1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 872) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları

  • Şule
    Katılımcı

    Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin
    Yüreğimin duvarlarına
    Astığım görünmez bir resimdin oysa
    Ancak bir efkar masasında gösterdiğim
    Gel diyeceğim
    Cesaretim yok yeniden seni yaşamaya
    Hasretin yaşamak gibi canlı
    Ve heyecanlı maceraların ümidiyle
    Gözlerin gibi değişiyor düşüncelerim

    Karşılığı az olan bir sevmeydi benimki
    Yalnızca varlığının verdiği bir aydınlık duyguydu
    Yağmur yağdığında kirpiklerinin ıslanması
    Güneşte gözlerinin kısılmasıydı
    Veya yanağına kondurabildiğim küçük bir öpücük
    Bir ömürlük anıların başlamasıydı
    Nereye baksam senden kalan bir şeyler var
    Öylesine candan sarılmadan ayrılsan da
    Verdiğin sözlerin hepsini tutmadığını biliyordum
    Yetiyor mu bana kalanlar

    Yaşamın her haline güzel bir şeyler eklemek gerek
    Ayrılıklarda anıların
    Vuslatlarda an neyse onun tadını çıkarmak
    Gözleri
    Dudakları
    Saçları
    Resmetmek
    Bestelemek
    Şarkılar söylemek

    Kim aklımda en uzun kaldıysa
    Odur sevdaya en yakın dönemeç
    Hızımı kesen
    Sen
    Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin

    #100034950

    Konu: SANA UYANDIM

    grup forumunda SİZİN ŞİİRLERİNİZ

    dervis_zel_ali
    Katılımcı

    Ben ateşin suya berdelinde, gözlerine yandım
    Göğün kundağında, kuşları uçmadan sınadım
    Kara saçlarını, yıldızların yakamozuna saydım
    Hasretin suretini, yalnızlığın çıngısına yazdım
    Amansız bir anda, aysız gecenin tavanına asılı kaldım
    Mavi düş’lerden düştüm, adını adım sandım
    Ben seni gördüğüm gün, tende candan utandım
    Yağmursuz iklimde, bir tek sana inandım sana kandım
    Ve göz koydum ölüme, tarifsiz ecele kucak açtım
    Çevirdim ahın kirmenini, bin yılın sabahına uyandım


    dilek
    Katılımcı

    GİRİŞ:

    Öğretmen öğrencilerine selam verdikten sonra günlerinin nasıl geçtiğini sorar.Onların bilgilerini yoklamak için bir takım soru sormaya yönelmektedir.

    -Doğup büyüdüğümüz bu dünyada her günümüz birbirini kovalarken biz her güne yeniden merhaba deriz ancak en çok yanımızda uyandığımızda kimleri görmek isteriz?

    -Birilerini severiz ama hayat şartları bizleri onlardan ayırmak zorunda bırakabilir mi?

    -Sevdiğine şiirler yazan hangi şairlerimizin hangi şiirlerini biliyorsunuz?

    -Ömrümüzde kimleri unutmak durumunda kalırız?

    -Mutlak unutmak var mıdır?

    -Unutmak kavramı sizler için neyi ifade eder?

    KEŞFETME: UNUTURSUN (MİHRİBAN)

    Unutmak kolay mı? deme

    Unutursun Mihriban’ım.

    Oğlun, kızın olsun hele

    Unutursun Mihriban’ım.

    Zaman erir kelep kelep

    Meyve dalında kalmaz hep

    Unutturur bir çok sebep

    Unutursun Mihriban’ım.

    Yıllar sinene yaslanır

    Hâtıraların paslanır.

    Bu deli gönlün uslanır…

    Unutursun Mihriban’ım.

    Süt emerdin gündüz-gece

    Unuttun ya, büyüyünce…

    Ha işte tıpkı öylece

    Unutursun Mihriban’ım.

    Gün geçer,azalır sevgi

    Değişir her şeyin rengi.

    Bugün değil, yarın belki

    Unutursun Mihriban’ım.

    Düzen böyle bu gemide

    Eskiler yiter yenide.

    Beni değil, sen senide

    Unutursun Mihriban’ım.

    AÇIKLAMA:

    Şair bu şiirinde unutmadığı ve hiçbir zaman unutamadığı kişiyi hatırlamaktadır. Bu unutmanında birgün değil belki yarın olacağını söylemektedir.Şair şiirini Mihriban adlı bir kıza yazdığını bu kızın gerçek hayatta var olup olmadığını da kimsenin bilmediğini,şairin de buna hiçbir zaman bir açıklık getirmediğini bilmekteyiz.Bazı kişilerde bu şiiri kızına yazdığını söylemektedir.

    DERİNLEŞTİRME:

    1.DÖRTLÜK:Şiirin ilk dörtlüğünde şair sevgilisine öyle büyük konuşma unutursun beni diyor.Hele hele de bir evlen başkasının sevdiği ol ondan çocukların olsun bakalım.Ben o zaman aklına bile gelmem diyor.Şair sevgilisine sitem ediyor.Ben seni bu kadar çok severken sen beni nasıl unutursun beni nasıl yüreğinden söküp atarsın diye sitem etmektedir.

    2.DÖRTLÜK:Şair şiirinin bu bölümünde de zamandan dem vuruyor zamanın hızlıca akıp gitmesinden sevgilinin şairi bu zaman diliminde unutmasından şikayet ediyor. Zamanla birlikte değişen hayatlardan,hatta doğanın dengesinden bile bahsediyor.Meyvanın bile dalında durmadığından herşeyin aslında zamanla elimizden kayıp gitmesinden duyduğu öfkesini,sitemini bu sözcüklerle hayat buldurmaktadır.

    3.DÖRTLÜK:Şair sevgilisine sesleniyor zaman akıp giderken yıllar sinene bir ok gibi yaslanır,seninle yaşadığımız o güzel günler birgün aklına gelir ve beni hatırlarsın belki o zaman yanında ben olamam Mihriban’ım ama sen hep benim gönlümde yer edersin.Ben seni hiçbir zaman unutmam.

    4.DÖRTLÜK:Sevdiğim kadın sen de zamanında çocuktun annenden süt emerdin gündüz gece,zaman akıp gitti,biz büyüdük ve yollarımız ayrıldı seninle nasıl ki o küçüklük günlerini ilk günkü gibi hatırlayamıyorsan gün gelecek beni de tıpkı öyle unutacaksın benim güzel sarı saçlı Mihriban’ım.

    5.DÖRTLÜK:Hiçbir şey bıraktığımız gibi durmaz ne sevgimiz ne de özlemimiz zamanla unuturuz,köreliriz,hatırlamak istemeyiz aklımıza geldiğinde tebessümle yad ederiz.Günler birbirini kovalayacak,değişecek bu dünya da herşeyin rengi,tadı,tuzu bugün olmasa da Mihriban’ım birgün gelecek beni unutacaksın.Çünkü bu hayat dediğimiz yaşam bizi öyle bir koşuşturmacanın içine atıyorki zaman geliyor ne yaşadığımızı bile hatırlamıyoruz.

    6.DÖRTLÜK:Artık şair şiirinin son dörtlüğünde sevdiği kadın olan Mihriban’ına nasihatta bulunmaktadır.Bu fani olan dünya da bir düzen vardır.Bu düzene hepimizde uyarız.Yeni bir yere alıştığımızda eski yeri hatırlamayız,yeni birini sevdiğimizde eskiyi hatırlamayız.Sen gidince Mihriban’ım elbette yenisi gelecektir yanıma çünkü bu düzen böyle devam etmektedir.Bu düzen de sen beni değil gün gelir kendini bile unutursun Mihriban’ım demektedir.

    DEĞERLENDİRME:

    Öğrenciler bu şiirin sonunda şairin sevgilisini zamanla unutacağını bunun belli aşamalardan geçerek olacağını öğrenmektedir.Unutmanın şairde bıraktığı derin izlerini görmektedirler.Şairin şiirinde kullandığı edebi dili çözmeyi öğrenirler,şairin nasıl şiirler yazdığını öğrenirler.Edebiyatımızda Mihriban şairi olarak bilinen ve Mihriban’ı öksüz bırakan şair Abdurrahim Karakoç gibi Anadolunun telli coğrafyasını şiirlerine yansıtan bu güzel insanı tanımış olurlar.

    PINAR ŞİMŞEK

    #100034987

    dilek
    Katılımcı

    hep uzakta sanırdım ölümü
    bizden çok uzakta…

    komşunun eşiğinde
    bir ülkenin beşiğinde
    bazen bir adımla sıyırdığım
    bomba gürültüsünde…

    elinde orağını görmesem de
    soluğunu hissettim kaç kere

    hani babama refakatte
    hemen her gece
    koridorda çınlayan ağıt sesinde…

    sonra süreyyapaşa’da
    karşı yatağımda
    astım krizinde çırpınan
    bir çift kadın gözünde…

    defalarca ürperdiysem de
    hep uzak bildim işte

    öyle de kalacaktı

    sen gitmedikçe

    emindim anne
    henüz küçücük ellerimi açmışken
    öyle anlaşmıştık yukardakiyle
    sen
    terk edemeyecektin bir daha
    bendeydi sıra…

    gittin ya
    hemen o gün kopardım
    aramızdaki pamuk ipliğini / onunla

    (şimdi o mermer buzulda
    “latife” yazıyor ya
    hani yirmi dört mart’ın altında
    ağız dolusu sövesim geliyor
    kelimelerin benle ettiği oyuna…)

    kızıyorum bazen sana
    sıcaklığına…
    gittin gideli
    sığamıyorum hiçbir kucağa
    laf aramızda
    acı bir tebessümle bakıyorum
    anne eli sıcakken
    dokunabilmek tercihken
    yalnızlıktan dem vuranlara…

    ben sen gibi değilim torununa
    kimse koşulsuz sevmiyormuş zira
    kim bilir belki haksızlık
    ona
    bana
    ama ne bileyim
    ben gibi canı yanmasın diyorum
    geldiğimde yanına…

    hani/ iğnesi kendine dönük
    akrep gibisin derdin bana
    üzerime titrerdin korkuyla…
    gidişinle tutuşturduğun
    bu hayat çemberinin ortasında
    dört dönüyorum umutsuzca
    iğnem yürek hizamda

    dokunacağım

    vazgeçtiğim anda

    #100034977

    kurtpinar
    Katılımcı

    Dolaşır dururmuş hep daha bağı bahçeyi Küçükmustafa’da
    dilinde dilâver dülgerlerin taşlara yonttuğu aşk türküleri
    ve o yaşlı muhacirin sancılı söylencelerinde
    uzaktan yakından bir göç anısı
    anlatıp durur Silistre’yi…

    Yelkenler iner
    demir atarmış Kalealtı’na Osmanlı İnce Donanması
    İslâm’ın koruycu duvarıymış bu liman
    demirden,taştan,imandan
    beyazmış kale duvarları
    yosun bağlamışlar şimdi
    üşüyorlarmış terkedilmişliğin sığ yalnızlığından
    bahtı kara garip zamanlarmış
    kızı kızanı ağlar olmuş bir zemheri vakti ikindiüstü
    küs düşmüş Tuna’nın sularına Mecid Tabya’nın top sesi
    zaman hasım sulara meyletmiş
    sular ahir vakte gelmiş denk
    Urumeli’nin kaderine kılağılı bir bıçak gibi bilene bilene
    vurulmuş bin bir asi mihenk.

    “Bir gün, diyor
    bir gün Uşumnu alçağında
    bir manda kotası üç yaşında
    bir kan gölünde yüzse gerek!”
    ve sahice olsaymış
    “Sahi olsaydı,diyor,o muskaların efsunlu bedduaları
    boğardı küffarı bizim Tuna’nın bozbulanık dalgaları!”

    Zaman hasım sulara akmış
    sular olmuş gözyaşların seli
    viran kapılarda dilenip durmuş tufan gibi
    amansız göçlerin amaz yeli
    duçar olmuşlar uçsuz yollara
    yolları sarıp sarmalamış bir katı kasvet
    “Oradan,diyor,oradan!”
    Tuna yalısından kalkar gelirmiş bu delice hasret
    dilinde dilâver dülgerlerin taşlara yonttuğu aşk türküleri
    vebalinde kan kardeşlerinin bahtsız kaderi
    deli gönlünde bir umut
    bir deli umut masmavi
    beyaz beyazımsı bembeyaz ak pak bir demokrasi…

    “Demokrasi,demokrasi deyip deyip, haykırıp durdular”, diyor
    ille velâkin ne balık çıkabilmiş kavağa
    ne beklenen huzur inmiş sokağa
    ölenler hep ölmüş
    gidenler hep gitmiş tek tek basarak
    yalanlarmış,dolanlarmış köşe bucak, sinsi sinsi kıskıvrak
    rüyalarının nehri Tuna sakinmiş hep öyle
    “Bıraktığım gibi,diyor, çocukça mavi”
    bülbül yine gül dalindeymiş her seher vakti
    yerli yerindeymiş Silistre
    bir baş kuru soğanın,bir bayat ekmeğin derdinde…

    “Bir dertleri daha var” diyor
    bir dert ki dünden bugüne,günden güne aza aza
    düşmezmiş dillerden ne handa, ne pazarda…
    Oy anam,oy babam!
    “Dil yarasıdır,diyor
    bir mahşer günü,diyor
    soru suali edilir de kalem kalem
    ahı tutar seni de ,beni de
    anamın babamın dili Türkçem
    okutulmuyor bir türlü
    bir türlü okutulmuyor güzelim mekteplerinde..”

    Ve dolaşır dururmuş hep daha
    bağı bahçeyi Küçükmustafa’da…

    #100034975

    GULCENAZ
    Katılımcı

    zaten ayrılıkmış
    aşkın diğer adı
    gözlerini
    bir başka göz de unutmakmış
    ne varsa sevdadan yana
    iyi ve güzel
    hepsini kara bir deftere
    karalamakmış

    gönül işi bu demişler
    ne suç var ne suçlu
    kimse giymemiş kabahat kürkünü
    bütün yürekler itirafa kapalı, kaçakmış

    kavuşmak yazmıyormuş ki
    aşk kitabında
    yolu uzun yolcusu yorgun
    sevda ağır yük
    yalanda söylermiş
    seviyorum diyen diller
    meğer ateşte kor imiş aşk,
    maksadı yakmakmış.

    Şükran Gülcenaz AYDOĞAN

    #100034921

    gulbeyaz
    Katılımcı

    Sopalar taşlar avtüfekleri
    Ve içi içine sıkışmış bir toplu tabanca

    Belinden orta etinden
    Cılız çelimsiz bir elden
    Toprağa çekmekteydiler köyün bütün erkeğini

    Sebebi iki kalabalığı birbirne tutuyor gözlerin
    Gamzen için ne kanlar bağırıyor
    Delikanlılar uyuyamıyorlar yataklarında

    Bedenler
    Toprak ve deniz ve kıyı ve dalga gibi
    Birbirine çarpa çarpa

    Düzgün kurşun girişleri hafif morarak etiçine
    yutuşlar
    Saçaklı kurşun çıkışları et ve kan parçalarıyla
    kusuşlar
    Delikler ezik çöküntüler
    Yırtıklar alıp açılarak
    Dantel perdeli camda kayan gölgen için
    Ne kanlar akıttılar toprağa

    Kalabalık bir kadının ortasında duruyor
    Rüzgar yüzünün tabakalarını açıyor

    Binbir renk ve işleme donanımlı başı
    Ve.Gözyaşı çanağı şimdi kafatasları

    Ağlayan erkekler. – dayıoğulları emmoğulları halaoğulları
    Kurumuş çatlamış elmacık kemikleri
    O ayazda o güneşte incecik hassas tenleri

    Bu kez kırk yaşındaki gelinin kocası
    Yatağını boşaltıp toz toprak içine devrilen

    Ne gürültüyle ne haykırarak ne de kahkahayla
    Ne son,solukta öç öğütleyerek
    Ne de kadınım arkamdan gel diyerek
    Ne yarı ne yaranı görerek gözü
    Bir karnağrısına uğramış gibi
    Kıvranıp büzülüp ölüm korkusunu giyip iğrençlenerek
    Ölürken
    Başucundaydılar yaralarından beter bir bağırtı
    Koparan karısı.Erkekler hısımlar
    Kalplerini daraltan can verişi önünde
    İncecik gergin yırtabilir yürekleri

    Bütün evrene
    Eğilip yanaklarından baktılar gelinin

    Şimdi çarpılır köyün ağzı
    Bir yabancı saçı taradı ev
    Şimdi köyde cami bile gurbet olur
    Ayrılıp iki yana hızlanmaya başladı mı şunlar:

    evler toprak kapı köpekleri bile ağaçlar bahçe çitleri
    Yanan ateşin dumanı da
    İki yana geçip karşı karşıya hasımlanıyor
    Köpeğin yanında adam adamın yanında duvarlar pusu
    kayaları.Kayaların yanında bacı ana kasları baldırları
    çocuk şeyleri hınçlar ve beddualar
    çaylar
    Dereden gıcırtılarla insan boğar buz kristalli sular
    Buz gibi anlarda boğuşur hasımlar
    Yün yorganın sıcağı vurdukça düşte
    Şehvete serilinir ya kan çıkarmaya
    Ve hergün havada bir asap bozukluğu ve olanlara
    Tabiatta bir uyma zorluğu kuşlar ötemez gibi

    Uzun vadiler düzlükler aşarken büyümesi durur ağaçların
    Sesi insan öldürmeye giden kurşunların

    Ve susunca
    Kama düşüşü bir zaman başlar
    Kalb ete ve ruha aynı anda açılır
    Cine ve meleğe
    Zulme ve hilme

    Zaman ağlyan kadınların
    Zaman kendi pervasız korkularını yaşayamadan
    Ölümü en keskiniyle bile virajlarda bile izleyerek

    Ve kana çobanlık eder çocuklar
    Seyirtirlir ki kopar düğmeleri uçuşur mintanları

    Güzel başın
    Mermer akmalı yanyarın
    Güzel adalen

    ellerin ne maharetler edindi
    asla maymun değildin
    topraktan geldin nice sırlardan geldin

    – Kanındaki masallar destanlar masal harpleri
    Yoldaşın melekler
    Herbir yanın imparatorluk emanetleri iken
    Tüm bunlar öfkenin şimdi –

    Ayağı altında çiğnedi kan hesabı sormayı
    Vurmaya gidiyor yine de o ve o
    Bakabilirliğe açılan ve gözlere bakan
    Ağlayan dudakların
    Gergin pürüzsüz güzel kana ve güzel şehvete çeke

    Cahit Zarifoğlu

    #100034910

    admin
    Yönetici

    ‘BANA DOĞRU GELEN KİM? ‘YA DA
    ŞİMDİKİ ZAMANDA
    BİR MOBİL, BİRİNCİ TEKİL ŞAHIS

    Dökülmüş bedenim kimyasına pirincin, yokedilerek kalsiyumun büyüsü yazgım belirlenmiş.
    Her an, hoş geldin diyorum bana doğru gelene, dalgalanan duygularımla. Sarkıyorum
    tavandan (bir tavan varmışçasına) yeryüzünün (varolduğunu umarak) renklerini bilmeme
    karşın – lal rengi, çivit mavisi ve sarı – ve onların yalanlamalarını – tutku, dinginlik ve ölüm –
    kendimle işaretliyorum yanı, yöreyi – bir aşağı bir yukarı, bir yukarı bir aşağı, sağ sol, sağ sol.
    Yönlerin bulanıklığında bir sorumluluk bu! Uluma geri tepiliyor böylece, bana doğru gelene
    karşı! Bir iskeletler zinciri tutuyor beni havada, uzay konusunda bir unutkanlık yüklemeye ve
    devindiğim cılız önlemleri yıkmaya çalışarak. Soğukkanlı bir çaba! Ben, kusursuz bir porte
    olmayı yeğlerdim, oysa. İşte şuracıkta, özlüyorum sol anahtarımı ve notalarımı. Umursamam,
    nereye dağılırlarsa dağılsınlar, daha sonra…

    Şimdilik, hava akımının istencine boyun eğmişim, sinekler ırzına geçerken uzantılarımın,
    sürdürüyorum dansımı bu dikey tabut içre, günden geceye, geceden güne, ben tümünü ezip
    geçinceye ve ‘Bana doğru giden kim? ‘ in yatay bilgisine ulaşıncaya dek!

    Nilgün Marmara

    #100034918

    Konu: KUĞU EZGİSİ

    grup forumunda Nilgün MARMARA

    karakalem
    Üye

    Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim,
    Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı
    _________________________bekçi gizleri.

    Ne zamandır ertelediğim her acı,
    Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi,
    -bu şiir –
    Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,
    Dost kalmak zorunda bana ve
    _______________________sizlere!

    Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o,
    uykusunu bölen derin arzudan.
    Büyüsünü bir içtenlikten alırsa
    Kendi saf şiddetini yaşar artık,
    _______ -bu şiir –
    Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü,
    ulaşılamayanın boyun eğen yansısı,
    Sevda ile seslenir sizlere!

    Şubat, ’82

    Nilgün Marmara

    #100034878

    Konu: AKREBİN ÖCÜ

    grup forumunda Zahide Handan ERENGİL

    Bedriye
    Katılımcı

    Akrep le yelkovan
    Sanki iki sevgili
    Bir küs bir barışık
    ******
    Kavuşup ayrılmaları
    Bir an kadar yaklaşık

    Akrep kaçar
    Yelkovan kovalar
    Akrep durur
    İkiside yorulur
    ****
    Akrep pişman olur
    Fakat kincidir unutmaz
    Yelkovanın kendisine
    Dönüşünü bekler
    ****
    Bulduğu yerde de
    Acımadan onu vurur.

    Zahide Handan Erengil

    #100034880

    Bedriye
    Katılımcı

    Biri var hep alkımda
    Yaşıyor her anımda
    Nerde olsam ne yapsam
    Adım adım ardımda

    Galiba aşık oldum
    Seviyorum ben onu
    Düşünmeden sonunu
    Oynuyorum oyunu

    Kazanıp kaybetmekte
    Var bu oyun sonunda
    Biri var hep aklımda
    Gözü gönül tahtımda

    Düşünüp duruyorum
    Kurulsa mı tahtıma
    Mutluluk getirir mi
    Şu gülmeyen bahtıma

    Düşüncelere daldım
    Ben bu gönül işinde
    Kararı çoktan aldım
    Bunca zaman içinde
    Hep kadere inandım

    (Bu şiirim bestelendi)

    Zahide Handan Erengil

    #100034884

    Bedriye
    Katılımcı

    Bugün temmuzun onbeşi,
    Bir başka yakar aşığı
    Şu Akdenizin güneşi.
    Var mıdır dünyada eşi
    ***
    Bir tarafta bulutlara
    Uzanan Toros dağları
    Bir tarafta şelaleler,
    Haşmetli Manavgat, Düden
    ***
    Hiç birşey kaybetmemiştir,
    O ulvi güzelliğinden.
    Soracak mısın eşimi
    Kaybettim ben güneşimi.
    ****
    Ne çok şeyler palaşmıştık,
    Biz seninle Akdenizim.
    Hep sendin aşkın başlayıp,
    Bittiği yerde sen vardın.
    ****
    Anlat,anlat Akdenizim
    Sevdamdan anı olarak
    Kaldı mı orada izim
    Anlat yalnız sen anlardın
    Halimi görür ağlardın……
    .

    Zahide Handan Erengil

    #100034886

    Bedriye
    Katılımcı

    Zamansız sevdam benim,
    Ben sana inanmışım
    Seni seven kalbimi
    Nasıl da aldatmışım
    ***
    Çok üzdün sen de beni
    Affetmem asla seni
    ***
    Boşuna göz yaşların
    Öcümü alacağım
    Nasıl üzdün sen beni
    Hesabı soracağım.

    Çok zaman geçse bile
    Hatırda gelir dile
    Ahla geçer,vahlarla
    Hayat denen kelime
    ***
    Çok kırmıştın kalbimi
    Affetmem asla seni

    Zahide Handan Erengil

    #100034890

    Konu: ADINI ANDIKÇA

    grup forumunda Zahide Handan ERENGİL

    Bedriye
    Katılımcı

    Adını andıkca titrer yüreğim,
    Dünya gözüyle son kez göreyim
    Dönüş yoluna bakıp ta kaldım
    Gelirim demiştin yine aldandım.
    *
    Söyle son kararı bensiz mi aldın?
    Ah yarim gece gündüz hep bekledim
    Bekledim de gelmedin sen dönmedin
    Ben böyle vefasız,seven görmedim.
    *
    Seni düşünmekten gönlüm yoruldu
    Varlığın yaşama sebebim oldu
    Aramızda başka biri var ise
    Söyle bana söyle ben de bileyim
    *
    Sana olan sevdamı silip gideyim
    Akılda cevapsız sorular kaldı
    Gönül sonsuz kedere dertlere daldı
    Biten aşkı sorgulamak neye yarardı?
    *
    Kor ateşlere saldın yaktın beni
    Yaşam savaşından aldın beni
    Zaman zaman adını sayıklasam
    Baksam uzun uzun maziye dalsam
    Unutamadım ben seni ne yapsam

    Zahide Handan Erengil

    #100034899

    Konu: ADALAR VAPURU

    grup forumunda Zahide Handan ERENGİL

    Bedriye
    Katılımcı

    Bir akşam üstü gördüm onu,
    Düşünceli,Adalar vapurunda
    Dalmış denizi seyrediyordu,
    Beyaz bir ceket vardı sırtında
    ******
    Masum bakışları dikkatimi çekti
    Utangaç bir o kadar hüzünlü
    O kalabalıktan çıkıp karşıma geçti
    Bir an gözlerimiz karşılaşmıştı
    ******
    Yüreklerimizi de bir telaş almıştı
    Kirpiklerinin ucunda yakaladım
    Kaçamak,ürkek bakışlarını
    Bakınca çatmıştı kaşlarını
    ***
    Kaçırıyordu gözlerini benden
    Başını eğdi,bir suçlu gibi
    Ayıramıyordum gözlerimi bir türlü
    Ne yaptıysam da senden
    ***
    Gülümsüyordu belli etmeden
    Sonunda nasıl oldu bilmiyorum
    Tutamadık kendimizi,boşaldık
    İkimiz birden gülmeye başladık
    ***
    Sinirlerimiz bozulmuştu aniden
    Kahkahamızdan vapur çınlıyordu
    Gülmenin biri bitmeden biri geliyordu
    Vapur iskeleye yanaşırken birden
    ***
    Nasıl oldu,kucaklaştık bilemeden
    O günden sonra hiç ayrılmadık,
    Tek yürek olmuş iki arkadaştık
    Kim derdi bir gülmeyle gelecek
    Bu arkadaşlık ömür boyu sürecek

    Zahide Handan Erengil

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 872) görüntüleniyor