1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 263) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034822

    Pelin
    Katılımcı

    Pazar da olsa pazartesi de
    Aksamda ya da sabah geceyarısı öğle
    İster cennette ister cehennemde
    Aşk benziyor birbirine
    Dün’dü bunu sana söylediğimde
    bir yastıkta olacağız seninle..

    Evet bu dün’dü bu ise yarın
    Yolum olarak bir tek sen varsın
    Kalbimi verdim avuçlarında kalsın
    Ne güzel yol alıyor seninkisiyle
    Ama hepsi ömrü kadar insanın
    bir yastıkta olacağız seninle..

    Sevgilim varolan olacak yeni
    Gökyüzü bir çarşaf üzerimizde
    Seni kollarımla kuşattım işte
    Ve içim sevdanla pır pır etse de
    Dilediğin istediğin sürece
    bir yastıkta olacağız seninle..

    #100034824

    Pelin
    Katılımcı

    Bir büyük sır söyleyeceğim sana Zaman sensin
    Kadındır zaman sevilmek özlemi duyar
    Aşıklar eteğinde otursun ister
    Bozulacak bir entaridir zaman
    Perçemdir sonsuz
    Taranmış
    Bir aynadır buğulanan buğuları dağılan
    soluklarla
    Zaman sensin uyuyan uyandığım şafakta
    Sensin bıçak gibi geçen boynumu
    Geçmek bilmeyen zamanın işkencesi oy
    Mavi damarlardaki kan gibi durmuş zamanın
    işkencesi oy
    Hep doyumsuz arzudan daha da beterdir bu
    Daha da beterdir bu
    Sen odada yürürken gözlerin susuzluğundan
    Korkarım hep bozulur diye büyü
    Daha da beterdir bu senle yabancılaşmaktan
    Başın
    Kaçak dışarda ve yüreğin başka bir çağda oluşu
    Sözcükler ne ağır Tanrım anlatırken bunları
    Arzunun ötesinde erişilmez yerlerde bugün aşkım
    Sen şakağımda vuran duvar saatisin
    Sen solumazsan eğer ben boğulurum
    Duraksar ve tenime konar adımın

    Bir büyük sır söyleyeceğim sana Dudağımdaki
    Her söz dilenen bir yoksulluktur
    Bir yoksulluktur ellerin için bakışında kararan
    bir şeydir
    Bundandır sana sık sık seni seviyorum demem
    Boynuna takacağın bir tümcenin saydam
    kristalinden yoksunum
    Şu sıradan sözlerimi hor görme Onlar
    sade bir sudur ateşte o sevimsiz gürültüleri
    yapan

    Bir büyük sır söyleceğim sana Beceremem ben
    Sana benzer zamandan sözetmeyi
    Senden sözetmeyi beceremem ben
    İnsanlar vardır hani istasyonlarda
    El sallayan tren kalktıktan sonra
    Yani ağırlığıyla göz yaşlarının
    Kolları yana düşer onlara benzerim ben.
    Bir büyük sır söyleyeceğim sana Korkuyorum
    senden
    Korkuyorum ikindilerde seni pencerelere götüren
    şeyden
    Korkuyorum davranışlarından söylenmedik
    sözcüklerden
    Hızlı ve usul geçen zamandan korkuyorum
    senden
    Bir büyük sır söyleyeceğim sana kapıları ört
    Ölmek sevmekten daha kolaydır
    Bundandır yaşamanın sancılarına yönelmem
    Sevgilim.

    #100034812

    Konu: AŞKININ PENÇELERİ

    grup forumunda Levent TEKİN

    Pelin
    Katılımcı

    senmiydin ?
    çorak yüreğimin içine ince hesaplarla sızan.
    Ya teninde dolaşırken nefesim ne olacak düşler
    kafanı her yaslayışında ruhuma,
    tüylerimi alevler saracak sevgilim… …

    Yeter
    çek ruhumdan aşkının pençelerini
    kaldıracak güçte değil mevsimler,bu nisan esintileri
    Her defasında
    bir taş daha söküp yüreğimin kaldırımlarından
    usulcana salman minyatür zevk damaklarına
    ne kazandırdı bilmiyorum
    uçurumda sallandırdığın o melül bakışlı sevdana…

    #100034814

    Konu: DÜŞLERDEN FARKSIZ

    grup forumunda Levent TEKİN

    Pelin
    Katılımcı

    Her aşk
    kontes yanlızlığında başlar
    bir tereddüt suikastı hazırlar milimetrik
    bilirsinki arta kalacak hiç bir şey olmaz
    kahramanları sanır insanlar kendini
    oysa
    kılı kırk yaran yaprak kıpırdamaz.

    Karaya oturmuş
    korsan düşlerden farksız sızıntılarımız
    ahşap küreklerde çırpınanlarsa iyilik melekleri
    ganimet taraklarda kalakalmış sevgilimin saç telleri
    hepside sapsız.

    #100034621

    Hayat
    Katılımcı

    Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.

    Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı;

    iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de
    mutlu olamıyor.

    Önce yalnızdık.

    9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak
    geldik.

    Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi.

    Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi
    kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var dedik.

    Korktuk.

    ?Bunun sebebi ne?? diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık:

    ?Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var.

    O yüzden eksiklik hissediyoruz?. Peki, neye sahip olmamız gerekiyor?

    Çocukken ?yaşımız küçük? diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz.

    Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.

    Büyüdükçe bir şey değişmedi.

    Yine huzursuzduk. İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu:

    ?Bir eksik var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan?

    Nasıl geçecek bu?

    Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek.
    Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık.

    İşe girdik. Kartvizit aldık. Çalıştık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık.
    Çalıştık. Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik.
    Kartviziti değiştirdik.

    Daha çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık.

    Geçmedi.?Bir yerde bir eksik var? hissi, hala orada duruyordu.

    Bu sefer de ?Sevgilimiz olunca geçecek? dedik. ?Yalnızlığımız sona erince bu
    illetten kurtulacağız.

    ?Beklemeye başladık.

    Derken, biri çıktı karşımıza aşık olduk. Ve anında başka biri olduk.

    Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler,

    hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.

    Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve
    hayranlık gördük.

    Sevgilimizin gözlerinde Tanrı? yı gördük.

    Işığı gördük.?Tünelin ucundaki ışık b u olmalı? diye düşündük ?kurtulduk?.

    Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.

    Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu
    söyledi.

    Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi.

    Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak
    zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir
    terslik olduğunu.

    Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.

    Fark etmez. Sonuçta aşk bitti.

    Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük.

    Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her
    yere baktık.

    Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı.

    İçimize bakmadık.

    Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.

    Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik.

    Şaşıracak bir şey yok, tabii ki sevmedik.

    Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların
    ardına saklanır mıydık?

    Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?

    Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.

    Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.

    Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.

    İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.

    ?Herkes beni sevsin? diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine
    şart koyuyor, sınır koyuyor.

    Oysa ?kendime duyduğum sevgi bana yeter? diye düşününce, kendimizi olduğumuz
    gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.

    Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor.

    Acı diniyor.

    İşte o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının
    hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor…

    #100034571

    Konu: AŞK BU!…

    grup forumunda Abdulhamit GÜLLÜK

    Hayat
    Katılımcı

    Denizlerin dalgalı, fırtınaların sert,
    Yüreğin mert olacak!
    Başın dumanlı, dağların karlı,
    İçin hüzün, gönlün matemlidir sevgilim…
    Fırtınalı zamanlarda sığınacağın
    Barınağın bile olmayacak…
    İsyan edeceksin gecelere
    Gökteki yıldızlar ümidin olacak,
    Karlı dağlar gibi sevdayı yaşayacaksın,
    Bazen kızgın çöllere düşeceksin,
    Kerbelayı ruhunda yaşatacaksın,
    Bir damla suya hasret kalacaksın,
    Aktığında gözyaşların dinmeyecek,
    Çiçeklerden bir buket olacaksın,
    Açan bir gonca gülü bekleyeceksin,
    Ayaz gecelerinde,
    İliklerine kadar hissedeceksin soğuğu,
    Buz kesilecek terleyen dudakların,
    Dizlerinin bağı çözülecek,
    Vuslata kavuştuğun an,
    İçin ürpermeyle dolacak, titreyecek dalgalarda,
    Yakamozlardan iz süreceksin,
    Sevgiliye giden yollara…
    Deniz fenerleri gibi bekleyeceksin günlerce,
    Belki hiç gelmeyecek sevdiğin,
    Şarkılardan türkülerden kısmet arayacaksın,
    Gittiği gün matemlere bürüneceksin,
    Gördüğün an, çocuklar gibi ağlayacaksın,
    Bir gülüşüne, bir bakışına,
    Hayat bahşedeceksin dostum
    Aşk beklemektir sevgiliyi
    Gelmese bile…
    Karşılıksız sevmeyi bileceksin,
    Diz çöküp önünde af dileyeceksin,
    Yağmurlar yağdığında
    Onu hatırlayacaksın belki
    Gözün yollarda olacak bir süre
    Bir kere sevdim dese,
    Ölümsüz aşkı buldum diyeceksin,
    Ölüm bile sana vız gelecek,
    Bir ceylan bakışlıyı seveceksin,
    Belki O sevmeyecek…
    Anlayacaksın ki aşk bu, aşıksın! …

    #100034578

    Hayat
    Katılımcı

    Ömür dediğin dalda kuru yaprak,
    Sevgi bir muştudur, bulan bahtiyar,
    Seni terk edip gitsede nazlı yar
    Hesap sorulur,sonu kara toprak…

    Aldanma sevgilim yetiş menzile,
    Avcı, ceylanı vurmuş, ah-vah ile,
    Dünya hayaldir kanmayın her güle,
    Mizan kurulur sonu kara toprak…

    Sevda libasını nasipli biçer,
    Ayrılık şerbetini herkes içer,
    Kara gündür üzülme çabuk geçer,
    Figan etme gül, sonu kara toprak…

    Aşk taşını birgün, atar başına,
    Hicranıyım ne söylesem boşuna,
    Ayrı koyarlar musalla taşına,
    Elbet dil söyler sonu kara toprak…

    #100034581

    Hayat
    Katılımcı

    Ölesiye sevmekte yetmedi sana,
    Prangalara vuruldu duygularım,
    Sen inanmadın, aşka, sevgiye
    Bir canım var, al istersen
    Senin olmadığın canı neyleyim! …
    Bir gülmene ben neler vermezdim
    Sevgilim;
    Bir vuslata bir ömür verilir mi?
    Ben verirdim…
    Bir bakışın bir hayata değer miydi?
    Değerdi inan…
    Ama ben sana yetmedim
    Seni çok sevmiştim…
    Vefa, sadakat senin gölgen oldu
    Köşede bir dilenci gibi aşkını dilendim
    Sadaka diye
    Bir tatlı söze bile razıydım
    Yazık ki sana yetmedim
    Karanlık gecelerimin yıldızı sendin
    Oysa; yağmurlu gecelerimin
    Sıcaklığı sendeydi
    Yeni bir yolculuğa çıkıyorum
    Yapayalnız…
    Karanlıklarsa yarınlarım…
    Ben kışları sevdim
    Aşkım donsun yok olsun diye…
    Herşey hoş güzelde
    Ben sana yetmedim…
    Ve seni kaybettim…

    #100034489

    Konu: AŞK DİYORLAR BUNA

    grup forumunda Okan SAVCI

    Hayat
    Katılımcı

    Seni yolcu ettikten sonra
    Arkandan uzun uzun daldım…
    Düşündüm kendi kendime
    Dün nasıldım? Şimdi nasılım?
    Evime girince anladım ki sevgilim
    Saatlerce sevişmelerin sonunda
    Odamın duvarına yansımış güzelliğin….

    Bu aşkı kutlamalıyım dedim
    Bir büyük rakı devirdim önce
    Az biraz da bira yuvarladım
    Cila niyetine…
    Sonra resmini elime aldım…
    İzledim yeşil gözlerini…
    Seni kendi gözümden kıskandım
    Nazar değmesin diye aşkımıza
    O güzel fotoğrafı alıp masamdan
    Bir ajandaya sakladım…

    Ah bir bilsen ne kadar sevildiğini
    Özelsin… mühimsin…
    Beni alıp ölümlerin kucağından
    Umut dolu bir yaşama sürükleyensin
    Bilmiyorsun sevgilim! Hala bilmiyorsun…
    Hiçbir şeyin ortasında bulduğun bu yüreğin
    Şimdi her şeyisin….!

    #100034358

    Hayat
    Katılımcı

    Efsunlu saatlerde sıcaklığı vardı ellerinin,

    Ben seni seçtim sevgilim,

    Matemi olmayan bir bedenden,

    Aşkına aşkımı katarak geçtim,

    Gördüm ellerinde hüzün,

    Bir tutam sevda ile gülen yüzün vardı,

    Çocukluğun vardı,çocukluğum gibi,

    O masumluğun bana hep yüreğini anlatırdı,

    Ve ben özledim seni durmadan sevgilim,

    Yokluğuna yağan her yağmurda kendimi,

    Aşkına karışan sensizlik bildim,

    Durduğum yerde ıslanıyor şimdi gözlerim,

    Ben seni seçtim sevgilim,ki sen,

    Hasret çeken gecelerimde yüreğime bir büyüsün,

    Aç perdelerini aşk’ın,kaldır gökyüzünü,

    Seni sevdiğimi koskoca bir şehir görsün,

    Ve duy ama inanma,

    Ne dostunu dost,ne düşmanını düşman bilir bu dünya,

    Aşkla başlar hayat,aşkla biter her düşen gibi sevdaya,

    Ben seni sevdim sevgilim,seni seçtim,

    Ve yazacak aşkı olmayan bir şair gibi değil,

    Yüreğim bilerek başladım şiirlerce seni anlatmaya,

    Suskunluğu tanımazsın sen benim bildiğim,bu yüzden,

    Sen kalacaksın hayatım boyunca değer verdiğim…..

    #100034387

    Konu: YOKLUĞUNA ADANDIM

    grup forumunda Birkan AŞKAN

    Hayat
    Katılımcı

    Yokluğuna adandım,

    Bir anlamda,

    Mevsiminden tekerrür sabahlarına,

    Çivi pasından avuçlarına,

    Kırık uçlarında hayatın gözyaşı,

    Sırça saraylara gün yüzü,

    Mahkumluğumsun,

    Varlıkta yokluğum,

    Yalnızlığım,

    Suyun bekleyiş çarpanı sesinden,

    Nehirler doğuran suskunluğumsun,

    Ki ben acımasız zamanın,

    Yüreğine tutunan yelkovanı,

    Kendi gezegenine doğmamış bir sabahtan,

    Yaşanmamış bir aşkın arta kalanı,

    Çocukluğum,

    Masumluğun gibi büyür içimde,

    Tomurcuk mevsiminden,

    Yoksulluğum kalır dudaklarına,

    Ve yazılmamış yitik tarihinden,

    Rimbaud’un gözlerinde boğulan,

    Gözlerimdir sığınan uykularına,

    Deliren bir okyanus renginden,

    Acının kıyısız isyanlarına,

    Usulca,

    Ardarda sahipsizlik dokuyan,

    Mazeretsiz bir sevda gibi,

    Fırtınalar kaldıran ellerinden,

    Kendi aşkını,

    Kendi yüreğinde sorgulayan,

    Dinle,

    Ey tanınmamış sevgilim,

    Yalnız ikimiziz burada,

    Bu şiirde,

    Bu kayıp şehirde,

    Şimdinin vaktindeyiz,

    Gönlünce,

    Birtek sen kaldırıyorsun havanın soğukluğunu,

    Hergün artık fırtına,

    Eskiyen evlerin çatı katı,

    Değmez bendeki uykusuzluğuna,

    Ardımsıra,

    Ey tanınmamışlığı ile yüzüme gülen sevda,

    Yaşamak herşeyi,

    Hiçbirşeyden çoğalarak,

    Kalandır kanayan bir yara gibi avuçlarına,

    Sensiz düştüğüm büyülü uykularda,

    Bilesin sevdiğim,

    Yaşayamadığım herşeydi,

    Seni hatırlatan mevsimlerde,

    Yaşadığını sanan,

    Yalnız senin uğruna…

    #100034261

    Hayat
    Katılımcı

    Her gidişine ayrı anlam yüklüyorum, yapma allah aşkına! Ya hep kal benimle yada söz etme gidişlerden, yada silinsin isminde cismin de Oynama benimle, dengemi bozuyorsun Aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda, böyle değildin sen
    Bittiyse heyecanın bileyim ben de ‘seni çok seviyrum’ diye başlayan ve ‘Ama’ ile devam eden cümleleri duymakan bıktım Seviyorsan seviyorsundur, aması olmaz bu işin Üstelik bir cümlede ‘Ama’ varsa bir önceki yargının hiç bir hükmü yoktur ‘Seni çok seviyorum ;ama, birlikte olmamız imkansız İmkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir Bahanelerin arkasına sığınma
    İnsanların hayatına sorgusuz sualsiz girip, darmadağın eden, sonra da hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum
    Böylemisin sen de? Gerçekten gitmek mi istiyorsun? Yürekli ol biraz, hadi konuş Söylemek istediğin ne varsa
    İki çift sözü haketmedimi bu aşk? Yaşanılan bunca şeye hiç mi saygın yok?
    Ah ben, niye yanılıyorum hep? Niye tam “işte bu” dediklerim sömürüyor aşkımı? Biraz daha mı katı olmalıyım? Biraz daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı? Bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum Bu devrin insanı değilim ben Oyun çeviremiyorum,hesap yapamıyorum Ban ait olmayan kişilere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum İnsanız biliyorum, hepimizin zaafları var, ve hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz İyide hep beni mi bulacak bunlar?
    Hiçbir kaygıya yer vermeden, hiç bir hesabı düşünmeden açsaydın bana yüreğini işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye dönüşe bileceğini
    Sen gözlerini kapıyorsun, sen varsın, başka hiç kimseye bakmıyorsun Her şey senin çevrende şekillenmeli, ve herşey sana göre düzenlenmeli Beceremiyorum, kusura bakma
    Aşk, tam teslimiyet ister, Kendini aşkın kollarına ya bırakırsın ya da bırakmazsın “Bir yanım dışarda kalsın” dediğin noktada aşkı boğarsın Yok edersin o güzelim duyguyu Bu yüzden hep cesurların işidir aşk Kaşışları, yalanları, aptalca oyunları kabul etmez Aşk; saf, duru insanları sever Kafasında binbir tilki dönenler aşkı yaşayamaz Arınmalısın En saf, en duru halinle dönmelisinki yaşaya bilesin aşkı Kısacası sevgilim, sana göre değil bu iş SENİN YOLUN AÇIK OLSUN, BIRAK AŞK BANA KALSIN…

    #100034070

    Konu: GİDECEKSİN.

    grup forumunda Serkan KURT

    ddnzsk
    Katılımcı

    Yağmurlu bir gündü, gidecektin ertesi gün; ıslaktı, yağmurluydu kalbim. Nemli ellerini aramak olamazdı artık. Haritadan bir yer mi seçmeliydim seni soluyacağım? ?Geleceğim,? diyordun, beni inandırmaya çalışıyordun, olmuyordu.
    Yağmur yağıyordu ve keman sesi vardı. Ben bahçemde ıslanan ağaçlara, çiçeklere bakıyordum; boyunlarını büküşü tanıdık bir yüzü anımsattı; aynaya baktığımda hep gördüğüm. Gidişin yağmurluydu, ıslaktı sokaklar, boştu. Geceler yalnız kalacaktı biliyorum, yatağım, soğuk duvarlarım nemliydi. Şarkılarım sessizdi. Özlemekle ilgili bir şeyler mi karalayacağım ya da dinleyeceğim? Kalbim sıkışıyordu. Alışkanlık olamazdı bu. Hayır! Ben bu yamalı kentin tüm sokaklarında sana yürüdüm. Sen diye baktım her canlıya. Hiç bir şey dolduramıyordu yerini. Özlemek eksik kalmış bir şarkıdan ibaret değildi; söylenmemiş bir sözdü boğazımıza takılan. Eksik geceler yaşayacağım şimdi, daha zor uyuyacağım biliyorum. Eksilecek şarkılarım. Şimdi sen gidiyorsun, ardından yağmur yağacak. Birazdan en güzel yüzünle yanımda olacaksın. Gitmeden son bir kez daha yemek yiyeceğiz, sinemaya gideceğiz, bir şeyler içip geleceğe, mutlu günlere ilişkin konuşup sevişeceğiz.
    Gidiyorsun her şeyim, biliyorum geleceksin özlemlerim daha kısa sürecek, özlemeyi özleyeceğim belki de.
    Gideceksin sevgilim, sokakları bana bırakıp gideceksin. Ben keman dinleyeceğim, ıslık çalacağım yıldızlara. En çok da dolunaya…

    #100034054

    ddnzsk
    Katılımcı

    Barut kokan bir sokakta ilerliyordum, ayaklarım yerden kesilircesine yürüyordum. Soğuk bir rüzgâr esiyordu ve uğulduyordu kulaklarım.
    Bu karabasanla uyandım o sabah aynadaki yüzüm eskimişti biraz, daha yabancılaşmıştım kendime, bir kurt gibi açtım unuttuğum her şeye. Duyumsuyorum, evcil bir yalnızlık geliyor göçebe kentlerde bıraktığım. Sevgilim, çiçeklerim soldu; odam dağınık sen de gidiyorsun uzak kentlere. Ben alevden oyuncaklarla oynayacağım, karabasanlar bölecek uykularımı ve dudağımda fazlaca uçuk olacak biliyorum…
    Nasıl da eskiyor aşklar. Heyecanla, “Seni seviyorum,” dediğimiz anlardaki çocuk sevinçlerimiz yeniliyor yaşama. Paslı bir bıçak kesiyor dilimizi, kanımızla besleniyoruz yarasını yalayan bir hayvan gibi. Yalandır yalnızlığın güzelliği, kim uydurmuş bilmiyorum.
    Bir ceset taşıyorum sırtımda, ormanda bir yer arıyorum. Kurtlardan saklamalıyım onu, yorgunum her zamankinden çok; gökyüzünü rahatça görebileceği bir yere gömüyorum ve yanında uyuyorum. Uyuyorum, uyuyorum çok uzun uyuyorum.
    Bir cinayet işlemek istiyorum, kusursuz bir cinayet. Önce hazırlıklarımı yapıyorum, bira şişesi yapışıyor dudağıma, sonra tabancamı temizliyorum, eldivenlerimi takıyorum. Bana gerekli olan bir canlı bu, bir insan olmalı, hayvanlara kıyamam kan tutar beni. Bir uyuşturucu satıcısı ya da bir pezevenk bulmalıyım, silahı göğsüne dayayıp arabaya bindirmeliyim. İtlerin ve tel örgülerin olduğu tenha bir sokakta kafasına sıkmalıyım. Hayır hayır daha yavaş bir ölüm olmalı, izlediğim korku filmlerinde böyle olmuyor. Testere, balta, bıçak, bak işte unuttum bunları diyorum kendime. Ben o korku filmindeki kötü adamım bu gece, karanlık ve kan kokan. O filmlerde hep iyiler kazanıyor, bu gece kötüler kazanmalı, ben kazanmalıyım. İçimdeki kana susamış canavarı doyuracağım. Gözlerine bakıyorum bana hap satarken silahımı göğsüne dayayıp arabaya bindirdiğim ibne. Ter içinde yalvarıyor. Kafasına bir mermi sıkıyorum, yere düşüyor kan sıçrıyor yüzüme, bir insandan akan kan gibi değil bu, kirli. Bok çukuruna atıyorum, sonra üzerine işiyorum evime gedip bir sigara içiyorum.
    Sevgilim sen gidersen cinayetler işlerim, resim yaparım şarkı söylerim.
    Barut kokan bir sokakta ilerliyorum, ayaklarım yerden kesilircesine yürüyorum. Soğuk bir rüzgâr esiyor ve uğulduyor kulaklarım, sen bana otobüste el sallarken…

    #100034030

    ddnzsk
    Katılımcı

    Bir fahişe telefon bekliyordu benden Tanrı temizlik yaptırıyordu meleklerine; yağmur yağıyordu, temizleniyordu tüm sokaklar Cam kıyısında kahvemin son yudumunu içiyordum Sigaramı çay bardağında söndürdüğümde annem kızardı Yine korkuyorum kızar diye Uzun zamandır ıslanmamıştım yağmurda; çıkmalıydım, sırılsıklam olmalıydım hem de yalınayak Sigara yakıp çıktım dışarı, ne güzelmiş ıslanmak haziranın son haftasında, böyle bir yağmur şükürler olsun sana Tanrı?m Gök gürültüsünden korkuyordum, çocukluğumdan kalan bir korkuydu bu Gök gürledikçe adımlarım hızlanıyordu Sonra alıştım, insan her şeye alışıyor bazen kaçtıklarına bile Yine uyuyorsun sevgilim, bu adamdan habersiz başka kentte Nasıl da doldurmuşsun bu kenti bilemedim; ben de terk ettim o kenti; annemdeyim, yağmurda yürüyorum ve bir fahişe benden ısrarla telefon bekliyor Bir mazeret uydurmalı mıyım; elektrik kesik, yağmur yağıyor, sevgilimi seviyorum, beni arama, sorma demeli miyim?
    Benim sana hiçbir sözüm yok, sevişmek tende başlamıyor Önce yüreğim, beynim sevişmeli; şarap içebilmeliyim, sigaramı iyi bir bokmuş gibi ciğerime çekebilmeliyim Bak yağmura, nasıl da sevdi; bütün bedenimi kuşattı ıslaklığıyla
    Sevgilim, çocukluğumun geçtiği sokaklarda ıslanıyorum; aklımda sen varsın ve jazz dinliyorum Fahişeler beni aradıkça seni ne kadar çok sevdiğimi anlıyorum Anladığım çok şey var sevgilim, insanları tüketenler siniyor dokularıma Kan tutuyor bunları düşününce beynimi Umurumda değil artık yaratıklarKorku filmini andıran sahnelere alıştım Sahneye koyulan bir tiyatro ve ben kısa bir tirad oynuyorum Rolüm; anlamak, dinlemek ve çözüm bulmak Kimse sormadı bana, kimse görmedi karanlık odalarda akıttığım göz yaşlarımı Tanrı tanığımdır, yastığım ıslaktır her gece Yaralıyım, her sabah uyandığımda aynada şişmiş gözlerime bakarak ?Seni seviyorum,? dedim gülümseyerek Yeni bir gün ne götürecekti benden, kimin umurundaydı benim rolüm?
    Kediler yağmurdan sığınmışlar saçak altlarına; bense tam ortasındayım yağmurun ve şarkı söyleyebiliyorum ne güzel! Kanımı akıtmak, kendime çevirebilmek namluları Korkum yok ölümden, bunu biliyorsun, yazmıştım Ölüm dediğin açtığın gözü kapatmaktır Hele böyle bir toplumda yaşıyorsan bunun hiç önemi yok
    Bir fahişe benden ısrarla telefon bekliyordu; mazeretim yoktu, aramadım, aradığında açmadım Çünkü seni seviyordum, senin sevdiğin gibi?

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 263) görüntüleniyor