You cannot copy content of this page

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 72) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034938

    Saliha
    Katılımcı

    yarınların elleri boğazımda
    sıktıkça sıkıyor
    bakmaktan vazgeçip
    gördüğüm anlarda

    boğazımda dizili umutlar
    sıktıkça boğuluyorlar

    boğuluyorum

    soluk
    biraz soluk diyorum
    hiçlikte çırpınan benliğime…
    biraz ışık
    karanlığa alışık gözlerime

    umutlar çalıyorum geleceğime

    demokrasinin piçlerine gebe
    iğfal edilmiş kadınlardan
    kocaman tanklarla oynayan
    babasız çocuklardan
    mideleri öğütmeyi unutmuş
    çaresiz halklardan

    y e t m i y o r

    yetemiyor nefesime
    koyveriyorum çığlıkları
    şimşek olup deliyor kapkara bulutları

    yağmur
    toprağı aslına döndüren yağmur
    dokunuyorum sana
    ıslak ellerim
    ıpıslak gözlerim

    hadi
    sağanak ol
    bardaktan boşalırcasına

    yağ insanlığa

    vicdanlar arınana kadar

    tüm bayraklar kararana kadar

    yağ durmamacasına

    #100034921

    gulbeyaz
    Katılımcı

    Sopalar taşlar avtüfekleri
    Ve içi içine sıkışmış bir toplu tabanca

    Belinden orta etinden
    Cılız çelimsiz bir elden
    Toprağa çekmekteydiler köyün bütün erkeğini

    Sebebi iki kalabalığı birbirne tutuyor gözlerin
    Gamzen için ne kanlar bağırıyor
    Delikanlılar uyuyamıyorlar yataklarında

    Bedenler
    Toprak ve deniz ve kıyı ve dalga gibi
    Birbirine çarpa çarpa

    Düzgün kurşun girişleri hafif morarak etiçine
    yutuşlar
    Saçaklı kurşun çıkışları et ve kan parçalarıyla
    kusuşlar
    Delikler ezik çöküntüler
    Yırtıklar alıp açılarak
    Dantel perdeli camda kayan gölgen için
    Ne kanlar akıttılar toprağa

    Kalabalık bir kadının ortasında duruyor
    Rüzgar yüzünün tabakalarını açıyor

    Binbir renk ve işleme donanımlı başı
    Ve.Gözyaşı çanağı şimdi kafatasları

    Ağlayan erkekler. – dayıoğulları emmoğulları halaoğulları
    Kurumuş çatlamış elmacık kemikleri
    O ayazda o güneşte incecik hassas tenleri

    Bu kez kırk yaşındaki gelinin kocası
    Yatağını boşaltıp toz toprak içine devrilen

    Ne gürültüyle ne haykırarak ne de kahkahayla
    Ne son,solukta öç öğütleyerek
    Ne de kadınım arkamdan gel diyerek
    Ne yarı ne yaranı görerek gözü
    Bir karnağrısına uğramış gibi
    Kıvranıp büzülüp ölüm korkusunu giyip iğrençlenerek
    Ölürken
    Başucundaydılar yaralarından beter bir bağırtı
    Koparan karısı.Erkekler hısımlar
    Kalplerini daraltan can verişi önünde
    İncecik gergin yırtabilir yürekleri

    Bütün evrene
    Eğilip yanaklarından baktılar gelinin

    Şimdi çarpılır köyün ağzı
    Bir yabancı saçı taradı ev
    Şimdi köyde cami bile gurbet olur
    Ayrılıp iki yana hızlanmaya başladı mı şunlar:

    evler toprak kapı köpekleri bile ağaçlar bahçe çitleri
    Yanan ateşin dumanı da
    İki yana geçip karşı karşıya hasımlanıyor
    Köpeğin yanında adam adamın yanında duvarlar pusu
    kayaları.Kayaların yanında bacı ana kasları baldırları
    çocuk şeyleri hınçlar ve beddualar
    çaylar
    Dereden gıcırtılarla insan boğar buz kristalli sular
    Buz gibi anlarda boğuşur hasımlar
    Yün yorganın sıcağı vurdukça düşte
    Şehvete serilinir ya kan çıkarmaya
    Ve hergün havada bir asap bozukluğu ve olanlara
    Tabiatta bir uyma zorluğu kuşlar ötemez gibi

    Uzun vadiler düzlükler aşarken büyümesi durur ağaçların
    Sesi insan öldürmeye giden kurşunların

    Ve susunca
    Kama düşüşü bir zaman başlar
    Kalb ete ve ruha aynı anda açılır
    Cine ve meleğe
    Zulme ve hilme

    Zaman ağlyan kadınların
    Zaman kendi pervasız korkularını yaşayamadan
    Ölümü en keskiniyle bile virajlarda bile izleyerek

    Ve kana çobanlık eder çocuklar
    Seyirtirlir ki kopar düğmeleri uçuşur mintanları

    Güzel başın
    Mermer akmalı yanyarın
    Güzel adalen

    ellerin ne maharetler edindi
    asla maymun değildin
    topraktan geldin nice sırlardan geldin

    – Kanındaki masallar destanlar masal harpleri
    Yoldaşın melekler
    Herbir yanın imparatorluk emanetleri iken
    Tüm bunlar öfkenin şimdi –

    Ayağı altında çiğnedi kan hesabı sormayı
    Vurmaya gidiyor yine de o ve o
    Bakabilirliğe açılan ve gözlere bakan
    Ağlayan dudakların
    Gergin pürüzsüz güzel kana ve güzel şehvete çeke

    Cahit Zarifoğlu

    #100034852

    Konu: ANNEME

    forumda ANNEME

    banucukk
    Katılımcı

    Güneş de sen, ay da sensin
    Hiç bitmeyen fayda sensin
    Sevgi oku, yay da sensin
    En kutsal varlığım anne.

    Şefkatinse deniz gibi
    Kalbin cennetten iz gibi
    Sensiz hayat öksüz gibi
    En kutsal varlığım anne.

    Sabrın öğütür derdimi
    Coşarım adın dendi mi
    Bulurum sende kendimi
    En kutsal varlığım anne.

    Gecelerde ışık sensin
    Evladına aşık sensin
    Hem aşık hem maşuk sensin
    En kutsal varlığım anne.

    Hakkın ödenmez bilirim
    İncitsem bin kez ölürüm
    Kokunu bulur gelirim
    En kutsal varlığım anne.

    Ellerinde kınaların
    Saçında süsün akların
    Bitmez tükenmez hakların
    En kutsal varlığım anne.

    Bir “of” desen verir sızı
    Duaların dizi dizi
    Mevlam ayırmasın bizi
    En kutsal varlığım anne.

    Miyaser GÜLŞEN

    #100034678

    ebruli40
    Katılımcı

    Sen!
    deli esen
    hırçın ve asi yelim
    fırtınalı, dalgalı denizim
    bazen bu yorgun gönlümü
    savurur durursun oradan oraya
    incitirsin ve acıtırsın da yüreğimi
    hatta gözlerimden yaşlarda döktürürsün
    ama yinede ne sevdandan ne de senden
    asla vazgeçemem ben..
    gönlümde ki deli sevdamsın sen!
    Kara gözlüm gül yüzlüm
    her fırtına sonrası
    sokulman yok mu sessizce
    şu acıyan göğsüme
    hele de o karşı koyamadığım busene
    ne kırgınlığım kalır ne de öfkem
    içimi ruhumu sarar tüm sıcaklığın
    sinemde öpüp kokladığım ipek saçların
    ah benim deli esen hırçın rüzgarım..
    elbet bir gün gelir durulursun
    biter hoyrat esen fırtına ruhunda
    durgun bir deniz bir gün doğumu olursun
    işte o zaman varıp ak saçlı anacığının koynuna
    yine sessizce sokulur musun?
    yıllar önceki gibi başını koyup dizlerime
    okşayarak saçlarını bakarım gözlerinin içine
    sevgiyle hasret dolu göz yaşlarım değer belki
    o güzeller güzeli gülümseyen yüzüne..
    sakın unutma anacığının yüreğinde
    sıcacık kocaman bir sevgin var
    unutturmasın bunu sana sakın ha! başka sevdalar
    ne esen deli yeller nede fırtınalar
    asla soğutmaya yetmez
    bu yürek seni sevmekten
    asla vazgeçemez
    ta ki ölüm bizi ayırana dek..
    canım!
    yüreğimin parçası
    karagözlü gül yüzlü oğlum..
    hep mutlu ol ve daima gülümse..

    27 ocak 2003

    Filiz Turan


    Hayat
    Katılımcı

    Dağıt saçlarını,bahar rüzgarları kokunu getirsin bana..
    Coşsun deli gönlüm sevdadan yana,
    Yağmurlar süzülsün gökten yerlere..
    Deli gönlüm binsin küheylanına,
    Sürsün atını sevgi ormanına doğru…
    Yorulsun ayakları mor dağlara çıkarken,
    Bulutlara selam dursun,kanatlansın..
    Semada meleklere sorsun seni,
    Alıp getirsinler saçlarına gönlümü bağlayarak..
    Çıkarsınlar beni hasret zindanından..
    Bağışlasınlar bana hürriyetimi,
    Yetim kalan günlerimi yaşayayım yeniden…
    Gönül değirmeninde,un yerine yüreğimi öğüteyim,
    Aksın kanımdan çarkının pervanelerine düşsün gözyaşlarım…
    Azık olsun sevgililere bedenim,
    Kuzular meleşsin,çayırlarımda çiğdemler toplasın çocuklar..
    Gülsün yüzü coşkun derenin,
    Çıkagelsin karlı dağlardan kopan kardelenim…
    Dağıt saçlarını rüzgarlara,kokun gelsin ötelerden…
    Mısralarda yerini alsın fildişi tarağım,
    Tarasın şiirimde ellerimle ipek saçlarını,
    Okşasın yüzünü,resimdeki fırçam,
    Nakış nakış işlesin hayalini bağrımın yüzüne..
    Çık gel ki baharda,
    Coşkun sele karışsın hasretimin gözyaşları…
    Aşkla dönsün gönül değirmenim,
    Sevenler beklemesin sıcak tandır ekmeğini,
    Umudu katık olmasın gidenlere..

    #100034394

    Hayat
    Katılımcı

    Gün gelir bunları da unutursun
    Gün gelir gözyaşını kurutursun
    Gün gelir bunları da unutursun
    Gün gelir yüreğini avutursun
    Zamanla öyle değişirki insan
    Gün gelir ateşini soğutursun

    Ağlama yaşamak kumar olsada
    Ağlama seni vuran yar yar olsada
    Ağlama mevsim sonbahar olsada
    Ağaclar ayakta ölür
    Ağlama seni vuran yar olsada
    Ağlama saclarında kar olsada
    Ağlama yaşamak kumar olsada
    Ağaclar ayakta ölür

    Şimdiki aklınla yeniden başlaya bilseydin herşeye
    Pişmanlıkların olmazdı bugüngü kadar
    Doya doya gülmeleri zaten unuttun
    Ve sevmeleri
    Ve sevilmeleri
    Seneler nasıl da su gibi aktı
    Hatırası bile öyle uzak ki
    Başını koyupta bir omuza
    Güzel şeyleri duymayalı cok oldu
    Lanet olsun
    Varsın kimseler bilmesin hayatta mısın
    Ah“Bu şarkıların gözü kör olsun“

    Gün gelir hayata yine doğarsın
    Gün gelir kahrolduğuna yanarsın
    Gün gelir hayata yine doğarsın
    Gün gelir üzüldüğüne yanarsın
    Yüzünde acı bir gülümseyişle
    Anarsın geçmiş günleri anarsın

    Ağlama seni vuran yar olsa da
    Ağlama saçlarında kar olsa da
    Ağlama yaşamak kumar olsa da
    Ağaclar ayakta ölür
    Ağlama seni vuran yar olsa da
    Ağlama buraya kadar olsa da
    Ağlama sonu intihar olsa da
    AĞAÇLAR AYAKTA ÖLÜR …

    #100034367

    Hayat
    Katılımcı

    Masalı dinlenmeyen geceler içindeyim,

    Tılsımı tutmayan düşlerle, /Deşilmemiş yaralarım henüz,

    Terkedilmiş bir manastır hüznü gözlerim,

    Rüzgarlı yalnızlıklarda başıboş dokunuşlar,

    Körlenen bir ressamın, /Körelen elleri ellerim..

    Çiziliyorum beyazdan, /Bakışlarım sessizlik,

    Mevsim öğüten kuşlar gibi, /Yapım ekinde susuzluk..

    Köşesi kıvrılan defterlere düşüyor öpüşlerim,

    Telafisiz,

    Adı (mut)suzluk…

    #100033363

    Konu: ..ANAM..

    forumda ..ANAM..

    Aysun
    Katılımcı

    Doğurdun beni hacel arada kör karanlık bir gecede
    On altı yaşında beni İstanbul a saldın anacım
    Ama inan göbeğimi kopartığında;
    Bu kadar canım yanmamıştı
    Belki bu yüzden bu yüzden anacığım yüzüm gözüm kırık dolaşırım hala
    Avuçlar dolusu ağladım yalnızlığımda pek belli etmeden
    Ama en çok babam buzağımı kestiğinde ağlamıştım
    Şimdi bunlar nerden çıktı deme bana
    hep konuşmak istemişimdir yıllar yılı
    Ama olmadı
    Beklide kalabalık sülale olmanın bedeli
    Bir sofrada kahvaltıya doyamadım anacığım bırakta konuşayım
    Beklide ölesim gelmiş kim bilir bırakta ağlayayım
    Buralarda insanlar araba ve elbise markalarını ezberlerler
    Bense ayrılıkları
    Bazıları yazlıklara gitmeye özler
    Bense gübre kokulu anneme kavuşmayı özlerim
    Kendimi kızılağaçlar arasında kaybediyorum zaman zaman
    Başıma bastığın toprağın kokusu vuruyor anam anacığım
    Anacığım bilirsin üniversiteyi Almanya da ki eniştemin parasıyla bitirdim
    Düzensiz harcamalarımı da bilirsin aç kaldım zaman zaman
    Ama onursuz hiçbir zaman
    Hiçbir zaman da gücenmedim yedi bölgeli ülkeme
    Çok küfür ettim onursuzlara vazgeçmem derdim
    Düşüncelerimden dolayı çok uğraştılar benimle
    Kökü toprakta karayemiş fidanı gibi direndim dimdik onurla
    İki kez silahlı saldırıya uğradım ağustos ayında ise ekinler sararırken doğduğum şehirde uyandım
    Beş yaşındayken âşık oldum lisedeyse öğretmenime ablamın ve senin müdahalene karşı
    Velhasıl çok sevdim kadınları anacım aldattıklarımda oldu aldatıldığım da ama asla konuşmadım arkalarından
    Hele sana lacivert gözlü torun veremedim ya ben yine hayırsız oğlunum senin
    Kimsenin önünde eğilmedi bu asi başım
    Bize ilkokulda öğretti öğretmenlerimiz Celal Bahçekapılı Nuri Gazioğlu ve Orhan Yavuz
    İleriyi görmek için başımızı hep dik tutmayı onlardan öğrendik
    Bu yüzden anacığım işte bu yüzden güneşin bile üzerine yürüdüm gölgemi geçmek için
    İyide oldu uzakta kırılan söğüt dalını gördüm acısını da
    Mısır püskülünü rüzgârda salınmasını seyrettim bahtiyarlığını da
    Karşı yamaçtaki evde doğum sancısından ve de fakirlikten tahtayı ısıran kadının acısını duydum yüreğim derinlemesinden orta yerinden yarılarak
    Şimdi gelelim sana beni iyi dinle koca çınarım
    Kemal Dursun ve Rüştü Er iyi doktordur ilaçlarını bir defa olsun saatinde al be anacım
    Öyle kolay pes etmek yok yaşamakta direneceğiz ve kahretsin ki buda bizim elimizde olan bişey anacığım
    Duyduğuma göre abimin resmini ahırda inekle buzağının arasına asmışsın benim koca anacığım millet senin kara bıyıklı oğluna sevdanı bilemez gülecekler sana
    Mektubumdaki üzünçlerimden babama bahsetme beni kırsada yıkamaz bu kirli şehir hem kolay okuyasın diye büyük harflerle yazdım kolayına gelipte ablama okutma cumhuriyet kadını evet anam yine kirpiklerim tuzlandı yine galiba şimdilik bu kadar
    Seni ilkbaharda patlayan tohumun hışırtısı kadar masum öpüyorum ve seni kardelen çiçeğinin özlemiyle kucaklıyorum
    Biliyorum bu son sözlerden bir şey anlamadın ve beni sövdürmeye başlıyorsun
    O zaman al sana al sana anderin mastisi seni çok seveyirum hayırsız oğlun

    #100033215

    aykiri
    Katılımcı

    Sen gideli rüzgar durdu esmiyor
    Şarkılar yetim yok artık gül kokulu sabahlar
    Yokluğun durmadan kanatıyor içimi
    Karanlık sokaklarda yürüyorum yüreğimde yangınlar
    Yüzünü arıyorum bilmedik kapılarda
    Özlediğim gülüşünü filizlenen tomurcukta
    Sesini arıyorum kalabalık meydanlarda
    Birbirine karışan seslerin arasında
    yoksun, dönüp geliyorum yalnız gecelerin koynuna
    Sensiz şafaklara uyanıyorum…

    Göğsümün üatünde bir değirmen taşı
    Durmadan öğütüyor umutlarımı
    Hangi taşı kaldırsam altında gözyaşları
    Frezyalar üzgün açmıyor kasımpatıları
    Yarım şiirlerin çığlığı geliyor uzaklardan
    Suskun kederli ışıkları görünüyor Karşıyaka’nın…

    Akşam inerken usulca
    Yeşil bir deniz vuruyor kendini kayalıklara
    Çiçeğini döküyor elma ağaçları
    Gök gözlerime doluyor hasret yüreğime
    Üşüyor yüreğim kıskacında acıların…

    Gitme ne olur
    Bırakma beni hasretinle
    Bu ölümsüz yalnızlıklarda
    İtme beni yokluğunun cinayetine
    Beni kör kuyularda bırakıp gitme
    Acıt ağlat öldür beni istersen
    Ama yokluğunla yok etme beni ne olur.

    #100033109

    kulum
    Katılımcı

    Can özüme baht okları atılır;
    Aşk derdiyle güle dönmüş nâr benim!..
    Söz gevherim, diyâr diyâr satılır;
    İnci, mercan, elmas, yakût, dür benim!..

    Sel misâli coştum, taştım, duruldum;
    Kırk menzilde kör nefsimle soruldum!..
    Çilem doldu aşk elinden vuruldum;
    Dört kapıda yanıp tüten kor benim!..

    Çektim zaman perdesini edeple;
    Her ibreti, hikmet bildim sebeple!..
    Takvâ gülüm seçilir mi neseple?..
    Yazan yazmış hayır benim, şer benim!..

    Mâ’rifette bir can eler eleğim;
    Kara kışta gonca tutar yüreğim!..
    Kaç kez doldu bu aşk denen peteğim?..
    Ayet ayet bu okunan nûr benim!..

    Gam bulutum, rahmet olur dökülür;
    Can evimden benlik taşım sökülür!..
    Vuslât diye can bedenden çekilir;
    Nefis bende kolay benim, zor benim!..

    Sevgi bende, sevda bende, aşk bende;
    Bir can için ten öğüten çark bende!..
    Var içinde bir ilâhî fark bende;
    Tâ Elest’ten çözülmeyen sır benim!..


    doner
    Katılımcı

    Bu dünyaya geldim mutlu olamadım
    Türlü işe girdim hiç beceremedim
    Ne yaptımsa asla dikiş tutturamadım
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Çoban oldum koyunları kurda kaptırdım
    Şoför idim arabamı trafikte çarptırdım
    Falcı oldum müşterilerimi sapıtırdım
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Kasap oldum hep etleri kokuttum
    Terzi oldum müşteriye mekik dokuttum
    Meyhaneci oldum sağı solu dağıttım
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Nalbant oldum develere nal çaktım
    Nalbur idim dükkânda rakı sattım
    Kuşçu oldum insanlara diş taktım
    Bu da kaderim imiş eyvallah dedim

    Manav idim ben sebzeleri çürüttüm
    Marangoz oldum felçlileri yürüttüm
    Göz doktoru idim görenleri kör ettim
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Piskolog idim aklımı mantığımı tükettim
    Doktor oldum bütün hastaları iks ettim
    Hemşire idim garip hastamı âşık ettim
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Pilot oldum milli piyango sattım
    Menajerdim güzel bayanlar tattım
    Kovboy idim denize kement attım
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Müteahhit oldum temelsiz bina yaptım
    Emlakçı idim bir evi on kişiye sattım
    Evim yuvam yoktu parklarda yattım
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    İmam oldum mevtayı yıkayamadım
    Koca oldum hatunla başa çıkamadım
    Seyis oldum at baktım ben bitlendim
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Morgu bekledim ölüden altın çaldım
    Talebe oldum pinekledim ben kaldım
    Gardiyan idim mahkûmları hep saldım
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Makinist oldum treni raydan çıkardım
    Kahveci idim kumarbaza bıçak salladım
    Berber oldum kulak kestim kül bastım
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Fordcu oldum mersedece tosladım
    Tırcı idim kaçak yurt dışına gazladım
    Bekçi oldum hırsızlarf göz yumdum
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Aşçı oldum mutfağımı fareler bastı
    Cellât oldum suçluyu hâkimler astı
    Avukat oldum müşteri bana küstü
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Değirmende un yerine çile öğüttüm
    Dadı idim bebeleri tıran tıran dağıttım
    Bakkal oldum sinekleri bir bir ürettim
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Mebus oldum seçmenlerimi görmedim
    Bakan idim ballalar börekler yedim
    Müdür oldum makam nedir bilmedim
    Bu da kader imiş eyvallah dedim

    Dönerim hep döndüm meslek aradım
    Bütün meslekleri tek tek taradım
    Şair oldum şiir yazdım pes dedim
    Yeter artık döner burda kes dedim

    DÖNER ÖZEKE
    11.07.2007

    #100032150

    Sevgi
    Katılımcı

    her mevsim varlığını yeniden üreten
    varlığını yeniden onaran
    kağıtlara düşmeyen gölgesiydi
    mürekkebe bulaşmayan ışık
    söze dökülemeyen sızı

    karlı bir kışın ortasında
    terleyen bıyıkların teniyle buluşan jilet
    mağrur bir kan lekesine gülümserdi
    bedenin yakarışını öğütlerdi bize
    o kan lekesi, göklerin geniş vatanlarını

    etin çıplak kelimeleriyle döndüğümüz
    kısrakların uysal teslimiyetinden
    susmayı öğütlerdi bize zaman
    bir deneyin bütün sıcaklığını
    susarak anımsamayı

    güneşin altında
    engin bir ölüm gibi beklerken kar
    beklerken balçık sıvalı duvarlar
    beklerken karlı sokaklar
    nasıl son bulabilirdi
    gecelerin kasıklarındaki sarsıntı
    arzunun çöl ülkesi
    ve niçin dağılsındı
    söylencelere sürülmüş
    geyiklerin duruşundaki yaralı endişe

    geçmişine eğildiği bir sığınakta
    hafızasının saydam yalnızlığında
    varlığı tarafından kuşatılmış bir adam
    dedi ki: biz işte böyle yaşadık

    #100032125

    Konu: KAYIP SEVDA

    forumda KAYIP SEVDA

    Sevgi
    Katılımcı

    Bir yandan türkü söyler
    Bir yandan yürür ağlıyarak,
    Sevdası rüzgâr gibi iter
    Dere boyunca yalnayak.

    Nilüferler gibi solgun Ophelia!
    Yanaklarına yapışır saçları.
    Açılır etekleri suyun yüzünde,
    Seyrederdi söğüt ağaçları.

    İnsan kalbi o zamanlar da vardı
    Daha küçüktü, daha kırmızıydı ama şimdikinden
    Kopardılar kalbini Ophelia’nin
    Nilüferler gibi sarardı.

    Şimdi de kızlar sokaklarda,
    Minnacık eller, ayaklar, saçlar.
    Ama nerde onlar, nerde Ophelia
    Nerde evvel zaman içindeki aşklar.

    Sevdamız kayboldu zamanlarda.
    Dişi ceylânla erkek ceylân
    Ayrı yönlere koşar gider.
    Bir sevişmek kaldı romanlarda.

    #100031968

    Konu: GÜN BOYUNCA

    forumda GÜN BOYUNCA

    Sevgi
    Katılımcı

    gün boyunca damladı
    güneşin altın saçlarından
    doyumsuz bir ezgi
    kavakların uzunluğuna
    gün boyunca
    terledi yapraklar
    hışırdadı dallar boynuma
    başları dönerek eriştiler buluta
    avuçlarım yapıştığında aydınlığa
    seninle bir nefes sessizlik
    bir fısıltı yağmuru
    okyanus dolusu özlem ektik
    dağların duvarlarına
    gün boyunca
    ipek kuşlar uçurduk
    bir küçük pencereden
    doğayı öğüttük
    umut değirmeninde
    kucak dolusu
    zamanlara uçtuk
    gün boyunca

    gün boyunca göğsümüze
    yeniden dolsak
    tan, gül ve ışık
    pırıl pırıl günlere
    ardışık
    sevgi duşuyla başlasak

    #100031945

    İklima
    Katılımcı

    Ben Yozgatlı Murat…Bir minik kuzu…
    Girince böğrüne bir ince sızı
    Anam, al kınayı yaktı başıma
    Şahadet suyunu döktü başıma
    Bir beyaz buluta bindirdi beni
    Çanakkale için indirdi beni
    Geride bin parça yürek bıraktım
    Anamın sözünü göğsüme taktım:
    ?Vatan kurtulmadan ölünmez oğul
    Sen ölürsen vatan bölünmez oğul! ?

    Ağrı?dan, Bitlis?ten, Van?dan gelenim
    Akın akın dört bir yandan gelenim
    Adıyaman, Urfa, Samsun neresi
    Çanakkale dersen, aha şurası
    Gelmemek olmazdı benim bildiğim
    Düğün davetiydi koşup geldiğim
    Efeler zeybekte, dadaş bardadır
    Çayda çıra, horon, halay burdadır
    Sağdıca bayrakla kanımı verdim
    Damada armağan canımı verdim

    Seyit Onbaşı?yım sırtım demirden
    Üç yüzlük mermiyi alırım yerden
    ?Ya Allah! ? diyerek şaha kalkarım
    Topların sevinci kalmasın yarım
    Mermiyle beraber ben de giderim
    Vatana borcumu böyle öderim
    Zemzemle yıkanır bu koca deniz
    Gülistana döner Çanakkale?miz
    Adımıza destan dizsin ozanlar
    Unutmasın bizi tarih yazanlar

    Anzak askeriyim olmaz olaydım
    Boğazlar önüne gelmez olaydım
    Çıplak gözle görülmeyen ordular
    Kale gibi karşımızda durdular
    Kellesi koltukta vuruşan vardı
    Eyvah! Çanakkale dünya kadardı
    Cengaverin adı Gazanfer olmuş
    Mehmetçik ezelden muzaffer olmuş
    Cihanda bir yiğit gördüm yine de
    Mutlu bir ölüyüm Çanakkale?de

    Mustafa Kemal?im altın yeleli
    Zulme baş eğmedim arşa geleli
    Çanakkale savaş değil mahşerdi
    Şehitlerin vuruştuğu bir yerdi
    ?Bedr?in aslanları? yalın kılıçtı
    Barbaros denizde delikler açtı
    Ulubatlı Hasan ok atıyordu
    Rabb?im bize zafer yaratıyordu
    Dedem Korkut geldi soy soylamaya
    Ebedî yurdumda boy boylamaya:

    ?Ergenekon denen bir ulu yerden
    Geldim ki ordumuz gelir seferden
    Malazgirt?te Alparslan?ı görendim
    Söğüt?te postumu yere serendim
    Yıldırım?da ümidimi bulmuştum
    Fatih?le çağları süsledi muştum
    Çanakkale tâcı oldu tarihin
    Birlik olun, dirlik olun, sevinin
    Elde kopuz başlayalım türküye
    Haşre kadar hür yaşasın Türkiye! ?

    Yusuf Dursun

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 72) görüntüleniyor