1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 92) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034774

    Konu: ADI OLMASIN

    grup forumunda Latif MEMİŞ

    Pelin
    Katılımcı

    Sen buradasın ya içim dolunay
    Yokluğunda tutulur kalbim
    Yoksul bir karanlık sanrısı besler
    Akışkan günlerin korkusunu
    Yitik kalabalıkların yürüyüşleri,
    İçinin işaret levhası.
    Kıbleyi örten dağları şehrin,
    Toprağı besleyen sensizlik yalnızlığı.

    Suskunluğun engel değil
    Ellerini okşayan dualarıma
    Ve sana dair anların nefasetine
    Şimdi karanlık sokakların kokusunda
    Bulduğum taş gövdeli insanların ateşi
    Tutmama engel değil
    Sisten kuklalarını görünmezliklerin

    Şimdi tutku büyümede burada bebeğim
    Dudaklarını kucaklayan serin rüzgârlar
    Sarmakta görüntüsüz duyumsamaları
    Yer titremekte
    Gök yanma zamanında
    Dualar senin esirinde
    Meleklere gülümsemede şehir
    Sana dair her düşüncede

    18 Mayıs 2006

    #100034788

    Konu: İLHAM VE PERİ

    grup forumunda Latif MEMİŞ

    Pelin
    Katılımcı

    Baharın tortusu yapışmış ellerimize, yüreğimizin resminde düşler kurar,
    Mutluluğun binlerce tonunu acıtır zaman, olduğun mekân zamanda yağar,
    Gülün adına, ibadetin mihrabına ve sevgilinin lütfüne erdikçe pınar
    Kaynağında gizemdir dudaklarının kıvrımından içildikçe gönül kanar

    Ey sevgili
    Sensin serseri
    Bende hem deli
    Sende seferi.

    Bir okun sadağında saklanır savaşın hırçın naralarındaki korkular
    Olgunlaşıyor zaman, bekledikçe büyüyor içimizde sana dair tutkular
    Aşkının derin girdapları, gözlerinin renginde başlayıp biten aydınlıklar
    Ellerin sonra, dokunulası ve hatta kaybolası ellerinden tutan rüyalar

    Ey sevgili
    Sensiz matemi
    Sendedir emeli
    Bendedir alemi

    Yüreğim uzak denizlerde, tenim senin varlığında hayata dokunuyor
    Aşkımın çığlığı çığlığında, sevgimin zehri kanayan sözcüklerde anlamlanıyor
    Yağmurun vedası, gülümsemenin salası yaklaşıyor kapına, büyülüyor
    Kışın cefası, kokunun sefası yürüyor yolların kıvrımlarında içimizi sarıyor

    Ey sevgili
    Sensin gizemi
    Bende temeli
    Sende merhemi

    Uzun yolculuklardan geldim sana, hasretinden çatladı zaman ve mekânlar
    Şehirler geldi kapına sana ulaşmanın zor anlarında, kapında kapılar
    Evlerin odalarında yalnızlık ve yalnızlıktan izlere tutundu şarkılar
    Sade ve duruydu yanında tüm öyküler oysa sesinde anlaşılır sensiz anlar

    Ey sevgili
    Sen hem peri
    Bende cemali
    Sende zemheri

    Ey sevgili günüme sen dokun, geceme sen doğ aydınlansın karanlıklar
    Bulutlar yağsın en mahrem anlarına ve anılarına kavuşsun ayrılıklar
    Bir gelincik dokunsun tenine, mor yıldız çiçeklerinde karşılansın baharlar
    Gel işte gel uykulardan uyanıp, sarsılsın izleri zamanın gerçek olsun masallar

    Ey sevgili
    Sen serseri
    Bende deli
    Sende peri.

    #100034806

    Konu: SANA DAİR

    grup forumunda Latif MEMİŞ

    Pelin
    Katılımcı

    I

    Yaşamı geçmişi yarınlara kurgulu yaşlı bir bebeğin gözlerine bıraktım.
    Anadolunun içlerinde, gri tonları insanların yüzlerine yansımış
    bir dağın eteklerine kurulmuş onlarca şehirden birinde başladı hikayem.
    İçimin gemilerinde başladığım seyahatte
    sadece sana dokunmak için vermiştim tüm molaları yaşama dair.
    Ne denli gerçek olduğuna inanmaya çalışarak.
    Sana dair her mucizenin gölgesinde dinlenip
    yine yaşlı şehir hikayeleriyle büyüyen,
    efsanelere gönül vermiş kalabalıkları unutarak.
    Seni unutamadığım anların tadında yeni efsaneler kurgulayarak.
    Uğruna ağıtlar yakılan bir karanlık sokakta
    yeniden yürümenin tadında.
    Dağların ihtişamına kurulu
    dağ çiçekleri nefasetindeki güzelliğine tutuklu
    ve rüzgarın dokunuşlarını bile kıskanan bir harislikte.
    Sana dair kelimeler hiç bitmedi hafızalarımızda
    tüm zamanların surlarında savaşlarımızın
    döküldükçe yeşerir kırmızısı duvarların
    senin varlığın biometrik güllelerdir insanlığa dair
    Sessizce büyür anılarında
    Tutuklanır anlamsızlık
    Gülümser cümlelerin kırılganlığına

    II

    Paylaşımsız ve bencildir aslında zaman
    İçimde her anı yürür sonbaharın
    Anılar koşar adım sanrılar görür, görünmez olur bebek karanlığı
    Aşk gibidir anlamı ya hep ya hiç kısmı sonbaharların
    Her mevsim aşk karışır çorbasına karanlık kaldırımların
    Hüznünden çok ruhumdaki izlerinin kalıcı olan yanlarını severim
    Sensizliğin acıtan duvaklarını.
    Aslında birbirinden değerli yüzlerce an var sana dair
    Bazen hüzün bazen gözyaşı bazen yok olmak gibi şeyler

    III

    Susmak travmatik bir geminin feryadı.
    Boğaz karanlık batıkların çamurunu silkeliyor.
    Mor çiçeklerin kasımı, bataklık kokusu bir sensizlik sunuyor
    İçim karanlık bir sis sen olmayınca

    IV

    Sustum.
    Sessizliğim kaç yüz yıldır sürdüğünü anımsayamadığım bir kayboluşa dair. Bana dair.
    Sokaklarında yürüyen, düşünmeden sürüklenen zamana dair.
    İnsanlı, insansız tutkulara dair.
    Kaybettiklerime dair.

    Konuşamadım.
    Yalnızlığımın, üstatların sözcüklerinde efsaneleştiğini
    ve tutkulu romanlara dönüştüğünü bilerek.
    Gülümsemene buluşan saflığı keşfederek.
    Hücrelerimde gelgitler yaşayan deli dolu bir anlamsızlığın gölgesinde.

    V

    Görünmez olabildiğim anları anımsayabilecek kadar çok yaşadım
    Her birimiz için.

    Hepimizin kendine dair öykülerini
    Sıradan olamayacak kadar gizli kalmaya değer tecrübelerini taşıdım
    Korkularımın.

    Bir asır süren yalnızlığımın izlerini hatırladıkça
    Ne denli kendime düşman olduğumun küskünlüğü içinde geçirdiğim
    Huzursuz gecelerin unutulmuş karanlığında
    Susturuldum.

    VI

    Sana dair
    Upuzun bir kervan çizdim
    Tuale.
    Nefesler kesildi
    Bitti zaman.
    Sen gelinceye dek.

    #100034732

    Kaptan
    Yönetici

    bugün o kadar ihtiyacım var ki sana
    güneşin yalnızlığı ısıtmadığını anladım

    artık biliyorum alnımı öpen gecenin korkularımı sarmadığını
    şarkıların ?ağlamak istediğim anlar?ın dışında anlamı olmadığını öğrendim

    ve kime derdimi anlatsam
    -aman takma, geçer
    demesinden yoruldum

    gün uykusunda laleler gibi dingin
    kollarının altında kalmalıyım şimdi

    buzul kelepçe bileklerimde
    aklımda kemirgen şu anılar

    günahlardan bir leke daha tenimde
    gözlerimden koyu yarınlar

    er kişi niyetineymiş de aşk
    her kişiyeymiş mavi boncuklar

    bugün o kadar ihtiyacım var ki sana
    kimsenin sen gibi bakmadığını anladım

    artık biliyorum adımı söyleyenlerin sevdalı çağırmadığını
    şiirlerin ?can yanmalarım? dışında yazılmadığını öğrendim

    ve kime aşkı sorsam
    bulamadığı bir şeyi tarifinden yoruldum

    gün kuytusunda rüzgâr gibi dingin
    ellerin saçlarımda olmalı şimdi

    çözül diyor içimdeki yabancı
    aklımda tutsak sevişler

    sevaplardan iz yok tenimde
    gözlerinden uzak yarınlar

    er kişi niyetineymiş de gün
    her kişiyeymiş yıldızlar

    bugün o kadar ihtiyacım var ki sana
    korkuları kovalayan sesini özledim

    kabusları dağıtan gülüşünü
    dizlerine başımı koyduğum anlar gibi

    mendilimde kelimeler var çocukluğuma dair

    hiçbiri sen gibi güzel değil

    hiçbiri sen gibi kalmamış baba

    bugün o kadar ihtiyacım var ki sana

    Not: Karakalem çalışması yabancı bir siteden alıntıdır (Brandie ve babası)

    #100034441

    Hayat
    Katılımcı

    Bir gün daha çaldım sensizlikten. Zor da olsa vurdu saat gece on ikiyi… Şimdi önümde yeni bir sensizlik var. İçinde, beni neyin beklediğini bilmediğim yirmi dört saat daha var… Sonra o da geçecek… İşte böyle kovalayacak birbirini yarınlar. Derken unutucağım seni, unuttuğumun farkında bile olmadan. Doğrusu da bu zaten, aksi halde hatırlamış olur insan. ?Onu unuttum? demek bile hatırlamaktır. Bu cümleyi aklıma getirmeyecek derecede unutmalıyım seni. İzin kalmamalı… Başkasını ararken yanlışlıkla senin numaranı çevirmemeliyim, kendimle dalga geçeceksem bu başka bir şey için olmalı… Sana dair hiçbir fikir kırıntısı kalmamalı beynimde. Zaman aşımına uğramalı tüm tasalar. Hiç sevilmemiş, hiç yaşanmamış gibi yabancılaşmalısın. Tesadüfen bir yerde adın geçtiğinde, irkilmemeliyim. Hakkında sorulan her soru cevapsız kalmalı. Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı…

    Seni birgün hatırlanmamak üzere sileceğim. Ama şimdi değil, çünkü ardında bıraktıklarından öğrenmem gereken çok şey var daha. Eğer gerçekten dendiği gibi ayrılıklar-acılar insanı adam ediyorsa, ben kızmamalıyım gidenlere. Ben senin ve senin gibiler sayesinde birgün adam olacağım. Ama şimdi değil. Çünkü dersini çıkarmam gereken çok ayrılığım var benim. ?Adam olmak adına, nice ayrılıklara…? Bak gördün mü böyle dalga geçmeli insan kendisiyle. Yanlışlıkla o numarayı tuşladığında değil…

    Şu durumda bile gülümseyebiliyorsam, epey yol katetmişim demektir seni unutma yolunda. Acaba diyorum bu yazıyı yazmasa mıydım? Neden dersen canım acımıyor ki? Yani yazıya başladığımdan beri bir tek sigara dahi yakmadım. Evet, çok az kalmış seni unutmama… Bunu hissediyorum… Yazmasam da olurdu ama ölmek üzere olan yokluğuna can çekiştirmek hoşuma gidiyor! Amatör bir şairin intikamı olsa gerek bu…

    Oysa ben bunları yazmak için başlamamıştım sana. Hatırlıyor musun o ilk günü? İnsanın tanımadığı birinin masasına yaklaşıp, o tatlı gerginliği yaşayarak ?merhaba? demesi ne kadar garip. Kimbilir neler düşünmüştün o an… Beni senin yanına iten şey neydi diye çok merak etmiştim zamanında. Elinde sigaran, bakışlarını bir noktada toplamıştın. Buydu belki de beni sana çeken manzara. Ben sessiz insanları, az konuşan insanları hep tanımak istemişimdir. Çok sustuklarına göre vardır anlatacakaları bir şey mutlaka diye düşünmüşümdür. Neden sonra farkına varmıştım kaybolmuş bir insana selam verdiğimin. Neden az konuşuyorsun diye sorduğumda verdiğin cevap etkilemişti beni. ?Susturdular…? Anlıyordum. Neden diye sormaya gerek yoktu. Artık bakışlarını topladığın o noktanın yerini benim yüzüm almıştı, konuşmaya başlamıştın nihayet… ?Dinleyecek bir insan buldum? diyordun ya da buna inanmak istiyordun. Suskunluk benim dilime uğramıştı sonra. Soru sorma sırası sendeydi bu sefer ?Sen de pek konuşmuyorsun, neden? ? Benim cevabım seninkinden biraz farklıydı. ?Kelimelerimi çaldılar, bana söyleyecek söz kalmadı? Sonuçta ilk ortak noktamızı bulmuştuk, -susmak-… İkincisi ise, yani karşılıklı yaşadığımız en gerçekçi şey -ayrılmak-… Ve nihayetinde ?unutmak-… Farkında mısın bilmem insana hoş gelen hiçbir ortak yönümüz yok… Hep kaybetmek üstüne, susmalarımızın içinde bile yenilgiler var… İnsan, ilk başta iki yaralı kişinin birbirini daha iyi anlayabileceğini, mutlu olmak adına birbirlerine daha sıkı sarılabilecğini düşünse de, aslında tam tersi doğru… Biri hasta, biri doktor olmadan olmuyor aşk… O yüzden bizim mutlu olmamız uzak ihtimaldi….

    Ben, bugün bunları yazmak için gelmemiştim o masaya. Gel gör şimdi unutmak üzereyim. Pek sevimli değil bu… -Bir insanı unutmak – Anlamı olmalıydı oysa geride kalanların… Biz şimdi onca zamanı unutmak için mi yaşadık? Geriye birkaç şey kalmalıydı hatırlanmaya değer… Akla geldiğinde insanın içini titreten, anlatıldığında dinleyen kişiyi düşündüren, en azından bir sigara yaktıracak kadar burukluk veren bazı anılar kalmalıydı geriye… Demek ki biz unutmak zorunda kaldığımız tüm zamanları biraz boşa haracamışız. Şu an benim aklıma gelen zamanlar?ın çoğu zorlama… Belki ilerde bir anlamı olur ümüdiyle, adettendir diye yaşanmış, klişeleşmiş şeyler…

    Galiba zamanı geldi de geçiyor. Eğer yapacak bir şey kalmadıysa en doğrusu bu, unutmak!

    Göreceksin seni hiç bir şey olmamış gibi… Seni, yüzüme o tatlı gerginliği alıp da masana hiç yaklaşmamış gibi… Adını hiç duymamış, ellerinden hiç tutmamış gibi… Hiçbir anı, hiçbir geceyi, hiçbir mutluluğu ve hiçbir acıyı yaşamamış gibi unutucağım… Sonra bu yazının karşısına geçip, yine hiçbir şey olmamış gibi okuyacağım senden kalan kırıntıları…

    Üzgünüm, yapacak hiçbir şey yok artık…
    Belki de unutmak, adam olmaya çalışan insanların tek silahı…

    #100034456

    Hayat
    Katılımcı

    Terinin,
    Terime karışmasıyla geçen
    O dünya ötesi zamanlarda,
    Bir kaybetme korkusu sarardı içimizi.
    Bedenlerimize bu korkunun ayazı düştüğünde,
    Doğru olanı,
    Aşka yakışanı yaptık biz!
    Yarına sarkıtmadık hiçbir şeyi.
    Aşk bize gücenip de sırtını dönmesin diye,
    Epey soluksuz bıraktık takvimleri.

    Seni hep,
    Bir gün sonra ölecekmişim gibi yaşadım
    Coşardı duygularım böyle olunca,
    Yanında olduğum her saniye,
    Sana defalarca çoğalırdım.
    Çalardım seni zamandan.
    Binlerce saate çıkarırdık,
    Bir günün süresini.
    Ve bu dünya utanırdı halinden,
    Bırakırdı kendi eksi etrafında dönmeyi.

    Tanrıya verilecek candan önce,
    Bizim aşka olan bir gençlik borcumuz vardı.
    Ödendi…
    Henüz kurumayan,
    O soluksuz kalmış takvimlerin teri şahittir buna sevgili!

    Öldük ölmeden önce,
    Birgün gerçek ölüm kapıya dayandığında
    Gözlerimizi kapatmış olacak sadece.

    Ve o gün
    Meleklerin aşka dair soracak sorusu yok bize!
    Alacaklı gidiyoruz sevgili…
    Bundan daha güzel ne olabilir?
    Şimdi gönül rahatlığıyla ölebiliriz,
    Hadi öyleyse, kapa gözlerini…

    #100034463

    Konu: AMATÖR ŞAİR

    grup forumunda Okan SAVCI

    Hayat
    Katılımcı

    Gel bir an önce,
    Türküler dinlemek istiyorum sesinden
    İçli…
    Buruk…

    Ümitsizlik-çaresizlik değil,
    Umut dolu bir sevda çıkmalı nefesinden…

    Sana okunmamış şiirler getirdim.
    Hasrete,
    Vuslata,
    Ve sevgiye dair!

    Açık tut gözlerini,
    İçine baka baka okuyacağım!
    Kapama ki, soluksuz kalmasın bu amatör şair…

    #100034464

    Hayat
    Katılımcı

    I

    Ve bu
    Sarhoş dualarım
    Çocuksu kadınlığına,
    Mutluluğuna sevgili…

    AMİN!

    II

    Kıştır şimdi
    Karlar inmiştir Uludağ?a
    Sen
    İstanbul?da bir sahilde
    Çayını yudumlayıp
    Gözlerinle şekil veriyorsun kayalara…

    Yonttuğun hüzündür.
    Yapma bunu
    Mavi-mavi bakarsan
    Bir şey kalmaz yarınlara…

    AMİN diyorum ey yar!
    Bir hiçlik birikmesin senden sonraya…

    III

    Diyelim ki
    Yaklaşmışsın bir pencereye
    Kasım olsun aylardan.
    Saçların bana inat hala sarı!
    Nereye baktığını hiç sormadım.
    Bildiğim
    Siyah giysinin üstünde
    Kolsuz bir yelek
    Üstelik kırmızı…

    Arkandan usulca yaklaşıp
    Sarılmak dilemişim.
    Kabul olmayacak dualar bunlar.
    Olsun
    Yine de AMİN!

    IV

    Koynumda uyurken sen
    Ya da
    Oturmuşsak bir köşeye
    Yerin belli ilk günden
    İlla ki solumda.
    Ama
    Ne zamanki
    El-ele yürüyoruz aşkın başkentinde
    Bütün şehirler yıkılmış
    Ve keşfedilmemiş bir hayat duruyor sağımda…

    AMİN sevgili.
    Bu sarhoş dualarım sırf o güne…

    V

    Gülüşünün
    Gözlerime astığı o gece
    Kararmadı henüz.
    Yaz bitmedi sevgili
    Kalemime değmedi güz.

    Ben
    Şair falan değilim
    Bilirsin!
    Fakat
    Karaladığım sayfalarda bir kadın salınır
    Siyah geceliğiyle.
    Dizlerime alışmış başı
    Sanki
    Çok öncelerden tanıyor olmalı?
    (Bunu fısıldamıştı bir gece kulağıma)
    Yankısı uyaklara düşmese de
    Kalem kırdırır bazı akşamlarda…

    AMİN sevgili…
    Sana dair birgün,
    Kaybetme korkusundan uzaklarda bir yerlerde
    YAZMAYA!

    VI

    Neyi eklersen ekle bu güzel yalana
    Sen gelmedikçe hepsi ölgün!
    Ama unutma
    Bazen kendiliğinden yırtılır takvim yaprakları.
    Ve biz
    İstiklal? de buluşuruz birgün…

    AMİN!

    #100034416

    Konu: DEMEK GİDİYORSUN

    grup forumunda Fatih KISAPARMAK

    Hayat
    Katılımcı

    Demek gidiyorsun?
    Ben bunu hakketmedim!
    Ne varsa aşka ve cesarete dair
    Sırtlayıp o büyük yangınınla gidiyorsun demek!!
    Git??..
    Oysa
    Sen öğretmen çıktığın yıl
    Vurup alnıma kavgayı
    Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı
    Akşamlarım olmuştu ve kuduz gecelerim
    Göz yaşlarım ağlarken
    Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
    O gün bugündür tetikte bir ömrün son kurşunusun
    Hiç aklıma gelmezdi gülüm
    Buda bana ders olsun!!!!
    Demek gidiyorsun?
    Böyle olsun istemezdim oysa!!
    Hazin vedaların bu baş dönmesi
    Cellat kırmızısı bir hüsrandı yollarda.
    Sen öğretmen çıktığın yıl
    Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler
    Eyvahhhhh??.
    Esmer bir ağadı bileylemişsem
    Cinnetin ucunu yakmışsam bir kez
    Cehennemin nizamiye kapısındaysam
    Ateşten bir nehre dönen bu isyan
    Hep o gül yangınına kanat çırpar
    Ve en korsan şarkılar yüzünü şarapla yıkar.
    Gidiyorsun demek?
    Ben bunu hakketmedim!!
    Ne varsa aşka ve cesarete dair
    Sırtlayıp o büyük yangınınla git.
    Hadi durma,gençliğimin vebalini,
    Ve sevgisiz hayatımızın bedelini ödemeden git..
    Bu şiiri sana armağan ettim
    Yanına almayı unutma sakın
    Issız gecelerde okur ağlarsın
    Kimseler görmese de kanarsın gülüm
    Neler çektiğimi o gün anlarsın!!!
    Sonbahar yağmuruyla ıslandım sokaklarda
    Ağladım ikimize senden çoook uzaklarda.
    Şimdi hüzün makamında bütün şarkılar
    Bu yorgun ses,bu kör lamba,bu ateşi sönmüş soba
    Tanığıdır yanlızlığın,pişmanlığın tanığıdır.
    Çünkü,çünkü benim kitabımda, aşk bir defa yaşanır..
    Demek gidiyorsun?
    Git????????..
    Bir yanda ölümün alnındaki ter
    Bir yanda suya düşen sardunya
    Ve sabahın saçlarındaki kırağı kadar ışıyorsun
    Hadi durma,
    Sırtlayıp o büyük yangının vebalini
    Ve sevgisiz bir hayatın bedelini ödemeden git.
    Bilirsin,gecenin en karanlık olduğu an
    Sabahın en yaklaştığı zamandır
    Ve hiç bir şey hakkında bildiğimiz her şey
    Aslında YALANDIR?.
    Demiştim ya?
    Sen öğretmen çıktığın yıl
    Vurup alnıma kavgayı
    Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı,
    Hüzün sarısı yapraklarını
    Akşamlarım olmuştu,kuduz gecelerim
    Göz yaşlarım ağlamıştı
    Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
    Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler.
    Demek gidiyorsun?
    Git?
    Bu şiiri sana armağan ettim
    Yanına almayı unutma
    Belki soban sönmüş,kitabın bitmiş,dizlerinde battaniye
    Yanlızlığın iç çekişini duyarsın
    Paketteki son sigaran
    Ve titrek bir mum alevi hüznüyle geçmişe dalarsın
    Kimseler görmese de kanarsın gülüm.
    Sende yanarsın?

    #100034240

    Konu: ÖZLEME DAİR

    forumda Can DÜNDAR

    Hayat
    Katılımcı

    Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir?

    Beynimi uyuşturuyor özlemin?

    Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.

    Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.

    Sabahlara seni okşayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü?

    Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken? ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken?

    Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında? o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek?

    “Atlattı” müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:

    “Yaşayamaz artık bu evde? yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde” dedi, “O gitmeli? ve kendine yeni bir hayat çizmeli?”

    Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile “Kal” demek sana?

    Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek?

    Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden “Git artık” demek?

    “Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa” demek sana ne zor?
    Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken?

    ? seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden?

    ? yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek?

    ? ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yanyana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor?

    ? ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre “Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git” demek?
    ? yokluğunu beklemek, ne zor?

    Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp terkedilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden?

    Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.
    Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüreğimin derinlerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve “Geri dön bebeğim” demek istiyorum:”Geri dön? kulüben seni bekliyor?”

    #100034242

    Hayat
    Katılımcı

    Fırtınadan sırılsıklam bir geceye uyuyup, ışıl ışıl bir bahar güneşine uyanınca insan, uzun sürmüş bir kış uykusunun mahmurluğundan silkinmişcesine diriliyor ruhu?

    Yorgun bir yılın sonunda, denizin tuzlu dudaklarından öpmeye koştuğum bir sahil kasabasında, elektronik posta kutuma düştü “kırlangıcın öyküsü”?
    Öyle güzel, öyle yalındı ki, yazarını da, kaynağını da bilmemenin riskine rağmen, o 8 ? 10 satırdan çocuksu bir masal yapıp, bu yılbaşı, hediye sepetinize koymak geldi içimden?
    * * *
    “Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş.
    Cesaretini toplayıp penceresine konmuş.
    Önce olabildiğince dik durmuş,
    Sonra gagasıyla cama vurmuş.
    ?-Tık? tık tık??
    Çok meşgulmüş adam? öfkeyle cama dönüp bakmış:
    ?-Kimmiş onu işinden alıkoyan??
    Kırlangıcın minik kalbinde amansız bir heyecan
    Kırık sözcükler dökülmüş gagasından?
    ?-Hey adam, seni nicedir izliyorum.
    Sorma nedenini, niçinini,
    Ama galiba seni seviyorum?.
    * * *
    Şaşırmış adam,
    ?-Sen de nerden çıktın şimdi,
    Tam aklımı toplayacakken bozdun işimi??
    Şöyle bir tüylerini kabartmış kırlangıç,
    ve aklındaki planı çıtlatmış:
    ?-Aç pencereyi beni içeri al sen,
    birlikte yaşayalım ebediyen?
    hem sofrada ortağın olurum,
    hem evde eğlencen?.
    Parlamış adam:
    ?-Şuna da bakın neler diyor bu?
    Haddini bil, hiç kuş insana aşık olur mu??
    ?-Soğuklar başladı bak, üşüyorum dışarda.
    Alırsan içeri, deva olurum yanlızlığına da??
    Hepten kızmış adam, kovmuş kırlangıcı camın önünden
    ?-Yürü git işine, yalnızlığımdan memnunum ben”
    Bükmüş gagasını zavallı kırlangıç,
    Uçmuş semaya doğru, kanadı kırık?
    * * *
    Gel zaman git zaman,
    kırlangıçın hemen ardından,
    bizim adamı pişmanlık basmış:
    ?-Hay aptal kafam, ben ne halt ettim,
    ayağıma gelen fırsatı teptim?.
    Sonra teselli etmiş yalnız kalbini:
    ?-Sıcaklar başlayınca gelir kırlangıcım.
    Onu içeri alır yalnızlığımı paylaşırım”.
    Kış geçip de yaz gelince, yalnız adam başlamış beklemeye?
    Ama sevdalısı uğramamış bile bir kere?
    Akın akın gelen sürülere sormuş,
    Onun kırlangıcından eser yokmuş.
    Öyle üzülmüş ki, gidip bilge kişiye danışmış.
    Hem kırlangıcı, hem kendi eşekliğini anlatmış
    Bilge kişi almış adamın mesajını,
    Lakin üzüntüyle sallamış başını:
    “A benim yalnız oğlum. Ne kadar efkarlansan azdır.
    Çünkü kırlangıçların ömrü 6 aydır”.
    * * *
    Sırılsıklam bir geceye uyuyup, güneşli bir sabaha uyanınca insan, kabus gibi geçmiş bir yılın, ışıltılı yeni yıllara gebe olduğuna dair inancı tazeleniyor.
    Hele yorgun bir yılın sonundaysanız,
    denizin tuzlu dudaklarından öpmeye koştuğunuz şirin bir sahil kasabasında, dostların arasındaysanız?
    Ve hele, posta kutunuza atılan mektuplar size “Bulduğun aşkların kıymetini bil” diyorsa?

    #100034247

    Hayat
    Katılımcı

    Karşımdasın. Elimi uzatıp dokunabiliyorum sana. Ne büyük mutluluk bu… Gördüğüm en güzel şeysin. Senden öte tanımladığım başka hiçbir şey yok. Her şey senin adınla anılıyor benim dünyamda. Bütün çiçekler sen, bütün yıldızlar sen… Bir sanat eserisin, bakmaya doyamadığım. Tanrının bana armağanısın, ve artıyor her geçen gün sana hayranlığım. Yüzünde kuşlar, gözlerinde hayatın ta kendisi var. Öyle gerçeksin ki…
    Gözümü açıyorum sen, kapıyorum sen… Hiç bitmeyen serüven… Günümün en keyifli anı, uykumun en tatlı rüyası… Seni soluyorum, havadasın. Seni kokluyorum, doğadasın. Hele şimdi sonbaharsın. Ya da sonsuz bahar. Seni yaşıyorum, canımdasın. Canımsın… Sarılsam sana, bin yıl geçse, bir an bile ayrılmasak… Ten tene, yürek yüreğe sonsuz baharın en aşk dolu iki yaprağı olsak… Ağaç ağaç gezip, yeşersek, açsak. Yere düşsek, kalksak… Seni bilsem, bir tek seni. Seni görsem, bir tek seni… Sesin sarhoş etse beni… Öyle içimdesin ki…
    Bir saniye iste benden sensiz geçirdiğim, veremem. Sensiz geçecekse geçmesin zaman, istemem. Seninle yeniden doğdum, yeniden doğuşun kanıtıyım ben. Senden önce geçen zamanı, sana ulaşmak için yürüyerek geçirmişim, kimmişim bilememişim. Şimdi başımı çevirip geriye bakmıyorum bile. O yol yüründü ve bitti, artık seninle yürünecek bambaşka bir yol var önümde. Yorgunluk nedir bilmeyeceğim, hiç şikayet etmeyeceğim ve bir tek adımda bile tökezlemeyeceğim uzun, aşk dolu bir yol… Öyle aklımdasın ki…
    Ah, sensiz kalmıyor muyum bazen yıkasım geliyor gördüğüm bütün duvarları. Ardında seni bulurum sanıyorum. Ne ayrı koyduysa bizi, zaman ya da yollar, bir kalemde silesim geliyor. Sana dokunmamı engelleyen ne varsa, bir kadehi yere çarpıp tuzla buz eder gibi parçalamak istiyorum. İsyanım taşıyor, kendi öfkemden korkuyorum. Ve kavuşmak… Bunu düşünmek içimde kırılmış bütün aynaları tamir ediyor. Mavi bir yağmur başlıyor, ıslanıyorum. Maviye boyanıyorum. Öyle özlüyorum ki…
    Sen ol, hep ol, benimle ol, bende ol… Sendeyim ben, yüreğimi koydum yüreğinin üzerine. Aşk bu, başka isim arama. Hem de en koyu, en deli, en tutkulu… Öğreneceğim çok şey var sana dair. Bilmediğim çok şey var. Ama bir şeyi öyle iyi biliyorum ki… Seni öyle çok seviyorum ki…

    #100034250

    Hayat
    Katılımcı

    Sana akıyorum, hiçbir şey bu akışı geri çeviremiyor. Çünkü sen her taraftasın. Sağımda, solumda, arkamda, karşımda. Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam ulaşılacak her noktada sen duruyorsun.
    Sana akıyorum, çünkü senin yolunda yürüyorum. Önüme çıkan hiçbir sapak, hiçbir kavşak ilgilendirmiyor beni. Yürümenin en zor olduğu yol bu belki de. Ama tozundan, toprağından, çakılından, çalısından şikayetçi değilim ben bu yolun. Sana ulaşmak için attığım her adımla mutlu oluyorum.
    Sana akıyorum, çünkü hayatın akışı kadar doğal sana akışım. Doğa, her cinsin yaşayabilmesi için nasıl kurallar koymuşsa, benim yaşamamın da var olmamın da kuralı sensin.
    Sana akıyorum, çünkü sesin de cismin de kuşatmış durumda beni. Senin kuşatmana karşı savunma yapmıyorum. Kalemin bütün kapıları açık. Yıkıcı bir kuşatma olmadığını biliyorum. Böyle bir teslimiyet rahatsız etmiyor beni.
    Sana akıyorum, çünkü yüzüne, gözlerine, ellerine baktıkça kendimi görüyorum. Sesine yüklediğin gizli anlamları çözerken hep kendimden bir şey buluyorum.
    Sana akıyorum, çünkü paylaşacak daha çok şeyimiz var. Bugüne kadar paylaştığımız her şey, daha sonra paylaşacaklarımızın da habercisi. Hayatın herhangi bir yerinde bir çiçeği birlikte tutup, birlikte koklamak, sonra o kokunun bize verdiği hazla sıkı sıkı sarılmak istiyorum sana.
    Sana akıyorum, çünkü bir insanı tutkuyla, beklentisiz, delice sevmenin ne anlama geldiğini biliyorum. Birini böyle seveceksem, bu sadece sen olmalısın.
    Sana akıyorum, çünkü seninle yaşamak sonu hiç gelmeyecek bir şölene benziyor. Bu şölenin tadını çıkarıyorum. Böylesine keyifli, böylesine eğlenceli bir şöleni yarıda bırakıp gitmek istemiyorum.
    Sana akıyorum, çünkü ‘hayatın uslanmaz ruhusun’ sen. İşte ben bu ruha aşığım aslında. Seninle yenileniyorum, seninle yüreğime çöreklenmiş ne kadar kötülük varsa arınıyorum.
    Sana akıyorum. Bütün coşkumla… Aşka dair ne varsa benimle birlikte onlar da akıyor sana. Benim gibi coşkun bir denizi aktığı yolu çok iyi bilen bir ırmağa çevirebilecek tek güç sendin. Orada kal. Ayrılma yolumun üzerinden. Sana ulaşamasam da bu yolda olmak bile yeterli bana…

    #100034269

    Hayat
    Katılımcı

    Yalnızlığın bu türlüsünü hiç yaşamadım ben Oysa bu yalnızlığın ilacının sen oldugunu biliyorum Elimi uzatsam tutacağını, kaygılarla dolu saatlerin bir anda yok olacağını biliyorum Sandığın kadar güçlü değilmişim demek ki!
    Konuşmak istiyorum `Seni hiç sevmemiştim, sana değer vermemiştim` demek istiyorum Ama çıkmıyor bu sözcükler ağzımdan Tıkanıp kalıyor boğazımda Nasıl söyleyebilirim ki bunu? Seni düşünmenin bile bana heyecan verdiğini nasıl inkar edebilirim? `Sen hayatımda değişik bir renktin Değişiklik arıyordum, sen bana yaklaşınca uzak kalamadım` demek istiyorum Oysa renklerin güzelliğini seninle keşfettim ben Her renge senin adını verdim Hayatımda bir değişiklik olduysa bu seninle geldi Senden uzak kalmayı hiç düşünemedim ki! Sana yakın olmanın verdiği hazzı başka hangi duygu tattırabilirdi bana?
    `Çekiciydin, güzeldin Bu yönünle etkiledin beni Kişiliğin, kültürün, zekan hiç dikkatimi çekmedi` demek istiyorum Bunun yalan olduğunu sen de biliyorsun Sen yoktun; sözlerin vardı, kendini anlatışın vardı, hayata bakış açın vardı Ve ben senin olmadığın zamanlarda işte bunlarla yaşadım Şimdi `beni sadece çekiciliğin etkiledi` dersem kendimi inkar etmiş olmaz mıyım?
    `Kilometreleri senin için katetmedim Sadece öyle zannetmeni istedim Bir oyundu bu` demek istiyorum Ama kendimi kandırıyorum Çünkü ben o yolları içimdeki o tarif edilmez heyecanla aştım Seni gördüğümde yaşadığım titremeyi gizleyebilmek için ne yapacağımı şaşırdım
    Aslına bakarsan `ben aşka falan da fazla inanmam` demek istiyorum Aşkın gücünün hayattaki başka hiçbir şeyden daha kuvvetli olamayacağına inanırken Doğruları yüreğimin sesiyle bulurken İnsanı insan yapan en önemli şeyin aşk olduğunu düşünürken Aşka inanmam demek, ben hiç yaşamadım demekle eş anlamlı
    Hayat hep seçenekler sunar insana Ama her zaman en doğrusunu seçmek mümkün değil Önemli olan yaşanan yanlış da olsa bundan yarına dair bir ders çıkarabilmektir BEN ŞİMDİ YANLIŞI YAŞIYORUM…

    #100034278

    Hayat
    Katılımcı

    Hiçbir duygumu ertelemedim ben
    Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım
    Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü
    Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil
    Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona
    Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği
    Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru
    Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar?
    Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için?
    Kaç gece geçti hesaplasana?
    Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti
    Neler yapabilirdik,
    neler yaşayabilirdik düşünsene?
    Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle
    Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim
    Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün
    Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik
    Girmediğimiz sokak kalmazdı
    Bakişlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni
    Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik
    Sonra bir filme gider,
    bir kitap okur,
    bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik
    Paylaştığımız her anı,
    beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı
    Özlerdik birbirimizi delicesine
    Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye
    Peki biz ne yaptık?
    Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik Her an aşkı yaşamak varken,
    her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken,
    bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi
    Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık
    Sana huzur vaat etmiyorum
    Aşkta huzur arayan yanılır
    Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm
    Onlar adına konuşuyorum
    Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum
    Gözlerinin içine bakıp ?Seni Seviyorum? demek istiyorum
    Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum
    Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum
    Yaşama senin adınla anlam katmak,
    mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum
    Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için,
    daha mavi bir deniz,
    daha mavi bir gökyüzü,
    daha mavi bir sevda için
    Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil?
    Şimdi!

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 92) görüntüleniyor