Şiirname – Kültür – Sanat – Edebiyat – Şiir – Şairler ve Şiirleri Siirler Arama 'oylesine bir ask siiri' için arama sonuçları

1 ile 2 arası 2 sonuç (toplam 2) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100023660

    afflicted_
    Katılımcı

    Istanbul Destani

    Istanbul deyince aklima marti gelir
    Yarisi gümüş, yarisi köpük
    Yarisi balik yarisi kuş
    Istanbul deyince aklima bir masal gelir
    Bir varmiş, bir yokmuş

    Istanbul deyince aklima Gülcemal gelir
    Anadolu’da toprak damli bir evde
    Gülcemal üstüne türküler söylenir
    Süt akar cümle musluklarindan
    Direklerinde güller tomurcuklanir
    Anadolu’da toprak damli bir evde çocuklugum
    Gülcemalle gider Istanbul’a
    Gülcemalle gelir

    Istanbul deyince aklima
    Bir sepet kinali yapincak gelir
    Şehzadebaşi’nda akşam üstü
    Sepetin üstünde üç tane mum
    Bir kiz yanaşir insafsizca dişi
    Boyuna posuna kurban oldugum
    Kalin dudaklarinda yapincagin bali
    Tepeden tirnaga arzu dolu
    Sam yeli sögüt dali harmandali
    Bir şarap mahzeninde dogmuş olmali
    Şehzadebaşi’nda akşam üstü
    Yine zevrak-i derunum
    Kirilip kenara düştü
    Istanbul deyince aklima Kapaliçarşi gelir
    Dokuzuncu Senfoniyle kolkola
    Cezayir marşi gelir
    Dört başi mamur bir gelin odasi
    Haraç mezat satilmakta
    Bir gelinle güvey eksik yatakta
    Köşede sedef kakmali tombul bir ut
    Tamburi Cemil Bey çaliyor eski plakta
    Sonra ellerinde şamdanlar nargileler
    Pasli Acem kiliçlari
    Amerikan kovboylari
    Eller yukari

    Ne kadar da beyaz elbiseleri
    Amerikan deniz erleri
    Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi
    Sütten duru buluttan beyaz
    Beyazin böylesine ölüm yakişir mi dersin
    Yakişmaz
    Ama harbederken onlara
    Bambaşka elbiseler giydirirler
    Kan rengi, barut rengi, duman rengi
    Kin tutar kir tutmaz

    Istanbul deyince aklima
    Kocaman bir dalyan gelir
    Kimi pasli bir örümcek agi gibi
    Gerinir Beykoz’da
    Kimi Fenerbahçe’de yan gelir
    Dalyanda kirk tane Orkinos
    Kirk degirmen taşi gibi dönmektedir
    Orkinos dedigin baliklarin şahi, Orkinos mavzerle gözünden vurulur
    Denizin içinde agaçlar devrilir
    Kan çanagina döner dalyanin yüzü
    Camgöbegi yeşili bulanir
    Bir çirpida kirk Orkinos
    Reisin sevinçten dili dolanir
    Bir marti gelir konar direge
    Atilan Kolyosu havada yutar
    Bir başkasini beklemez gider
    Balikçi gülümser tatli tatli
    Adi Marikadir bu martinin der
    Her zaman böyle gelir böyle gider

    Istanbul deyince aklima Adalar gelir
    Dünyanin en kötü Fransizcasi orda harcanir
    Çalimindan geçilmez altmişlik madamlarin
    Agzi dili olsa da tenhadaki çamlarin
    Görüp görecegi rahmeti anlatsa insanlarin

    Istanbul deyince aklima kuleler gelir
    Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kiskanir
    Ama şu Kizkulesinin akli olsa
    Galata kulesine varir
    Bir sürü çocuklari olur

    Istanbul deyince aklima
    Tophane’de küçücük bir sokak gelir
    Her Allahin günü kahvelerine
    Anadolu’dan bir sürü fakir fukara gelir
    Kimi dilenecek dilenmesine utanir
    Kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun
    Dudaklarinda kirli pasli bir tebessüm
    Çöpçü olmuştur bugüne bugün
    Kiminin sirtinda perişan bir küfe
    Kiminin sirtinda nakişli semer
    Şehrin cümbüşüne katilir gider
    Kalin yagli bir kolana koşulur
    Piyano taşirlar omuz omuza
    Kendinden agir yükün altinda adamlar
    Balmumu gibi erir dururlar
    Sonra kanter içinde soluk alirlar
    Nazik eşya nazik hamallar ister neylersin
    Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alirlar mi dersin
    Nazdan nazik çiniden bilezik eller
    Derken
    Karşi radyoda gayetle mülayim bir ses
    Evlere şenlik Üstad Sinir Zulmettin
    Haciyagina bulanmiş sesiyle esner:
    Gami sadiyi felek
    Böyle gelir böyle gider

    Istanbul deyince aklima
    Stadyum gelir
    Güne güneşe karşi yirmibeşbin kişi
    Hepsinin dudaginda Istiklal Marşi
    Bulutlar atilir top top pare pare
    Yirmibeşbin kişilik bir aydinlik içinde eririm
    Canim agzima gelir sevinçten hilafsiz
    Isteseler bir gelincik gibi koparir veririm

    Istanbul deyince aklima
    Stadyum gelir
    Kanimin kariştigini duyarim ilik ilik
    Memleketimin insanlarina
    Daha fazla sokulmak isterim yanlarina
    Ben de bagiririm birlikte
    Avazim çiktigi kadar
    Gögsümü gere gere
    Ver Lefter’e yaz deftere
    Stadyum gelir
    Istanbul deyince aklima
    Binlerce insanin ayni anda
    Ayni şeyi duymasindan dogan sevincin
    Heybetini düşünürüm
    Birbirine eklenir kafamda
    Binler yüzbinler milyonlar
    Sonra bir misra havalanir ürkek
    Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar

    Istanbul deyince aklima
    Yahya Kemal gelirdi bir eyyam
    Şimdi Orhan Veli gelir
    Demindenberi dilimin ucundasin Orhan Veli
    Demindenberi senin tadin senin tuzun
    Senin şiirin senin yüzün
    Yarali bir güvercin misali
    Başimin üstünde dolanir durur
    Gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine
    Neresine mi arayan bulur
    Erbabi bilir
    Deli eder insani bu şehir deli
    Kadehlerin çinlasin Orhan Veli

    Istanbul deyince aklima Sait Faik gelir
    Burgaz adasinda kiyida
    Mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne
    Mavi gözlü bir ihtiyar balikçi gencelir küçülür
    Ikisi bir boya geldi mi Sait kesilirler
    Bütün Istanbul’u dolaşirlar elele başbaşa
    Ana avrat küfrederler uçan kuşa eşe dosta
    Sivriadada da marti yumurtasi toplarlar çilli çilli
    Ziba mahallesinde gece yarisi
    Sabaha Galata’dan geçer yollari
    Maytaba alacaklari tutar kahvede
    Zararsiz bir deliyi
    Ula Hasan derler gazeteyi ters tutaysun
    Çaktirmadan gazetesini tutuştururlar fakirin
    Sonra oturup sessizce aglarlar

    Istanbul deyince aklima
    Sait Faik gelir
    Taşinda topraginda suyunda
    Fakirin fukaranin yanibaşinda
    Bir kalem bir bilek bilendikçe bilenir
    Kildan ince kiliçtan keskin
    Hep iyiden güzelden yana
    Hep kimsesizlerin

    Istanbul deyince aklima
    Sait’in son yillari gelir
    Hey Allahim en güzel çaginda Sait’e
    Dört beş yil ömrün kaldi denir
    Sait Sait olur da nasil dayanir
    Mavi gözlü çocuk boşverir ölüm haberine
    Ihtiyar balikçi pis pis düşünür
    Bir zehir yeşilidir açilir
    Bir yeşil ki cigerine işler adamin
    Bir yeşil ki kasip kavurur
    Küçük mavi çocuk
    Ihtiyar balikçi
    Ve dilimize bulaşan zehir yeşili
    Istanbul çalkalandikça bu denizlerde dipdiri
    Dilimiz yaşadikça yaşasin Sait’in şiiri

    Istanbul deyince aklima
    Sabiyem gelir
    Sabiyem boynundan büyük bir demetle
    Sariyer’den gelir Pendik’ten gelir
    Bahar nereden gelirse velhasil
    Sabiyem oradan gelir
    Ne delidir ne divane
    Aslini ararsan çingenedir
    Tepeden tirnaga güneştir
    Topraktir
    Anadir
    Analar içinde bir tanedir
    Biri sirtinda biri memesinde biri karninda
    Karni her daim burnundadir
    Canini mendil gibi takar dişine
    Yürekten birşeyler katar işine
    Bir ucundan girer şehrin ötekinden çikar
    Alçakgönüllüdür Sabiyem
    Hem masa satar, hem göbek atar
    Ver bir çeyrek güzelim der
    Neyse halin o çiksin falin
    Cani çikar Sabiyemin fali çikmaz
    Sonra anlatir dün gece başina gelenleri
    Görürüm üryamda bir sari yilan
    Cenabet ugraşir durur benimlen
    Uyanir bakarim benim bebeler
    Yatagin ucuna kaymiş
    Ayagimin parmaklarini emer

    Istanbul deyince aklima
    Bir basma fabrikasi gelir
    Duvarlari uzun masalari uzun sobalari uzun
    Dal gibi dalyan gibi kizlar çalişir bütün gün ayakta
    Kanter içinde mahzun
    Yüzleri uzun elleri uzun günleri uzun
    Fabrikada pencereler tavana yakin
    Al topuklu beyaz kizlar dalga geçmeyin
    Dişarda agaçlar dizi dizi
    Duvarlar duvarlar uzun duvarlar
    Niçin agaçlardan ayirdiniz bizi
    Dişarda tarlalar turuncu asfalt mosmor
    Dişarda dişarda dişarda
    Mevsim gürül gürül akip gidiyor
    Ondokuz yaşinda Eyüplü Gülsüm
    Dalmiş beyaz köpüklü akişina ipeklilerin
    Kötü kötü düşünüyor
    Ipegin akişina doyum olmaz
    Ama gel gör ki ipekli emprimeden oglana don olmaz
    Bir top Amerikan bezi sakiz gibi beyaz
    Bir top Amerikandan neler çikmaz
    Perdeler yatak çarşaflari çoluga çocuga çamaşir
    Sakiz gibi agarmiş bir top Amerikan bezi
    Gülsüm’ün gözleri kamaşir
    Üçüncü oglani dogururken Gülsüm
    Bir top Amerikana hasret sizlere ömür
    Gülsüm’lerin sürüsüne bereket
    Yerine bir Gülsüm’cük bulunur elbet
    Gider Gülsüm gelir Gülsüm
    Azrail ettigin bulsun

    Istanbul deyince aklima
    Agzina kadar sogan yüklü bir taka gelir
    Sülyen kirmizisi üstüne zehir gibi yeşil
    Samsun’dan Sürmene’den Sinop’tan
    Yaz demez kiş demez mutlaka gelir
    Kirli yelkeninde yeni bir yama
    Demirinin pasi gelir dilime
    Nabzimda duyarim motorunun hizini
    Canimin içine sokasim gelir
    Iri kalçalari pullu denizkizini

    Istanbul deyince aklima
    Takalar gelir
    Alçakgönüllü kalender
    Ya Peleng-i Deryadir adlari ya Şimşir-i Zafer
    Istanbul deyince aklima
    Koca Sinan gelir
    On parmagi on ulu çinar gibi
    Her yandan yükselir
    Sonra gecekondular gelir ardisira
    Isli pasli yetim
    Eyy benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim

    #100020944

    sudenaz
    Katılımcı

    Gözlerin ipekyoludur ömrümün
    Akasya yüklü kervanlar geçer
    Çan sesleri arasında bir fener
    Yanar söner yanar söner yanar söner
    Gözlerin ipekyoludur ömrümün
    Kentin en kalabalık yerlerinde
    Dört nala koşan bir at gibi
    Çılgınlığa akan yalnızlığa ölüme
    Yazılmış şiirleri yeniden yazmak bütün
    Hayatı teğellemek yepyeni bir güne
    Ve sonra sökmek uzun uzun
    Gözlerin ipekyoludur ömrümün
    Yalnızlıktan gelir yalnızlıklara gider
    Düşülür her şeyin altına bir tarih
    Soluksuzum günlerdir geceler uzar
    Yaşamak dünyayı ödüllendirmektir artık
    Kendimi öldürdüğüm yerlerde beni kan tutar
    Başıma gelecekleri bile bile yürürüm
    Hilton Oteli’nde hu çekerim huu…
    İşte hırkam ben de bir dervişim
    Asamı vestiyerde bırakmak zorunda kalırım
    Nescafeyi konyakla kardığım günler gecelerdir
    Bakarım gözlerine eğnim silkelenir
    Döktüğüm acılar yıllar kederlerdir
    Alnıma bir avuç tuz atılır düşünemem
    Konuşamam ağlayamam bağıramam
    Neden gece her gecenin ardından gelir
    Gözlerin ipekyoludur ömrümün
    Gözlerin tarihçesi yaşayıp öldüğümün
    Ihlamur ağaçları altında bir Saraybosna hatırası
    Sen ben ve Deniz bir de rüzgarın örttüğü gençliğimiz
    Sen ben ve Deniz. Sen ben ve Deniz…

1 ile 2 arası 2 sonuç (toplam 2) görüntüleniyor