1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 65) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100032000

    admin
    Yönetici

    Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime,
    Nasıl da ışıldıyorum bir görsen,
    Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde,
    Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    Dudaklarımda sevdalılara ait
    Eski bir mehtap şarkısı..

    Ben seni unutmak için sevmedim
    İşte doğduğun o virane evdesin,
    Nasıl bakarsa su toprağa
    Öylece bakmaktayım sana,
    Yolunu gözlemekteyim senin, beklemekteyim?
    Gözlerin dalgalanmakta olan bir mavi deniz
    Ben dalgalı denizin kucağına aldığı
    Sabah Yıldızı,
    Denizin mehtap şarkısı güzel
    Gece yıldızları kıskanmakta bu Sabah Yıldızı?nı,
    Bütün balıklar mutludur denizlerde
    Bir deniz girdabı çeker beni içine,
    Çaresiz bir kuştur çırpınan ellerim
    Mavi denizinde gözlerinin,
    Bu tekne ben miyim mavi denizinde yüzen?
    Bu rüzgar ben miyim, sarı gök yüzünü dalgalandıran?

    Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime,
    Nasıl da ışıldıyorum bir görsen,
    Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde,
    Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    Dudaklarımda sevdalılara ait
    Eski bir mehtap şarkısı,
    Ben Sabah Yıldızı.


    dilek
    Katılımcı

    GİRİŞ:

    Öğretmen öğrencilerine selam verdikten sonra günlerinin nasıl geçtiğini sorar.Onların bilgilerini yoklamak için bir takım soru sormaya yönelmektedir.

    -Doğup büyüdüğümüz bu dünyada her günümüz birbirini kovalarken biz her güne yeniden merhaba deriz ancak en çok yanımızda uyandığımızda kimleri görmek isteriz?

    -Birilerini severiz ama hayat şartları bizleri onlardan ayırmak zorunda bırakabilir mi?

    -Sevdiğine şiirler yazan hangi şairlerimizin hangi şiirlerini biliyorsunuz?

    -Ömrümüzde kimleri unutmak durumunda kalırız?

    -Mutlak unutmak var mıdır?

    -Unutmak kavramı sizler için neyi ifade eder?

    KEŞFETME: UNUTURSUN (MİHRİBAN)

    Unutmak kolay mı? deme

    Unutursun Mihriban’ım.

    Oğlun, kızın olsun hele

    Unutursun Mihriban’ım.

    Zaman erir kelep kelep

    Meyve dalında kalmaz hep

    Unutturur bir çok sebep

    Unutursun Mihriban’ım.

    Yıllar sinene yaslanır

    Hâtıraların paslanır.

    Bu deli gönlün uslanır…

    Unutursun Mihriban’ım.

    Süt emerdin gündüz-gece

    Unuttun ya, büyüyünce…

    Ha işte tıpkı öylece

    Unutursun Mihriban’ım.

    Gün geçer,azalır sevgi

    Değişir her şeyin rengi.

    Bugün değil, yarın belki

    Unutursun Mihriban’ım.

    Düzen böyle bu gemide

    Eskiler yiter yenide.

    Beni değil, sen senide

    Unutursun Mihriban’ım.

    AÇIKLAMA:

    Şair bu şiirinde unutmadığı ve hiçbir zaman unutamadığı kişiyi hatırlamaktadır. Bu unutmanında birgün değil belki yarın olacağını söylemektedir.Şair şiirini Mihriban adlı bir kıza yazdığını bu kızın gerçek hayatta var olup olmadığını da kimsenin bilmediğini,şairin de buna hiçbir zaman bir açıklık getirmediğini bilmekteyiz.Bazı kişilerde bu şiiri kızına yazdığını söylemektedir.

    DERİNLEŞTİRME:

    1.DÖRTLÜK:Şiirin ilk dörtlüğünde şair sevgilisine öyle büyük konuşma unutursun beni diyor.Hele hele de bir evlen başkasının sevdiği ol ondan çocukların olsun bakalım.Ben o zaman aklına bile gelmem diyor.Şair sevgilisine sitem ediyor.Ben seni bu kadar çok severken sen beni nasıl unutursun beni nasıl yüreğinden söküp atarsın diye sitem etmektedir.

    2.DÖRTLÜK:Şair şiirinin bu bölümünde de zamandan dem vuruyor zamanın hızlıca akıp gitmesinden sevgilinin şairi bu zaman diliminde unutmasından şikayet ediyor. Zamanla birlikte değişen hayatlardan,hatta doğanın dengesinden bile bahsediyor.Meyvanın bile dalında durmadığından herşeyin aslında zamanla elimizden kayıp gitmesinden duyduğu öfkesini,sitemini bu sözcüklerle hayat buldurmaktadır.

    3.DÖRTLÜK:Şair sevgilisine sesleniyor zaman akıp giderken yıllar sinene bir ok gibi yaslanır,seninle yaşadığımız o güzel günler birgün aklına gelir ve beni hatırlarsın belki o zaman yanında ben olamam Mihriban’ım ama sen hep benim gönlümde yer edersin.Ben seni hiçbir zaman unutmam.

    4.DÖRTLÜK:Sevdiğim kadın sen de zamanında çocuktun annenden süt emerdin gündüz gece,zaman akıp gitti,biz büyüdük ve yollarımız ayrıldı seninle nasıl ki o küçüklük günlerini ilk günkü gibi hatırlayamıyorsan gün gelecek beni de tıpkı öyle unutacaksın benim güzel sarı saçlı Mihriban’ım.

    5.DÖRTLÜK:Hiçbir şey bıraktığımız gibi durmaz ne sevgimiz ne de özlemimiz zamanla unuturuz,köreliriz,hatırlamak istemeyiz aklımıza geldiğinde tebessümle yad ederiz.Günler birbirini kovalayacak,değişecek bu dünya da herşeyin rengi,tadı,tuzu bugün olmasa da Mihriban’ım birgün gelecek beni unutacaksın.Çünkü bu hayat dediğimiz yaşam bizi öyle bir koşuşturmacanın içine atıyorki zaman geliyor ne yaşadığımızı bile hatırlamıyoruz.

    6.DÖRTLÜK:Artık şair şiirinin son dörtlüğünde sevdiği kadın olan Mihriban’ına nasihatta bulunmaktadır.Bu fani olan dünya da bir düzen vardır.Bu düzene hepimizde uyarız.Yeni bir yere alıştığımızda eski yeri hatırlamayız,yeni birini sevdiğimizde eskiyi hatırlamayız.Sen gidince Mihriban’ım elbette yenisi gelecektir yanıma çünkü bu düzen böyle devam etmektedir.Bu düzen de sen beni değil gün gelir kendini bile unutursun Mihriban’ım demektedir.

    DEĞERLENDİRME:

    Öğrenciler bu şiirin sonunda şairin sevgilisini zamanla unutacağını bunun belli aşamalardan geçerek olacağını öğrenmektedir.Unutmanın şairde bıraktığı derin izlerini görmektedirler.Şairin şiirinde kullandığı edebi dili çözmeyi öğrenirler,şairin nasıl şiirler yazdığını öğrenirler.Edebiyatımızda Mihriban şairi olarak bilinen ve Mihriban’ı öksüz bırakan şair Abdurrahim Karakoç gibi Anadolunun telli coğrafyasını şiirlerine yansıtan bu güzel insanı tanımış olurlar.

    PINAR ŞİMŞEK

    #100034647

    Konu: ASILI KALDI

    forumda ASILI KALDI

    N.GOKHANSONSEL
    Katılımcı

    Dümeni bozulmuş, gemi gibiyim,
    Sevdanla kilitlenmiş, döndüremedim.
    Bir alev var, şu an kalbimde,
    Su döktüm, benzin sandı, söndüremedim.

    Yalvardım allaha, çok çaresizdim,
    İsminin yanına, şiirler dizdim.
    Unutmak seni, sevmemek için,
    Zehirledim kalbimi, öldüremedim.

    YÜREĞİM SEVDAYA ASILI KALDI

    N.Gökhan SONSEL

    #100034441

    Hayat
    Katılımcı

    Bir gün daha çaldım sensizlikten. Zor da olsa vurdu saat gece on ikiyi… Şimdi önümde yeni bir sensizlik var. İçinde, beni neyin beklediğini bilmediğim yirmi dört saat daha var… Sonra o da geçecek… İşte böyle kovalayacak birbirini yarınlar. Derken unutucağım seni, unuttuğumun farkında bile olmadan. Doğrusu da bu zaten, aksi halde hatırlamış olur insan. ?Onu unuttum? demek bile hatırlamaktır. Bu cümleyi aklıma getirmeyecek derecede unutmalıyım seni. İzin kalmamalı… Başkasını ararken yanlışlıkla senin numaranı çevirmemeliyim, kendimle dalga geçeceksem bu başka bir şey için olmalı… Sana dair hiçbir fikir kırıntısı kalmamalı beynimde. Zaman aşımına uğramalı tüm tasalar. Hiç sevilmemiş, hiç yaşanmamış gibi yabancılaşmalısın. Tesadüfen bir yerde adın geçtiğinde, irkilmemeliyim. Hakkında sorulan her soru cevapsız kalmalı. Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı…

    Seni birgün hatırlanmamak üzere sileceğim. Ama şimdi değil, çünkü ardında bıraktıklarından öğrenmem gereken çok şey var daha. Eğer gerçekten dendiği gibi ayrılıklar-acılar insanı adam ediyorsa, ben kızmamalıyım gidenlere. Ben senin ve senin gibiler sayesinde birgün adam olacağım. Ama şimdi değil. Çünkü dersini çıkarmam gereken çok ayrılığım var benim. ?Adam olmak adına, nice ayrılıklara…? Bak gördün mü böyle dalga geçmeli insan kendisiyle. Yanlışlıkla o numarayı tuşladığında değil…

    Şu durumda bile gülümseyebiliyorsam, epey yol katetmişim demektir seni unutma yolunda. Acaba diyorum bu yazıyı yazmasa mıydım? Neden dersen canım acımıyor ki? Yani yazıya başladığımdan beri bir tek sigara dahi yakmadım. Evet, çok az kalmış seni unutmama… Bunu hissediyorum… Yazmasam da olurdu ama ölmek üzere olan yokluğuna can çekiştirmek hoşuma gidiyor! Amatör bir şairin intikamı olsa gerek bu…

    Oysa ben bunları yazmak için başlamamıştım sana. Hatırlıyor musun o ilk günü? İnsanın tanımadığı birinin masasına yaklaşıp, o tatlı gerginliği yaşayarak ?merhaba? demesi ne kadar garip. Kimbilir neler düşünmüştün o an… Beni senin yanına iten şey neydi diye çok merak etmiştim zamanında. Elinde sigaran, bakışlarını bir noktada toplamıştın. Buydu belki de beni sana çeken manzara. Ben sessiz insanları, az konuşan insanları hep tanımak istemişimdir. Çok sustuklarına göre vardır anlatacakaları bir şey mutlaka diye düşünmüşümdür. Neden sonra farkına varmıştım kaybolmuş bir insana selam verdiğimin. Neden az konuşuyorsun diye sorduğumda verdiğin cevap etkilemişti beni. ?Susturdular…? Anlıyordum. Neden diye sormaya gerek yoktu. Artık bakışlarını topladığın o noktanın yerini benim yüzüm almıştı, konuşmaya başlamıştın nihayet… ?Dinleyecek bir insan buldum? diyordun ya da buna inanmak istiyordun. Suskunluk benim dilime uğramıştı sonra. Soru sorma sırası sendeydi bu sefer ?Sen de pek konuşmuyorsun, neden? ? Benim cevabım seninkinden biraz farklıydı. ?Kelimelerimi çaldılar, bana söyleyecek söz kalmadı? Sonuçta ilk ortak noktamızı bulmuştuk, -susmak-… İkincisi ise, yani karşılıklı yaşadığımız en gerçekçi şey -ayrılmak-… Ve nihayetinde ?unutmak-… Farkında mısın bilmem insana hoş gelen hiçbir ortak yönümüz yok… Hep kaybetmek üstüne, susmalarımızın içinde bile yenilgiler var… İnsan, ilk başta iki yaralı kişinin birbirini daha iyi anlayabileceğini, mutlu olmak adına birbirlerine daha sıkı sarılabilecğini düşünse de, aslında tam tersi doğru… Biri hasta, biri doktor olmadan olmuyor aşk… O yüzden bizim mutlu olmamız uzak ihtimaldi….

    Ben, bugün bunları yazmak için gelmemiştim o masaya. Gel gör şimdi unutmak üzereyim. Pek sevimli değil bu… -Bir insanı unutmak – Anlamı olmalıydı oysa geride kalanların… Biz şimdi onca zamanı unutmak için mi yaşadık? Geriye birkaç şey kalmalıydı hatırlanmaya değer… Akla geldiğinde insanın içini titreten, anlatıldığında dinleyen kişiyi düşündüren, en azından bir sigara yaktıracak kadar burukluk veren bazı anılar kalmalıydı geriye… Demek ki biz unutmak zorunda kaldığımız tüm zamanları biraz boşa haracamışız. Şu an benim aklıma gelen zamanlar?ın çoğu zorlama… Belki ilerde bir anlamı olur ümüdiyle, adettendir diye yaşanmış, klişeleşmiş şeyler…

    Galiba zamanı geldi de geçiyor. Eğer yapacak bir şey kalmadıysa en doğrusu bu, unutmak!

    Göreceksin seni hiç bir şey olmamış gibi… Seni, yüzüme o tatlı gerginliği alıp da masana hiç yaklaşmamış gibi… Adını hiç duymamış, ellerinden hiç tutmamış gibi… Hiçbir anı, hiçbir geceyi, hiçbir mutluluğu ve hiçbir acıyı yaşamamış gibi unutucağım… Sonra bu yazının karşısına geçip, yine hiçbir şey olmamış gibi okuyacağım senden kalan kırıntıları…

    Üzgünüm, yapacak hiçbir şey yok artık…
    Belki de unutmak, adam olmaya çalışan insanların tek silahı…

    #100034237

    Hayat
    Katılımcı

    Hiç Bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı hiç?
    Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
    Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, ne kadar katlanılmaz bir
    gerçek değil mi sen hala bu kadar sevgili iken?

    Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi?

    Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek, artık sonunun ?Pi? hali değil mi?

    Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, belki su an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur değil mi?

    Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sende biliyorsun değil mi bunları.

    Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir cafe keşfettiğinde, güzel bir film seyrettiğinde, güzel bir şarkı dinlediğinde güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla.

    Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada? Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?

    Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün oldu mu hiç?

    Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?

    Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç?

    Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine aşk şiirleri yazabildin mi?

    Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara feda oldun mu hiç?

    İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin, özlemini, susuzluğunu, açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?

    Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar. Gücünün, hani o tanrısal gücünün bir çocuğun ağlamasını
    susturamayacak kadar olduğunu gördüğün zamanlar oldu mu hiç?

    Hiiiiiiiç?. Hiiç? hiç? bir hiç..

    #100034074

    ddnzsk
    Katılımcı

    Serkan KURT
    Mor halkalı gözleriyle tüm çektiği acılara rağmen gülümsemeye çalışıyordu, gülümsemek yüzünde eski bir dosttu nede olsa. Hastane kokusu ilk zamanlar midesi bulandırıyordu, o hep denizi koklamıştı, saçlarını rüzgara emanet etmişti. Şimdi saçları da yok, o ipeksi saçlar sökülmüştü sonbaharda yapraklarını döken ağaçlar gibi.
    Küçük ama çok istediği hayalleri vardı, sürekli aynı şeyleri anlatırdı. Hatta bunu düşünerek o acıları unuturmuş. Masal gibiydi, balıkçı kasabasında bahçeli bir evde yaşamaktı tek istediği, denizin dudağında. ‘Denizin dudağımı olurmuş deme sakın diye eklemeyi de hiç ihmal etmezdi’ Belkide hiç gerçekleşmeyecekti. Bu aralar unutkanlıkta başlamıştı, bazen babasının adını unutuyordu.Unutmak, en çokta bu yıkıyor insanı. Sevgilini anneni babanı dostlarını hatırlamayacaksın. Gece ışıklar söndüğünde yorganın altına hıçkıra hıçkıra ağlayacaksın, yastığın ıslanacak. Yorgun bedenin karnına bıçak sokmuşlar gibi acıyacak, bunu hiç kimse anlamayacak. Kurduğun düşler gönlünden kaçarcasına gidecek, düşlerin seninle saklambaç oynayacak. Saklanmayan sobe… Bu genç yaşta bu kadar acı ve bu kadar erken ölüm yakışır mı yüzüne. Çocuklarını sevemeyecek, burnunun direkleri sızlayacak bunları düşününce ve bağıra bağıra ağlayacaksın.
    Belki de unutkanlık için üzülmemeli, anneni, babanı, sevgilini, dostlarını unutmak,
    siler belki de her şeyi
    siler belki de tüm gözyaşlarını,
    tüm acını.

    #100033161

    safir
    Katılımcı

    Unutmak istesem gönlümdeki sevgini
    Ömrümü bitiren günlerim çok olur.
    Satır satır silsem, sana olan aşkımı
    Dağları yıkan sözlerim olur

    Silmek istesem hayalin dolu gözlerimi
    Bulutlar inan ki ağlayanım olur
    Söndürmek istesem, yüreğimdeki bu ateşini
    Denizler kurur çölüm olur

    Bir öpsen aşk ile kuruyan dudağımı
    Dudaklarındaki bir damla su
    Çağlayanım olur, denizlerim olur
    Bil ki ömrün, ömrüm olur.

    Coşkun EROĞLU


    safir
    Katılımcı

    Yine mi dönüyorum hüzünlü saatlere? Oysa geceye beş kala
    çağırışlarını duymuştum. Belki sensindir diye bir umut kapladı içimi.
    Nafile, sana uzanan bütün yollar kapalı…öğrendim, evet geç de olsa
    öğrendim bunu. Çok geç olsa da…

    Uzaklardan bir ses olmak istedi bir dostum, uzaklardan bir el…
    Üşüme diye. Olamadı, olamazdı, yokluğun her şeyden daha soğuktu.
    Yokluğun soğuk, yokluğun buz gibi…

    Hani; öyle üşürsün ki, artık hiç bir şey hissetmez uzuvların,
    uyuşur kalır da manâsız bir donukluğun çizgileri oluşur, ardından
    bir kabuk içindeki parçalanmayı döker, ezip de geçer tüm bedenini,
    acısı en derinden gelir de yakar her yerini…

    Yazarı Bilinmiyor

    İşte ben de öyle üşüdüm gece yarısını beş geçe…
    Manâsız buluyorum sanki artık her şeyi.

    Sevgi deseler sadece bir iç çekebilirim,
    sonra gülüp geçerim gibi geliyor.

    Aşkı sorsalar, aynı dili mi konuşuyoruz diye
    anlamsızca bakabilirim gözlerine…

    Anlatın derim durmayın, bırakın tüm şiirleri, şarkıları, masalları…

    Dokunabilir miyim aşka, dokunabilir miyim ellerimle diye sorarım,
    geçer mi üşümesi yüreğimin, geçer mi üşümesi içimin…

    Aşk dediğiniz şey gelince ansızın, anlar mı beni aşkla gelen,
    beni ben oldugum için mi, kendi var ettigi için mi ister…
    Varolanlara, benden kalanlara hoş geldin mi der,
    yoksa bir iki zaman sonra herkes gibi o da mı çekip gider…

    Bakışlarım dondu sanki, yüreğim donunca. Nasıl da manasız
    bakıyorum etrafa. Görmesin istiyorum hiç kimse gözlerimi,
    görmesin hiç kimse hüzün tanelerimi…

    Susuyorum artık derin derin. Nasıl da konuşmak istiyorum oysa.
    Saatlerce susmadan konuşmak istiyorum. Tüm biriktirdiklerimi
    en başından başlayıp sonuna kadar anlatmak istiyorum.
    Anlatmak yetmez biliyorum, anlaşılmak da istiyorum…

    Bir el istiyorum başımda…
    Saçlarıma dokunsun istiyorum, tüm bedenimden söküp alsın
    yalnızlığımı tılsımıyla… Bir el istiyorum dokunsun saçlarıma
    yumuşacık ve alsın tüm donuklukları usulca.

    Bir göz istiyorum gözlerimde…
    Anlamsız bakan gözlerimin içini görsün, hâlâ arkalarda kalmış
    ışık huzmelerinin içine dalsın, çıkarsın tüm umutlarımı
    eski sandığın içinden, açsın da ışığı ile umut olsun yollarıma,
    yolum olsun yordamım olsun istiyorum…

    Bir omuz istiyorum…
    Başımı yaslayıp uzun uzun ağlayabileceğim. Yıllardır biriktirdiğim
    hüzün tanelerini tek tek dökebileceğim bir omuz istiyorum.
    Ona yaslanınca her şeyi unutmak istiyorum, sıcacık olmak…
    İçimi huzur kaplasın istiyorum, hiç konuşmadan saatlerce
    orada kalmak, hiç konuşmadan anlaşılabilmek istiyorum…

    Biliyorum, ne de çok sey istiyorum…
    Bunların sadece puslu bir hayal olduğunu da biliyorum.

    Seni bende var edişimi, aslında sadece bende olduğunu,
    aslında sadece bir hayal olduğunu çok iyi biliyorum.

    Ama yine de seni çok özlüyorum,
    yine de çok üşüyorum, ve yine de seni çok seviyorum…

    Ben, hüzünlerime geri dönüyorum…

    yazarı bilinmiyor

    #100033005

    Konu: BİR SEVDA SONRASI

    grup forumunda Necdet GÖKNİL

    neizm
    Katılımcı

    Bir gün anlarsın herşeyin bittiğini…
    Kaynak : yorumla.net – Bir Sevda Sonrası Yüreğine sayısız bıçaklar saplanır, çıkar.
    Taş kesilir bütün vücudun.
    Oturup,
    Gizlice,
    Sessizce ağlarsın…
    Her yer, her şey anlamını yitirir
    Kahırlarla dolu,
    Onun resmine bakar, bakarsın…

    Bir acı şarkı söyler dudakların kendiliğinden
    Taa içinde duyarsın.
    Unutmak için
    Belki içmek gelir aklına..
    Kendini unuturun da
    O’nu unutamazsın….
    Aynanın karşısına geçip
    Yıkılmışlığına bakarsın.

    Ellerinde dolaşır elleri…
    Ürperirsin.
    Günler, haftalar, aylar geçer
    Yavaş yavaş tükenirsin.

    Bir dal kırılsa ağacından,
    Bir bardak düşse ellerinden..
    Kendini onların yerine koyarsın..
    Yüreğinin acısı dolar avuçlarına….
    Yitikliğini
    Her halinden anlarsın.

    Ayrılık acısı yakar içini
    Söndüremezsin bu ateşi…
    Kor olur,
    Yangınlar başlar da yüreğinde
    Kül olmaz bir türlü…

    Bir gün dinlersin
    Kalbinin nasıl yorgun attığını..
    Bitip, tükendiğini
    Perişan halinden anlarsın.

    Her şey anlamını yitirmiştir senin için…
    Geçen günlere yanarsın.
    Derdini anlatamazsın bir türlü
    Hiç kimselere…
    Ömür boyu silip atamazsın içinden.
    Gün olur unutur..
    Gün olur anar, anarsın.

    Necdet GÖKNİL

    #100032539

    Konu: HAYALLER VARDI (TUTKU)

    grup forumunda Yavuz KORKMAZ

    yavuzkorkmaz
    Katılımcı

    Denizimiz vardı
    İçinde umutlarımız yüzen
    Gökyüzümüz vardı sevgilim
    Uzandıkça ellerimiz bulutlara değen
    Dünyamız vardı sevgilim dünyamız
    El eleyken kah yüzen kah uçan
    Ve hayaller vardı
    Mermer sütünlu evimizde
    Çocuklarımız koşan
    Düşündük,düşündükçe ileriyi
    Unuttuk bugünümüzü
    Korkular sardı bizi bulamadık
    Hayallerle çizilen yönümüzü
    Bir daha baksan gözlerime
    Neye yarar!
    Unutturmaz ki geçmişte kalan
    Onlarca acı ve mutsuz günümüzü
    Gelsen yine gelsen
    Bırakmam hayatın dipsizliğinde seni
    Eskisi kadar olmasa da
    Sevebilirsen eğer beni
    Vefa unutmaktır bir bakıma
    Günahlarla sarsılan geçmişi
    Belki buluruz sevgili
    O kaybolup giden kutsal hayallerimizi…

    24/04/2008

    #100032365

    Konu: SEVMENİN CEZASI

    grup forumunda Mehmet BÜYÜKSARI

    Mehmet BÜYÜKSARI
    Katılımcı

    Herşey sen tadıyor bugün
    Sanki tüm lokmalarım senden almış tadını
    Belki de bugün bu yüzden yutkunup duruyorum
    Kırık kanatlı bir kuş tadında,
    Mavi bir kuş tadında kaldı aklımda gözlerin
    En büyük hatamda bu oldu zaten
    Kısacık, simsiyah bir saç teline
    Bağladım tüm ümitlerimi?
    Göğsümde biriken hıçkırıklarımı
    Boğazıma ilikledim,
    Sonra izlediğim ilk çizgi filmde
    Neden deli gibi ağladımı anneme söyleyemedim.

    Mavi kuş tadında kalan gözlerinle
    Pembe düşlerime,
    Menekşe tadında gözyaşlarımı iliştirirdin sen
    ?Şükürler olsun! ? derken ardından akan damlalara
    İnan sana ağladığım için hiç üzülmedim?

    Bir kartal kadar cesaretli,
    Bir o kadar da kanadı kırık kuştum ben
    Siyah bezler büyüttüm dilek ağaçlarında
    Beni senden ayıran mavilere inat
    Siyah matemdi
    Siyah acı demekti
    Ben seni bırakıp gittikten sonra
    Bana bakan gözlerinin iz düşümünde
    Çok acı çektim??

    ?sensizlik?
    Bu fikrin, bu seçimin şifresini hiç bilemedim
    Mavi ve seyrek dokunmuş bir kumaşın içinde
    Döndüm durdum
    Tüm gecelere. Her gece söz verdim
    Senle biten virgüllü cümleleri unutmak için
    Ama hiç beceremedim?
    Artık bir garip türkü dinletisi kalbimde
    Bir başka atıyor kalbim, iki ileri bir geri sanki
    O bir geri, arkamda bıraktığım sen için belki?

    İçim yanıyor
    Ama ben üşüyorum
    Tüm zamanlara her zaman bir sözüm olacak
    Seni bu kadar sevmenin cezasını
    En yakın zamanda kendime ödeteceğim?

    Mehmet Büyüksarı

    #100032222

    temptation
    Katılımcı

    Kaybettiğim her günümün arkasında sen varsın
    Yeter artık acılarım, dünyamdan çek ellerini
    Hayallere sarıldım boş boş, içime çekerken özlemini
    Kapattım düşlerimde bana bakan gözlerini
    Acılara düşesin, kayıplara düşesin
    Ağlayasın sebepsiz yetim çocuklar gibi
    Sen yaşarken acıları; rüzgar çalsın düşlerini

    Denizlere attım seni kumsaldaki taş gibi
    İçimden attım seni gözden akan yaş gibi
    Unutmak çok zor hala, hayallerde kazılısın
    Uzaklarda yaşıyorsun anlamsız günlerini
    Benden ayrı kucaklarken en ağır dertlerini
    Düşlerken hayatının en tatlı gerçeğini
    Sen yaşarken acıları; rüzgar çalsın düşlerini

    Nisan 2001

    Hakan Şengün

    #100032187

    temptation
    Katılımcı

    Unutmak kolay diyordun ya
    Kolaymış meğer
    Unuttum adını,her kelimesini unuttum
    Dalga dalga savrulan saçlarını unuttum
    Kömür karası yaşlı gözlerini unuttum ben

    Unutmak kolay diyordun ya
    Kolaymış meğer
    Yağmur altında gezdiğimiz sahilleri unuttum ben
    Bana ilk seni seviyorum dediğin
    O çay bahçesini unuttum ben

    Unutmak kolay diyordun ya
    Kolaymış meğer
    Elini ilk tuttuğumda
    Yüzündeki o masumluğu unuttum ben
    Sarıldığımda ise
    Başımı döndüren gül kokulu,kokunu unuttum ben

    Unutmak kolaymış be bitanem
    O yüzündeki gülüş,içindeki sıcaklık
    Seni özlüyorum dediğinde
    Gözünden akan iki damla yaş
    Ve seni öptüğümde içinde kaybolduğum yıldızlar

    Bütün bunları unutmak
    O kadar kolaymış ki bi tanem
    O kadar kolaymış ki
    hepsini unuttum

    OSMAN TÜRKMEN

    #100031811

    Konu: GAMSIZ

    grup forumunda Gülten KAHRAMAN

    likevoyager
    Katılımcı

    bana gamsız derdin
    dinle
    kimmiş en büyük gamsız
    saat gecenin bir yarısı
    ben ayaktayım
    uyku tutmuyor
    tutmaz ki bundan böyle?

    sen hain
    sen sinsice girdin beynime
    usul usul yerleştin hücreme
    sonra kaçtın birden bire
    kaçtın be gamsız

    kolay mı unutmak
    kolay mı
    başkasını koymak yerine
    üzülmez mi insan bakınca geriye
    bu enkaz benim eserim diye
    denilmez mi be gamsız

    yakışmıyor be gamsız
    yakışmıyor
    senin gibi birine

    bana gamsız derdin
    dinle
    kimmiş en büyük gamsız?

    sence böyle kolaysa unutmak
    sence böyle kolaysa terk etmek
    sensin be,
    sensin en büyük gamsız!

    #100031494

    Konu: BEDDUAMSIN BENİM

    grup forumunda Fatih Turgay AKÇAY

    Ogniela
    Katılımcı

    Bir Dünya kur kendine , acılarla olsun,
    Bir yas içinde kal,
    Sevda denizi ile,,,
    Bahar alsın seni de ,
    Kışlara,sonbahara götürsün,
    Kendini dağlara sal…
    Gördüğün her canlıya,
    Her güle adımı koy,
    Bakışlarında kalsın sebebim,
    Belki bir su sesinde,
    Belki hasret gemisinde,
    Yazın düş sezgisinde,
    Sabahsız uyanasın…
    Eylül akşamlarında,
    Odana al gölgemi,
    Al da anla beni,
    Yoksa nasıl inanasın…
    Dertler içinde yüzesin,
    Bir tepenin ardından ,
    Irmak ile kaybolasın,
    Sonra göçüp milâda,
    Takvimlerden düşesin…
    Geçmiş mevsimleri yaşayasın,
    Sırla dolu karanlığa ,
    Sahipsiz bakasın…
    Gitmek istediğin her yerde,
    Kapanayım göz kapaklarına,
    Unutmak istediğinde,
    Ansızın gireyim beynine,
    Çözmek istediğin her derde,
    Daha da dert olayım…
    Bedduamsın benim…
    İsteyip de yapamadığım,
    Sayfalardan atamadığım,
    Utanıp da bakamadığım,
    Bedduamsın benim,,,
    Dokunup hissedemediğim ,
    Her tarafımda diyemediğim,
    Düşün altındasın sen,
    Gençlik , nedenin olsun uykusuz gecelerinin,
    Ağladığında yaş yerine kan aksın ,
    Bulunamaz bir çare olasın,
    Bedduamsın benim..

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 65) görüntüleniyor