You cannot copy content of this page

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 141) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100036003

    Konu: CANIŞIĞIM

    grup forumunda Oğuzkan BÖLÜKBAŞI

    Şule
    Katılımcı

    canışığım
    ben sana aşığım
    bir hançer gibi saplısın yüreğimde
    çıkarmak istemediğim
    seni ıssız bir gecede
    sokak lambalarının altına
    terketmeye çalışıyorum
    kıyamıyorum
    sensiz de olsa
    seni yaşamaya doyamıyorum

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renklere dönüyor
    sen açtın mı gözlerini canışığım
    şehrin ışıkları sönüyor

    saçlarını tarıyorum usuldan
    gözlerinde baharlar açıyor
    güvercinler su içerken ellerimden
    haberler bekliyorum
    yagmur kokulu seher yellerinden
    gelmiyor
    hüznümü gülüşlerimde gizliyorum

    kaç bahar kaldı ömrümüzde
    kaç gece düş görebileceğimiz
    hasrete katmışız günlerimizi
    gün diyebileceğimiz

    canışığım
    bu akdeniz ikliminde
    rüzgara verdim ömrümün yelkenini
    o yüzden dalgalı
    o yüzden karışığım
    her yönden geliyor kokun, sesin, nefesin
    ne tarafa gideceğim
    karar veremiyorum
    gökkuşağının arkasındasın
    ufuk çizgisindesin
    gemiler yaklaştıkça uzaklaşan limanlardasın

    biliyor musun
    aslında yalnızca benim söylediğim şarkılardasın
    bir anlasam
    kaç ışık yılı uzaktasın
    bu yollar hiç bitmiyor
    ben sana hiç ulaşamıyorum
    ben hep başındayım yolların
    hep sarılmaya açık kollarım

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renklere dönüyor
    sen açtınmı gözlerini canışığım
    gökte yıldızlar sönüyor

    canışığım
    bu yaşadığım
    bitmesidir kocaman bir kalabalık yalnızlığın
    çiçeklerin açması
    yağmurların yağmasıdır
    ve yansıyan sulardan, pırıl pırıl
    senin aydınlığın
    ellerini uzat al beni, götür
    nereye diye sormayacağım
    sen durmadan
    ben durmayacağım

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renge çalıyor
    hüzün varsa gözlerinde canışığım
    aklım sende kalıyor

    sesini duymaya koşuyorum
    şarkılar çalıyor sanki
    sanki düğün var, coşuyorum
    geceyi içmiş bir sarhoşun yorgunluğunda
    son sigaramı yakıyorum gün doğarken
    karşımda kızıl bir tanyeri
    yakamozlar çekilmiş sulardan
    düşüyor toprağa yavaşça
    güneşin renkleri

    canışığım
    sen uykudasındır şimdi
    öperek çıktığımı hissettin mi odadan
    bin yıllık geleneği hiç bozmadan
    bu masalı kim taşıyacak yarına
    bu güzelliği kim anlatacak çocuklarına
    bu şiirlerde kim anacak beni

    sabah bir renkte açarken gözlerini
    akşam bir başka renkte görüyorum
    sen güldün mü gözlerini canışığım
    bir derviş gibi etrafında dönüyorum

    kolay mı sanıyorsun
    gecede yıldız, yürekte ateş olmak
    kolay mı sanıyorsun
    çiçeği soldurmadan,
    ateşi söndürmeden yaşamak
    kolay mı karanlıkta yol bulmak
    canışığında saklanmak
    gözyaşı dökmeden ağlamak
    hayatın manasını bir su damlasında bulmak
    bir su damlasında
    ruhunu yıkamak
    tertemiz kalmak

    inanki meleğim
    sakındığım, esirgediğim
    sevdiğim, gözbebeğim
    en güzel baharlarda hep seninleyim

    sabah renklerini ışıtırken gözlerin
    akşam yıldızları yansıtıyor
    sen yumdun mu gözlerini canışığım
    karanlık beni korkutuyor

    içimden hazanları silip de atıyorum
    hayatın akışına kendimi bırakıyorum
    bir mahcup duyguydun bende
    bir dışa çıkmaz sevgi
    patlamaz volkan gibi gizli gizli yanarak
    yağmayan yağmur gibi bulutlarda kıvranarak
    geçen zamana ah edip de dağılarak
    yaşamak pek anlamsız
    yaşamayı yok edip
    elimde kalan ömrüm nerde bitecek bilmem
    mutluluk varsa eğer
    bil ki artık kaçırmam
    alev alev yanacak içimde canışığım
    hayat ne kadar güzel
    ben hayata aşığım

    sabah tenime değince gözlerin
    akşam ruhumu coşturuyor
    sen baktın mı gözlerinle canışığım
    içimi sevdan dolduruyor

    • Bu konu 3 hafta 1 gün önce önce  admin tarafından değiştirildi.
    #100034850

    banucukk
    Katılımcı

    Sen ki, aziz İstanbulun göz nurusun Üsküdar
    İstabulun gözbebeği uğurusun Üsküdar

    Suyun billur billur akan altın nehir Üsküdar
    İstanbulun göz nurusun altın şehir Üsküdar

    Çamlıca başında tacın erguvanlar ziynetin
    Tarih seninle övünür ölçülemez kıymetin

    Sensiz soluduğum hava bana zehir Üsküdar
    İstanbulun göz nurusun altın şehir Üsküdar

    Katibim faytona binmiş geziniyor mazimde
    Karacaahmet’teki taşlar asude ve tazimde

    Tükenmez sendeki efsun, tatlı sihir Üsküdar
    İstanbulun göz nurusun altın şehir Üsküdar

    Sen ve Kızkulesi sanki iki nazlı sevgili
    Sana değmiş İstanbulun kutsal sihirli eli

    Sen bende ebedimsin, bende ahir Üsküdar
    İstanbulun göz nurusun altın şehir Üsküdar

    Lalem, erguvanım, gülüm, mor menekşem, sümbülüm
    Hakk’ın armağanı olur sende gelirse ölüm

    Senden güzel bir kent var mı, senden cehir Üsküdar
    İstanbulun göz nurusun altın şehir Üsküdar.

    Miyaser GÜLŞEN

    #100034866

    Konu: NENE

    forumda NENE

    banucukk
    Katılımcı

    Beni bana bırakan, benle sınayan,
    Çoğulu olmayanın tekini seçmemi isteyen,
    Olmayanı bilmemi, bilinmeyeni yorumlamamı…
    Ah nenem güzel nenem, ağlayan, susan, seven…
    Geçmişi sorgulamak kadar, geleceği yorumlamak,
    Gündüzün ağlamak kadar, gece uyumakta zordur bir bilsen.
    İlkbahardan susuz, erimiş kardan öksüz gül,
    Yazı yaşar, sonbahara erişir mi sanırsın.
    Ağlıyorum, ağrıyorum, bekliyorum ki… işte
    Sonumun başını, başlangıcımın sonunu yaşıyorum.
    Çünkü seni seviyorum, seviyorum nene.
    Sitemin hak. Yalvarışın hak, bekleyişin, bilişin…
    Sen büyüttün beni, sevmeyi çünkü sen öğrettin.
    Seninle tattım sevilmeyi, anlamayı, anlaşılmayı.
    Dur anla. Anla ki susuzluğum dinsin, sensizliğim bitsin.
    Çünkü seni seviyorum. Seviyorum nene.
    Anla ki anlamı olsun göz yaşımın, yaşamımın, yarınımın
    Anla ki anlamı olsun yağmurun, güneşin, gün yüzünün, gül yüzünün
    Zor anlarımda hep vardın çünkü, en derinimde, hislerimde…
    Sevgi ihtiyacım, tükenmeyen enerjim, bitmeyen türküm
    Gururum, şefkatim, onurum…
    Sen varken anlamı var ilkbaharla yağmurun,
    Hayatın cemresi, karın erimesi, toprağın canlanması nenem.
    Sen varken anlamı var gurbetin, uzaklığın, yakınlığın…
    Acı çekmenin, soğukta yatmanın, yumurta yemenin.
    Sen varken anlamı var sebepsiz beklemenin.
    Seninle anlam bulur, gökyüzünde rahmet taneleri, inci perileri.
    Seninle bir başka anlamı olur, köyün, dağların, çiçeklerin…
    Bir kuzunun dağda dolaşması annesiyle, özgürce.
    Dolaştıkça vardığı tek yerin annesi olması,
    Vakitsiz, kaygısız, korkusuz ve hesapsızca,
    En iyi sen anlarsın, kuzuların hasretini, otlaktan dönerken kavuşmasını.
    Yalnızlıklarını, bağırışlarını, çaresizliklerini sen bilirsin.
    İşte ben, yani o kuzun, kızgınlığın, susuzluğun. Ve sen…
    Sana çıkıyor gittiğim ve geldiğim tüm yollar, kurduğum hayaller.
    Bitirdiğim ve başladığım her şeyde, yorgunluğumda,
    Olduğum yerde sen varsın, yüzümdeki çizgilerde, gece iniltilerimde
    Dilimdeki nağmelerde, sözümdeki sadakatte,
    Sana çıkıyor bütün isteklerim, arzularım, ümitlerim,
    Anla işte, seni seviyorum. Seviyorum nene.
    Anla ki, ben de anlamımı bulayım, ayağıma kavuşayım. Ellerimle tutayım.
    Anlamsızlığın ne anlama gelmediğinden kurtulayım.
    Anla, ki ben seni seviyorum, seviyorum nene.

    #100034776

    Pelin
    Katılımcı

    Terk edişlerle başladı şehrin kurşungeçirmez öyküleri
    Sıradanlaşmış karanlığın buluştuğu ruhlarda
    Tanelerce dökülen uçurumlar akıyordu
    Susmuş her kalabalığın inatla yürüdüğü
    Beyinlerimize asılı kalmış birçok yaşamlarımız
    Yaşama asılmış karmaşık adımlarımız
    Adımlarımızda yürüyense insansı masallar
    Ve sen düş perisi NEOLATİA
    Ruh ateş, kan ışık, dönüştükçe birbirine dönüyor
    Büyüyor izlerin hiçliği anlaşılmazlara rağmen
    Buğulanıyor metafizik metanetle
    Yaşamlarımıza hükmettikçe korkularımız sürgün
    Sensizliğe kurşunlar, kadehleniyor düş perisi
    Ellerlinden yakalayabildiğimce dokunuyor
    Teninden süzülürken değerleniyorum
    Düş perisine şarkılar adıyorum

    Tutkular nereden başlar yaşlanmaya
    Ne zaman avuçlayabilsem sevgimi
    Özgürlüğüm bedel ödüyor
    Düş perisi gülümsüyor
    Reveransı adımlarımın seninle anımsıyor geçmişi
    Gölgen ürktükçe grisinden bulutun
    Bulutlanan sen olur yağarsın
    Yağdıkça yeşillenir gözlerin
    Serinlenir düşlerin düş perisi
    Bakışlarına perdelenmiş sağanak
    Gizemin derinlere mavilenmiş
    Fırtınana dek düş perisi.

    #100034596

    Hayat
    Katılımcı

    Kar yağıyordur oralara,
    Buzdan kılıçlarımız olurdu bilirsin…
    Bir başkadır evlerin bacaları
    Camları beyaz örtüyle kaplı…
    Eminönü, Yeni Cami’nin önü,
    Güvercinler karlarda yem arıyorlar
    Yaşamak için…
    Kaldırımlar yalnızların durağı
    Benimse ayaz gecelerim
    Bir uğultu başlıyor geceye
    Kar lapa lapa yağıyor
    Başım, ellerim, ayaklarım üşür sensizliğimde…
    Demiştin ki hatırlarsan;
    Tut ellerimi üşümesin
    Nefesimle ısıtmıştım ellerini
    İyi ki sen varsın hayatımda…
    Ve bir gün gittin işte
    Zaman seninle başladı…
    Ayaz gecelerim…
    Yüreğim üşür, kelimeler üşür,
    İstanbul üşür,
    Sana olan hasretimle
    Donar ayaz gecelerim….

    #100034473

    Konu: ANLAMIYORSUN

    forumda ANLAMIYORSUN

    Hayat
    Katılımcı

    Neden hasretim sana ait olsun ki?
    Ben o tatlı ağrıyı arıyorum
    Ben o yağmurlarda ıslanmayı özledim.
    Ben o dünyanın en güzel yalanına,
    İnanmak için dünyaya gelmişim.

    Zorlama yüreğimi!
    Ellerini tutarken,
    Kaldırırken kadehleri gülümsemeler içinde,
    Sadece bana o eski heyecanları hatırlatıyorsun
    Bir yanılsama bu,
    Anlamıyorsun.
    Sen de benim gibi tıpkı;
    Yüzüme bakerken,
    Terlerken avuçlarımda,
    Diğer yarını hatırlıyorsun.
    Birbirimize ait değiliz diyorum sana!
    Sen düşlerini aldatıyorsun.

    Ama ben yapamam bunu,
    Kandıramam düşümü.
    İşte bu yüzden sensizliğe karışıyorum.

    Elimi elinden
    Bedenimi bedeninden
    Ve varlığımı hayatından soyutlayıp
    Gitmek istiyorum.

    Bağışla,
    Seninle gecelere karışmak gelmiyor içimden…


    Hayat
    Katılımcı

    Karşımdasın. Elimi uzatıp dokunabiliyorum sana. Ne büyük mutluluk bu… Gördüğüm en güzel şeysin. Senden öte tanımladığım başka hiçbir şey yok. Her şey senin adınla anılıyor benim dünyamda. Bütün çiçekler sen, bütün yıldızlar sen… Bir sanat eserisin, bakmaya doyamadığım. Tanrının bana armağanısın, ve artıyor her geçen gün sana hayranlığım. Yüzünde kuşlar, gözlerinde hayatın ta kendisi var. Öyle gerçeksin ki…
    Gözümü açıyorum sen, kapıyorum sen… Hiç bitmeyen serüven… Günümün en keyifli anı, uykumun en tatlı rüyası… Seni soluyorum, havadasın. Seni kokluyorum, doğadasın. Hele şimdi sonbaharsın. Ya da sonsuz bahar. Seni yaşıyorum, canımdasın. Canımsın… Sarılsam sana, bin yıl geçse, bir an bile ayrılmasak… Ten tene, yürek yüreğe sonsuz baharın en aşk dolu iki yaprağı olsak… Ağaç ağaç gezip, yeşersek, açsak. Yere düşsek, kalksak… Seni bilsem, bir tek seni. Seni görsem, bir tek seni… Sesin sarhoş etse beni… Öyle içimdesin ki…
    Bir saniye iste benden sensiz geçirdiğim, veremem. Sensiz geçecekse geçmesin zaman, istemem. Seninle yeniden doğdum, yeniden doğuşun kanıtıyım ben. Senden önce geçen zamanı, sana ulaşmak için yürüyerek geçirmişim, kimmişim bilememişim. Şimdi başımı çevirip geriye bakmıyorum bile. O yol yüründü ve bitti, artık seninle yürünecek bambaşka bir yol var önümde. Yorgunluk nedir bilmeyeceğim, hiç şikayet etmeyeceğim ve bir tek adımda bile tökezlemeyeceğim uzun, aşk dolu bir yol… Öyle aklımdasın ki…
    Ah, sensiz kalmıyor muyum bazen yıkasım geliyor gördüğüm bütün duvarları. Ardında seni bulurum sanıyorum. Ne ayrı koyduysa bizi, zaman ya da yollar, bir kalemde silesim geliyor. Sana dokunmamı engelleyen ne varsa, bir kadehi yere çarpıp tuzla buz eder gibi parçalamak istiyorum. İsyanım taşıyor, kendi öfkemden korkuyorum. Ve kavuşmak… Bunu düşünmek içimde kırılmış bütün aynaları tamir ediyor. Mavi bir yağmur başlıyor, ıslanıyorum. Maviye boyanıyorum. Öyle özlüyorum ki…
    Sen ol, hep ol, benimle ol, bende ol… Sendeyim ben, yüreğimi koydum yüreğinin üzerine. Aşk bu, başka isim arama. Hem de en koyu, en deli, en tutkulu… Öğreneceğim çok şey var sana dair. Bilmediğim çok şey var. Ama bir şeyi öyle iyi biliyorum ki… Seni öyle çok seviyorum ki…

    #100034248

    Hayat
    Katılımcı

    Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.
    Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
    Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.
    Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da… Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.
    Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
    Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
    Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
    Sevdim işte ötesi yok…


    Hayat
    Katılımcı

    Ben seni kocaman bi yürekle sevdim Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın

    Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni Herhangi bir konuk değildin artık Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama O yüreğin gerçek sahibiydin

    Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle Çiçek çiçek açtın yüreğimde Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında Taze bir yaparak gibi yeşildin Açelyaydın pembeliğinle Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün Kırmızıydın bir ateş gibi Ve maviydin En çok bu renkle anmayı sevdim seni Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim

    Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm Beni böylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle

    Her şeye rağmen sevdim seni Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim Sen elimden tuttuğunda, patlama hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm Ve o göle bir tek sen girebilirdin

    Sevdim ve hayrandım da Her halin çekti beni Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim Sesini de sevdim suskunluğunu da Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı

    Seni severken yorumlamadım Çünkü sen yaşam kaynağıydın Her gün yenilendim Seninle çoğaldım, büyüdüm Eksik kalan neyim varsa tamamladın Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin…

    Sevdim işte ötesi yok


    Hayat
    Katılımcı

    Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören
    Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten
    Sen, benim en değerli yerimde,
    yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın
    Şimdi Oradasın ve Hepte Orada Kalacaksın
    Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek,
    ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni
    Herhangi bir konuk değildin artık
    Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama
    Artık o yüreğin gerçek sahibiydin
    Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya
    Ben dört mevsim baharı yaşıyorum seninle
    Çiçek çiçek açıyorsun yüreğimde
    Gökkuşağı zayıf kalıyor, senin renklerin karşısında
    Taze bir yaparak gibi yeşilsin Açelyasın pembeliğinle
    Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı gülümsün
    Kırmızısın, ateşlerin kraliçesi, tende yanan alev gibi
    Ve tabi ki sonsuzluk kadar masmavi
    En çok bu renklerle anmayı seviyorum seni
    Denize tutkuluyum;
    denizi sensiz, seni denizsiz düşünemiyorum
    Seni severken dünyayı da seviyorum ben,
    Hatta insanları da
    Kendime bile dar gelirken,
    içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiyim artık
    En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile,
    seni düşünmek yetiyor bana
    İçimdeki sevinç yüzüme yansıyor, gülüyorum
    Beni böylesine güldüren senin sevgin
    ve ben hasrete rağmen, içten gülüşün ne demek olduğunu,
    nasıl güzel bir şey olduğunu anlıyorum seninle
    Her şeye rağmen seviyorum seni
    Güçlüyüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yok seninle
    Senin için Bizim için
    Koca bir kente, koca bir ülkeye bile kafa tutabilirim
    Sana Dokunduğumu hayal ettiğim de bile,
    patlama hazır bir volkan gibiyim
    Menzil sensin
    ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirim
    Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritip, kül edebilirim
    Sana ulaştığımda ise bir Ceylinin su içmesi gibi kanacağın
    Ve sadece senin girebileceğin
    Masmavi gözlerin gibi sakin bir göle dönüşeceğim, biliyorum
    Sadece Sevmiyorum sana hayranım da
    Her halin öylesine deli çekiyor ki beni
    Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını,

    saflığını, tatlı kurnazlığını,

    çocukluğunu, olgunluğunu seviyorum

    Sesini de seviyorum suskunluğunu da

    Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını seviyorum

    Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamıyorum

    Sığmıyorsun cümlelere

    ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olamıyor

    Seni severken yorulmuyorum Çünkü sen yaşam kaynağımsın

    Her gün yeniliyorsun beni Seninle çoğalıp, büyüyorum

    Eksik kalan neyim varsa sen tamamlıyorsun

    Ben Sen Gelmeden Ölmeyeceğim

    Ölmeyeceğim

    Yüreği Yüreğimde

    Dokunulmamış Teni ile Tenimde Helalim

    Çünkü sen ölmezliğin ta kendisisin

    Gel Hadi Bekliyorum, Seni Deliler Gibi İstiyorum

    Ötesi Yok İşte Ceylan Yüreklim

    Seni Çok Seviyorum…

    #100034198

    N.GOKHANSONSEL
    Katılımcı

    Dün akşam seninle, bütün bir gece,
    El ele dolaştık, biliyor musun ?
    Okşadım güzel, o gül yüzünü,
    Rüyaymış, hayalmiş, biliyor musun ?

    Bu sabah dolaştım, sensiz sahilde,
    Orada ne oldu, biliyor musun ?
    Sesini duydum,belki yüz kere,
    Rüzgarlar getirmiş, biliyor musun ?

    Kaç kere yalvardım, bilsen kaç kere,
    Yetmez mi bu acı, bunca işkence.
    Şiirler döşendim,binlerce hece,
    Kalemler tükendi , biliyor musun ?

    Yalvardım geceye, sabah olmasın,
    Yalvardım yıldıza, güneş doğmasın.
    Yalvardım Allaha, yüzün solmasın,
    Seni sevdiğimi, biliyor musun ?

    Bir tanem dünyadan, çektim elimi,
    Çıkarttım kalbimi, kestim dilimi.
    Dolaştım çöllerde , deliler gibi,
    Mecnun?nun oldum biliyor musun ?

    Bu günde güneş, yoktu be gülüm,
    Yağmurlar sel oldu, biliyor musun?
    Hasretim güzel, o gül yüzüne,
    Özleyip yanıma, geliyor musun ?

    N.Gökhan SONSEL


    neizm
    Katılımcı

    Yaşadıkça
    Hiç unutma ”’Dalgın Bakışlım”

    Sevdamıza
    Alkış tutarken benim ellerim
    Söylediğin ilk ve tek bir yalanın ile
    Yumruk oldu /senden bana…
    Yüreğime vurdu /sözlerin.
    İnan ki,
    Ben bunu hak etmedim.

    Bugün
    Bu son buluşmamız olacak.
    Birazdan yanında olacağım..
    Sana gelmeden önce
    Bir kez daha düşündüm.
    Yüreğim için için yansa da..
    Bu aşk böyle sürüp gidemez…
    Yazık olur,
    Günah olur ,
    Sana da /bana da…
    En güzeli,
    Şimdi ayrılsın yollarımız..
    Sonradan acılara,
    Hüzünlere dönüşmesin yıllarımız…

    Birazdan yanında olacağım.
    Sana gelmeden önce
    Bir kez daha düşündüm.
    İçimde çığlıklar kopuyordu oysa..
    Ne desem..
    Nasıl desem..
    Nasıl anlatsam..
    Bir çıkar yolunu bulamadım.
    Son bir kez olsun
    Cüzdanımdan resmini çıkarıp,
    Sana doya doya bakamadım..
    İçimden gelmedi
    Yapamadım…

    Sana gelmeden bir kez daha düşündüm..
    Aklım karıştı..
    Elim ayağım birbirine dolaştı.
    Kirpiklerim ıslandı..
    Belki de bu son ağlayıştı…

    Sakın şaşırma !
    Bir damla gözyaşı olarak düşersem gözlerinden..
    Ya da /sen/
    Bugünden sonra
    Baktığın her yerde..
    Baktığın her şeyde..
    Beni görürsen..
    Beni özlersen…
    Şikayet etme çaresizliğini kendine
    Ya da bir başkasına.
    Yalnız kendin bil.
    Böyle olmasının nedeni sensin
    Ben değil.

    Biliyorum
    Hayat belki de bana bir daha
    Böylesine sımsıcak gülmeyecek..
    Varsın gülmesin.
    Seninle var olmuşken
    Sevinçler, güzellikler,
    Mutluluklar koşarak gelirdi.
    Varsın gelmesin.

    Nasıl olsa
    Böyle bir sevdayı
    Bir daha
    Bir başkasıyla yaşamaz bu yürek.
    Varsın yaşamasın.

    Yine de
    Senli günlerimi unutmam gerek.
    Sen olmadan da
    Sensiz yaşamayı öğrenmem gerek..
    Yürekli olmam,
    Dayanmam derek.
    Çünkü hayat devam ediyor…
    Günler
    Gözünün yaşına bakmadan
    Koşar adım geçip gidiyor…

    Evet..
    Bu son buluşmamız olacak .
    Bıçak gibi kesip attın her şeyi
    Bir kez yalan çıktı sözlerinden…
    Anlamalıydım dalgın bakışlı gözlerinden.

    Bugünden sonra…
    Her söylediğin kelimelerin doğruluğuna
    Her gülüşün içten olup olmadığına..
    Kuşkularım da olmayacak..
    En azından kendime geleceğim.
    Bir yalana kurban giden bu sevda sonrası
    Kendimi yeniden bulacağım.

    Oysa
    Yürekten inandığım bir şey var ki,
    O da :
    Sesin, nefesin
    Aynı tazeliğinde..
    Aynı sıcaklığında
    İçimde kalacak /bilesin..

    Bu son buluşmamız olacak ”’Dalgın bakışlım”’
    Bugün sonumuz olacak.
    Biraz sonra yanında olacağım.
    Bugün son günümüz olacak.
    [font=Arial]

    Yaşadıkça
    Hiç unutma ”’Dalgın Bakışlım”

    Sevdamıza
    Alkış tutarken benim ellerim
    Söylediğin ilk ve tek bir yalanın ile
    Yumruk oldu /senden bana…
    Yüreğime vurdu /sözlerin.
    İnan ki,
    Ben bunu hak etmedim.

    Ben sana hiç yalan söylemedim ki…
    Ben sana hiç ..
    Ben sana. ..
    Sana…
    Ben sana hiç yalan söylemedim ki..

    Necdet GÖKNİL

    #100033395

    Bülent
    Katılımcı

    Gecenin hüznünde bak
    Hala dolaşıyor yalnızlığım
    Dalga dalga kıyıya
    Vururken özgürlük
    Yağmur yalnızlığımı üşütüyor
    Mavi okyanus bak
    Kucak açmış korkusuz.

    Hani sen nerdesin,? anladım
    Yalnızlığıma hiç gelmeyeceksin

    Gücüme gidiyor bu sessizlik

    Gücüme gidiyor seninle bu sensizlik.


    neizm
    Katılımcı

    Bütün gemileri yaktım.
    Birbirimize ulaşan
    Ne kadar köprü varsa
    Hepsini yıktım…
    Ölümden bile güçlü dediğim aşkım
    Beni bıraktı sahilde /kumlar üstüne..
    Balıklar bile güldü halime
    Senin yüzünden..
    Anla işte
    Benden hiç bir şey kalmadı geriye…

    Martılar baka kaldı.
    Düşe kalka anılar içinde süründüğüme.
    Yine de
    Sen bakma böyle göründüğüme..
    İzmir’in imbat rüzgarları yüzüme vurduğunda
    Kendime gelirim sonunda…
    Yine bulurum kendimi Bornova sokaklarında
    Yine yalnız..
    Yine sensiz.

    Doğru da olsa..
    Yanlış da olsa.
    Madem gittin..
    Benim için sen bittin.
    Şiirlerim bitmese de
    Kahır yüklü düşüncelerim de bitti..
    Hüzün dolu gecelerim de…

    Öyle her gece
    Apansız gözlerimin önüne gelemezsin artık.
    Bütün ışıklarını yaktım yürek odalarımın.
    Gözlerimden kaçamazsın köşe bucak..
    Sen duymadın..
    Bu yüzden bilmezsin
    Gönlüme söyledim
    Seni benden hep uzak tutacak.
    Her zaman benden uzak kalcaksın

    Hele bir gelmeye çalış..
    Hele çat kapı girmeyi dene kalbime..
    Göreceksin:
    Benden hiç bir şey kalmadı geriye…

    En iyisi
    Bensiz olmaya şimdiden alış..
    Beni sorma…
    Bağrıma taş basacağım.
    Kendimi yeniden tanıyacağım /karış karış..
    Maziden kalan ne varsa.
    Hepsini kesip
    Darağacında asacağım.
    Benden başka
    Kimseler bilmeyecek.
    Kimseler görmeyecek…

    Sen gittikten sonra
    Anılarımızın hepsini
    Dalgalara bıraktım
    İçim yana yana…
    Kendimi kapattım sana
    Suskunluğum bu yüzdendir
    Anlasana…
    Gör işte..
    Benden hiç bir şey kalmadı geriye

    Unuttun mu
    Yanımda olduğun zaman
    Her günüm bahardı…
    Gözlerim masum
    Bebek gülüşleri kadardı.
    Gözlerim papatyalara benzerdi /öyle derdin..
    Her gülüşümde
    Başka bir kır çiçeği açardı /öyle derdin..
    Köşe bucak kaçmazdım
    Köpekler yalnızlığımdan.
    Dilimden hiç düşürmezdim adını /unuttun mu?
    Dedim ya
    Ölümden bile güçlüydü aşkım
    Bu yüzden bütün hüzünleracılar
    Korkar kaçardı…
    Oysa şimdi
    Benden hiç bir şey kalmadı geriye…

    Körü körüne
    Yürekler acısı bırakıp gittin
    Gerçek olan bu..

    Duydum ki
    Beni perperişan ettikten sonra..
    Sus pus olmuşsun.
    Kilitler vurmuşsun dudaklarına.
    Denizlere atmışsın anahtarlarını !
    Kendini onulmaz yaralar içinde bulmuşsun..
    Bin pişman olmuşsun /sözde
    Çok geç..
    Dönsen de
    Benden hiç bir şey kalmadı geriye…

    Bu gidiş
    Nedenini bilmediğim
    Bir gidişti.
    Bu gidiş
    Eşi benzeri olmayan bir gidişti..
    Sonunda yapacağını yaptın işte..
    Beni yalnız
    Beni öksüz
    Beni sensiz bıraktın.
    Benden hiç bir şey kalmadı geriye

    Bir gün apansız
    Martıların kanatlarına konup
    Denizin dalgalarında
    Geri dönülmez yollara
    Uzaklara..
    Çok uzaklara gittin…

    Sahi
    İçin hiç mi sızlamadı mı?
    Hiç mi değerim yoktu sende?
    Ne çok çay bahçelerinde çaylar
    Kahveler içtik seninle..
    Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var derler…
    Ben vaz geçtim kırk yıldan kırk günden
    Kırk dakika da hatırım yok muydu?
    Kırk dakika bile düşünmedin mi?
    Hiç mi geçmedi içinden
    Hiç mi gelmedi aklına
    Vazgeçmek ?

    Olanlar oldu artık..
    Gidene dön demenin hiç bir anlamı yok.

    Bundan sonra
    Bana sakın gelme..
    Aklının ucundan bile geçirme..
    Gelip de
    Kabuklaşmaya başlayan
    Yaramı deşme artık !!!
    Usandım yıldım..
    Yoruldum artık
    Benden hiç bir şey kalmadı geriye….

    Sen gittin /ben bittim.
    Sen gittin
    Hem bana /hem sana
    Yazık ettin..yazık ettin.

    Seni bilmem amma..
    Benden hiç bir şey kalmadı geriye…

    Necdet GÖKNİL

    #100033191

    safir
    Katılımcı

    Ey sultan-ı Leyla
    Ey uzun gecenin kızı
    Binlerce Mecnun’un kalbi ile
    Binlerce çöl geçerek geldim sana

    Ne ayaklarımın kumda yanması
    Ne yorgun düştüğümde şahdamarıma akreplerin dayanması
    Hiçbir şey durduramadı senin gözlerinle efsunlanan bedenemi
    Kutlu sarayının rengine göz sürmeye
    Saçlarından süzülen yağmur damlalarında yıkanmaya geldim

    Aşk seninle kutsanmış diyorlar
    Mecnun senin nefesinden çıkan rüzgârmış
    Öyleyse bir nefes ver çöl yorgunu yüreğime
    Ver ki dökülsün üstümdeki çöl kumları
    Ver ki suretim nefesinde yeni bir bahara uyansın

    Kutsanmışlığınla kutsanmaya
    Yeni bir tarih açmaya
    Yeni bir aşk-ı efsane olmaya geldim ben sana
    Aczimi bağışla…

    Tutabilseydim ve kudretim olsaydı eğer
    Yıldızları toplar, güneşi avuçlar
    Bırakırdım ayaklarının dibine
    Ben yapabileceğimi yapıyorum
    Yüreğimi bırakıyorum onların yerine

    Ey sultan-ı Leyla
    Ey uzun gecenin kızı
    Binlerce Mecnun’un kalbi ile
    Binlerce çöl geçerek geldim sana

    Attığım her adımda sen vardın
    Şahittir çöller, şahittir aşk-ı melekler
    Aşkın bir mahşeri varsa eğer
    O mahşerde anlatılacaktır sana…

    Hiçbir nefesim sensiz değildi
    Çünkü aldığım her nefeste çöller önümde eğildi
    Hiçbir gözyaşım sensiz değildi
    Çünkü düşen her damla çöl kumlarına değdi
    Değdiği her kum tanesi bir aşk-ı maviydi
    Kumları ehil eden gözyaşımla geldim sana

    Diyorlar ki!
    Aşkın dört mevsiminden biri seni aramak
    İkincisi seni bulmak
    Üçüncüsü sana beni sunmak…
    Dördüncüsü yaşanmamış,
    O Leyla’nın yüreğinde gizli,
    O sadece yüreği Mecnun’ların mevsimiymiş…

    Üç mevsimi geçip
    Dördüncü mevsiminle kutsanmaya
    Ben sana, beni bulmaya
    Ben sende, beni bulmaya
    Ben sende, Mecnun olmaya geldim
    Leyla’m ol, Mecnun’un eyle
    Aşkınla kutsa beni

    İhsan TURHAN

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 141) görüntüleniyor