1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 165) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034790

    Konu: İSTANBUL VEDASI

    grup forumunda Latif MEMİŞ

    Pelin
    Katılımcı

    Zor bir zamanla verdik adını
    Kıraç toprakların meyvelerinde tattık gülücüklerini
    Sen ki bir çocuk
    Sen ki bir genç kız olmuştun
    Hasadı gecikmiş buğday tarlaları arasında
    ‘bir umut meyvesi’ denmişti sevgine

    Ulaşılmaz bereketler uzaklığınca
    Servilerin gölgelerinde serinlettik yalnızlığımızı
    Ayrılıkların sitemkar sözlerinde
    Ve bereketli göğüslerinden taşan
    Şehvetlerin hazlarını bulduk ellerimizde
    Oysa ne bir anlık tutkuların yorumuna
    Ne de yılların anlatılarına bağladık
    Bir anlık sarılmanın yaşama sevincini.

    Denizin ıslak, rüzgârın ılıntılı yelkenlerini açtık
    Senin gözlerinin ateşli
    Ellerinin eriten dalgalarına
    Sonra…
    Bir dünya dolusu bir sandal peydahladık
    Ufuktaki yaşamak çizgisinden.
    Anladılar mı bilmiyorum
    Anlayamadıklarımızı…
    Ve bir İstanbul dolusu tarihi
    İstanbul kadar eski sevgileri
    İstanbul yaşadıkça
    Bizi kıskandılar diye sırf;
    Vahşice
    Bir öpüşe sığacak hazlarımızı sakladık, yarınımıza

    Bilirsin
    Kayaların kalabalığı engel
    Sokakların çığırtkan satıcıları sağdıç değildi
    Ellerimizin dipdiri şehvetine.
    Zaten anlamadılar bile
    Niçin sustuğunu dudaklarımızın
    Neden ateş aldığını
    Gözlerimizin.
    Böylece belli belirsizdi yaşamak
    Ve beklide biz yoktuk orada
    Onun olduğu zaman
    İstanbul yaşamınca uçuk bir silintidir karabasan.
    Bir buhar parçası gibiydik
    Bulutlandık
    Islak değildi yağdığımız yağmur
    İnsanların gölgeli gözlerine
    Sessiz sedasız anlattık sevimizi
    Ve yalancı sözcüklere verdik
    Ayrılıklarımızı, umutla.
    Ey İstanbul
    Sen bile bizim kadar hasret olmadın
    Böyle dolgun ayrılıkların
    Bir anlık hazlarına.

    İşte burada
    Mesafelerin insanlarla uzadığı
    Yüreklerin duygularla birleştiği bu yerde
    Hiç engel değil yaşamak
    Kim bilir kaç asırlık ayrılığımızın
    Her anını bir zifaf sadeliğinde
    Beraber kılmaya.

    Tarih kadar eski
    Yaşam kadar gerçek
    Bir anlık hazlarımız
    Ve biz yaşadıkça
    Ne düğünümüz yaşamla
    Ne de ölümümüz aşkımıza
    Son perde.

    01.08 -Çerkezköy

    #100034736

    Konu: NE KADAR DA ÇOKUM

    grup forumunda Arzu ALTINÇİÇEK

    Kaptan
    Yönetici

    avuçlarına yüz sürdüğüm ;
    senin için bıraktım savaşlarımı

    bu kentin sahte mutluluklarından sakındım
    yalanlarından
    nankörlerinden
    kimin eli kimin cebinde aşklarından

    güz dökümü sokaklarda ruhlarla gezdim
    köşe başlarında sadaka dilenenlere öfkeli
    aşka avuç açacak kadar açtım

    takvimlerin intiharında keşkeler biriktiren
    her kayan yıldıza dilek bağlayan yalnız bakışlardandım
    ya da bir avuç fincanda dünya dolusu mutluluk arayanlardan?
    papatya katiliydim
    kendi cumhuriyetimde kendime dizildim

    aşk depremlerinden çıktım bu kentin
    ekmek kavgasından
    gelin konvoyundan
    maç coşkusu kurşunlarda sindim
    kadınların tecavüze uğramış bedenlerinde öldüm tekrar tekrar
    ve azar azar yitirdim inancımı tanrıya
    ?tanrı yok, diyordu bir kadın
    – Muhammet yok İsa yok
    yok bütün peygamberler annem yok ?
    ama bir şeyler olmalıydı kurtaracak ölümden çocukları
    yaşlıları kuyruklardan çekip alacak bir el
    afrikamı yeşile saracak nefes
    kara deliğe göğüs gerecek kadınları olmalıydı bu kentin
    gücüm yettiğince her şeyin savaşını verdim
    anamın
    böbreğinin
    beynimin
    yokluğun
    ihanetin
    gidenlerin
    şiirlerin
    gaspçıların
    yurtların
    kitapsızların
    dingin mavilerin çırpınan beyazıydım; yorgunluğu insanlıktan bildim

    bir gece vakti buldum sebepsiz telaşımı
    en büyük boşluğum; sana tırmanıyorum yıldız tepelerinde
    sana azıyorum karadeniz gibi köpük köpük
    sana kazıyorum ölüdenizi kürek kürek
    sana yazıyorum hayaldenizinden çaldığım mürekkepli şiirleri
    aşk bıçağı soluğundan bir kesik boynumda
    sana kanıyorum gelincik gelincik
    yüzüm bir avuç istanbul, yüzümde ülkemdir ellerin
    seni sana sunduğum çocuklar büyütüyorum saf aşk döllerinden yalınayak
    seninle ne kadar da çokum !

    Arzu Altınçiçek
    2009

    #100034715

    Konu: OKUDUĞUN HÂL BENDE

    grup forumunda Ayser ÖZBAKIR

    Ayser
    Katılımcı

    “Aşk” diyerek tükensin ömrümüzün son faslı,

    Her nefes alışımda “Ya Aşk“ diyen dil bende.

    “Leyla” diyorsun kolay,    özümde duran Aslı,

    Tüm aşk romanlarında,    okuduğun hâl bende…

    Kurtul yalan dünyadan, gönül tahtımda otur,

    Dağları, taşları del, aşkın gereği budur,

    Çiçek aç katmer katmer, istersen meyveye dur,

    Neyin varsa yüklen gel kaldıracak dal bende…

    Aşk yolunda can fedâ, nedir bundan şâhâne,

    “Katli vaciptir” densin, bundan öte daha ne!

    “Geç oldu de, korkarım” uydur başka bahane,

    Yahût masum bir yalan söyleyiver kal bende…

    Gecenin ayazında soğuk dokunmaz bize,

    İtiraf ediyorum, ya gelirsek kem göze!

    Açıkcası razıyız bir omuza, bir dize,

    Yum gözlerini uzan, şakacıktan öl bende…

    Ayser ÖZBAKIR

    #100034636

    Konu: ŞIMARIK DÜNYA

    grup forumunda Ayser ÖZBAKIR

    Ayser
    Katılımcı

    Sana söylüyorum şımarık dünya,
    Ne yalan diyeyim senden soğudum.
    Kurgu silsilesi, gördüğüm rüya,
    Yarını unutup dünden soğudum?

    O güzelim günler nerede geçti,
    Felek vurmak için beni mi seçti,
    Ömrümü su gibi yıllarca içti,
    İçinde olduğum günden soğudum?

    Dört bir yanın ateş nere döneyim.
    Üzerime yağmur yağdır söneyim,
    İklimler kara kış doğum, güneyim,
    Yörüngesi eksik yönden soğudum?

    Güneş tepsi olmuş yıldızlar sunar,
    İkrama susayan yüreğim kanar,
    Gözyaşlarım yanaklarımda donar,
    Ruhsuz giyindiğim tenden soğudum?

    Ayser ÖZBAKIR

    #100034565

    Konu: ARAMAM

    grup forumunda Abdulhamit GÜLLÜK

    Hayat
    Katılımcı

    Ölümüme sebep olsa bu sevda,
    Artık seni ebediyen aramam.
    Yüreğimi tırmalasa bu sevda,
    Boşuna uğraşma, yine aramam.

    Sendin dünyanın, günahsızı sanan,
    Bin türlü, yalanlara, hergün kanan,
    Yalnız ben olmadım, sana inanan,
    Yüreğim kan ağlasa da, aramam…

    Sileceğim, nasıl olsa gönlümden,
    Şüphe duyar oldum kendi özümden,
    Sana merhamet dilenmem sözümden,
    Vefasızlığa say, seni aramam…

    Dertler, isyanlar, beynime düşse de,
    Akşamın hüznü semaya çökse de,
    Duygular sensiz kabında pişse de,
    Ölsem dahi bil ki artık aramam…

    Yitirilen sevgimiz derman bulmaz,
    Kalpler bölününce zaten aşk olmaz,
    Bil ki bir gönülde iki sevgi olmaz,
    Başımı taşlara vurur, aramam…

    Hasretini kalbinden sökeceksin,
    Ne olur, gel çarem ol diyeceksin,
    Sabaha kadar isyan edeceksin,
    Gidiyorum bu şehirden aramam! …

    #100034473

    Konu: ANLAMIYORSUN

    grup forumunda Okan SAVCI

    Hayat
    Katılımcı

    Neden hasretim sana ait olsun ki?
    Ben o tatlı ağrıyı arıyorum
    Ben o yağmurlarda ıslanmayı özledim.
    Ben o dünyanın en güzel yalanına,
    İnanmak için dünyaya gelmişim.

    Zorlama yüreğimi!
    Ellerini tutarken,
    Kaldırırken kadehleri gülümsemeler içinde,
    Sadece bana o eski heyecanları hatırlatıyorsun
    Bir yanılsama bu,
    Anlamıyorsun.
    Sen de benim gibi tıpkı;
    Yüzüme bakerken,
    Terlerken avuçlarımda,
    Diğer yarını hatırlıyorsun.
    Birbirimize ait değiliz diyorum sana!
    Sen düşlerini aldatıyorsun.

    Ama ben yapamam bunu,
    Kandıramam düşümü.
    İşte bu yüzden sensizliğe karışıyorum.

    Elimi elinden
    Bedenimi bedeninden
    Ve varlığımı hayatından soyutlayıp
    Gitmek istiyorum.

    Bağışla,
    Seninle gecelere karışmak gelmiyor içimden…

    #100034416

    Konu: DEMEK GİDİYORSUN

    grup forumunda Fatih KISAPARMAK

    Hayat
    Katılımcı

    Demek gidiyorsun?
    Ben bunu hakketmedim!
    Ne varsa aşka ve cesarete dair
    Sırtlayıp o büyük yangınınla gidiyorsun demek!!
    Git??..
    Oysa
    Sen öğretmen çıktığın yıl
    Vurup alnıma kavgayı
    Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı
    Akşamlarım olmuştu ve kuduz gecelerim
    Göz yaşlarım ağlarken
    Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
    O gün bugündür tetikte bir ömrün son kurşunusun
    Hiç aklıma gelmezdi gülüm
    Buda bana ders olsun!!!!
    Demek gidiyorsun?
    Böyle olsun istemezdim oysa!!
    Hazin vedaların bu baş dönmesi
    Cellat kırmızısı bir hüsrandı yollarda.
    Sen öğretmen çıktığın yıl
    Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler
    Eyvahhhhh??.
    Esmer bir ağadı bileylemişsem
    Cinnetin ucunu yakmışsam bir kez
    Cehennemin nizamiye kapısındaysam
    Ateşten bir nehre dönen bu isyan
    Hep o gül yangınına kanat çırpar
    Ve en korsan şarkılar yüzünü şarapla yıkar.
    Gidiyorsun demek?
    Ben bunu hakketmedim!!
    Ne varsa aşka ve cesarete dair
    Sırtlayıp o büyük yangınınla git.
    Hadi durma,gençliğimin vebalini,
    Ve sevgisiz hayatımızın bedelini ödemeden git..
    Bu şiiri sana armağan ettim
    Yanına almayı unutma sakın
    Issız gecelerde okur ağlarsın
    Kimseler görmese de kanarsın gülüm
    Neler çektiğimi o gün anlarsın!!!
    Sonbahar yağmuruyla ıslandım sokaklarda
    Ağladım ikimize senden çoook uzaklarda.
    Şimdi hüzün makamında bütün şarkılar
    Bu yorgun ses,bu kör lamba,bu ateşi sönmüş soba
    Tanığıdır yanlızlığın,pişmanlığın tanığıdır.
    Çünkü,çünkü benim kitabımda, aşk bir defa yaşanır..
    Demek gidiyorsun?
    Git????????..
    Bir yanda ölümün alnındaki ter
    Bir yanda suya düşen sardunya
    Ve sabahın saçlarındaki kırağı kadar ışıyorsun
    Hadi durma,
    Sırtlayıp o büyük yangının vebalini
    Ve sevgisiz bir hayatın bedelini ödemeden git.
    Bilirsin,gecenin en karanlık olduğu an
    Sabahın en yaklaştığı zamandır
    Ve hiç bir şey hakkında bildiğimiz her şey
    Aslında YALANDIR?.
    Demiştim ya?
    Sen öğretmen çıktığın yıl
    Vurup alnıma kavgayı
    Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı,
    Hüzün sarısı yapraklarını
    Akşamlarım olmuştu,kuduz gecelerim
    Göz yaşlarım ağlamıştı
    Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
    Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler.
    Demek gidiyorsun?
    Git?
    Bu şiiri sana armağan ettim
    Yanına almayı unutma
    Belki soban sönmüş,kitabın bitmiş,dizlerinde battaniye
    Yanlızlığın iç çekişini duyarsın
    Paketteki son sigaran
    Ve titrek bir mum alevi hüznüyle geçmişe dalarsın
    Kimseler görmese de kanarsın gülüm.
    Sende yanarsın?

    #100034306

    Hayat
    Katılımcı

    Git.Yüzüme öyle bakma git.Hiç durma, bir gidenin bir daha asla giremeyeceğini kapı orada git.Hiçbir şey açıklamak zorunda değilsin.Giderken söyleyecek şey bulamaz insanlar.
    Sen bahanelerin arkasına sığınanlardan olma, git.

    (Oysa daha doyamadım sana?.Kokunun yeterince çekmedim içime? Yapacağımız ne çok şey vardı?Neler planlamıştık.Şimdi ne yapacağım ben?Nasıl duracağım ayakta? ‘Kal’ dersem kalır mısın yar?Nasıl istiyorum
    Yalan bile olsa ‘Bu gidiş sadece zorunluluktan, bekle beni döneceğim’demeni)
    Her aşk biter, sen de git.Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi.Sen gitmesen belli ki bir gün ben gidecektim.Herkes kendi tercihini
    yaşar ve sen tercihini yaptın.Rahat ol, git.Aklın kalmasın burada.Dramatik vedaların kahramanları olmayalım git.

    (Benim aklım sende kalacak.Sadece aklım değil yüreğim de?Bitmezdi bizim aşkımız.Asla terk etmezdim seni.
    Benliğimi, varlığımı, hayatımı adamıştım ben bu aşka.Beni tercih etmeni isterdim, benimle yaşamanı isterdim.
    Şimdi kimi ya da neyi seçtiğinin ne önemi var artık¿ Ağlayacağım ardından, kahretsin ağlayacağım?)
    İstersen dost olabiliriz, haberleşiriz birbirimizle.Mutlu olmanı isterim.Sen mutluluğu hak eden bir insansın.Elbette bende mutlu olacağım merak etme,git.Hayatımızda başkaları girecek ve biz belki de birlikte yaşadıklarımızı bir
    süre sonra hatırlayamayacağız bile, git.Hangi yara kabuk bağlamamış ki bugüne kadar?Hangi ateş sönmemiş ki?Yapman gerekeni yap, git !

    (Sensiz mutlu olabilir miyim be yar? Unutulabilir misin bu kadar kolay? Yaşadığımız onca şeyi silebilir miyim? Mümkün değil, seni içimden çıkartıp atmam mümkün değil.Biliyorum hiçbir ilaç iyileştirmeyecek senin açtığın yarayı.
    Senin yaktığın sevda ateşi hiçbir zaman sönmeyecek.Senin
    mutlu olmanı istediğimde de yalan.Mutlu olma yar, benim gibi sen de mutlu olma.Belki o zaman, yeniden dönersin bana?)
    Haydi zaman geçiyor artık, git.Hem neden suratın asık? Sevinmelisin gittiğine.Aslında sana teşekkür etmeliyim.Beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için.
    Rahatladım biliyor musun¿ Bende kalan birkaç para eşyanı da gönderirim ardından.Fırsat buldukça ararım seni, haydi git…

    (Gitme benim güzel sevdalım, gitme.Beni bu aptal dünyada bir başıma bırakıp gitme.Gidip de yüreğimi öldürme.İçim acıyor, kalbim sıkışıyor.Ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme.Ne olur, gitme?)

    #100034255

    Konu: SENDEKİ O ŞEY

    grup forumunda Mehmet COŞKUNDENİZ

    Hayat
    Katılımcı

    Bir şey var sende bir şey, bulamıyorum. Beni nasıl bu hale getirdin, anlamıyorum. Yüzümde bir gülücük, içimde sonsuz enerji, güne keyifle başlayıp, keyifle bitiriyorum. Aşka küskün yüreğimde yeniden kelebekler uçuyor. Neredeyse yaz bitecek ama ben sanki baharı daha yeni yaşamaya başlıyorum.
    Bir şey var sende adını koyamıyorum. Nereye baksam seni görüyorum. Kiminle konuşsam sen oluyorsun. Sen olunca, başka hiçbir şey umurumda olmuyor. Senin adını heceliyorum. Yanımdasın, değilsin fark etmiyor. Her anımda seni yaşıyorum.
    Bir şey var sende, nedir bilemiyorum. Seninleyken bile seni özlüyorum. Yollarım hep sana çıkıyor, ben sana yürüyorum. En güzel çiçekleri toplayıp demet demet sana vermek istiyorum. Gök kubbenin en hoş sedası olup dünyaya sadece senin adını haykırmak, sadece sana duyduğum hayranlığı anlatmak istiyorum.
    Bir şey var sende, bir türlü anlayamıyorum. Uçsuz bucaksız, masmavi bir deryasın sanki ve ben yüzlerce fırtınayla savaşmış geminin yorgun kaptanı gibi senin kıyılarına vuruyorum. Maviyi bir tek sana yakıştırıyorum. Sen mavi oluyorsun, ben sana bakarken kendimi kaybediyorum. Sessizlik dağılıyor, sesin kulaklarımdan yüreğime akıyor, bütün şarkıları sana armağan ediyorum.
    Bir şey var sende, dilimin ucunda, söyleyemiyorum. Yalnız gecelerime inat, şimdi karanlığı milyonlarca yıldızla aydınlatıyorum. Her yıldız sensin, gecemin yıldızı, kalbimin yıldızı, sevdamın yıldızı, ömrümün yıldızı oluyorsun. Yoksan, kaldırıyorum başımı göğe, senden milyonlarcasını görüyorum. Her gece yıldızlarla sevişiyorum.
    Bir şey var sende, soramıyorum. Seni kimse görmesin, kimse bilmesin istiyorum. “Bana kal, benim ol” diye adaklar adıyorum. Yalancı aşkları, tükenmiş sevdaları kendi tarihimin sayfalarına gömüp yeni bir defter açıyorum, bir tek seni yazıyorum. Yaz yaz bitmez öykülerin kahramanı oluyorsun, senin maceralarını anlatıyorum.
    Bir şey var sende, tanımlayamasam da işte ben o şeyi arıyorum. Seni, nefes nefese gecelere, deli sevişmelere, sevdaya uyanan sabahlara, bitimsiz günlere davet ediyorum. Gel benimle, aşkın da, tutkunun da en koyusunu yaşayalım. Bir kalbi keşfetmenin hazzına yeniden varalım. Bir tende erimek neymiş, hatırlayalım. Menzilimiz olmadan, nereye varacağımızı sormadan, aşkın rehber olduğu bir yolculuğa çıkalım. Buradayım, yolun başında…. Bekliyorum…

    #100034261

    Hayat
    Katılımcı

    Her gidişine ayrı anlam yüklüyorum, yapma allah aşkına! Ya hep kal benimle yada söz etme gidişlerden, yada silinsin isminde cismin de Oynama benimle, dengemi bozuyorsun Aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda, böyle değildin sen
    Bittiyse heyecanın bileyim ben de ‘seni çok seviyrum’ diye başlayan ve ‘Ama’ ile devam eden cümleleri duymakan bıktım Seviyorsan seviyorsundur, aması olmaz bu işin Üstelik bir cümlede ‘Ama’ varsa bir önceki yargının hiç bir hükmü yoktur ‘Seni çok seviyorum ;ama, birlikte olmamız imkansız İmkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir Bahanelerin arkasına sığınma
    İnsanların hayatına sorgusuz sualsiz girip, darmadağın eden, sonra da hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum
    Böylemisin sen de? Gerçekten gitmek mi istiyorsun? Yürekli ol biraz, hadi konuş Söylemek istediğin ne varsa
    İki çift sözü haketmedimi bu aşk? Yaşanılan bunca şeye hiç mi saygın yok?
    Ah ben, niye yanılıyorum hep? Niye tam “işte bu” dediklerim sömürüyor aşkımı? Biraz daha mı katı olmalıyım? Biraz daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı? Bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum Bu devrin insanı değilim ben Oyun çeviremiyorum,hesap yapamıyorum Ban ait olmayan kişilere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum İnsanız biliyorum, hepimizin zaafları var, ve hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz İyide hep beni mi bulacak bunlar?
    Hiçbir kaygıya yer vermeden, hiç bir hesabı düşünmeden açsaydın bana yüreğini işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye dönüşe bileceğini
    Sen gözlerini kapıyorsun, sen varsın, başka hiç kimseye bakmıyorsun Her şey senin çevrende şekillenmeli, ve herşey sana göre düzenlenmeli Beceremiyorum, kusura bakma
    Aşk, tam teslimiyet ister, Kendini aşkın kollarına ya bırakırsın ya da bırakmazsın “Bir yanım dışarda kalsın” dediğin noktada aşkı boğarsın Yok edersin o güzelim duyguyu Bu yüzden hep cesurların işidir aşk Kaşışları, yalanları, aptalca oyunları kabul etmez Aşk; saf, duru insanları sever Kafasında binbir tilki dönenler aşkı yaşayamaz Arınmalısın En saf, en duru halinle dönmelisinki yaşaya bilesin aşkı Kısacası sevgilim, sana göre değil bu iş SENİN YOLUN AÇIK OLSUN, BIRAK AŞK BANA KALSIN…

    #100034280

    Hayat
    Katılımcı

    Gidiyor musun diye sorma bana
    Gönderen sensin
    Ne terk etmeyi istedim seni,
    Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi
    Senin kadar öfkeliyim ben de
    Senin kadar endişeli

    Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
    Ama inandıramadım seni
    Sen, sorgularken beni kafanda
    Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla
    Bir tek sözün bağlardı beni sana,
    Oysa sen hep susmanın koynunda
    Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
    Teslim alır bedenleri de
    Sütten çıkmış ak kaşık değildim
    Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza
    O dünya ki bazen minicik bir odada
    Bazen kentin ortasında şekillendi
    Nasıl da güzeldi
    Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
    Sen buna inanmadın Ah bu sorular

    Yaşamak varken sevdayı delice,
    Niye boğarız sorularla?
    Nasıl ikna edebilirdim seni?
    Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin
    Ben, seninleyim dedikçe
    Sen, hayır dedin
    Zaten az konuşan sen
    Olumsuz ne kadar sözcük varsa
    Bulup çıkardın ortaya
    Bense hiç bir şey diyemedim
    Ne kadar zarar vermişim sana meğer
    Nasıl değiştirmişim seni
    Oysa hiç böyle düşünmemiştim
    Kimseye zarar vermek istemem ben
    Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem
    Ama öyle oldu işte
    Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi

    Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı
    Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz
    Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık
    Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı
    Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan
    Biliyor musun bir tanem!
    Gidişim yürekten değil, zorunluluktan
    Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım
    Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
    yalancı yüzlerde ararım
    Seni de götürürüm yüreğimde
    Her zaman yokluğunu taşırım

    Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim
    Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını
    Ne yazık ki, kalamadın bana
    Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde
    Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın…

    #100034288

    Konu: KADIN MELEK

    grup forumunda Mehmet COŞKUNDENİZ

    Hayat
    Katılımcı

    Bir melek gibi,sevgi vermek için gönderilmiş dünyaya.Karşılık beklemeden sevmenin,fedakarlık yapmanın,şefkatin ne demek olduğunu öğretmek için.Bıkmadan anlatmak üzere,sabretmek üzere,her türlü kabalığa,aşağılanmaya,alay edilmeye,yalanlara,ikiyüzlülüğe dayanmak üzere gönderilmiş.Dayanıklılığı, ne kadar anlayışlı olduğu ve kararlılığı test edilsin diye dünyada kadın.
    Bu melek,aşkın kılığına bürünüp gelmişse kapınıza,dünyada sizden daha şanslı bir erkek olamaz.Ama görmeniz gerekiyor,anlamanız gerekiyor.Kapıya gelen herhangi biri gibi davrandığınız an meleği küstüreceğinizi ve onun bir başka kapıya doğru yola çıkacağını bilmeniz gerekiyor.O melek,aşkı sunmaya bu kadar hazırken siz burun kıvırırsanız,bir başka meleğin de kapınıza uğrama olasılığını yok denecek kadar azaltırsınız.
    Kapınıza gelen o kadını,hayatınızın sonuna kadar bir melek olarak yaşatmayı başarırsanız ne mutlu size.Ama bu hiç de kolay değil.Kırılgan,alıngan,ilgisizliğe tahammül edemeyen,dünyanın merkezi olmak isteyen,sevgiye her daim aç,zaman zaman yırtıcı bir kaplan gibi saldırgan olduğunu unutmamalısınız.O,size her şeyini vermeye hazır ya,sizden de aynı şeyi bekleyecektir.Bir erkeğin bunu yapabileceğini de bilir.Yapamayacağınız şeyi istemez zaten.Ama yapabilecekken yapmamanız halinde er ya da geç size bunu ödetecektir.
    Hayır,klasik bir intikamdan söz etmiyorum.Bir kadının hesap sorma yöntemi ya da öç alma yöntemi erkeklerinki gibi dümdüz bir şey değildir.Onların her şeyi ince ince hesaplayan,planlayan beyinleri öyle kusursuz bir kurgu yapar ki, siz bir şeylerin değiştiğini anladığınızda ne yazık ki çok geç olur.Kadının,isteyip de elde edemeyeceği hiçbir şey yoktur dünyada.Hayatınızı isterse,onu da ele geçirir.Direnemezsiniz bile.
    Bir melek,kötülük yapamaz bilirsiniz.Kadının yaptığı da kötülük değildir aslında.Ama nasıl ki kendisi,dünyada çok şey için sınava giriyor,sizden de beklediği onun için bazı sınavlar vermeniz ve o sınavlardan da başarıyla çıkmanızdır.Bir kadının koşulsuz desteğini alan erkeğin sırtının yere gelmesi mümkün değil.Emin olun,hayatınız hep iyi yönde değişecektir.Onun zengin ruhu,yaratıcılığı,hayal gücü,size,tahmin edemeyeceğiniz dünyaların kapısını açacaktır.Bir melek varsa hayatınızda onu melek olarak yaşatmak için çaba gösterin…

    #100034059

    Konu: FOTOĞRAFLAR

    grup forumunda Serkan KURT

    ddnzsk
    Katılımcı

    Çocukluğumdan kalan birkaç fotoğraf var beni heyecanlandıran. Kırmızı bir bisiklet, babamın bana alması için ağladığım, küstüğüm kırmızı bisiklet. Selesinde o güneş saçlı yüzü kirli çocuğu taşıyan. Bir de bayramlıklarım var benim, pabucum, pantolonum, kazağım. Bayramın erken olması için uyuduğum akşam güneşi. Çocukluğumdan kalan birkaç fotoğrafım var benim.
    Şimdi sen heyecanlandırıyorsun beni, yeleleri rüzgâra sığmayan, ruhu bedenine dar gelen. Her şey normal, her şey hayat içindir senin için. Sevdiğini bir çırpıda buruşturup atabilen. Kendine güveniyorsun, güvenmelisin elbet. Tüm kapıları açık bırakan sen, hayatını fallarda arkadaş masallarında harcayan sen. Umudumu törpülerken senin hayallerin sığmıyordu bu kente. Yaşamak azgın bir nehirde duru bir su gibi, yaşamak dikenlerin olduğu bir bahçede asil bir gül gibi…
    Ben de çıkarım hayatından, elbet sen de gidebilirsin. Başka kentlerde başka insanlar, kirli çarşaflar, yine gidersin başka kentlere, nasıl olsa hayat yeniler kendini, kirlenen beden değil hayattır deyip aldanırsın. Oysa hayatı kirleten bizleriz. Sonra, çok sonra aynaya baktığında o parlayan gözlerin artık yoktur. Arkana dönüp bakmaya korkarsın, bedenin tükenir. Artık parlayan gözlerle “Seni seviyorum,” diyen de kalmaz. Özlersin seni sevenleri, çocukluğunda bıraktığın oyuncaklar gibi. Şarap içersin, dağınık evine girip sevişirsin, sabah mutsuz bir kadın bakar aynaya, yorgun bir kadın. Kenti alt üst edip alışveriş yaparsın. Sonra yine bir barda alkol kurbağalar ve sen…
    Mutsuz olma kadın, bir rüyadır bu hayat, karabasan olmasın hiç bir şey. Ve bu adam gidecekse senden, hiç almadığı o renkli dünyanı sana geri verip siyah beyaz dünyasında yaşayacak. Küçük teknesinde şarabını yudumlayacak hiçbir zaman geçmiş diyemediği seni geleceğim diyerek yakamozlar düşürecek yüreğine. Birkaç damla gözyaşı süzülecek yanaklarından, yalnızca senin gördüğün o gözyaşlarını bir daha göremeyeceksin. O yeşil gözlerimden dökülen gözyaşlarını da özleyeceksin. Kim bilir umurunda olmayacak belki de. Sen başka tenlerde yaşarken ben siyah beyaz dünyamda balık tutacağım. Ki bu gidiş diğerlerinden uzun olacak hiç gelmeyeceksin belki de. Ama ben bekleyeceğim. Şimdi gidiyorsan, bil ki ağlamayacağım, hiç dokunmayacağım başka tenlere, öpmeyeceğim dudaklarından, bu kenti diğerlerine bırakıp anamın huzurlu dizlerinde uyuyacağım. Biliyorsun ondan daha büyük sevgiyle dokunan yoktur, yalan yoktur sevgisinde, durudur. Ve inan yatağım boş kalacak.
    Ve sen, her şeyim; gözlerinde çocuklar misket oynuyor, hiç gördün mü onları? Bıraktığın bu eller ve yeşil gözlerim hiç unutmayacak, yanılma!
    Gidiyorsan her şeyini al ve git. Seni çocukluğumdaki kırmızı bisiklet gibi hiç unutamayacağım, yırtık sararmış bir fotoğraf olarak kalacaksın. Baktığımda beni yaralamayan huzurlu bir deniz olacaksın.
    Şimdi git, fotoğraflar bende kalsın…


    ddnzsk
    Katılımcı

    Senin ucuz bir fahişe olduğunu biliyordum Bana söylediğin tüm yalanları da Ben sarı yapraklı yollarda dolaşırken marinada denizi izlerken sen ucuz barlarda kahkahalar atıyordun Şimdi her şey bitti ağır ağır Yok oluyordu hüzünlerde Sevgilerde bitiyormuş İnsan geç anlıyor bazen geç kalıyor yüzüne tükürüyor gerçekler şiddetle Seni sevmek bir hata değildi insan bir fahişeyi de sevebiliyordu Sözler aşkta tutmuyordu laf geçmiyordu doğru yanlış yoktu aşkta, kalbinin ardından sürükleniyordun uzunca Ve bitmeyen yollara rehber oluyordun karşına çıkacaktan habersiz Gidiyordun yol iz bilmeden
    Şimdi sus sesini duymak istemiyorum aynı kaldırımlarda karşılaşmak bile İçimdeki ses sadece iyi ol diyordu fahişe Bir gün sende anlayacaktın ama, zamana kurban gitmiş eskimiş bir eski eşya gibi görünmek istenmeyen bir yere konulacaktın sonra unutulacaktın orda İşte o zaman anlayacaksın beni Eski bir eşya gibi unutulduğunda Sigaralara ve şarap kadehlerine sarılacaksın ucuz şaraplar içeceksin Renkli dünyandan sana bi bok kalmayacak?
    Ben aynı adam yeşil gözlerinde umutlar saklayan belki canım çok yanacak seni böyle görünce Ama ben yine o sarı sararmış yaprakları toplayacağım denizi izleyeceğim Hiçbir şey değişmeyecek, belki acılarım dinecek, biraz daha büyüyeceğim? Yerine bir başkasını sevmek belki zor Sana bakıyor gibi bakmak sana dokunur gibi dokunmak ellerini hissetmek Ve yüzümde tebessüm oluşturan her şeyi bir başkasında aramak Mümkün değil biliyorum o yüzden sana kızgınlığım, kırgınlığım İnsan bir fahişeyi de sevebiliyormuş Bir daha asla geri dönmeyecek mucizeyi?
    Gidiyorsun, gitmek kolaydır, elinden tutarsın gözyaşlarının yürürsün artık sana ait olmayan kaldırımda Kapattığın kapının ardında bıraktığını düşünerek tüm yaşanmışlıkların bakire bir bahar ısmarlarsın tanrıya Sonra çok sonra anlarsın elinden tuttuğun sadece göz yaşlarının olmadığını, tüm yaşadıklarında senle gelmiştir, bunu en çok uykusuz gecelerde kabusla uyandığında anlarsın? Şimdi gidiyorsun demek Gitmelisinde ardına bakmadan Ağlamayacağım, kapattığın kapının ardında bıraktığın adam yolunu gözlemeyecek Hatta artık daha iyi görünmeye çalışacağım Gözlerimin altındaki kırışıklıklarla ilgileneceğim daha çok bakacağım aynaya
    Bir fahişeyi seviyordum biliyordum Hayatımda ki her şeyin boynuna kemendi takarak asıyordum bana ait ne varsa düşünmeden Aşk böyleymiş, gözün kör kulağın sağır olurmuş İlacı olmayan bir hastalık gibi yapıştın kalbime hiç gitmeyecekmiş gibi, canımı acıtıyorsun Duyuyor musun canımı acıtıyorsun Ben seni sevmeyi sevdim beklide yerini bir başkasının dolduramayacağı bir fahişeyi sevdim Ve şimdi her şey daha ağır geliyor Daha çok canım yanıyor Yanık ağrılarıyla kıvranıyorum abdessiz gecelerde? Geceye sessizliğe yarım kalmış her şeye ağzımda uygun küfürler var
    Yaz geldi ben evimde bıraktığın odada aynı koltuktayım Brahms ve Jazz dinliyorum Tecavüz ediyorum tüm iyi niyetlerime Seri bir katil olma isteği canlanıyor içimde, türlü türlü işkenceler yapma istediği Ellerim titriyor daha fazla içmemem gerektiğini anımsıyorum Olmuyor kanla boyanmış gözlerim intikam diyor Seni hala seven inatçı yorgun kalbimse merhamet et diyor Sürgün ediyorum kendimi senden çok uzakta, merhametim kalıyor baş ucunda?
    Son gece ateşlenmiştim dudağımda uçuk çıkmıştı terlemiştim çok yorgun bitkin hissediyorum kendimi Gidişin ağır geliyordu Sen hüznümün gülümseyen yüzüydün çünkü Yirmi bir gün oldu tam yirmi bir gün ateşler içinde yanıyorum Sense sevişiyorsun sana ait olmayan tenlerde Bir fahişeyi sevmek bu kadar ağır olamaz Tanrım sen şahitsin, sen biliyorsun her şeyi Takvimden yapraklar söküldükçe unuturum diyordum, insan sevince unutamıyormuşAğlatan filimler seyrediyorum şarap içiyorum midem ağrıyor her yeri dağıtıyorum Her şey bildiğin gibi, paramparçayım Kitaplarım ve boş kağıtlar yerde duruyor düzenli değilim artık? Şimdi sarılıyorum kendime uyurken sabaha kadar buz tutuyor vücudum İçimdeki tüm imgeleri boş sokaklara attım Neşter vurup kalbime söküp atamam ki seni Biliyorsun, ben bir mucizeyi seviyorum?

    #100033996

    ddnzsk
    Katılımcı

    Kimliğimde yazıldığı gibi değil hiç bir şey, çok daha fazlısı var. Yasal bir yalnızlığı yaşıyorum ruhumun derininde. Derin yaralarım var kanamaya müsait. Cinayetler işliyorum sürekli yenilerini katıyorum her gün bir şeyleri daha öldürüyorum. Brahms dinledim sabaha kadar ve kitap okudum. Birkaç telefon virgül koydu okuduğum kitaba. Bana aşkı anlattılar uzunca kendi dünyalarından bildikleri kadar, bi bok anlamadım. Aşk böyle değildi. Bir yerlerde bir yanlış vardı ama o yanlış kimdeydi. Aşka ne garip anlamlar yüklendiler. Aşkı anlatmak tabii bana düşmez haddim değildir, yaşamak istediğime bir ad konulması gerekirse aşk derim hepsi bu? yarım kalmış bir sözle devam etmeliyim mum ışığında ki loş geceme. Başımı yastığa koyduğumda onu düşünmeliyim korkulardan arınarak kötü ihtimalleri düşünmeden güven dolu aşk olmalı bu. Sabah uyandığımda aynaya baktığımda gülümsemeliyim ve günaydın aşkım demeliyim. Paylaştığımız anlarda maddelerden arınmış manevi bir ilişki olmalı çay ve simit yerken mutlu olmalı, gülümsemeli. Şarabı içerken hafif müzik çalarken hiç konuşmadan birbirine sarılan bedenler hiç konuşmadan çok şey anlatmalı. Canımı sıkan bu telefon konuşmaları neredeyse her gece yaşıyorum. Derinlerde canımı yakıyordu.
    Kimliğimde yazıldığı gibi değil hiçbir şey daha fazlası var hepside yasal, cinayetleri saymazsak. Kanım akıyor her gece. Duvarlarımda eskiden kalma yaşlı bir hüzün. Şimdi sıra kimde, kim açacak kapıyı ellerimi tutup dudaklarımdan kim öpecek. Kapım kilitli cinayetin gizi sizde saklı. Bir yazımda söylediğim gibi ?yüreğimizin katili ne zaman sanık sandalyesine oturacak?. Bir kenti yaktıktan sonra verilen cezanın ne anlamı kalıyor yanan kent için. Küllerinden doğabilir mi kendini. Ben hep söyledim bana gül getirmeyin ben papatyaları severim kırları severim dedim, siz bana gül getirdiniz.
    Sis vardı sokakta perdelerimi kapalı tutardım. Ürkek bakışlarla zaman zaman dışarıya bakardım işte o anlardan biriydi. Kim bilir belki de kirli bir kabustu bu. Siyahlara bürünmüş bir adam geçiyordu sokaktan, yüzünü göremediğim bu adam kayboldu sonra sokağın kuytusunda. Dışarı çıkma isteği vardı içimde korkum izin vermiyordu. Üzerimdekileri çıkardım her şeyi. Geceyi de soydum kimse farkında değildi tüm kent uyurken ben çığlık çığlık dolaşıyordum sokaklarda. Ayaklarım kanıyordu. Her şey yasaldı cinayetler dışında. Uykumu gasp edenleri bulmalıydım yok hayır onlar orda kalmalı ben gitmeliydim.
    Veda anlarını hep unutmak isterim ama hiç aklımdan çıkmaz. İlk günler çok sancılı geçer her şey ona dair düşünülür dinlediğimiz şarkılar seyrettiğimiz film. Dolan gözler sık aramalar seyrekleşir sıcaklık kaybolur gidenin yerine başkaları gelir ve aklımızda sadece o veda anı kalır. Boşluğa düştüğümüzde telefon rehberini karıştırdığımızda yeniden duyarız o sesi yada o numarasını değiştirmiştir çoktan. Hep bir yerlerimizde sızlar. Çünkü kapanmayan her şey canımızı yakar. Sokaktaydım evet hem de çırılçıplak. Kimse görmüyordu duymuyorlardı çığlıklarımı. Serseriydim beklide saçlarım dağılmış gözlerim şişmiş haklısınız dünü aramaktan. Evime döndüğümde yerde kan izleri vardı adım adım beni takip ediyordu kayıp gölgem gibi. Yaşlı koltuğuma oturduğumda yıldılar takıldı gözlerime hep benim sandığım yıldızlar. sormayın bana cinayetlerim dışında her şey yasal söyledim bunu size. Yeni cinayetlerde işleyebilirim kan izlerini takip edip vurabilirim onu kalbinden. Sevemediğim kadınların intikamımıydı bu yalnızlık. Benden çaldığınız şarkılarda kalsın sizde. Yeni şarklarım var ilk baharı andıran yasal şarkılar. Ben şimdi ben mumu yakıp dinlerim onları saçlarını okşarım zamansız girerim koyunlarına sevebilirim beklide yeni şarkıları. Dinle yüreğimin sesini benim yüreğim bu gece fahişe her han gibi bir kadınla sevişebilirim ismini sormadan aşık olmadan sevmeden keşfedebilirim vücudunda ki derin çukurları. Şarap döküp vücuduna bir damla kaçırmadan içebilirim hepsini. İnleyebilir gece. Aynada yüzüme bakabilir miyim bilmiyorum ama bu gece yüreğim fahişe bilmelisin. Başka kadınları sevebilirim. Bunların hepsi yalan, bana ait değil, evet belki fahişe ama yüreği var, derin çukurları, yaraları olan ruhunda küçük bir çocuk saklayan. Artık sabah olmalı mum sönmeli kemancı susmalı yorgun koltuğum dinlemeli sevişmenin tanığı yatağıma yalnız girmeliyim. Sabah aynaya bakabilmek için bu fahişeyi öldürmeliyim. Söylemiştim size. Kimliğimde yazıldığı gibi değil hiç bir şey, çok daha fazlısı var hepside yasal, cinayetleri saymazsak. Bir fahişe daha öldü zamansız hem de yasal?

    Serkan Kurt

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 165) görüntüleniyor