1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 663) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100036003

    Konu: CANIŞIĞIM

    grup forumunda Oğuzkan BÖLÜKBAŞI

    Şule
    Katılımcı

    canışığım
    ben sana aşığım
    bir hançer gibi saplısın yüreğimde
    çıkarmak istemediğim
    seni ıssız bir gecede
    sokak lambalarının altına
    terketmeye çalışıyorum
    kıyamıyorum
    sensiz de olsa
    seni yaşamaya doyamıyorum

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renklere dönüyor
    sen açtın mı gözlerini canışığım
    şehrin ışıkları sönüyor

    saçlarını tarıyorum usuldan
    gözlerinde baharlar açıyor
    güvercinler su içerken ellerimden
    haberler bekliyorum
    yagmur kokulu seher yellerinden
    gelmiyor
    hüznümü gülüşlerimde gizliyorum

    kaç bahar kaldı ömrümüzde
    kaç gece düş görebileceğimiz
    hasrete katmışız günlerimizi
    gün diyebileceğimiz

    canışığım
    bu akdeniz ikliminde
    rüzgara verdim ömrümün yelkenini
    o yüzden dalgalı
    o yüzden karışığım
    her yönden geliyor kokun, sesin, nefesin
    ne tarafa gideceğim
    karar veremiyorum
    gökkuşağının arkasındasın
    ufuk çizgisindesin
    gemiler yaklaştıkça uzaklaşan limanlardasın

    biliyor musun
    aslında yalnızca benim söylediğim şarkılardasın
    bir anlasam
    kaç ışık yılı uzaktasın
    bu yollar hiç bitmiyor
    ben sana hiç ulaşamıyorum
    ben hep başındayım yolların
    hep sarılmaya açık kollarım

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renklere dönüyor
    sen açtınmı gözlerini canışığım
    gökte yıldızlar sönüyor

    canışığım
    bu yaşadığım
    bitmesidir kocaman bir kalabalık yalnızlığın
    çiçeklerin açması
    yağmurların yağmasıdır
    ve yansıyan sulardan, pırıl pırıl
    senin aydınlığın
    ellerini uzat al beni, götür
    nereye diye sormayacağım
    sen durmadan
    ben durmayacağım

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renge çalıyor
    hüzün varsa gözlerinde canışığım
    aklım sende kalıyor

    sesini duymaya koşuyorum
    şarkılar çalıyor sanki
    sanki düğün var, coşuyorum
    geceyi içmiş bir sarhoşun yorgunluğunda
    son sigaramı yakıyorum gün doğarken
    karşımda kızıl bir tanyeri
    yakamozlar çekilmiş sulardan
    düşüyor toprağa yavaşça
    güneşin renkleri

    canışığım
    sen uykudasındır şimdi
    öperek çıktığımı hissettin mi odadan
    bin yıllık geleneği hiç bozmadan
    bu masalı kim taşıyacak yarına
    bu güzelliği kim anlatacak çocuklarına
    bu şiirlerde kim anacak beni

    sabah bir renkte açarken gözlerini
    akşam bir başka renkte görüyorum
    sen güldün mü gözlerini canışığım
    bir derviş gibi etrafında dönüyorum

    kolay mı sanıyorsun
    gecede yıldız, yürekte ateş olmak
    kolay mı sanıyorsun
    çiçeği soldurmadan,
    ateşi söndürmeden yaşamak
    kolay mı karanlıkta yol bulmak
    canışığında saklanmak
    gözyaşı dökmeden ağlamak
    hayatın manasını bir su damlasında bulmak
    bir su damlasında
    ruhunu yıkamak
    tertemiz kalmak

    inanki meleğim
    sakındığım, esirgediğim
    sevdiğim, gözbebeğim
    en güzel baharlarda hep seninleyim

    sabah renklerini ışıtırken gözlerin
    akşam yıldızları yansıtıyor
    sen yumdun mu gözlerini canışığım
    karanlık beni korkutuyor

    içimden hazanları silip de atıyorum
    hayatın akışına kendimi bırakıyorum
    bir mahcup duyguydun bende
    bir dışa çıkmaz sevgi
    patlamaz volkan gibi gizli gizli yanarak
    yağmayan yağmur gibi bulutlarda kıvranarak
    geçen zamana ah edip de dağılarak
    yaşamak pek anlamsız
    yaşamayı yok edip
    elimde kalan ömrüm nerde bitecek bilmem
    mutluluk varsa eğer
    bil ki artık kaçırmam
    alev alev yanacak içimde canışığım
    hayat ne kadar güzel
    ben hayata aşığım

    sabah tenime değince gözlerin
    akşam ruhumu coşturuyor
    sen baktın mı gözlerinle canışığım
    içimi sevdan dolduruyor

    #100035930
    Levent Kapısız Hakkında Bilgi, Eserleri, Hayatı ve Şiirleri
    #100018004
    Şairlerin şiirleri, şiir oku, şair listesi, şairlerden şiir oku, şairin sesinden şiir, en iyi şairler, en iyi şiirler, aşk şiirleri, sevgiliye şiir, evlilik yıl dönümü şiiri

    dilek
    Katılımcı

    GİRİŞ:

    Öğretmen öğrencilerine selam verdikten sonra günlerinin nasıl geçtiğini sorar.Onların bilgilerini yoklamak için bir takım soru sormaya yönelmektedir.

    -Doğup büyüdüğümüz bu dünyada her günümüz birbirini kovalarken biz her güne yeniden merhaba deriz ancak en çok yanımızda uyandığımızda kimleri görmek isteriz?

    -Birilerini severiz ama hayat şartları bizleri onlardan ayırmak zorunda bırakabilir mi?

    -Sevdiğine şiirler yazan hangi şairlerimizin hangi şiirlerini biliyorsunuz?

    -Ömrümüzde kimleri unutmak durumunda kalırız?

    -Mutlak unutmak var mıdır?

    -Unutmak kavramı sizler için neyi ifade eder?

    KEŞFETME: UNUTURSUN (MİHRİBAN)

    Unutmak kolay mı? deme

    Unutursun Mihriban’ım.

    Oğlun, kızın olsun hele

    Unutursun Mihriban’ım.

    Zaman erir kelep kelep

    Meyve dalında kalmaz hep

    Unutturur bir çok sebep

    Unutursun Mihriban’ım.

    Yıllar sinene yaslanır

    Hâtıraların paslanır.

    Bu deli gönlün uslanır…

    Unutursun Mihriban’ım.

    Süt emerdin gündüz-gece

    Unuttun ya, büyüyünce…

    Ha işte tıpkı öylece

    Unutursun Mihriban’ım.

    Gün geçer,azalır sevgi

    Değişir her şeyin rengi.

    Bugün değil, yarın belki

    Unutursun Mihriban’ım.

    Düzen böyle bu gemide

    Eskiler yiter yenide.

    Beni değil, sen senide

    Unutursun Mihriban’ım.

    AÇIKLAMA:

    Şair bu şiirinde unutmadığı ve hiçbir zaman unutamadığı kişiyi hatırlamaktadır. Bu unutmanında birgün değil belki yarın olacağını söylemektedir.Şair şiirini Mihriban adlı bir kıza yazdığını bu kızın gerçek hayatta var olup olmadığını da kimsenin bilmediğini,şairin de buna hiçbir zaman bir açıklık getirmediğini bilmekteyiz.Bazı kişilerde bu şiiri kızına yazdığını söylemektedir.

    DERİNLEŞTİRME:

    1.DÖRTLÜK:Şiirin ilk dörtlüğünde şair sevgilisine öyle büyük konuşma unutursun beni diyor.Hele hele de bir evlen başkasının sevdiği ol ondan çocukların olsun bakalım.Ben o zaman aklına bile gelmem diyor.Şair sevgilisine sitem ediyor.Ben seni bu kadar çok severken sen beni nasıl unutursun beni nasıl yüreğinden söküp atarsın diye sitem etmektedir.

    2.DÖRTLÜK:Şair şiirinin bu bölümünde de zamandan dem vuruyor zamanın hızlıca akıp gitmesinden sevgilinin şairi bu zaman diliminde unutmasından şikayet ediyor. Zamanla birlikte değişen hayatlardan,hatta doğanın dengesinden bile bahsediyor.Meyvanın bile dalında durmadığından herşeyin aslında zamanla elimizden kayıp gitmesinden duyduğu öfkesini,sitemini bu sözcüklerle hayat buldurmaktadır.

    3.DÖRTLÜK:Şair sevgilisine sesleniyor zaman akıp giderken yıllar sinene bir ok gibi yaslanır,seninle yaşadığımız o güzel günler birgün aklına gelir ve beni hatırlarsın belki o zaman yanında ben olamam Mihriban’ım ama sen hep benim gönlümde yer edersin.Ben seni hiçbir zaman unutmam.

    4.DÖRTLÜK:Sevdiğim kadın sen de zamanında çocuktun annenden süt emerdin gündüz gece,zaman akıp gitti,biz büyüdük ve yollarımız ayrıldı seninle nasıl ki o küçüklük günlerini ilk günkü gibi hatırlayamıyorsan gün gelecek beni de tıpkı öyle unutacaksın benim güzel sarı saçlı Mihriban’ım.

    5.DÖRTLÜK:Hiçbir şey bıraktığımız gibi durmaz ne sevgimiz ne de özlemimiz zamanla unuturuz,köreliriz,hatırlamak istemeyiz aklımıza geldiğinde tebessümle yad ederiz.Günler birbirini kovalayacak,değişecek bu dünya da herşeyin rengi,tadı,tuzu bugün olmasa da Mihriban’ım birgün gelecek beni unutacaksın.Çünkü bu hayat dediğimiz yaşam bizi öyle bir koşuşturmacanın içine atıyorki zaman geliyor ne yaşadığımızı bile hatırlamıyoruz.

    6.DÖRTLÜK:Artık şair şiirinin son dörtlüğünde sevdiği kadın olan Mihriban’ına nasihatta bulunmaktadır.Bu fani olan dünya da bir düzen vardır.Bu düzene hepimizde uyarız.Yeni bir yere alıştığımızda eski yeri hatırlamayız,yeni birini sevdiğimizde eskiyi hatırlamayız.Sen gidince Mihriban’ım elbette yenisi gelecektir yanıma çünkü bu düzen böyle devam etmektedir.Bu düzen de sen beni değil gün gelir kendini bile unutursun Mihriban’ım demektedir.

    DEĞERLENDİRME:

    Öğrenciler bu şiirin sonunda şairin sevgilisini zamanla unutacağını bunun belli aşamalardan geçerek olacağını öğrenmektedir.Unutmanın şairde bıraktığı derin izlerini görmektedirler.Şairin şiirinde kullandığı edebi dili çözmeyi öğrenirler,şairin nasıl şiirler yazdığını öğrenirler.Edebiyatımızda Mihriban şairi olarak bilinen ve Mihriban’ı öksüz bırakan şair Abdurrahim Karakoç gibi Anadolunun telli coğrafyasını şiirlerine yansıtan bu güzel insanı tanımış olurlar.

    PINAR ŞİMŞEK

    #100034983

    dilek
    Katılımcı

    yağmur çinko damları gagalardı eskiden
    ki denize de martılar yağabilirdi gökten…
    hani masallar henüz saklanmamışken insan şerrinden

    yürekler yağmalanırdı o zamanlar
    geceleri esrik düşler elinden
    o zamanlar ki meali az evveli dünden…

    -güneş umut taşımaz ya her dem
    bazen
    insan ne çekerse hep kendi elinden…-

    işte o zamanlar dost meclislerinde demlenirdi riya
    postlar hakiki yalanlar söyleşirken
    sahici gülüşler damıtırdım sabırla
    bilmiş kahkahalar içinden…

    zeytin dalları düşerdi yerlere
    korkak şövalyeler şiirlerini çekerken
    kelimeler kanardı göz göre göre
    dişe diş savaşlara yenik düşerken…

    insan çekerdim bir zamanlar
    tespih tespih
    imamesi elimde
    tükürüyorum yalnızlığımın içine

    karıdan şair olmaz
    feylesof hiç
    bilmem ki neylesin bu başıbozuk piç…

    #100034918

    Konu: KUĞU EZGİSİ

    grup forumunda Nilgün MARMARA

    karakalem
    Üye

    Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim,
    Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı
    _________________________bekçi gizleri.

    Ne zamandır ertelediğim her acı,
    Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi,
    -bu şiir –
    Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,
    Dost kalmak zorunda bana ve
    _______________________sizlere!

    Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o,
    uykusunu bölen derin arzudan.
    Büyüsünü bir içtenlikten alırsa
    Kendi saf şiddetini yaşar artık,
    _______ -bu şiir –
    Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü,
    ulaşılamayanın boyun eğen yansısı,
    Sevda ile seslenir sizlere!

    Şubat, ’82

    Nilgün Marmara

    #100034796

    Pelin
    Katılımcı

    I

    Bugün de suskun başlıyorum geceme
    Dilimin kilidiyle yüklendiğim
    Dayanılmaz acıları
    Geleceğimin diliyle çözüyorum
    Yarının umuduyla yaşadığım gerçeği
    Bu gecenin anısına çiziyorum
    Alnımın en eskimez yerine.

    Yorgun bir zamansa yaşadığım
    Yüreğim ağırlaşmış,
    Koyamazken bir yerlere
    Sığmazken zamana ağlayışlarım
    İki yüzlü,
    Nefret dolu insanları görüyor
    Ve susuyorum
    Tüm gerçeklere nanik atarcasına
    ZAMAN GİBİ

    II

    Düşlerimin dostluğuyla yaşıyorken hayatı
    Gerçeklerin imbiğindeki yalnızlığa
    Dönüşüyorken zaman
    Özgürce bir başına
    Hiç kimsesiz yüzlerinde insanların
    Bir köz gibi yanan yüreğimi
    toprağa bulamaksa
    özgürlüğü duyumsamak.

    Benim düşlerimin
    gerçeğe dönüşen sancısı
    bir avuç dolusu düşüncem
    ve yokluğun kederiyle
    ürkütürüm uyuyan suları
    tıpkı insanlardan, düşünmekten
    konuşmaktan ve gerçeklerden
    korkup kaçtığım gibi.
    insanca yaşama istemine çektiğim yabancılık
    BEN GİBİ

    III

    Yüzümüze savrulan her şeye
    Aldırmadan yaşamaksa hayat kanım.
    Ezilmenin tadına nanik atmaksa düşüncem.
    İnsanlardan nefret etmek gibi adice gerçeklere
    “hayır” diyebilmek gibi
    Yalnızca hayat damarlarımızda
    Dönmek aynı noktaya
    Ve yürümek sonsuzla
    Gerçeğin ta kendisidir işte
    Biz sevmesekte;
    yalnız yaşar,
    ölürüz çünkü
    Ama yine de bitmek bilmez hiçbir şey
    HER ŞEY GİBİ

    IV

    Yüzümde yıkanabilse şu sabahlar
    Kalbim simsiyah olmaz aynalarda
    Ve zorlu acılarla yatan benliğim
    Beynimdeki afakanlar gibi.
    Gerçeklerle sarar,
    İlk ışıkta her yeri
    Yeryüzü ateş kesilir
    Hiç kimse anlamaz
    Bir şeyleri nedense
    Hiçbir şey
    ONLAR GİBİ

    V

    Akşamlarca yıkık,
    Yazılmamış senfoniler kulaklarımda
    Ipıslak bir çizgi
    Gözlerimden ellerime
    Ellerimden yüreğime
    Hayatım bir manastırın kadehinde
    Eskimiş bir şarap kadar yorgun
    Sadece gecenin avutkanlığında
    Sabahı anımsamak
    Kötü geçen saatlerin
    KELEĞİ GİBİ

    VI

    Yüzler yorgun
    Ve beynimce zerrelerim
    “Bulduklarım gerçek mi yoksa”diyerek
    Kendimce hüzünlenip,sustuğum
    Kabuğuma çivileyip tüm hayatı
    gerçekler gibi
    Geçen saatleri,
    zamanı, yaşadıkça
    Suskuluğuma yüklemiştim
    HERŞEY GİBİ

    VII

    Bir geceyi yüklerken,
    Hasretin küfesine
    Omuzlarım çökmüş,
    Dudaklarım çatlamışsa susuzluktan
    Hayalleri getiren geceler
    Bir günahın sıcaklığıysa
    Yüzümde yanıp sönen karanlık renkler
    Hala eskimemişse yüreğim
    Sesi geliyorsa uzaktan
    Çarklar dönüyorsa,
    Durgun sularda
    Ve Odamın duvarları hala
    Aynı yankıyla fısıldıyorsa yüzyıl
    İşte orada bir ben
    SENSİZ GİBİ

    VIII

    Bir sigara yanmış ellerimde
    Önümde kağıtlardan mezeler
    Elimde demlice bir çay
    Sarhoşsam bir şeylere
    Kapımda asılı duran bir çivi üzerinde
    Çakılmış bir resimse duygularımla ben
    Gece boyu dört duvar
    Suretlerle karşımda
    Sisli bir odada hep yanımda
    Yüreğimse kelepçe
    Sessiz voltalardan sonra
    Adımlarım meydan okuyorsa mahkumluğa
    Sensiz gürültülerde
    Yürek kesilir gümbürtüler
    Her şeyin odağında,
    yalnızca kaybolurum
    Yüreğimde paramparça bir mavzer
    sevdalar
    HEP BİZ GİBİ

    IX

    Tütündür ellerimde yüzyıllarca
    Çıkmayan isi karanlığın
    Senin pembe dudaklarındır
    Paramparça eden gecelerimi
    Bir kabrin karanlığındadır
    Gündüzüm, gecem ve ben
    İşte o öyküdür yazdıklarım
    O karanlıkta parlayan yıldızlar benim
    Sadece ve sadece avutan
    Mezar taşlarını
    Senin hayalindir sevdiğim
    Yani benim hasretim
    Ebediyete kurulmuş bir köprü
    SANA GİBİ

    X

    Sana hiç hoşçakal demişmiydim bilmiyorum
    Zaman bir cendere
    Ve biz kaybolmuş paradokslarız
    Sonsuzun izinde
    Ve tüm yazılanların
    ANISINA

    (12.12.1988-30.011989)

    #100034732

    Kaptan
    Yönetici

    bugün o kadar ihtiyacım var ki sana
    güneşin yalnızlığı ısıtmadığını anladım

    artık biliyorum alnımı öpen gecenin korkularımı sarmadığını
    şarkıların ?ağlamak istediğim anlar?ın dışında anlamı olmadığını öğrendim

    ve kime derdimi anlatsam
    -aman takma, geçer
    demesinden yoruldum

    gün uykusunda laleler gibi dingin
    kollarının altında kalmalıyım şimdi

    buzul kelepçe bileklerimde
    aklımda kemirgen şu anılar

    günahlardan bir leke daha tenimde
    gözlerimden koyu yarınlar

    er kişi niyetineymiş de aşk
    her kişiyeymiş mavi boncuklar

    bugün o kadar ihtiyacım var ki sana
    kimsenin sen gibi bakmadığını anladım

    artık biliyorum adımı söyleyenlerin sevdalı çağırmadığını
    şiirlerin ?can yanmalarım? dışında yazılmadığını öğrendim

    ve kime aşkı sorsam
    bulamadığı bir şeyi tarifinden yoruldum

    gün kuytusunda rüzgâr gibi dingin
    ellerin saçlarımda olmalı şimdi

    çözül diyor içimdeki yabancı
    aklımda tutsak sevişler

    sevaplardan iz yok tenimde
    gözlerinden uzak yarınlar

    er kişi niyetineymiş de gün
    her kişiyeymiş yıldızlar

    bugün o kadar ihtiyacım var ki sana
    korkuları kovalayan sesini özledim

    kabusları dağıtan gülüşünü
    dizlerine başımı koyduğum anlar gibi

    mendilimde kelimeler var çocukluğuma dair

    hiçbiri sen gibi güzel değil

    hiçbiri sen gibi kalmamış baba

    bugün o kadar ihtiyacım var ki sana

    Not: Karakalem çalışması yabancı bir siteden alıntıdır (Brandie ve babası)

    #100034735

    Konu: SEVGİLİ BEN !

    grup forumunda Arzu ALTINÇİÇEK

    Kaptan
    Yönetici

    Sevgili ben;

    kaç mevsimlik suskunluğu vardı arzuların, saymadım
    Yıldızlı gecelerde bile yönümü bulamazdım
    çünkü; her yanım dört duvar yalnızlık

    oysa sevmeye açtım, sevilmek kadar sevişmeye de
    akşamları kısık sokak lambalarının ışığı öperdi bedenimi
    kuytularda kendi dokunuşlarıma ses olurdu o saçma sapan şiirlerim
    an gelir öfkem olurdu
    yeri gelir en büyük çığlığım

    her defasında bir kadehle başlardı boşalmaya gözlerimden acizliğim
    ve titrek dudaklarımdan keskin bir şarkı düşerdi
    her şey susardı sanki
    her şey donardı.

    renkler silinirdi, bilinirdi sebebi
    siyah beyaz resimler keşkeli cümlelerle süslenirdi
    ne kadar saklasam da ele verirdi kırılganlıklarım saçlarımda kendini

    uykusuz saatler bir çizik daha atardı yüzüme
    bilirdim
    ama yapacak bir şey yok

    erguvanlara bulansa da, anıların hep üşüten bir yanı vardı
    ve mavilerin buz kesikleri
    ne bedenim
    ne ellerim…yüreğim titrerdi
    yüreğim tir tir

    herkese bir aşk düşer mi? cevabını kim bilirdi?

    tek korkum y a l n ı z l ı k…

    kalabalıkların uğultusunda bir cümle yakalamaya çalışıyorum
    sıcak
    sadece bana öze
    ya da tensel açlıktan uzak bir el uzansın elime yeter, bir “merhaba” için
    gidişlere alışkın gönlüm nasılsa ama
    gelişler önemliymiş asıl
    b i l i y o r u m

    turuncuların içinden kırmızıları çektim
    mevsim sapsarı

    tarihler değişse de takvimler hep yedi güne gebe
    temmuz nisan çamurlarına bulanık ama o halinden memnun
    batak gülleri süslerken yaz düşleri
    lacivertler hep kıskançsa
    kime ne !

    aşk; kaç yıldır suskunluğumsun
    bir ben biliyorum bunu.

    sesimden düşen kahkalarıma kanmışlarsa benim suçum değil bakıp da görmeyişleri

    aşk; her halimi saklayan siyah bir elbisesin üzerimde…renklerime sırdaş

    oysa ne kadar da net ortada duruşum,
    ne kadar da kollarım savruk
    hangi yana çekseler giderim zannedenler
    ne kadar da haksız

    kilitleri vurmuşum bir kez
    ne öncesi ne sonrası
    hep o andayım

    sana tutsağım a ş k, sana niyetli ama sen y o k s u n.

    aşk;
    tütsülü gecelerin kokusunda terli şiirsin sabaha
    rengin kırmızı…
    utanmak mı gerekir koynunda uyurken ya da vaftiz mi gerekir su akışında sevişleri

    dar sokaklarda düşer yasaklı adın
    ya ihanettir gölgen, ya gölgende ihanetler.
    her türlü yapış yapışsın ama her türlü kapış kapış

    sağ koluma takmışım denizi sınırlar çiziyorum
    ağırlaşıyor ihanet kokuları şehrin
    git gide yamacıma geliyor ayrılık
    ötesinde
    zamana vuran metal kurşunlarda yalnızlığım

    bir ben yakınım kendime
    sonra
    yine ben
    yine ben

    en çok da kendimle konuşmalarımı sever oldum ayrılıklar üstüne.
    bu sabah yabancı olsam aynaya
    hiçbir kıyafet olmasa üzerime
    adımı unutmuş olsa çevremdekiler ve ben hatırlamasam düne aitleri

    çocukluk kumbaramda biriktirdiğim dünlerle
    günleri harcıyorum
    elim açık
    avucumda o kadar çok bozuk günler var ki
    var mı aranızda bütünleyecek yıllarımı?
    üstü sizde kalsın !
    nasılsa aşk herkese lazım

    yalnızlıktan başka kuruşum yok…

    aşk; seninle dolu nice yıllarım olsun.

    Sevgiler
    Sen

    #100034736

    Konu: NE KADAR DA ÇOKUM

    grup forumunda Arzu ALTINÇİÇEK

    Kaptan
    Yönetici

    avuçlarına yüz sürdüğüm ;
    senin için bıraktım savaşlarımı

    bu kentin sahte mutluluklarından sakındım
    yalanlarından
    nankörlerinden
    kimin eli kimin cebinde aşklarından

    güz dökümü sokaklarda ruhlarla gezdim
    köşe başlarında sadaka dilenenlere öfkeli
    aşka avuç açacak kadar açtım

    takvimlerin intiharında keşkeler biriktiren
    her kayan yıldıza dilek bağlayan yalnız bakışlardandım
    ya da bir avuç fincanda dünya dolusu mutluluk arayanlardan?
    papatya katiliydim
    kendi cumhuriyetimde kendime dizildim

    aşk depremlerinden çıktım bu kentin
    ekmek kavgasından
    gelin konvoyundan
    maç coşkusu kurşunlarda sindim
    kadınların tecavüze uğramış bedenlerinde öldüm tekrar tekrar
    ve azar azar yitirdim inancımı tanrıya
    ?tanrı yok, diyordu bir kadın
    – Muhammet yok İsa yok
    yok bütün peygamberler annem yok ?
    ama bir şeyler olmalıydı kurtaracak ölümden çocukları
    yaşlıları kuyruklardan çekip alacak bir el
    afrikamı yeşile saracak nefes
    kara deliğe göğüs gerecek kadınları olmalıydı bu kentin
    gücüm yettiğince her şeyin savaşını verdim
    anamın
    böbreğinin
    beynimin
    yokluğun
    ihanetin
    gidenlerin
    şiirlerin
    gaspçıların
    yurtların
    kitapsızların
    dingin mavilerin çırpınan beyazıydım; yorgunluğu insanlıktan bildim

    bir gece vakti buldum sebepsiz telaşımı
    en büyük boşluğum; sana tırmanıyorum yıldız tepelerinde
    sana azıyorum karadeniz gibi köpük köpük
    sana kazıyorum ölüdenizi kürek kürek
    sana yazıyorum hayaldenizinden çaldığım mürekkepli şiirleri
    aşk bıçağı soluğundan bir kesik boynumda
    sana kanıyorum gelincik gelincik
    yüzüm bir avuç istanbul, yüzümde ülkemdir ellerin
    seni sana sunduğum çocuklar büyütüyorum saf aşk döllerinden yalınayak
    seninle ne kadar da çokum !

    Arzu Altınçiçek
    2009

    #100034713

    Konu: DÜŞÜŞ

    grup forumunda Arzu ALTINÇİÇEK

    Aysun
    Katılımcı

    sabah olmak bilmiyor,
    öyle ağır bir gece bıraktın ki bana
    vakit; içimdeki derin acıya sızma vaktidir !

    nefesinde yükselen ormanlar yanıyor yâr
    geceye isini sürdüm ihanetin
    tam da ellerin gerek beni sarmaya
    oysa parmak uçlarında kavrulur kalbim

    duvarlarımda isyankâr bir şiir
    bu ev gibi, bu gece gibi, sen gibi susuyorsam, beni anla !
    bu vakitlerde sevmek yetmiyor yâr
    bundandır; şiirler bitmek bilmiyor

    ağırlığını sorma yokluğunun
    göğü yıkılmış bir şehir kadar soluksuzum
    mavisi çalınmış deniz kadar ruhsuz
    şiirsiz kalmış şair kadar acınası

    caddelerin yabancısıyım
    yankesici gölgelerin tanığı
    bütün sokak köpekleri sever beni
    oysa kedi leşlerine gözyaşım

    beyazına yüzünü çizdiğim dalgalar tuz tanesi avuçlarımda
    söküp atasım var beni uğurlarken sarıldığın iskele demirlerini
    biliyor musun ? sesine hüznünü yüklediğim martıları vurdular
    ipe dizili renkli balonları sapanlıyor içimdeki çocuk

    kumdan kaleleri dağıtır gibi baştan sona sildim sınırlarını ülkemin
    kız kulesi?ni akdeniz?e taşıdım
    anıtkabir? i bodrum?a
    hasankeyf?e gömdüm selimiye? yi
    yerebatan?ı ağrı? ya diktim
    tokat?ın içine sakladım beş minareyi
    istiklâl?de bir başımaysam, yalnızlığa düşmedim;
    kalabalığı çektim gözlerimden

    sus…
    el ele gülüşlerimiz geçiyor önümden, duyuyor musun ?

    vakit; şiire sığınma vaktidir
    sabahında yoksam bil ki acına sarıldım !
    ağırlığını sorma yokluğunun.

    Arzu Altınçiçek

    07 Ağustos 2010
    03.18 / kumbaramdaki harfler

    #100034706

    Aysun
    Katılımcı

    (Ahmet Telli/ Sen gidersen?e ithafen)

    sen bu şehirden gidince;

    ardın sıra havalanır güvercinler
    ve bir çift kürek mavi sularda
    çrpınır dalgalar

    güne bakanların boynu bükük
    ayinde akşam sefaları
    mahsunluk çöker

    sen bu şehirden gidince;

    keskin ıslığıyla geçer rüzgar
    Buğulu pencerede yok olur
    parmak ucumda ismin
    kırk beşliklerde cızırdar yalnızlık

    kara bulutlardan çözülünce sarı kurdele
    omuzlarıma kadar dökülür siyah saçları
    ince askımdan düşer kadınlığım
    öksüz kalır içimdeki çocuk

    sen bu şehirden gidince;

    örülür duvarlarım
    sularım çekilir
    düş kapılarım kapanır
    balçık girdaplar yutar beni
    dipsiz kuyularda

    soluksuz kalır mı insan birini özlerken?
    Gökyüzü bile nefessiz kalır

    sen bu şehirden gidince;

    dile gelir dolaştığımız kumsal
    fısıldar çakıl taşları, ezberlettiğin şiirleri
    tüm portakal çiçekleri küser

    tarihi meydanda yükselir minareler
    saraylar sessizce saklanır ayak altı
    tavanından damlar gizemi sütunların.
    hasır taburelerden duyulur tavla sesi
    sigaranda -ben- tüterken zarın hep yek
    ve her şey susar birden

    sen bu şehirden gidince;

    kanatır çektiğin fotoğraflarda zakkum dikenleri
    bir uçak havalanırdı bilmediğimiz yerlere
    mavisi duvarında bırakınca tebeşir tozlarını
    şehirler yazardık, hatta ülkeler
    peşi sıra takılırdı yüreğimizden bir uçurtma
    dudaklarıma dokunduğunda
    ipini bırakırdık
    geri geldi yağmur bulutlarıyla

    sen bu şehirden gidince;

    dilsiz bekçilerin gölgeleri uzar mezar boylarında
    bildik tüm sesler yabancı
    beyaz kağıdı yırtarcasına oynar kalem elimde
    kilidi açılmamış sandıkta birikir yazılmamış mektuplarım
    Anılar bir bir sararır
    …sen bu şehirden gidince.

    sen bu şehirden gidince;

    haritadan silinir sınırlar
    köprüler yıkılır
    baş kaldırır kale duvarları
    tarih kitaplarından düşer
    saman sarısı ferman
    ? ezib riheş kacalo milset?

    sen bu şehre dön de şiirim ol yine
    özledim seni

    05/2005

    *Eski bir şiirime ses olan sevgili Kahraman Tazeoğlu?na teşekkürler.

    #100034647

    Konu: ASILI KALDI

    forumda ASILI KALDI

    N.GOKHANSONSEL
    Katılımcı

    Dümeni bozulmuş, gemi gibiyim,
    Sevdanla kilitlenmiş, döndüremedim.
    Bir alev var, şu an kalbimde,
    Su döktüm, benzin sandı, söndüremedim.

    Yalvardım allaha, çok çaresizdim,
    İsminin yanına, şiirler dizdim.
    Unutmak seni, sevmemek için,
    Zehirledim kalbimi, öldüremedim.

    YÜREĞİM SEVDAYA ASILI KALDI

    N.Gökhan SONSEL

    #100034643

    N.GOKHANSONSEL
    Katılımcı

    Bizim için ayrılık, birkaç soru ve nida,
    Kısa,kısa buluşmalar, sonra tekrar elveda.
    Hayallerimde süslü, bir gelecek yok artık,
    Anılarımda yüklü, geçmiş güne elveda?

    Bana uzun gelirdi, ayrı geçse tek günüm,
    Seninle başlıyordu, bayramlarım düğünüm.
    Elbetteki bu aşkın, bitişine üzgünüm,
    Aşk dolu şiirlere, şarkılara elveda?

    Ben değildim o güzel, aşka ihanet eden,
    Belki sen de değildin, kaderimizdi neden.
    Uykusuz gecelerde, beni terk edip giden,
    O renkli rüyaların, sahibine elveda?

    Hep hayranın olduğum, gülüşün ve gözlerin,
    Yüreğimi yakardı, o sımsıcak ellerin.
    Seninle ayrılmamız, oyunuymuş kaderin,
    O tatlı bakışına ve sesine elveda?

    Neden bu ayrılığı, yıllarca uzattık biz,
    Neydi iyileşmez yara, neydi altındaki giz.
    Sevgilerden sevgimize, bir teselli katalım,
    Ve geçmişi unutup, yeni güne merhaba?

    N.Gökhan SONSEL


    Hayat
    Katılımcı

    Her gece hüznün yakar kalbimi,
    Nereden çıktı bu ayrılık?
    Ben öpmeye kıyamazken,
    Ansızın karşıma çıktı dargınlık…
    Şiirlerim ağlar sana her gece,
    Alsın benide götürsün yarin gittiği yere,
    Bir kere olsun üzmedim, canım dedim sadece,
    İsyanlarda neyin nesi bir tanem,
    Ömür baharım kışa döndürme benim…
    Yıldızlarda ağlarmış,karanlıklara, vefasızlıklara,
    Ay koşmuş geceye, sen yoksun diye yanımda…
    Saba rüzgarı düşmüş yollara döndürmek için seni…
    Dayanmış dalgalar giden gemiye bulmak için seni…
    Gel etme ne olur, karanlıkların sabahı olmuyor…
    Yetim kalıyor sevdalar…
    Baykuşlar sevinir elemimize,
    Gönlümüze figan düşmesin yeter,
    Bir güvercinin kanadıyla muştu gönder yeter ki,
    Senin olsun rüyalar…
    Bitsin özlemim…
    Bilirim dayanamazsın yetim oluşuma…
    Sevgi kuşumuzu içimizde büyüttük,
    Nöbet bekledik her gece ayazlarda,
    Üşümesinde ellerimizi kenetlerdik,
    Bak sema bile ağlar halimize…
    Toprak bekler tenimizi,
    Sen gelmezsen ahdımı bozacağım,
    Gireceğim koynuna toprağın, en derinine,
    Güller yeşerecek, ayrılık gülleri…

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 663) görüntüleniyor