You cannot copy content of this page

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 32) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034363

    Hayat
    Katılımcı

    Ve ölünce,

    Bu saçlar kalmayacak üzerime ağır bir yük gibi

    Ve aynalar

    Göremeyecek benim traşsız yüzümdeki belirsiz anlamsızlığı

    Bu gözler

    Bu dudaklar

    Birgün terkedecek beni biliyorum

    Ve bu şiirler,

    Okunmayacak,

    Belkide yazılmayacak geceler için

    Ve ölünce,

    Değerlenecek sevenlerime sözlerim

    Ve ben şairdim bilinen

    Siz ağlamayın,

    Ağlar ardımdan gecelerim…

    #100034059

    Konu: FOTOĞRAFLAR

    forumda FOTOĞRAFLAR

    Serkan
    Katılımcı

    Çocukluğumdan kalan birkaç fotoğraf var beni heyecanlandıran. Kırmızı bir bisiklet, babamın bana alması için ağladığım, küstüğüm kırmızı bisiklet. Selesinde o güneş saçlı yüzü kirli çocuğu taşıyan. Bir de bayramlıklarım var benim, pabucum, pantolonum, kazağım. Bayramın erken olması için uyuduğum akşam güneşi. Çocukluğumdan kalan birkaç fotoğrafım var benim.
    Şimdi sen heyecanlandırıyorsun beni, yeleleri rüzgâra sığmayan, ruhu bedenine dar gelen. Her şey normal, her şey hayat içindir senin için. Sevdiğini bir çırpıda buruşturup atabilen. Kendine güveniyorsun, güvenmelisin elbet. Tüm kapıları açık bırakan sen, hayatını fallarda arkadaş masallarında harcayan sen. Umudumu törpülerken senin hayallerin sığmıyordu bu kente. Yaşamak azgın bir nehirde duru bir su gibi, yaşamak dikenlerin olduğu bir bahçede asil bir gül gibi…
    Ben de çıkarım hayatından, elbet sen de gidebilirsin. Başka kentlerde başka insanlar, kirli çarşaflar, yine gidersin başka kentlere, nasıl olsa hayat yeniler kendini, kirlenen beden değil hayattır deyip aldanırsın. Oysa hayatı kirleten bizleriz. Sonra, çok sonra aynaya baktığında o parlayan gözlerin artık yoktur. Arkana dönüp bakmaya korkarsın, bedenin tükenir. Artık parlayan gözlerle “Seni seviyorum,” diyen de kalmaz. Özlersin seni sevenleri, çocukluğunda bıraktığın oyuncaklar gibi. Şarap içersin, dağınık evine girip sevişirsin, sabah mutsuz bir kadın bakar aynaya, yorgun bir kadın. Kenti alt üst edip alışveriş yaparsın. Sonra yine bir barda alkol kurbağalar ve sen…
    Mutsuz olma kadın, bir rüyadır bu hayat, karabasan olmasın hiç bir şey. Ve bu adam gidecekse senden, hiç almadığı o renkli dünyanı sana geri verip siyah beyaz dünyasında yaşayacak. Küçük teknesinde şarabını yudumlayacak hiçbir zaman geçmiş diyemediği seni geleceğim diyerek yakamozlar düşürecek yüreğine. Birkaç damla gözyaşı süzülecek yanaklarından, yalnızca senin gördüğün o gözyaşlarını bir daha göremeyeceksin. O yeşil gözlerimden dökülen gözyaşlarını da özleyeceksin. Kim bilir umurunda olmayacak belki de. Sen başka tenlerde yaşarken ben siyah beyaz dünyamda balık tutacağım. Ki bu gidiş diğerlerinden uzun olacak hiç gelmeyeceksin belki de. Ama ben bekleyeceğim. Şimdi gidiyorsan, bil ki ağlamayacağım, hiç dokunmayacağım başka tenlere, öpmeyeceğim dudaklarından, bu kenti diğerlerine bırakıp anamın huzurlu dizlerinde uyuyacağım. Biliyorsun ondan daha büyük sevgiyle dokunan yoktur, yalan yoktur sevgisinde, durudur. Ve inan yatağım boş kalacak.
    Ve sen, her şeyim; gözlerinde çocuklar misket oynuyor, hiç gördün mü onları? Bıraktığın bu eller ve yeşil gözlerim hiç unutmayacak, yanılma!
    Gidiyorsan her şeyini al ve git. Seni çocukluğumdaki kırmızı bisiklet gibi hiç unutamayacağım, yırtık sararmış bir fotoğraf olarak kalacaksın. Baktığımda beni yaralamayan huzurlu bir deniz olacaksın.
    Şimdi git, fotoğraflar bende kalsın…

    #100033992

    Kaptan
    Yönetici

    Uyanışını duyuyorum her sabah,
    Bahçedeki yabani otlara sert bakışını görüyorum,
    Kaşlarının hafif çatık duruşuna inat yüzündeki içli gülüşü,
    Ellerinin zarifliğine özeniyor sana benzemek istiyorum
    Varoluşumun özüne mutluluğum olup eklen diyorum…
    Bir an uzanıyorsun bana, tutuyorsun kalbimin ucundan,
    O ana kadar beynini dinleyememiş olduğuma hayıflanıyor,
    Karşımda sanki yüzyıllık bir tapınak görüyorum…

    Sonra yürümeye başlıyorsun,
    Bekliyorum… belki bir kerecik dönüp bakarsın diye
    Gözlerimi bulutların arkasına çevirdiğimde… Mutlusun
    Kalpler fesat, istemez senin uzaklardaki huzurunu,
    Gülüşüne hasret, sana hasret yaşamaya çalışıyorum,
    Deniyorum defalarca… Denemelerin batışını görüyorum…

    Zamanın sensiz geçişine inanmak için,
    Resimlere bakıyorum… onlar bile değişiyor… ölüyor!
    Şerefine bu kadeh!! Ve bu da… Hepsi senin için…
    Cadde ıssız, insanlar varla yok arası birer nesne misali,
    Yağmur senin pencerende ama sensiz… Senden geliyor
    Yürüyüşünün bu patikayı aslında nasıl doldurduğunu düşünüyorum…
    Selamını esirgediğin küçük çehreleri görüyorum…
    Küçük köpeğinin diş bilediği küçük çehreler…

    Gözlerimdeki senden kalma son gülüş küskün
    Bırakıp gidişinin bir mum misali akışı bedenime…
    Sorgularken varlık ve yokluğunu damarlarımın içinde…
    Bir küçük pıhtı oluşur, düşüncelerde genelden özele
    İdrak ediş ve sensiz seni yaşamanın boynu büküklüğü…
    Son yatağına gidiyorum… çarşaflar düzeltilmiş…
    Galoşlar kaldırılmış, ilk defa maskesiz geliyorum sana…
    Boş oda havalandırılmış… Pencere açık…
    Sanki odadan seni temizlemek istemişler… Becerememişler
    Hala dopdolu seni soluyorum çünkü!

    Sonra nam-ı diğer senin mekanına geliyorum,
    Geçmişinin içine dalıyorum,
    70’ine kadar siyah saçlarla görüyorum seni,
    Gece kadar güzel, gizemli ve siyahlar

    Bir çağlayan kıyısında, yapraklar arasına gömülüşün,
    Baktığın gökyüzünün mendebur dirilişine inat bir parıltı,
    Derin bir tebessüm içindeki kızıl gökyüzü…
    Hala nal sesleri geliyor kulaklarıma… dut ağacının kıyısında
    Ve senin sesin ağır taşlar üzerinde yankısıyla…

    Havadaki soluk ağır ve yorgun,
    Bilenmiş bir bıçak olup kesiyor tenimi, nefesimi…
    Bir çocuk parkının içinde son rötuşlar… bir tablo için,
    Sisler içinde yine İstanbul… kasvetin şehri!!
    Milyonlar geceye ışıklarını serse de
    Yalnızlık dönemeci durur köprüden önce son çıkış üzerinde…

    Son görev diye talip olunan son günler,
    Bilinmez ki dündeki günlerin en hafifidir…
    Bir baş yıllar boyu O’nu dinlemişken,
    Koridor boyu izler son derinliktedir…

    Hiç benzemediğin insanların gözleri buğulu
    Yalan olduğunu bildiğim bakışlar,
    Bir kadından sana yürekten haykırışlar,
    Ve fonda görünen benim kara gölgem…
    İçine sığdıramadığım tahta kutudaki sen,
    Cilalı, boyanmış, koca bir kutu,
    Adına tabut denilen…

    Son bir kez meskene dönüş koca kutu içinde,
    Son selam ediş sevenlere ve sever görünenlere
    Her omuz destek verir gibi görünse de
    Köstek oluşun yangısı dünlerde gizlidir…

    Geceye dönüyorum… Bir damla ay ışığı… Arıyorum seni
    Buluşum acıyla dolu, yüksekten bakışın mağrur…
    Yoldan bir ses geliyor… Ağır aksak giden bir araç…
    Ve önüne salıyorum kendimi…
    Bir de bakıyorum yanına gelmişim
    Ama geride kalan bedenim paramparça ve harap,
    Üzerinde gazeteler örtülü…
    Gözlerimi açtığımda ise başucumda son sayfası yırtık bir kitap…


    neizm
    Katılımcı

    Seninle
    Yeni başladık biz bu sevdaya…
    Daha yolun başındayız.
    Yıl bile olmadı..
    Sıfır yaşındayız…

    Henüz
    Aşkımız bir bebek..
    İyi bakmamız gerek.
    Kollamamız,
    Korumamız gerek.

    Öyle kolay değil sevmek.
    Emek gerek.
    AŞK için
    Mangal gibi yürek gerek.

    Henüz
    Aşkımız bir bebek.
    Kollamamız,
    Korumamız gerek.
    SEVGİYLE
    BESLEMEMİZ GEREK…

    Necdet GÖKNİL

    #100032091

    Sevgi
    Katılımcı

    Güvercin olmak isterdim
    Hani o beyaz olanından
    Kırmızı gagalı mercimek gözlü
    İnsandan kaçmayan korkmayan
    Küçücük yüreğine rağmen
    Savaşa meydan okuyan
    Barışlar için havalanan
    Gittiği yere bolluk götüren
    Hani talih kuşu da derler ya
    Hani insanların başına konan
    Şans dağıttığı söylenen
    Bir zamanların postacısı
    Sevenlerin aşıkların müjdecisi
    Barisin özgürlüğün sembole
    Güvercin olmak isterdim
    Biliyorum beni vururlar
    Kanadımı kolumu kırarlar
    Çeşitli tuzak kurarlar
    Siyasetine beni alet ederler
    Beni bitirmek isterler
    Amma nafile bitiremezler
    Ben öldükçe çoğalırım
    Ben sevdikçe yaşarım
    Ben sevgi ve ümit taşırım
    Karanlıklardan bile ışırım
    Rengim bembeyaz benim
    Merhamet barış eserim
    Saymakla bitmez hünerim
    İnsanı insanlığı severim
    Güvercin olmak isterdim
    Tabiata kayıtsız kalmayan
    Erozyona duyarsız olmayan
    Zamansız av yapmayan
    Asla yas ağaç kesmeyen
    Bir fidana dokunmayan
    Yeşile itibar ederdim
    Gulu nergisi severdim
    Kırda bayırda gezerdim
    Golde gölette yüzerdim
    Çocukları sever sayar
    Göz bebeklerinden öperdim
    Barış türküsü söylerdim
    Savaşa meydan vermezdim
    Zalimle birlik olmazdım
    Teröriste göz yummazdım
    Kemik için satılmazdım
    Güvercin olmak isterdim
    Silah satanların inadına
    Pusuda yatanların inadına
    Yetim hakkıyla beslenen
    Şerefsiz yüzsüzlerin inadına
    Dostluğun kardeşliğin adına
    Yarınların geleceğin adına
    Barisin dostluğun devamına
    Savaşsız bir dünya için
    Bütün dünya halklarının
    Huzur ve rahatlığı için
    İnsanların kardeşliği için
    Tertemiz bir dünya için
    Barış güvercini olmak isterdim

    #100030192

    Ayça
    Katılımcı

    Bir menzile varmak için
    Durup beklemek varmıdır
    Bir gönüle girmek için
    Bir kalbi kırmak varmıdır

    Gönülden sevmek varken
    Yalandan sevmek varmıdır
    Sevenlere umut verip
    Yolda bırakmak varmıdır

    Kalpte köprü kurmak varken
    Yıkıpta geçmek varmıdır
    Kalbinde çoşan sevgiyi
    Taşırıp dökmek varmıdır

    ALLAH’a yalvarmak varken
    Kullarda medet varmıdır
    Onun yazdığı yazıyı
    Bozacak kimse varmıdır

    #100030158

    Konu: YALAN MI?

    forumda YALAN MI?

    Aysun
    Katılımcı

    Seni sevdim gönülden anlamadın dilimden
    Seni sevdim gönülden anlamadın dilimden
    Aşkımı gam telinden çaldığında yalan mı
    Sevdim sevdim sevilmedim
    Yine sevdim yalan mı
    Baharımı kış eden
    Öpüşlerin yalan mı
    Harab olan bu gönlüm senin için saray mı
    Viran olan bu gönlüm senin oyuncağın mı

    İki kadın bir adam aşk çekilir aradan
    İkimizide severken ya ondan geç ya benden
    Hep sarbettim hep affettim
    Beni aldat diye mi
    Sevenlerin kaderi ihanet mi çile mi

    Harab olan bu gönlüm senin için saray mı
    Viran olan bu gönlüm senin oyuncağın mı

    #100029151

    Konu: YALAN MI?

    forumda YALAN MI?

    Aysun
    Katılımcı

    Seni sevdim gönülden anlamadın dilimden
    Aşkımı gam telinden çaldığında yalan mı
    Sevdim sevdim sevilmedim
    Yine sevdim yalan mı
    Baharımı kış eden
    Öpüşlerin yalan mı
    Harab olan bu gönlüm senin için saray mı
    Viran olan bu gönlüm senin oyuncağın mı

    İki kadın bir adam aşk çekilir aradan
    İki kadın bir adam aşk çekilir aradan
    İkimizide severken ya ondan geç ya benden
    Hep sarbettim hep affettim
    Beni aldat diye mi
    Sevenlerin kaderi ihanet mi çile mi

    Harab olan bu gönlüm senin için saray mı
    Viran olan bu gönlüm senin oyuncağın mı

    #100028981

    Konu: AĞLADIM..

    forumda AĞLADIM..

    Bülent
    Katılımcı

    Kuşların kanadını, kanadıma bağladım
    Her gece için için, yaşlar döküp ağladım
    Bağrımı ateşlerle, korlarla hep dağladım
    Her gece için için, seni andım ağladım..

    Sen gelirsin diyerek, köşelerde gözledim
    Sineyi har ateşle, tuzlarla çok közledim
    Hasretlere dalarak, deli gibi özledim
    Her gece için için, senin için ağladım..

    Gülerdim! ben de elin, yapmadığı işine
    Aşkın buz doluları, yağdı kendi başıma
    Zehir kattı üç öğün, ekmeğime aşıma
    Her gece için için, içlenerek ağladım..

    Yâr bana gelsin yazı, yaban güler şâd olur
    Sevenler sevilene, can verir de yâr olur
    Sevip de ayrılması, hayatına dert olur
    Her gece için için, yağmur olup ağladım…

    28.01.2006


    Bülent
    Katılımcı

    1.üçüncü tin:aşk

    evler, yollar, ağaçlar yerli yerinde
    bir sevgi dolaşır ortalıkta
    bir kadın, bir erkek, bir de aşk
    üçüncü bir tin, iki ten arasında.

    elle tutamazsın, gözle göremezsin
    bir üfleyiş gibi uçuşan, yükselen, konan
    bir sevgi dolaşır aramızda
    ne ilktir ne sonuncusu
    ne benimdir ne de senin
    uzlaşmak için yaşamla
    ödediğimiz bedel: aşk
    doğacak, büyüyecek, ölecek
    tınlar durur boşlukta, gelir içimize düşer
    tutunur sarılırız ona
    kirlilikler, yalanlar, oyunlar arasında…

    evler, yollar, ağaçlar, her şey yerli yerinde
    üçüncü tin, iki ten arasında.

    2.neden o?

    milyonlarcasından bir kaç yüz
    anımsanan, arzulanan.
    ama bir kaç yüzden yalnız seni seçerim
    yalnız seni severim.
    öyle titiz ki seçimim, tek seni severim.
    nice rastlantılar, nice şaşırtıcı, nice nice
    bir büyük bilmece.
    neden seni arzuluyorum, neden?
    bir gölge, bir silüet, bir nefes, bir ses.
    bedeninin neresi, hangi parçan
    küstah dudakların mı, gözlerin mi, neyin?
    teksin, yeganesin, biriciksin
    adlandırsam dile gelmez çekiciliğin
    sözler uygunsuz kaçar
    dilim söylemeyi dener
    boş sözcükler türetir, keser.
    kusursuzsun gözümde
    seni seviyorum çünkü/seni seviyorum.
    büyülendim, işte tam olarak budur.
    hangi çağrın, hangi parçan, hangi rastlantı
    adı yok, sana divaneyim, deliyim.
    sevilmek istediğim gibi
    severim seni.
    adı yok işte, bu aşk!

    3.sunumlar

    mürekkeple işledim sesinin resmini
    kalemle seslendim kuyulara laaal!
    kırk parça sesim, geeelll!
    ayağı bağlı yılkı atım, hem bağlı, hem hür
    gözyaşım gür
    ne yaşanacak hal var ne gidecek
    ne ölüm beğenir beni artık ne yaşam.
    sen olmasan ey ışık
    gözlerimi yak/ bu karanlık adaletsiz
    mavim kirlendi
    sabitledim boncuk boncuk adını, gel.
    sokakların çıkarı kendine, en bilinmezi apaçık
    çık yola çık artık/gök balçık
    yer/yüzü yüzsüzce aydınlık.
    gel.

    4.yok oluş

    yok oluş ne ki eriyorum
    şöyle bir bakıp kaçıyorum ölüme.
    bazı bazı mutluluk, bazı bazı incinme
    ölmüyor bedenim, ama ölüyor gibiyim.
    ölümde bile yer kalmamış bana
    artık hiç bir yerde.
    bir tek o, o, o,
    ondayım, onunla yaşıyorum
    hiç bir yerdeyim
    ne bende, ne sendeyim, ne ölümde.
    bedenim kanamıyor ama
    sızmayan bir kanama ılık ılık
    bıraktım kendimi akışa
    ben neyim, neyim, neredeyim
    allaha yakın, her şeye uzak!
    bu aşk!

    5.uzakta

    sen oradasın, kımıldamadan duran.
    sevilensin.
    bir ara gidiyor gibi yapıyorum
    ama yine de kalan benim.
    giden sensin!
    hep giden, hep göçen, hep kaçansın!
    öyle oturmuşum
    hazırım, bekleyenim, sevenim.
    kadınım, oturganım, sadığım.
    zamanım çok, ilmek ilmek
    iplik iplik zaman
    avcısın, yolcusun, denizin dalgasındasın.
    nal sesinde, uzaktasın.
    özleyen ben, özlenen sen.
    kadınsıdır özlemek
    özle/sen acı çekersin
    aşıksan dişileşirsin.

    6.içimde

    unuturum arada bir, unutmasam ölürüm.
    katlanırım uzaklığa
    herkese herşeye uyar giderim
    alışırım yaşama, alışkanlıklara.
    çabucak uyanırım ama.
    bir sözcük alışıldık, bir name hüzünlü gelir,
    soluğum kesilir yetmez.
    kuruyan, sararan, bükülen
    bir resim olurum hemen.
    burada değilsin/seni istiyorum
    buradasın/yine seni istiyorum
    içimdesin/daha yakıcısın
    hem yoksun/hem çoksun
    arzuyla açtım kollarımı
    dolmuyor asla gelsen bile.
    sığınsam da kalabalıklara
    avutmuyor sesleri
    hırsı, rolleri başkalarının.
    dönüşünü bekliyorum.
    uzaktasın!
    yoksun!
    varsın!

    7.itirazlar

    mutluyum, ama üzgünüm
    aynı zamanda hem mutlu hem mutsuzum.
    ne yeniğim, ne yengiye çıkarım.
    ”bu aşk biter” diyorlar
    biterse aşk değil midir?
    sürerse aşk mıdır?
    gözden düşürmelere, kanıtlara kulaklarımı tıkarım.
    aşkın yürümeyen herşeyinin karşısına
    kesinlikleri çıkarırım.
    seçenek bozgunsa da mantığım başka söyler bana
    doğrunun yanlışın dışında başka bir yerdeyim
    aşktayım, aşktanım, aşktan yanayım.
    rastlantılara atarım kendimi
    rüzgarın önünde yaşarım
    inatla inatla, yönlenirim aşka
    başa çıkılmaz aşkla.
    aşktayım, aşktan yanayım.

    8.bozul(n) ma

    kusursuzluğun ortasında minicik bir bozunma.
    çürümenin izi, bir ufak nokta
    birdenbire bir hareket,
    bir sözcük, bir giysi.
    dümdüz dünyalı o!
    gündelik ve sıradan işte.
    sakın bayağı bir varlık olmasın?
    o ince, o özgün muhteşemlik nerede?
    sevilen o değil miydi?
    nasıl da ilkel çabaları,
    kapılmaları ne iğrenç günlük işlere.
    gördüğüm sadece anahtar deliğinden bir sahneymiş.
    daha istekli, daha sıcak başkalarına.
    birdenbire bir başkasıdır artık
    bir yabancı o.
    artık çiçekler değil, kurbağalar çıkar ağzından.
    büyü bozulur.
    yitirmekten de acı bu.
    saygısızca büyür, büyür horgörü.
    aşk mı bu?
    aşk bu mu?

    9.üçüncü tin:nefret

    bir kadın, bir erkek, bir de nefret
    üçüncü bir tin, iki ten arasında.

    soluk bir nesnedir artık o, sahnenin ortasında
    tapılır, övülür, buhurlanır, sövülür.
    içi doldurulmuş bir kuş gibi
    yolunur tüyleri, boşaltılır içi.
    ve vazgeçilir bir gün, karar verilir
    yas başlar, ağıtlar ağıtlar yakılır
    aşkın yüceliğinde eritilir o
    kızgın demirlerle dağlanır.
    bir keşiş, bir ermiş gibi
    ”yasımı tutacağım, kapanacağım içime”

    10.özdeşleşme

    ”ben aslında aşkı sevmiştim”
    şunu ya da bunu yitirdiğime değil
    ben aşkı yitirdiğime ağlarım.
    çılgınca sevenlerle yanyanayım
    yollardayım artık, aşk yolcusuyum
    tanırım yolcuları, tanış olurum.
    bir zincirle bağlanır gibi
    aşıklar kervanına katılırım
    ben aşkım.

    11.yorgunum

    yoruldum.
    yayı geren kol da yorulur bir gün
    örtün üstüme toprağı
    baharlar açsa duymam.
    yoruldum
    aksa da boş çağlayanlar, çeşmeler
    kırık testilerimi koydum pınar başına.
    yoruldum
    bir uzun bir kısa hecelerden
    uzun bir soluk alsam
    ölüme yetişir ucu
    aşk doğmadan yazılmış alnımıza
    nafiledir arayışım burada.
    kavuşmak isterim sonsuz aşka.
    yoruldum
    güneşin gündüz parlamasından
    ayın geceleri ışımasından
    gökyüzü olmak vardı.
    yoruldum
    yaşam aşk için ne uzun.

    12.bu böyle sürmez

    bu böyle sürmez, ama yine de sürer
    her şey biter, ama hiç bir şey bitmez
    böyledir yaşam.
    düşersin yedi kez, kalksarsın sekiz kez
    hacıyatmaz gibiyiz.
    aşkın coşkulu düşü çınlar yine ortalıkta

    sen ötekim/neredesin söyle bana?
    yokluğun/ varlığımın anlamı.
    varlığın/hiçliğimin.

    bütün aşkları istiyorum.*

    evler, yollar, ağaçlar, her şey yerli yerinde.
    üçüncü tin dolaşır aramızda.
    bir üfleyiş gibi…

    Nurdan Ünsal
    (ekim 2002-aralık 2006, kırpık şiirler)

    *küll’e aşık olanlar cüz’e itibar etmez
    cüz’e meyleden küll’ün isteyicisi değildir…Mevlana

    #100027309

    Ogniela
    Katılımcı

    Sensiz mutluluk mu nasıl söylersin,
    Benim dünyam sensin sanki bilmezsin.
    Kalbimdeki aşkı görmez gibisin,
    Senden sonra yüzüm gülmez sevgilim.

    Sevincim yüreğim seninle gider,
    İçimde heyecan kaybolur biter.
    Bildiğin gözlerim kendinden geçer,
    Senden sonra yüzüm gülmez sevgilim.

    Bir dünya içinde yaşarken bizler,
    Sevdalı anlamda bakarken gözler.
    Ve sonra ayrılık anlatan sözler,
    Senden sonra yüzüm gülmez sevgilim.

    Bedenimde canım damarda kanım,
    Soluğum nefesim her şeyim sendin.
    Beni sevdiğini söylerdin kendin,
    Senden sonra yüzüm gülmez sevgilim.

    Kaderin yazısı ayrılık bizde,
    Sevenler ayrılmaz denilmiş sözde.
    Ve kaçınılmaz son ayrıldık bizde,
    Senden sonra yüzüm gülmez sevgilim.

    Orhan Özçelik

    #100027189

    Bülent
    Katılımcı

    Dağları eriten volkan misali
    Küçücük dünyamda kavurdun beni
    Yaktığın yer sanki cehennem hali
    Alevler içine savurdun beni

    Bunca eziyetin gücüme gitti
    Garip yüreğim bir vefa beklerken
    İhtiraslı öfken banamı yetti
    Barışıp sevenler sefa sürerken

    Varmı böyle yangın bir aşka bedel
    İlk çıkan alevle yakıldım gülüm
    Küle dönmedik ne kaldı ki gönül
    Kendime varmadan bitti şu ömrüm

    06.04.2004


    Ogniela
    Katılımcı

    Hüznün Yağdığı Bir Sabahtayım Yine
    Hüznün yağdığı bir sabahtayım yine,
    Boğazıma ukdelerim tıkandı.
    Nefes alamıyor,
    İçin için ağlıyor,
    Muradımı unutamıyorum…
    Saçları altın gibiydi,
    Daha dün gibi hatırlıyorum,
    O benim canparçamdı.
    Onu sevdiğim kişide yaşatmak,
    Bana onur, huzur ve mutluluk veriyor…
    Beni de yanına çağırıyor zaman zaman,
    Yanına gitmem için…
    Çok denedim olmadı,
    Ya onu yaşatacağım muradımla,
    Ya da ruhuna varacağım sarılmaya,
    Beni hiç anlayamadılar bunca yıl,
    Hem de hiç…
    Bana muradımı verene candan bağlandım,
    İnandım onlara…
    Canımdan çok sevdim muradımı verecek olanı,
    Bir yanımı da böyle umut üzerine,
    Sevmiş, içime almıştım.
    Sonunda hüsran ve acılara boğan rüzgar,
    Aşkın acı şerbeti gibi yakarak geçtin boğazımdan…

    Sen de gönlüme ince bir nakış gibi işledin muradımı,
    Tatlı sözlerinle bağladın en güzel duygularımı,
    En güzel nakışlarla doldurduğun bağrıma,
    Sımsıcak sevgime başını koyamadın,
    İşlediğin duyguların tadını alamadın,
    Belki de ömür boyu alamayacaksın,
    Ruhumun seni mengene gibi sıktığını,
    Duygularının koskoca anafora kapıldığını,
    Başın dönercesine,
    Sahip olduğun keşkelere beni de ekleyip,
    Boğazına bir şeylerin düğümlendiğini anlayıp,
    Cevabını kendinin bile veremediği sorularla,
    Boğulup gideceksin…
    Ben kokan yastığıma baş koymadığın müddetçe,
    Sana da en büyük ahım bu yüzden olacak…
    Ruhuma en yüce değerleri sen işledin,
    Yüreğin bende, mantığın başka ellerde,
    Işılgözlerinse, hasret gözyaşlarında,
    İçindeki çocuğu tekrar güldüren sevgim,
    Bundan sonra ağlatacak,
    Belki de karşımda duran,
    O gülen gözlerin olmayacak,
    Ama sevgin bundan sonra,
    İçimde kanayan yara,
    Hiç bitmeyen ukde olarak kalacak…

    Göz görmedi ama gönül sevdi,
    Bedenim ister istemez sardı seni,
    Gönül yaralarım, senin sevginle iyileşti,
    İnanç tohumları ekildi,
    Nilüfer gibi aşk gölümü sardı,
    Sanki muradımın ruhu gelip kondu,
    Oydu işte seni seven, sana bağlanan,
    Gerçek sevgimdi.
    Sana sarıldığımda,
    Muradıma sarılmış gibi hissettim,
    Ruhum huzura erdi,
    Unuttum her şeyi,
    Karagözlerim hiçbir şeyi görmedi…

    Sana her zaman söylerim;
    Bu sevgi, hiç bir sevgiye benzemez diye
    Evet canparçam. bu sevgi hiçbir şeye benzemez,
    Fani gözlerle görünmez, tarif edilmez,
    Ancak gönülden sevenlerce hissedilir,
    Gönül gözüyle gören ruhlarda yaşanır,
    Kimseye kolay kolay canparçam demedi dillerim,
    Muradıma derdim gençliğimde,
    Bir dünya güzellerime,
    Bir de sana söyledim,
    Böylesi sevgilerdir, insanı yücelten,
    Her kula nasip olmaz, hakikaten.
    Sana her canparçam deyişimde,
    Aslında ruhumun parçası demek istedim,
    Kolayca telaffuz edilir gibi görünse de,
    Yürekten söylenirse,
    Çok büyük anlam taşır, sevilesi gönüllere,
    Herkes canparçam dese de,
    Her yürek titremez.
    İşte sana canparçam deyip,
    Kokunu sineme çekmekteki sırrım burada,
    Ruhuma çekiyorum senin kokunu,
    Senin adınla anmıyorum farkındaysan.
    Hep sana seni tarif eden dizelerin ardından,
    CANPARÇAM diyorum.

    Sana duyduğum sevgimin değerini bil kadınım,
    Öylesi bir sevgi ki bu,
    Tarifi mümkün olmadı bugüne kadar,
    Yazamadım dizelerimde,
    Onu ancak, sana sarıldığımda hissettim,
    Yaşadım, bildim…
    Sende hissederdin, sarıldığımda sana…
    Belki de bana sarılma arzusunun altındaki gerçek his bu.
    Sen derdin ya;
    Sana sarıldığımda, anlatılmaz bir his duyuyorum,
    Elimde değil karşımdayken sana sarılmamak…

    İşte Bitanem, senin gönlüne işleyen,
    Gerçek sevgiyle bezenmiş hislerimdi.
    Derin ve tarifsiz,
    Bir çok değeri ve sevgiyi aşan his.
    Seni, bu hisleri yaşamak isteyip,
    Geleceğin güne kadar,
    Son nefesime kadar bekleyeceğim…

    18 Mart 2003 Ankara

    #100026756

    Ogniela
    Katılımcı

    Ben de bir insanım;
    Kalbim ve ruhum var..
    Her haykırışın gönlümde fırtınalar koparacak..
    Göz yaşlarım artık yağmur olup al güller açacak..
    Gül goncaları sevgi ile tebessüm edecek..
    Yüreğim gülistana dönecek..
    Seni her arayışımda inan..
    Dalında koparılmış gül gibi solacak..
    Mızrabımı senin için vurmak istedim..
    Duygularına tercüman olmak..
    Üzüntülerini paylaşmak için..
    Senin için düşünecek, yazacak,
    Senin için ızdırab çekecek..
    Ama sen gönlümün gıdasızlığına
    Hiçbir zaman aşina bir dost olamadın..
    Keşke ruhunun dudaklarına sonsuzluk şarabını..
    Beklediğin aşk iksirini ulaştırabilseydim.
    Ah keşke, damla iken derya olup akan duygularımdan,
    Kana kana içirebilseydim..
    Ya bu ümitsiz yüreğim gidemiyorum yoruldum derse..
    Ya bir gün bu çıkmaz sokağın sonunda yığılır kalırsa..
    Alevi gökleri yalayan yürek ateşi ve tufanı arasında,
    Canı dudağına gelmiş, sevgi merhameti dilenen..
    Aşk fakiri kalbimin çırpınışları durursa..
    İşte o zaman pişman olur musun?
    Hislerim değersiz bir taş idi..
    Duygularım sadece arkadaş
    Kayalar bile gönlüme koyuk açtılar..
    Deli kanımın umursamazca akabilmesi için..
    Kayalar bile ağlayıp,
    Olalım hepimiz senin için elmas, yakut, altın dediler
    Onların hepsi benim için kıymetsizken değerlendiler..
    Bir sen değer vermedin, sadece gülüp geçtin..
    Ellerimi kaldırsam ulu tanrıya yalvarsam günlerce..
    İçimdeki yangını söndür diye..
    Acaba o zaman söndürmeye yeter mi?
    Benim için esen kalbindeki fırtına..
    Varsa eğer dediğin gibi bir fırtına yüreğinde..
    Yer gök bile bizi sonsuza kadar affetmese de..
    Sevenlerin duası affetsin..
    Sana olan duygularım aslında,
    Derdi derman gibi, gülü diken görmek gibi..
    Bunu hep biliyorum..
    Ama hep görmezden geliyorum…

    Cafer Tayyar Özkan

    #100026579

    Bülent
    Katılımcı

    Sustum…
    Kabullenmesi zor oldu elbet,
    İncindi en derinlerim,
    Her zerrem…
    Kapanması imkansız bir yara gibiydin,
    Hiç kabuk bağlamadın,
    Aklıma her gelişinde,
    Kanadın…
    Bir gün ağlamasam,
    Ters gidecekti sanki birşeyler,
    Olması gereken birşeymiş gibi,
    Her gün,her gece ağlayarak uyudum…
    Ağlaya ağlaya senli rüyalara daldım,
    Rüyalarımda da ağlattın,
    Uyandım…
    Ve dindi gözyaşlarım,
    Zamanla azaldı hıçkırıklarım,
    Susmayı öğrendim,adını her anışımda,
    Bir burukluk kaplıyorsa da içimi,
    Öylesi bir sevdaya helal olsun değil mi? …
    Aşık olmayı da öğrendim,
    Belki de hatırladım…
    Ama sevmeyi,henüz başaramadım…
    Korkularım var hala…
    Ve artık başkalarından değil,kendimden…
    Yüreğime çöken zehrini atıyorum hala.
    Ve bir başka kalpleri alırsam kalbime,
    Zehirli bir sevda vermekten korkuyorum onlara.
    Ve sevenleri üzmemek için o kadar çok çabalıyorum ki…
    Birazcık da olsun kırmamak için onları…
    Senden sonra,seven herkesi ”ben” gördüğüm için…
    Üzülmesinler,aşka küsmesinler diye,
    Bütün ”sen”leri ”ben” yapmak için…
    Yalansız sevmesi için…
    O kadar çabaladım ki…
    Unutmayı da öğrendim…
    Unutmadan,başlayamayacağımı,
    Ve her güzelliğe geç kalacağımı…
    Yaşandığını da kabullendim…
    Üzüldüğümü,
    Ve,
    Severken sevilmediğimi kabullendim…
    Kabullendim…
    Ve hayatta,
    Herşey olabileceğini,
    Hayatın bize hep güzellikler sunmayacağını,
    İhtimalleri,
    İhtimaller içinde sevilmeme ihtimalini…
    Kabullendim ve,
    İnadına hayatı daha da çok sevdim,
    Kendimi,insanları…
    Nefrete dair hiçbir kötü duygu bırakmadım,
    Ve senden de nefret etmiyorum artık,
    Ama şunu da kabullendim ki,
    O sevgi nefrete dönüşmeseydi,
    Hayatı bu kadar sevemezdim,
    Kendimle yüzleşip,ruhumla,kalbimle barışamazdım.
    Her ihtimalini düşünemezdim hayatın…
    Ama artık…
    Kabullendim…
    Olman gerekmiş hayatımda,
    Olması gerekenler için varmışsın.
    Yine de pişman değilim geçmişte kalan herşeyden,
    Yazılan buymuş,
    Hayırlısı,hayırlımız da buymuş demek ki…
    Hayatın senden ibaret olmadığını,
    Gerçekten sevgiyi hakedenler olduğunu,
    Zaman öğretti bana…
    Şimdi bu şiire nasıl bir son yazacağımı düşünüyorum…
    Sana dair herşeye bir nokta koyduğumu da söyleyerek,
    Bir nokta koyuyorum bu şiire…
    Aslında hiç bitmeyecek tek şiirim bu belki de,
    Hayat bana başka şeyler öğrettikçe yazmam gerek,
    Ama,
    Hayat senli olan kısmında bana başka şeyler öğretti…
    Yıkılışı…Ve yeniden yapılanmayı…
    Ki bundan sonrası,
    Sensiz bir hayatın,başrollerde farklı biriyle,
    Yepyeni bir şiir olacak…
    Yepyeni…
    Ve hayatın öğrettikleriyle,
    Daha da anlamlı…

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 32) görüntüleniyor