Şiirname – Kültür – Sanat – Edebiyat – Şiir – Şairler ve Şiirleri Siirler Arama 'seni sen oldugun icin' için arama sonuçları

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 126) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034806

    Konu: SANA DAİR

    grup forumunda Latif MEMİŞ

    Pelin
    Katılımcı

    I

    Yaşamı geçmişi yarınlara kurgulu yaşlı bir bebeğin gözlerine bıraktım.
    Anadolunun içlerinde, gri tonları insanların yüzlerine yansımış
    bir dağın eteklerine kurulmuş onlarca şehirden birinde başladı hikayem.
    İçimin gemilerinde başladığım seyahatte
    sadece sana dokunmak için vermiştim tüm molaları yaşama dair.
    Ne denli gerçek olduğuna inanmaya çalışarak.
    Sana dair her mucizenin gölgesinde dinlenip
    yine yaşlı şehir hikayeleriyle büyüyen,
    efsanelere gönül vermiş kalabalıkları unutarak.
    Seni unutamadığım anların tadında yeni efsaneler kurgulayarak.
    Uğruna ağıtlar yakılan bir karanlık sokakta
    yeniden yürümenin tadında.
    Dağların ihtişamına kurulu
    dağ çiçekleri nefasetindeki güzelliğine tutuklu
    ve rüzgarın dokunuşlarını bile kıskanan bir harislikte.
    Sana dair kelimeler hiç bitmedi hafızalarımızda
    tüm zamanların surlarında savaşlarımızın
    döküldükçe yeşerir kırmızısı duvarların
    senin varlığın biometrik güllelerdir insanlığa dair
    Sessizce büyür anılarında
    Tutuklanır anlamsızlık
    Gülümser cümlelerin kırılganlığına

    II

    Paylaşımsız ve bencildir aslında zaman
    İçimde her anı yürür sonbaharın
    Anılar koşar adım sanrılar görür, görünmez olur bebek karanlığı
    Aşk gibidir anlamı ya hep ya hiç kısmı sonbaharların
    Her mevsim aşk karışır çorbasına karanlık kaldırımların
    Hüznünden çok ruhumdaki izlerinin kalıcı olan yanlarını severim
    Sensizliğin acıtan duvaklarını.
    Aslında birbirinden değerli yüzlerce an var sana dair
    Bazen hüzün bazen gözyaşı bazen yok olmak gibi şeyler

    III

    Susmak travmatik bir geminin feryadı.
    Boğaz karanlık batıkların çamurunu silkeliyor.
    Mor çiçeklerin kasımı, bataklık kokusu bir sensizlik sunuyor
    İçim karanlık bir sis sen olmayınca

    IV

    Sustum.
    Sessizliğim kaç yüz yıldır sürdüğünü anımsayamadığım bir kayboluşa dair. Bana dair.
    Sokaklarında yürüyen, düşünmeden sürüklenen zamana dair.
    İnsanlı, insansız tutkulara dair.
    Kaybettiklerime dair.

    Konuşamadım.
    Yalnızlığımın, üstatların sözcüklerinde efsaneleştiğini
    ve tutkulu romanlara dönüştüğünü bilerek.
    Gülümsemene buluşan saflığı keşfederek.
    Hücrelerimde gelgitler yaşayan deli dolu bir anlamsızlığın gölgesinde.

    V

    Görünmez olabildiğim anları anımsayabilecek kadar çok yaşadım
    Her birimiz için.

    Hepimizin kendine dair öykülerini
    Sıradan olamayacak kadar gizli kalmaya değer tecrübelerini taşıdım
    Korkularımın.

    Bir asır süren yalnızlığımın izlerini hatırladıkça
    Ne denli kendime düşman olduğumun küskünlüğü içinde geçirdiğim
    Huzursuz gecelerin unutulmuş karanlığında
    Susturuldum.

    VI

    Sana dair
    Upuzun bir kervan çizdim
    Tuale.
    Nefesler kesildi
    Bitti zaman.
    Sen gelinceye dek.

    #100034661

    Konu: ARTIK YOKSUN SEN..

    grup forumunda Filiz TURAN

    ebruli40
    Katılımcı

    Artık yoksun sen
    Bunu kabul etmek kabullenmek
    Ne kadar zor geliyor bana
    Oysa ne çok hazırlanmıştım bu ayrılığa
    Ama yine de hazır değilmiş yüreğim
    Derinden acıyor şu an içim
    Sürekli kendime o artık yok diyorum
    Ama zaten yanımda yoktun ki sen
    Hep yüreğimde var oldun
    Bu kaybetme korkusu Neden
    Bana ait olan neyi kaybettim ki ben
    Benim olan duruyor zaten yerli yerinde
    Giden yok olan ne öyleyse
    Aslında hiçbir şey
    Onun için sana veda etmiyorum
    Sen hep olduğun yerdesin
    Ve orada kalacaksın ebedisin
    Giden yalnızca bana ait olmayanlar
    Öyleyse bu acı ve göz yaşı neden
    Niçin ağlıyorum ki ben
    Burada sevgiler fani bitmeye mahkum
    Oysa bizim sevgimiz ebedi olmalı
    Öyleyse var sen yoluna git
    Olduğun yerde sebat et
    Mutlu ol ve sevdiklerinle yaşa
    Ben beklerim seni
    Yaşarım yüreğimdeki sevgini
    Bir gün gelir
    Biter bu fani dünyada zaman..
    O zaman birleşir sonsuza dek
    Sevdiklerine hasret olan…

    11 Mart 2003

    Filiz Turan

    #100034527

    Konu: BİR EŞİ OLMALI İNSANIN

    grup forumunda Can YÜCEL

    Hayat
    Katılımcı

    Bir Eşi Olmalı İnsanın!
    Bakarken yüreğinin kabardığı,
    Gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı?
    Aşık olduğu bir eşi olmalı!

    Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp,
    Şükürler etmeli Yaradana.
    Koklamalı saçlarını uyuyan eşine şefkatle bakıp,
    Usulca dokunmalı yüzüne.

    Bir eşi olmalı insanın!
    Varlığını hissedebilmek için.
    Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla.
    Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü..
    Kramplar girmeli midesine,
    Onsuzluk aklına geldikçe!

    Bir eşi olmalı insanın!
    Rüzgar O?nun kokusunu getirmeli,
    Yağmur O?nun sesini.
    Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için.
    Akşam O?nu görecek diye, pırpır etmeli yüreği.
    Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi.
    Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi.
    Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli.
    Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.

    Bir eşi olmalı insanın!
    Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini,
    Tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu..
    Güven duymalı, her şeyiyle.
    Başını göğsüne koyup huzurla uyuyabilmeli,
    Tüm düşüncelerinden arınmış olarak.
    Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı..
    Şımarabilmeli yanında.
    Kıskanılmalı zaman zaman da..

    Bir eşi olmalı insanın!
    Sabah yolcularken işine, içi acımalı,
    Daha yollarken özlemeye başlamalı.
    Seni şimdiden özledim!

    Bir eşi olmalı insanın!
    Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla.
    Gözleri yollarda kalmalı
    Ve kapıyı çalmadan açmalı..
    Aşkla karşılamalı,
    Hasretle sarılmalı boynuna,
    Özlemle koklayıp öpmeli,
    Yıllarca uzak kalmışçasına!

    Bir eşi olmalı insanın!
    Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın,
    Bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında.
    Verdiği hiçbir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı,
    Daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli.

    Bir eşi olmalı insanın!
    Cennetten köşe almışçasına
    Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı..
    Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,
    Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!

    Ben seni ölene dek seveceğim boş laf !
    Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim..

    #100034431

    Hayat
    Katılımcı

    Çocuk gibi davranmayı sever.Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister. Birçocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. Ama herkadın çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz, ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz. Bir kadın güçlüdür aslında. Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. isterki erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar. Bir kadın sevgilidir aslında İçinde her zaman sevgi taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için, yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir. Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. sevmediği halde terk etmeyen kadılarda var elbette. Bunun nedeni ise engelleyemedikleri acımak duygusudur. Bir kadın yalnızdır aslında. Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz Kendisine ait bir dünyası vardır orda hep yalnızdır. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine ne kadar kalacağına kendisi karar verir. Sığınaktayken ordan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz. Bir kadın bilgindir aslında. Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez yaratıcılığının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkarmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz yaratıcılığını sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır. Bir kadın hayattır aslında. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanır. Yemek yemek, su içmek bile.Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size Anlamıyorsanız ne yazıkki yaşamıyorsunuz…

    #100034432

    Hayat
    Katılımcı

    Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak.
    Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak.
    Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini.
    Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.
    Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin.
    Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük.
    Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak.
    En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de.
    Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küfretmeyecek.
    Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.
    Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek.
    Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna.
    iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak.
    Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak.
    Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürlerle yemeklerle işi olmayacak.
    Şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz.
    Salatasız oturmayacak yemeğe.
    Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri.
    Yahut pahalı parfümlerin sindiği, boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin.
    Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş.
    Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.
    Kadın dediğin güzel olacak… Zeki olacak zeki.
    Seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da…
    Paranın güzelliğini bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.
    Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terk etmeyecek.
    Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak,
    Yan gözle adam kesmeyecek, başka sevgili edinmeyecek.
    Sarışın, renkli gözlü uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya…
    Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir olacak.
    Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha.
    Ağzı sıkı olacak kadın dediğin.
    Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak..
    Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan,
    Kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan,
    raf süslerinden, tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.
    Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak,
    biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak.
    Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.
    En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir.
    Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa.
    Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle.
    Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de.
    Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek.
    Parayla pulla, kariyerle, kimin ne dediğiyle, sınırlamayacak.
    Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla…
    Bileceksin ki evde ‘O’ kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana.
    Öyle bir kadın işte…
    Nerede öyle kadın , yoktur deme.
    Sen de adam olacaksın, seçmesini bileceksin!

    #100034304

    Konu: AYRILAMAZSIN

    grup forumunda Mehmet COŞKUNDENİZ

    Hayat
    Katılımcı

    Aşk biter…Bu limandaki zamanın dolmuştur.Yelkenlerini şişirip engin denizlere açılmanın vakti gelmiştir artık.Bir özgürlük çağrısı gibi gelir başkalarına bu durum.Ama sen bilirsin ki,nice fırtına seni beklemektedir.Bu yüzden o limanı terk etmek istemezsin.

    İçin hep hüzün doludur.Bir yanın bittiğini kabul etse de diğer yanın”belki yapılacak bir şey daha vardır”der.Durursun,kığırdayamazsın.Bir tek adım bile atmak istemezsin.Öylece durup gözlerinin içine bakarsın.Sana yeniden”Gel”demesini beklersin.”Ben de senden ayrılmam”demesini beklersin.Ama o söz hiç çıkmaz ağzından,duyamazsın…

    Gururlusundur,istemediğin yerde duramazsın.Ağzından “Evet,bence de bitmeliydi bu aşk”sözcükleri çıkar;ama,buna sen bile inanamazsın.Gururun,oyun oynamaya başlar sana.Önce Belki biraz zaman vermeliyiz birbirimize”diyerek gururunu ucundan köşesinden yemeye başlarsın.Öyle bir an gelir ki,”Ne olur ayrılmayalım”demeye kadar verdırırsın işi.Bu sözleri nasıl söylediğine inanamazsın…

    Alışmışsındır.Onun sıcaklığını hiç kimsede bulamayacağını bilirsin.Kimse onun gibi gülemez,kimse onun gibi dokunamaz.Kimseyi onun kadar sevemeyeceğini düşünmeye başlarsın.Bunlar içini sıkar.Nefes alamaz hale gelirsin.Ne uykular uykudur ne geceler gece…Bir kaç dakika huzurlu uykuya hasretsindir artık…Uyuyamazsın…

    Ondan gelecek bir tek haberi umutsuzca beklersin.Telefonun yanında kaç gece sabahladığını hatırlayamazsın.Yoktur,bir tek haber bile yoktur.Beklemek,ölüm gibi gelir insana.Aslında ölüm fikri de pek garip değildir artık.Öylesine umutsuz kalırsın ki ölümü tek çare olarak görmeye başlarsın.Ölümle ilgili planlar yaparken bile onun tekrar geri dönme olasılığını hiç çıkarmazsın aklından.Bu yüzden ölemezsin…

    Hayat devam ediyordur;ama,bir şey hep yarım,hep o eksiktir.Yüreğin asla eskisi gibi atmayacaktır.Başka aşklar seni kandırmayacaktır.Kimle beraber olursan ol,onu her zaman hatırlayacaksındır.Yıllar sonra bile olsa bir gün sana”gel”dese nerede ve kiminle olduğuna bakmadan ona koşacaksındır.Kahredici bir gerçektir bu.Bu gerçeği bilmek çok daha acı vericidir.Katlanırsın çünkü acı senin kardeşindir.Okim bilir kimle,hangi mutlu hayatın içinde yeni aşkının tadını çıkarmaktadır.Bunu da bilirsin.Bilirsin ama…Ayrılamazsın

    #100034240

    Konu: ÖZLEME DAİR

    forumda Can DÜNDAR

    Hayat
    Katılımcı

    Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir?

    Beynimi uyuşturuyor özlemin?

    Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.

    Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.

    Sabahlara seni okşayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü?

    Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken? ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken?

    Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında? o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek?

    “Atlattı” müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:

    “Yaşayamaz artık bu evde? yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde” dedi, “O gitmeli? ve kendine yeni bir hayat çizmeli?”

    Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile “Kal” demek sana?

    Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek?

    Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden “Git artık” demek?

    “Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa” demek sana ne zor?
    Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken?

    ? seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden?

    ? yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek?

    ? ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yanyana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor?

    ? ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre “Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git” demek?
    ? yokluğunu beklemek, ne zor?

    Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp terkedilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden?

    Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.
    Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüreğimin derinlerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve “Geri dön bebeğim” demek istiyorum:”Geri dön? kulüben seni bekliyor?”

    #100034242

    Hayat
    Katılımcı

    Fırtınadan sırılsıklam bir geceye uyuyup, ışıl ışıl bir bahar güneşine uyanınca insan, uzun sürmüş bir kış uykusunun mahmurluğundan silkinmişcesine diriliyor ruhu?

    Yorgun bir yılın sonunda, denizin tuzlu dudaklarından öpmeye koştuğum bir sahil kasabasında, elektronik posta kutuma düştü “kırlangıcın öyküsü”?
    Öyle güzel, öyle yalındı ki, yazarını da, kaynağını da bilmemenin riskine rağmen, o 8 ? 10 satırdan çocuksu bir masal yapıp, bu yılbaşı, hediye sepetinize koymak geldi içimden?
    * * *
    “Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş.
    Cesaretini toplayıp penceresine konmuş.
    Önce olabildiğince dik durmuş,
    Sonra gagasıyla cama vurmuş.
    ?-Tık? tık tık??
    Çok meşgulmüş adam? öfkeyle cama dönüp bakmış:
    ?-Kimmiş onu işinden alıkoyan??
    Kırlangıcın minik kalbinde amansız bir heyecan
    Kırık sözcükler dökülmüş gagasından?
    ?-Hey adam, seni nicedir izliyorum.
    Sorma nedenini, niçinini,
    Ama galiba seni seviyorum?.
    * * *
    Şaşırmış adam,
    ?-Sen de nerden çıktın şimdi,
    Tam aklımı toplayacakken bozdun işimi??
    Şöyle bir tüylerini kabartmış kırlangıç,
    ve aklındaki planı çıtlatmış:
    ?-Aç pencereyi beni içeri al sen,
    birlikte yaşayalım ebediyen?
    hem sofrada ortağın olurum,
    hem evde eğlencen?.
    Parlamış adam:
    ?-Şuna da bakın neler diyor bu?
    Haddini bil, hiç kuş insana aşık olur mu??
    ?-Soğuklar başladı bak, üşüyorum dışarda.
    Alırsan içeri, deva olurum yanlızlığına da??
    Hepten kızmış adam, kovmuş kırlangıcı camın önünden
    ?-Yürü git işine, yalnızlığımdan memnunum ben”
    Bükmüş gagasını zavallı kırlangıç,
    Uçmuş semaya doğru, kanadı kırık?
    * * *
    Gel zaman git zaman,
    kırlangıçın hemen ardından,
    bizim adamı pişmanlık basmış:
    ?-Hay aptal kafam, ben ne halt ettim,
    ayağıma gelen fırsatı teptim?.
    Sonra teselli etmiş yalnız kalbini:
    ?-Sıcaklar başlayınca gelir kırlangıcım.
    Onu içeri alır yalnızlığımı paylaşırım”.
    Kış geçip de yaz gelince, yalnız adam başlamış beklemeye?
    Ama sevdalısı uğramamış bile bir kere?
    Akın akın gelen sürülere sormuş,
    Onun kırlangıcından eser yokmuş.
    Öyle üzülmüş ki, gidip bilge kişiye danışmış.
    Hem kırlangıcı, hem kendi eşekliğini anlatmış
    Bilge kişi almış adamın mesajını,
    Lakin üzüntüyle sallamış başını:
    “A benim yalnız oğlum. Ne kadar efkarlansan azdır.
    Çünkü kırlangıçların ömrü 6 aydır”.
    * * *
    Sırılsıklam bir geceye uyuyup, güneşli bir sabaha uyanınca insan, kabus gibi geçmiş bir yılın, ışıltılı yeni yıllara gebe olduğuna dair inancı tazeleniyor.
    Hele yorgun bir yılın sonundaysanız,
    denizin tuzlu dudaklarından öpmeye koştuğunuz şirin bir sahil kasabasında, dostların arasındaysanız?
    Ve hele, posta kutunuza atılan mektuplar size “Bulduğun aşkların kıymetini bil” diyorsa?

    #100034248

    Hayat
    Katılımcı

    Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.
    Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
    Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.
    Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da… Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.
    Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
    Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
    Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
    Sevdim işte ötesi yok…

    #100034257

    Hayat
    Katılımcı

    İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında, seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam…
    Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam…
    Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp, bana baktığını hissediyorsam…
    Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa…
    İçtiğim çayın şekeri, sigaramın dumanı, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan…
    Sokakta bana bakan her insan, yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa…
    Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam…
    O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam…
    Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi sadece senin şerefine kaldırıyorsam…
    Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam…
    Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam…
    Ve o enerjiyle hiç uyumadan günlerce çalışabileceğimi duyumsuyorsam…
    Gün boyu saatleri, dakikaları sayıp ‘Neden geçmiyor bunlar’ diye hayıflanıyorsam…
    Ve hep seninle buluşacağımız anı bekliyorsam…
    Kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam…
    Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam…
    Seninle ilgili planlar yapıyorsam…
    Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntının üzerinde dakikalarca düşünüyorsam…
    İzlediğim filmdeki başrol oyuncularının yerine kendimizi koyup ‘Biz olsaydık böyle yapardık’ diyorsam…
    Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam…
    Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam…
    Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam…
    Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkinin en keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam…
    ‘Hayatının en anlamlı şeyi ne’ diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam…
    Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir…

    #100034267

    Hayat
    Katılımcı

    Ben seni kocaman bi yürekle sevdim Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın

    Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni Herhangi bir konuk değildin artık Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama O yüreğin gerçek sahibiydin

    Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle Çiçek çiçek açtın yüreğimde Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında Taze bir yaparak gibi yeşildin Açelyaydın pembeliğinle Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün Kırmızıydın bir ateş gibi Ve maviydin En çok bu renkle anmayı sevdim seni Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim

    Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm Beni böylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle

    Her şeye rağmen sevdim seni Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim Sen elimden tuttuğunda, patlama hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm Ve o göle bir tek sen girebilirdin

    Sevdim ve hayrandım da Her halin çekti beni Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim Sesini de sevdim suskunluğunu da Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı

    Seni severken yorumlamadım Çünkü sen yaşam kaynağıydın Her gün yenilendim Seninle çoğaldım, büyüdüm Eksik kalan neyim varsa tamamladın Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin…

    Sevdim işte ötesi yok

    #100034269

    Hayat
    Katılımcı

    Yalnızlığın bu türlüsünü hiç yaşamadım ben Oysa bu yalnızlığın ilacının sen oldugunu biliyorum Elimi uzatsam tutacağını, kaygılarla dolu saatlerin bir anda yok olacağını biliyorum Sandığın kadar güçlü değilmişim demek ki!
    Konuşmak istiyorum `Seni hiç sevmemiştim, sana değer vermemiştim` demek istiyorum Ama çıkmıyor bu sözcükler ağzımdan Tıkanıp kalıyor boğazımda Nasıl söyleyebilirim ki bunu? Seni düşünmenin bile bana heyecan verdiğini nasıl inkar edebilirim? `Sen hayatımda değişik bir renktin Değişiklik arıyordum, sen bana yaklaşınca uzak kalamadım` demek istiyorum Oysa renklerin güzelliğini seninle keşfettim ben Her renge senin adını verdim Hayatımda bir değişiklik olduysa bu seninle geldi Senden uzak kalmayı hiç düşünemedim ki! Sana yakın olmanın verdiği hazzı başka hangi duygu tattırabilirdi bana?
    `Çekiciydin, güzeldin Bu yönünle etkiledin beni Kişiliğin, kültürün, zekan hiç dikkatimi çekmedi` demek istiyorum Bunun yalan olduğunu sen de biliyorsun Sen yoktun; sözlerin vardı, kendini anlatışın vardı, hayata bakış açın vardı Ve ben senin olmadığın zamanlarda işte bunlarla yaşadım Şimdi `beni sadece çekiciliğin etkiledi` dersem kendimi inkar etmiş olmaz mıyım?
    `Kilometreleri senin için katetmedim Sadece öyle zannetmeni istedim Bir oyundu bu` demek istiyorum Ama kendimi kandırıyorum Çünkü ben o yolları içimdeki o tarif edilmez heyecanla aştım Seni gördüğümde yaşadığım titremeyi gizleyebilmek için ne yapacağımı şaşırdım
    Aslına bakarsan `ben aşka falan da fazla inanmam` demek istiyorum Aşkın gücünün hayattaki başka hiçbir şeyden daha kuvvetli olamayacağına inanırken Doğruları yüreğimin sesiyle bulurken İnsanı insan yapan en önemli şeyin aşk olduğunu düşünürken Aşka inanmam demek, ben hiç yaşamadım demekle eş anlamlı
    Hayat hep seçenekler sunar insana Ama her zaman en doğrusunu seçmek mümkün değil Önemli olan yaşanan yanlış da olsa bundan yarına dair bir ders çıkarabilmektir BEN ŞİMDİ YANLIŞI YAŞIYORUM…

    #100034280

    Hayat
    Katılımcı

    Gidiyor musun diye sorma bana
    Gönderen sensin
    Ne terk etmeyi istedim seni,
    Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi
    Senin kadar öfkeliyim ben de
    Senin kadar endişeli

    Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
    Ama inandıramadım seni
    Sen, sorgularken beni kafanda
    Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla
    Bir tek sözün bağlardı beni sana,
    Oysa sen hep susmanın koynunda
    Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
    Teslim alır bedenleri de
    Sütten çıkmış ak kaşık değildim
    Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza
    O dünya ki bazen minicik bir odada
    Bazen kentin ortasında şekillendi
    Nasıl da güzeldi
    Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
    Sen buna inanmadın Ah bu sorular

    Yaşamak varken sevdayı delice,
    Niye boğarız sorularla?
    Nasıl ikna edebilirdim seni?
    Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin
    Ben, seninleyim dedikçe
    Sen, hayır dedin
    Zaten az konuşan sen
    Olumsuz ne kadar sözcük varsa
    Bulup çıkardın ortaya
    Bense hiç bir şey diyemedim
    Ne kadar zarar vermişim sana meğer
    Nasıl değiştirmişim seni
    Oysa hiç böyle düşünmemiştim
    Kimseye zarar vermek istemem ben
    Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem
    Ama öyle oldu işte
    Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi

    Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı
    Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz
    Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık
    Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı
    Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan
    Biliyor musun bir tanem!
    Gidişim yürekten değil, zorunluluktan
    Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım
    Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
    yalancı yüzlerde ararım
    Seni de götürürüm yüreğimde
    Her zaman yokluğunu taşırım

    Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim
    Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını
    Ne yazık ki, kalamadın bana
    Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde
    Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın…

    #100034283

    Hayat
    Katılımcı

    Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören
    Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten
    Sen, benim en değerli yerimde,
    yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın
    Şimdi Oradasın ve Hepte Orada Kalacaksın
    Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek,
    ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni
    Herhangi bir konuk değildin artık
    Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama
    Artık o yüreğin gerçek sahibiydin
    Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya
    Ben dört mevsim baharı yaşıyorum seninle
    Çiçek çiçek açıyorsun yüreğimde
    Gökkuşağı zayıf kalıyor, senin renklerin karşısında
    Taze bir yaparak gibi yeşilsin Açelyasın pembeliğinle
    Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı gülümsün
    Kırmızısın, ateşlerin kraliçesi, tende yanan alev gibi
    Ve tabi ki sonsuzluk kadar masmavi
    En çok bu renklerle anmayı seviyorum seni
    Denize tutkuluyum;
    denizi sensiz, seni denizsiz düşünemiyorum
    Seni severken dünyayı da seviyorum ben,
    Hatta insanları da
    Kendime bile dar gelirken,
    içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiyim artık
    En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile,
    seni düşünmek yetiyor bana
    İçimdeki sevinç yüzüme yansıyor, gülüyorum
    Beni böylesine güldüren senin sevgin
    ve ben hasrete rağmen, içten gülüşün ne demek olduğunu,
    nasıl güzel bir şey olduğunu anlıyorum seninle
    Her şeye rağmen seviyorum seni
    Güçlüyüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yok seninle
    Senin için Bizim için
    Koca bir kente, koca bir ülkeye bile kafa tutabilirim
    Sana Dokunduğumu hayal ettiğim de bile,
    patlama hazır bir volkan gibiyim
    Menzil sensin
    ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirim
    Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritip, kül edebilirim
    Sana ulaştığımda ise bir Ceylinin su içmesi gibi kanacağın
    Ve sadece senin girebileceğin
    Masmavi gözlerin gibi sakin bir göle dönüşeceğim, biliyorum
    Sadece Sevmiyorum sana hayranım da
    Her halin öylesine deli çekiyor ki beni
    Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını,

    saflığını, tatlı kurnazlığını,

    çocukluğunu, olgunluğunu seviyorum

    Sesini de seviyorum suskunluğunu da

    Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını seviyorum

    Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamıyorum

    Sığmıyorsun cümlelere

    ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olamıyor

    Seni severken yorulmuyorum Çünkü sen yaşam kaynağımsın

    Her gün yeniliyorsun beni Seninle çoğalıp, büyüyorum

    Eksik kalan neyim varsa sen tamamlıyorsun

    Ben Sen Gelmeden Ölmeyeceğim

    Ölmeyeceğim

    Yüreği Yüreğimde

    Dokunulmamış Teni ile Tenimde Helalim

    Çünkü sen ölmezliğin ta kendisisin

    Gel Hadi Bekliyorum, Seni Deliler Gibi İstiyorum

    Ötesi Yok İşte Ceylan Yüreklim

    Seni Çok Seviyorum…

    #100034284

    Konu: NE DERSİN

    grup forumunda Mehmet COŞKUNDENİZ

    Hayat
    Katılımcı

    O’na

    Senden önce ne yapardım ben,bunu hatırlamaya çalışıyorum Hatırlamaya çalıştıkça da kocaman bir boşluğun içine yuvarlanmış gibi oluyorum Senden önce ne yapardım ben?

    Niye düşündükçe herşey boş ve anlamsız?Şaşırıyorum çünkü bir insanın hayatını bir başka insan nasıl bu kadar değiştirebilir ki?Sen olmadan önce anlamsız mıydı hayatım? Değildi elbette Belki hayatıma seninle birlikte yüklenen anlam, daha önce yaşanan herşeyi silip götürdü Ne dersin ?

    Doymak bilmeyen bebeklerin annesini gözlemesi gibi gözlüyorum bende seni Sürekli senden gelecek bir haberi beker durumdayım Zamanı seninle nasıl geçireceğimi hayal eder durumdayım

    Ne yaptın bana bilmiyorum Aşksa aşk, sevdaysa sevda Daha önce de yaşadım en koyu aşkları Ama bu başka bir şey Hani aşktanda üstün diyeceğim, bir türk filminin kavuşamayan iki kahramanı gibi olacak Bu da değil

    Senden önce nasıl mutlu olurdum ben?Neler sevindirirdi beni? Yine aynı kitapları okurdum, yine aynı müzikleri dinlerdim Ama senden sonra sanki hayatımda ilk kez müzik dinliyormuşum gibi geliyor İlk kez bir kitabı elimden bırakmadan her satırını beynime kazıyarak okuyorum

    Ansızın hayatıma girdiğin o andan öncesi yok Daha ne olduğunu anlayamadan birdenbire doldun içime Teslimdim artık sana, yüreğimle bedenimle ruhumla teslimdim Varlığınla hayatımı değiştirmene seviniyorum; ama, senden öncesini hatırlamayan ben gidersen ne yapacağım? ya herşey tıpkı hayatıma girişin gibi yarım kalırsa? Gidersen ve ben yarım kalırsam herşey yabancı gelecek bana Herşeyi yeniden öğreneceğim Üstelik öğretmenim de olmayacak Bunu yapabilir miyim bilmiyorum Düşüncesi bile ruhumu karartıyor Senden önce ne yapardım ben? Nasıl mutlu olurdum?Ya gidersen? Nasıl yaşarım ben senden sonra?Söylesene sevgili ne yaptın bana?

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 126) görüntüleniyor