hep aldatır,hızlılık ise unutturur? diyor.

    Telefon hızlılık mesela, konusulanları, söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık, hep vardır ve hep hatırlatır. Ben kendi adıma her zaman yavaşlıktan yanayım. Mesela uçaklardan hiç hoşlanmam, yeni bir şehre, yeni bir iklime hazırlanmaya, hatta hayal kurmaya bile vakit bırakmıyor bana ?Küt? diye başka bir hayatın içine giriveriyorum. Ve en kötüsü de dönüşler, daha ayrılığın hüznünü bile yaşamadan İstanbul?da olmak sahiden de cok tatsız. Tabii ki ruhumun beni terk edip oralarda kalması da cok normal. Oysa trenler karanlık geceyi yırtan keskin düdüğü, uykuda olanlara yolculuk düşleri gösteren kara trenler… Dağları bölen, nehirlerle yarışan, köprülerden geçen, agaçları selamlayan, cocuklara el sallayan, güne bakanlara göz süzen, geçmişin hüznünü, geleceğin umudunu yaşatan, yolcularına yepyeni dostluklar hazırlayan kara trenler var bir de.

    Uçak değil, tren olmak istiyorum. Böylece ruhum benden hiç ayrılmaz. Evet freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık. Aceleye ne gerek var?

    Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaş…
    Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, basarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda…

    #100034369

    Konu: AKŞAMÜSTÜ

    grup forumunda Birkan AŞKAN

    Hayat
    Katılımcı

    Severdim kentlerin yağmuru bekleyişini

    Eskimiş bir limana sarılan çocuksu bulutların bıraktığı hüzünleri,

    Ayaküstü yaşama bağlanan yüreklerin çığlığında yazılan

    Kayıp şiirlerin gözyaşlarında kaybolan

    Yalnızlık bekleyişlerini

    Korkuyla bir olup uçan kuşların kanatlarına

    Ve bambaşka bir dünyanın bambaşka yaratıklarına,

    Bıraktığım bir iz gibi sis dolu gecelerin karanlığında,

    Severdim,

    Ellerine sımsıkı sarılırken umut dediğim yarınlarına

    Umutsuzluk içinde diz çökerken

    Ve bir hüznü getirip boynuma dolarken,

    Kimsesizce yaşadığım ve yaşlandığım çıkmaz sokakların

    Takvim yapraklarına yenik kıyılarından sessizce geçerken,

    Ağladığım sayfalarda,bir oyun gibi çocukluğumu karalarken

    Severdim elbet yağmurların kentimi özleyişini,

    Denizde kaybolan ayışığının renginden kaçarken gölgelerim,

    Ve ben insan olduğumu anlamışken,anlatamamışken sana

    Yazamamışken,

    Dokunamamışken böylesine özgürce ellerinin sessizliğine

    Öpememişken dudaklarının sınırlarıma vuran kıyılarından

    Özleyememişken,

    Ve şafak rüzgarlarında,

    Hiçbir düşünceye yakalanmamışken bir başıma,

    Severdim derdim,öncesi olmayan öfkelerime bıçaklanıp

    Dönerdim yalınayak çıplak yalnızlığıma,

    Bomboş bir sayfada aranan küçük bir nokta gibi

    Ötesinde ne sırların saklandığı batık bir kalyon pasında,

    Çürümemişken daha ayaklarım,

    Ve koparılmamışken kollarım,

    Dinlemekten yorulmayacağım sevda şiirlerini

    Hep severdim,

    Hep özlerdim,gözlerim önüne bir bir sıralanan

    Bir bir kaybolan gölgelerin matlaşmış ayrıntılarını

    Ve ben

    Senin olduğumu gecelerce

    Sana böylesine kolay anlatamamışken,

    Severdim çıkmaz sokaklara yağan yağmurların sesini

    Dinlerken sessizce,

    Ve ben,adammışım insanmışım kendimce,

    Yarına bugünden daha yakın,

    Bugüne yarından daha uzak,

    Küçücük bir noktaymışım,yalnızlığın ıssız caddelerinde

    Bu kentte,

    Yağmurlu bir çıkmaz sokakta,

    Son kez bakarken gözlerine,yüreğimin donukluğundan

    Tanıştığımız gibi bir akşamüstü kaldırılmışım….

    #100034306

    Hayat
    Katılımcı

    Git.Yüzüme öyle bakma git.Hiç durma, bir gidenin bir daha asla giremeyeceğini kapı orada git.Hiçbir şey açıklamak zorunda değilsin.Giderken söyleyecek şey bulamaz insanlar.
    Sen bahanelerin arkasına sığınanlardan olma, git.

    (Oysa daha doyamadım sana?.Kokunun yeterince çekmedim içime? Yapacağımız ne çok şey vardı?Neler planlamıştık.Şimdi ne yapacağım ben?Nasıl duracağım ayakta? ‘Kal’ dersem kalır mısın yar?Nasıl istiyorum
    Yalan bile olsa ‘Bu gidiş sadece zorunluluktan, bekle beni döneceğim’demeni)
    Her aşk biter, sen de git.Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi.Sen gitmesen belli ki bir gün ben gidecektim.Herkes kendi tercihini
    yaşar ve sen tercihini yaptın.Rahat ol, git.Aklın kalmasın burada.Dramatik vedaların kahramanları olmayalım git.

    (Benim aklım sende kalacak.Sadece aklım değil yüreğim de?Bitmezdi bizim aşkımız.Asla terk etmezdim seni.
    Benliğimi, varlığımı, hayatımı adamıştım ben bu aşka.Beni tercih etmeni isterdim, benimle yaşamanı isterdim.
    Şimdi kimi ya da neyi seçtiğinin ne önemi var artık¿ Ağlayacağım ardından, kahretsin ağlayacağım?)
    İstersen dost olabiliriz, haberleşiriz birbirimizle.Mutlu olmanı isterim.Sen mutluluğu hak eden bir insansın.Elbette bende mutlu olacağım merak etme,git.Hayatımızda başkaları girecek ve biz belki de birlikte yaşadıklarımızı bir
    süre sonra hatırlayamayacağız bile, git.Hangi yara kabuk bağlamamış ki bugüne kadar?Hangi ateş sönmemiş ki?Yapman gerekeni yap, git !

    (Sensiz mutlu olabilir miyim be yar? Unutulabilir misin bu kadar kolay? Yaşadığımız onca şeyi silebilir miyim? Mümkün değil, seni içimden çıkartıp atmam mümkün değil.Biliyorum hiçbir ilaç iyileştirmeyecek senin açtığın yarayı.
    Senin yaktığın sevda ateşi hiçbir zaman sönmeyecek.Senin
    mutlu olmanı istediğimde de yalan.Mutlu olma yar, benim gibi sen de mutlu olma.Belki o zaman, yeniden dönersin bana?)
    Haydi zaman geçiyor artık, git.Hem neden suratın asık? Sevinmelisin gittiğine.Aslında sana teşekkür etmeliyim.Beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için.
    Rahatladım biliyor musun¿ Bende kalan birkaç para eşyanı da gönderirim ardından.Fırsat buldukça ararım seni, haydi git…

    (Gitme benim güzel sevdalım, gitme.Beni bu aptal dünyada bir başıma bırakıp gitme.Gidip de yüreğimi öldürme.İçim acıyor, kalbim sıkışıyor.Ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme.Ne olur, gitme?)

    #100034247

    Hayat
    Katılımcı

    Karşımdasın. Elimi uzatıp dokunabiliyorum sana. Ne büyük mutluluk bu… Gördüğüm en güzel şeysin. Senden öte tanımladığım başka hiçbir şey yok. Her şey senin adınla anılıyor benim dünyamda. Bütün çiçekler sen, bütün yıldızlar sen… Bir sanat eserisin, bakmaya doyamadığım. Tanrının bana armağanısın, ve artıyor her geçen gün sana hayranlığım. Yüzünde kuşlar, gözlerinde hayatın ta kendisi var. Öyle gerçeksin ki…
    Gözümü açıyorum sen, kapıyorum sen… Hiç bitmeyen serüven… Günümün en keyifli anı, uykumun en tatlı rüyası… Seni soluyorum, havadasın. Seni kokluyorum, doğadasın. Hele şimdi sonbaharsın. Ya da sonsuz bahar. Seni yaşıyorum, canımdasın. Canımsın… Sarılsam sana, bin yıl geçse, bir an bile ayrılmasak… Ten tene, yürek yüreğe sonsuz baharın en aşk dolu iki yaprağı olsak… Ağaç ağaç gezip, yeşersek, açsak. Yere düşsek, kalksak… Seni bilsem, bir tek seni. Seni görsem, bir tek seni… Sesin sarhoş etse beni… Öyle içimdesin ki…
    Bir saniye iste benden sensiz geçirdiğim, veremem. Sensiz geçecekse geçmesin zaman, istemem. Seninle yeniden doğdum, yeniden doğuşun kanıtıyım ben. Senden önce geçen zamanı, sana ulaşmak için yürüyerek geçirmişim, kimmişim bilememişim. Şimdi başımı çevirip geriye bakmıyorum bile. O yol yüründü ve bitti, artık seninle yürünecek bambaşka bir yol var önümde. Yorgunluk nedir bilmeyeceğim, hiç şikayet etmeyeceğim ve bir tek adımda bile tökezlemeyeceğim uzun, aşk dolu bir yol… Öyle aklımdasın ki…
    Ah, sensiz kalmıyor muyum bazen yıkasım geliyor gördüğüm bütün duvarları. Ardında seni bulurum sanıyorum. Ne ayrı koyduysa bizi, zaman ya da yollar, bir kalemde silesim geliyor. Sana dokunmamı engelleyen ne varsa, bir kadehi yere çarpıp tuzla buz eder gibi parçalamak istiyorum. İsyanım taşıyor, kendi öfkemden korkuyorum. Ve kavuşmak… Bunu düşünmek içimde kırılmış bütün aynaları tamir ediyor. Mavi bir yağmur başlıyor, ıslanıyorum. Maviye boyanıyorum. Öyle özlüyorum ki…
    Sen ol, hep ol, benimle ol, bende ol… Sendeyim ben, yüreğimi koydum yüreğinin üzerine. Aşk bu, başka isim arama. Hem de en koyu, en deli, en tutkulu… Öğreneceğim çok şey var sana dair. Bilmediğim çok şey var. Ama bir şeyi öyle iyi biliyorum ki… Seni öyle çok seviyorum ki…

    #100034248

    Hayat
    Katılımcı

    Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.
    Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
    Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.
    Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da… Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.
    Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
    Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
    Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
    Sevdim işte ötesi yok…

    #100034255

    Konu: SENDEKİ O ŞEY

    grup forumunda Mehmet COŞKUNDENİZ

    Hayat
    Katılımcı

    Bir şey var sende bir şey, bulamıyorum. Beni nasıl bu hale getirdin, anlamıyorum. Yüzümde bir gülücük, içimde sonsuz enerji, güne keyifle başlayıp, keyifle bitiriyorum. Aşka küskün yüreğimde yeniden kelebekler uçuyor. Neredeyse yaz bitecek ama ben sanki baharı daha yeni yaşamaya başlıyorum.
    Bir şey var sende adını koyamıyorum. Nereye baksam seni görüyorum. Kiminle konuşsam sen oluyorsun. Sen olunca, başka hiçbir şey umurumda olmuyor. Senin adını heceliyorum. Yanımdasın, değilsin fark etmiyor. Her anımda seni yaşıyorum.
    Bir şey var sende, nedir bilemiyorum. Seninleyken bile seni özlüyorum. Yollarım hep sana çıkıyor, ben sana yürüyorum. En güzel çiçekleri toplayıp demet demet sana vermek istiyorum. Gök kubbenin en hoş sedası olup dünyaya sadece senin adını haykırmak, sadece sana duyduğum hayranlığı anlatmak istiyorum.
    Bir şey var sende, bir türlü anlayamıyorum. Uçsuz bucaksız, masmavi bir deryasın sanki ve ben yüzlerce fırtınayla savaşmış geminin yorgun kaptanı gibi senin kıyılarına vuruyorum. Maviyi bir tek sana yakıştırıyorum. Sen mavi oluyorsun, ben sana bakarken kendimi kaybediyorum. Sessizlik dağılıyor, sesin kulaklarımdan yüreğime akıyor, bütün şarkıları sana armağan ediyorum.
    Bir şey var sende, dilimin ucunda, söyleyemiyorum. Yalnız gecelerime inat, şimdi karanlığı milyonlarca yıldızla aydınlatıyorum. Her yıldız sensin, gecemin yıldızı, kalbimin yıldızı, sevdamın yıldızı, ömrümün yıldızı oluyorsun. Yoksan, kaldırıyorum başımı göğe, senden milyonlarcasını görüyorum. Her gece yıldızlarla sevişiyorum.
    Bir şey var sende, soramıyorum. Seni kimse görmesin, kimse bilmesin istiyorum. “Bana kal, benim ol” diye adaklar adıyorum. Yalancı aşkları, tükenmiş sevdaları kendi tarihimin sayfalarına gömüp yeni bir defter açıyorum, bir tek seni yazıyorum. Yaz yaz bitmez öykülerin kahramanı oluyorsun, senin maceralarını anlatıyorum.
    Bir şey var sende, tanımlayamasam da işte ben o şeyi arıyorum. Seni, nefes nefese gecelere, deli sevişmelere, sevdaya uyanan sabahlara, bitimsiz günlere davet ediyorum. Gel benimle, aşkın da, tutkunun da en koyusunu yaşayalım. Bir kalbi keşfetmenin hazzına yeniden varalım. Bir tende erimek neymiş, hatırlayalım. Menzilimiz olmadan, nereye varacağımızı sormadan, aşkın rehber olduğu bir yolculuğa çıkalım. Buradayım, yolun başında…. Bekliyorum…

    #100034267

    Hayat
    Katılımcı

    Ben seni kocaman bi yürekle sevdim Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın

    Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni Herhangi bir konuk değildin artık Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama O yüreğin gerçek sahibiydin

    Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle Çiçek çiçek açtın yüreğimde Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında Taze bir yaparak gibi yeşildin Açelyaydın pembeliğinle Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün Kırmızıydın bir ateş gibi Ve maviydin En çok bu renkle anmayı sevdim seni Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim

    Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm Beni böylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle

    Her şeye rağmen sevdim seni Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim Sen elimden tuttuğunda, patlama hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm Ve o göle bir tek sen girebilirdin

    Sevdim ve hayrandım da Her halin çekti beni Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim Sesini de sevdim suskunluğunu da Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı

    Seni severken yorumlamadım Çünkü sen yaşam kaynağıydın Her gün yenilendim Seninle çoğaldım, büyüdüm Eksik kalan neyim varsa tamamladın Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin…

    Sevdim işte ötesi yok

    #100034283

    Hayat
    Katılımcı

    Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören
    Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten
    Sen, benim en değerli yerimde,
    yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın
    Şimdi Oradasın ve Hepte Orada Kalacaksın
    Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek,
    ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni
    Herhangi bir konuk değildin artık
    Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama
    Artık o yüreğin gerçek sahibiydin
    Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya
    Ben dört mevsim baharı yaşıyorum seninle
    Çiçek çiçek açıyorsun yüreğimde
    Gökkuşağı zayıf kalıyor, senin renklerin karşısında
    Taze bir yaparak gibi yeşilsin Açelyasın pembeliğinle
    Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı gülümsün
    Kırmızısın, ateşlerin kraliçesi, tende yanan alev gibi
    Ve tabi ki sonsuzluk kadar masmavi
    En çok bu renklerle anmayı seviyorum seni
    Denize tutkuluyum;
    denizi sensiz, seni denizsiz düşünemiyorum
    Seni severken dünyayı da seviyorum ben,
    Hatta insanları da
    Kendime bile dar gelirken,
    içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiyim artık
    En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile,
    seni düşünmek yetiyor bana
    İçimdeki sevinç yüzüme yansıyor, gülüyorum
    Beni böylesine güldüren senin sevgin
    ve ben hasrete rağmen, içten gülüşün ne demek olduğunu,
    nasıl güzel bir şey olduğunu anlıyorum seninle
    Her şeye rağmen seviyorum seni
    Güçlüyüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yok seninle
    Senin için Bizim için
    Koca bir kente, koca bir ülkeye bile kafa tutabilirim
    Sana Dokunduğumu hayal ettiğim de bile,
    patlama hazır bir volkan gibiyim
    Menzil sensin
    ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirim
    Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritip, kül edebilirim
    Sana ulaştığımda ise bir Ceylinin su içmesi gibi kanacağın
    Ve sadece senin girebileceğin
    Masmavi gözlerin gibi sakin bir göle dönüşeceğim, biliyorum
    Sadece Sevmiyorum sana hayranım da
    Her halin öylesine deli çekiyor ki beni
    Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını,

    saflığını, tatlı kurnazlığını,

    çocukluğunu, olgunluğunu seviyorum

    Sesini de seviyorum suskunluğunu da

    Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını seviyorum

    Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamıyorum

    Sığmıyorsun cümlelere

    ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olamıyor

    Seni severken yorulmuyorum Çünkü sen yaşam kaynağımsın

    Her gün yeniliyorsun beni Seninle çoğalıp, büyüyorum

    Eksik kalan neyim varsa sen tamamlıyorsun

    Ben Sen Gelmeden Ölmeyeceğim

    Ölmeyeceğim

    Yüreği Yüreğimde

    Dokunulmamış Teni ile Tenimde Helalim

    Çünkü sen ölmezliğin ta kendisisin

    Gel Hadi Bekliyorum, Seni Deliler Gibi İstiyorum

    Ötesi Yok İşte Ceylan Yüreklim

    Seni Çok Seviyorum…

    #100034292

    Konu: SEN OSUN,YA BEN?

    grup forumunda Mehmet COŞKUNDENİZ

    Hayat
    Katılımcı

    Hani bir yerlerde birinin varlığını hissedersin ve bir gün mutlaka gelip seni bulacağını bilirsin ya?Hani bu yüzden hayatına giren herkesi geçici olarak görüp sadece ona odaklanır ve sadece onu beklersin ya?Hani onun geleceğine dair umudunu bir tek gün bile kaybetmeden, her güne Belki de bugün gelecek diye başlarsın ya?İşte öyle bir şeydin benim için?
    Seni ilk gördüğüm an, yıllardır beklediğim o insan olduğunu anladım.O güne kadar yoktun ama hep bendeydin.Şimdi burada, yanı başımdaydın.Yeni bir hayat başlamıştı benim için ama yanıtlanmamış sorularımda vardı.Belli etmeli miydim ki kendimi?Sen benim için oydun ama ya ben senin için?
    Ne kadar istesem de, kendimi tutamıyordum, saklayamıyordum.Seninle konuşurken yüreğimin atışlarını duymandan korkuyordum.Ölecek gibi oluyordum.Aklıma ve dilime gelen her şeyi sana da söylüyordum.Söyledikten sonra pişman oluyordum ama bir işe yaramıyordu.Belki de büyüydün.Sen tanrının bana ödülüydün.
    Peki sen niye konuşmuyordun?Kendini niye gizliyordun?Ben, içimdeki coşkuyu anlatmak için yeni yeni kelimeler keşfederken, sen yıllardır söylenen klasik kelimeleri bile söylemiyordun.Hep beni dinliyordun, bense abartıyordum.Sana dair hislerimi durdurmuyordum, yüreğimi susturmuyordum.Değişiyordum senin karşında, güçsüzleşiyordum.
    Çünkü ben, söndüğünü sandığım bir alevi seninle körükledim.İçimi titreten soğuklarda, martıların Boğazın üzerinde uçuşunu tek başıma seninle izledim.Kıyıyı boydan boya, ellerim ceplerimde, amaçsızca Seninle belki bir gün böyle?diye diye dolaştım.Şimdi istiyorum ki, sen de teslim ol aşka.Serbest bırak yüreğini ve beni takip et.Bırak taşsın içindeki o kan, durdurma sakın.Bedenin çekilsin, boğazın düğümlensin. Yutkunduğun zaman beynine bin kat özleyiş gitsin.Senin için ben olayım, hep olayım.Aşk olup, kalbine dolayım, kan olup damarlarında dolaşayım.Artık, ağzından çıkan kelimelere başka başka anlamlar yüklemek istemiyorum.Ne söyleyeceksen dümdüz ve basitçe anlatmanı istiyorum.Ya sev beni, dünyanın en mutlu çifti olalım, ya da bırak, ben yalnızlığımda kalayım diyorum.Öyleyse?Söz sende?

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 221) görüntüleniyor