You cannot copy content of this page

1 ile 11 arası 11 sonuç (toplam 11) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları

  • Hayat
    Katılımcı

    Her gece hüznün yakar kalbimi,
    Nereden çıktı bu ayrılık?
    Ben öpmeye kıyamazken,
    Ansızın karşıma çıktı dargınlık…
    Şiirlerim ağlar sana her gece,
    Alsın benide götürsün yarin gittiği yere,
    Bir kere olsun üzmedim, canım dedim sadece,
    İsyanlarda neyin nesi bir tanem,
    Ömür baharım kışa döndürme benim…
    Yıldızlarda ağlarmış,karanlıklara, vefasızlıklara,
    Ay koşmuş geceye, sen yoksun diye yanımda…
    Saba rüzgarı düşmüş yollara döndürmek için seni…
    Dayanmış dalgalar giden gemiye bulmak için seni…
    Gel etme ne olur, karanlıkların sabahı olmuyor…
    Yetim kalıyor sevdalar…
    Baykuşlar sevinir elemimize,
    Gönlümüze figan düşmesin yeter,
    Bir güvercinin kanadıyla muştu gönder yeter ki,
    Senin olsun rüyalar…
    Bitsin özlemim…
    Bilirim dayanamazsın yetim oluşuma…
    Sevgi kuşumuzu içimizde büyüttük,
    Nöbet bekledik her gece ayazlarda,
    Üşümesinde ellerimizi kenetlerdik,
    Bak sema bile ağlar halimize…
    Toprak bekler tenimizi,
    Sen gelmezsen ahdımı bozacağım,
    Gireceğim koynuna toprağın, en derinine,
    Güller yeşerecek, ayrılık gülleri…

    #100033638

    yaparkaleli
    Katılımcı

    YOKLUĞA UZANMAK
    Gelişin gurbettir, gidişin hasret
    Gönlümü gönlüne yar eder misin?
    Karanlıktan kara kararsız gayret
    Gönlümde bir fiske var eder misin?

    Sevdanın yükünü yükleyip dile
    Acıyı bastırıp tatlı dil ile
    Dili muhabbete, gülü bülbüle
    Derde salar, gönlü kor eder misin?

    Gönül dosta, dost yaylaya dayalı
    Yaylada hasrette zülfü boyalı
    Mahzun gözlerinde yarin hayali
    Akşamdan sabahı zor eder misin?

    Gönül köprüsünden geçeceği an
    Hasret diyarına çiçekler saçan
    Yazın nergis, kışın yasemin açan
    Gönül sarayımı kar eder misin?

    Sevgi muhabbetin bir anlık mıdır?
    Gördüğüm dostluk mu, yarenlik midir?
    Kalbin gece kadar karanlık mıdır?
    Sözünde durmayı ar eder misin?
    Dünyayı başıma dar eder misin?
    Zülfikar Yapar Kaleli

    #100030904

    ahmtdgr
    Katılımcı

    Senden soğumaya başladı
    Gönlüm
    Gönlümdeki sevgin mantığıma görüşüne
    Beğenilmeyen yönlerine yeniliyor galiba
    Bu kadar tepkisiz kalman karşında
    Seni sevdiğimi binlerce insana anlatmama rağmen
    Bu kadar tepkisiz ve uzak durup sadece bakışlarınla
    O içimi eriten gözlerindeki anlamla
    Çocuksu davranışlarla
    Sevgini anlatmaya çalışman
    Karşısında gönlüm galiba seni dışlayacak be güzel
    Zaman da tükeniyor farkındaysan
    Artık bir daha beni göremeyeceksin
    Artık farkına var be
    Seviyorsan gönlüm senden tamamen soğumadan gel
    Sevdiğini haykır kalbime
    Yarın yok yarın yok
    Seni sevdiğimi biliyorsun
    Beni sevdiğini bildiğim gibi
    Ben adım atmam atamam
    Ama senin önün açık be güzel
    Gelirsen
    Zaman tükenmeden acı çekmezsin
    Benden sonraki zamanlarda
    Acı çekeceğini bil
    Sevda aşk ızdırap verecek sana
    Çünkü yarın yokum ve beni bir daha göremeyeceksin
    Seviyorsan gerçekten seviyorsan gel
    Kollarım sana açık
    Kalbim sana açık
    Çocukluğu bırakıp da gel

    04,07,07
    AHMET DOĞRU

    #100030907

    Konu: YARIN YOK

    forumda YARIN YOK

    ahmtdgr
    Katılımcı

    Yarın yok umutla bakma hayata yarın yok
    Farkına var artık anla yaşamadığının
    Farkına var
    Sevmenin bir anlamı
    Yok
    Sevda uğruna acı çekmenin
    Hayata umutla bakmanın

    #100030264

    Konu: YARIN GECE

    forumda YARIN GECE

    Aysun
    Katılımcı

    Yarın gece gideceğim bu kentten
    Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni
    Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok
    Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri

    Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
    Sesimde anıların sessizliği

    İçimde acıyla yürüyorum yolları
    Çoktandır yolumu ayırdığım bu kentten
    Yorulsam da bir daha binmem o trenlere
    Kimse karşılamasın istasyonlarda beni

    Kuşsuz bir kent gizli uzayan saçlarımda
    Aşktan ve anılardan bir avuç külüm şimdi
    Ardımda usulca akan küçücük sular
    Bir onlar uğurluyor varacağım ırmağa

    Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
    Sesimde anıların sessizliği

    Sonunda bir soru gibi kaldım yine kendimle
    Kentin kırık aynasında eksildikçe düşlerim
    Söyle benim ömrüm bu kente uğradı mı
    Sahi ben hiç ömrümü kendime yaşadım mı?

    Haydar Ergülen

    #100026943

    Bülent
    Katılımcı

    Ayrılığın sabrı yokmuş sevdiğim
    İnsafı kurumuş sanki bir zalim
    Ellerim bağlı bir kere sevmişim
    Her an sensizliğe sürmek istiyor

    Getirdiği günler ne tez geçiyor
    Biri başlamadan biri bitiyor
    Kalan ömrümüzden çalıp gidiyor
    Her an sensizliğe sürmek istiyor

    Canımdan öteye saklasam seni
    Aramadan bulur değişmez kini
    Ezelden hünerli sevmez seveni
    Her an sensizliğe sürmek istiyor

    Uslanmayı bilmez gözleri bizde
    Razıyım bıraksa dağda denizde
    Yetmiyor ki gözü hep sevgimizde
    Her an sensizliğe sürmek istiyor

    Adresler değişti inan uğruna
    Yaklaşırım diye gönül yarine
    Garezi bugünden düştü yarına
    Her an sensizliğe sürmek istiyor

    #100024501

    simpsonsoner
    Katılımcı

    Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı
    Bir dakika araba yerinde durakladı.
    Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
    Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…
    Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya,
    Ulukışla yolundan Orta Anadolu’ya
    İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!
    Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
    Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı…
    Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,
    Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,
    Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler…
    Ellerim takılırken rüzgarların saçına
    Asıldı arabamız bir dağın yamacına,
    Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,
    Bu ıslakla uzayan, dönen kıvrılan yollar.
    Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar
    Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.
    Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu.
    Serpilmeye başladı bir rüzgar ince ince,
    Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince
    Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi
    Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi
    Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine
    Yol, hep yol, daima yol… bitmiyor düzlük yine.
    Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali
    Sonunda ademdir diyor insana yolun hali,
    Arasıra geçiyor bir atlı, iki yayan
    Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan
    Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,
    Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor…
    Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine
    Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine,
    Bir sarsıntı… uyandım uzun süren uykudan;
    Geçiyordu araba yola benzer bir sudan
    Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,
    Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu;
    Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,
    Bir kenarda göründü beldenin viran hanı.
    Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri
    Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri
    Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya
    Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.
    Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı
    Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı,
    Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,
    Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor,
    Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı
    Her yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı,
    Gitgide birer ayet gibi derinleştiler
    Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki çizgiler…
    Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,
    Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;
    Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,
    Aygın baygın maniler, açık saçık resimler…
    Uykuya varmak için bu hazin günde, erken,
    Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken
    Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı;
    Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı
    Ben garip çizgilerle uğraşırken başbaşa
    Raslamıştım duvarda bir şair arkadaşa;
    “On yıl ayrıyım Kınadağı’ndan
    Baba ocağından yar kucağından
    Bir çiçek dermeden sevgi bağından
    Huduttan hududa atılmışım ben”
    Altında da bir tarih. Sekiz mart otuz yedi..
    Gözüm imza yerinde başka ad görmedi.
    Artık bahtın açıktır, uzun etme arkadaş!
    Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş;
    Araya gitti diye içlenme baharına,
    Huduttan götürdüğün şan yetişir yarına!
    Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk
    Soğuk bir mart sabahı… Buz tutuyor her soluk
    Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri
    Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri
    Bulutların ardında gün yanmadan sönüyor,
    Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor…
    Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,
    Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar
    Biz bu sonsuz yollarda varıyoz, gitgide,
    İki dağ ortasında boğulan bir geçide
    Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden
    Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden
    Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla
    Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla
    Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu
    Burada son fırtına son dalı kırıyordu
    Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla
    Savrulmaya başladı karlar etrafımızda
    Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü;
    Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü…
    Gönlümde can verirken köye varmak emeli
    Arabacı haykırdı *İşte Araplıbeli*
    Tanrı yardımcı olsun gayri yolda kalana
    Biz menzile vararak atları çektik hana.
    Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş
    Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş
    Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor
    Kimi haydut kimi kurt masalı anlatıyor
    Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri
    Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri
    Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor
    Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor
    “Gönlümü çekse de yarin hayali
    Aşmaya kudretim yetmez cibali
    Yolcuyum bir kuru yaprak misali
    Rüzgarın önüne katılmışım ben”
    Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı
    Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı
    Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
    Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde
    Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık
    Bir han yorgun argın tatlı bir uykudaydık
    Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım.
    Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım!
    “Garibim namıma Kerem diyorlar
    Aslı’mı el almış haram diyorlar
    Hastayım derdime verem diyorlar
    Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ım ben”
    Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında
    Korkarım yaya kaldın bu gurbet çıkmazında
    Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı!
    Bahtına lanet olsun aşmadıysan bu dağı!
    Az değildir, varmadan senin gibi yurduna
    Post verenler yabanın hayduduna kurduna!
    Arabamız tutarken Erciyes’in yolunu
    Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu’nu?
    Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,
    Dedi
    Hana sağ indi ölü çıktı geçende!
    Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti
    Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti…
    Gönlümü Maraşlı’nın yaktı kara haberi.
    Aradan yıllar geçti işte o günden beri
    Ne zaman yolda bir hana raslasam irkilirim,
    Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim
    Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar
    Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!
    Ey garip çizgilerle dolu han duvarları
    Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!…


    afflicted_
    Katılımcı

    1.
    Varamaz elim
    Ayvasına, narına can dayanamazken,
    Kırar boynumu yürürüm.
    Kurdun, kuşun bileceği hal değil,
    Sormayın hiç
    Laaaaal…
    Kara ferman çıkadursun yollara,
    Yarin bahçesi tarumar,
    Kan eder perçem

    Olancası bir tutam can,
    Kadasına, belasına sunduğum,
    Ben öleydim loooy…
    Elim boş,
    Ayağım pusu.
    Bir ben bileceğim oysa
    Ne afat sevdim.
    Bir de ağzı var dili yok
    Diyarbekir Kalesi…

    2.

    Açar,
    Kan kırmızı yediverenler
    Ve kar yağar bir yandan,
    Savrulur Karacadağ,
    Savrulur zozan…
    Bak, bıyığım buz tuttu,
    Üşüyorum da
    Zemheri de uzadıkça uzadı,
    Seni, baharmışın gibi düşünüyorum,
    Seni, Diyarbekir gibi,
    Nelere, nelere baskın gelmez ki
    Seni düşünmenin tadı…

    3.

    Hamravat suyu dondu,
    Diclede dört parmak buz,
    Biz kuyudan işliyoruz kaba – kacağa,
    Çayı kardan demliyoruz.
    Anam sır gibi saklar siyatiğini,
    “Yel” der, “Baharın geçer”.
    Bacım, ikicanlı, ağır,
    Güzel kızdır, bilirsin.
    İlki bu, bir yandan saklı utanır
    Ve bir yandan korkar
    Ölürüm deyi.
    Bir can daha çoğalacağız bu kış.
    Bebeğim, neremde saklayım seni?
    Hoş gelir,
    Safa gelir,
    Ahmed Arif’in yeğeni…

    4.

    Doğdun,
    Üç gün aç tuttuk
    Üç gün meme vermedik sana
    Adiloş Bebem,
    Hasta düşmeyesin diye,
    Töremiz böyle diye,
    Saldır şimdi memeye,
    Saldır da büyü…

    Bunlar,
    Engerekler ve çıyanlardır,
    Bunlar,
    Aşımıza, ekmeğimize
    Göz koyanlardır,
    Tanı bunları,
    Tanı da büyü…

    Bu, namustur
    Künyemize kazınmış,
    Bu da sabır,
    Ağulardan süzülmüş.
    Sarıl bunlara
    Sarıl da büyü.

    #100021086

    Konu: BOŞLUK

    forumda BOŞLUK

    Bülent
    Katılımcı

    Sevmeyi unuttuk çoktan
    Kaya döşemekteyiz, hayat kaldirimina.
    Içimiz titreyerek geçiyoruz
    Bugünden, yarina.

    Nasirlaşti zamanin kalbi,
    Çöl güneşi ümitler.
    Yikildi duvarlari asalet çatisinin,
    Küflendi kilitler saadet kapisinda
    Bir saman çöpünden farkimiz yok
    Denizin ortasinda.

    Bakiyoruz göklere: yildiz yildiz
    Içimiz delik deşik.
    Feryadimiz yetmiyor
    Dualarimizda ulaşmiyor sana,
    Kime yalvaralim, TANRIM!
    Boguyor bizi boşluk.

    #100020480

    Menekşe
    Katılımcı

    Seni bilmem ama ben kararliyim.
    Su garip sevdadan cayalim gitsin.
    Bu askta senden cok ben zararliyim
    Bir kumar oynadik diyelim gitsin.

    Icimde bir his var benden pes diyor
    Olmayan duadan ümit kes diyor.
    Mademki bahtimiz böyle istiyor
    Kaderin emrine uyalim gitsin.

    Seninle burcumuz tutsaydi keske
    Aslanlar bir baska Yengec bir baska
    Yarini olmayan hayirsiz aska
    Ayrilik nikahi kiyalim gitsin

    Farzet ki bir rüya gördük ikimiz
    Gercekte bu hissi tanimadik biz
    Böyle bir masali yasamadik biz
    Bir varmis bir yokmus sayalim gitsin

    Marifet felegin elinden cikmis
    Dünyada baska bir terzisi yokmus
    Kerem’ i Asli’yi narina yakmis
    Atesten gömlegi giyelim gitsin

    Tiryaki gönlünmde olmasin kuskun
    Tek sana müptela tek sana düskün
    Ardindan bir agit yakalim askin
    Adini elveda koyalim gitsin

    #100028979

    Konu: SEVGİLİ

    forumda SEVGİLİ

    Bülent
    Katılımcı

    Kalbimin mavi mermer sarayına gelerek
    Yıkılan âbideye bakar mısın sevgili!
    Herşeyi unutarak benliğine alarak
    Yüzünü döndürerek, bakar mısın sevgili!

    Can suyumdan doldurdum sana getirsin diye
    Verdim sâf meleklere gâmı atasın diye
    Yol aldım geliyorum aşkı tutasın diye
    Yürekteki sevgiyi, yıkar mısın sevgili.

    Gâmı çekme! sevgili o güzel yüreğine
    Kim düşer sevdiğine iş gider gereğine
    Ben yüklerim gamları sırtıma yüreğime
    Köşeden bucaklardan, kaçar mısın sevgili.

    Bakarmısın! ırmağın delice akmasına
    Şeker olur dudağın tadına bakmasına
    Yıkıp hilâl kaşının korlarla yakmasına
    Beni yerlere vurup, yıkar mısın sevgili.

    Yokluğun bir çığ gibi içime hep çöküyor
    Aşkın narlı ateşi yüreğimi söküyor
    Bulutlardan bir demet yüreğime akıyor
    Sönmüş olan ateşi, yakar mısın sevgili.

    O yârin bahçesinde güller yeniden açmış
    Elvan olmuş yüreği kolları bana açmış
    Güllerimi dererken dallarımı hep saçmış
    Küle dönmüş yüreği, tutar mısın sevgili.

    Vurun beni! yerlerde aşkından sürüneyim
    Sevgin yoksa zindanda kapkara çürüyeyim
    Gel! sevgili gel bana sen yoksan sürüleyim
    Bu saf sevgiden, aşktan bıkar mısın sevgili…

1 ile 11 arası 11 sonuç (toplam 11) görüntüleniyor